İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsa Demirkaya Başvurusu (B. No: 2013/6882)

1. Başvurucu, 2007 yılında

Başvuru No2013/6882Tarih28 Mayıs 2014Okuma17 dk · 3.332 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İsa Demirkaya Başvurusu

Karar tarihi
28 Mayıs 2014
Başvuru Numarası
2013/6882
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.332 kelime·17 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 2007 yılında

katıldığı Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) sonuç belgesindeki bilgi ve

puanların yeniden değerlendirilmesi yolunda yaptığı başvurunun reddine ilişkin

işlemin iptali istemiyle açtığı davanın makul sürede sonuçlandırılmadığını

ileri sürerek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 11/9/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 19/2/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 6/3/2014

tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş,

Adalet Bakanlığınca 1/4/2014 tarihli yazı ile benzer şikâyetlere ilişkin

başvurularda sunulan görüşlere atıf yapılarak ayrıca görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, öğretmen

kadrolarına yapılacak atamalar için 30/6/2007-1/7/2007 tarihleri arasında

düzenlenen KPSS’ye katılmıştır.

8. Sınav sonuç belgesine göre

kendisinin tahmini olarak hesapladığı puandan daha düşük bir puan alan

başvurucu, 22/8/2007 tarihinde Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’ne (ÖSYM)

başvurarak sınav sonucunun yeniden değerlendirilmesi ve hatanın giderilmesi

talebinde bulunmuştur.

9. Başvurucunun anılan talebi,

herhangi bir hata olmadığı belirtilerek 11/9/2007 tarihli işlemle

reddedilmiştir.

10. Başvurucunun söz konusu

işlemin iptali istemiyle açtığı dava, Ankara 7. İdare Mahkemesinin 26/12/2008

tarih ve E.2007/1296, K.2008/2322 sayılı kararıyla, “ÖSYM tarafından yapılan sınav değerlendirme işlemine esas davacının

doldurduğu sınav cevap kağıdında işaretlenen soru cevaplarında bir hata

bulunmaması karşısında optik okuyucu ile yapılan değerlendirme sonucu tesis

edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı”

gerekçesiyle reddedilmiştir.

11. Başvurucu tarafından temyiz

edilen karar, Danıştay 12. Dairesinin 25/4/2012 tarih ve E.2009/4835,

K.2012/2599 sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme talebi de aynı Dairenin

12/6/2013 tarih ve E.2012/9259, K.2013/5194 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

Karar, başvurucu vekiline 13/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

12. 3/5/2002 tarih ve 24744

sayılı Resmi Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin

Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik hükümleri uyarınca hazırlanan 2007

Yılı KPSS Kılavuzu’nun 1.21 maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Sınav sonuçlarının incelenmesini isteyen adaylar, bu

sonuçların internet yoluyla açıklanmasından itibaren en geç 30 gün içinde

yazılı olarak ÖSYM’ye başvurabilirler. …”

13. Aynı Kılavuz’un 3.7.1

maddesi şöyledir:

“Sınavda yer alan test kendi içinde değerlendirmeye tabi

tutulacaktır. Her testte, örneğin Genel Yetenekte, doğru cevap sayısından

yanlış cevap sayısının dörtte biri çıkarılarak ham puanlar bulunacak, bu

puanların ortalama ve standart sapmaları kullanılarak standart puanlar

hesaplanacaktır.”

14. 6/1/1982 tarih ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kapsam ve nitelik” kenar başlıklı 1. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve

vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak

üzerinde yapılır.”

15. 2577 sayılı Kanun’un “Dilekçeler üzerine ilk inceleme”

kenar başlıklı 14. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:

“(3) Dilekçeler, Danıştayda daire

başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare

ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye

tarafından:

a) Görev ve yetki,

b) İdari merci tecavüzü,

c) Ehliyet,

d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir

işlem olup olmadığı,

e) Süre aşımı,

f) Husumet,

g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,

Yönlerinden sırasıyla incelenir.

(4) Dilekçeler bu yönlerden kanuna aykırı görülürse durum;

görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek hakimle çözümlenecek

dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 inci madde hükümleri ilgili hakim tarafından uygulanır. 3 üncü

fıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacak

işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç onbeş

gün içinde sonuçlandırılır.”

