İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yüksel Baran Başvurusu (B. No: 2012/782)

1. Başvurucu, hakkında

Başvuru No2012/782Tarih26 Haziran 2014Okuma14 dk · 2.821 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yüksel Baran Başvurusu

Karar tarihi
26 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2012/782
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.821 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hakkında

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yasa dışı örgüte üye olmak iddiasıyla

yürüttüğü bir soruşturma dosyası kapsamında adli kontrol kararı olması sebebi

ile 2012-2013 eğitim/öğretim yılı içerisinde dikey geçiş sınavına (DGS) girerek

kazandığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) bulunan üniversiteye devam

edememesi nedeniyle eğitim ve öğretim hakkının ihlal edildiğini iddia ederek

maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, Diyarbakır 4.

Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığı ile 21/11/2012

tarihinde yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 28/3/2013 tarihinde kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 12/2/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için 12/2/2014

tarihinde Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığının 16/4/2014 tarihli

görüş yazısı 22/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu

Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde ibraz

etmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığının 2007/996 soruşturma numara sayılı dosya kapsamında yasa dışı

KCK örgütüne üye olmak iddiası ile 25/12/2009

tarihinde başvurucunun ifadesi alınmış ve adli kontrol istemiyle serbest

bırakılmıştır.

8. Sorgu hâkimliğince aynı

tarihte başvurucu hakkında yurt dışı çıkış yasağı kararı verilmiştir.

9. Diyarbakır CMK 250. madde

ile yetkili Cumhuriyet savcılığınca aralarında başvurucunun da bulunduğu

kişiler hakkında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde E.2010/444 sayılı dosya

kapsamında dava açılmıştır. Dava halen derdesttir.

10. Başvurucu 2012/2013

eğitim/öğretim yılı içerisinde DGS’ye girerek Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi

Hukuk Fakültesine kayıt yaptırmaya hak kazanmıştır.

11. Başvurucunun yurt dışı

yasağı bulunması sebebi ile avukatı tarafından adli kontrol kararının

kaldırılması veya değiştirilmesi için 14/9/2012

tarihli dilekçe ile Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine talepte bulunulmuştur.

12. Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirme sonucu 25/9/2012

tarihli ara karar ile başvurucu hakkında delil durumunda bir değişiklik

bulunmadığından ve başvurucunun adli kontrol altına alınması kararında bir

isabetsizlik olmadığından talep reddedilmiştir.

13. Başvurucunun yaptığı itiraz

incelemesini değerlendiren Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi, 8/10/2012 tarih ve 2012/504 değişik iş sayılı kararı ile

itiraz başvurusunu kararın usul ve yasaya uygun olduğu ve kararda bir

isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

14. Karar 22/10/2012

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

15. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun “Adli kontrol”

başlıklı 109. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:

(1) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada,

100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması

yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.

…

(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda

gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:

a) Yurt dışına çıkamamak.

…

(6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî

hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm,

maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendinde belirtilen hallerde uygulanmaz.

(7) Kanunlarda öngörülen tutukluluk

sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında (…) adlî kontrole ilişkin

hükümler uygulanabilir.”

16. 5271 sayılı Kanun’un “Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler”

başlıklı 110. maddesi şöyledir:

(1)

Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile

soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir.

(2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle,

adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına

koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan

yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi

bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.

(3) 109 uncu madde ile bu madde hükümleri,

gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da,

kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.”

17. 5271 sayılı Kanun’un “Adlî kontrol kararının kaldırılması”

başlıklı 111. maddesi şöyledir:

“(1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine,

Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu

maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.

