İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nadide Çolak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5433)

1. Başvurucular, 3/2/1998 tarihinde açtıkları sözleşmenin

Başvuru No2013/5433Tarih30 Haziran 2014Okuma19 dk · 3.871 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nadide Çolak Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
30 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/5433
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.871 kelime·19 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, 3/2/1998 tarihinde açtıkları sözleşmenin

feshi ile tapu iptali ve tescil, bu mümkün olmadığı takdirde tazminat davasının

reddine karar verilmesi ve makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve

tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 11/7/2013 tarihinde İstanbul Anadolu 19. Asliye

Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 19/2/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 6/3/2014 tarihli ara kararı gereğince

başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 18/3/2014

tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular Emine Özarın,

Nuran Uysal ve Nadide Çolak, 3/2/1998 tarihinde, Bato

İnşaat Turz. ve Org. Tic.

A.Ş., Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), H.Ö. ve 13 arkadaşı aleyhine

İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada; Tuzla ilçesinde bulunan

taşınmaz üzerine arsa karşılığı inşaat yapılması için davalı Bato İnş. Turz. ve Tic. A.Ş. ile

kat karşılığı inşaat ve satış sözleşmesi yaptıklarını, taşınmazın 1200 hisse

kabul edilerek bunun 700 hissesinin davalı şirkete verildiğini, ancak üzerine

teminat ipoteği konulduğunu, davalının bu hisseleri kötü niyetli olarak

başkalarına sattığını, sözleşme hükümlerine göre inşaatları zamanında teslim

etmediğini belirterek, davalı şirkete verilen arsa paylarının yeniden

düzenlenmesi ve taşınmazların adlarına tescilini, bu mümkün olmadığı takdirde

tazminatın tahsilini talep etmişlerdir.

8. Mahkemece, 5/5/1998 tarih ve E.1998/55, K.1998/143 sayılı

ilamla verilen yetkisizlik kararı üzerine dava dosyası Pendik 2. Asliye Hukuk

Mahkemesine gönderilmiş, Tuzla Adliyesinin açılmasından sonra 4/11/1998 tarih

ve E.1998/709, K.1998/673 sayılı yetkisizlik kararı ile dava dosyasının Tuzla

2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir

9. Yargılamaya, Tuzla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin

E.1998/457 sayılı dava dosyasında devam edilmiştir.

10. Başvurucu Şadiye Özcan ve Sabahat Denizalp

mirasçıları, 26/4/1999 tarihinde Bato İnş. Turz. ve Org. Tic. A.Ş. ve 9

arkadaşı aleyhine Tuzla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1999/188 sayılı

dosyasında açtıkları davada, arsa paylarının yeniden düzenlenmesi ve

taşınmazların adlarına tescili, bu olmadığı takdirde tazminat ödenmesi

talebinde bulunmuşlardır. Mahkemece, 19/1/2000 tarih ve E.1999/188, K.2000/1

sayılı kararla; dava dosyası, hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle

Mahkemenin E.1998/457 sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.

11. Yine başvurucu Nadide Çolak, 10/10/2001 tarihinde TMSF ve

9 arkadaşı aleyhine Tuzla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2001/704 sayılı

dosyasında açtığı davada, akdin feshi ile tapu iptali ve tescil, bu olmadığı

takdirde tazminat ödenmesi, dava dosyasının ilk dava dosyası ile

birleştirilmesi talebinde bulunmuştur. Mahkemece, 20/5/2005 tarih ve

E.2001/704, K.2005/364 sayılı kararla; dava dosyası, E.1998/457 sayılı dosya

ile birleştirilmiştir.

