İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Ali Ala Başvurusu (B. No: 2020/5156)

1. Başvuru, soruşturmanın başlamasından uzun süre

Başvuru No2020/5156Tarih10 Mart 2021Okuma20 dk · 4.081 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Ali Ala Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2021
Başvuru Numarası
2020/5156
R.G. Tarih ve Sayı
2/4/2021-31442
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.081 kelime·20 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, soruşturmanın başlamasından uzun süre

geçtikten sonra kovuşturma aşamasında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki

olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/2/2020 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihinde sona ermiştir. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı nedeniyle kapatılan

bir özel eğitim kurumunda öğretmen olarak görev yapmakta olan başvurucu

hakkında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY ile bağlantısı

dolayısıyla soruşturma başlatılmıştır. Anılan soruşturma kapsamında başvurucunun

ifadesi Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcılığında 18/10/2016 tarihinde alınmıştır.

Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... 2006 yılından beri öğretmenlik

yapmaktayım. 23 Temmuz 2016 tarihinde Özel Munzur Anadolu Fen Liseleri adındaki

okulun kapatılması münasebetiyle bu tarihten beri işsizim. Bu okul FETÖ/PDY

örgütü kapsamında kapatılmıştır. Bu okul Tunceli Merkezde bulunmaktadır.

Ben bu yapının ne evlerinde kaldım, ne

yurtlarında kaldım. Bu yapıyla okullarında çalışmak dışında hiçbir bağlantım

yoktur.

2006-2007 yıllarında 3-5 aylık süreyle

Çorum ilinde Zaman Gazetesine aboneliğim olabilir. Ancak çok net

hatırlamıyorum.

2006 yılında tarihini tam hatırlamadığım

bir zaman diliminde Bank Asya'da mevduat hesabı açtım. Çorum'da Özel Murathan

Kolejinde çalıştığım sürede okul idaresinin telkiniyle maaşımın buraya yatması

münasebetiyle Bank Asya'da hesap açtırdım.

[''Bank Asyaya Aralık 2013'ten

Haziran 2014'e kadar olan zaman diliminde para yatırdın mı veya bunun dışındaki

zamanlarda toplu olarak para yatırdın mı?'' şeklindeki soru üzerine]

... hatırladığım kadarıyla 2011 yada

2012 yılında 6000-7000 TL civarındaki birikimimi Bank Asya'ya yatırdım. Bu para

yaklaşık olarak 6 ay süreyle Bank Asya'da bulundu. Daha sonra bu parayı çektim.

Bunun dışında Bank Asya'ya para yatırmadım. Eşim de para yatırmadı. Kaldı ki

eşimin Bank Asya hesabı söz konusu değildir.

[Çorum'da Özel Murathan Koleji

adında, Tunceli'de Özel Munzur Koleji adında FETÖ/PDY örgütünün kurumlarından

olan okullarda çalışmışsın, neden bu örgütün okullarında çalıştın da bu yapıyla

her ne hikmetse hiçbir bağlantın olmadığını iddia etmektesin, bu hususu nasıl

açıklayacaksın?' şeklindeki soru üzerine]

...2005 yılında okulumu bitirdim. Ben

aslında birçok dersane ve kuruma başvurmama rağmen beni hiçbir kurum işe

almadı. Ben bu sebeple bu okullarda çalışmak durumunda kaldım.

Ben örgüt üyesi hiç kimseyi tanımıyorum.

Benim tanıdıklarım okul içinde müdürlerimiz, idarecilerimizdir. Bu kişilerin de

örgüt içerisindeki hiyerarşilerini ve konumlarını bilmiyorum.

Ben 15/07/2016 tarihinde 0530 ...

numaralı cep telefonunu kullanmaktaydım. Hali hazırda da bu cep telefonunu

kullanmaktayım. Yaklaşık olarak 10 senedir bu cep telefonu hattını

kullanmaktayım.

Atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Ben

matematik öğretmenliği dışında bu okullarda başka hiçbir şey yapmadım. Başka

sorumluluğum olmadı."

