İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Agah Aral ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13031)

1. Başvuru; iptal davasında verilen kararda yürürlükte

Başvuru No2016/13031Tarih29 Eylül 2020Okuma24 dk · 4.711 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Agah Aral Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
29 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2016/13031
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.711 kelime·24 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; iptal davasında verilen kararda yürürlükte

olmayan yönetmelik hükümlerinin dayanak alınması, konuyla ilgili ve yeterli

gerekçelere yer verilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/7/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucuların bir kısmı İzmir'in Karaburun ilçesinde

ikamet ettiklerini, bir kısmı da ikamet etmemekle birlikte ilçe sınırları

içinde mülk sahibi olduklarını beyan etmektedir.

8. Özel bir şirket, İzmir'in Karaburun ilçesi Haseki-Sarpıncık-Kızılcadağ

mevkiinde rüzgâr enerji santrali (RES) kurmak üzere 19/2/2014 tarihinde Çevre

ve Şehircilik Bakanlığına başvuruda bulunmuş; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

yaptığı inceleme sonucu 13/1/2015 tarihinde proje için "Çevresel etki

değerlendirmesi (ÇED) olumlu." şeklinde karar vermiştir.

9. ÇED kararından haberdar olan başvurucular 26/2/2015

tarihinde işlemin iptali istemiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine İzmir

5. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde; proje hakkında

kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmadığını, bölgede faal olan veya

faaliyete alınacak diğer santrallerle birlikte ortaya çıkacak olumsuz etkinin

daha da arttığını, proje bazında önemsenmeyen bu etkilerin tüm projelerin

etkileri bir araya geldiğinde son derece önemli hâle geldiğini ifade etmiştir.

Başvurucular ayrıca halkın katılımı toplantısının yapılmadığını, proje

kapsamında kurulacak türbinlerin yaşam alanlarına çok yakın olduğunu, gölge

titreşimi, tozlanma, gürültü ve erozyon etkisi yönlerinden yapılan tespitlerin

gerçeği yansıtmadığını, mera, tarım, orman, birinci derece doğal sit ve

zeytinlik sahaları üzerinde planlandığını, inşaat ve işletme faaliyeti

nedeniyle ekosistem ve biyolojik çeşitliliğin yok edildiğini, raporda

elektromanyetik dalgaların sınır değerlerinin hesaplanmadığını, projeden

etkilenecek kuş türleri bakımından yaşanacak risklere yönelik ciddi bir

çalışmanın yapılmadığını belirtmiştir. Yatırımcı şirket de davaya müdahil

olarak katılmıştır.

10. İdare Mahkemesi 6/7/2015 tarihinde proje alanına

yönelik olarak keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Elektrik

mühendisliği, çevre mühendisliği ve biyoloji bölümü öğretim üyelerinden oluşan

üç kişilik bilirkişi heyetince hazırlanan raporda;