12. Mahkemece, her üç davada yapılan yargılama sonunda,

24/12/2008 tarih ve E.1998/457, K.2008/1215 sayılı kararla; asıl ve birleşen davalarda,

davalılar A.K. mirasçıları yönünden davanın husumetten reddine, S.K. aleyhine

açılan davanın reddine, asıl dava olan E.1998/457 sayılı dava dosyasında

davanın kabulüne, 6.594,45 TL'nin diğer davalılardan alınarak davacılar Nuran

Uysal ve Emine Özarın'a ödenmesine, birleşen

E.2004/704 sayılı dava dosyasında davanın kabulüne, 17.936,90 TL'nin diğer

davalılardan alınarak davacı Nadide Çolak'a ödenmesine, birleşen E.1999/188

sayılı dava dosyasında davacı Sabahat Denizalp

mirasçılarının açtığı davanın reddine, davacı Şadiye Özcan tarafından açılan

davanın kabulü ile 3.250,00 TL'nin diğer davalılardan alınarak davacı Şadiye

Özcan'a ödenmesine karar verilmiştir.

13. Davalıların temyizi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk

Dairesinin 13/7/2010 tarih ve E.2009/3523, K.2010/4035 sayılı ilamıyla; kat

karşılığı inşaat ve satış sözleşmesinin davacı arsa sahipleri ile davalı Bato İnşaat Turz. ve Org. Tic.

A.Ş. arasında düzenlendiği, diğer davalıların ise bu davalı şirketten bağımsız

bölüm veya arsa payı devralan kişiler oldukları, asıl ve birleşen davalarda

sözleşmenin ileriye etkili şekilde feshi ve tapu iptali ile tescil istemlerine

ilişkin olarak terditli dava açıldığı, tapu iptali ve

tescil davalarının kabul edilmediği ve sözleşmelerin feshedilmediği,

davacıların buna ilişkin olarak hükmü temyiz etmedikleri, dolayısıyla

sözleşmelerin hukuki varlıklarını muhafaza ettikleri, bu nedenle eksik işler

bedelinin, sadece sözleşmenin tarafı olduğu şirketten talep edilebileceği, bu

şirketten bağımsız bölüm veya hisse satın alan üçüncü kişilerin arsa

sahiplerine karşı akdi sorumlulukları bulunmadığı gibi davalı şirketin borcunu

taahhüt ettiklerine dair hiçbir delil de bulunmadığı, bu nedenle diğer

davalıların eksik işler bedelinden sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığı, bu durumda

davalı üçüncü kişiler hakkındaki davanın husumetten reddi yerine, yanlış

değerlendirme sonucu haklarındaki bedele yönelik davanın kabulünün doğru

olmadığı gerekçesiyle davalı şirket dışında diğer davalılar lehine hükmün

bozulmasına karar verilmiştir.

14. Başvurucuların karar düzeltme istemi, aynı Dairenin

4/4/2011 tarih ve E.2010/6229, K.2011/2046 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

15. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda, 13/9/2011 tarih ve E.2011/396, K.2011/560 sayılı kararla; asıl ve

birleşen davalarda A.K. mirasçıları ile S.K. ve Batu İnş. Turz.

A.Ş. hakkında verilen kararlar temyiz edilmeksizin kesinleştiği için bu

davalılar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, asıl ve birleşen

davalarda diğer davalılar ve TMSF aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle

reddine karar verilmiştir.

16. Başvurucuların temyizi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk

Dairesinin 9/5/2012 tarih ve E.2012/97, K.2012/3262 sayılı ilamıyla hüküm

onanmıştır.

17. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 20/5/2013 tarih ve

E.2012/7495, K.2013/3246 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

18. Karar, 14/6/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucular, 11/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

20. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi”

kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

21. 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun

106. maddesi şöyledir:

“Karşılıklı taahhütleri navi olan

bir akitte iki taraftan biri mütemerrit olduğu

takdirde, diğeri borcun ifa edilmesi için münasip bir mehil tayin veya münasip

bir mehilin tayinini hakimden isteyebilir.

