İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Çırpıcı Başvurusu (B. No: 2014/114)

1. Başvurucu, 8/9/2008 tarihinde

Başvuru No2014/114Tarih28 Mayıs 2014Okuma16 dk · 3.140 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Çırpıcı Başvurusu

Karar tarihi
28 Mayıs 2014
Başvuru Numarası
2014/114
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.140 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 8/9/2008 tarihinde

Gönen Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesi sıfatıyla) açtığı alacak ve

tazminat davasının reddedildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 25/12/2013 tarihinde

Gönen Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 31/1/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4.

İkinci Bölümün 25/2/2014 tarihli ara kararı gereğince

başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve

bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığı, 21/3/2014 tarihli yazısı ile başvuruya ilişkin olarak görüş

sunulmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun, 7/11/1994 ilâ

22/8/2008 tarihleri arasında işçi olarak çalıştığı sırada iş akdi, işveren

tarafından feshedilmiştir.

8. Başvurucu, 8/9/2008 tarihinde

Gönen Kaplıcaları İşletmesi A.Ş. aleyhine Gönen Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş

Mahkemesi sıfatıyla) açtığı davada, iş akdinin hukuka aykırı olarak

feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini, işyerine alkollü

olarak geldiğinin davalı tarafından ispatlanmadığını ileri sürerek kıdem ve

ihbar tazminatının ödenmesini talep etmiştir.

9. Mahkemece, 25/3/2011 tarih ve E.2008/416, K.2011/173

sayılı kararla; başvurucunun, davalı işyerinde resepsiyon

görevlisi olarak çalıştığı, gece nöbetine geldiği sırada işyerindeki başka bir

çalışana küfürler ettiği, bu sırada alkollü olduğu, davalı tanıkları ile

başvurucu arasında husumet olduğu iddialarına yönelik delil bulunmadığı,

tanıkların beyanlarının yalan olduğuna dair herhangi bir soruşturmanın da

olmadığı, dolayısıyla davalı tanıklarının beyanlarının doğru olduğu

gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

10. Temyiz üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 10/10/2013 tarih ve E.2011/30781, K.2013/25810 sayılı

ilamıyla; “Dosyadaki yazılara, kararın

dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin

takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz

itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına”

karar verilmiştir.

11. Karar başvurucuya, 25/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu, 25/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi

ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde

yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

14. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili

hükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf

yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri

uygulanır.”

15. 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş

Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş

Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin

Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya

işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak

iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum

görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.”

16. 5521 sayılı Kanun’un 7.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü

uygulanır. İlk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve

taraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam

olunarak esas hakkında hüküm verilir.”

17. 5521 sayılı Kanun’un 15.

maddesi şöyledir:

I. “Bu Kanunda sarahat bulunmıyan

hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”

18. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş

Kanunu’nun “İşverenin haklı nedenle derhal

fesih hakkı” kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir:

“Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı

hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini

beklemeksizin feshedebilir:

…

II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve

benzerleri:

…

d) İşçinin işverene yahut onun ailesi

üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü

maddeye aykırı hareket etmesi.

…

İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun

olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı

yoluna başvurabilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 28/5/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 25/12/2013 tarih ve 2014/114 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, iş akdinin, işyerine sarhoş

geldiği gerekçesiyle işveren tarafından feshedildiğini, işyerine alkollü

gelmediğini, bu konuda tanık beyanı veya doktor raporu olmadığını, iş akdi

haksız feshedildiği için kıdem ve ihbar tazminatlarının tahsili amacıyla Gönen

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, iş akdinin feshine gerekçe yapılmayan

hususların değerlendirildiğini, tanık beyanlarının aleyhine yorumlandığını,

alkollü olmadığına dair tanıkların beyanlarına itibar edilmediğini, alkollü

olduğuna dair delil olmadığı ve tartıştığı iddia edilen kişiyle daha önceye

dayalı husumetinin bulunduğu ve bu nedenle beyanına itibar edilemeyeceği halde

davanın reddine karar verildiğini, Yargıtay tarafından gerekçesiz şekilde

hükmün onandığını, yargılamanın yaklaşık 5 yıl sürdüğünü ve makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

21. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

Gönen Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesi sıfatıyla) açtığı davada

delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi sonucu davanın reddine karar

verilmesinin Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinde düzenlenen haklarını ihlal

ettiğini ve Yargıtay kararının gerekçesiz olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. Anılan ihlal iddiaları,

delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ile Mahkemece

verilen kararın adil olup olmamasına ilişkin olduğundan, bu iddialar adil

yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir. Öte yandan

başvurucunun, yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlali iddiası ayrıca incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucunun Adil Olmadığı İddiası

22. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel

başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

23. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme,

… açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

24. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında

değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

25. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların

kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas

yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun

tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve

sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve

bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri

ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 26).