11. Başvurucu 18/10/2016 tarihinden itibaren hakkında

yurt dışına çıkamama ve haftanın belirlenen günlerinde imza verme şeklinde adli

kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildiğini bildirmiştir.

12. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı 20/5/2019 tarihli iddianame

ile başvurucu ve eşi hakkında terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerinden

bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava

açmıştır.

13. İddianamede başvurucuya yöneltilen suçlamaların

dayandığı olgular özetle şöyledir:

i. Tanık İ.K.nın beyanı dayanak gösterilerek başvurucunun

örgüt mensubu olduğu ve kod adı kullandığı, ayrıca örgütün tepe

yöneticilerinden S.U. ile doğrudan irtibat hâlinde olduğu ve örgütün

Tunceli'deki yapılanmasında önemli bir konumda bulunduğu,

ii. FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatı nedeniyle

kapatılan Pak Eğitim İş Sendikasına 20/10/2014 tarihinde terör örgütüne yardım

amacıyla üye olduğu,

iii. FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatı nedeniyle

kapatılan kurumlarda (Ankara, Çorum ve Tunceli'de) örgüt içi atamayla

çalıştığı,

iv. Tunceli'de bulunan örgütle bağlantılı Çemişgezek

Eğitim Gençlik ve İnovasyon Derneği ile Munzur Gençlik ve Spor Kulübüne üye

olduğu, ayrıca Çemişgezek Eğitim Gençlik ve İnovasyon Derneğinde yönetici

olarak da görev aldığı,

v. Örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asyaya

para yatırdığı, bu bağlamda Bank Asya hesap hareketleri incelendiğinde

15/1/2014 tarihinde hesabına üç ayrı işlem ile 1.600 TL, 1.200 TL ve 100 TL

yatırdığı, 31/1/2014 tarihinde katılım hesabı açtırdığı ve söz konusu hesaba

2.279 TL yatırarak Amerikan doları satın aldığı, 5/2/2015 tarihinde yeniden

katılım hesabı açtırdığı, 12/9/2014 tarihinde altın hesabı açtırdığı, ayrıca

2014 yılından sonra belirtilen işlemler dışında çok sayıda para yatırma işlemi

gerçekleştirdiği,

vi. Örgütün talimatları doğrultusunda örgüte yardım

amacıyla örgüt ile iltisak ve irtibatı nedeniyle kapatılan Zaman, Bugün ve

Meydan gazetelerine abone olduğu ileri sürülmüştür.

14. Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi 28/5/2019 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2019/164 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma başlamıştır.

15. Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi 31/5/2019 tarihinde

yaptığı tensip incelemesi ile birlikte yetkisizliğine ve dosyanın Kütahya Ağır

Ceza Mahkemelerine gönderilmesine karar vermiştir.

16. Yetkisizlik kararı üzerine dosyanın tevzi edildiği

Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) E.2019/188 sayılı dosya üzerinden

kovuşturmaya devam edilmiştir. Mahkeme 6/9/2019 tarihinde yaptığı tensip

incelemesinde ''başvurucunun kullandığı tüm telefon hatlarının tespiti ile

bu hatlarla örgütün kullandığı programları kullanıp kullanmadığının

araştırılması için Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına, Bank

Asya hesap hareketlerine ilişkin bilirkişi raporu alınmasına ve Tanık İ.K.nın

ifadesinin alınması için ilgili mahkemeye talimat yazılmasına '' karar

vermiştir.

17. Mahkeme tensip incelemesi sonunda "...5271

sayılı CMK’nın 100. maddesinde yazılı tutuklama sebeplerinin bulunduğu, adli

kontrol tedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu..." şeklindeki gerekçe

ile başvurucu hakkında yurt dışına çıkamama şeklinde adli kontrol tedbiri

uygulanmasına da karar vermiştir.

18. Mahkemece 28/1/2020 tarihinde yapılan ilk duruşmada

tanık ifadesi için yazılan talimatın ikmal edildiği, Bank Asya hesaplarına

ilişkin bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu ve iletişim kayıtlarının tespiti

için İl Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği belirtilmiştir.

