İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tülay Şahin Başvurusu (B. No: 2013/1568)

1. Başvurucu, maliki olduğu taşınmazın kamulaştırılması

Başvuru No2013/1568Tarih8 Mayıs 2014Okuma19 dk · 3.892 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Tülay Şahin Başvurusu

Karar tarihi
8 Mayıs 2014
Başvuru Numarası
2013/1568
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.892 kelime·19 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, maliki olduğu taşınmazın kamulaştırılması

nedeniyle açılan bedel tespiti ve tescil davasında taşınmazın bedelinin olması

gerekenden düşük tespiti ve dava tarihine göre belirlenen kamulaştırma

bedelinin dava sonunda faiz işletilmeden kendisine ödenmesi nedenleriyle

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve maddi

tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 26/2/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 19/9/2013

tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 23/1/2014 tarihli

ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığı 25/3/2014

tarihli yazısıyla daha önce sunulan görüşlere ve Anayasa Mahkemesi kararlarına

atıf yapılarak yeni görüş sunulmasına gerek görülmediğini beyan etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun 200/4126 oranında hissedarı olduğu İstanbul

ili Pendik ilçesi Doğu mahallesinde 104 pafta 849 ada, 541, 542, 543, 544

parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 545 parsel sayılı taşınmazın 2030,90

m2’lik kısmı hakkında 23/9/2005 tarihli imar planında

kamuya tahsisli alanda kaldığı gerekçesiyle ve yol yapımı amacıyla İstanbul

Büyükşehir Belediyesi Encümeni tarafından 5/9/2006 ve 12/12/2006 tarihlerinde

kamulaştırma kararı alınmıştır.

8. Kamulaştırma bedeli üzerinde anlaşma sağlanamaması üzerine

İstanbul Büyükşehir Belediyesi 28/9/2009 tarihinde

Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil

davası açmıştır.

9. 16/4/2010 tarihli bilirkişi raporuyla

taşınmazlarda başvurucunun hisse oranı belirlenmiş, 30/7/2010 tarihli bilirkişi

raporuyla taşınmazın başvurucu hissesine düşen arsa değeri 31.010,00 TL,

taşınmaz üzerindeki binanın değerinin başvurucu hissesine düşen değeri ise

10.429,00 TL olarak belirlenmiş, başvurucu bu tespite karşı 14/12/2010 tarihli

dilekçesiyle taşınmazların bulunduğu yerlerin sosyal ve ekonomik durumunun,

çevre yolları ile deniz ve hava ulaşımına yakınlığının, zemin katın iş yeri

olduğunun, kira getiren yer olduğunun nazara alınmadığı ve binanın yaşlı

olduğunun dışarıdan anlaşılamayacağı şeklinde itirazlarını dile getirmiştir.

10. İtiraz üzerine mahallinde yapılan keşif ve sonrasında

mahkemeye sunulan 26/5/2011 tarihli ikinci bilirkişi

raporuyla önceki raporda sehven hesaplamaya dâhil edilmeyen 545 parsel dâhil

edilerek ve binanın mülkiyetinin tamamının başvurucuya ait olduğu göz önünde

bulundurularak kamulaştırılması istenen taşınmazların başvurucu hissesine düşen

arsa değeri 200.290,00 TL ve üzerindeki binanın değeri 212.841,00 TL, toplam

kamulaştırma bedeli ise 413.131,00 TL olarak tespit edilmiştir.

11. Başvurucu 12/5/2011 tarihli

dilekçesiyle yine taşınmazların bulunduğu yerlerin sosyal ve ekonomik

durumunun, çevre yolları ile deniz ve hava ulaşımına yakınlığı ile binanın yaşı,

malzeme ve inşaat kalitesi konusundaki tespitlere itiraz etmiştir.

12. Bilirkişi tarafından tespit edilen bedel, Mahkeme

kararıyla 23/12/2011 tarihinde başvurucunun banka

hesabına bloke edilmiştir.

13. Mahkeme, 29/12/2011 tarih ve

E.2009/466, K.2011/625 sayılı kararıyla davanın kabulüne karar vererek

26/5/2011 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda kamulaştırma bedelini

413.131,00 TL olarak tespit ederek davanın kabulüne ve bedelin başvurucuya

ödenmesine karar vermiştir.

