İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aziz Turhan Başvurusu (B. No: 2012/1269)

1. Başvurucu, Balıkesir Üniversitesi Rektörlüğünce aleyhine

Başvuru No2012/1269Tarih8 Mayıs 2014Okuma22 dk · 4.435 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Aziz Turhan Başvurusu

Karar tarihi
8 Mayıs 2014
Başvuru Numarası
2012/1269
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.435 kelime·22 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Balıkesir Üniversitesi Rektörlüğünce aleyhine

açılan alacak davasında Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan "kanun önünde eşitlik", 35. maddesinde

tanımlanan "mülkiyet hakkı"

ve 36. maddesinde tanımlanan "adil

yargılanma hakkı"nın

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, başvurucu tarafından 26/12/2012

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 23/10/2013

tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 4/12/2013

tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Bakanlık, yazılı görüşünü 4/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 18/2/2014

tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne cevaplarını içeren

dilekçesini 3/3/2014 tarihinde sunmuştur.

III. OLAYLAR VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Balıkesir Üniversitesi Bandırma İktisadi ve

İdari Bilimler Fakültesinde araştırma görevlisi olarak görev yapmakta iken 4/11/1981 tarih ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 33.

maddesi kapsamında 15/12/1993 tarihinde ekonomi alanında yüksek lisans ve

doktora çalışması yapmak için Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderilmiştir.

9. Başvurucu çalışmasının ardından yurda dönmüş ve Bandırma

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin 21/5/2004

tarih ve 14 sayılı toplantısında aldığı karar uyarınca Maliye Bölümü Bütçe ve

Mali Planlama Anabilim Dalında araştırma görevlisi olarak çalışmaya

başlamıştır.

10. Başvurucu 18/10/2005 tarihi

itibarıyla görevinden istifa ettiğini bildirmiş ve bildirim 24/10/2005

tarihinde Üniversiteye ulaşmış ve başvurucu bu tarihten itibaren görevine

gelmemiştir. Başvurucu bu sırada Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunda

(BDDK) çalışmaya başlamıştır.

11. Üniversiteye karşı mecburi hizmet yükümlüsü olduğundan

bahisle başvurucunun istifası kabul edilmemiş, Bandırma İktisadi ve İdari

Bilimler Fakültesi Dekanlığınca 14/7/1965 tarih ve 657

sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca başvurucu 25/10/2005

tarihi itibarıyla görevinden çekilmiş sayılmıştır.

12. Balıkesir Üniversitesi Rektörlüğünün 6/9/2006

tarihli işlemi ile başvurucunun, mecburi hizmet yükümlülüğünün tamamını yerine

getirmediği gerekçesiyle toplam 299.265,39 Amerikan Dolarının ödenmesi

istenmiştir.

13. Rektörlük bu yazıdan bir gün sonra 7/9/2006

tarihli yazı ile 2547 sayılı Kanun’un 33. maddesi uyarınca yurtdışında eğitim

gören araştırma görevlilerinin borçlarının 29/6/2006 tarih ve 5535 sayılı Bazı

Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun ile 2547 sayılı Kanun’a

eklenen geçici 53. ve 54. maddeleri dikkate alınarak yeniden yapılandırılması

imkânının getirildiğini ve bu imkândan yararlanmak istenilmesi durumunda Rektörlüğe

başvurulması gerektiği bildirilmiştir.

14. Başvurucu 25/9/2006 tarihli

dilekçesi ile 5535 sayılı Kanun’a göre borç tutarının yeniden hesaplanması

talebinde bulunmuştur.

15. Bu talebin ardından Rektörlük 23/3/2007

tarihli işlemi ile başvurucunun mecburi hizmet yükümlülüğünden kalan borcunu

55.778,44 TL olarak yeniden hesaplamıştır.

16. Başvurucu 18/4/2007 tarihinde

üniversiteye gönderdiği dilekçede, 5535 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile

getirilen düzenleme gereğince, mecburi hizmet yükümlülüğünün halen çalıştığı

kurum olan BDDK’ya aktarılmasını istemiştir. Balıkesir Üniversitesi ise, YÖK

Başkanlığından aldığı görüş ve talimat doğrultusunda başvurucuya gönderdiği 17/10/2007 tarihli cevapta, 5535 sayılı Kanun’un 2.

maddesiyle eklenen geçici 53. maddede, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten

itibaren 3 ay içinde Yükseköğretim Kuruluna müracaat edilmesi gerektiği

hükmünün yer aldığı, bu tarihten sonra yapılan müracaatların anılan Kanun

kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir.