Bu mehil zarfında

borç ifa edilmemiş bulunduğu surette alacaklı her zaman onun ifasını talep ve teahhür sebebi ile zarar ve ziyan davası ikame eylemek

hakkını haizdir; birde aktin icrasından ve teahhürü sebebiyle zarar ve ziyan talebinden vaz geçtiğini

derhal beyan ederek borcun ifa edilmemesinden mütevellit zarar ve ziyanı talep

veya akdi fesh edebilir.”

22. 818 sayılı mülga Kanun’un

360. maddesi şöyledir:

“Yapılan şey iş sahibinin kullanamayacağı ve nıfset kaidesine göre kabule icar edilemeyeceği derecede

kusurlu veya mukavele şartlarına muhalif olursa, iş sahibi o şeyi kabulden

imtina edebilir; bu hususta mütaahhidin taksiri

bulunursa zarar ve ziyan da isteyebilir.

İşin kusurlu olması veya mukaveleye muhalif bulunması yukarıki derecede ehemmiyeti haiz değil ise iş sahibi, işin

kıymetinin noksanı nispetinde fiyatı tenzil ve eğer o işin ıslahı büyük bir

masrafı mucip değil ise mütaahhidi tamire mecbur

değildir. Bu hususta mütaahhidin taksiri varsa iş

sahibi zarar ve ziyan da isteyebilir.

Yapılan şey iş sahibinin arsası üzerine yapılmış olup da

mahiyeti itibariyle refi ve kal'ı fazla bir zararı

mucip ise iş sahibi, ancak ikinci fıkra mucibince muamele yapar.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 30/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 11/7/2013 tarih ve 2013/5433 numaralı bireysel başvuruları

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

24. Başvurucular, 3/2/1998 tarihinde Tuzla 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtıkları davanın 24/12/2008 tarihli kararla kabul edildiğini,

temyiz üzerine Yargıtay tarafından, sözleşmenin feshini talep etmedikleri

halde, tapu iptali ve tescil taleplerinin kabul edilmemesi hususunu temyiz

etmedikleri gerekçesiyle bu haklarından vazgeçilmiş sayıldıklarını,

davalıların, taşınmaz üzerinde ipotek olduğu halde taşınmazı satın aldıklarını,

dolayısıyla iyiniyetli olamayacaklarını, Mahkemece Yargıtay bozma kararına

uyularak davanın husumetten reddedildiğini, yargılamanın uzun sürdüğünü ve

makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

25. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde,

başvurucuların, Tuzla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın kısmen

reddedildiğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucuların

ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki

nitelendirmeyi bizzat yapar. Başvurucuların anılan iddiaları, yargılama

sonucunda verilen kararın adil olmadığına yönelik olup, bu iddialar adil

yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

Başvurucuların, makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle adil yargılanma

haklarının ihlali iddiaları ayrıca incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucunun

Adil Olmadığı İddiası

26. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

27. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

28. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece

kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148.

maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

29. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

30. Başvuru konusu olayda

başvurucular, 3/2/1998 tarihinde Tuzla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları

davanın 24/12/2008 tarihli kararla kabul edildiğini, temyiz üzerine Yargıtay

tarafından, sözleşmenin feshini talep etmedikleri halde, tapu iptali ve tescil

taleplerinin kabul edilmemesi hususunu temyiz etmedikleri gerekçesiyle bu

haklarından vazgeçilmiş sayıldıklarını, davalıların, taşınmaz üzerinde ipotek

olduğu halde taşınmazı satın aldıklarını, dolayısıyla iyi niyetli

olamayacaklarını, Mahkemece Yargıtay bozma kararına uyularak davanın husumetten

reddedildiğini belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

31. Başvurucular, Tuzla 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada, sözleşmenin feshi ile tapu iptali

ve tescil, bu olmadığı takdirde tazminatın tahsilini talep etmişlerdir.