(2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz

edilebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 26/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

21/11/2012 tarih ve 2012/782 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

19. Başvurucu Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yasa dışı örgüte üye olmak iddiasıyla yürüttüğü bir

soruşturma dosyası kapsamında 25/12/2009 tarihinde

ifadesi alındıktan sonra adli kontrol istemiyle serbest bırakıldığını,

2012-2013 eğitim/öğretim yılı içerisinde DGS’ye girerek Uluslararası Kıbrıs

Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim görmeye hak kazandığı halde hakkında

uygulanmakta olan ve ne kadar süreceği belli olmayan adli kontrol kararı

nedeniyle bu okulda öğrenime devam etmesinin engellendiğini, bir güvenlik

tedbiri olan adli kontrolün her duruşmada değerlendirmeye tabi olması

gerekirken savunması alınmayarak hakkının zedelendiğini belirterek Anayasa’nın

42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğretim hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiş, 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

20. Başvurucu, devam eden yasa

dışı örgüt davasında hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağı tedbiri

sebebiyle daha sonra DGS ile öğrenim görmeye hak kazandığı KKTC’de bulunan bir

üniversiteye kayıt yaptıramaması ve devam edememesinin eğitim ve öğretim

hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

21. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, eğitim hakkının devlete pozitif ve negatif yükümlülükler

getirdiğini, ancak eğitim hakkının mutlak ve sınırsız bir hak olmadığını,

devletin eğitim hakkı yönünden takdir alanının geniş olduğunu, eğitim hakkına

yapılacak müdahalenin meşru amacının ve bu meşru amaç ile kullanılan araç

arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunması gerektiğini, somut olayda

yurtdışı çıkış yasağının devam eden yargılamada tedbir niteliğinde ve mahkeme

tarafından verilen bir kararla uygulandığını, bu nedenle meşru bir amaç

taşıdığının düşünüldüğü ifade edilerek Anayasa’nın 42. maddesine ilişkin

şikâyet incelenirken bu hususların göz önünde bulundurulması gerektiği yönünde

beyanda bulunulmuştur.

22. Anayasa'nın “Eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi” başlıklı

42. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun

bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tesbit

edilir ve düzenlenir.

…

İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için

zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.

…”

23. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne (AİHS) ek Türkiye'nin taraf olduğu 1 No.lu Protokol'ün “Eğitim hakkı” başlıklı 2. maddesi

şöyledir:

“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun

bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine

getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi

inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.”

24. Anayasa’nın “Yerleşme ve seyahat hürriyeti” başlıklı 23.

maddesi şöyledir:

“Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine

sahiptir.

Yerleşme

hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak,

sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;

Seyahat

hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;

Amaçlarıyla

kanunla sınırlanabilir.

Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak

suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak

sınırlanabilir.

Vatandaş

sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.”

25. AİHS ile bu Sözleşme’ye Ek 4 No’lu

Protokol’ün “Serbest dolaşım özgürlüğü”

başlıklı 2. maddesi şöyledir:

“1. Bir devletin ülkesi içinde usulüne uygun

olarak bulunan herkes, orada serbestçe dolaşma ve ikametgahını

seçebilme hakkına sahiptir.

2. Herkes, kendi ülkesi de dahil,

herhangi bir ülkeyi terk etmekte serbesttir.

3. Bu haklar, ancak ulusal güvenlik, kamu

emniyeti, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlık ve

ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir

toplumda zorunlu tedbirler olarak ve yasayla öngörülmüş sınırlamalara tabi

tutulabilir.

4. Bu maddenin 1. fıkrasında sayılan haklar,

belli yerlerde, yasayla konmuş ve demokratik bir toplumda kamu yararının

gerektirdiği sınırlamalara tabi tutulabilir.”

26. Anayasa'nın 148. maddesinin

(3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.

27. 6216 sayılı Kanun'un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre, Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir.