17. Rektörlük başvurucu aleyhine mecburi hizmet yükümlülüğünü

tamamlamadan ayrıldığı için eğitim ve öğretim giderleri tahsili amacıyla 2/7/2010 tarihinde Balıkesir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde

alacak davası açmış, başvurucu aleyhine dava açılırken ihtiyati tedbir talebinde

bulunmuş ve Mahkeme tarafından da başvurucuya ait taşınmaz ve araca ihtiyati

tedbir konulmuştur.

18. Başvurucu, davaya sunduğu savunmasında; 5535 sayılı

Kanun’un 2. maddesiyle 2547 sayılı Kanun’a eklenen geçici 53. maddesinde, kamu

kurumlarında görev yapanların yurtdışındaki eğitim giderlerine karşılık yerine

getirmedikleri mecburi hizmet yükümlüğünü hali hazırda çalıştıkları kurumda

yerine getirebileceklerini, bu durumda borç takibinden vazgeçileceğinin

düzenlediğini, bu düzenlemeden faydalanmak için başvuru şartı aranmamasına

rağmen 25/9/2006 tarihinde anılan düzenlemeden

faydalanmak için başvuru yaptığını, diğer yandan mecburi hizmet yükümlülüğü

süresinin hatalı hesaplandığını ileri sürmüştür.

19. Mahkeme tarafından başvurucunun

hizmet süresinin ve borç tutarının tespiti için bilirkişi incelemesi

yaptırılmış ve dosyaya ibraz edilen rapora göre başvurucunun talebine ve

itirazına yönelik olarak, 2547 sayılı Kanun’a eklenen geçici 53. maddesi

dikkate alındığında, başvurucunun 3 ay içinde Yükseköğretim Kuruluna başvurmuş

olmasının yanı sıra müracaat tarihinde başka bir kuruma naklen atanmış olması

gerektiği, oysa başvurucunun istifası kabul edilmediği için çekilmiş sayıldığı,

başvurucunun çekilmiş sayılmaya ilişkin idari işleme karşı idari yargıya müracaat

etmemiş olması sebebiyle kesinleştiği, eksik kalan mecburi hizmetine tekabül

eden tazminatı ödeme mecburiyeti doğduğu belirtilerek nihai takdirin mahkemeye

bırakıldığı, başvurucunun mecburi hizmet yükümlülüğü süresinin 5335 gün olduğu,

dava tarihi itibarıyla 32.702,40 TL asıl ve 33.056,12 TL faiz olmak üzere

toplam 65.758,52 TL alacağın bulunduğu tespit edilmiştir.

20. Başvurucu 22/11/2011 tarihli

dilekçesi ile bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve 2547 sayılı Kanun’a eklenen

geçici 53. maddesi uyarınca mecburi hizmet yükümlülüğünün aktarılmasının

yapılmasında hukuki bir engelin bulunmadığını ifade etmiştir.

21. Mahkeme 1/12/2011 tarih ve

E.2010/361, K.2011/475 sayılı kararı ile davayı kısmen kabul, kısmen

reddederek, Rektörlüğün başvurucudan asıl alacağının 32.702,40 TL, faiz

alacağının talep ile bağlı kalınarak 31.646,97 TL, toplam alacağının 64.349,37

TL olduğu ve bu tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile

birlikte başvurucudan alınarak Rektörlüğe verilmesine karar vermiştir.

22. Diğer yandan anılan kararda;

“ … Davalının 25.09.2006 tarihli dilekçesi

(Anılan Kanun gereğince borcunun hesaplanması talepli),23.03.2007 tarih ve

199/2143 sayılı cevabi yazımız ve ekleri, Davalının 18.04.2007 tarihli

dilekçesi (hizmet devri talepli), Rektörlüğümüzün 26/07/2007

tarih ve 2700/4978 sayılı yazısı (Yükseköğretim Kurulumdan hizmet devri

konusunda görüş almak için), Yükseköğretim Kurulunun 03.09.2007 tarih ve

3756/0221 17 sayılı cevabi yazısı, 17.10.2007 tarih ve 4050/6948 sayılı yazımız

(Davalının hizmet devri talebinin reddine ilişkin) evraklarının dosyaya ibraz

edildiğinin görüldüğü,”

ifadelerine

de yer verilmiştir.

23. Başvurucu 18/1/2012 tarihli

dilekçesi ile kararı temyiz etmiş ve 2547 sayılı Kanun’a eklenen geçici 53.

maddesi uyarınca mecburi hizmet yükümlülüğünün BDDK’ya aktarılabileceğini, bu

hususa ilişkin talepte bulunmak için 3 aylık bir sürenin bulunmadığını, buna

ilişkin yaptığı savunmaların Mahkeme kararında değerlendirmeye alınmadığını,

Mahkemenin yanlış kanuni düzenlemeyi olaya uygulayarak karar verdiğini,

kendisiyle aynı durumda olan ve tek farkı 5535 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden

önce davayı açmış olan başka bir kişi hakkında farklı karar verildiğini ileri

sürmüştür.

24. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinde temyiz incelemesi devam

ederken başvurucu tarafından Maliye Bakanlığına yapılan başvuru üzerine,

Bakanlığın 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

başvurucuya işlem yapılmasında sakınca bulunmadığına ilişkin 20/3/2012

tarih ve 3527 sayılı görüşü ilgili Daireye sunulmuş, ancak Daire 29/5/2012

tarih ve E.2012/4774,K.2012/6461 sayılı kararı ile başvurucunun iddiaları

hakkında bir değerlendirme yapmayarak İlk Derece Mahkeme kararını onamıştır.

25. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusu da aynı

Dairenin 18/10/2012 tarih ve E.2012/11216,

K.2012/11595 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

26. Karar, başvurucu vekiline 28/11/2012

tarihinde tebliğ edilmiştir.

27. Bunun yanında, Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı

sonrasında başvurucu hakkında Balıkesir 5. İcra Müdürlüğüne Rektörlük

tarafından yapılan talep üzerine asıl alacak, faiz ve yargılama giderlerinden

oluşan toplam 80.631,89 TL takip başlatılmıştır.

B. İlgili Hukuk

28. 2547 sayılı Kanun’a 5535 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle

eklenen geçici 53. madde şöyledir:

“33 üncü maddeye göre lisansüstü

eğitim-öğretim amacıyla yurt dışına gönderilenler ile 35 inci maddeye göre yurt

içinde başka bir üniversiteye lisansüstü eğitim-öğretim amacıyla

gönderilenlerden veya üniversitelerinde görev yapanlardan bu maddenin yürürlüğe

girdiği tarihe kadar;

a) Lisansüstü eğitim-öğretim amacıyla yurt

dışında kalmaları gereken süre içerisinde öğrenimlerini tamamlayamamaları

nedeniyle kadroları ile ilişikleri kesilenlerden veya ilişiği kesilmeyip devam

edenler ile başka bir kamu kurumuna naklen atananlardan,

b) Eğitimin herhangi bir aşamasında, her ne

sebeple olursa olsun Türkiye’ye çağrılmış olanlardan,

c) Lisansüstü eğitim-öğretim amacıyla yurt

içindeki başka bir üniversitede kalmaları gereken süre içerisinde öğrenimlerini

tamamlayamamaları nedeniyle kadroları ile ilişikleri kesilenlerden,

d) Eğitimlerinin herhangi bir aşamasında

istifa etmiş olmaları nedeniyle kadrolarıyla ilişikleri kesilenler, sürelerinin

bitiminde mecburi hizmetlerini tamamlamak üzere görevlerine başlamayıp çekilmiş

sayılanlar ile görevlerine başlayıp da yükümlü bulundukları mecburi hizmetini

bitirmeden görevlerinden ayrılanlardan,

e) Herhangi bir üniversitede görev yaparken

yeniden atanmamak suretiyle üniversite ile ilişiği kesilenlerden,

en az yüksek lisans (master) eğitimini

başarıyla tamamlamış olanlar; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren

üç ay içerisinde Yükseköğretim Kuruluna müracaat etmeleri halinde, 657 sayılı

Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde belirtilen genel şartları

taşımaları kaydıyla, Yükseköğretim Kurulunca atanmalarının uygun bulunması

üzerine müracaat tarihinden itibaren üç ay içerisinde, (öncelikle daha önce

kadrolarının bulunduğu kurumlar olmak üzere) Kurulun belirleyeceği

yükseköğretim kurumlarındaki durumlarına uygun öğretim elemanı kadrolarından

birine atanabilirler. Bunlardan durumları yukarıdaki (a), (b), (c), (d) ve (e)

bentlerine uyanlar için kullanılmak üzere yılda bir defa yapılmasına ilişkin

sınırlamaya tâbi olmaksızın 78 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 1 inci

maddesi hükmü uyarınca Bakanlar Kurulu kararıyla ihtiyaca göre öğretim

elemanları kadrolarında unvan ve derece değişiklikleri yapılabilir.

Yükseköğretim Kurulunca atanması uygun görülmeyenler altmış gün içerisinde

yargı yoluna başvurabilirler. Yükseköğretim Kuruluna başvurmayanlar ile

Yükseköğretim Kurulunca ataması uygun görülmeyenlerden, yargı yoluna müracaat

etmeyenler ve yargı kararı ile öğretim elemanı olarak atanmaları uygun

görülmeyenler ise bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl

içerisinde Devlet Personel Başkanlığına müracaat ederler. Bunlar, personel

ihtiyacı dikkate alınarak anılan Başkanlıkça belirlenecek kamu kurum ve

kuruluşlarının boş memur kadrolarına sınav şartı aranmaksızın ve açıktan

atamaya ilişkin sınırlamalara tâbi tutulmaksızın altı ay içinde atanırlar.

