İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mukaddes Özen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7740)

1. Başvurucular, 29/6/2004 tarihinde İskenderun 1. Asliye

Başvuru No2013/7740Tarih8 Mayıs 2014Okuma18 dk · 3.646 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mukaddes Özen Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
8 Mayıs 2014
Başvuru Numarası
2013/7740
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.646 kelime·18 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, 29/6/2004 tarihinde İskenderun 1. Asliye

Hukuk Mahkemesinde açtıkları tazminat davasında ihtiyati tedbir kararının

kaldırıldığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek tazminat talep

etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 30/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine

doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 29/11/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 19/12/2013 tarihli ara

kararı gereğince, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 10/1/2014

tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucuların murisi 27/4/2004 tarihinde meydana gelen

trafik kazası sonucu vefat emiştir.

8. a) İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığınca, trafik kazasına

sebebiyet veren sürücü İsmet Güneş hakkında İskenderun Ağır Ceza Mahkemesine

açılan dava sonunda Mahkemece, 12/12/2006 tarih ve E.2005/439, K.2006/558

sayılı kararla; sürücünün 4/8 oranında kusurlu, müteveffanın kusursuz olduğu

gerekçesiyle 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesinin

(2) numaralı fıkrası gereği neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiştir.

b) Temyiz üzerine,

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15/3/2012 tarih ve E.2012/12953, K.2012/7375

sayılı ilamıyla; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde

düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair düzenlemenin

değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.

c) Mahkemece bozma

kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 14/8/2012 tarih ve E.2012/125,

K.2012/158 sayılı kararla; sanığın 30/7/2011 tarihinde vefat etmesi nedeniyle

kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.

9. Başvurucular, murisin anne ve babası ile kardeşleri,

29/6/2004 tarihinde araç sürücüsü İsmet Güneş, aracın tescil sahibi İbrahimoğulları Oto Lastik İth. İhr. Ltd. Şti. ve aracın

kiralayanı Özgüneyler Taşımacılık A.Ş. aleyhine

İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tazminat davasında,

davalıların kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduklarını ve zararlarının

doğduğunu ileri sürerek, maddi ve manevi zararlarının tazminini, davalılara ait

araçlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep emişlerdir.

10. İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/9/2004 tarih

ve 2004/465 esas sayılı yazısı ile davalılara ait araçlar üzerine ihtiyati

tedbir konulmuştur.

11. İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin kapatılması

üzerine yargılamaya İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/9 esas

numarasında devam edilmiştir.

12. Davalıların talebi üzerine, İskenderun 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 30/4/2013 tarih ve 2011/9 esas sayılı kararıyla araçlar üzerine

konulan ihtiyati tedbir kararı kaldırılmıştır.

13. Anılan karara yapılan itiraz, Mahkemece 17/9/2013 tarihli

duruşmada reddedilmiştir.

14. Yargılama İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin

E.2011/9 sayılı dava dosyasında devam etmekte olup, duruşmanın 1/7/2014

tarihine ertelendiği belirlenmiştir.

B. İlgili Hukuk

15. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

16. 6100 sayılı Kanun’un 394. maddesinin (3) ve (4) numaralı

fıkraları şöyledir:

“…

İhtiyati

tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü

kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati

tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler.

İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz

sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri

dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder;

gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz

üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.

…”

17. 6100 sayılı Kanun’un 396. maddesi şöyledir:

“(1) Durum ve koşulların değiştiği sabit

olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına

teminat aranmaksızın karar verilebilir.

(2) İtiraza ilişkin 394 üncü

maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.”

18. 13/10/1983 tarih ve 2918

sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesinin birinci fıkrası şöyledir

“Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya

yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın

bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından

kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu

teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen

sorumlu olurlar.”

19. 2918 sayılı Kanun'un 90.

maddesi şöyledir:

“Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat

konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin

hükümleri uygulanır.”

20. 22/4/1926 tarih ve 818

sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 41. maddesi şöyledir:

“Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile

haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine

mecburdur.

Ahlaka mugayir bir fiil ile başka bir kimsenin

zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine

mecburdur.”

21. 818 sayılı mülga Kanun'un

46. maddesi şöyledir:

“Cismani bir zarara düçar olan

kimse külliyen veya kısmen çalışmağa muktedir olamamasından ve ileride

iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün

masraflarını isteyebilir.

Eğer hükmün suduru

esnasında, kafi derecede kanaat ile cismani zararın

neticelerini tayin etmek mümkün değil ise; hükmün tefhimi tarihinden itibaren

iki sene zarfında hakimin, tetkik salahiyetini muhafaza etmeğe hakkı vardır.”