28. Başvurucu hakkında yasa dışı

örgüte üye olmaktan dava açılmıştır. Soruşturma aşamasında başvurucunun ifadesi

alındıktan sonra adli kontrol istemiyle serbest bırakılmış ve Mahkemece

hakkında yurt dışı çıkış yasağı konmuştur. Daha sonra başvurucunun KKTC’de

bulunan bir üniversitede DGS ile öğrenim görmeye hak kazanması nedeniyle

hakkında uygulanan adli kontrolün kaldırılması veya değiştirilmesi talebi

Mahkemece delil durumunda bir değişiklik olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve

bu nedenle başvurucu bahse konu üniversiteye kaydını yaptıramamıştır.

29. Ceza hukukunda, işlenen suç

nedeniyle başlatılan soruşturma veya kovuşturmanın sağlıklı bir şekilde

yürütülmesi için, bazı tedbirlere başvurulması zorunluluk haline

gelebilmektedir. Bu tedbirler, şüpheli veya sanığın kaçmasının önlenmesi,

şüpheli veya sanığın yargılamada hazır bulundurulması, delillerin

karartılmasının önlenmesi suretiyle muhakemenin gecikmeksizin ve tehlikeye

düşürülmeden yapılmasını ve verilecek kararların uygulanmasını sağlamak amacını

taşıyabilir. Koruma tedbirleri, muhakeme boyunca eski durumu yaşatmak veya

verilecek kararın yerine getirilmesini sağlamak için kullanılan birer vasıta

oldukları gibi aynı zamanda geçicidir. Koruma tedbirinin geçici olması bir

tedbiri haklı gösteren sebeplerin kalmaması halinde o tedbirin sona ermesini

ifade eder (B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 29).

30. Koruma tedbirleri, 5271

sayılı Kanun’un “Koruma tedbirleri”

başlıklı dördüncü kısmının 90 ila 144. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Bunlardan, yakalama ve gözaltına alma, tutuklama, adli kontrol, arama ve elkoyma, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin

denetlenmesi, gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme gibi tedbirler kişi

hürriyetini kısıtlayan tedbirlerdir (B. No: 2012/1051, 20/2/2014,

§ 30).

31. Şüpheli veya sanığın,

tutuklama koşullarının varlığı halinde, ölçülülük ilkesi çerçevesinde ve

tutuklama ile ulaşılabilecek amaçlara uygun olduğu takdirde, kanunda sayılı bir

veya birkaç yükümlülüğe tabi tutulması adli kontrol olarak tanımlanmıştır. 5271

sayılı Kanun’un “Adli Kontrol” başlıklı

109. maddesinde tutuklamaya alternatif olarak getirilen adli kontrol araçları

sayılmıştır. Aynı maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde “yurt dışına çıkamamak” tedbiri de tutuklama

yerine geçen daha hafif bir koruma tedbiri olarak kabul edilmiştir (B. No:

2012/1051, 20/2/2014, § 31).

32. Adli kontrol tedbiri olarak

kabul edilmiş olması nedeniyle “yurt dışına

çıkamamak” tedbirine karar verebilmek için 5271 sayılı Kanun’un 100.

maddesinde yer alan kuvveli suç şüphesinin varlığını

gösteren olgular ve bir tutuklama nedeninin bulunması gerekmektedir (B. No:

2012/1051, 20/2/2014, § 32).

33. Somut başvuruda başvurucu,

hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağı tedbiri dışında eğitim ve öğretim

hakkına yapılan kamu gücüne dayalı bir müdahaleden bahsetmemektedir. Başvurucu

hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağı tedbirinin eğitim ve öğretim hakkına

bir müdahale olduğunu ve bu hakkının ihlal edildiğini ileri sürse de bu tedbir

esasen doğrudan seyahat özgürlüğünü sınırlayan nitelikte bir tedbirdir.

