İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Cemal Sadak Başvurusu (B. No: 2013/2666)

1. Başvurucu, terör olayları nedeniyle köyünü terk etmek

Başvuru No2013/2666Tarih28 Mayıs 2014Okuma13 dk · 2.500 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Cemal Sadak Başvurusu

Karar tarihi
28 Mayıs 2014
Başvuru Numarası
2013/2666
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.500 kelime·13 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, terör olayları nedeniyle köyünü terk etmek

zorunda kaldığını, uğradığı zararların karşılanması amacıyla tazminat

komisyonuna yaptığı başvurudan ve sonrasında açtığı davadan bir sonuç

alamadığını belirterek Anayasa’da düzenlenen mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 16/4/2013 tarihinde

Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan

ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 11/6/2013

tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın

Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 28/5/2014

tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAYLAR VE

OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Siirt ili Eruh ilçesi Ormanardı

Köyü Berzani Direş mevkiinde ikamet etmekte iken

meydana gelen terör olayları nedeniyle köyünden göç etmiştir.

7. Başvurucu, 2/12/2005 tarihinde,

göç etmesi nedeniyle uğramış olduğu zararların karşılanması talebiyle,

17/7/2004 tarih ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkındaki Kanun kapsamında kurulan Siirt Valiliği Zarar Tespit

Komisyonu Başkanlığına (Komisyon) başvuruda bulunmuştur.

8. Komisyon, 30/11/2010 tarih ve

2010/2-6344 sayılı kararıyla, söz konusu yerleşim yerinin boşaltılmadığını,

köydeki seçimlerin düzenli yapıldığını, 1987 yılından bu yana köyde kadrolu din

görevlisinin bulunduğunu ve nüfus sayımlarında önemli miktarda nüfus tespit

edildiğini, dolayısıyla talebin 5233 sayılı Kanun kapsamına girmediğini

belirterek başvuruyu reddetmiştir.

9. Komisyonun verdiği ret kararı üzerine başvurucu,

Diyarbakır İdare Mahkemesine (Mahkeme) işlemin iptali için dava açmıştır.

Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 27/12/2011 tarih ve

E.2011/252 ve K.2012/2706 sayılı kararıyla, söz konusu yerleşim yerinin tamamen

boşaltılan yerlerden olmadığı, geçici köy koruculuğu sisteminin bulunmadığı,

köydeki seçimlerin düzenli yapıldığı, nüfus sayımlarında önemli miktarda nüfus

tespit edildiği, köyde din görevlisi kadrosunun her dönem dolu olduğu ve

başvurucunun kişisel güvenlik kaygısı nedeniyle göç etmesinden dolayı uğradığı

zararların idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığı gerekçesiyle

davanın reddine karar verilmiştir.

10. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay 15.

Dairesinin 15/11/2012 tarih, E.2012/1522 ve

K.2012/10607 sayılı kararıyla onanmıştır.

11. Başvurucu, Danıştay 15. Dairesinin temyiz talebinin

reddine ilişkin kararının 28/3/2013 tarihinde

kendisine tebliğinden sonra 16/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 5233 sayılı Kanun’un “Amaç”

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara

uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri

belirlemektir.”

13. Aynı Kanun’un “Kapsam”

kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

“Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanunun

kapsamı dışındadır:

…

d) Terör dışındaki ekonomik ve sosyal

sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle

bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar.”

14. Aynı Kanun’un “Karşılanacak

Zararlar” kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla

karşılanabilecek zararlar şunlardır:

a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer

taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar.

b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm

hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri.

c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından

kaynaklanan maddî zararlar.”

15. Aynı Kanun’un “Zararın

Tespiti” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“7 nci

maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî

mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar

görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz

önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına

uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile

belirlenir.”

16. Danıştay 10. Dairesinin 30.12.2008 tarih ve E.2008/4141,

K.2008/9584 sayılı kararı şöyledir:

“…Öte yandan; kişilerin malvarlıklarına ulaşamamaları nedeniyle uğradıkları zararların

5233 sayılı Yasa uyarınca tazmini; köyün, idarece veya köy halkı tarafından

tamamen boşaltılması halinde mümkün olabileceğinden; Mahkemece bozma

kararı üzerine davacının ikamet ettiği köyün boşaltılıp boşaltılmadığının

araştırılmasından sonra bir karar verilmesi gerektiği tabiidir.

