İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Güler Başvurusu (B. No: 2015/15640)

1. Başvuru, 1993 yılında kamu görevlileri tarafından atılan el

Başvuru No2015/15640Tarih17 Temmuz 2019Okuma10 dk · 1.909 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Güler Başvurusu

Karar tarihi
17 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2015/15640
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.909 kelime·10 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, 1993 yılında kamu görevlileri tarafından atılan el

bombası sebebiyle meydana gelen yaralanma olayı hakkında etkin soruşturma

yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/9/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucunun bir soruşturma kapsamında verdiği 18/5/2009

tarihli ifadesine göre 1993 yılında köylerine bir grup asker ile korucu gelmiş,

kendisinin de aralarında bulunduğu bazı köylüler köydeki okulun önünde

toplanmış, bazıları ise kaçmıştır.

7. Başvurucu; köye gelen askerler tarafından kapalı bir odada

başka şahıslarla birlikte iki gece gözleri bağlı olarak tutulduklarını,

ardından bu askerlerin kendisini yer göstermek üzere götürdüklerini, yerini net

olarak hatırlamadığı bir mevkide üzerlerine ateş açıldığını ve el bombası

atıldığını, sol el bileği ile sağ kolundan yaralandığını, silah seslerinin

kesilmesi üzerine yaralı bir şekilde köye doğru yürümeye başladığını, ilk

müdahalesinin köyde yapılmasının ardından önce Cizre, ardından Diyarbakır'da

hastanede tedavi altına alındığını, olay anında yanında bulunan B., A. ve S.

isimli kişilerin öldüğünü fakat nasıl öldüklerini tam olarak görmediğini, bu

kişilerin Yoğuzma köyüne otopsi yapılmaksızın

gömüldüklerini, mezar yerlerini net olarak hatırlayamadığını beyan etmiştir.

8. Başvurucu bu olay nedeniyle herhangi bir yere müracaat

etmediğini, hastanede bir polis tarafından sadece ne olduğunun kendisine

sorulduğunu fakat resmî olarak ifadesine başvurulmadığını açıklamıştır.

9. Başvurucunun eklediği belgelerden, olayla ilgili olarak

5/7/1993 tarihinde Diyarbakır Devlet Hastanesi tarafından geçici adli rapor

düzenlendiği anlaşılmaktadır. Raporda dört gün önce mayın patladığı, başvurucunun

genel durumunun iyi olduğu, yüzünde ve belinde püskürük tarzında yara bulunduğu

belirtilmektedir. Anılan raporun Eruh Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık)

gönderilmesi üzerine Başsavcılık 1993/113 sayılı hazırlık dosyası ile olayı

soruşturmaya başlamıştır.

10. Başsavcılık 21/7/1993 tarihli yazı ile Güçlükonak İlçe

Jandarma Komutanlığından olayın oluş biçiminin açıklığa kavuşturulmasını,

delillerin toplanmasını ve şüphelilerin yakalanmasını istemiştir. Bu tarihten

sonra başvurucunun ifadesi ile kesin adli rapor aldırılması için çeşitli

tarihlerde yazılan yazılara İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından 7/12/1993

tarihinde bir tutanak tutulmuştur. Tutanakta ''kuvvetin

yetersizliği ve yolların emniyetsizliği'' nedenleriyle olay yerine

gidilemediği belirtilmiştir.

11. Başsavcılık 30/12/1993 tarihinde görevsizlik kararı vererek

dosyayı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına (DGM

Başsavcılığı)göndermiştir.

12. DGM Başsavcılığı 24/1/1994 tarihinde daimî arama kararı

vermiştir. Bu tarihten başlamak üzere 25/9/2013 tarihine kadar olayın

faillerinin yakalanamadığına dair kolluk tarafından düzenli olarak tutulan

tutanaklar ilgili Başsavcılığa gönderilmiştir.

13. Soruşturmanın devam ettiği süre içinde özel yetkili

mahkemelerin 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yapılan

değişiklikle kaldırılması nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından yetkisizlik kararı verilerek dosya Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmiştir.

14. Başvurucu, olayın faillerinin araştırıldığı daimî arama

sürecinde 26/3/2009 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe ve ifade

vermiştir. Başvurucunun ifadesine göre olay, askerler tarafından

gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte Cumhuriyet Başsavcılığının tüm kayıtlarında

olayı gerçekleştiren kişilerin tespit edilememesi nedeniyle olayın "fail-i meçhul"; suçun da ''devletin güvenliği altında bulunan topraklardan bir

kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak'' şeklinde

nitelendirildiği anlaşılmaktadır.

15. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 4/11/2014 tarihinde daimî

arama kararı vermiştir. Başsavcılık suçun işlendiği tarih itibarıyla faillerin

lehine olan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu hükümleri

uyarınca yirmi yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle 11/6/2015

tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

16. Anılan karara yapılan itiraz Cizre Sulh Ceza Hâkimliğinin

21/7/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Bu kararın başvurucular vekiline

3/8/2015 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucu 1/9/2015 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Adle Azizoğlu ve Sadat

Azizoğlu, B. No: 2014/15732, 24/1/2018.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; kamu görevlilerinin kasıtlı eylemleri sonucunda

yaralandığını, şüphelilerin tespit edilmeleri hususunda etkin bir soruşturma yürütülmediğini,

bu kapsamda soruşturmanın uzun sürdüğünü, olayın gerçekleştiği 1993 yılından

2009 yılına kadar ifadesine başvurulmadığını, olayla ilgili olarak yürütülen

soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkili

olmadığını belirterek Anayasa'nın 17. ve 40. maddelerinde teminat altına alınan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığına

dair karara yapmış olduğu itiraz ile Anayasa Mahkemesine sunduğu bireysel

başvuru formunun incelenmesi sonucunda şikâyetini dile getiriş şeklinden anılan

ihlal iddiasının yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir. Öte yandan başvurucunun yaşam hakkıyla bağlantılı olarak

etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiası ile ilgili olarak -aşağıda yaşam

hakkı kapsamında incelenen hususlar dışında- bağımsız bir inceleme yapılmasını

gerektirecek bir durum bulunmadığı görüldüğünden bu hususta da ayrı bir

inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

21. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

" Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

22. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri,

…Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

23. Başvurunun öncelikle kabul edilebilirlik kriterleri bakımından

ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

25. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

26. Yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gereken bir olayla ilgili

soruşturmanın etkili olup olmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi için -mutlak

surette gerekli olmasa da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması

şartıyla ilgili kamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi,

bireysel başvuru ile getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun

olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

27. Başvurucunun yetkili makamlara müracaat etmesine rağmen

doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılan

soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsa

başvurucudan soruşturmanın sonucunu beklemesini istemek makul olmayacaktır.

Böyle bir durumda başvurucu, gerekli özeni göstermeli ve şikâyetini çok uzun

süre geçmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidir (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira soruşturmanın etkililiğini

sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâlde anılan ihlal iddiaları

yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir (Yasin Ağca, B. No: 2014/13163, 11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucu,

etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardığı veya varması gerektiği

andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda bulunmalıdır. Doğal olarak

başvurucunun etkili bir soruşturma yürütülmediğinin ne zaman farkına varması

gerektiği her başvurunun şartlarına bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat

Azizoğlu, B. No: 2014/15732,

24/1/2018, § 87; Sultani Acar, B.

No: 2014/16344, 22/3/2018, § 84).

28. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvurucudan başvuru yollarını tüketmeden

bireysel başvuruda bulunması da beklenmemelidir. Ancak bu hâlde dahi

soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucu, durumun farkına

vardığı veya varması gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmalıdır (Adle Azizoğlu ve Sadat

Azizoğlu, § 88; Sultani Acar, §

85).

29. Soruşturmanın etkisizliğinin fark edildiği veya fark

edilmesi gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuru yapılmayıp

zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmesinin beklenmesi hâlinde soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun

zaman gerçeklerin ortaya çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsız hâle

getirecektir. Böylesi bir durumda Anayasa Mahkemesi, devletin negatif ve

pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleyemeyecek; yaşam

hakkının usul boyutu yönünden yapacağı değerlendirmede yeniden yargılamaya

karar veremeyecek ve şartları gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip tazminata

hükmedebilecektir. Oysa ölüm olayının sebep ve koşulları ile sorumluların

tespitine imkân veren etkinlikte bir soruşturma yapılması ve gerektiği takdirde

sorumluların caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları için yeniden yargılamaya

karar verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde oynadığı

rolün önemi tartışmasızdır (Adle Azizoğlu ve Sadat

Azizoğlu, § 89; Sultani Acar, §

86).

30. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında öncelikle

başvurucunun yaralanması ile ilgili olarak Diyarbakır Devlet Hastanesinin

geçici adli raporunun Eruh Başsavcılığına gönderilmesi üzerine bir

soruşturmanın başlatıldığı hususunda herhangi bir sorun bulunmamaktadır.

Bununla birlikte başvurucunun 2009 yılında verdiği ifadesinden de anlaşılacağı

üzere kendisi tarafından herhangi bir resmî başvuru yapılmamasının yanında

resen de olayın oluşumuna dair ayrıntılı soruşturma işlemlerinin yapılmadığı

tespit edilmiştir. Bu kapsamda dosyada, kolluk tarafından düzenlenen rutin

mahiyetteki tutanaklar haricinde soruşturma işlemine dair herhangi bir bulguya

rastlanmamıştır. Bunun da ötesinde olayın mağduru ve bu anlamda en büyük maddi

delili sunma imkânına sahip olabilecek kişi olan başvurucunun da ifadesine

ancak 2009 yılında kendisinin müracaatı üzerine başvurulmuştur.

