İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şahin Karaman Başvurusu (B. No: 2012/1205)

1. Başvurucu, uyuşturucu madde

Başvuru No2012/1205Tarih8 Mayıs 2014Okuma13 dk · 2.698 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Şahin Karaman Başvurusu

Karar tarihi
8 Mayıs 2014
Başvuru Numarası
2012/1205
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.698 kelime·13 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, uyuşturucu madde

ticareti suçundan yargılandığı Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/303

sayılı dosyasında somut bir delile dayandırılmadan ilk celsede hüküm

kurulduğunu, suçsuz olmasına rağmen yargılamasının tutuklu olarak

sürdürüldüğünü ve ayrıca oturduğu mahallede yoğun olarak “alevi” mezhebine mensup kişilerin ikamet

ettiğini ve bunların bazılarının uyuşturucu madde ticareti ile uğraştıklarına

dair yaygın kanı olduğunu, kendisinin de bu mezhebe mensup olduğu için

cezalandırıldığını belirterek Anayasa’nın 10., 19. ve

36. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 7/12/2012 tarihinde Konya 1.

Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 12/6/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

5. Başvurucu, emniyet görevlilerince Konya il merkezinde uyuşturucu

madde ticareti yapmakta olan şahıslara yönelik yapılan teknik çalışmalar

sonucunda, uyuşturucu madde sattığı iddiasıyla 6/6/2012

tarihinde gözaltına alınmış ve Konya 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 7/6/2012 tarihli

kararıyla “atılı suça ilişkin kuvvetli suç

şüphesinin mevcudiyeti, suçun CMK 100/3 maddesindeki tutuklama nedeninin

varlığı kabul edilebilecek katalog suçlardan olması, delillerin henüz tam

toplanmamış olması, suçun kanunda öngörülen cezai yaptırımı itibarıyla kaçma

şüphelerini gösterir somut olguların varlığı” şeklindeki gerekçelere

dayalı olarak tutuklanmıştır.

6. Başvurucu hakkında, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 20/6/2012 tarih ve E.2012/8998 sayılı iddianamesiyle, “uyuşturucu madde ticareti” suçundan Konya

2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış olup, anılan Mahkemenin 30/10/2012

tarih ve E.2012/303, K.2012/412 sayılı kararıyla başvurucu 8 yıl 16 ay 15 gün

hapis ve 4450 TL adli para cezasıyla cezalandırılmıştır. Ayrıca Mahkemece

başvurucunun tutukluluk durumu 22/6/2012 – 13/11/2012

tarihleri arasında bir kez duruşmada altı kez de ara karar ile

değerlendirilerek devamı yönünde karar verilmiştir. Mahkemenin tutukluluğun

devamına ilişkin kararlardaki benzer gerekçesi şöyledir:

“Sanığa müsnet suçun CMK 100/3

maddesinde sayılan katalog suçlardan olmasına, sanık savunması, arama el koyma

tutanağı, tanık beyanları, teşhis tutanakları, ekspertiz

raporları ve dosya kapsamına göre, sanık hakkında kuvvetli suç şüphesinin

bulunmasına, suça öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında sanık hakkında

kaçma şüphesinin olmasına, bu aşamada tutuklama haricinde bir tedbirin yeterli

görülmemesine nazaran sanığın tutukluluk halinin devamına…”

7. Başvurucunun, 1/11/2012 tarihli

dilekçesiyle, hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamına ilişkin karara

yapmış olduğu itiraz, Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/11/2012 tarihli

kararıyla “tutuklu sanık Şahin Karaman’ın

isnat edilen uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğine dair teknik takip

sonucu tutulan tutanaklar, teşhis tutanakları nazara alınarak kuvvetli suç

şüphesi olduğu, verilen ceza miktarı, sanığın şahsi ve sosyal durumu nazara

alınarak kaçma ihtimali olduğu, suçun CMK.100. maddede sayılı suçlardan olduğu,

tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin orantısız olmadığı”

gerekçesiyle reddedilmiştir.

8. Bu karar başvurucuya 14/11/2012

tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucu, 7/12/2012 tarihli dilekçesi ile 30

gün içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Öte yandan, bireysel başvuru tarihinden sonra, başvurucunun

anılan mahkûmiyet kararını temyiz etmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10.

Ceza Dairesince, 29/3/2013 tarih ve E.2012/28226, K.2013/2915 sayılı karar ile, “bazı tanıkların

dinlenmemesi ve hükme dayanak yapılan bir kısım teknik izleme tutanakları ve

CD’lerin dosya içine alınmaması” gibi eksiklikler nedeniyle hükmün

bozulmasına; tutuklama şartlarında değişiklik bulunmaması sebebiyle de

başvurucunun tahliye talebinin reddine karar verilmiştir.

