İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Enver Kırker ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8872)

1. Başvurucular, murisleri

Başvuru No2013/8872Tarih18 Haziran 2014Okuma16 dk · 3.123 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Enver Kırker Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/8872
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.123 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, murisleri

tarafından 22/9/1988 tarihinde Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan

kadastro tespitinin iptali ve tescil davasında makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşler, maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 6/12/2013 tarihinde

Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan

ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci

Bölüm Birinci Komisyonunca, 16/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi

Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

4. Birinci Bölümün 29/1/2014

tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığı, 15/2/2014

tarihli yazısı ile başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucuların murisi Mehmet Enver Kırker

ve Mehmet Andaç, Maliye Hazinesi aleyhine 22/9/1988 tarihinde Yeşilhisar Asliye

Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada; kadastro tespiti sırasında maliki tespit

edilmeyen ve mera olarak ayrılan taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile

kısmen adlarına tescilini talep etmişler, dava dosyası Mahkemenin 1988/151

esasına kaydedilmiştir.

8. Halim Aslan’ın mirasçıları tarafından aynı taşınmaza

yönelik olarak Maliye Hazinesi aleyhine Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinde

açılan tapu iptali ve tescil davası, Mahkemenin 1988/160 esas numarasına

kaydedilmiştir.

9. Başvurucuların murisi Mehmet Enver Kırker

ve Mehmet Andaç, aynı taşınmaza yönelik olarak, 3/10/1988 tarihinde, Yeşilhisar

Asliye Hukuk Mahkemesinde Maliye Hazinesi aleyhine açtıkları davada; mera

olarak ayrılan taşınmazın adlarına tescilini talep etmişler, dava dosyası

Mahkemenin 1988/161 esasına kaydedilmiştir.

10. Mahkemece, dava dosyaları arasında bağlantı bulunduğu

gerekçesiyle 19/12/1988 tarihli kararla dava dosyalarının birleştirilmesine,

yargılamaya Mahkemenin 1998/151 esas sayılı dava dosyası üzerinden devam

edilmesine karar verilmiştir.

11. Yeşilhisar Belediye Başkanlığı, 8/8/1989 tarihli dilekçe

ile davaya müdahil davalı olarak katılmıştır.

12. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, 23/6/1998 tarih ve

E.1988/51, K.1998/244 sayılı kararla; davacı Mehmet Enver Kırker

tarafından açılan davanın reddine, diğer davacılar tarafından açılan davanın

18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nun 409. maddesi gereği açılmamış sayılmasına karar

verilmiştir.

13. Mehmet Enver Kırker ve Mehmet

Andaç tarafından kararın temyizi üzerine; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 6/7/1999

tarih ve E.1999/5826, K.1999/7700 sayılı ilamıyla; Mehmet Andaç’ın temyiz

itirazlarının reddine, Mehmet Enver Kırker tarafından

yapılan temyiz itirazlarının kabulü ile eksik inceleme ve değerlendirmeye

dayalı karar verildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

14. Maliye Hazinesinin karar düzeltme talebi, aynı Dairenin

2/3/2000 tarih ve E.2000/857, K.2000/2348 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

15. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda;

22/2/2007 tarih ve E.2001/64, K.2007/24 sayılı kararla; davacı Mehmet Enver Kırker tarafından açılan davanın kabulüne, taşınmazın

kısmen başvurucuların murisi Mehmet Enver Kırker

adına tapuya tesciline, diğer davacılar tarafından açılan davanın mülga 1086

sayılı Kanun’un 409. maddesi gereği açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

16. Davalılar tarafından temyiz üzerine, Yargıtay 7. Hukuk

Dairesinin 22/5/2009 tarih ve E.2008/2583, K.2008/1930 sayılı ilamıyla;

davacıya isabet eden hissenin belirlenmesinden sonra hüküm kurulması gerektiği

belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

17. Mehmet Enver Kırker 23/3/2007

tarihinde vefat etmiş olup, mirasçıları olan başvurucular ve murisin eşi

Gülseren Kırker davaya dahil edilmişlerdir.

18. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda; 4/5/2011 tarih ve E.2010/37, K.2011/38 sayılı kararla; davacı Mehmet

Enver Kırker tarafından açılan davanın kabulüne,

taşınmazın mera olarak yapılan kadastro tespitinin iptali ile kısmen

başvurucular ve Gülseren Kırker adlarına tapuya

tesciline, diğer davacılar hakkında verilen karar kesinleştiği için yeniden

hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

19. Davalıların temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin

27/12/2012 tarih ve E.2012/1364, K.2012/10098 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

20. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 18/9/2013 tarih ve

E.2013/22006, K.2013/14911 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

21. Karar, 8/11/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiştir.

22. Başvurucular, 6/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili

Hukuk

23. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

24. 25/2/1998 tarih ve 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 4. maddesi

şöyledir:

“Mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı

bir veya birden çok köy veya belediyeye aittir. Bu yerler Devletin hüküm ve

tasarrufu altındadır.