Ancak bunlardan yüksek

lisans eğitimini başarıyla tamamlayamamış olanlar, bu maddenin yürürlüğe

girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde Devlet Personel Başkanlığına

müracaat etmeleri halinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci

maddesinde belirtilen genel şartları taşımaları kaydıyla müracaat tarihinden

itibaren üç ay içerisinde, personel ihtiyacı dikkate alınarak anılan Başkanlıkça

belirlenecek kamu kurum ve kuruluşlarının boş memur kadrolarına sınav şartı

aranmaksızın ve açıktan atamaya ilişkin sınırlamalara tâbi tutulmaksızın

atanırlar. Bunlardan halihazırda Devlet memuru statüsünde çalışanların ise

çalıştıkları kurumlarda mecburi hizmetlerini yapmalarına müsaade edilir.

Bunlar, atandıkları kurumlarında, halihazırda kamu kurumlarında görev yapanlar ise bu

kurumlarında yurt içinde veya yurt dışında görmüş oldukları öğrenim sürelerine

ilişkin olarak genel hükümler çerçevesinde belirlenen mecburi hizmet

yükümlülüklerini yerine getirirler ve ilgililer adına öğrenimleri nedeniyle

çıkarılmış olan borç tutarlarının takibinden vazgeçilerek tahsilat işlemine son

verilir. Bunların daha önce ödemiş oldukları tutarların bulunması halinde, bu meblağa

isabet eden süreler ilgililerin mecburi hizmet sürelerinden indirilir. Ancak,

üniversiteye veya başka bir kamu kurumuna dönmek istemeyenlerden mecburi hizmet

karşılığı olarak, hizmetleri karşılığında aldıkları yurt içi maaşlar talep

edilemez. Bu maaşlar haricinde eğitimleri için yapılan diğer ödemeler talep

edilir.

Birinci fıkranın (a), (b) veya (c) bentlerinde

sayılan durumların gerçekleşmesine rağmen, geçici 47 nci

madde uyarınca öğrenim hakkı tanınanlardan ataması yapılmış olanlar ile

kadrolarıyla ilişikleri kesilmeyenlerden haklarında borç takibi yapılanlar

kadrolarında bırakılır; bunlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

Bunların yükseköğretim kurumlarında çalışmış oldukları süreler mecburi

hizmetlerinden indirilir.

Bu madde kapsamına girenlerden

öğretim elemanı kadrosuna atananlardan tekrar mecburi hizmet yükümlülüğü

öngörülen bir görevlendirme yapılmış veya yapılacakların, söz konusu

görevlendirme çerçevesinde lisansüstü eğitim-öğretimlerini başarılı bir şekilde

tamamlamış olmaları veya tamamlamaları halinde, bu görevde çalışmış oldukları

süreler ilk görevlendirmeye ilişkin mecburi hizmetlerinden indirilir ve ikinci

görevlendirmeye ilişkin mecburi hizmet yükümlülüğü devam eder; başarısız

olmaları halinde ise bu görevlendirmeden kaynaklanan mecburi hizmet yükümlülük

süreleri önceki mecburi hizmet yükümlülük sürelerine ilave edilir.

Yukarıda belirtilen

hükümler çerçevesinde öğretim elemanı veya memur kadrolarına atandıktan sonra

yükümlü bulundukları mecburi hizmeti bitirmeden görevlerinden ayrılan veya bir

ceza sebebiyle görevine son verilenler ile bu madde kapsamına girdiği halde

müracaat etmemeleri veya Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde

belirtilen genel şartları taşımadıkları için atanamamaları nedeniyle mecburi

hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerin yükümlü tutulacakları tutar,

imzaladıkları yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi

hükümleri dikkate alınmaksızın ve ilgililere ödeme yapma sonucu doğurmaksızın,

kendilerine döviz olarak yapılmış olan her türlü masraflar için;

a) Bunlardan 657 sayılı Devlet Memurları

Kanununun ek 34 üncü maddesinin yürürlüğe girdiği 5/8/1996

tarihinden sonra yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi

alınanlar hakkında, anılan maddenin ikinci fıkrası hükümlerine göre bu Kanunun

yayımı tarihinden önceki süreler için faiz uygulanmaksızın hesaplama yapılır.

b) 5/8/1996

tarihinden önce yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi

alınanlar hakkında, ilgili adına fiilen ödemenin yapıldığı tarihteki T.C.