14. Başvurucu kararı bedelin düşük tespit edildiği ve faiz

ödenmesine karar verilmediği gerekçesiyle temyiz etmiş, temyiz istemi Yargıtay

5. Hukuk Dairesinin 7/6/2012 tarih ve E.2012/5790,

K.2012/12088 sayılı kararıyla ve emsalleriyle kıyaslama yapılarak ve yıpranma

payı düşülerek yapılan tespitte isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle

reddedilerek yerel mahkemenin kararı onanmıştır.

15. Başvurucunun karar düzeltme talebi ise aynı dairenin, 27/12/2012 tarih ve E.2012/23077, K.2012/28740 sayılı kararı

ile reddedilmiştir.

16. Bu karar başvurucuya 6/2/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 26/2/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

18. 4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu’nun “Kamulaştırma bedelinin mahkemece

tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” kenar başlıklı 10.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile

yapılamaması halinde idare, … asliye hukuk mahkemesine

müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren

en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine … bildirerek duruşmaya

katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.

…

Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde

anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde

keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede

sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın

değerini tespit için mahallinde keşif yapar…

Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin

beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz

malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde

mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara

tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya

vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi

raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı

beyanları alınır.

Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde

gerektiğinde hakim tarafından onbeş

gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve

hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından

yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.

Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının

kamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına … dair makbuzun

ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma

bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve

paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların

bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.

(Ek fıkra: 11/04/2013-6459

S.K./6. md) Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde

sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden

itibaren kanuni faiz işletilir.

…”

19. 2942 sayılı Kanun’un 24/4/2001

tarih ve 4650 sayılı Kanunla değişik 11. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Taşınmaz malın değerinin tespitinde,

kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer

artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr

dikkate alınmaz.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 8/5/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 26/2/2013 tarih ve 2013/1568 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu Asliye Hukuk Mahkemesinin kamulaştırma

bedelinin tespiti ve tescili davasında kamulaştırma bedelinin, taşınmazın

konumu, ulaşım imkânları, malzeme ve inşaat kalitesi gibi objektif kriterler

dikkate alınmadan ve yeterli inceleme yapılmadan, emsal değerlerin altında

olacak şekilde tespit edilmesi ve dava tarihinden kamulaştırma bedelinin

ödenmesine kadar geçen süre için yasal faize hükmedilmemesi nedenleriyle

Anayasanın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet ve 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, kamulaştırma bedeli

üzerinden 28/9/2009 tarihinden itibaren işleyecek

83.124,22 TL yasal faizin ve bilirkişi marifetiyle tespit edilecek taşınmaz

gerçek bedeli karşılığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 200.000,00

TL’nin maddi tazminat olarak kendisine ödenmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Adil Yargılanma

Hakkına İlişkin İddialar

22. Başvurucu taşınmazın kamulaştırma bedelinin, taşınmazın

konumu, ulaşım imkânları, malzeme ve inşaat kalitesi gibi objektif kriterler dikkate alınmadan ve yeterli inceleme yapılmadan,

emsal değerlerin altında olacak şekilde tespit edildiğini iddia ederek gerçek

değerin tespit edilmesini ve kendisine ödenmesini talep etmiştir.

23. Adalet Bakanlığınca kısaca başvurucunun düşük bedel

tespiti iddiasının delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının uygulanması

ve derece mahkemelerinin uyuşmazlığa getirdiği çözümün adil olmamasına dair

olduğu şeklinde beyanda bulunulmuştur.

24. Bu durumda başvurucunun taşınmazın konumu, ulaşım

imkânları, malzeme ve inşaat kalitesi gibi objektif kriterler

dikkate alınmadan kamulaştırma bedelinin düşük tespit edildiğine dair

şikâyetlerinin özü, mahkeme kararının hatalı olduğuna yönelik ve mahkeme

kararının sonucuna ilişkin olup, adil yargılanma hakkına bağlı olduğundan bu

şikâyetlerin mülkiyet hakkı yerine adil yargılanma hakkı yönünden incelenmesi

gerekir.

25. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

26. Bahsedilen kurallar uyarınca, derece mahkemeleri önünde

dava konusu yapılmış olayların sübutu, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükler ihlal

edilmediği sürece ve bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermedikçe derece

mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar da bireysel başvuru

incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleri

takdirinde bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin

bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 26).

27. 2942 sayılı Kanun’un 10. ve 11. maddeleri uyarınca

tarafların kamulaştırma kararı sonrasında bedel hususunda anlaşamamaları

halinde dava tarihine göre taşınmazın bedelinin mahkemece adil ve hakkaniyete

uygun bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir.

28. Başvuruya konu davada Mahkeme, 2942

sayılı Kanun’un 10. maddesi doğrultusunda kamulaştırmaya konu taşınmaza ilişkin

tapu kayıtlarını, kroki bilgilerini ve emsal satış bedellerini gösterir

belgeleri temin etmiş, yerinde keşif yapmış, bilirkişi raporuyla taşınmazlarda

başvurucunun hisse oranını tespit ettirmiş, daha sonra bilirkişi raporuyla

bedel tespiti yaptırmış, başvurucunun bu bedele itirazları doğrultusunda ek

bilirkişi incelemesi yaptırarak beş bilirkişiden oluşan heyete taşınmazın

değerini tespit ettirmiş, ek bilirkişi raporunun taraflara tebliği üzerine

tekrar itiraz hakkı tanınmış ve usulüne uygun olarak kamulaştırma bedelini

tespit etmiştir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi ise, yaptığı temyiz

incelemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti konusunda bir isabetsizlik

olmadığına karar vermiştir.

29. Başvuru konusu olayda kamulaştırma bedelinin tespiti, bu

tespitte kullanılan yöntem, emsallerin seçimi ve değerlendirilmesi, taşınmazın

ulaşım imkânlarına yakınlık ile malzeme ve inşaat kalitesi gibi özelliklerinin

değerine etkisinin belirlenmesi Kanun’un öngördüğü usuller çerçevesinde hâkimin

takdir yetkisi içindedir. Derece mahkemelerinin kamulaştırma bedelinin tespiti

davasında verdikleri kararlarında açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz.

30. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun kamulaştırma bedelinin

tespiti davasıyla ilgili olarak iddialarının kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası

veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mülkiyet Hakkına

İlişkin İddialar

31. Başvurucunun kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili

davasında dava tarihine göre belirlenen bedelin dava sonunda faiz işletilmeden

kendisine ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki

şikâyetinin, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de görülmediğinden kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

32. Başvurucu dava tarihine göre belirlenen kamulaştırma

bedelinin dava sonunda kendisine faiz işletilmeden ödenmesi nedeniyle

kamulaştırma bedelinin değerinde azalma olduğundan şikâyet etmekte ve

kamulaştırma bedeline dava tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen sürede yasal

faiz uygulanarak kendisine 83.124,22 TL ödenmesine hükmedilmesini talep

etmektedir.

33. Adalet Bakanlığı tarafından başvurucunun faiz talebi

konusunda daha önce sunulan görüşlere ve Anayasa Mahkemesi kararlarına atıf yapılarak

yeni görüş sunulmasına gerek görülmediği şeklinde beyanda bulunulmuştur.

34. Anayasa’nın “Mülkiyet

Hakkı” kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

35. Anayasa'nın “Kamulaştırma”

kenar başlıklı 46. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının

gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel

mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla

gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî

irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan

artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. … Kanunun taksitle ödemeyi

öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde

taksitler eşit olarak ödenir.

…

İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde

ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları

için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.”

36. Anayasa'nın “Temel hak

ve hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

37. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (Sözleşme) Ek (1)

No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması”

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”

38. Somut başvuruda başvurucu, kamulaştırmanın kamu yararı

şeklinde meşru bir amaca yönelik olmadığı yönünde bir şikâyette

bulunmamaktadır. Başvuru dosyası incelendiğinde başvurucunun taşınmazının yol

güzergâhında kalması nedeniyle kamulaştırıldığı ve kamulaştırma sürecinin 2492

sayılı Kanun’a uygun olarak sürdürülerek tamamlandığı görülmektedir. Bu durumda

mülkiyetten yoksun bırakmanın meşru amacının bulunduğu ve kanuna uygun olarak

yapıldığı anlaşıldığından başvurucunun faiz ödenmemesine yönelik şikâyetleri

Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri kapsamında ölçülülük ilkesi yönünden incelenecektir.