Bu bağlamda kovuşturma aşamasında dosyaya dâhil olduğu belirtilen belgelere

ilişkin olarak UYAP'tan yapılan inceleme sonucu elde edilebilen belgelere göre;

- Talimat üzerine Erbaa 1. Asliye Ceza Mahkemesi

tarafından 21/10/2019 tarihinde ifadesi alınan tanık İ.K.nın ifadesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"...ben Ahmet Ali ALA isimli kişiyi

Suat olarak tanırım, Beypazarı'nda bir tane öğrenci evinde kalıyordu, ben 2018

yılında polise verdiğim ifadede gerçek ismini öğrendim, Maltepe dersanesinde

fizik öğretmeniydi, bekardı, öğrenci evinde kalıyordu, ben de 3-4 ay kendisi

ile aynı evde kaldım, gazete abonesi olup olmadığına dair bilgim yoktur, ben

kendisini 2003-2004 yıllarında tanıdım, kendisinde baylock olup olmadığını

bilmiyorum, ben kendisinin gerçek ismini Suat olarak biliyordum, demekki kod

adı kullanıyormuş, ben kendisinin cemaat içinde hangi konumda olduğunu

bilmiyorum, benim dışındaki arkadaşlarda onun ismini Suat olarak biliyordu,

kendisinin Bankasyada hesabının olup olmadığını bilmiyorum, ben de kendisi ile

öğrenci evlerinde kalmam sebebiyle tanırım, ben [B.A.yı] tanımıyorum, o tarihlerde

bekardı, muhtemelen sonradan evlenmiştir, ben kaldığım o yıllarda evde siyaset

konuşulduğunu hiç görmedim, evdeki sorunlarla alakalı konuşurduk ya da dini

sohbetler olurdu..."

- Başvurucunun Bank Asyadaki hesap hareketlerine ilişkin

olarak alınan 23/9/2019 tarihli bilirkişi raporunda, bir kısmına iddianamede de

yer verilen Bank Asya hesap hareketlerine dair değerlendirmeler yapılmıştır.

Söz konusu değerlendirmelerin mahiyeti itibarıyla iddianamedeki

değerlendirmelerle benzer olduğu görülmektedir.

- Mahkemece Kütahya İl Emniyet Müdürlüğüne yazılan

28/1/2020 tarihli müzekkereye Emniyet Müdürlüğü tarafından yazılan (28/1/2020

tarihli ve 30/1/2020 havale tarihli) cevap yazısında; başvurucunun örgütle

iltisak ve irtibatı nedeniyle kapatılan özel kurumlarda çalışma kaydının

bulunduğu, yine örgütle bağlantılı bir kısım derneğe üye olduğu, bunların bir

kısmında yönetici olarak görev aldığı, haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı

suçlardan soruşturma veya kovuşturma yürütüldüğü -ayrıca bazılarının örgütün

tepe yöneticilerinden ve kaçak olduğu- belirtilen kişilerle iletişim kaydının

bulunduğu ancak ByLock kaydının bulunmadığı (yine Kütahya İl Emniyet

Müdürlüğünün 15/10/2020 tarihli yazısında da başvurucunun ve eşinin kullandığı

telefon numaralarına ilişkin olarak yapılan güncel sorgulamaya göre

başvurucunun ve eşinin ByLock kaydına rastlanmadığı) belirtilmiştir.