Merkez Bankasınca tespit ve ilân edilen efektif satış kuru üzerinden Türk

Lirasına çevrilerek bulunacak tutar ile bu tutara sarf tarihinden bu Kanunun

yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre için 1/1/2006 tarihinden geçerli

olmak üzere tespit ve ilân edilen kanunî faiz işletilerek hesaplama yapılır.

Ancak, bu hükümlere göre hesaplama yapılması sonucunda borçlunun aleyhine bir

durum ortaya çıkması halinde (a) bendi hükümleri uygulanır.

Hesaplanan borç miktarı, ilgilinin durumu ve

ödettirilecek meblağ dikkate alınarak azamî beş yıla kadar

taksitlendirilebilir. Bunların daha önce ödemiş oldukları tutar ile mecburi

hizmetlerinde değerlendirilen sürelere isabet eden tutar, anılan madde uyarınca

belirlenecek tutardan düşülür”.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

29. Mahkemenin 8/5/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 26/12/2012 tarih ve 2012/1269 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

30. Başvurucu, mecburi hizmet

yükümlülüğü nedeniyle Balıkesir Üniversitesi Rektörlüğü tarafından aleyhine

açılan alacak davasında, yanlış kanun hükmünün uygulandığını, savunmasının hem

yerel mahkeme hem de temyiz merciince hiç dikkate alınmadığını, savunmasında

belirttiği kanun hükmünden neden yararlanamayacağı hususunda yerel mahkeme

kararında hiçbir gerekçe ve değerlendirme bulunmadığını, benzer başka bir

olayda ise doğru kanun hükmü uygulanarak üniversite tarafından açılan tazminat

davasının reddedildiğini, şahsına yanlış kanun hükmü uygulanması neticesinde haksız

bir şekilde tazminat ödemek zorunda kaldığını ve tazminatın bir kısmının icra

yoluyla tahsil edildiğini belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan

"kanun önünde eşitlik",

35. maddesinde tanımlanan "mülkiyet

hakkı" ve 36. maddesinde tanımlanan "adil yargılanma hakkı"nın ihlal edildiğini

ileri sürmekte ve ihlalin ortadan kaldırılması yönünde karar verilmesini talep

etmektedir.

B. Değerlendirme

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ilebağlı değildir.Başvurucunun, eşitlik ilkesinin ihlali

iddiasının ayrı bir başlık altında, uyuşmazlığın çözümünde yanlış kanun hükmü

uygulanması neticesinde haksız bir şekilde ödemek zorunda bırakıldığı ve bir

kısmı cebri icra yoluyla tahsil edilmiş bulunan tazminat nedeniyle mülkiyet

hakkının da ihlal edildiği yönündeki iddiaları, adil yargılanma hakkı

kapsamında ileri sürdüğü şikâyetlerine bağlı olduğundan, başvurunun bu kısmının

ise birlikte incelenmesi gerekmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Eşitlik

İlkesinin İhlal Edildiği İddiası Hakkında

32. Başvurucu, benzer bir olayda aynı kurumda çalışan başka

bir kişi hakkında açılan alacak davasının reddedildiğini, ancak şahsına karşı

açılan davanın kabul edildiğini belirterek eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

33. Anayasa’nın “Kanun

önünde eşitlik” kenar başlıklı 10. maddesinin birinci ve beşinci

fıkraları şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk,

cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle

ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

…

Devlet organları ve idare makamları bütün

işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar.”

34. Sözleşme’nin “Ayırımcılık

yasağı” kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de

tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din,

siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa

aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı

hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

35. Başvurucunun, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen

eşitlik ilkesi ve Sözleşme’nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağının

ihlal edildiğine yönelik iddiasının, bahsi geçen maddelerdeki ifadeler dikkate

alındığında, soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve

Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak

ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyle, ayrımcılık yasağının ihlal edilip

edilmediğinin tartışılabilmesi için, ihlal iddiasının, kişinin hangi temel hak

ve özgürlüğü konusunda ayrımcılığa maruz kaldığı sorularına cevap verebilmesi

gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).

36. Başvurucu, eşitlik ilkesine dayanan başvurusunu

yargılamada farklı kararların verilmesi ile bağlantılı olarak ileri sürmüştür.

Bir başka ifadeyle adil yargılanma hakkı konusunda ayrımcılığa maruz kaldığını

iddia etmektedir. Bu bağlamda başvurucunun iddiasının, Sözleşme’nin 14. maddesi

de dikkate alınarak Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde incelenmesi

gereklidir.