10. Bozma üzerine Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda

verilen 17/9/2013 tarihli hüküm ile başvurucu, 6 yıl 3

ay hapis ve 3000 TL adli para cezasıyla cezalandırılarak tutukluluk halinin

devamına karar verilmiştir. Bu hükmün de temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10.

Ceza Dairesinin 17/1/2014 tarihli kararıyla Mahkeme

kararı onanarak kesinleşmiştir. Bozma kararından sonra

başvurucunun tutukluluk durumu 3 kez duruşmada 2 kez de ara karar ile

değerlendirilmiş ve “yoğun suç şüphesinin

mevcudiyeti, mevcut delil durumu, müsnet suçun CMK

100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması ve öngörülen ceza miktarına

göre sanığın kaçma şüphesinin bulması, bu aşamada adli kontrolün yetersiz

kalması” gerekçesi ile tahliye istemi reddedilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

11. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti”

kenar başlıklı 188. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:

“(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya

ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren,

sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş

yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin

güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(4) Uyuşturucu veya

uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin

olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında

artırılır.”

12. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk

süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek

uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

13. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli

veya sanık salıverilmesini isteyebilir.”

14. 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan,

tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

…

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede

yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm

verilmeyen,

…

g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki

suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde

sözle açıklanmayan,

…

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten

isteyebilirler.”

20. 5271 sayılı Kanun’un 142.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine

tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme

tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 8/5/2014 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda, başvurucunun 7/12/2012 tarih ve 2012/1205 numaralı bireysel

başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yargılandığı

Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/303 sayılı dosyasında; lehine olan

delilleri sunma imkânı tanınmadan, sübjektif değerlendirmelerle ve kesin

kanıtlar olmaksızın, ilk duruşmada mahkûmiyetine karar verilmek suretiyle

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

17. Başvurucu ayrıca, söz konusu davada suçsuz olmasına ve somut

delil bulunmamasına rağmen yargılamasının tutuklu olarak sürdürüldüğünü ve

tahliye edilmediğini, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesine aykırı

davranıldığını belirtmiştir.

18. Başvurucu son olarak,

oturduğu mahallede “alevi”

mezhebine mensup kişilerin ikamet ettiğini ve bunların bazılarının uyuşturucu

madde ticareti ile uğraştıklarına dair yaygın kanı olduğunu, kendisi de bu

mezhebe mensup bulunduğu için cezalandırıldığını, bu nedenle Anayasa’nın 10.

maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia ederek,

yargılamanın tarafsız bir mahkemede adil yapılmasına, tahliyesine, maddi ve

manevi zararlarının tazmin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Adil Yargılanma Hakkı Yönünden

19. Başvurucu, yargılamasının adil yürütülmemesi nedeniyle

Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

21. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

22. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

23. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir

kanun yolu” olup, bu yola başvurulmadan önce kural olarak olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

24. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle,

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle idari merciler

ve derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

25. Buna göre Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun

Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili

idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip

olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip

edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa

Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

26. Somut olayda başvurucunun yargılandığı davanın, 7/12/2012 olan başvuru tarihi

itibarıyla henüz kesinleşmediği, temyiz edilmesi üzerine Yargıtayca

incelemeye alındığı, nitekim başvurucunun temyiz gerekçelerini gözeten Yargıtayın yukarıda anılan (§ 9) 29/3/2013 tarihli kararı ile, başvurucu tarafından ihlal nedeni olarak ileri sürülen

hükmün, eksik inceleme gerekçesi ile bozulduğu ve Mahkemece dosyadaki

delillerin bozma ilamı çerçevesinde değerlendirmesi yapılarak ve eksiklikler

giderilmek suretiyle yeni bir hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. Oysa başvurucu

tarafından, kanun yolunda ileri sürülebilecek iddialar ve bu iddiaları

değerlendirecek olan Yargıtay süreci beklenmeden, karar gerekçesi ve verilen

ceza miktarı farklı olan ilk hükmün sonucunun bireysel başvuruya konu edildiği

görülmüştür.

27. Açıklanan gerekçelerle, ihlal iddiasına konu edilen işlem, eylem

ya da ihmal için kanunda öngörülmüş yargısal başvuru yollarının tamamı usulüne

uygun şekilde tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının

bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından, başvuru tarihine göre

başvurunun bu kısmının “başvuru yollarının

tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı Yönünden

28. Başvurucu, suçsuz olmasına ve somut delil bulunmamasına rağmen

yargılamasının tutuklu olarak sürdürüldüğünü ve tahliye edilmediğini

belirterek, Anayasa’nın 19. maddesine aykırı davranıldığını iddia etmiştir.

29. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.”

30. Anayasa’nın 19. maddesinde özgürlük ve güvenlik hakkı güvence

altına alınmış ve hiçbir bireyin özgürlüğünden keyfi bir biçimde yoksun

bırakılamayacağı belirtilmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında herkesin

kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır.

31. Somut olayda

başvurucu 6/6/2012 tarihinde gözaltına alınmış,

7/6/2012 tarihinde tutuklanmış ve İlk Derece Mahkemesince 30/10/2012 tarihinde

8 yıl 16 ay 15 gün hapis ve 4450 TL adli para cezasıyla cezalandırılarak

tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 10. Ceza

Dairesince 29/3/2013 tarihinde verilen bozma kararına

uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda başvurucu, Mahkemenin 17/9/2013

tarihli kararı ile 6 yıl 3 ay hapis ve 3000 TL adli para cezasıyla

cezalandırılmış ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Bu kararın da

temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 17/1/2014

tarihli ilamıyla hüküm onanarak kesinleşmiştir. Bozma kararından önce

başvurucunun tutukluluk hali 1 kez duruşmada 6 kez ara karar ile,

bozma kararından sonra ise 3 kez duruşmada 2 kez de ara karar ile

değerlendirilmiştir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesi önünde yargılanırken

başvurucunun bozma öncesi tutuklu kaldığı süre 4 ay 24 gün, bozma sonrası

tutuklu kaldığı süre ise 5 ay 19 gün olup, temyizde geçen sürenin tutukluluk

süresine dâhil edilmeyeceği de dikkate alındığında (B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 41),

başvurucu, toplam 10 ay 13

gün tutuklu kalmıştır.

32. Bu tespitlere göre, bireysel başvuru tarihinden sonra başvurucu hakkındaki hükmün

onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Tutukluluk hâli sona ermiş olan bir

başvurucunun, devam eden tutukluluk hâlinden farklı olarak, tutuklama

nedenlerinin bulunmadığı yönünde bir iddiayı ileri sürmesi halinde, iddia

edilen ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu

mevcut ise öncelikle bu yolu tüketmesi gerekir (benzer AİHM kararları için bkz.

Gavril Yossifov/Bulgaristan,

B. No: 74012/01, 6/11/2008, § 40; Rahmani ve Dinevac/Bulgaristan,

B. No: 20116/08, 10/5/2012, § 66; Şefik

Demir/Türkiye, B. No: 51770/07, 16/10/2012, § 23).

33. Bu çerçevede, 5271 sayılı Kanun’un 141. ve 142. maddelerinde

öngörülen tazminat yolunun, başvurucunun şikâyetleri açısından tüketilmesi

gereken bir yol olup olmadığı hususu incelenmelidir.

34. 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)

bendinde, kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya

tutukluluğunun devamına karar verilen, (d) bendinde, makul sürede hakkında

hüküm verilmeyen, (g) bendinde, yakalama veya tutuklama nedenleri ve

haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı

bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan bir tutuklu için tazminat talebinde

bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı tutukluluk

nedenleri ve süresinin uzunluğunun tespiti, diğer yandan da uğradığı zararın

tazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi

ile öngörülen hukuk yolu, başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve

elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (bkz.

yukarıda anılan Şefik Demir/Türkiye,

§ 33).

35. Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği 17/1/2014 tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun’un 141.

maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Etkin ve

erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yoluna başvurmaksızın yapılan

bireysel başvuruların Mahkemece incelenmesi, bireysel başvuru yolunun

ikincilliği ilkesi gereği mümkün değildir.

36. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun 5271 sayılı Kanun’un 141.

maddesinde öngörülen tazminat yoluna başvurmadığı anlaşıldığından, başvurunun

bu kısmının “başvuru yollarının

tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemezliğine karar verilmesi

gerekir.

3. Ayrımcılık Yasağı Yönünden

37. Başvurucu, farklı bir mezhebe mensup bulunması ve bu kişilerin

aynı mahallede oturmaları sebebiyle cezalandırıldığını, bu nedenle yerleşme ve

ikamet etme, din ve vicdan hürriyeti ile kanun önünde eşitlik haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ise de, bu yöndeki tüm şikâyetlerin özü ayrımcılık

yasağına ilişkin olduğundan, iddiaların bir bütün olarak Anayasa’nın 10.

maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

38. Anayasa’nın “Kanun önünde

eşitlik” kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:

“Herkes,

dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri

sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

…

Devlet

organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine

uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

39. Başvurucunun, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddialarının, soyut olarak değerlendirilmesi

mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve AİHS kapsamında yer alan diğer temel hak ve

özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).