- Proje bölgesinde maki elementleri (yastık oluşturan

veya çalı formundaki bitkiler), kültür alanları (zeytin ağaçları, bağ, bahçe

tarım alanları), kıyı kesimlerde fok üreme alanları, mikroflora (mikroskopik

canlılar, mantarlar, bakteriler vb.) habitat sınıflarının belirlendiği, çevrede

zeytin ağaçları içeren özel mülklerin ve yerleşim alanlarının bulunduğu,

- Karaburun Yarımadası'nın ortasından iki kuş göç yolunun

geçtiği, her yıl 50.000 civarında kuşun ziyaret ettiği İzmir Kuş Cenneti'ne bu

göç yolları üzerinden ulaşıldığı, proje bölgesi dağlık ve tepelerden

oluştuğundan bölgede kuş göç darboğazlarının olma ihtimalinin bulunduğu, bu

yolların kesin olarak belirlenmesi için ilkbahar ve sonbaharda kuş göç

hareketlerinin gözlemlenmesi gerektiği ancak projede böyle bir tespitin mevcut

olmadığı,

- Bölgenin gerçek flora-fauna varlığını belirlemek için

birbirini takib eden dört mevsim gözlenmesi ve numune alınması gerektiği,

projenin 2013 yılında yapılan ekosistem değerlendirme raporunda sadece Ekim ve

Kasım aylarında gözlem yapıldığı belirtildiğinden yapılan gözlemlerin yeterli

olamayacağı,

- Planlanan rüzgâr santrallerinin teknik şartlara uygun

tasarlandığı ancak teknik bir projenin hayata geçmesi için ekolojik olarak

kabul edilebilir olması gerektiği, yarımadada bulunan mevcut rüzgâr

türbinlerinin kümülatif olarak çevre etki değerleri dikkate alındığında zaten

yarımadanın büyük bir alanını kaplamış olan rüzgâr santralleri var iken yeni

bir projenin daha bu alanda faaliyete geçmesi ile özgün, bakir alanlar içeren

ve oldukça zengin bir biyoçeşitliliği barındıran yarımadada yaşayan canlıların

sığınacağı başka bir yaşam alanının kalmayacağı belirtilmiştir.

11. İdare Mahkemesi dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile

bilirkişi raporunu inceleyerek 22/10/2015 tarihli kararıyla dava konusu işlemin

iptaline hükmetmiştir. Karar gerekçesinde projenin yer aldığı yarımadanın doğal

yapısı, coğrafi konumu ile mevcut rüzgâr türbinlerinin kümülatif olarak çevre

etki değerleri dikkate alındığında yeni bir projenin bu alanda faaliyete

geçmesinin özgün, bakir alanlar içeren ve oldukça zengin bir biyoçeşitliliği

barındıran yarımadada yaşayan canlıların sığınacağı başka bir yaşam alanı

bırakmayacağı sonucuna varılarak dava konusu işlemde hukuka uygunluk

bulunmadığı belirtilmiştir.

12. Anılan karar davalı Bakanlık ve müdahil şirket

tarafından temyiz edilmiştir. Danıştay Ondördüncü Dairesi 29/3/2016 tarihli

kararıyla öncelikle başvuruculardan Habibe Ayşe Danacı, Fatma Akyol, Tümay

Teker ve Şerif Akçay'ın isimlerinin ilk dava dilekçesinde yer almadığını,

dilekçe ret kararı üzerine yenilenen dava dilekçesinde ilk defa isimlerine yer

verildiğini bu durumun bu kişilere davacı sıfatı kazandırmayacağını ve söz

konusu kişiler bakımından davanın esasının incelenmesine hukuken olanak

bulunmadığını belirterek adı geçen kişilerin davacı konumundan çıkarılmasına

karar vermiştir. Daire, diğer davacılar yönünden ise işin esasını incelemiş ve

İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ve davanın kesin olarak reddine

oyçokluğuyla hükmetmiştir.

13. Kararda, bilirkişi raporundaki tespitlere ve müdahil

şirketin rapora itiraz kapsamında bu tespitlere yönelik cevaplarına yer

verilmiştir. Buna göre müdahil şirketin kuşların göç hareketleriyle ilgili

olarak proje kapsamında hazırlanan ve Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel

Müdürlüğü tarafından onaylanan ekosistem değerlendirme raporu, peyzaj onarım

planı ve ornitolojik-ekolojik değerlendirme raporuna göre türbinlerin inşa

aşamasından başlayarak iki sene süreyle göç dönemlerinde en az on beşer gün

izleme suretiyle faaliyetin kuşlar üzerindeki etkilerini araştıracağını,

düzenli olarak altı aylık raporlar hazırlayacağını, faaliyetin üremesi muhtemel

türler ve göçmen türler üzerinde tehlike oluşturacağının tespiti durumunda

türbinleri bu türlerin üreme ve göç döneminde durduracağını, gerekli görülmesi

hâlinde sökeceğini taahhüt ettiği ifade edilmiştir. Ayrıca şirketin yaban

hayatı izleme programı ve izleme raporlarını yetkili kurumlara sunacağını,

hazırlanan nihai peyzaj onarım planı raporu ile ornitolojik-ekolojik

değerlendirme raporunda belirtilen tüm öneri ve tedbirler ile izleme sırasında

ve sonucunda istenecek tüm ilave tedbirleri alacağını beyan ederek bilirkişi

raporundaki eleştirilerin soyut nitelikte olduğu ve bilimsel herhangi bir

temelinin bulunmadığı şeklinde yanıt verdiği açıklanmıştır. Şirketin son olarak

ÇED Raporu Genel Formatı'nda birden fazla proje bulunması hâlinde kümülatif

etki değerlendirme çalışmasının zorunlu olduğuna dair hüküm bulunmadığı,

projenin RES Projesi olduğu ve doğal rüzgârdan enerji üretiminin

gerçekleştirileceği, ayrıca 3 m/sn.den düşük, 25/m/sn.den yüksek rüzgâr

hızlarında türbinlerin devre dışı kaldığı, topoğrafik yapı itibarıyla mevcut ve

planlanan RES'lerin tepelerde ve sırtlarda bulunması, projelerin ve türbinlerin

birbirlerine olan uzaklıklarının fazla olması sebebiyle kümülatif değerlendirme

yapılmasına gerek görülmediği şeklinde cevap verdiği belirtilmiştir. Dairenin

bu verilerden hareketle oluşturduğu kararın gerekçesi şöyledir:

"Buna göre; temyize konu İdare

Mahkemesi kararında ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda; Karaburun

Yarımadasında yer alan proje dışındaki diğer mevcut RES santrallerinin,

yarımadanın büyük bir kısmını kapladığı, yeni yapılacak santrallerin de devreye

girmesiyle rüzgar türbinlerinin kümülatif olarak çevresel etkileri dikkate

alındığında, canlıların sığınacağı başka bir yaşam alanının kalmayacağı

belirtilmiş ise de;yukarıda yer verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi

Yönetmeliğinde proje sahiplerine gerçekleştirmeyi planladıkları projenin

çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerini, olumsuz yöndeki etkilerin

önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için

alınacak önlemleri içeren ÇED raporu hazırlatılması yükümlülüğü getirilmiş

olup, EK 3'te yer alan Genel Formatta projenin olası çevresel etkilerinin

alanda mevcut ve/veya planlama aşamasında olan diğer projelerin çevresel

etkileri ile değerlendirilmesine dair kümülatif etki çalışması yapılması

yönünde bir yükümlülük öngörülmemektedir.

Öte yandan; Mahkemece hükme esas alınan

bilirkişi raporundaki diğer tespitlerin, soyut ve genel nitelikte birtakım

çekince ve öngörülere dayandığı, raporda yer verilen hususlarla ilgili hangi

önlem veya taahhüdün yetersiz olduğu, hangi hususların, hangi açıdan tehlike

arz ettiği, ÇED Raporunun hatalı veya yetersiz olduğuna ilişkin, proje yerinde

yapılmış gözlem ve incelemelere dayalı somut ve teknik tespitlere yer

verilmediği görülmektedir.

Bu durumda; Mahkeme kararına dayanak

oluşturan bilirkişi raporunda yer verilen tespit ve değerlendirmelerin,

uyuşmazlık konusu 'ÇED Olumlu' kararına esas ÇED Raporunun hatalı veya eksik

olduğunu ortaya koyabilecek mahiyette, somut ve teknik verilerle desteklenmemiş

olması, bilirkişi raporunda, soyut ve genel nitelikte birtakım çekince ve

öngörülere yer verilmiş olması, anılan raporda eksiklik olarak belirtilen

hususların ise ÇED Raporunu kusurlandırmaya yeterli olmaması karşısında,

yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine uygun olarak hazırlanan ÇED Raporuna

dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, bu işlemi iptal

eden İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır."

14. Karara katılmayan üye, temyiz isteminin reddi ile

İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Nihai

karar, başvurucular vekiline 16/6/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucular 18/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

16. İzmir 5. İdare Mahkemesinin 22/10/2015 tarihli iptal

kararı üzerine revize edilen Sarpıncık Rüzgâr Enerji Santrali Projesi için bu

kez 20/11/2015 tarihli ÇED olumlu kararı tesis edilmiştir. Başvurucuların sözü

edilen işlemin iptali istemiyle açtıkları dava İzmir 6. İdare Mahkemesinin

2/11/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Mahkeme karar gerekçesinde;

Danıştay Ondördüncü Dairesinin 29/3/2016 tarihli kararıyla İdare Mahkemesi

kararının bozulduğunu ve davanın reddine karar verildiğini, dolayısıyla

13/1/2015 tarihli ÇED olumlu kararının hukuki varlığını koruduğunu, bu hâliyle

dava konusu ÇED olumlu kararının alınmasına dayanak teşkil eden İdare Mahkemesi

kararında belirtilen eksikliklerin mevcut olmadığını, hukuka uygun olduğu yargı

kararı ile belirlenen ÇED olumlu kararının revize edildiğinden bahisle alınan

dava konusu ÇED olumlu kararında da hukuka aykırılık bulunmadığını

belirtmiştir. Temyiz edilen karar Danıştay Ondördüncü Dairesinin 4/7/2017

tarihli onama kararıyla kesinleşmiştir.