39. Anayasa’nın 35. maddesine göre kişilerin mülkiyetleri

ancak kanunla öngörülmüş usullerle ve kamu yararı gereği karşılığı ödenmek

suretiyle ellerinden alınabilir. Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük

ilkesi gereği kişilerin mülklerinden mahrum bırakılmaları halinde elde edilmek

istenen kamu yararı ile mülkünden mahrum bırakılan bireyin hakları arasında

adil bir denge kurulması gerekmektedir (B. No: 2013/817, 19/12/2013,

§ 37).

40. Anayasa'nın 46. maddesinde öngörülen ve temel öğesinin “kamu yararı” olduğu kabul edilen

kamulaştırma, bir taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet hakkının, malikin rızası

olmaksızın, kamu yararı için ve karşılığı ödenmek koşuluyla devlet tarafından

sona erdirilmesidir. Kamu yararı bulunması, kamulaştırma kararının yasada

gösterilen esas ve usullerine uyulması, gerçek karşılığın peşin ve nakden

ödenmesi kamulaştırmanın anayasal öğeleridir. (AYM, E.2004/25, K.2008/42, K.T. 17/1/2008)

41. Başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

orantılı olabilmesi için ödenen tutarların enflasyonun etkilerinden

arındırılarak güncelleştirilmesi, yani kamulaştırma tarihi ile ödeme tarihi

arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek biçimde faiz

uygulanması gerekir. (Scordino/İtalya (no:1), B. No: 36813/97, 29/3/2006, § 258).

42. Uzun süren kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında

dava tarihine göre belirlenen kamulaştırma bedeli, dava sonunda faiz

işletilmeden taşınmazı kamulaştırılan bireylere ödenerek bireylerin almaları

gereken bedelin enflasyon karşısında aşınmasına neden olunmaktadır. Taşınmazı

kamulaştırılan kişilere ödenen kamulaştırma bedelinin kişinin uğradığı zararı

telafi edebilmesi için taşınmazın gerçek karşılığı olması yanında ayrıca ödenen

bedelin tespitiyle ödenmesi arasında geçen dönemde gözlemlenen enflasyona

nispetle hissedilir derecede değer kaybetmemiş olması gerekir (B. No: 2013/817,

19/12/2013, § 59).

43. Bir eşyanın devir tarihindeki bedelinin daha sonra

ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeni ile paranın değerinde

oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin

tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı da

bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek

haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, K.T. 10/2/2011).

44. Bu çerçevede AİHM, Türkiye’de kamulaştırma bedellerinin

geç ödenmesi ve enflasyon sonucu bedelin değerinde aşınma olması ile arada

geçen sürede bedele faiz ödenerek durumun telafi edilmemesi veya ödenen faizin

enflasyonun çok altında kalması nedeniyle birçok davada başvuranların üzerinde

meşru kamu yararıyla haklı gösterilemeyecek orantısız ve aşırı bir yük bindiği

ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Aka/Türkiye, B. No: 19639/92, 23/12/1998, § 48-50; Akkuş/Türkiye,

B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 28-31; Yetiş/Türkiye,

B. No: 40349/05, 6/7/2010, § 57-60).

45. Nitekim kanun koyucu bahsedilen husustaki yasal eksiği

gidermek ve kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında davanın zamanında

sonuçlandırılamaması halinde yargılama sürecinde kamulaştırma bedelinin

enflasyon etkisiyle uğrayacağı değer kaybını telafi ederek benzer

mağduriyetlerin önlenmesi maksadıyla 6459 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle 2942

sayılı Kanun’un 10. maddesine ek fıkra ekleyerek “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde

sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden

itibaren kanuni faiz işletilir.” hükmünü getirmiş ve zamanında

tamamlanamayan kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında ödemenin yapıldığı

tarihe kadar kamulaştırma bedeline faiz ödenmesi imkânını tanımıştır (B. No:

2013/817, 19/12/2013, § 53).