19. Öte yandan 28/1/2020 tarihinde yapılan bu duruşmada

Cumhuriyet savcısı Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi yönünde mütalaada

bulunmuştur. Mahkeme duruşma sonunda başvurucunun tutuklanmasına, hakkında

uygulanan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin devamına,

Mahkemenin yetkisizliğine ve karşı yetkisizlik kararı verilmesi nedeniyle

olumsuz yetki uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Yargıtay 5. Ceza Dairesine

gönderilmesine karar vermiştir. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Sanık Ahmet Ali Ala'nın örgütün

... üst düzey yöneticilerden [S.U.] ile irtibatının olduğu yine bu irtibatı doğrular

şekilde Çemiş Gezek Gençlik ve İnavasyon Derneği ve Munzur Gençlik ve Spor

Klübü gibi örgütün ... vatandaşları örgüte ısındırmaya yönelik sosyal

faaliyetlerine de etkin olduğu anlaşılmakla ayrıca benzer şekilde pek çok örgüt

üyelerinin yurt dışına kaçtıkları örgütün bu yurt dışına kaçımı rutin hale

getirdiği anlaşılmakla örgüt içerisinde yoğun faaliyetleri bulunduğundan, üzerine

atılı suçun niteliği, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olguların bulunuşu

(bylock tespit tutanağı) atılı suçun kanunda öngörülen cezasının alt sınırı, bu

yapıya mensup kişilerin hicret adı altında yurt dışına kaçma yönündeki yoğun

faaliyetleri ve bu yapı içerisindeki uzantı ve kolların kullanılarak

kovuşturmayı sonuçsuz bırakma adına kaçma ihtimalinin bulunuşu, sanığın üzerine

atılı suç ile uygulanan tedbir arasında bu anlamda orantı ve ölçü bulunması

nedeni dikkate alınarak CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince itiraz yolu açık

olmak üzere tutuklanmasına... [karar verildi.]"

20. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Kütahya

1. Ağır Ceza Mahkemesi 3/2/2020 tarihinde benzer gerekçe ile itirazı kesin

olarak reddetmiştir.

21. Başvurucu söz konusu kararın 4/2/2020 tarihinde

tebliğ edildiğini bildirmiştir.

22. Başvurucu 7/2/2020 tarihinde bireysel başvuru

yapmıştır.

23. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 10/3/2020 tarihli ilamı ile

başvurucunun yargılamasını yapmaya yetkili mahkemenin Kütahya 3. Ağır Ceza

Mahkemesi olduğuna karar vermiş ve kovuşturmaya Kütahya 3. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2020/81 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir.

24. Mahkeme 26/3/2020 tarihinde yaptığı tensip incelemesi

sonunda başvurucunun tahliyesine ve hakkında uygulanan yurt dışına çıkamama

şeklindeki adli kontrol tedbirinin devamına karar vermiştir. Tahliye kararının

ilgili kısmı şöyledir:

"Sanık Ahmet Ali Ala'nın üzerine

atılı suçun vasıf ve mahiyeti, tutuklu kaldığı süre, delillerin toplanmış

olması nazara alınarak bu aşamada tutuklamadan beklenen faydanın adli kontrol

tedbiri ile sağlanabilecek oluşu, tutuklama nedenlerinin varlığı nazara

alınarak sanık Ahmet Ali Ala'nın 5271 sayılı CMK'nın 109. Maddesi uyarınca

tahliyesine ... karar verildi."

25. Mahkeme 1/10/2020 tarihinde yaptığı duruşmada

başvurucunun savunmasını almış ve duruşma sonunda başvurucu hakkında uygulanan

adli kontrol tedbirinin devamına karar vermiştir. Başvurucu savunmasında özetle

Beypazarı'nda, FETÖ/PDY ile bağlantısı olmayan bir dershanede sigortasız

çalışması nedeniyle hafta içi ders veren S. isminde bir hocanın adını

kullanarak derslere girdiğini, daha sonra çalıştığı dershanelerde de bu ismi

kullanmaya devam ettiğini, başka yerlerde iş bulamaması nedeniyle örgütle

bağlantılı olan eğitim kurumunda öğretmenlik yaptığını, Bank Asyadaki hesabını

maaş ödemesini alabilmek için açtırdığını ve rutin bankacılık işlemleri yaptığını,