…”

17. Danıştay 10. Dairesinin 31/12/2008

tarih ve E.2008/5548, K.2008/9733sayılı kararı şöyledir:

“…5233 sayılı Yasanın yukarıda aktarılan maddelerinin

değerlendirilmesinden; kişilerin malvarlıklarına ulaşamaması nedeniyle

uğradıkları zararın 5233 sayılı Yasa uyarınca tazmininin, terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler sonucu meydana gelmesi şartına bağlı

bulunduğu; başka bir ifadeyle, köyün, idarece

veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılması halinde söz konusu zararların

tazmini yoluna gidilebileceği; güvenlik kaygısına dayansa dahi,

terör olayları sonucu köyü terk edenlerin malvarlıklarına ulaşamaması nedeniyle

uğradıkları zararın, sadece köyün idarece veya köy halkı tarafından tamamen

boşaltılması halinde ve köyün boşaltılmasından köye dönüşün başladığı tarihe

kadar geçen süreçle sınırlı olarak tazmininin mümkün olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

Zira, boşaltılan bir köye dönüşün başlaması, o köyde güvenli bir şekilde

yaşayabilme olanaklarına kavuşulduğu anlamına gelmektedir. Köye dönüş için

sağlanması zorunlu olan asgari güvenlik düzeyi ölçütünün ise objektif olması

gerektiği; başka bir anlatımla, köye geri dönen ve dönmeyen kişilere göre

değişmemesi gerektiği de tabiidir.

Bu kabule göre,

uyuşmazlığa konu olayda, davacının terör olayları sonucu terk ettiği Yoncalıbayır Köyü'nde bulunan malvarlığına ulaşamamasından

kaynaklanan zararının; sadece köyün boşaltılmasından, köye dönüşün başladığı

tarihe kadar geçen süreçle sınırlı kalmak kaydıyla tazmini olanaklı

bulunduğundan, davalı idarece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu 1 yıllık

süre üzerinden hesaplanan miktarın ödenmesi yolundaki dava konusu işlemde

hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

…”

18. Danıştay 10. Dairesinin 20.2.2009 tarih ve E.2008/6679,

K. 2009/1227 sayılı kararı şöyledir

“…Dava konusu olayda;

komisyonca düzenlenen tutanaklarda da belirtildiği üzere, Alluç

Köyü'nde herhangi bir terör olayının meydana gelmediği; bununla birlikte, 1993

yılında bölgede yaşanan terör olayları nedeniyle köye geçici köy koruculuğu

sisteminin getirildiği, koruculuğu kabul edenlerin köyde ikamet etmeye devam

ettiği, diğerlerinin ise koruculuğu kabul etmedikleri için ve yaşanan terör

olayları sonucu duydukları güvenlik kaygısı nedeniyle köyden göç ettikleri

hususlarında çekişme bulunmamaktadır.

Buna göre, sadece geçici köy korucularının yaşadığı köyün,

güvenli bir yerleşim yeri olduğundan bahsedilemeyeceği açık olup; güvenlik

kaygısı nedeniyle köyü terk eden davacının 5233 sayılı Yasa

kapsamında uğradığı bir zararı olup olmadığının tespiti ve saptanan zararının

tazmini gerekirken, başvurusunun reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde

hukuka uyarlık bulunmamakta ise de; bu husus, temyize konu kararın bozulmasını

gerektirecek nitelikte görülmemektedir.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 28/5/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 16/4/2013 tarih ve 2013/2666 numaralı bireysel

başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, terör olayları nedeniyle

köyünü terk etmek zorunda kaldığını, bu dönemde Siirt ili Eruh ilçesi Ormanardı Köyü Berzani Direş

mevkiinde kalan malvarlığına erişemediğini, uğradığı zararların karşılanması

amacıyla tazminat komisyonuna yaptığı başvurudan ve sonrasında açtığı davadan

sonuç alamadığını, ancak aynı köy ve mezrada oturan başka bir kişinin

başvurusunun Komisyon tarafından reddi işleminin Batman İdare Mahkemesinin

kararıyla, “korucu ailesi dışında kalan

diğer köy halkının yerleşim yerini terk etmiş olmasının, yerleşim yerini kısmen

terk eden köy halkının da güvenlik kaygısıyla köyden ayrıldığının kabul

edileceği ve bu nedenden dolayı malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan

maddi zararın 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanacağı kuşkusuz

olduğundan, köyün boşaltılmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin dava konusu

işlemde hukuka uyarlık bulunma”dığı

gerekçesiyle iptal edildiğini ve bu durumun kendisi hakkında verilen kararla

çelişki oluşturduğunu belirterek Anayasa’da düzenlenen adil yargılanma ve

mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

22. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz bir takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz bir takdir hatası

veya açık keyfilik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez

(B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

23. Başvurucunun iddiaları

incelendiğinde, başvurucu, İdare ve Mahkeme tarafından 5233 sayılı Kanun’un

yanlış yorumlanması ve delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu ikamet ettiği

köyün boşaltılmadığı sonucuna ulaşıldığını, ancak yine aynı köyde ikamet eden

bir başka kişinin aynı taleple açtığı davada Batman İdare Mahkemesinin

kararıyla Siirt ili, Eruh ilçesi, Ormanardı köyünde

korucu ailesi dışında yaşayan kimsenin bulunmadığı, diğer köy halkının yerleşim

yerini terk ettiği, dolayısıyla anılan köyün boşalan köylerden olduğu

gerekçesiyle iptal kararı verildiğini, bu şekilde verilen çelişkili kararlar

sonucu uğradığı zararların tazmin edilmediğini ileri sürmektedir.

24. Başvurucunun taleplerinin reddine ilişkin 30/11/2010 tarihli Komisyon kararı ve derece mahkemelerinin

karar gerekçeleri incelendiğinde, iddiaların özünün 5233 sayılı Kanun’un

kapsamına ilişkin hükümler içeren 2. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde

yer verilen “Terör dışındaki ekonomik ve

sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi

istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları

zararlar.” ifadesinin Komisyon ve derece mahkemeleri tarafından

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

25. Başvurucu her ne kadar iddialarını

adil yargılanma hakkının yanı sıra mülkiyet hakkına dayanarak ileri sürmüşse

de, başvurucunun dava ve temyiz dilekçelerinde de aynen ileri sürdüğü bu

iddialarının idari makamların ve mahkemelerin delilleri değerlendirmesine ve

konuya ilişkin hukuk kurallarının mahkeme tarafından yorumlanmasına ilişkin

olduğu, nihai olarak lehine olmayan mahkeme kararının sonucundan şikâyet

edildiği, bununla birlikte başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların ve delillerin

derece mahkemeleri tarafından değerlendirilerek karşılandığı anlaşılmaktadır.

26. Nitekim Komisyon’a yaptığı başvurunun reddi üzerine

başvurucunun söz konusu işlemin iptali için açtığı davada Diyarbakır 2. İdare

Mahkemesi, 23/11/2011 tarih ve E.2011/252, K.2011/2706

sayılı kararında 5233 sayılı Kanun kapsamında hangi hallerde uğranılan

zararların tazmin edilebileceğini şu şekilde ifade etmiştir:

“5233 sayılı Yasanın yukarıda aktarılan

maddelerinin değerlendirilmesinden; "terör eylemleri" veya

"terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler" sonucunda bir

yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması nedeniyle malvarlığına

ulaşamayan kişilerce uğranılan maddi zararın, sözü edilen Yasa hükümlerine göre

idarece sulh yoluyla ödenmesi gerekir. Bir başka deyişle, bir yerleşim yerinin

güvenlik nedeniyle idarece veya güvenlik kaygısıyla o yerleşim yerinde yaşayan halk

tarafından "tamamen" boşaltılmış olması halinde yerleşim yerinin

boşaltılmasından yerleşim yerine dönüşün başladığı tarihe kadar Yasada tek tek

sayılmak suretiyle belirlenen maddi zararın idarece karşılanması mümkündür.