22. 818 sayılı mülga Kanun'un

47. maddesi şöyledir:

“Hakim, hususi halleri nazara

alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam

öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle

adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 8/5/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 30/10/2013 tarih ve

2013/7740 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

24. Başvurucular, 27/4/2004

tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu murislerinin vefat ettiğini,

29/6/2004 tarihinde sürücü, araç sahibi ve aracı kiralayanlar aleyhine

İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açtıklarını, Mahkemece davalılara

ait araçlar üzerine tedbir konulduğunu, 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin

kapatılmasından sonra yargılamaya İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde devam

edildiğini, 30/4/2013 tarihinde araçlar üzerindeki ihtiyati tedbirin

kaldırıldığını, uzun süre dosyanın bilirkişiye verilmediğini, bu sürede bir

davalının vefat ettiğini, yargılamanın uzun sürmesinde kusurlarının olmadığını,

davalıların kusuru sonucu kazanın meydana geldiği sabit olmasına rağmen karar

verilmediğini, yargılamanın halen devam ettiğini belirterek, adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespiti ile tazminat

ödenmesini talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

25. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde başvurucuların, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması ve

yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniyle adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucuların

anılan iddiaları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. İhtiyati Tedbir Kararının Kaldırılması

Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

26. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

27. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

28. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil

nitelikte bir kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kural

olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

29. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı

takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece

mahkemelerine başvurulmalıdır.

30. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları

önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline

ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz

(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

31. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

32. Başvuru konusu olayda

başvurucular, trafik kazasına dayalı olarak açtıkları tazminat davasında

Mahkemece, 14/9/2004 tarihinde davalılara ait araçlar üzerine konulan ihtiyati

tedbirin 30/4/2013 tarihinde kaldırıldığını belirterek, mülkiyet haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

33. Başvurucular tarafından

açılan tazminat davasından davalılara ait araçlar üzerine 14/9/2004 tarihinde

konulan ihtiyati tedbir kararı, 30/4/2013 tarihinde, para alacakları için

ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gerekçesiyle kaldırılmıştır.

34. Başvuruya konu davanın temel konusu, başvurucuların murislerinin

vefatı nedeniyle maddi ve manevi zararlarının tazminine ilişkindir. Davalılara

ait araçlar davanın konusu olmayıp, araçlar üzerine konulan ihtiyati tedbir

kararı, asıl dava sonucunda verilen kararın uygulanmasını kolaylaştırmaya

yöneliktir. Başvurucular lehine tazminata hükmedildiği takdirde, icra takibi

yapılarak tazminatların tahsil edilmesi mümkündür. Mahkemece verilen ihtiyati

tedbir kararı, tazminat davasının esasının çözümleneceği yargı kararı ile

birlikte değerlendirilebilir. Tazminat davası ise halen Derece Mahkemesinde

devam etmektedir. Tazminat davası devam ettiği sırada, davanın esasına ilişkin

başvuru yolları tüketilmeden ve hükmedilebilecek tazminatın tahsiline yönelik

başvuru yolları bitirilmeden, anılan davada verilen ve sadece dava sonucunda

başvurucular lehine hükmedilebilecek tazminatın tahsilini sağlamaya yönelik

ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının bu aşamada değerlendirilmesi mümkün

değildir.

35. Açıklanan nedenlerle,

ihtiyati tedbir kararının amacı dikkate alındığında, hukuk sisteminde

düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı

anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası Yönünden

36. Başvurucuların yargılamanın uzunluğuyla ilgili

şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul

edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle,

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

37. Başvurucular, murislerinin trafik kazası sonucu vefat

ettiğini, kusurları bulunan kişiler aleyhine açtıkları tazminat davasının halen

sonuçlanmadığını, makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

38. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

39. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

40. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

41. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

42. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

38).

43. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/12, 17/9/2013, § 43).

44. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

45. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

46. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre

değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin

ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle,

hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır

(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

47. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca,

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara

bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, başvurucuların murisinin

trafik kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle İskenderun 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtıkları tazminat davasında, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu’na ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

48. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gerekir.

49. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı

karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, somut tazminat

davasında başvurucuların Mahkemeye dilekçeyle başvurarak dava sürecini başlattığı

29/6/2004 tarihidir.

50. Sürenin bitiş tarihi ise, yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 52).

51. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak süre, 23/9/2012

tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren

geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

52. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma

ödevi yükler. Trafik kazası sonucu vefat eden kişinin mirasçılarının, bu fiil

sonucu ortaya çıkan zararlarının karşılanması için makul sürede yargı kararı

verilmesinde kişisel yararlarının olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

53. Somut başvuruda makul süre incelemesi yapılırken, trafik

kazası sonucu vefat eden kişinin mirasçıları tarafından açılan tazminat

davasının, başvurucular için taşıdığı değer ve başvurucuların kişisel yararı

göz önünde bulundurularak, yargılama sürecindeki gecikmelerin her biri

belirlenerek gecikmeye neden olan unsurlar ve bunların gecikmedeki etkisinin

tespiti ve bahsedilen makul süre kriterlerinin toplam etkisinin

değerlendirilmesi gerekmektedir.