S.U. isimli kişi ile hiç tanışmadığını, Tunceli'de çalıştığı sırada İl Millî

Eğitim Müdürlüğünün bilgisi dâhilinde İstanbul'a gezi düzenlendiğini, bu

nedenle İstanbul'da bulundukları sırada okul müdürünün kendisine güzergâh

konusunda yardımcı olması için S.U.nun telefon numarasını verdiğini, S.U.yu

aradığında telefonu sekreterinin açtığını ve sekreterle kısa bir görüşme

yaptıklarını, dolayısıyla bu kişiyle yüz yüze veya telefonla görüşmediğini,

trajı yüksek göstermek amacıyla okul tarafından gazetelere abone edilmiş

olabileceğini, Asya Termal Tatil Köyü'ne ailesi ve arkadaşları ile tatil için

gitmiş olabileceğini, burada kaldığı söylenen ve kendisine sorulan kişileri

tanımadığını, bir kısım öğrenci velisi ile bir kez Kırgızistan'a gittiklerini

ve bazı okulları gezdiklerini, bunun dışında yurt dışına çıkmadığını ifade

etmiştir.

26. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir.

27. Öte yandan Anayasa Mahkemesince Kütahya 3. Ağır Ceza

Mahkemesinden tutuklama kararında yer alan "kuvvetli suç şüphesini

gösteren somut olguların bulunuşu (bylock tespit tutanağı)" ibaresi

bağlamında başvurucunun ByLock kullanıcısı olup olmadığının

bildirilmesinin istenmesi üzerine Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesince (30/10/2020

tarihli yazı cevabında) söz konusu ibarenin "matbu halde bulunan

duruşma kısayolundan sehven silinmediği" olduğu, ayrıca başvurucu

hakkında bir ByLock tespit tutanağının bulunmadığı belirtilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

28. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Yıldırım

Turan [GK], B. No: 2017/10536, 4/6/2020, §§ 27-82.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

29. Mahkemenin 10/3/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu, hakkında devam eden soruşturma sürecinde

uzun bir süre adli kontrol tedbirlerine uymasına rağmen dava açıldıktan sonra

yargılamayı yapan Mahkemece tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık görüşünde öncelikle 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde düzenlenen tazminat

davası açılmadan başvuru yapıldığından başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilebileceği ifade edilmiş ve Anayasa

Mahkemesi tarafından esastan inceleme yapılacak olması durumunda tutuklama

kararında somut olgularla kuvvetli suç şüphesinin ortaya konulduğu ileri

sürülerek tutuklama kararının keyfî olduğunun söylenemeyeceği belirtilmiştir.

32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

dilekçesindeki iddialarını yinelemiştir.

B. Değerlendirme

33. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği"

kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

34. Başvurucunun iddialarının tutuklamanın hukuki

olmadığına yönelik olduğu değerlendirilmiş ve Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

36. Genel ilkeler için bkz. Mustafa Özterzi [GK],

B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 85-90; Zafer Özer, B. No: 2016/65239,

9/1/2020, §§ 38-45.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

37. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, FETÖ/PDY

ile bağlantısının bulunduğu iddiasıyla terör örgütüne üye olma suçundan 5271

sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

38. Öte yandan başvurucu, adli kontrol tedbirlerine

riayet etmesine rağmen kovuşturma aşamasında tutuklanmasının hukuka aykırı

olduğunu ileri sürmektedir. Adli kontrol tedbirlerine bir riayetsizlikleri

olmasa bile soruşturma veya kovuşturma aşamasında şüpheli ya da sanıklar

hakkında tutuklama tedbirine başvurulmasının önünde kanundan kaynaklanan bir

engelin bulunduğu tespit edilmemiştir (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Eren

Erdem, B. No: 2019/9120, 9/6/2020, §§ 138, 143). Esasen başvurucunun bu

yönde bir iddiası da yoktur. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

39. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

40. Bu bağlamda iddianamede; tanık İ.K.nın beyanı dayanak

gösterilerek başvurucunun örgüt mensubu olduğu ve kod adı kullandığı, ayrıca

örgütün tepe yöneticilerinden S.U. ile doğrudan irtibat hâlinde olduğu,

FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatı nedeniyle kapatılan Pak Eğitim İş