Dolayısıyla, güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen

boşalmış olması nedeniyle malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi

zararın idarece ödenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

Yerleşim yerinin kısmen boşalmış olması, o

yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanağını sağlayan asgari

güvenlik şartlarının idarece yerine getirilmiş olduğunun nesnel bir

göstergesidir. Güvenlik kaygısının, yerleşim yerinde sürekli yasayan kişilere

ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişilere göre

değişmemesi gerekmektedir. Terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku ve

endişe karşısında her bireyin farklı tepki göstermesi mümkündür. Bu nedenle,

kişiden kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının yukarıda

belirtildiği şekilde nesnel bir ölçüte dayandırılması zorunludur. Ancak, bir yerleşim yerinde meydana gelen terör olayları nedeniyle

yerleşim yerinde sadece köy korucuları ile bunların aileleri kalmış, diğer köy

halkının yerleşim yerini terk etmiş olması halinde, bir başka İfade ile bu

şekilde bir yerleşim yeri kısmen boşalmış ise yerleşim yerini kısmen terk eden

köy halkının da güvenlik kaygısıyla köyden ayrıldığının kabul edileceği ve bu

nedenden dolayı malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın 5233

sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanacağı açıktır.”

27. Mahkemenin kararında Siirt ili Eruh ilçesi Ormanardı köyüne ilişkin şu değerlendirmelere yer verilerek

davacının (başvurucunun) uğradığını ileri sürdüğü zararların 5233 sayılı Kanun

kapsamında tazminin mümkün olmadığına ve davanın reddine karar verilmiştir:

“Dava dosyasında ve

Mahkememizin aynı köye ilişkin diğer dava dosyalarında (Örneğin; E:2009/294,

E:2009/291 esas sayılı dava dosyalarında) yer alan bilgi ve belgelerden; Ormanardı Köyünün ve bu köye bağlı hiç bir mezranın, Eruh

İlçe Jandarma Komutanlığı ile Siirt Valiliği tarafından sunulan

boşalan/boşaltılan köylere ilişkin listelerde yer almadığı, köyde geçici köy

koruculuğu sisteminin bulunmadığı, 1990-2000 yılları arasında yapılan Genel

Nüfus Sayımları ve Tespitlerine göre 1990 yılında 671, 1997 yılında 72, 2000

yılında ise 101 kişinin köyde yaşadığı, seçimlerde sandık kurulan merkezler

arasında Ormanardı Köyünün de yer aldığı, köyde din

görevlisi kadrosunun her dönem dolu olduğu görülmüştür.

Bu durumda, Ormanardı

köyünde, 5233 sayılı Kanun kapsamına giren dönemlerde normal yaşam düzeyini

sağlayacak güvenlik ortamının bulunması ve kişisel güvenlik kaygıları sonucu

yaşadığı köyü terk edenlerin uğradıkları zararların anılan Kanun kapsamında

karşılanma olanağı bulunmaması karşısında, davacı tarafından yapılan başvurunun

reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamıştır.”

28. Mahkemenin bu kararı, 5233 sayılı

Kanun’un 2. maddesinin yorumu kapsamında başvurucuların zararının tazmin

edilebilmesi için köyün ya da mezranın tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya

anılan yerleşim yerlerinde sadece geçici köy korucularının kalması şartını

arayan Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına (§§ 16–18) uygun olup herhangi bir

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermemektedir.

29. Başvurucu, aynı köy ve mezrada oturan başka bir kişinin

talebinin Komisyon tarafından reddine rağmen söz konusu işlemin Batman İdare

Mahkemesinin 25/12/2012 tarih ve E.2012/3342,

K.2012/6519 sayılı kararıyla, “korucu ailesi

dışında kalan diğer köy halkının yerleşim yerini terk etmiş olmasının, yerleşim

yerini kısmen terk eden köy halkının da güvenlik kaygısıyla köyden ayrıldığının

kabul edileceği ve bu nedenden dolayı malvarlığına ulaşılamamasından

kaynaklanan maddi zararın 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece

karşılanacağı kuşkusuz olduğundan, köyün boşaltılmadığı gerekçesiyle reddine

ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunma”dığı gerekçesiyle iptal

edildiğini ve bu durumun kendisi hakkında verilen kararla çelişki oluşturduğunu

ileri sürmektedir.