46. Somut başvuruya konu kamulaştırma işleminde ise dava,

bahsedilen kanun hükmünün yürürlüğe giriş tarihinden önce sonuçlandığından

yasal faiz ödemesi yapılmamıştır. Bu durumda kamulaştırma sürecinde kamu

yararına ulaşmak için kullanılan yöntemler ile izlenen amaç arasında makul bir

orantılılığın ve mülkünden mahrum bırakılan başvurucunun üzerine orantısız ve

aşırı bir yük binip binmediğinin araştırılması gerekmektedir.

47. Başvuru konusu kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili

davası, 28/9/2009 tarihinde açılmış, Mahkeme

29/12/2011 tarihli kararıyla 23/12/2011 tarihinde başvurucu adına bankaya bloke

edilen bedelin başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Bu durumda dava tarihi

esas alınarak tespit edilen kamulaştırma bedeli başvurucuya 27 ay sonra

ödemiştir. Merkez Bankası verilerine göre dava dilekçesinin verildiği ve bedel

tespitinde esas alınan Eylül 2009 ile bedelin ödendiği Aralık 2011 tarihleri

arasında enflasyonda meydana gelen artış % 22,52’dir. Bir başka ifadeyle Eylül

2009 tarihindeki 100 TL’nin Aralık 2011’de enflasyon karşısında değer kaybı

giderilmiş karşılığı 122,50 TL’dir.

48. Başvurucuya dava tarihine göre belirlenerek ödenen

413.131,00 TL kamulaştırma bedelinin ödeme tarihinde Merkez Bankası verileri

kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 506.176,00

TL’dir. Bir diğer ifadeyle kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında uğradığı

değer kaybını telafi edecek fark 93.045,00 TL’dir.

49. Yukarıdaki unsurlara bakarak, kamulaştırma bedelinin dava

açıldığı tarihteki değeri ile ödendiği tarihteki değeri arasında gözlemlenen

farkın kamulaştırma bedeline faiz eklenmemesinden kaynaklandığı

anlaşılmaktadır. Ödenmeyen bu fark, bireyin mülkiyet hakkının korunması ile

kamu yararı arasında olması gereken adil dengeyi bozarak, Anayasa’da yer alan

ölçülülük ilkesine aykırı bir şekilde başvurucu üzerine orantısız ve aşırı bir yük

binmesine sebep olarak başvurucunun mülkiyet hakkını ihlal etmektedir.

50. Başvurunun değerlendirilmesi

neticesinde, başvuruya konu kamulaştırma bedelinin tespiti davasında dava

tarihine göre belirlenen kamulaştırma bedelinin başvurucuya 27 ay sonra faiz

işletilmeden ödendiği, bu süre zarfında Merkez Bankası verilerine göre

enflasyonda meydana gelen artışın % 22,52 olduğu, bahsedilen değer kaybı oranı

dikkate alındığında, başvurucunun üzerine idarenin ulaşmak istediği meşru kamu

yararı ile haklı gösterilemeyecek şekilde orantısız ve aşırı yük yüklediği

sonucuna ulaşılmıştır.

51. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 35.

maddesinde güvence altına mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

52. Başvurucu, idare tarafından kamulaştırılan

taşınmazlarının bedel tespiti davasının 27 ay sürmesi ve dava tarihine göre

tespit edilen bedele yasal faiz işletilmeden kendisine ödeme yapılması

nedeniyle 83.124,22 TL yasal faizin kendisine ödenmesine karar verilmesini

talep etmiştir.

53. Adalet Bakanlığı görüşünde, kamulaştırma bedeline faiz

ödenmemesine yönelik olarak daha önceki görüş yazıları ve Anayasa Mahkemesi

kararlarına atıf yapılarak yeni görüş bildirilmesine gerek görülmediği ifade

edilmiştir.

54. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

55. Başvuruculara dava tarihine göre

belirlenen kamulaştırma bedelinin 27 ay süren dava sonunda faiz işletilmeden

ödenmesi sonucu kamulaştırma bedelinde bu sürede gerçekleşen %22,52 oranındaki

enflasyon nedeniyle ciddi bir değer kaybı oluştuğu, bu durumun başvurucuların

üzerine idarenin ulaşmak istediği meşru kamu yararı ile haklı gösterilemeyecek

şekilde orantısız ve aşırı yük binmesine neden olduğu anlaşıldığından

bahsedilen maddi değer kaybını telafi edebilmek için kamulaştırma bedelinin

değer kaybını giderici şekilde faiz işletilerek başvurucuya ödeme yapılması

gerekmektedir. Başvurucu yasal faiz oranında 83.124,22 TL maddi tazminat

talebinde bulunduğundan ve bu talebin kamulaştırma bedeline oranı kamulaştırma

bedelinin uğradığı değer kaybı olan %22,52 oranından daha düşük olduğundan

başvurucuya talebi doğrultusunda 83.124,22 TL maddi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir. Üye Burhan ÜSTÜN bu görüşe katılmamıştır

56. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1. Adil yargılanma hakkına yönelik şikâyet yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, OY BİRLİĞİYLE,

2. Mülkiyet

hakkına yönelik şikâyet yönünden KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, OY BİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, OY BİRLİĞİYLE,

C. Başvurucuya talebi doğrultusunda 83.124,22 TL maddi

TAZMİNAT ÖDENMESİNE, Burhan ÜSTÜN’ün karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

D. Başvurucunun diğer taleplerinin REDDİNE, OY BİRLİĞİYLE,

E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE, OY BİRLİĞİYLE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına;

ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

G. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

OY BİRLİĞİYLE,

8/5/2014 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Başvurucu, maliki olduğu taşınmazın kamulaştırılması nedeniyle

açılan bedel tespiti ve tescil davasında taşınmazın bedelinin olması gerekenden

düşük tespiti ve dava tarihine göre belirtilen kamulaştırma bedelinin dava

sonunda faiz işletilmeden kendisine ödenmesi nedeniyle mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

Mahkememizce adil

yargılama hakkına yönelik şikâyet yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkına yönelik şikâyet nedeniyle

kabul edilebilir olduğuna ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, başvurucuya

talebi doğrultusunda maddi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

Çoğunluğun adil

yargılanmaya ilişkin kabul edilemezlik, mülkiyet hakkına ilişkin kabul

edilebilirlik ve mülkiyet hakkının ihlali görüşüne aynen iştirak etmekle

birlikte, başvurucuya maddi tazminat verilmesine ilişkin görüşüne katılmak

mümkün değildir. Çünkü, tazminat davaları, çekişmeli

yargılamayı gerektiren dava çeşitlerindendir. Bunun için davacının dilekçe ile

harcını yatırarak mahkemeye başvurması gerekir. Mahkemece karşı tarafa dava

dilekçesi tebliğ edilerek, savunma hakkı verilir ve Hâkim tarafından davanın

türüne göre deliller toplanarak yargılama sonunda hüküm fıkrası kurulur. Hüküm

fıkrasında, davacının istek sonuçlarından her biri hakkında taraflara

yüklenilen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt

uyandırmayacak şekilde belirtilip, faiz, harç, yargılama gideri ve vekâlet

ücreti miktarları gösterilmelidir.

Anayasa Mahkemesi,

ihlalin tespit edilmesi halinde başvurucuya maddi ve manevi tazminat verilmesi

usulünü AİHM kararlarını örnek alarak uygulamakla neredeyse tesbit

ettiği her ihlale tazminat verme yoluna gitmektedir. AİHM uluslararası

yargılama yapan bir mahkeme olduğundan, esas aldığı bütün kurallar uluslararası

niteliktedir. Orada açılan her davanın başvurucusunun (davacısının) mutlaka bir

karşı tarafı (davalısı) ulusal devlet bulunmaktadır. AİHM’de başvuru dilekçesi

karşı tarafa (davalıya) tebliğ edilerek savunma ve delil ikamesi imkânı verilmekte,

davanın bütün aşamalarına katılımı sağlanarak sonuca gidilmektedir. Tazminatla

ilgi olarak uluslararası yargılama yapan başka bir yargı mercide

bulunmadığından, AİHM’nin tazminata da karar vermesi yapısına göre yerindedir.

Bireysel başvuruyu uygulayan Avrupa ülkelerinin bir kısmının mevzuatında

tazminat verilmesi hususu hiç düzenlenmemiş, tazminat verilmesi kabul edilen

ülkelerin uygulamalarında ise çok özel durumlara ilişkin, sınırlı sayıda

tazminat verilmesi örnekleri bulunmaktadır.