Sendikasına terör örgütüne yardım amacıyla üye olduğu, FETÖ/PDY ile iltisak

veya irtibatı nedeniyle kapatılan kurumlarda uzun süre örgüt içi atamayla

çalıştığı, Tunceli'de bulunan örgütle bağlantılı bir kısım derneğe üye olduğu

ve bunların bir kısmında yönetici olarak da görev aldığı, örgüt liderinin

talimatı doğrultusunda Bank Asyaya para yatırdığı, örgütün talimatları

doğrultusunda örgüte yardım amacıyla FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı nedeniyle

kapatılan Zaman, Bugün ve Meydan gazetelerine abone olduğu belirtilerek

başvurucunun örgüt hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüş ve terör

örgütüne üye olma suçunu işlediği iddia olunmuştur.

41. Mahkemenin tutuklama kararında ise başvurucunun

örgütün üst düzey yöneticilerinden S.U. ile irtibatının bulunduğu, FETÖ/PDY ile

iltisak veya irtibatı olduğu belirtilen Çemişgezek Gençlik ve İnovasyon Derneği

ile Munzur Gençlik ve Spor Kulübü gibi derneklerin sosyal faaliyetlerinde etkin

rol aldığı belirtilerek suç işlediğine dair kuvvetli belirtinin bulunduğu

sonucuna varılmıştır (bkz. § 19).

42. Başvurucu, Mahkemedeki savunmasında suçlamaları kabul

etmemiştir (bkz. § 25).

43. Anayasa Mahkemesi birçok kararında başvurucunun

FETÖ/PDY ile irtibatının bulunduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik

tanık anlatımlarını tutuklamanın hukukiliği bağlamında FETÖ/PDY ile bağlantılı

bir suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olduğu sonucuna varmıştır (benzer

nitelikteki tanık beyanlarının kuvvetli belirti olarak kabul edildiği kararlar

arasından bkz. Metin Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52, Recep

Uygun, B. No: 2016/76351, 12/6/2018, § 43, Mustafa Mendeş, B. No:

2018/1349, 30/10/2018, § 51).

44. Somut olayda tanık İ.K. başvurucunun FETÖ/PDY ile

irtibatlı olduğunu ve kod adı kullandığını ifade etmiştir (bkz. §§ 13, 18).

Ayrıca başvurucunun örgüt içi atama ile uzun süre örgütle irtibatlı kurumlarda

çalıştığı, yine örgütle irtibatlı bir kısım dernekte yöneticilik yaptığı

anlaşılmaktadır. Sonuç olarak söz konusu tanık beyanı ile bu hususlar birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden suç şüphesinin varlığını doğrulayan

belirtilerin dosya kapsamında bulunduğu yönündeki değerlendirmelerin keyfî ve

temelsiz olduğu söylenemez. Nitekim Anayasa Mahkemesi -bu konudaki Yargıtay

kararlarına da değinerek- Didar Adak (B. No: 2017/13215, 10/3/2020, §§

41-44) kararında başvurucunun tamamı örgüte ait okullarda yaklaşık yirmi

yıllık bir süre ve tayine tabi konumda çalışma hayatı sürdürmesini dikkate

alarak kuvvetli suç belirtisi olarak kabul etmiştir (benzer yöndeki

değerlendirme için bkz. Hacı Karakurt, B. No: 2018/4064, 1/7/2020, §§

46, 47).

45. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının ve ölçülülüğünün

değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede, tutuklama kararının verildiği

andaki genel ve özel koşullar gözardı edilmemelidir.

46. Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan terör örgütüne üye olma

suçunun niteliğine ve kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına vurgu yapılarak

başvurucunun kaçma şüphesinin bulunmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. §

19). Mahkeme tutuklama kararında delillerin yok edilmesi veya değiştirilmesi

riskine (delilleri etkileme ihtimaline) değinmemiştir. Kaldı ki yargılamanın

geldiği aşama ve dosya kapsamındaki delillerin niteliği dikkate alındığında

somut olayda delilleri etkileme ihtimalinden bahsetmek mümkün görünmemektedir.