54. Başvuru konusu olayda, başvurucuların murisinin sevk ve

idaresindeki araca, karşı yönden gelen aracın çarpması sonucu muris vefat

etmiştir. Başvurucular, murisin anne ve babası ile kardeşleri, toplam yedi

davacı, 29/6/2004 tarihinde, çarpışmaya neden olan aracın sürücüsü, tescil

sahibi ve aracı kiralayan aleyhine İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde

maddi ve manevi tazminat davası açmışlardır. Mahkemece düzenlenen tensip zaptı

sonrasında tarafların sosyal ve ekonomik durumları araştırılmış, delilleri

toplanmıştır. 2/3/2005 tarihli duruşmada dosyanın incelemeye alınmasına karar

verilmiştir. Tanık beyanının alınması için Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk

Mahkemesine talimat yazılmış, iki duruşmada talimat cevabı beklenmiştir.

16/11/2005 tarihli duruşmada Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine talimat

yazılarak aktüerya bilirkişisinden rapor alınmasına

karar verilmiş, ancak kararın gereği yapılmamıştır.

55. Yine yargılama sırasında, kusur oranlarının tespiti

amacıyla İskenderun Ağır Ceza Mahkemesindeki dava dosyasında yaptırılan

bilirkişi incelemesinin sonucu beklenilmiştir. Anılan raporun okunmasından

sonra Mahkemece, Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmasına ve

üç kişilik bilirkişi heyetinden maddi tazminatın miktarı konusunda rapor

düzenlenmesine karar verilmiştir. Bir duruşma sonra rapor gelmiş ve 20/9/2006

tarihli duruşmada başvurucular vekilinin ıslah dilekçesi verdiği anlaşılmıştır.

56. Mahkemece tüm bu işlemlerin gerçekleştirilmesinden sonra

8/11/2006 tarihli duruşmada, İskenderun Ağır Ceza Mahkemesindeki dava

dosyasının sonuçlanmasının beklenilmesine karar verilmiş, 30/11/2012 tarihli

duruşmaya kadar anılan dava dosyasının sonucu beklenilmiş, bu duruşmada,

İskenderun Ağır Ceza Mahkemesindeki dava dosyasında düşme kararı verildiği

gerekçesiyle bekleme kararından rücu edilmesi yönünde hüküm kurulmuştur.

57. Mahkemece, 30/4/2013 tarihli duruşmada davalı tarafın

bilirkişi raporuna yaptığı itiraz nedeniyle maddi tazminatın hesaplanması için

Hatay Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiştir.

Başvurucular tarafından bilirkişi ücretinin 6/5/2013 tarihinde yatırılmasına

rağmen 17/9/2013 tarihli duruşmaya kadar bilirkişi incelemesi için talimat

yazılmadığı ve dosyanın bilirkişiye tevdi edilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece

17/9/2013 tarihli duruşmada, dosyanın bilirkişiye gönderilmemesi nedeniyle

kalem denetimi yapılmasına ve katip hakkında yazılı

savunma istenilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunun gelmesinden sonra,

davacı ve davalılardan ölenler olduğu için taraf teşkili sağlanması amacıyla

dosyanın incelemeye alınması yönünde hüküm kurulmuştur. Davalı İsmet Güneş’in

30/7/2011 tarihinde vefat etmesi üzerine mirasçıları davaya dâhil edilmişlerdir.

58. Davanın açıldığı İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin

kapatılması üzerine, 9/3/2011 tarihinden itibaren yargılamaya İskenderun 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinde halen devam edilmektedir.

59. Yargılama sürecinde başvurucular vekilinin bir duruşmaya

gelmediği ve dava dosyasının işlemden kaldırıldığı, yenileme talebi üzerine

davanın kaldığı yerden devamına karar verildiği anlaşılmıştır. Bunun dışında,

başvurucular vekilinin mazeret bildirdiği farklı duruşmaların bulunduğu, ancak

anılan duruşmalarda Ağır Ceza Mahkemesindeki dava dosyasının sonuçlanması

beklenildiği için başvurucuların davanın uzamasına sebebiyet vermedikleri

anlaşılmıştır.

60. Mahkemece İskenderun Ağır Ceza Mahkemesinde açılan kamu

davasının sonuçlanmasının beklenmesi yargılama sürecini uzatmıştır.

61. Hukuk ve ceza davalarının konuları, tarafları ve amaçları

farklı olduğundan, ceza mahkemesi kararları, hukuk davaları için kural olarak

kesin hüküm oluşturmaz. Haksız fiil nedeniyle açılan tazminat davalarını çözmek

bütünüyle hukuk hâkiminin görevi içindedir. Bir “bekletici sorun” iddiası karşısında kalan hâkimin, görevi

dışındaki bu iddianın mutlaka görevli mahkemede çözülmesini bekleme yükümlülüğü

yoktur. Kendisi de birçok durumda ileri sürülen hususu karara bağlayabilir.