17. Başvurucular bunun üzerine 11/9/2017 tarihinde

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Anayasa Mahkemesi

Birinci Bölüm Birinci Komisyonu, 2017/34611 bireysel başvuru numarasıyla

incelenen başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna 4/6/2018 tarihinde karar vermiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

18. 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun

“Tanımlar” kenar başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

“Bu Kanunda geçen terimlerden;

Çevre: Canlıların yaşamları boyunca

ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları

biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı,

…

Çevresel etki değerlendirmesi:

Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz

etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye

zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen

yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve

projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları, …

İfade eder.”

19. 2872 sayılı Kanun'un “Çevresel etki

değerlendirilmesi” kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısımı şöyledir:

"Gerçekleştirmeyi plânladıkları

faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve

işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası

hazırlamakla yükümlüdürler.

Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu

Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça

bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez;

proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.

Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi

projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve

konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle

belirlenir."

20. 17/7/2008 tarihli ve 26939 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin (2008 tarihli

Yönetmelik) “Tanımlar ve kısaltmalar” kenar başlıklı 4. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bu Yönetmelikte geçen; ...

ç) Çevresel etki değerlendirmesi başvuru

dosyası: Bu Yönetmeliğin EK-III’ünde yer alan Genel Formatı esas alınarak

hazırlanan dosyayı,

d) Çevresel etki değerlendirmesi genel

formatı: Gerçekleştirilmesi planlanan, bu Yönetmeliğin EK-I listesinde yer alan

projelerin özelliklerini, yerini, olası etkilerini ve öngörülen önlemleri

içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan Çevresel Etki Değerlendirmesi

başvuru dosyası hazırlanması sırasında esas alınacak bu Yönetmeliğin

EK-III’ündeki genel formatı, ... ifade eder."

21. 2008 tarihli Yönetmelik'in EK-III'ündeki Çevresel

Etki Değerlendirmesi Genel Formatı'nın ilgili bölümleri şöyledir:

"...

Bölüm III: Proje yeri ve etki alanının

mevcut çevresel özellikleri

Önerilen proje nedeniyle kirlenmesi

muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik

özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, (atmosferik koşullar) iklimsel

faktörler, mülkiyet durumu, mimari ve arkeolojik miras, peyzaj özellikleri,

arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (EK-V’deki Duyarlı Yöreler listesi

de dikkate alınarak) ve yukarıdaki faktörlerin birbiri arasındaki ilişkileri de

içerecek şekilde açıklanması.

Bölüm IV: Projenin önemli çevresel

etkileri ve alınacak önlemler

1- Önerilen projenin aşağıda belirtilen

hususlardan kaynaklanması olası etkilerinin tanıtımı. (Bu tanım kısa, orta,

uzun vadeli, sürekli, geçici ve olumlu olumsuz etkileri içermelidir.)

a) Proje için kullanılacak alan,

b) Doğal kaynakların kullanımı,

c) Kirleticilerin miktarı, (atmosferik

şartlar ile kirleticilerin etkileşimi) çevreye rahatsızlık verebilecek olası

sorunların açıklanması ve atıkların minimizasyonu.

2- Yatırımın çevreye olan etkilerinin

değerlendirilmesinde kullanılacak tahmin yöntemlerinin genel tanıtımı.

3- Çevreye olabilecek olumsuz etkilerin

azaltılması için alınması düşünülen önlemlerin tanıtımı. ..."

22. 3/10/2013 tarihli ve 28784 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin (2013 tarihli

Yönetmelik) “Tanımlar ve kısaltmalar” kenar başlıklı 4. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bu Yönetmelikte geçen; ...

ç) Çevresel etki değerlendirmesi başvuru

dosyası: EK-3’te yer alan Genel Formatı esas alınarak hazırlanan dosyayı,

d) Çevresel etki değerlendirmesi genel

formatı: Gerçekleştirilmesi planlanan, EK-1’de yer alan projelerin

özelliklerini, yerini, olası etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi

genel boyutları ile tanıtan ÇED başvuru dosyası hazırlanması sırasında esas

alınacak EK-3’teki genel formatı, ... ifade eder."