30. Halbuki başvurucunun değindiği Batman İdare Mahkemesinin

anılan kararı Danıştay 15. Dairesinin 18/09/2013 tarih

ve E.6385, K.5343 sayılı kararıyla şu gerekçelere yer verilerek bozulmuştur:

“İdare Mahkemesi

tarafından; İlçe Jandarma Komutanlığı'nın 04.07.2009 tarihli yazısında, Ormanardı Köyü'nün "dolu" ve "koruculuk

sisteminin bulunmadığı" belirtilmesine karşın, aynı idarenin 22.11.2011

tarihli yazısında, "koruculuk sisteminin bulunduğu ve her aileden bir

bireyin korucu olduğunun" ve "1993-1998 yılları arasında korucu

ailesi dışında yaşayan kimsenin bulunmadığının" belirtilmesi nedeniyle,

korucu ailesi dışında kalan diğer köy halkının yerleşim yerini terk etmiş

olmasının, yerleşim yerini kısmen terk eden köy halkının da güvenlik kaygısıyla

köyden ayrıldığının kabul edileceği gerekçesiyle Ormanardı

Köyü'nün boşaldığı sonucuna varılmış ise de; İdare Mahkemesi kararına dayanak

alınan Jandarma tutanağının Köy Muhtarı Yavuz Teymur

ve Köy Azası Aydın Nas'ın ifadeleri doğrultusunda

düzenlendiği ve anılan kişilerden Aydın Nas'ın, 5233

sayılı Kanun kapsamında tazminat istemi ile davalı idareye başvurusu olduğu

dikkate alındığında, karara dayanak alınan beyana dayalı Jandarma tutanağına

itibar edilemeyeceği açıktır.

Buna göre, davacının ikamet ettiği Siirt İli,

Eruh İlçesi, Ormanardı Köyü'nün "terör

eylemleri" veya "terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler" nedeniyle idarece veya köy halkı tarafından tamamen

boşaltılmadığı sonucuna varılmıştır.

Nitekim, Batman İdare Mahkemesince, aynı yerleşim yerine ilişkin olarak

yerleşim yerinin boşaltılmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak

verilen kararlar (E:2012/2070, E:2012/1798, E:2012/1377, E:2012/10097,

E:2012/8635, E:2012/10533...) dairemizce onanmıştır.

Bu durumda, davacının başvurusunun reddine

ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından aksi yönde verilen

mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.”

31. Dolayısıyla, başvurucunun ileri sürdüğü gibi, aynı köye

ilişkin 5233 sayılı Kanun’un uygulama kapsamının belirlenmesi konusunda

birbiriyle çelişkili kesinleşmiş mahkeme kararları bulunmadığı anlaşılmaktadır.

32. Böylelikle başvurucunun mülkiyetinde bulunan mallarını

terör dolayısıyla terk etmediği Danıştayın onaması

sonucu kesinleşen mahkeme kararıyla tespit edilmiştir. Bu şekilde bir tespitin

doğal sonucu ise başvurucunun mülkiyet hakkına 5233 sayılı Kanun’un kapsamına

girecek şekilde müdahalede bulunulmadığıdır. Anayasa Mahkemesi açısından bu

tespitten ayrılmayı gerektirecek herhangi bir husus bulunmadığından mülkiyet

hakkı açısından ayrı bir değerlendirme yapılmayacaktır (B. No: 2013/3008, 6/2/2014, § 48).

33. Açıklanan nedenlerle, başvurucu

tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu,

mülkiyet hakkı kapsamında bir inceleme yapılmasının mümkün olmadığı ve derece

mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de içermediği

anlaşıldığından başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun “açıkça dayanaktan yoksunluk” nedeniyle, KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin

başvurucu üzerinde bırakılmasına,

28/5/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Cüneyt DURMAZ Başvurucu : Mehmet Cemal SADAK Vekili : Mahmut ERTEK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2666, 28 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olaylar Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. K. 2009/1227 sayılı kararı şöyledir
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılama giderlerinin
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2666
Tarih
28 Mayıs 2014

İlgili Kararlar

  • İsa Demirkaya Başvurusu (B. No: 2013/6882)
  • Mukaddes Özen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7740)
  • Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2013/1280)
  • Mehmet Haberal Başvurusu (B. No: 2014/1050)
  • Mehmet Çelik Başvurusu (B. No: 2013/7562)
  • Remzi Kuş Başvurusu (B. No: 2013/731)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.