Kaldı ki, mülga 818 sayılı Kanun’un 53. maddesi gereğince hukuk hâkimi, ceza

mahkemesinin mahkûmiyet kararıyla bağlı ise de, maddi

olayı tespit etmeyen beraat kararı hukuk hâkimini bağlamaz. Onun için hukuk

hâkimi, topladığı deliller doğrultusunda karar verebilir. Ceza mahkemesinin

delilleri tespit ve takdiri ile hukuk mahkemesinin delilleri tespit ve

takdirinin farklı olmasının bir sonucu olarak, bir olayda sebep sonuç bağı

bulunmadığına dair ceza mahkemesi kararı dahi hukuk hâkimini bağlamayabilir (B.

No: 2013/7123, 6/2/2013, § 62).

62. Somut davada Mahkemece, İskenderun Ağır Ceza Mahkemesi

dava dosyasının akıbetinin uzun süre beklenildiği anlaşılmıştır. Yargılama

faaliyetinin süresine ilişkin değerlendirmede ilgili makamların tutumu

kapsamında sadece yargı makamlarının tutumu dikkate alınmayıp, Devletin kamu

gücü kullanan tüm organlarına atfedilebilir bir gecikme olup olmadığı üzerinde

durulmalıdır. Yetkili makamlara atfedilecek gecikmeler, yargılamanın süratle

sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilmemesinden

kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden de

ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi,

hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlama

yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerine

getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir (B. No:

2013/7123, 6/2/2013, § 63). Belirtilen ceza davası sonucunun beklenilmesi

noktasındaki takdir ilgili usul hükümleri uyarınca derece Mahkemelerine ait

olmakla beraber, belirtilen ceza davası akıbetinin uzun süre beklenilmesinin

somut yargılamaların süresi üzerinde etkili olduğu anlaşılmaktadır.

63. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı

geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında

taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama

makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak

suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 59).

64. Mahkemece davanın açıldığı tarihten itibaren yargılamanın

9 yıl 10 ay 9 günden beri devam ettiği, bu sürede 46 duruşma yapıldığı,

duruşmaların ortalama 2,5 ay aralıklarla gerçekleştiği ve son duruşmada,

davanın 1/7/2014 tarihine ertelendiği görülmüştür.

65. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

tazminat davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların

karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi

kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucuların tutum

ve davranışlarıyla ve usuli haklarını kullanırken

özensiz davranmalarıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da

söylenemez.

66. Başvurunun konusu olan tazminat davasında yargılama

sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, farklı tarihlerde

bilirkişi raporlarının alındığı, İskenderun Ağır Ceza Mahkemesi dava dosyasının

sonuçlanmasının beklendiği, yargılamanın 9 yıl 10 ay 9 günden beri devam ettiği

anlaşılmaktadır. Tazminat davasının niteliği, başvurucular açısından taşıdığı

değer ve başvurucuların davadaki menfaati dikkate alındığında, bu sürenin makul

olmadığı açıktır.

67. Belirtilen nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

68. Başvurucular, uzun süren yargılama nedeniyle adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğinin tespitini, ayrı ayrı 30.000,00 TL manevi,

20.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesini talep etmişlerdir.

69. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

70. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde de

bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği

tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar

arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

71. Başvurucuların, murislerinin trafik kazası sonucu vefat

etmesi nedeniyle açtıkları tazminat davası, makul olmayan bir süre olan 9 yıl

10 ay 9 günden beri devam etmektedir. Dolayısıyla başvurucuların kişisel

yararları ve aralarındaki birliktelik göz önünde bulundurulduğunda

başvuruculara yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında takdiren ayrı ayrı 2.200,00 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

72. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

73. Başvuruya konu yargılamanın 9 yıl 10 ay 9 günden beri

sürdüğü ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek,

anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka,

adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi

amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1. İhtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin adil

yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyet yönünden KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara ayrı ayrı 2.200,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

amacıyla İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

8/5/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucular : 1. Mukaddes ÖZEN 2. Dilek ALTINIŞIK 3. Alper ÖZEN Vekilleri : Av. Devrim KARAKÜLAH

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7740, 8 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7740
Tarih
8 Mayıs 2014

İlgili Kararlar

  • Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2013/1280)
  • Mehmet Haberal Başvurusu (B. No: 2014/1050)
  • Mehmet Çelik Başvurusu (B. No: 2013/7562)
  • Remzi Kuş Başvurusu (B. No: 2013/731)
  • Tülay Şahin Başvurusu (B. No: 2013/1568)
  • Cemal Soğunç Başvurusu (B. No: 2013/2878)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.