İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm
Birinci BölümBaşvuru No: 2013/2878Tarih: 28 Mayıs 2014

Cemal Soğunç Başvurusu (B. No: 2013/2878)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

CEMAL SOĞUNÇ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/2878)

Karar Tarihi: 28/5/2014

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, terör olayları nedeniyle köyünü terk etmek

zorunda kaldığını, uğradığı zararların karşılanması amacıyla tazminat

komisyonuna yaptığı başvurudan ve sonrasında açtığı davadan bir sonuç

alamadığını belirterek Anayasa’da düzenlenen mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 24/4/2013 tarihinde Siirt 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 27/5/2013 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 28/5/2014 tarihinde yapılan toplantıda

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAYLAR VE

OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Siirt ili, Eruh ilçesi, Ormanardı

köyünde ikamet etmekte iken meydana gelen terör olayları nedeniyle köyünden göç

etmiştir.

7. Başvurucu, 2/12/2005 tarihinde, göç etmesi nedeniyle

uğramış olduğu zararların karşılanması talebiyle, 17/7/2004 tarih ve 5233

sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki

Kanun kapsamında kurulan Siirt Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığına

(Komisyon) başvuruda bulunmuştur.

8. Komisyon, 30/11/2010 tarih ve 2010/2-6351 sayılı

kararıyla, söz konusu yerleşim yerinin boşaltılmadığını, köydeki seçimlerin

düzenli yapıldığını, 1987 yılından bu yana köyde kadrolu din görevlisinin

bulunduğunu ve nüfus sayımlarında önemli miktarda nüfus tespit edildiğini,

dolayısıyla talebin 5233 sayılı Kanun kapsamına girmediğini belirterek

başvuruyu reddetmiştir.

9. Komisyonun verdiği ret kararı üzerine başvurucu,

Diyarbakır İdare Mahkemesine (Mahkeme) işlemin iptali için dava açmıştır.

Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 23/11/2011 tarih ve E.2011/247 ve K.2012/2709

sayılı kararıyla, söz konusu yerleşim yerinin tamamen boşaltılan yerlerden

olmadığı, geçici köy koruculuğu sisteminin bulunmadığı, köydeki seçimlerin

düzenli yapıldığı, nüfus sayımlarında önemli miktarda nüfus tespit edildiği,

köyde din görevlisi kadrosunun her dönem dolu olduğu ve başvurucunun kişisel

güvenlik kaygısı nedeniyle göç etmesinden dolayı uğradığı zararların idarece

karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmiştir.

10. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay 15.

Dairesinin 15/11/2012 tarih, E.2012/1764 ve K.2012/10737 sayılı kararıyla

onanmıştır.

11. Başvurucu, Danıştay 15. Dairesinin temyiz talebinin

reddine ilişkin kararının 28/3/2013 tarihinde kendisine tebliğinden sonra

24/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 5233 sayılı Kanun’un “Amaç”

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara

uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri

belirlemektir.”

13. Aynı Kanun’un “Kapsam”

kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

“Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanunun

kapsamı dışındadır:

…

d) Terör dışındaki ekonomik ve sosyal

sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle

bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar.”

14. Aynı Kanun’un “Karşılanacak

Zararlar” kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla

karşılanabilecek zararlar şunlardır:

a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer

taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar.

b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm

hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri.

c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından

kaynaklanan maddî zararlar.”

15. Aynı Kanun’un “Zararın

Tespiti” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“7 nci

maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî

mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar

görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz

önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına

uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile

belirlenir.”

16. Danıştay 10. Dairesinin 30.12.2008 tarih ve E.2008/4141,

K.2008/9584 sayılı kararı şöyledir:

“…Öte yandan; kişilerin malvarlıklarına ulaşamamaları nedeniyle uğradıkları zararların

5233 sayılı Yasa uyarınca tazmini; köyün, idarece veya köy halkı tarafından

tamamen boşaltılması halinde mümkün olabileceğinden; Mahkemece bozma

kararı üzerine davacının ikamet ettiği köyün boşaltılıp boşaltılmadığının

araştırılmasından sonra bir karar verilmesi gerektiği tabiidir.