37. Bireysel başvuru incelemesinde eşitlik ilkesinin bağımsız

bir koruma işlevinin olmaması, bu yasağın genişletici bir yoruma tabi

tutulmasına engel teşkil etmemektedir. Anayasal bir hakkın ihlal edildiği

iddiası tek başına incelendiğinde o hakkın ihlal edilmediği kanaatine

varılabilirse de bu durum, o hakka ilişkin ayrımcı bir uygulamanın

incelenmesine engel değildir. Bu çerçevede, ilgili temel hak ve özgürlük ihlal

edilmemiş olsa da o hakla ilgili bir konuda sergilenen ayrımcı tutumun, eşitlik

ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılabilir (B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 48).

38. Salt “eşitlik”

kavramı, herhangi bir nesnel ve makul dayanağı olmaksızın aynı durumdaki

bireylere farklı muamelede bulunulmamasına ilişkin gerekliliği ifade

etmektedir. Bu kavramın somutlaştığı Anayasa’nın 10. maddesi “dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi

inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle”; Sözleşme’nin 14. maddesi

ise “cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal

veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet,

servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma” dayalı

olan farklı muamele şekillerini yasaklamaktadır (B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 49).

39. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

gereğince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez olduğuna karar

verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı başvurular da bu

nedenle açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilecektir (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 20).

Buna paralel olarak, başvuruya konu olay veya olguların ve ihlal iddiasına konu

anayasal haklar arasındaki bağlantılarının açıklanması ve kanıtlanması

yükümlülüğü kural olarak başvurucuya aittir (B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38).

40. Başvurucu, kendisi hakkında açılan tazminat davası kabul

edilirken, kendisi ile “aynı durumda”

ve “aynı hukuksal statüye sahip”

olarak nitelediği meslektaşı hakkında açılan tazminat davasının reddedildiğini

ve bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmektedir. Başvurucu

tarafından kullanılan bu ifadeler ile başvuru formu ve eklerinde yer alan

bilgiler, ayrımcılığın değerlendirilmesi konusunda yeterli çıkarımlar

yapılmasına müsait değildir. Zira başvurucunun emsal

gösterdiği olaydaki meslektaşı 5535 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle 2547 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 53. maddesinde öngörülen süre içinde hizmet yükümlülüğü

devrinden faydalanmak için başvuru yapmış, ancak başvuru yaptığı kurumun hatası

nedeniyle talebi Yükseköğretim Kuruluna gönderilmemiş, daha sonra ilgili kişi

hakkında açılan alacak davası da kişinin süresinde başvuru yaptığı gerekçesiyle

reddedilmiştir. Oysa başvurucu kanuni düzenlemede öngörülen süre içinde

hizmet yükümlülüğü devri talebinde değil borç yapılandırması talebinde

bulunmuş, ancak düzenlemede öngörülen süre bittikten sonra yaptığı hizmet

yükümlülüğü talebi reddedilmiş, daha sonra hakkında açılan alacak davası kabul

edilmiştir.

41. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun ve mukayeseye konu

ettiği meslektaşının aynı hukuki konumda bulunmaması nedeniyle farklı

sonuçlanan davaları arasında eşitlik karşılaştırması yapılamayacağı ve bu

sebeple başvurucunun ihlal iddiasını kanıtlayamadığı anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası Hakkında

42. Başvurucu, savunmasının hem yerel mahkeme hem de temyiz

merciince hiç dikkate alınmadığını, savunmasında belirttiği kanun hükmünden

neden yararlanamayacağı hususunda yerel mahkeme kararında hiçbir gerekçeye yer

verilmediği ve değerlendirme yapılmadığını, bu nedenlerle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan "adil yargılanma hakkı"nın

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

43. Başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkin başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve

kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de

bulunmaması nedeniyle kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

44. Başvurucu, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan "adil yargılanma hakkı"nın ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

45. Adalet Bakanlığı görüş yazısında,

başvurucunun, hali hazırda kamu kurumunda çalışıyor olması nedeni ile 5535

sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeden faydalanması gerektiğini, bu nedenle

Üniversite Rektörlüğünce hakkında açılan haksız davanın reddi gerekirken bu

husustaki savunması hiç dikkate alınmadan borçlu olduğuna hükmedildiğini belirttiğini,

mahkemenin nihai kararında bilirkişi raporunu hükme esas aldığını, söz konusu

raporda başvurucunun ileri sürdüğü itiraz hakkında bir değerlendirme yapılarak

nihai takdirin Mahkemeye bırakıldığını, nihai karardan başvurucunun itirazının

yerinde görülmediğinin anlaşıldığını, Yargıtay tarafından da temyiz ve karar

düzeltme sebeplerinden hiçbirinin bulunmadığı belirterek başvurucunun bu

talebinin reddine karar verildiğini belirterek, mahkeme ve temyiz merciinin

kararlarının gerekçesiz olduğuna dair şikâyetin incelenmesi sırasında bu

hususların göz önünde bulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.