31. Bunların yanında ilgili kolluk birimleri tarafından olay

yeri incelemesi yapıldığı, krokilerin çizildiği veya başkaca soruşturma işlemi

yapıldığı konusunda da dosya içinde herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Eruh

Cumhuriyet Başsavcılığının olayı soruşturduğu evrede ilgili kolluk birimin

yapmış olduğu tek soruşturma işlemi 7/12/1993 tarihli ''..bağlı bulunduğu köye kuvvetin yetersizliği ve

yolların emniyetsizliği nedeniyle gidilememiş'' olduğuna dair

tutanağın düzenlenmesidir.

32. Dosyanın Diyarbakır DGM Başsavcılığı tarafından görevsizlik

kararı verilmesi üzerine devralınmasından sonra verilen karar, faillerin

tespiti ile yakalanmaları hâlinde hazır edilmesi ve nihayet her üç ayda düzenli

olarak cevap verilmesine dair 24/1/1994 tarihli daimî arama kararıdır. Özel

yetkili mahkemelerin kaldırılması üzerine dosyanın gönderildiği Cizre

Başsavcılığı da aynı şekilde 4/11/2014 tarihinde daimî arama kararı vermiştir.

Bir başka ifadeyle ilk daimî arama kararının verildiği 1994 yılından itibaren soruşturmada

umut verici adli bir işlemin yapıldığına dair bir bulguya rastlanılamamıştır.

33. Başvurucunun anlatımları ile ilgili olarak başsavcılıklar

tarafından eylemlerin kaynağı ile nitelendirmede de sorunlar bulunmaktadır.

Başvurucunun anlatımlarına göre olayların failleri kamu görevlileri iken

Başsavcılık kabulüne göre terör örgütü mensuplarıdır.

34. Öte yandan başvurucu tarafından bazı isimler verilerek somut

iddialarda bulunulduğu 2009 yılından itibaren bu ifade kapsamında ne gibi

işlemler yapıldığı başvuru açısından büyük önem taşımaktadır. Buna göre

başvurucu; B.B., A.G. ve S.Ş. isimli kişilerin askerler tarafından

öldürüldüğünü, bu kişilerin defnedildiğini ise hastanedeyken öğrendiğini ifade

etmiştir. Bu beyan karşısında, öldürüldüğü iddia edilen bu kişilerin yakınları

tarafından anılan iddiaların araştırılması için resen veya müracaat üzerine

soruşturma yürütülüp yürütülmediği başsavcılıklar tarafından araştırılmamıştır.

Yine bu kapsamda bu kişilerin mezarlarının tespitine, mezar açma işlemleri

yapıldığına, ardından da otopsi yapıldığına dair herhangi bir bulguya

rastlanmamıştır. Başvurucunun beyanları karşısında bu mahiyet ve ölçekte bir

olayın yaşanıp yaşanmadığı hususunun ilgili köy sakinleri ve özellikle

-başvurucunun beyanlarında geçen- E. ile H. isimli kişilere sorulmak suretiyle

tespit edilmediği de anlaşılmıştır. Başvurucunun öldürüldüğü iddia edilen

kişilerin mezarlarını bilen kişinin ismini vermesine rağmen bu kişinin

ifadesine başvurulduğuna dair bir veriyeise

başvurucunun sunduğu belgeler ile UYAP ortamında yapılan incelemede

rastlanılmamıştır.

35. Bu açıklamalar çerçevesinde ifadelerde geçen isimler

hakkında sonuç doğuracak nitelikte işlemlerin Başsavcılıkça yapılmaması ve

soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı tedbirler alınmaması, nihayetinde

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verilmesi soruşturmanın etkisiz

olduğuna dair kabulü pekiştirmektedir.

36. Sonuç olarak, ileri sürülen iddialar bakımından

şikâyetlerini yetkili makamlara iletmede veya soruşturmanın etkisizliğiyle

ilgili bireysel başvuru yapmada güçlük çektikleri yönünde herhangi bir

iddiaları bulunmayan başvurucunun etkisiz olduğu çok uzun bir zamandır açık

olan soruşturmanın sonuçlanmasını beklemesinin gerekmediği dikkate alındığında,

bireysel başvuruların kabul edilmeye başlandığı 23/9/2012 tarihinden sonra

makul kabul edilemeyecek bir süre sonra, 1/9/2015 tarihinde yaptığı başvurunun

süresinde yapılmış olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

17/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Hasan SARAÇ Başvurucu : Ahmet GÜLER Vekili : Av. Veysel VESEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/15640, 17 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. M. Emin KUZ
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/15640
Tarih
17 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Kenan Işık Başvurusu (B. No: 2017/26291)
  • Resul Akkaymak Başvurusu (B. No: 2015/13392)
  • Thomas Rainer Hıetmann Başvurusu (B. No: 2019/3765)
  • Refiye Alver Başvurusu (B. No: 2016/10550)
  • Hakkı Sezgin Başvurusu (B. No: 2015/11807)
  • Erdal İmrek Başvurusu (B. No: 2015/4206)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.