16. 2577 sayılı Kanun’un “Tebligat ve cevap verme” kenar başlıklı 16.

maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Dava

dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma

davacıya tebliğ olunur.

(2) Davacının ikinci

dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ

edilir. Buna karşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci savunmasında,

davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesi

sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir.

(3) Taraflar,

yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap

verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan

birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir

defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan

uzatma talepleri kabul edilmez.

…”

17. 2577 sayılı Kanun’un “Dosyaların incelenmesi”

kenar başlıklı 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Danıştay, bölge

idare, idare ve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlarda

belirtilen öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay için Başkanlar

Kurulunca; diğer mahkemeler için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konu

itibariyle tespit edilip Resmi Gazete'de

ilan edilecek öncelikli işler gözönünde bulundurulmak

suretiyle geliş tarihlerine göre incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilinde

bir karara bağlanır. Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettikleri

sıraya göre ve tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.”

18. 2577 sayılı Kanun’un “Tebliğ işleri ve ücretler”

kenar başlıklı 60. maddesi şöyledir:

“Danıştay ile bölge

idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işleri, Tebligat

Kanunu hükümlerine göre yapılır. Bu suretle yapılacak tebliğlere ait ücretler

ilgililer tarafından peşin olarak ödenir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 28/5/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 11/9/2013 tarih ve 2013/6882

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu, öğretmen olma

amacıyla katıldığı sınavdan sonra cevap anahtarına göre yaptığı kişisel

hesaplaması ile ÖSYM tarafından gönderilen sınav sonucu arasında belirgin fark

olduğunu, sınav sonucunun hatalı olduğunu, ancak hatanın düzeltilmesi amacıyla

açtığı davanın reddedildiğini, mesleğine daha erken başlayamadığı için maddi ve

manevi zarara uğradığını ve davanın altı yıl gibi makul olmayan bir sürede

sonuçlandırıldığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve ihlalin tespiti ile

tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a) Yargılamanın Adil Olmadığı İddiası

21. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

22. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

23. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

24. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti, hukuku ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular

açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B.

No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

25. Başvuru konusu olayda

başvurucu, sınav sonrası açıklanan cevap anahtarına göre kendi hesapladığı puan

ile internet sitesinde açıklanan sonuç arasında belirgin bir fark olduğunu, bu

derece (16 soru) yanılamayacağı için sınav sonucunun hatalı olarak ilan

edildiğinin kuşkusuz olduğunu, ancak açtığı davanın reddedilmesinin adil

olmadığını ileri sürmüş, yargılamanın adilliğine ilişkin başka bir şikâyette

bulunmamıştır İlk derece mahkemesi, ÖSYM tarafından yapılan sınav değerlendirme

işlemine esas davacının doldurduğu sınav cevap kâğıdında işaretlenen soru

cevaplarında bir hata bulunmaması karşısında optik okuyucu ile yapılan

değerlendirme sonucu tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı

gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Başvurucunun iddialarının yargılamanın

sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

26. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararının değil, yargılama sürecinin ve

usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel

başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için

başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede

yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe veya

bariz takdir hatasına ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir.

Somut olayda başvurucunun yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair

bir bilgi ya da belge sunmadığı, aksine yargılama sonucunda verilen kararın

içeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır (B.

No:2013/2767, 2/10/2013, § 22).

27. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemesi kararının açık bir keyfilik veya bariz takdir hatası

da içermediği anlaşıldığından başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b) Davanın Makul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası

28. Başvurucunun yargılamanın

uzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet

için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu

nedenle, başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

29. Başvurucu 26/10/2007

tarihinde açmış olduğu davaya ilişkin yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmayarak Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

30. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına

da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

31. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

32. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

33. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

34. Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında,

ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

35. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 39).

36. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde gözardı edilemeyeceğinden, yargılama

süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

37. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

38. Ancak belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti

ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın

gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 46).

39. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

40. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir Başvuruya konu

davanın, başvurucunun, kamu hizmetine girme amacıyla girdiği sınavın idare

tarafından hatalı değerlendirildiğinden bahisle yeniden değerlendirme yapılarak

sınav sonucunun düzeltilmesi istemini konu alan bir uyuşmazlık olduğu

görülmekle, bu sorunun çözümüne yönelik olan ve 2577 sayılı Kanun’da yer alan

usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğu açıktır.

41. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından 26/10/2007 tarihidir. Sürenin

bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın

sona erme tarihidir. Somut başvuru açısından bu tarihin, karar düzeltme

talebinin Danıştay 12. Dairesince reddedildiği 12/6/2013 tarihi olduğu

anlaşılmaktadır

42. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

43. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinden, başvurucunun 2007 yılında katıldığı kamu personeli

seçme sınav sonucunun kendi hesapladığı sonuçtan farklı olması nedeniyle

yeniden değerlendirme yapılarak hatanın düzeltilmesi yolunda yaptığı başvurunun

reddi üzerine bu işlemin iptali istemiyle ÖSYM Başkanlığına karşı 26/10/2007

tarihinde Ankara 7. İdare Mahkemesinde dava açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece

31/10/2007 tarihinde dosyanın ilk incelemesinin yapıldığı, bu hususta her hangi bir sorun görülmeyerek dava dilekçesinin davalı

idareye tebliğine karar verildiği ve 15/11/2007 tarihinde tebliğin

gerçekleştirildiği, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevapların süresine riayet

edilerek 25/2/2008 tarihi itibarıyla dosyanın tekemmülünün sağlandığı ve

26/12/2008 tarihinde ilk derece Mahkemesince dosyanın karara bağlandığı

anlaşılmaktadır.

44. Başvurucu tarafından

27/4/2009 tarihinde kararın temyiz edilmesi üzerine ilk derece Mahkemesince

süresinde temyiz ilk inceleme tutanağı düzenlenerek ve tekemmülü sağlanarak

temyiz incelemesi için 10/6/2009 tarihinde Danıştay’a gönderilen ve 15/6/2009

tarihinde temyiz merciinde kayda alındığı anlaşılan dosyaya ilişkin olarak

yaklaşık iki yıl on ay sonra 25/4/2012 tarihinde Danıştay 12. Dairesince onama

kararı verilmiştir. Kararın 12/6/2012 tarihinde başvurucuya tebliği üzerine

başvurucu tarafından yapılan karar düzeltme talebinin 25/7/2012 tarihinde

Mahkemece Danıştay Başkanlığına gönderildiği, 8/8/2012 tarihinde kayda alınan

dosya hakkında yaklaşık on ay sonra 12/6/2013 tarihinde Danıştay 12. Dairesince

karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

45. Bu kararla birlikte

neticelenen yargılama faaliyetinin toplam beş yıl yedi ay on altı gün sürdüğü

anlaşılmaktadır.

46. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, ilk derece mahkemesince, taraflarca verilen dava ve temyiz

dilekçeleri üzerine 2577 sayılı Kanun’un 14. maddesinde öngörülen süre

içerisinde ilk inceleme tutanaklarının tanzim edildiği, cevap, cevaba cevap ve

ikinci cevap aşamalarının sürelerine uygun şekilde tamamlandığı ve dosyanın

tekemmülünün sağlandığı, diğer taraftan, 2577 sayılı Kanun’un 20. maddesinde

öngörülen düzenleyici sürenin dört ay kadar aşılarak tekemmül tarihinden

itibaren yaklaşık on ay sonra dosyanın karara bağlandığı görülmekle birlikte

yargılamanın bir yıl iki aylık bir sürede sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.

47. Kanun yolu incelemesinde yer

alan süreçlerin değerlendirilmesinde, kararın temyiz edilmesi üzerine, temyiz

merciinde kayda alınma tarihi nazara alındığında yaklaşık iki yıl on ay sonra

onama kararı verildiği, bu karara yapılan düzeltme talebinin de yaklaşık on

ayda sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle kanun yolu merciinde geçen

yargılama süresinin, 2577 sayılı Kanun’un 20. maddesinde öngörülen, Danıştay,

bölge idare, idare ve vergi mahkemelerindeki dosyaların, 2577 sayılı Kanun ve

diğer kanunlarda belirtilen öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay için

Başkanlar Kurulunca; diğer mahkemeler için Hâkimler ve Savcılar Yüksek

Kurulunca konu itibarıyla tespit edilip Resmî Gazete'de

ilan edilecek öncelikli işler göz önünde bulundurulmak suretiyle geliş

tarihlerine göre inceleneceği ve tekemmül ettikleri sıra dâhilinde bir karara

bağlanacağı, bunların dışında kalan dosyaların ise tekemmül ettikleri sıraya

göre ve tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılacağı

hükmüne rağmen, uzun bir yargılama süresini kapsadığı anlaşılmaktadır.