46. Başvurucu, başvuru formunda ileri sürdüğü iddialar

dışında, bilirkişi raporunda yer alan ifadelerin mahkeme kararlarını gerekçeli

hale getirmeyeceğini belirtmiştir.

47. Başvurucunun iddiası gerekçeli karar hakkı açısından

incelenecektir.

48. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

49. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır.”

50. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

51. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil

olmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olarak kabul edilensilahların eşitliğiilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak ve

gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanma

hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi

uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.

maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşmenin lâfzî

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen gerekçeli karar hakkı vesilahların eşitliğiilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§

38).

52. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber, bu hak yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

53. Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin

ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin

onama kararlarında kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraber (bkz. García Ruiz/İspanya,

B. No: 30544/96, 21/1/1999, § 26) başvurucuların dile

getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara

ilişkin temyiz başvurularıyla başvurucuların usuli

haklarının ihlal edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyiz incelemesinde

tartışılmaması gerekçeli karar hakkının ihlali olarak görülebilir (B. No:

2012/603, 20/2/2014, § 49).

54. Somut olayda başvurucu, mecburi hizmet yükümlülüğünü

yerine getirmediğinden bahisle hakkında açılan alacak davasına verdiği savunma

dilekçesinde; 5535 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle 2547 sayılı Kanun’a eklenen

geçici 53. maddesinde, kamu kurumlarında görev yapanların yurtdışındaki eğitim

giderlerine karşılık yerine getirmedikleri mecburi hizmet yükümlülüğünü hali

hazırda çalıştıkları kurumda yerine getirebileceklerini, bu durumda borç

takibinden vazgeçileceğinin düzenlendiğini, bu düzenlemeden faydalanmak için

başvuru şartı aranmamasına rağmen 25/9/2006 tarihinde

anılan düzenlemeden faydalanmak için başvuru yaptığını, diğer yandan mecburi

hizmet yükümlülüğü süresinin hatalı hesaplandığını belirtmiş, İlk Derece

Mahkemesi uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar

vermiş, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda başvurucunun 2547 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 53. maddeden faydalanamayacağı belirtilmekle beraber bu

konu hakkında karar takdirinin Mahkemeye ait olduğu ifade edilmiş ve hesaplanan

borç tutarı Mahkemeye bildirilmiştir. Başvurucu, düzenlemeden

faydalanamayacağına ilişkin bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Ancak İlk

Derece Mahkemesi esas hakkında verdiği kararda, başvurucunun asıl iddiası olan

mecburi hizmet yükümlülüğünü BDDK’da tamamlayabileceğine dair düzenleme

nedeniyle davanın reddi gerektiği iddiası hakkında hiçbir değerlendirme

yapmadan bilirkişi raporunda tespit edilen alacak tutarının Rektörlüğe

ödenmesine karar vermiştir.

55. Başvurucu tarafından bu karara karşı yapılan temyiz

başvurusuna ait dilekçede aynı husus ileri sürülmüş, hatta temyiz yargılaması

devam ederken kendisinin 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin üçüncü fıkrası

kapsamında olduğuna ilişkin Maliye Bakanlığının 20/3/2012

tarih ve 3527 sayılı görüşünü de Yargıtay 18. Hukuk Dairesine sunmuş ise de,

anılan Daire başvurucunun iddiaları hakkında bir değerlendirme yapmayarak İlk

Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir.

56. Görüldüğü üzere, aleyhine açılan

alacak davasında başvurucu tarafından borçlu olmadığını ifade eden ve buna

ilişkin asıl iddia olarak dayanılan mecburi hizmet yükümlülüğünün çalıştığı

kuruma aktarılmasının yapılması ve yapılan düzenleme uyarınca bu talep için

süre şartının bulunmadığı itirazlarının sadece bilirkişi raporunda

değerlendirildiği, bilirkişinin uyuşmazlığın çözümü için mahkemeye yardımcı

olmaktan başka bir görevinin bulunmadığı ve hazırladığı raporun yargı kararı niteliği

taşımadığı açık olduğundan, mahkeme kararında tartışılmayan ve

gerekçelendirilmeyen başvurucunun iddiasının bilirkişi raporunda dile

getirilmiş olması dolayısıyla karşılanmış olduğunun kabulünün mümkün olmadığı,

kararın temyiz aşamasında da aynı iddia ileri sürülmüş olmasına rağmen temyiz

hakkında verilen kararda da bu hususa ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği

görülmektedir.