…

Mera, yaylak ve kışlaklar; özel mülkiyete

geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zaman aşımı uygulanamaz, sınırları

daraltılamaz. Ancak, kullanım hakkı kiralanabilir. Kiralama ilkeleri

yönetmelikle belirlenir.

…”

25. 4342 sayılı Kanun’un 10. maddesi şöyledir:

“Mera, yaylak ve kışlak olarak tespit ve

tahdit edilen yerlerin haritalarının birer örneği, ilgili Tapu Sicil

Müdürlüğüne gönderilir.

Kadastro gören yerler, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16 ncı

maddesinin (B) bendine göre düzenlenen özel siciline kaydedilir.

Birden fazla il veya ilçenin sınırları içinde

kalan mera, yaylak ve kışlaklar, idari sınırlar içerisinde kaldığı yerin Tapu

Sicil Müdürlüğündeki özel sicile kaydedilir.

Komisyonlarca, kadastro görmeyen yerlerde

tespit, tahdit ve tahsisi yapılan mera, yaylak ve kışlaklar Tapu ve Kadastro

Genel Müdürlüğünce özel sicile kaydedilmek üzere Tapu Sicil Müdürlüklerine

bildirilir.

…”

26. 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun

716. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir

hukukî sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek

hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması hâlinde hâkimden,

mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 6/12/2013 tarih ve 2013/8872 numaralı başvuruları incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

28. Başvurucular, murislerine ait taşınmazın kadastro tespiti

sırasında mera olarak ayrıldığını, murisleri tarafından 22/9/1988 tarihinde

Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan taşınmazın kadastro tespitinin

iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda 4/5/2011 tarihinde davanın

kabulüne karar verildiğini ve 18/9/2013 tarihinde kararın kesinleştiğini,

yargılamanın 25 yıl devam ettiğini ve bu süreçte taşınmazı kullanamadıklarını

belirterek, Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet

ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

29. Başvurucuların yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

30. Başvurucular, murisleri tarafından 22/9/1988 tarihinde

Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kadastro tespitinin iptali ve

tescil davası sonunda karar düzeltme isteminin reddedildiği 18/9/2013 tarihinde

hükmün kesinleştiğini, yargılamanın yaklaşık 25 yıl devam ettiğini ve makul

sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

31. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

32. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

33. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

34. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından

davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini

isteme hakkına sahiptir.”

35. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

36. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır.

37. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, kadastro tespiti

sırasında mera olarak ayrılan taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile

başvurucuların murisi adına tescili istemine ilişkin davada, mülga 1086 ve 6100

sayılı Kanunlarda yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama

faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda

kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

38. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardı

edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru

açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

39. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

40. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre

değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm

gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi

değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha

etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

41. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

42. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

22/9/1988 tarihidir.

43. Başvuruya konu dava, başvurucuların, miras

bırakanlarından intikalle takip etmekte oldukları bir uyuşmazlık olup, bu

yönüyle makul süre değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin

başlangıç anı, mirasçıların yargılamaya katıldıkları an değil, somut olayda

muris açısından değerlendirmeye esas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 52).

44. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin bireysel

başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin başladığı

tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra

geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren geçen süredir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

45. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 52).

46. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

yargılamanın konusu, Yeşilhisar ilçesinde yapılan kadastro çalışması sırasında

mera olarak ayrılan taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile başvurucuların

murisi adına tapuya tescili istemine ilişkin olduğu, 22/9/1988havale tarihli

dilekçe ile yargılamasına başlanıldığı anlaşılan davanın tensip zaptının

tanzimi sonrasında, yargılama sürecinde birçok duruşma yapılmış olup belirtilen

celseler arasında genellikle üç aylık sürelerin bulunduğu anlaşılmaktadır.

47. Başvurucuların murisi Mehmet Enver Kırker

ve Mehmet Andaç tarafından Maliye Hazinesi aleyhine açılan davada yargılama,

Mahkemenin 1998/151 esas numarasında başlamıştır. Yeşilhisar Belediye

Başkanlığı 8/8/1989 tarihli dilekçesi ile müdahil davalı olarak davaya

katılmıştır. Aynı taşınmaza yönelik olarak Halim Aslan mirasçıları tarafından

Maliye Hazinesi aleyhine Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/160 esas

sayılı dava dosyasında tescil davası açılmış, yine başvurucuları murisi Mehmet

Enver Kırker ve Mehmet Andaç tarafından Maliye

Hazinesi aleyhine Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/161 esas sayılı

dava dosyasında tescil davası açılmıştır. Mahkemece, 19/12/1988 tarihinde her

iki dava dosyası, 1988/151 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.