…”

17. Danıştay 10. Dairesinin 31/12/2008 tarih ve E.2008/5548,

K.2008/9733sayılı kararı şöyledir:

“…5233

sayılı Yasanın yukarıda aktarılan maddelerinin değerlendirilmesinden; kişilerin

malvarlıklarına ulaşamaması nedeniyle uğradıkları zararın 5233 sayılı Yasa

uyarınca tazmininin, terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sonucu

meydana gelmesi şartına bağlı bulunduğu; başka bir ifadeyle, köyün, idarece veya köy halkı tarafından tamamen

boşaltılması halinde söz konusu zararların tazmini yoluna gidilebileceği;

güvenlik kaygısına dayansa dahi, terör olayları sonucu köyü terk edenlerin

malvarlıklarına ulaşamaması nedeniyle uğradıkları zararın, sadece köyün idarece

veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılması halinde ve köyün

boşaltılmasından köye dönüşün başladığı tarihe kadar geçen süreçle sınırlı

olarak tazmininin mümkün olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Zira, boşaltılan bir

köye dönüşün başlaması, o köyde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanaklarına

kavuşulduğu anlamına gelmektedir. Köye dönüş için sağlanması zorunlu olan

asgari güvenlik düzeyi ölçütünün ise objektif olması gerektiği; başka bir

anlatımla, köye geri dönen ve dönmeyen kişilere göre değişmemesi gerektiği de

tabiidir.

Bu kabule göre, uyuşmazlığa konu olayda,

davacının terör olayları sonucu terk ettiği Yoncalıbayır

Köyü'nde bulunan malvarlığına ulaşamamasından kaynaklanan zararının; sadece

köyün boşaltılmasından, köye dönüşün başladığı tarihe kadar geçen süreçle

sınırlı kalmak kaydıyla tazmini olanaklı bulunduğundan, davalı idarece

yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu 1 yıllık süre üzerinden hesaplanan

miktarın ödenmesi yolundaki dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmamaktadır.

…”

18. Danıştay 10. Dairesinin 20.2.2009 tarih ve E.2008/6679,

K. 2009/1227 sayılı kararı şöyledir:

“…Dava konusu olayda; komisyonca düzenlenen

tutanaklarda da belirtildiği üzere, Alluç Köyü'nde

herhangi bir terör olayının meydana gelmediği; bununla birlikte, 1993 yılında

bölgede yaşanan terör olayları nedeniyle köye geçici köy koruculuğu sisteminin

getirildiği, koruculuğu kabul edenlerin köyde ikamet etmeye devam ettiği,

diğerlerinin ise koruculuğu kabul etmedikleri için ve yaşanan terör olayları

sonucu duydukları güvenlik kaygısı nedeniyle köyden göç ettikleri hususlarında

çekişme bulunmamaktadır.

Buna göre, sadece

geçici köy korucularının yaşadığı köyün, güvenli bir yerleşim yeri olduğundan

bahsedilemeyeceği açık olup; güvenlik kaygısı nedeniyle köyü terk eden

davacının 5233 sayılı Yasa kapsamında uğradığı bir zararı olup

olmadığının tespiti ve saptanan zararının tazmini gerekirken, başvurusunun

reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamakta ise de; bu husus, temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek

nitelikte görülmemektedir.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 28/5/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 24/4/2013 tarih ve 2013/2878 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, terör olayları nedeniyle köyünü terk etmek

zorunda kaldığını, bu dönemde Siirt ili Eruh ilçesi Ormanardı

Köyü Berzani Direş mevkiinde kalan malvarlığına

erişemediğini, uğradığı zararların karşılanması amacıyla tazminat komisyonuna

yaptığı başvurudan ve sonrasında açtığı davadan sonuç alamadığını, ancak aynı

köy ve mezrada oturan başka bir kişinin başvurusunun Komisyon tarafından reddi

işleminin Batman İdare Mahkemesinin kararıyla, “korucu ailesi dışında kalan diğer köy halkının yerleşim yerini terk