Başvurucular bu şekilde terditli dava açmışlar,

Mahkemece sözleşmenin feshi ve tapu iptali ve tescil davası kabul edilmemiş,

tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Karar, davalılar

tarafından temyiz edilmiş, başvurucular temyiz isteminde bulunmamışlardır.

Yargıtay, sözleşmenin davacı arsa sahipleri ile davalı Bato

İnşaat Turz. ve Org. Tic. A.Ş. arasında düzenlendiği,

diğer davalıların ise bu davalı şirketten bağımsız bölüm veya arsa payı

devralan kişiler oldukları, asıl ve birleşen davalarda sözleşmenin ileriye

etkili şekilde feshi ve tapu iptali ile tescil istemlerine ilişkin olarak terditli dava açıldığı, tapu iptali ve tescil davalarının

kabul edilmediği ve sözleşmelerin feshedilmediği, davacıların buna ilişkin

olarak hükmü temyiz etmedikleri, dolayısıyla sözleşmelerin hukuki varlıklarını

muhafaza ettikleri, bu nedenle eksik işler bedelinin, sadece sözleşmenin tarafı

olduğu şirketten talep edilebileceği, bu şirketten bağımsız bölüm veya hisse

satın alan üçüncü kişilerin arsa sahiplerine karşı akdi sorumlulukları

bulunmadığı gibi davalı şirketin borcunu taahhüt ettiklerine dair hiçbir delil

de bulunmadığı, bu nedenle diğer davalıların eksik işler bedelinden sorumlu

tutulmalarının mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı şirket dışında diğer

davalılar lehine hükmün bozulmasına karar vermiştir. Mahkemece bozma kararına

uyularak ve bozma kararındaki gerekçelerle davanın kısmen reddine karar

verilmiştir.

32. Mahkemenin ve Yargıtayın gerekçesi ile başvurucuların iddiaları

incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi ve Yargıtay tarafından

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

33. Başvurucular, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadıklarına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadıklarına,

karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme

fırsatı bulamadıklarına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili

iddialarının Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da

kanıt sunmadıkları gibi Mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık

keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

34. Açıklanan nedenlerle,

başvurucular tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık

keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası

35. Başvurucuların yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu

bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

36. Başvurucular, 3/2/1998 tarihinde Tuzla 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtıkları davanın kısmen reddedildiğini, yargılamanın makul sürede

tamamlanmadığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

37. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

38. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

39. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması,

yargının görevidir.”

40. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

41. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

42. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır.

43. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru

konusu olayda başvurucuların, kat karşılığı inşaat ve satış sözleşmesinin

feshi, taşınmazların tapu kaydının iptali ile başvurucular adlarına tapuya

tescili, bu mümkün olmadığı takdirde tazminat ödenmesi davasında, 1086 sayılı

mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100 sayılı Kanun’da yer verilen usul

hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

44. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

45. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

46. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre

değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm

gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi

değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha

etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

47. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

48. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarihtir. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak

şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

49. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

50. Başvuru konusu yargılamanın,

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcını teşkil eden

23/9/2012 tarihinden önce başlamış olduğu, başvuru tarihinde yargılamanın sona

erdiği anlaşılmakla, somut başvuruya ilişkin olarak yapılacak makul süre

değerlendirmesinde dikkate alınacak sürenin başlangıcı, başvurucular Emine Özarın, Nuran Uysal ve Nadide Çolak için davanın ikame

edildiği tarih olan 3/2/1998 tarihi, başvurucu Şadiye Özcan için ise 26/4/1999

tarihidir.

51. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma

ödevi yükler. Başvurucuların, sözleşmenin feshi ile tapu iptali ve tescil,

olmadığı takdirde tazminat ödenmesi amacıyla açtıkları davada makul sürede

yargı kararı verilmesinde kişisel yararları bulunmaktadır.

52. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvuruya

konu yargılama yazılı yargılama usulüne tabidir.