48. Başvurucuların murisi ve diğer davacılar 28/12/1993

tarihli duruşmaya gelmedikleri ve mazeret de bildirmedikleri için Mahkemece

dava dosyasının HUMK’un 409. maddesi gereği işlemden

kaldırılmasına karar verilmiş, başvurucuların murisinin yenileme talebi üzerine

19/4/1994 tarihine yeniden duruşma günü verilmiştir. Başvurucuların murisi

dışında diğer davacılar, 21/2/1995 tarihli duruşmaya gelmedikleri ve mazeret de

bildirmedikleri için Mahkemece, dava dosyasının HUMK’un

409. maddesi gereği bu davacılar yönünden işlemden kaldırılmasına karar

verilmiştir. Yine başvurucuların murisi, 31/10/1995 tarihli duruşmaya gelmediği

ve mazeret de bildirmediği için dava dosyasının HUMK’un

aynı maddesi gereği işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, yenileme dilekçesi

üzerine 10/12/1995 tarihine duruşma ertelenmiştir.

49. 15/3/1996 tarihli duruşmada Mahkemece, başvurucuların

murisi dışındaki diğer davacılar tarafından açılan davanın takip edilmemesi

nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece,

23/6/1998 tarihinde başvurucuların murisi Mehmet Enver Kırker

tarafından açılan davanın reddine, diğer davacılar tarafından açılan davanın

mülga 1086 sayılı Kanun’un 409. maddesi gereği açılmamış sayılmasına karar

verilmiştir.

50. Kararın Mehmet Enver Kırker ve

Mehmet Andaç tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 6/7/1999

tarihli kararıyla; Mehmet Andaç’ın temyiz itirazları reddedilmiş, Mehmet Enver Kırker tarafından yapılan temyiz itirazları kabul edilerek,

başvurucuların murisi yönünden karar bozulmuştur.

51. Devam eden yargılama sürecinde başvurucuların murisi,

11/12/2001, 29/1/2002 ve 12/2/2002 tarihli duruşmalara mazeret bildirmiş ve

dosya, HUMK’un 409. maddesi gereği işlemden

kaldırılmış, yenileme dilekçesi üzerine duruşma 26/4/2002 tarihine

ertelenmiştir. Akabinde, Mahkemece keşif yapılarak bilirkişilerden rapor

alınmış ve 22/2/2007 tarihinde başvurucuların murisi Mehmet Enver Kırker tarafından açılan davanın kabulüne ve taşınmazın

adına tapuya tesciline, diğer davacılar Mehmet Andaç, Fatma Çalışkan, Ali

Manav, Nimet Aslan, Şerife Arar, Hatice Kendir ve Bekir Duru tarafından açılan

davaların mülga 1086 sayılı Kanun’un 409. maddesi gereği açılmamış sayılmasına

karar verilmiştir.

52. Temyiz üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 22/5/2009

tarihli kararıyla başvurucuların murisi Mehmet Enver Kırker

yönünden karar bozulmuş, Mahkemece, dava dosyası yalnızca Mehmet Enver Kırker yönünden esasa kaydedilmiştir.

53. 23/3/2007 tarihinde muris vefat etmiş olup, mirasçıları

olan başvurucular ile murisin eşi Gülseren Kırker

davaya müdahil davacı olarak katılmışlardır. Mahkemece bilirkişilerden ek rapor

alınarak, 4/5/2011 tarihli kararla, davanın kabulüne, taşınmazın başvurucular

ile Gülseren Kırker adlarına miras payları oranında

tapuya tesciline, diğer davacılar hakkında verilen karar kesinleştiği için

yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

54. Davalıların temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince

27/12/2012 tarihinde hüküm onanmış, karar düzeltme isteminin reddedildiği

18/9/2013 tarihi itibarıyla hüküm kesinleşmiştir.

55. Davanın açıldığı 22/9/1998 tarihinden itibaren iki defa

Mahkemece verilen kararların bozulduğu ve son verilen kararın kesinleştiği

18/9/2013 tarihine kadar, yargılamanın yaklaşık yirmi beş yıl devam ettiği

anlaşılmıştır.

56. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, özellikle

tensip zaptı kapsamında ikmaline başlanılması gereken tapu kaydı, birleşik

kroki, mahalli bilirkişi listesi gibi evrakın ilgili kurumlardan talep

edilmeyerek, yargılama sırasında münferit celselerde verilen ara kararları

uyarınca kısım kısım talep edildiği, ara karar

gereklerinin yerine getirilmediği Mahkemece birçok defa dosyanın incelemeye

alındığı ve bu sebeple duruşmaların ertelendiği, keşif ara kararlarının farklı

gerekçelerle yerine getirilmediği ve birçok defa keşiflerin ertelendiği

anlaşılmaktadır.

57. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu

alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede

çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

58. Belirtilen hükme rağmen, Mahkemece birçok defa keşif ara

kararlarının müracaat yokluğu, tarafların mazeret dilekçeleri sunmaları, hava

şartları, bilirkişi temin edilememesi gibi nedenlerle yerine getirilmediği ve

bu uygulamanın davada yer alan taraf sayısı da nazara alındığında yargılamanın

uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır.

59. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

yargılamanın gerek taşınmazın paylı oluşu gerekse taraf sayısı bakımından,

keşif ve bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak

karmaşık bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı

ayrı değerlendirildiğinde yargılamayı hızlandırıcı niteliğe sahip özel usul

hükümlerine riayet edilmediği ve verilen ara kararların birçoğunda taraflara

eksikliklerin ikmali hususunda usul hükümlerine aykırı şekilde süreler

verilerek, yapılması gereken işlemlerin uzun sürelerle, müracaat yokluğu ve

masraf ikmal edilmemesi gibi nedenlerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

60. Başvuru konusu yargılamada söz konusu olduğu gibi,

verilen birleştirme kararlarının adaletin daha iyi gerçekleştirilebilmesi için

makul olduğu değerlendirilebilirse de, bu tür

kararların yargılamayı uzatacağı göz önünde bulundurularak, yargılamanın diğer

aşamalarında sürecin hızlandırılması hususunda daha fazla gayret ve özen

gösterilmesi gerektiği açıktır.

61. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı

geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında

taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de yargılama makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleri

engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda, başvurucular vekili de dahil

olmak üzere taraf vekillerince muhtelif celselerde mazeret dilekçeleri

sunulduğu ve başvurucular vekilinin muhtelif celselerde davayı takip etmediği

için dava dosyasının işlemden kaldırıldığı görülmekle birlikte, yargılama

süresi nazara alındığında, başvurucuların tutumunun yargılamanın uzamasına

özellikle bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.

62. Davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında yaklaşık

yirmi beş yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

63. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

64. Başvurucular ayrıca, mera olarak tescil edilen taşınmazı

yargılama süresince kullanamadıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde

tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Somut

yargılama bağlamında başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet haklarının

ihlal edildiği yönündeki iddialarının ayrıca değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

65. Başvurucular, taşınmazlarını uzun süren yargılama boyunca

kullanamadıklarını belirterek, maruz kaldıkları zarar karşılığı toplam

6.000.000,00 TL maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

66. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucuların tazminat

talebi konusunda değerlendirme yapılmamıştır.

67. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

68. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde de

bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği

tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar

arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların maddi

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

69. Başvurucuların tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık

yirmi beş yıllık yargılama süresi nazara alındığında, başvurucuların yargılama

faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararları karşılığında ve mirasçı olarak davayı takip etmekte oldukları

da nazara alınarak, takdiren, başvurucular Ahmet Bican Kırker ve Fatma Yurdanur

Berksoy’a ayrı ayrı 6.250,00 TL, başvurucular Zerrin Kırmızıgül

ve Mehmet Enver Kırker’e ayrı ayrı 3.150,00TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

70. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin müştereken başvuruculara ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvuruculardan Ahmet Bican Kırker ve Fatma Yurdanur Berksoy’a ayrı ayrı 6.250,00 TL,

Zerrin Kırmızıgül ve Mehmet Enver Kırker’e

ayrı ayrı 3.150,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

C. Başvurucuların tazminata

ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

18/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucular : Mehmet Enver KIRKER Zerrin KIRMIZIGÜL Fatma Yurdanur BERKSOY Ahmet Bican KIRKER Vekilleri : Av. Murat Enver KIRKER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8872, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. C. Başvurucuların tazminata
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. Kaleli
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8872
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Yusuf Aslan Başvurusu (B. No: 2014/2234)
  • Nurettin Haldun Gelelioğlu Başvurusu (B. No: 2013/9579)
  • Sultan Tokay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1122)
  • Erendiz Önal Başvurusu (B. No: 2014/1133)
  • Ahmet Gökhan Rahtuvan Başvurusu (B. No: 2014/4991)
  • Nazif Çalıkoğlu Başvurusu (B. No: 2013/5468)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.