etmiş olmasının, yerleşim yerini kısmen terk eden köy halkının da güvenlik

kaygısıyla köyden ayrıldığının kabul edileceği ve bu nedenden dolayı

malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın 5233 sayılı Kanun

hükümlerine göre idarece karşılanacağı kuşkusuz olduğundan, köyün

boşaltılmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunma”dığı

gerekçesiyle iptal edildiğini ve bu durumun kendisi hakkında verilen kararla

çelişki oluşturduğunu belirterek Anayasa’da düzenlenen adil yargılanma ve

mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

22. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz bir takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz bir takdir hatası

veya açık keyfilik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez

(B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

23. Başvurucunun iddiaları incelendiğinde, başvurucu, İdare

ve Mahkeme tarafından 5233 sayılı Kanun’un yanlış yorumlanması ve delillerin

yanlış değerlendirilmesi sonucu ikamet ettiği köyün boşaltılmadığı sonucuna

ulaşıldığını, ancak yine aynı köyde ikamet eden bir başka kişinin aynı taleple

açtığı davada Batman İdare Mahkemesinin kararıyla Siirt ili, Eruh ilçesi, Ormanardı köyünde korucu ailesi dışında yaşayan kimsenin

bulunmadığı, diğer köy halkının yerleşim yerini terk ettiği, dolayısıyla anılan

köyün boşalan köylerden olduğu gerekçesiyle iptal kararı verildiğini, bu

şekilde verilen çelişkili kararlar sonucu uğradığı zararların tazmin

edilmediğini ileri sürmektedir.

24. Başvurucunun taleplerinin reddine ilişkin 30/11/2010

tarihli Komisyon kararı ve derece mahkemelerinin karar gerekçeleri

incelendiğinde, iddiaların özünün 5233 sayılı Kanun’un kapsamına ilişkin

hükümler içeren 2. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer verilen “Terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle

uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle

bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar.”

ifadesinin Komisyon ve derece mahkemeleri tarafından yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

25. Başvurucu her ne kadar iddialarını adil yargılanma

hakkının yanı sıra mülkiyet hakkına dayanarak ileri sürmüşse de, başvurucunun

dava ve temyiz dilekçelerinde de aynen ileri sürdüğü bu iddialarının idari

makamların ve mahkemelerin delilleri değerlendirmesine ve konuya ilişkin hukuk

kurallarının mahkeme tarafından yorumlanmasına ilişkin olduğu, nihai olarak

lehine olmayan mahkeme kararının sonucundan şikâyet edildiği, bununla birlikte

başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların ve delillerin derece mahkemeleri

tarafından değerlendirilerek karşılandığı anlaşılmaktadır.

26. Nitekim Komisyon’a yaptığı başvurunun reddi üzerine

başvurucunun söz konusu işlemin iptali için açtığı davada Diyarbakır 2. İdare

Mahkemesi, 23/11/2011 tarih ve E.2011/247, K.2011/2709 sayılı kararında 5233

sayılı Kanun kapsamında hangi hallerde uğranılan zararların tazmin

edilebileceğini şu şekilde ifade etmiştir:

“5233 sayılı Yasanın yukarıda aktarılan

maddelerinin değerlendirilmesinden; "terör eylemleri" veya

"terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler" sonucunda bir yerleşim

yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması nedeniyle malvarlığına ulaşamayan

kişilerce uğranılan maddi zararın, sözü edilen Yasa hükümlerine göre idarece

sulh yoluyla ödenmesi gerekir. Bir başka deyişle, bir yerleşim yerinin güvenlik

nedeniyle idarece veya güvenlik kaygısıyla o yerleşim yerinde yaşayan halk

tarafından "tamamen" boşaltılmış olması halinde yerleşim yerinin

boşaltılmasından yerleşim yerine dönüşün başladığı tarihe kadar Yasada tek tek

sayılmak suretiyle belirlenen maddi zararın idarece karşılanması mümkündür.