Başvurucunun eğitim ve öğretim hakkına yönelik olarak Mahkemece doğrudan bir

karar alınmamış ve başvurucunun eğitim ve öğretim hakkına doğrudan bir

müdahalede bulunulmamıştır. Mahkeme başvurucu hakkında verdiği yurt dışı çıkış

yasağı tedbirini delillerin durumunda bir değişiklik olmaması nedeniyle

reddederek seyahat özgürlüğünü kanunlar kapsamında sınırlamıştır. Başvurucu

hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağı tedbiri ve başvurucunun DGS ile

öğrenim görmeye hak kazandığı üniversitenin KKTC’de olması nedenleriyle

başvurucunun eğitim ve öğretim hakkı dolaylı olarak etkilenmiştir.

34. Somut başvuruya konu ciddi

ve kapsamlı bir soruşturma kapsamında başvurucu hakkında 5271 sayılı Kanuna

dayanılarak uygulanan yurt dışı çıkış yasağı tedbiri kaçmayı önlemek,

yargılamada hazır bulundurulmayı sağlamak, muhakemenin gecikmeksizin ve

tehlikeye düşürülmeden yapılmasını ve verilecek kararların uygulanmasını

sağlamak gibi meşru amaçlara sahiptir. Ayrıca bu tedbir tutukluluk tedbirine

alternatif olarak uygulanan ve başvurucunun haklarını çok daha az sınırlayan

bir tedbirdir.

35. Eğitim hakkı, kamu ve özel

eğitim kurumlarını kapsadığı gibi eğitimin; ilk, orta ve yüksek

öğrenim seviyelerini de kapsar. (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Kjeldsen, Busk Madsen

ve Pedersen/Danimarka, 5926/72, 7/12/1976,

§ 50; Leyla Şahin/Türkiye,

44774/98, 10/11/2005, §§ 134-136)

36. Anayasa’nın 42. maddesinde

yer alan eğitim ve öğrenim hakkı, kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim

almasını engellememe negatif ödevini yüklemekle birlikte Anayasa'da öngörülen

ilköğretim dışında devletin tüm bireylere eğitim ve öğrenim sağlaması şeklinde

pozitif bir ödev yüklememektedir. Devletin özellikle lisansüstü eğitim almak

isteyen herkese bunu sağlama şeklinde pozitif bir ödevi bulunmamaktadır (B. No:

2012/1334, 17/9/2013, § 29). AİHM’e

göre, anılan düzenleme “belli bir zamanda

var olan eğitim kurumlarına erişim hakkı”nı güvence altına

almaktadır (bkz. Kjeldsen, Busk Madsen

ve Pedersen/Danimarka, 7/12/1976, § 53).

37. Eğitimin toplum için

taşıdığı öneme karşın, eğitim hakkı mutlak ve sınırsız bir hak değildir.

Niteliği gereği devlet tarafından düzenleme yapılmasını gerektirdiğinden bazı

kısıtlamalara tabi tutulması da doğaldır. Şüphesiz eğitim kurumlarını

düzenleyen kurallar, toplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitimin farklı

düzeylerine has özelliklere göre, zaman ve mekân içinde değişiklik

gösterebilir. Bu nedenle, devletler bu konuda yapacakları düzenleme ve

uygulamalarda belli bir takdir alanına sahiptirler. Devletin bu takdir alanı,

eğitim kurumunun seviyesi yükseldikçe artmakta, buna karşılık bu eğitimin birey

ve toplum bakımından önemine bağlı olarak azalmaktadır (Ponomaryovi/Bulgaristan, 5335/05, 21/6/2011,

§ 50). Nitekim Anayasa’nın 42. maddesi ilköğretimi zorunlu ve devlet

okullarında ücretsiz olarak verilmesini öngörürken, öğrenim hakkının kapsamının

kanunla belirleneceğini kabul etmektedir.