26. Somut olayda başvurucu, iş

akdinin, işyerine sarhoş geldiği gerekçesiyle işveren tarafından

feshedildiğini, işyerine alkollü gelmediğini, bu konuda tanık beyanı veya

doktor raporu olmadığını, iş akdinin haksız feshedildiği gerekçesiyle Gönen

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, iş akdinin feshine gerekçe yapılmayan

hususların değerlendirildiğini, tanık beyanlarının aleyhine yorumlandığını,

alkollü olmadığına dair tanıkların beyanlarına itibar edilmediğini, alkollü

olduğuna dair delil olmadığı ve tartıştığı iddia edilen kişiyle daha önceye

dayalı husumetinin bulunduğu ve bu nedenle beyanına itibar edilemeyeceği halde

davanın reddine karar verildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

27. Başvurucunun, Gönen Asliye

Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, Mahkemece tarafların delilleri toplanılmış,

başvurucu ve davalının tanıkları dinlenmiş, başvurucunun çalıştığı döneme ait

sigorta sicil kayıtları incelenmiş ve bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkeme, tüm delilleri değerlendirerek, başvurucunun, diğer

işçilere sataşmada bulunmasının ve bu sırada alkollü olmasının işten

çıkartılması için haklı neden olduğu, davalı tanıkları ile başvurucu arasında

husumet olduğu iddialarına yönelik delil bulunmadığı, tanıkların beyanlarının

yalan olduğuna dair herhangi bir soruşturmanın da olmadığı, dolayısıyla davalı

tanıklarının beyanlarının doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar

vermiştir.

28. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

29. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

30. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

31. Başvurucu ayrıca, Yargıtay

kararının gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür. Anayasa’nın 141. maddesine göre,

bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Ancak temyiz mercilerinin kararlarının

tamamen gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz merciinin yargılamayı yapan

mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak

ya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57). Başvuru

konusu olayda, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından, Mahkemece verilen kararın

gerekçesine atıf yapılarak ve bu gerekçe aynen kabul edilerek hüküm onanmıştır

(bkz. § 10). Dolayısıyla Yargıtay kararının gerekçesiz olduğundan da söz

edilemez.

32. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli karar

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurucunun bu yöndeki

iddiası da “açıkça dayanaktan yoksun”

bulunmuştur.

b. Yargılamanın

Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası

33. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu

bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

34. Başvurucu, 8/9/2008 tarihinde

Gönen Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı alacak ve tazminat davasının makul

sürede tamamlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

35. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü

fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

36. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

37. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

38. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

39. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

40. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır.

41. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru

konusu olayda, işçi alacaklarının ve tazminatlarının ödenmesi amacıyla açılan

bir dava bulunmakta olup, bu sorunun çözümüne yönelik olarak 5521 ve 6100

sayılı Kanun’larda yer verilen usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

42. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §

40).

43. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

44. Ancak, belirtilen kriterlerden

hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir.

Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin

toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi

açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 46).

45. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

46. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

8/9/2008 tarihidir.

47. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın

başlangıç tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

48. Sürenin bitiş tarihi ise, yargılamanın sona erme

tarihidir (B. No: 2012/132/7/2013, § 52).

49. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.

maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili

arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından

doğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına

alınmıştır.

50. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun

uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını

amaçlamıştır (B. No:2013/4701, 23/1/2014, § 47).

51. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma

ödevi yükler. İş akdinin haksız feshedildiği iddiasıyla açılan alacak ve

tazminat davasında derhal bir yargı kararı verilmesinde, çalışanın önemli bir

kişisel yararı bulunmaktadır. Bu nedenle iş uyuşmazlıklarının ivedilikle

çözülmesi hususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesi gerekir (B.

No:2013/4701, 23/1/2014, § 48).

52. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100

sayılı Kanun’un 447. maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi

daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama

usulleri kaldırılmış ve iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit

yargılama usulü getirilmiştir. Dolayısıyla işçi alacaklarının ve tazminatlarının

ödenmesi amacıyla açılan davalarda takip edilmesi gereken yargılama usulü, 6100

sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1/10/2011 tarihinden

itibaren basit yargılama usulü olmuştur.

53. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.

maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalarda

uygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa

bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile

sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür

(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).

54. Başvuru konusu olayda, başvurucu, 8/9/2008

tarihinde Gönen Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş Mahkemesi sıfatıyla) alacak ve

tazminat davası açmıştır. Mahkemece tensip zaptının düzenlenmesinden sonra

tarafların delilleri toplanmış, başvurucunun sigorta sicil kayıtları

incelenmiş, tarafların tanıkları dinlenmiştir.

55. 6/11/2009 tarihli duruşmada bilirkişi raporu

alınmasına karar verilmiş, 24/4/2010 tarihli duruşmada bilirkişi raporu

okunmuştur. Başvurucunun rapora itirazı üzerine 11/6/2010

tarihli duruşmada ek rapor alınmasına karar verilmiş, 7/12/2010 tarihinde ek

rapor okunmuş ve rapora karşı beyanda bulunmaları için taraflara süre

verilmiştir.

56. 25/3/2011 tarihinde davanın reddine karar

verilmiş, temyiz üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 10/10/2013 tarihinde

hüküm onanmıştır. Karar düzeltme yolu kapalı olan hüküm anılan tarihte

kesinleşmiştir.

57. Yargılamanın başından itibaren Mahkemece yaklaşık 2 ay

aralıklarla duruşmalar yapıldığı ve Derece Mahkemesindeki yargılamanın 2 yıl 6

ay 17 gün sürdüğü anlaşılmıştır. Kararın temyizi üzerine Yargıtay tarafından 10/10/2013 tarihinde hüküm onanmış ve temyiz incelemesinin 2

yıl 6 ay 15 gün sürdüğü belirlenmiştir. Bu şekilde iki dereceli yargılama

sisteminde davanın toplam 5 yıl 1 ay 2 gün sürdüğü anlaşılmıştır.

58. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı

geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında

taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleri

engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda, taraflarca muhtelif

celselerde mazeret dilekçeleri sunulduğu görülmekle birlikte, başvurucunun

tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilememiştir

59. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

iş akdinin haksız feshinden kaynaklandığı ileri sürülen tazminat ve alacakların

ödenmesi amacıyla açılan dava; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi

olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf

sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık

olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usuli

haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli

ölçüde sebep olduğu da söylenemez.

60. Başvurunun konusu olan tazminat ve alacak davasında

yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, Mahkemece

yapılan yargılama süreçleri ve temyiz süreçleriyle beraber yargılamanın makul

olmayan uzun bir süre olan 5 yıl 1 ay 2 günde tamamlandığı görülmektedir. İşçi

alacağı ve iş hukukuna dayalı tazminat davalarının niteliği, başvurucu

açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati dikkate alındığında,

bu sürenin makul olmadığı açıktır.

61. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

62. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğinin tespitini ve tazminat ödenmesini talep etmiştir.

63. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem

niteliğinde karar verilemez.”

64. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş

olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş

olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerekir.

65. Başvurucu, hak ihlalinin giderilmesi için manevi tazminat

talep etmiştir. Başvurucunun açtığı tazminat davası, makul olmayan bir süre

olan 5 yıl 1 ay 2 gün sonra sonuçlanmıştır. Dolayısıyla başvurucunun kişisel

yararı göz önünde bulundurulduğunda başvurucuya yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında takdiren

4.400,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

66. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1. Yargılamanın sonucunun

adil olmadığı iddiası yönünden “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma

hakkının ihlali iddiası yönünden KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 4.400,00 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

28/5/2014 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Mehmet ÇIRPICI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/114, 28 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. I. “Bu Kanunda sarahat bulunmıyan
  12. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve
  13. IV. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun İddiaları
  16. B. Değerlendirme
  17. B. Anayasa’nın 36. maddesinde
  18. C. Başvurucuya 4.400,00 TL manevi TAZMİNAT
  19. E. Ödemelerin, kararın
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/114
Tarih
28 Mayıs 2014

İlgili Kararlar

  • Sinem Hun Başvurusu (B. No: 2013/5356)
  • Muharrem Keserci Başvurusu (B. No: 2012/575)
  • Mehmet Ali Kurtuldu Başvurusu (B. No: 2013/5504)
  • Aziz Turhan Başvurusu (B. No: 2012/1269)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/256
  • Ramazan Özlü Başvurusu (B. No: 2013/4187)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.