57. Bu durumda, başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt

verilmesini gerektiren, uyuşmazlığın çözümü için esaslı bir iddia olan mecburi

hizmet yükümlülüğünün çalıştığı kuruma aktarılabileceği ve bunun için süre

şartının bulunmadığı iddiası, İlk Derece Mahkemesi kararında tartışılmamış ve

karşılanmamıştır. Başvurucu, tüketilmesi gereken ve etkili kanun yolu olan

temyiz yolunda da aynı iddiayı dile getirmiş ise de Yargıtay kararında da bu

iddia karşılanmamış ve İlk Derece Mahkemesinin iddiayı cevapsız bırakması

tutumu aynen kabul görmüştür. Bu nedenle, yargılama süreci bir bütün olarak

değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

58. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

59. Burhan ÜSTÜN ve Hicabi DURSUN

bu görüşe katılmamıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

60. Başvurucu, anayasal haklarının ihlal edildiğini

belirterek ve ihlalin ortadan kaldırılması yönünde karar verilmesini talep

etmektedir.

61. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50.

maddesi şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve

işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

62. Başvuru konusu olayda tespit edilen

ihlal, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan gerekçeli karar hakkının

ihlal edilmesinden kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama yapılarak

ortadan kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan, 6216 sayılı Kanun’un (1) ve

(2) numaralı fıkraları gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzerekararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

63. Başvurucu tarafından yatırılan 172,50 TL harç tutarının

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Eşitlik

ilkesinin ihlal edildiği iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, OY BİRLİĞİYLE,

2.

Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, OY BİRLİĞİYLE,

3.

Gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, Burhan

ÜSTÜN ve Hicabi DURSUN’un

karşı oyları ve OY ÇOKLUĞUYLA,

B. İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin Balıkesir 2. Asliye Hukuk

Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, OY BİRLİĞİYLE,

C. 172,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE, OY BİRLİĞİYLE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

8/5/2014 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Başvurucu,

kendisine uygulanması gereken 2547 sayılı Kanun’un geçici 53. maddesinin üçüncü

fıkrasının uygulanmadığını, açtığı davada davasının reddedildiğini, ancak bu

konuda mahkeme ve Yargıtay kararlarında hiçbir gerekçenin bulunmadığını,

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan “adil yargılanma hakkı”nın

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkeme

kararlarının gerekçeli olması ilkesi adil yargılanma hakkının unsurları

arasında yer almaktadır. Bu hak usul ve esasa ilişkin iddia ve savunmaların

cevaplandırılması dışında her bir iddia ve savunmanın cevaplandırılacağı veya

karşılanacağı anlamına gelmemektedir. Ancak öne sürülen hususlardan biri kabul

edilirse, davanın sonucuna etkili olması halinde, mahkeme bu hususta belirli ve

açık bir cevap vermek zorunda olabilir. Böyle bir durumda dahi, açık bir

şekilde ifade edilirse zımni ret de yeterli olabilir. Diğer taraftan kanun yolu

mercilerince alt derece mahkemelerin kararlarında gösterdikleri gerekçeler

kabul edilmiş olacağından, anılan kararlarda ayrıca gerekçe gösterilmesine

gerek bulunmamaktadır. Nitekim AİHM içtihatları da bu yöndedir.

Başvurucu

tarafından ileri sürülen hususlar bilirkişi raporunda açıkça değerlendirilmiş,

rapor başvurucuya tebliğ edilerek itiraz etmesi sağlanmış, mahkemece bilirkişi

raporuna atıf yapılarak oradaki değerlendirmeye iştirak edilmiş, böylece ileri

sürülen hususta gerekçe oluşturulmuştur. Mahkeme kararını onayan ve

başvurucunun karar düzeltme talebini reddeden Yargıtay da aynı görüşe

katılmıştır.

Açıklanan

nedenlerle, gerekçesizlikten dolayı adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini kabul eden çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Zehra Ayla PERKTAŞ

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Zühtü ARSLAN

Raportör

:

Bahadır YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Aziz TURHAN

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1269, 8 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olaylar Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 30544/96, 21/1/1999, § 26) başvurucuların dile
  15. C. 172,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  16. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Karşı Oy Yazısı
  18. Üstün
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1269
Tarih
8 Mayıs 2014

İlgili Kararlar

  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/256
  • Ramazan Özlü Başvurusu (B. No: 2013/4187)
  • Mesut Değer Başvurusu (B. No: 2013/7541)
  • Ahmet Kenan Evren ve Ali Tahsin Şahinkaya Başvurusu (B. No: 2013/1276)
  • Nadide Çolak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5433)
  • Genomed Sağlık Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/1210)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.