Dolayısıyla, güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen

boşalmış olması nedeniyle malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi

zararın idarece ödenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

Yerleşim yerinin kısmen boşalmış olması, o

yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanağını sağlayan asgari

güvenlik şartlarının idarece yerine getirilmiş olduğunun nesnel bir

göstergesidir. Güvenlik kaygısının, yerleşim yerinde sürekli yasayan kişilere

ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişilere göre

değişmemesi gerekmektedir. Terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku ve

endişe karşısında her bireyin farklı tepki göstermesi mümkündür. Bu nedenle,

kişiden kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının yukarıda

belirtildiği şekilde nesnel bir ölçüte dayandırılması zorunludur. Ancak, bir

yerleşim yerinde meydana gelen terör olayları nedeniyle yerleşim yerinde sadece

köy korucuları ile bunların aileleri kalmış, diğer köy halkının yerleşim yerini

terk etmiş olması halinde, bir başka İfade ile bu şekilde bir yerleşim yeri

kısmen boşalmış ise yerleşim yerini kısmen terk eden köy halkının da güvenlik

kaygısıyla köyden ayrıldığının kabul edileceği ve bu nedenden dolayı

malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın 5233 sayılı Yasa

hükümlerine göre idarece karşılanacağı açıktır.”

27. Mahkemenin kararında Siirt ili Eruh ilçesi Ormanardı köyüne ilişkin şu değerlendirmelere yer verilerek

davacının (başvurucunun) uğradığını ileri sürdüğü zararların 5233 sayılı Kanun

kapsamında tazminin mümkün olmadığına ve davanın reddine karar verilmiştir:

“Dava dosyasında ve Mahkememizin aynı köye

ilişkin diğer dava dosyalarında (Örneğin; E:2009/294, E:2009/291 esas sayılı

dava dosyalarında) yer alan bilgi ve belgelerden; Ormanardı

Köyünün ve bu köye bağlı hiç bir mezranın, Eruh İlçe Jandarma Komutanlığı ile

Siirt Valiliği tarafından sunulan boşalan/boşaltılan köylere ilişkin listelerde

yer almadığı, köyde geçici köy koruculuğu sisteminin bulunmadığı, 1990-2000

yılları arasında yapılan Genel Nüfus Sayımları ve Tespitlerine göre 1990

yılında 671, 1997 yılında 72, 2000 yılında ise 101 kişinin köyde yaşadığı,

seçimlerde sandık kurulan merkezler arasında Ormanardı

Köyünün de yer aldığı, köyde din görevlisi kadrosunun her dönem dolu olduğu

görülmüştür.

Bu durumda, Ormanardı

köyünde, 5233 sayılı Kanun kapsamına giren dönemlerde normal yaşam düzeyini

sağlayacak güvenlik ortamının bulunması ve kişisel güvenlik kaygıları sonucu

yaşadığı köyü terk edenlerin uğradıkları zararların anılan Kanun kapsamında

karşılanma olanağı bulunmaması karşısında, davacı tarafından yapılan başvurunun

reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamıştır.”

28. Mahkemenin bu kararı, ilgili hükmün (5233 sayılı Kanun’un

2. maddesi) yorumu kapsamında başvurucuların zararının tazmin edilebilmesi için

köyün ya da mezranın tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim

yerlerinde sadece geçici köy korucularının kalması şartını arayan Danıştay’ın yerleşik

içtihatlarına (§§ 16–18) uygun olup herhangi bir bariz takdir hatası veya açık

keyfilik içermemektedir.

29. Başvurucu, aynı köy ve mezrada oturan başka bir kişinin

talebinin Komisyon tarafından reddine rağmen söz konusu işlemin Batman İdare

Mahkemesinin 25/12/2012 tarih ve E.2012/3342, K.2012/6519 sayılı kararıyla, “korucu ailesi dışında kalan diğer köy halkının

yerleşim yerini terk etmiş olmasının, yerleşim yerini kısmen terk eden köy

halkının da güvenlik kaygısıyla köyden ayrıldığının kabul edileceği ve bu

nedenden dolayı malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın 5233

sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanacağı kuşkusuz olduğundan, köyün

boşaltılmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunma”dığı

gerekçesiyle iptal edildiğini ve bu durumun kendisi hakkında verilen kararla

çelişki oluşturduğunu ileri sürmektedir.