23. 2013 tarihli Yönetmelik'in “Yürürlükten kaldırılan

yönetmelik” kenar başlıklı 29. maddesi şöyledir:

"(1) 17/7/2008 tarihli ve 26939

sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği

yürürlükten kaldırılmıştır."

24. 2013 tarihli Yönetmelik'in “Geçiş süreci”

kenar başlıklı Geçici 1. maddesi şöyledir:

"(1) Bu Yönetmeliğin yürürlük

tarihinden önce, ÇED Başvuru Dosyası/Proje Tanıtım Dosyası Valiliğe ya da

Bakanlığa sunulmuş projelere başvuru tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik

hükümleri uygulanır."

25. 2013 tarihli Yönetmelik'in EK-3'ündeki Çevresel Etki

Değerlendirmesi Genel Formatı'nın ilgili bölümleri şöyledir:

"...

Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının

Mevcut Çevresel Özellikleri

Proje alanının ve önerilen proje

nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve

hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik

koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, mimari ve arkeolojik miras,

peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (EK-5’deki

Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri

Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme

Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler

Projenin;

a) Çevreyi etkileyebilecek olası

sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi,

kümülatif etkilerin belirlenmesi

b) Sera gazı emisyonların belirlenmesi

ve iklim değişikliğine etkileri

c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz

etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler

ç) İzleme Planı (inşaat dönemi)

..."

26. 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin (2014 tarihli

Yönetmelik) “Yürürlükten kaldırılan yönetmelik” kenar başlıklı 29.

maddesi şöyledir:

"(1) 3/10/2013 tarihli ve 28784

sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği

yürürlükten kaldırılmıştır."

27. 2014 tarihli Yönetmelik'in “Geçiş süreci”

kenar başlıklı geçici 1. maddesi şöyledir:

"(1) Bu Yönetmeliğin yürürlük

tarihinden önce, ÇED Başvuru Dosyası/Proje Tanıtım Dosyası Valiliğe ya da

Bakanlığa sunulmuş projelere bu Yönetmeliğin lehte olan hükümleri ve/veya

başvuru tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri uygulanır."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucu İpar Buğra Yönünden

29. Başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan

bir sebebin olmadığı kanaatine varılması hâlinde başvurunun düşmesine karar

verilebilir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80. maddesinin (2)

numaralı fıkrası gereği Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının

gerekli kıldığı hâllerde başvurunun incelenmesine devam edilebileceği

öngörülmüştür (Bayram Şahin, B. No: 2013/463, 16/5/2013, § 16).

30. Somut olayda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)

kayıtlarının incelenmesinden yukarıda adı geçen başvurucunun başvuru yaptıktan

sonra vefat ettiği ve başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir

neden de bulunmadığı anlaşılmaktadır.

31. Açıklanan gerekçelerle anılan başvurucu yönünden

başvurunun düşmesine karar verilmesi gerekir.

B. Başvurucular

Habibe Ayşe Danacı, Fatma Akyol, Tümay Teker ve Şerif Akçay Yönünden

32. Başvuruya konu yargılamada Daire, başvuruculardan

Habibe Ayşe Danacı, Fatma Akyol, Tümay Teker ve Şerif Akçay'ın isimlerine ilk

defa yenileme dilekçesinde yer verilmesinin bu kişilere davacı sıfatı

kazandırmayacağı bu nedenle söz konusu kişiler bakımından davanın esasının

incelenemeyeceği sonucuna varmış ve adı geçen kişilerin davacı konumundan çıkarılmasına

karar vermiştir. Başvurucular Dairenin kararının bu kısmı ile ilgili olarak

bireysel başvuru formunda herhangi bir şikayet dile getirmemişlerdir.

33. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu

makamlara sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

34. Usulüne uygun şekilde davada taraf olmadığı anlaşılan

ve buna ilişkin bir iddia da ileri sürmeyen bu başvurucular yönünden başvuru

yollarının usulüne uygun olarak tüketildiğinden söz edilemez.