38. Sınırlı sayıda yükseköğretim

kurumuna ulaşılabilir olduğu durumlarda, devletin bunlara erişimi, akademik bir

bakış açısıyla, sunulan hizmetlerden en fazla yararlanabilecek öğrencilerle

sınırlandırma yetkisi vardır (İngrid Jordebo Foundation of Christian

Schools and İngrid Jordebo/İsveç [Komisyon], B. No: 11533/856/03/1987). Bu kapsamda, AİHM, uygun koşullarda

asgari seviyede yeterli eğitim vermek suretiyle yüksek seviyede uzmanlaşmayı

sağlamak için özel üniversiteler de dâhil olmak üzere üniversiteye kabulün,

buna ilişkin giriş sınavını geçenlerle ve belli bir kontenjanla

sınırlandırılmasına 1 Numaralı Protokolün ikinci maddesinin izin verdiğini

belirtmektedir. (Tarantino ve Diğerleri/İtalya, B. No: 25851/09

29284/09 64090/09, 2/4/2013, § 46, 48, 52).

39. Devletin eğitim hakkı

konusunda negatif yükümlülükleri kapsamında getirilen kısıtlamaların söz konusu

hakkın özünü zedeleyecek ve etkililiğinden yoksun bırakacak düzeyde olmaması,

kanunla yapılması, meşru bir amacının bulunması ve bu meşru amaçla kullanılan

araç arasında belli bir makul dengenin gözetilmesi gerekmektedir. Bununla

birlikte devletler birinci Protokolün 2. maddesi bakımından sınırlı bir “meşru amaçlar” listesiyle bağlı olmayıp,

devletlerin takdir alanı geniştir (Bkz., Leyla Şahin/Türkiye, 44774/98, 10/11/2005,

§§ 154).

40. Şüphelilerin kaçmalarını ve

delilleri karartmalarını engellemek, kesinleşen cezaların uygulanmasını temin

etmek gibi amaçlara hizmet eden tutukluluk ve yurt dışına çıkamamak şeklinde

uygulanan tedbir kararları, kişilerin doğrudan özgürlüğünü ve/veya seyahat

özgürlüğünü kısıtlamakla beraber doğaları gereği haklarında bu tedbirler

uygulanan kişilerin eğitim, mülkiyet, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakları gibi pek çok haklarını kullanmalarını da

etkileyebilmekte/sınırlayabilmektedir. Hakkında tedbir uygulanan

kişilerin doğrudan etkilenen hakları yönünden konunun esasına girerek

sınırlandırmanın kanuniliği, meşru amacı ve ölçülülüğü incelenebilmekle

beraber, somut başvuruların özelliklerine göre tedbir uygulamasının dolaylı

etkilediği her hak yönünden böyle bir inceleme yapılmasına gerek

bulunmayabilir.

41. 19/2/2002 tarih ve 24676 sayılı Resmî

Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Meslek

Yüksekokulları ve Açıköğretim Ön Lisans Programları

Mezunlarının Lisans Öğrenimine Devamları Hakkında Yönetmeliğe göre dikey geçiş

sınavı (DGS), ön lisans programlarının son sınıfında eğitimine devam eden veya

buralardan mezun olmuş kişilere lisans programlarına yerleşmek için tanınmış

üniversite giriş sınavına ilave bir imkândır. Her üniversite, her yıl, DGS ile

yerleştirilecek öğrenciler için farklı lisans programları çerçevesinde

kontenjan ayırmaktadır. Öğrenciler, DGS’ye girdikten sonra, sınav sonucuna göre

büyük bölümü yurt içinde olan üniversitelerin ilgili programlarından

hangilerine yerleşmek istediklerini kendileri tercih etmekte; öğrencinin aldığı

puan, ilgili üniversitelerin lisans programlarının kontenjan durumu ve o

programı tercih eden başka kişilerin aldıkları puanlar gibi faktörler dikkate

alınarak, koşulları sağlayanlar bir lisans programına yerleşmektedir.

42. DGS sınavı ön lisans

programını bitiren kişilere başarı durumlarına göre yurt içinde ve KKTC’de çok

sayıda üniversiteye yerleşebilme imkânı vermektedir. Başvurucu sadece öğrenim

görmeye hak kazandığı üniversitede öğrenim görememesinden şikâyet etmektedir.

Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında 25/12/2009

tarihinde uygulanan yurt dışı çıkış yasağı tedbiri, başvurucunun yurt dışı

seyahat özgürlüğünü doğrudan kısıtlamış, başvurucunun 2012/2013 öğretim

döneminde KKTC’de bir üniversitede DGS ile öğrenim hakkı elde etmesi sonrasında

başvurucunun eğitim ve öğretim hakkı dolaylı olarak etkilenmiştir. Başvurucu

hakkında 25/12/2009 tarihinde bahsedilen tedbir kararı

uygulanmaya başlamış, başvurucu bu tarihten sonra girdiği DGS sınavı ile başarı

durumuna göre ve kendi tercihiyle 2012/2013 öğretim döneminde KKTC’de bulunan

bir üniversitede öğrenim hakkı elde etmiştir. Başvurucunun KKTC’de bir

üniversiteyi kazansa bile devam edemeyebileceği hususu sınava girdiği tarih

itibariyle öngörülebilir olup, başvurucu bunu önceden bilebilecek bir

durumdadır.

43. Anayasa Mahkemesine yapılan

bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından

ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının

yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve

AİHS’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No:

2012/1049, 26/3/2013, § 18).

44. Anayasa’nın 23. maddesinde

ve AİHS’e Ek 4 No.lu Protokol’ün 2. maddesinde yer

alan seyahat özgürlüğüne yönelik şikâyetlerle ilgili olarak bahsedilen

protokole ülkemizin taraf olmaması sebebiyle bireysel başvuruda bulunulamaz (B.

No: 2012/1051, 20/2/2014, § 51-54).

45. Başvurucu hakkında uygulanan

yurt dışı çıkış yasağı tedbiri, yürütülen bir soruşturma kapsamında Mahkeme

kararıyla uygulanmış ve başvurucunun daha sonra öğrenim görmeye hak kazandığı

üniversitenin KKTC’de olması nedenleriyle başvurucunun eğitim ve öğretim hakkı

dolaylı olarak etkilenmiştir. Bu durumda başvurucunun eğitim hakkına kamu gücü

kullanılarak doğrudan bir müdahalede bulunulmadığı, başvurucunun eğitim

hakkının başvurucu hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağı tedbirinin doğal

bir sonucu olarak dolaylı biçimde etkilendiği anlaşılmaktadır.

46. Nitekim AİHM, bir mahkûmun

cezaevinde tutulduğu sürece eğitimine devam edememesinin ve bir ebeveynin sınır

dışı edilmesi nedeniyle ebeveyniyle birlikte ülkeyi terk etmek durumunda kalan

çocuğun artık okula devam edemeyecek olmasının eğitim hakkının ihlaline yol

açmadığına, hakkında tutukluluk kararı verilmiş kişinin eğitimine devam

edememesinin eğitim hakkından yoksunluk olarak yorumlanamayacağına karar

vererek bir müdahaleden eğitim hakkının dolaylı etkilenmesini eğitim hakkının

ihlali olarak kabul etmemiştir (Bkz., Aslan /Türkiye, 31320/02, 1/6/2006; Ebibomi/Birleşik Krallık, 26922/95, 26/11/1995).

47. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun eğitim hakkının ihlali iddialarına ilişkin olarak bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Başvurunun,

“açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle, KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 26/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Selami ER Başvurucu : Yüksel BARAN Vekili : Av. Dursun ÖZDOĞAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2012/782, 26 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2012/782
Tarih
26 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Mehmet Enver Kırker ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8872)
  • Yusuf Aslan Başvurusu (B. No: 2014/2234)
  • Nurettin Haldun Gelelioğlu Başvurusu (B. No: 2013/9579)
  • Sultan Tokay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1122)
  • Erendiz Önal Başvurusu (B. No: 2014/1133)
  • Ahmet Gökhan Rahtuvan Başvurusu (B. No: 2014/4991)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.