Tazminat verilmesi

yönünden, usulü, uygulanması ve yapısı farklı, uluslararası mahkeme olan AİHM

içtihatlarının örnek alınması yerine, bireysel başvuruda başarılı olduğu

bilinen Avrupa’daki ulusal mahkemelerin uygulamalarının esas alınması daha

yerinde olacaktır.

6216 sayılı Kanun’un

“Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (2) numaralı fıkrası,

“Bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine karar verilmesi halinde, başvurunun

bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığı’na gönderilir. Adalet Bakanlığı gerekli

gördüğü hallerde görüşünü yazılı olarak Mahkemeye bildirir.” şeklinde

düzenlenmiştir.

Bireysel başvurularda

başvurucunun (davacının) karşı tarafı (davalısı) bulunmamaktadır. Maddeye göre

Adalet Bakanlığı davanın tarafı değil sadece bildirim yapılan muhatabıdır.

Gerekli görürse, savunma değil, görüşünü yazılı olarak bildirebilir.

Değiştirilen, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 71. maddesine göre, Anayasa

Mahkemesi karar vermek için Adalet Bakanlığı’nın görüşünü beklemek zorunda değildir.

Tazminata neden olan olayın muhatabı başka bir kamu kurumu olduğundan, gerçekte

Adalet Bakanlığı tazminat davasının tarafı da olamaz. Tazminat

davası ile ilgili olarak uluslararası veya ulusal hiçbir usul ve maddi hukuk

kuralı dikkate alınmayıp, taraf teşkili tamamlanmadan, karşı tarafa (davalıya)

tebligat yapılmadan savunma ve delilleri alınmadan, tazminata karar verilmesi,

hüküm fıkrasında bulunması zorunlu hususların varlığının gözetilmemesi, kararın

ikinci derecede incelenmesinin ortadan kaldırılması doğru olmadığından, olayda

adil yargılanma hakkının varlığından söz edilemez.

6216 sayılı Kanun’un

“Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre, “Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesi’nin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde, mümkünse dosya üzerinden karar verir.” denilmektedir.

Kuraldaki “başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir” kısmı,

mahkemeye çok özel hallerde, istisnai olarak kullanılması maksadıyla verilmiş,

ihtiyari bir yetkidir. Uygulamada mahkemece bu yetki, istek varsa, ihlal tespit

edilen neredeyse her davada manevi tazminat, yargılamanın hiçbir kuralına

uyulmadan isteğe bağlı olarak bazen maddi tazminat verilmesi şeklinde

kullanılmaktadır.

Bireysel başvuru, şahısların kişisel haklarının tek tek tespit

edilerek, kendilerine teslim edilmesi yeri değildir. Esasen Anayasa

Mahkemesi’nce varsa ihlalin tespit edilmesiyle yetinilmesi, tazminat konusunda

başvurucuya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilmesi, görevli genel

mahkemesince usulüne uygun taraf teşkili sağlanması, yargılama yapılarak sonuca

gidilmesi, taraflara ikinci derece inceleme yapılmasını isteme hakkı tanınması

gerekir. Böyle bir tercih yapılması halinde başvurucunun da herhangi bir kaybı

söz konusu olmayacaktır.

Açıklanan nedenlerle, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal

edilmesinden dolayı maddi tazminat ödenmesine ilişkin çoğunluğun görüşüne

katılmıyorum. Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Zühtü ARSLAN Raportör : Selami ER Başvurucular : Tülay ŞAHİN Vekili : Av. Abdullah YALÇINKAYA Üye Burhan ÜSTÜN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1568, 8 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. C. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden
  12. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  13. C. Başvurucuya talebi doğrultusunda 83.124,22 TL maddi
  14. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  15. Karşı Oy Yazısı
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1568
Tarih
8 Mayıs 2014

İlgili Kararlar

  • Cemal Soğunç Başvurusu (B. No: 2013/2878)
  • Gürsel Özkan Başvurusu (B. No: 2013/2213)
  • Zeynel Temel Kangal Başvurusu (B. No: 2013/5049)
  • E.t.y.i. A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/596)
  • Tahir Aytiş Başvurusu (B. No: 2013/3054)
  • Mehmet Çırpıcı Başvurusu (B. No: 2014/114)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.