35. Açıklanan gerekçelerle anılan başvurucular yönünden

başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Diğer

Başvurucular Yönünden

1. Başvurucuların

İddiaları

36. Başvurucular, Danıştayın işlem tarihinde yürürlükte

olan yönetmeliği 2013 tarihli Yönetmelik olarak tespit ettiğini, buna karşın

yürürlükte olmayan 2008 tarihli Yönetmelik hükümlerini dayanak alarak mevzuatta

kümülatif etki çalışması yapılması yönünde bir yükümlülük öngörülmediği

şeklinde hatalı bir sonuca ulaştığını, uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgiye

dayalı olduğunu, sadece hukuk bilgisi ile hakkaniyete uygun bir karara

ulaşılmasının mümkün olmadığını, yeniden bilirkişi görüşüne başvurulması gerektiğini,

kararda maddi vakıalar hakkında yeterli bilgi bulunmadığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Başvurucular ayrıca projenin yaşamlarını

sürdürdükleri, tarım ve hayvancılık suretiyle geçimlerini sağladıkları alanda

kurulmak istendiğini, oluşacak zarardan birinci derecede etkileneceklerini

belirterek kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının; kararın kesin

olması nedeniyle hukuken denetlenemediğini, bu nedenle açık ve bariz hukuka

aykırılıkların düzeltilemediğini, karar düzeltme yolunun bulunmaması nedeniyle

itiraz hakkının ellerinden alındığını belirterek etkili başvuru ve adil

yargılanma hakları ile hak arama hürriyeti ve hukuk devleti ilkesinin ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

38. Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların kararın ve dayandığı mevzuat hükümlerinin hatalı olduğu

iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı yönünden

incelenmesi gerekmektedir. Diğer taraftan projenin yaşam alanları üzerinde

çevresel zarara yol açacağı yönündeki iddiaların özel hayata saygı hakkını,

temyiz kanun yolunda kesin karar verilmesine yönelik iddianın ise hükmün

denetlenmesini talep etme hakkını ilgilendirdiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel

İlkeler

41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar

hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine

"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır.

Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Canan

Tosun, B. No: 2014/8891, 10/5/2017, § 22).

42. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da

"Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır."

denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir.

Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar

hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Canan Tosun, §

23).

43. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014,

§§ 31, 34).

44. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri

sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B.

No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli

karardan anlaşılmalıdır.

45. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması

gerektiği, davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık

ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili

olması başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması

hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir

gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).

46. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt

vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların

cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 39).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

47. Somut olayda başvurucular, proje hakkında kümülatif

etki değerlendirmesi yapılmamasını temel bir eksiklik olarak ileri

sürmüşlerdir. Bununla birlikte dosyaya görüş sunan bilirkişi heyeti bölgede

faaliyette veya planlama aşamasında olan tüm rüzgâr türbinlerinin devreye

girmesiyle oluşacak kümülatif etki neticesinde canlıların yaşam alanı

bulamayabileceği yönünde kanaat bildirmiştir. Neticede İdare Mahkemesi de

kümülatif etki değerlerini dikkate alarak işlemin iptali yönünde hüküm

kurmuştur. Görüldüğü üzere uyuşmazlığın niteliği ve koşulları dikkate

alındığında kümülatif etki yönünden yapılacak değerlendirme davanın

sonucuna etki etme kapasitesine sahiptir.

48. Danıştay Ondördüncü Dairesi kümülatif etki yönünden

İdare Mahkemesinin gerekçesine katılmamış, Yönetmelik ekinde yer alan Çevresel

Etki Değerlendirmesi Genel Formatı'nda kümülatif etki çalışması yapılması

yönünde bir yükümlülük öngörülmediğini belirtmiştir. Danıştay 2008 tarihli

Yönetmelik'in EK-III'ünde yer alan hükümleri dayanak almak suretiyle bu sonuca

varmıştır. Oysa yatırımcı şirketin proje başvurusunu yaptığı 19/2/2014

tarihinde 2013 tarihli Yönetmelik'in, ÇED kararının tesis edildiği 13/1/2015

tarihinde ise 2014 tarihli Yönetmelik'in yürürlükte olduğu görülmektedir. Olaya

uygulanacak yönetmeliğin belirlenmesinde her iki Yönetmelik'in 29. ve geçici 1.