30. Halbuki başvurucunun değindiği Batman İdare Mahkemesinin

anılan kararı Danıştay 15. Dairesinin 18/09/2013 tarih ve E.6385, K.5343 sayılı

kararıyla şu gerekçelere yer verilerek bozulmuştur:

“İdare Mahkemesi tarafından; İlçe Jandarma

Komutanlığı'nın 04.07.2009 tarihli yazısında, Ormanardı

Köyü'nün "dolu" ve "koruculuk sisteminin bulunmadığı"

belirtilmesine karşın, aynı idarenin 22.11.2011 tarihli yazısında,

"koruculuk sisteminin bulunduğu ve her aileden bir bireyin korucu

olduğunun" ve "1993-1998 yılları arasında korucu ailesi dışında

yaşayan kimsenin bulunmadığının" belirtilmesi nedeniyle, korucu ailesi

dışında kalan diğer köy halkının yerleşim yerini terk etmiş olmasının, yerleşim

yerini kısmen terk eden köy halkının da güvenlik kaygısıyla köyden ayrıldığının

kabul edileceği gerekçesiyle Ormanardı Köyü'nün

boşaldığı sonucuna varılmış ise de; İdare Mahkemesi kararına dayanak alınan Jandarma

tutanağının Köy Muhtarı Yavuz Teymur ve Köy Azası

Aydın Nas'ın ifadeleri doğrultusunda düzenlendiği ve

anılan kişilerden Aydın Nas'ın, 5233 sayılı Kanun

kapsamında tazminat istemi ile davalı idareye başvurusu olduğu dikkate

alındığında, karara dayanak alınan beyana dayalı Jandarma tutanağına itibar

edilemeyeceği açıktır.

Buna göre, davacının ikamet ettiği Siirt İli,

Eruh İlçesi, Ormanardı Köyü'nün "terör

eylemleri" veya "terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler" nedeniyle idarece veya köy halkı tarafından tamamen

boşaltılmadığı sonucuna varılmıştır.

Nitekim, Batman İdare Mahkemesince, aynı

yerleşim yerine ilişkin olarak yerleşim yerinin boşaltılmadığı gerekçesiyle

davanın reddine ilişkin olarak verilen kararlar (E:2012/2070, E:2012/1798, E:2012/1377,

E:2012/10097, E:2012/8635, E:2012/10533...) dairemizce onanmıştır.

Bu durumda, davacının başvurusunun reddine

ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından aksi yönde verilen

mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.”

31. Dolayısıyla, başvurucunun ileri sürdüğü gibi, aynı köye

ilişkin 5233 sayılı Kanun’un uygulama kapsamının belirlenmesi konusunda

birbiriyle çelişkili kesinleşmiş mahkeme kararları bulunmadığı anlaşılmaktadır.

32. Böylelikle başvurucunun mülkiyetinde bulunan mallarını

terör dolayısıyla terk etmediği Danıştayın onaması

sonucu kesinleşen mahkeme kararıyla tespit edilmiştir. Bu şekilde bir tespitin

doğal sonucu ise başvurucunun mülkiyet hakkına 5233 sayılı Kanun’un kapsamına

girecek şekilde müdahalede bulunulmadığıdır. Anayasa Mahkemesi açısından bu

tespitten ayrılmayı gerektirecek herhangi bir husus bulunmadığından mülkiyet

hakkı açısından ayrı bir değerlendirme yapılmayacaktır (B. No: 2013/3008,

6/2/2014, § 48).

33. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, mülkiyet hakkı kapsamında

bir inceleme yapılmasının mümkün olmadığı ve derece mahkemesi kararının bariz

takdir hatası veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından başvurunun,

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle başvurunun “açıkça dayanaktan

yoksunluk” nedeniyle, KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına, 28/5/2014 tarihinde

OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Zehra

Ayla PERKTAŞ

Hicabi DURSUN

Erdal

TERCAN

Zühtü

ARSLAN

Raportör

:

Cüneyt

DURMAZ

Başvurucu

:

Cemal

SOĞUNÇ

Vekili

:

Mahmut

ERTEK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2878, 28 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: Birinci Bölüm
  • Başvuru No: 2013/2878
  • Tarih: 28 Mayıs 2014

İlgili Kararlar

  • Gürsel Özkan Başvurusu (B. No: 2013/2213)
  • Zeynel Temel Kangal Başvurusu (B. No: 2013/5049)
  • E.t.y.i. A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/596)
  • Tahir Aytiş Başvurusu (B. No: 2013/3054)
  • Mehmet Çırpıcı Başvurusu (B. No: 2014/114)
  • Sinem Hun Başvurusu (B. No: 2013/5356)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.