Dolayısıyla tutuklamanın meşru bir amacının bulunup bulunmadığı incelenirken

başvurucunun delilleri etkileme ihtimaline ilişkin bir değerlendirme

yapılmayacaktır. Bu itibarla tutuklamanın meşru amacının bulunup bulunmadığı

değerlendirmesi yapılırken kaçma şüphesine ilişkin somut bir olgunun olup

olmadığının incelenmesi gerekir.

47. Başvurucunun tutuklanmasına esas alınan silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:

2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017,

§ 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017, § 148).

48. Bununla birlikte tutuklama kararında dayanılan kaçma

şüphesinin mevcut olup olmadığının belirlenmesinde tutuklamaya konu soruşturma

ve kovuşturma sürecinin bir bütün olarak gözönüne alınması ve somut olayda

kaçma şüphesinin bulunduğu yönündeki değerlendirmelerin dayanağını oluşturan

olguların bu bütünlük içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Yine bu

değerlendirme yapılırken başvurucunun soruşturma ve kovuşturma sürecinde uzunca

bir süre geçtikten sonra tutuklanması nedeniyle kaçma şüphesinin varlığına

ilişkin denetimin daha sıkı yapılması -kaçma şüphesine ilişkin somut ve

belirgin olguların ortaya konulmasının aranması- gerekir.

49. Nitekim Anayasa Mahkemesi Erdem Gül ve Can Dündar

([GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, §§ 79-81) kararında, başvurucular hakkında

soruşturma başlatıldığının kamuoyuna duyurulmasından sonra tutuklama tedbirinin

uygulandığı tarihe kadar geçen yaklaşık altı aylık sürede soruşturma

makamlarının suça konu edilen haberler dışında hangi delile ulaştıklarının ve

dolayısıyla tutuklama tedbirinin uygulanmasının neden gerekli olduğunun somut

olayın özelliklerinden ve tutuklama kararının gerekçelerinden anlaşılmaması

hususu, başvurucuların kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılırken dikkate alınan olgulardan biri olmuştur. Anayasa Mahkemesi

buna karşılık Mehmet Baransu (2) (B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§

139-141) ve Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri (B. No: 2015/9756,

16/11/2016, §§ 228-232) kararlarında suçun işlendiği tarih ile tutuklama

tedbirinin uygulandığı tarih arasında uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen bu

süre içinde soruşturma işlemlerinin devam ettiğini ve soruşturma makamlarının

hareketsiz kalmadığını dikkate alarak bu tutuklamaların süreç bakımından

gerekli ve ölçülü olduğu sonucuna varmıştır.

50. Öte yandan Anayasa Mahkemesi suç tarihi ile tutuklama

tarihi arasında önemli zaman diliminin bulunduğu bazı olaylara ilişkin

başvurularda ölçülülük bağlamında değerlendirme yaparken -süreç itibarıyla-

tutuklamanın gerekliliğine dair de incelemelerde bulunmuştur. Bu kapsamda

Anayasa Mahkemesi ilk tutuklamanın hukukiliğini incelediği Eren Erdem (aynı

kararda bkz. §§ 169-177) kararında başvurucunun suça konu olayların yaşandığı

tarihten dört yıl kadar sonra, A.C. (B. No: 2016/64868, 27/2/2020, §§

72-76) kararında ise başvurucunun soruşturma başlatılmasından yaklaşık iki yıl

sonra tutuklanmasını -söz konusu sürelerde soruşturma makamlarınca herhangi

yeni bir olguya ulaşılmadığına dikkat çekerek- ölçüsüz bulmuş ve tutuklamanın

hukuki olmadığı sonucuna varmıştır.