maddelerinin de dikkate alınacağı kuşkusuzdur. Danıştay kararında, bir taraftan

işlem tarihinde yürürlükte olduğunu belirttiği 2013 tarihli Yönetmelik

hükümlerine, bir taraftan da 2008 tarihli Yönetmelik'in EK-III'ünde yer alan

hükümlere yer vermiştir. Bununla birlikte Danıştay ÇED raporunun hazırlatılması

yönünden 2013 tarihli Yönetmelik hükümlerini, kümülatif etki yönünden ise 2008

tarihli Yönetmelik hükümlerini dayanak almasının, bir başka deyişle 2013

tarihli Yönetmelik'in EK-3, Bölüm III, (a) bendinde yer alan kümülatif

etkilerin belirlenmesi

hükmünü olaya uygulamamasının sebebini

açıklamamıştır.

49. Diğer taraftan Danıştay Ondördüncü Dairesi, bilirkişi

heyetinin kümülatif etki dışındaki tespitlerine de katılmamış; karar

gerekçesinde söz konusu tespitlerin soyut ve genel nitelikte birtakım çekince

ve öngörülere dayandığını, hangi önlem veya taahhüdün yetersiz olduğunun, hangi

hususların, hangi açıdan tehlike arz ettiğinin bilirkişi raporunda

açıklanmadığını, ÇED raporunun hatalı veya yetersiz olduğuna ilişkin, proje

yerinde yapılmış gözlem ve incelemelere dayalı somut ve teknik tespitlere yer

verilmediğini belirtmiştir. Danıştay bilirkişi raporunun ÇED Raporunun hatalı

veya eksik olduğunu ortaya koyabilecek mahiyette somut ve teknik verilerle

desteklenmemiş olduğu, eksiklik olarak belirtilen hususların ÇED raporunu

kusurlandırmaya yeterli olmadığı kanaatinden hareketle ÇED raporunun mevzuat

hükümlerine uygun olarak hazırlandığı ve ÇED olumlu kararında hukuka aykırılık

bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

50. Adil yargılama, tarafların yargılama sırasında ileri

sürdükleri iddiaların kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini, yargı

kararının dayandığı sebepleri bilmelerinin sağlanmasını gerektirir. Bu kapsamda

davanın esasına etkili olan taraf iddialarına yargı mercilerince makul, ilgili

ve yeterli bir gerekçeyle yanıt verilmelidir.

51. Başvurucular dava konusu işleme yönelik farklı

başlıklar altında ve teknik bilgiye dayalı çeşitli iddialar ileri sürmüşlerdir.

İdare Mahkemesi bu iddiaların doğruluğunu araştırmak ve işlemin hukuka aykırı

olarak nitelendirilmesini sağlayıp sağlamayacağını ortaya koymak amacıyla

bilirkişi görüşüne başvurmuştur. Danıştay ise yaptığı incelemede bilirkişi

raporunun içerdiği tespit ve değerlendirme itibarıyla hükme dayanak alınacak

yeterlilikte olmadığını belirtmiş, diğer taraftan yatırımcı şirketin müdahil

sıfatıyla dosyaya sunduğu cevaplara atıfta bulunarak dava konusu işlemin hukuka

uygun olduğu kabulü ile davayı sonuçlandırmıştır. Danıştay olayda teknik

incelemeye gerek olmadığı yönünde bir tespit yapmamış, diğer taraftan yetersiz

gördüğü bilirkişi raporundaki eksikleri tamamlatma yoluna gitmediği gibi bu

durumun sebebini de kararında izah etmemiştir.

52. Yukarıda yapılan açıklamalara göre Danıştayca,

başvurucuların uyuşmazlığın çözümü için esaslı olan ve teknik bilgiye dayalı

hukuka aykırılık iddialarına karşılık işlemin neden hukuka uygun görüldüğü

yönünde makul ve kabul edilebilir bir gerekçe sunulmadığı, olayın niteliğine

uygun, ayrıntılı ve yeterli bir yanıt verilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

54. Başvurucuların özel hayata saygı hakkı ile hükmün

denetlenmesini talep etme hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri

gerekçeli karar hakkı yönünden ihlal bulunması nedeniyle ayrıca incelenmemiştir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

55. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

56. Başvurucular, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

57. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,

7/11/2019).

58. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

59. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir

örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

60. İncelenen başvuruda Danıştayın ÇED olumlu kararının

iptali istemiyle açılan davanın reddi yönündeki kararında başvurucuların esaslı

iddialarına makul, ilgili ve yeterli bir gerekçe sunulmaması nedeniyle

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla

ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

61. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Danıştay Ondöedüncü Dairesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

62. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucu İpar Buğra yönünden başvurunun DÜŞMESİNE,

B. Başvurucular Habibe Ayşe Danacı, Fatma Akyol, Tümay

Teker ve Şerif Akçay Yönünden başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Diğer başvurucular yönünden gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Danıştay Altıncı Dairesine -Danıştay Ondördüncü Dairesinin kapatılması

nedeniyle bu Dairenin görevinde olan uyuşmazlıklardan doğan davaları ve temyiz

başvurularını çözümlemekle görevlendirilen- GÖNDERİLMESİNE (Karar Danıştay

Ondördüncü Dairesinin E.2015/11075, K.2016/2301 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),

F. 1. Başvurucular İpar Buğra, Habibe Ayşe Danacı, Fatma

Akyol, Tümay Teker ve Şerif Akçay tarafından yapılan yargılama giderlerinin

üzerlerinde BIRAKILMASINA,

2. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin diğer başvuruculara MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Muammer TOPAL

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Engin GÜNDÜZ

Başvurucular

:

1. Agah ARAL

2. Ahmet Emin YAZAR

3. Ahmet Vefa TARHAN

4. Ali KARAYEL

5. Ali Cemal TURAN

6. Ayşe Derya OKÇELİK

7. Bengi KOCATAŞ

8. Burhan Ergun GÜRKAN

9. Cemal DEMİR

10. Cemal TOPÇU

11. Çağlayan DEVRİM

12. Çiğdem AKÇURA

13. Emsal Can CANKOÇAK

14. Erdoğan KİREŞCİ

15. Erkan YEŞİLBAŞ

16. Fatma AYKOL

17. Fatma HASKAN

18. Fikret ŞAHİNGİL

19. Gülşen YILDIZ

20. Habibe Ayşe DANACI

21. Haluk YILDIZHAN

22. Hasan Ayhan AKÇURA

23. Hasan Barış GÖKER

24. Hatice Meftun BULUNMAZ

25. Hatun GÜLER

26. Hediye İDAJİ

27. Hülya BABALIOĞLU

28. Hüseyin OĞUZ

29. Hüseyin Hüsnü DİLLİ

30. İpar BUĞRA

31. Makbule ÖZDEN

32. Mehmet PARLAR

33. Mete EREM

34. Mine YOLAÇAN

35. Muharrem MISIR

36. Murat Kürşat YILDIRIM

37. Muzaffer TURAMANLAR

38. Müjgan YALÇIN

39. Nafiye ÖZKURT

40. Nahit GÜVENDİ

41. Nesrin DURMUŞ ALTÜRK

42. Ömer ERCİYES

43. Ömriye BOZBURUN

44. Pamir Nihat TEKER

45. Remziye İDAJİ

46. Sacide ÖZBEK

47. Sevinç YAPICI

48. Sezin TAYLAN

49. Sonıa Josepha Lea D HONDT

EREM

50. Şerif AKÇAY 51. Tülay ÇAM 52. Tümay TEKER 53. Veysi ÇAYLAK 54. Volkan ALKIŞ 55. Yasemin Gülseren ÖLGÜN 56. Yusuf Kenan YILDIRIM 57. Zafer İNCE 58. Zeynep FIRATLI YILDIRIM 59. Zühal OKUYAN Başvurucular Vekili : Av. Cem ALTIPARMAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/13031, 29 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucu İpar Buğra Yönünden
  14. B. Başvurucular
  15. C. Diğer
  16. B. Başvurucular Habibe Ayşe Danacı, Fatma Akyol, Tümay
  17. C. Diğer başvurucular yönünden gerekçeli karar hakkının
  18. D. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan
  19. E. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının
  20. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  21. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. Erem
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/13031
Tarih
29 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Ömer Yalçın Başvurusu (B. No: 2017/30798)
  • Feridun Çalışkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/32275)
  • Devrim Alyüz Başvurusu (B. No: 2017/40383)
  • Emine Tosun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/17979)
  • Mustafa Belge Başvurusu (B. No: 2018/23169)
  • İlkin Filiz Başvurusu (B. No: 2019/18191)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.