48. Yargılama sürecinin

uzamasında yetkili makamlara atfedilecek gecikmeler, yargılamanın süratle

sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilmemesinden

kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden de

ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi,

hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlama

yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerine

getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 44).

49. Bu kapsamda, yargı

sisteminin yapısı, mahkeme kalemindeki rutin görevler sırasındaki aksamalar,

hükmün yazılmasındaki, bir dosyanın veya belgenin bir mahkemeden diğerine

gönderilmesindeki ve raportör atanmasındaki gecikmeler, yargıç ve personel

sayısındaki yetersizlik ve iş yükü ağırlığı nedeniyle yargılamada makul sürenin

aşılması durumunda da yetkili makamların sorumluluğu gündeme gelmektedir (B.

No: 2012/1198, 7/11/2013, § 55).

50. Başvuru konusu yargılama

süreci değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince dosyanın karara bağlanma

sürecinde gecikme yaşandığı, kanun yolu incelemesinde de benzer şekilde kararın

alınması noktasında aksamalar olduğu tespit edilmekle beraber, yukarıda yer

verilen tespitler ışığında, özellikle yargı sisteminin yapısından kaynaklanan

iş yükü ve organizasyon eksikliğinin somut başvuruya ilişkin yargılama

süresinin uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Ancak Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi gereğince, yargılama

sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlama

yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerine

getirebilecek biçimde düzenlenmesini zorunlu kıldığından, hukuk sisteminde var

olan yapısal ve organizasyona ilişkin eksikliklerin yargılama faaliyetinin

makul sürede gerçekleştirilmemesini izah edemeyeceği açıktır.

51. Başvurucunun tutumunun

yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilmemiştir.

52. Başvurunun değerlendirilmesi

neticesinde, başvuruya konu uyuşmazlık, başvurucunun katıldığı KPSS sınavı

sonucunun hatalı olduğundan bahisle sınav kâğıdının yeniden değerlendirilmesi

talebinin reddi işleminin iptali istemine ilişkin olup, Mahkeme kararında da

belirtildiği üzere keşif ve bilirkişi incelemesi ya da maddi gerçeğin ortaya

çıkartılması için gerekli bilgi ve belgeleri temin etmek üzere ayrıca resen

araştırma yapılmasını gerektirmeyen ve davada yer alan kişi sayısı da minimum

düzeyde olan başvuruya konu yargılamanın karmaşık olmadığı açıktır. Öte yandan

başvuruya konu sınav sonucunda alınan puanın bir mesleğe atanıp atanmamayı

belirlediği göz önüne alındığında davanın başvurucu açısından taşıdığı önem de

yadsınamaz. Buna göre davaya bütün olarak bakıldığında beş yıl yedi ay on altı

günlük yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

53. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

54. Başvurucu, başvuruya konu

sınav sonucu neticesinde öğretmenlik mesleğine erken başlayamaması ve

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle maruz kaldığı

zararların karşılığı olarak 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

55. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

56. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber tespit edilen ihlalle iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

57. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin beş yıl yedi ay on altı günlük yargılama süresi nazara

alındığında, başvurucunun yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

takdiren 4.150,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

58. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 harç ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 4.150,00 TL MANEVİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 harç ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

28/5/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Elif KARAKAŞ Başvurucu : İsa DEMİRKAYA Vekili : Av. Kamer BEYAZTAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6882, 28 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. C. Başvurucuya 4.150,00 TL MANEVİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6882
Tarih
28 Mayıs 2014

İlgili Kararlar

  • Mukaddes Özen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7740)
  • Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2013/1280)
  • Mehmet Haberal Başvurusu (B. No: 2014/1050)
  • Mehmet Çelik Başvurusu (B. No: 2013/7562)
  • Remzi Kuş Başvurusu (B. No: 2013/731)
  • Tülay Şahin Başvurusu (B. No: 2013/1568)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.