51. Somut olayda Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesince

6/9/2019 tarihinde yapılan tensip incelemesinde başvurucu hakkında yurt

dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar

verildiği görülmektedir (bkz. § 17). Mahkeme 28/1/2020 tarihli ilk duruşmada

ise soruşturmanın başlamasından yaklaşık üç yıl sonra başvurucunun terör

örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir (bkz. § 19). Söz

konusu tutuklama kararında başvurucunun adli kontrol tedbirine uymadığı yönünde

herhangi bir tespit olmadığı gibi soruşturma makamlarınca böyle bir iddia da

ileri sürülmemiştir. Kovuşturma aşamasında dosyaya dâhil olduğu belirtilen

tanık beyanı ve Bank Asya hesabına ilişkin bilirkişi raporunun iddianamede aynı

hususlara ilişkin olarak ortaya konulan değerlendirmelerle mahiyetleri

itibarıyla benzer oldukları, emniyet tarafından gönderilen yazıda ise

başvurucunun ByLock kullanmadığının belirlendiği görülmektedir. Bu

kapsamda başvurucunun işlediği iddia olunan suçun ağırlığına, dolayısıyla kaçma

şüphesine etki edecek yeni bir delilin dosyaya dâhil olduğunu söylemek mümkün

değildir.

52. Öte yandan başvurucunun kaçma şüphesine yönelik

olarak dosyaya veya tutuklama kararına yansıyan başkaca somut bir olgu da

bulunmamaktadır. Yine mahkeme tutuklama kararında başvurucunun bu süreç içinde

kaçma hazırlığında ya da bu yönde bir eğiliminin olduğuna yönelik herhangi bir

açıklamaya da yer vermemiştir. Ayrıca başvurucunun soruşturma ve kovuşturma

sürecinde adli kontrol tedbirlerine uyduğu ve yapılan ilk duruşmaya da

katıldığı görülmektedir.

53. Sonuç itibarıyla somut olaya ilişkin olarak

mahkemelerin değerlendirmeleri ile soruşturma ve kovuşturma süreci dikkate

alındığında hakkında başlatılan soruşturma kapsamında başvurucunun ilk

ifadesinin alındığı 18/10/2016 tarihinden yaklaşık üç yıl geçtikten sonra

28/1/2020 tarihinde verilen tutuklama kararında ve diğer belgelerde yer alan

açıklamalarda kaçma şüphesine ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağına dair

somut olgular ortaya konulmadan tutuklanmasının gerekli olduğunu söylemek

mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucu

hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığı değerlendirilmiştir

(ölçülülüğe ilişkin benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Abdullah

Kılıç, B. No: 2017/26110, 27/2/2020, §§ 82-86; Yetkin Yıldız, B. No:

2018/3292, 23/6/2020, § 69).

54. Bu itibarla tutuklama nedenlerinin bulunduğuna ve

tutuklamanın ölçülü olduğuna dair olgular yeterince ortaya konulmadan başvurucu

hakkında tutuklama tedbirinin uygulanmasının kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına ilişkin olarak Anayasa'nın 13. maddesi ile 19. maddesinin üçüncü

fıkrasında yer alan güvencelere aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir

veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

57. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmamıştır.

58. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

59. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

60. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar

verilmiştir. Başvurucu hakkındaki davada 26/3/2020 tarihinde başvurucunun

tahliyesine karar verilmiştir (bkz. § 24). Dolayısıyla başvurucunun tutukluluk

hâli sona ermiştir. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gereken bir hususun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

61. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 3.600 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için Kütahya 3. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2020/81) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/3/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Fatih HATİPOĞLU Başvurucu : Ahmet Ali ALA Vekili : Av. Bilal KOLBÜKEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2020/5156, 10 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti
  15. C. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  16. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  17. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2020/5156
Tarih
10 Mart 2021

İlgili Kararlar

  • Abdullah Koç Başvurusu (B. No: 2018/4912)
  • Recep Kılıç Başvurusu (B. No: 2017/29156)
  • Emre Altındağ Başvurusu (B. No: 2017/7726)
  • Osman Yüztaş Başvurusu (B. No: 2018/32649)
  • Ali Yazıcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/20766)
  • Semih Tekin Başvurusu (B. No: 2018/34064)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.