53. Somut başvuruda makul süre

incelemesi yapılırken, tazminat davası açan başvurucuların kişisel yararları

göz önünde bulundurularak, yargılama sürecindeki gecikmelerin her biri

belirlenerek gecikmeye neden olan unsurlar ve bunların gecikmedeki etkisinin

tespiti ve bahsedilen makul süre kriterlerinin toplam etkisinin

değerlendirilmesi gerekmektedir.

54. Başvuruya konu yargılama sürecinin

incelenmesinde, yargılamanın konusunun, kat karşılığı inşaat ve satış

sözleşmesinin feshi ile tapu iptali ve tescil, bu mümkün olmadığı takdirde

tazminatın ödenmesi istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Başvurucular Emine Özarın, Nuran Uysal ve Nadide Çolak tarafından 3/2/1998

tarihinde İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada Mahkemece dava

dosyası yetkisizlik kararı ile Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş,

anılan Mahkemece de yetkisizlik kararı verilerek dosya Tuzla 2. Asliye Hukuk

Mahkemesine gönderilmiş ve yargılama Mahkemenin E.1998/457 sayılı dosyasında

başlamıştır.

55. Başvurucu Şadiye Özcan tarafından,

aynı iddialarla 26/4/1999 tarihinde Tuzla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan

dava dosyası, diğer başvurucular tarafından açılan dava dosyası ile

birleştirilmiştir. Yine başvurucu Nadide Çolak tarafından, 10/10/2001 tarihinde

açılan dava dosyası E.1998/457 sayılı dava dosyasıyla birleştirilerek

yargılamaya devam edilmiştir.

56. Mahkemece, uzun süre taraf

teşkilinin sağlanmasına çalışılmış, tapu kayıtları istenmiş ve tarafların

delilleri toplanmıştır. Vefat eden davalıların mirasçıları davaya dâhil

edilmişlerdir. Mahkeme, 13/2/2002 tarihli duruşmada keşif yapılmasına karar

vermiş, rapora itiraz edilmesi üzerine ek rapor almıştır. Ek raporun

düzenlenmesinden sonra taraf teşkilinin sağlanamadığı belirlenerek yeniden

taraf teşkili sağlanmaya çalışılmıştır.

57. Mahkeme, 16/4/2007 tarihli

duruşmada yeniden keşif yapılmasına karar vermiştir. Raporun okunmasından

sonra, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için 3/10/2007 tarihinde

yeniden keşif yapılması yönünde hüküm kurmuştur. Başvurucular vekilinin ıslah

dilekçesi verdiği ve bu dilekçenin davalılara tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

58. Mahkemece 24/12/2008 tarihinde

karar verilmiş, davalıların temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesince

13/7/2010 tarihinde karar bozulmuştur. Başvurucuların karar düzeltme istemi,

aynı Daire tarafından 4/4/2011 tarihinde reddedilmiştir.

59. Mahkeme bozma kararına uyarak

yargılama yapmış ve 13/9/2011 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Başvurucuların temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesince 9/5/2012 tarihinde

hüküm onanmış, karar düzeltme isteminin reddedildiği 20/5/2013 tarihinde karar

kesinleşmiştir.

60. Mahkemece, yargılama süresince

yaklaşık 3 ay aralıklarla duruşmalar yapıldığı belirlenmiştir. Yargılama sırasında

başvurucular vekilinin mazeret bildirerek katılmadığı duruşmalar bulunduğu

anlaşılmışsa da anılan duruşmalarda farklı ara kararların yerine getirilmesinin

beklendiği, dolayısıyla yargılama sürecinin uzunluğu dikkate alındığında,

başvurucuların tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu

tespit edilememiştir.

61. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, davadaki taraf

sayısı ile başvuruya konu yargılamanın konusunun keşif ve bilirkişi incelemesi

gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak karmaşık bir niteliğe sahip

olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde

yazılı yargılama usulüne tabi olan davalarda tatbiki gereken yargılamayı

hızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilen

ara kararların birçoğunda taraflara eksikliklerin ikmali hususunda usul

hükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek, yapılması gereken işlemlerin uzun

sürelerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

62. Başvuru konusu yargılamada söz konusu olduğu gibi,

verilen birleştirme kararlarının adaletin daha iyi gerçekleştirilebilmesi için

makul olduğu değerlendirilebilirse de bu tür kararların yargılamayı uzatacağı

göz önünde bulundurularak, yargılamanın diğer aşamalarında sürecin hızlandırılması

hususunda daha fazla gayret ve özen gösterilmesi gerektiği açıktır.

63. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı

geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında

taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de yargılama makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleri

engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda, taraf vekillerince muhtelif

celselerde mazeret dilekçeleri sunulduğu görülmekle birlikte, başvurucuların

tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit

edilememiştir.

64. Başvurunun konusu olan tazminat davasında yer alan kişi

sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği

başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte,

yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, ilk derece

Mahkemesince yetkisizlik ve birleştirme kararları verildiği, uzun aralıklarla

duruşmalar yapıldığı, başvurucular Emine Özarın,

Nuran Uysal ve Nadide Çolak tarafından açılan dava tarihi olan 3/2/1998

tarihinden itibaren olağan kanun yollarına müracaat sonunda hükmün kesinleştiği

20/5/2013 tarihine kadar 15 yıl 3 ay 17 gün devam eden yargılama sürecinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu, yine başvurucu Şadiye Özcan tarafından

açılan dava tarihi olan 26/4/1999 tarihinden itibaren olağan kanun yollarına

müracaat sonunda hükmün kesinleştiği 20/5/2013 tarihine kadar 14 yıl 24 gün

devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

65. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

66. Başvurucular, adil yargılanma haklarının ihlali nedeniyle

her bir başvurucu için 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın

tahsilini talep etmişlerdir.

67. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

68. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde

bulunulmuş olup, mevcut başvuruda makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle

Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber,

tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı

bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

69. Başvurucular Emine Özarın,

Nuran Uysal ve Nadide Çolak tarafından Tuzla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde

açılan kat karşılığı inşaat ve satış sözleşmesinin feshi ile tapu iptali ve

tescil, bu mümkün olmadığı takdirde tazminat davası, makul olmayan bir süre

olan 15 yıl 3 ay 17 gün devam etmiştir. Yine aynı iddialarla başvurucu Şadiye

Özcan tarafından açılan dava, makul olmayan bir süre olan 14 yıl 24 gün devam

etmiştir. Dolayısıyla başvurucuların kişisel yararları göz önünde

bulundurulduğunda, başvuruculara yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararları karşılığında takdiren Emine Özarın, Nuran Uysal ve Nadide Çolak’a ayrı ayrı 12.450,00

TL, başvurucu Şadiye Özcan’a 11.250,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

70. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1.

Yargılamanın sonucunun adil olmadığı iddiası yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyet yönünden KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular Emine Özarın, Nuran Uysal

ve Nadide Çolak’a ayrı ayrı 12.450,00 TL, başvurucu Şadiye Özcan’a 11.250,00 TL

manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

30/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucular : 1. Nadide ÇOLAK 2. Emine ÖZARIN 3. Nuran UYSAL 4. Şadiye ÖZCAN Vekilleri : Av. Şerife DALMIŞ ÇELİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5433, 30 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. C. Başvurucular Emine Özarın, Nuran Uysal
  16. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5433
Tarih
30 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Genomed Sağlık Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/1210)
  • Yüksel Baran Başvurusu (B. No: 2012/782)
  • Mehmet Enver Kırker ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8872)
  • Yusuf Aslan Başvurusu (B. No: 2014/2234)
  • Nurettin Haldun Gelelioğlu Başvurusu (B. No: 2013/9579)
  • Sultan Tokay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1122)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.