40. Başvurucunun, eşitlik ilkesinin ihlali iddiasının esas olarak

adil yargılanma hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı çerçevesinde ve bu

haklarla bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Ancak adil yargılanma hakkına

ilişkin iddialar henüz öngörülen tüm yargısal yollar tüketilmediğinden,

başvurucunun ayrımcılık yasağının ihlal edildiği yönündeki iddiası kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkı bağlamında incelenecektir. Dolayısıyla anılan hak

bakımından eşitlik ilkesi, bağımsız nitelikte koruma işlevine sahip olmayıp, bu

hakkın kullanılmasını, korunmasını ve başvuru yollarını güvence altına alan

tamamlayıcı nitelikte haklardandır (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 34).

41. Ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi

için, kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda hangi temele dayalı olarak

ayrımcılığa maruz kaldığının gösterilmesi gerekir. Diğer bir ifadeyle

ayırımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için başvurucunun kendisiyle benzer

durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasında

bir farklılığın bulunduğunu ve bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın sırf

ırk, renk, cinsiyet, din, dil, cinsel yönelim vb. ayırımcı bir nedene

dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir.

42. Somut olayda başvurucu, oturduğu mahallede “alevi” mezhebine mensup kişilerin ikamet

ettiğini ve bunların bazılarının uyuşturucu madde ticareti ile uğraştıklarına

dair yaygın kanı olduğunu, kendisi de bu mezhebe mensup bulunduğu için

cezalandırıldığını iddia etmiştir. Ancak başvurucunun, kendisine belirttiği

nedenlerle ayrımcılık yapıldığı yönündeki iddiasını temellendirecek somut bulgu

ve kanıtlar ortaya koyamadığı görülmektedir. Başvurucunun tutuklanması ve

tutukluluğun devamına yönelik “atılı suça

ilişkin kuvvetli suç şüphesinin mevcudiyeti, suçun CMK 100/3 maddesindeki

tutuklama nedeninin varlığı kabul edilebilecek katalog suçlardan olması,

delillerin henüz tam toplanmamış olması, suçun kanunda öngörülen cezai

yaptırımı itibarıyla kaçma şüphelerini gösterir somut olguların varlığı (…) Sanığa

müsnet suçun CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan

olmasına, sanık savunması, arama el koyma tutanağı, tanık beyanları, teşhis

tutanakları, ekspertiz raporları ve dosya kapsamına

göre, sanık hakkında kuvvetli suç şüphesinin bulunmasına, suça öngörülen ceza

miktarı dikkate alındığında sanık hakkında kaçma şüphesinin olmasına, bu

aşamada tutuklama haricinde bir tedbirin yeterli görülmemesine nazaran sanığın

tutukluluk halinin devamına, (…) Tutuklu sanık Şahin

Karaman’ın isnat edilen uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğine dair teknik

takip sonucu tutulan tutanaklar, teşhis tutanakları nazara alınarak kuvvetli

suç şüphesi olduğu, verilen ceza miktarı, sanığın şahsi ve sosyal durumu nazara

alınarak kaçma ihtimali olduğu, suçun CMK.100. maddede sayılı suçlardan olduğu,

tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin orantısız olmadığı” şeklindeki gerekçeler ile verilen hüküm ve dosyadaki

diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine

dair herhangi bir bulguya rastlanılmamıştır. Dolayısıyla

başvurucunun isnat edilen suçlama ile bağlantılı olarak tutuklanması ya da mahkum olmasının, bir ayrımcılık nedenine dayandığına dair

bir sonuca varılmamıştır.

43. Açıklanan nedenlerle,

ayrımcılık yasağı konusunda açık bir ihlal tespit edilmediğinden, başvurunun bu

kısmının da “açıkça dayanaktan yoksun

olması” sebebiyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğine yönelik iddiasının “başvuru

yollarının tüketilmemesi”,

2. Kişi özgürlüğü ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemesi”

3. Ayrımcılık yasağının

ihlal edildiğine yönelik iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

Nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

8/5/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Özcan ÖZBEY Başvurucu : Şahin KARAMAN Vekili : Av. Orhan ÖZER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1205, 8 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 20116/08, 10/5/2012, § 66; Şefik
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1205
Tarih
8 Mayıs 2014

İlgili Kararlar

  • Mehmet Cemal Sadak Başvurusu (B. No: 2013/2666)
  • İsa Demirkaya Başvurusu (B. No: 2013/6882)
  • Mukaddes Özen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7740)
  • Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2013/1280)
  • Mehmet Haberal Başvurusu (B. No: 2014/1050)
  • Mehmet Çelik Başvurusu (B. No: 2013/7562)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.