İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Resul Akkaymak Başvurusu (B. No: 2015/13392)

1. Başvuru, ceza soruşturması sırasında hukuka aykırı olarak

Başvuru No2015/13392Tarih17 Temmuz 2019Okuma18 dk · 3.560 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Resul Akkaymak Başvurusu

Karar tarihi
17 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2015/13392
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.560 kelime·18 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza soruşturması sırasında hukuka aykırı olarak

arama yapılması nedeniyle özel hayata saygı hakkının; kültür varlığı olarak

nitelendirilen bazı eserleri kabul ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar

verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle adil yargılanma

hakkının; bu eserlere elkonularak bazılarının

müsaderesine, bazılarının ise kararın kesinleşmesiyle birlikte iadesine karar

verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. İstanbul'un Fatih ilçesine bağlı Beyazıt Mahallesi Katırcılar

Caddesi'nde 1/8/2011 tarihinde kolluk görevlilerince M.A.nın

üzerinde ve arabasında arama yapılmış, bu kişinin elindeki poşet içerisinde ve

arabasının bagajında seksen bir adet el yazması kitap, dört adet kâse, bir adet

testi, bir adet çömlek, beş adet çini karo parçası, üç adet ahşap sandık kapağı

ve dört adet metal obje tespit edilmiştir. Elkonulan bu eserler İstanbul

Arkeoloji Müzeler Müdürlüğü, Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğü ile

İstanbul Türk Vakıf Hat Sanatı Müze Müdürlüğünde tutulmuştur.

7. Başvurucu ve M.A. kolluk görevlilerine verdiği ifadelerinde;

dört adet el yazması kitabın ve diğer eşyanın M.A.ya,

kalan yetmiş yedi adet kitabın ise başvurucuya ait olduğunu, kitapları ciltlettirmek için olay yerinde bulunduklarını

belirtmişlerdir.

8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 29/6/2012 tarihinde

başvurucu ve M.A.nın 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 4., 23., 27., 41. ve 67.

maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle iddianame

düzenlenmiştir. İddianamade, şüphelilerden elde

edilen yirmi bir adet eserin bildirimi yapılmamış korunması gerekli taşınır

kültür varlığı niteliğinde olduğu, yetmiş dört adet eserin ise tasnif ve tescil

dışı bırakılan ve müzeye alınması gerekli olmayan ticareti izin almak kaydıyla

yapılabilecek taşınır kültür varlığı niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Bunun yanında

iddianamade, şüphelilerin koleksiyonerlik

belgesinin ve alım satım izinlerinin olmadığı vurgulanmıştır. İddianamede

ayrıca elkonulan yirmi bir adet korunması gerekli taşınır kültür varlığı ile

izin almak kaydıyla alım satımı yapılabilecek yetmiş dört adet taşınır kültür

varlığının müzeye tevdiine, korunması gerekli taşınır kültür varlığı

niteliğinde olmayan eserin ise iadesine ve dört adet yeni taklit niteliğindeki

eserin ise suçta kullanılma ihtimali sebebiyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesine göre müsaderesine karar verilmesi talep

edilmiştir.

9. İstanbul 48. Asliye Ceza (Mahkeme) arkeoloji, sanat tarihi ve

arşiv alanlarında uzman üç kişiden oluşturulan bir bilirkişi kurulundan konu

hakkında rapor almıştır. Bilirkişi kurulunun 18/6/2013 tarihli raporunda

özetle;

i. İstanbul Arkeoloji Müzeler Müdürlüğünde tutulan bir adet çini

karo parçası, dört adet kâse, bir adet testi ve bir adet çömleğin müzede

korunması gereken kültür varlıklarından olduğu belirtilmiştir.

ii. Türk ve İslam Eserleri Müzesinde tutulan bir adet kitabın

vakıflara ait olduğu, yurt dışından getirilen bir adet tahta ciltli İncil'in de

yurt içinde alım ve satımının yapılamayacağı, diğer kitapların ise yurt içinde

alımı ve satımının serbest olup yurt dışına satışının yasak olduğu

açıklanmıştır.

iii. Son olarak İstanbul Türk Vakıf Hat Sanatı Müzesinde tutulan

yedi adet el yazması eserin ise vakıflara ait olup yurt içinde alımı ve

satımının yapılmasının yasak olduğu görüşü bildirilmiştir.

10. Yapılan yargılama sırasında 6/12/2012 tarihli ilk duruşmaya

katılan başvurucu, ceza verilecekse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

muvafakat ettiğini beyan etmiştir. Mahkeme 6/11/2014 tarihinde başvurucunun ve M.A.nın bildirimi yapılmamış kültür varlıklarını kabul

ettiği gerekçesiyle 2863 sayılı Kanun'un 67. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca

iki yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin beşinci fıkrasına göre ancak

mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Mahkeme

aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca başvurucunun beş yıl süreyle denetime

tabi tutulmasına karar vermiştir. Kararın elkonulan eşya ile ilgili kısmı

şöyledir:

"...İstanbul 3.Sulh Ceza Mahkemesinin

2011/746 değişik iş sayılı kararı ile el konulan suça konu eserlerden

bilirkişiler Demet Cınıslı, Hakan Cimilli

ve Göksel Erdoğan'ın 18/06/2013 günlü raporunda sonuç kısmında belirttikleri

İstanbul Arkeoloji Müzeler Müdürlüğünde bulunan b)Türk ve İslam Eserleri Müze

Müdürlüğünde bulanan, c) İstanbul Türk Vakıf Hat Sanatı Müze Müdürlüğünde

bulunan 2863 Sayılı Yasa Kapsamına girip yurt içinde veya yurt dışında satımı

yasak olan eserlerin TCK'nın 54/1 maddesi gereğince müsadereleri ile ilgili

müze müdürlüklerine teslimine,

İlgili müzelerde bulunup bilirkişilerin aynı

tarihli raporlarında yurt içinde veya dışında satışı yasak olmayan eserlerinin

ise karar kesinleştiğinde hak sahiplerine iadesine.. [karar verildi]."

11. Başvurucu ve katılan Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından

bu karara itiraz edilmiştir. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi 15/12/2014

tarihinde başvurucu vekilinin itirazının reddine, katılan vekilinin ise

itirazının kabulüne karar vermiştir. Kararda, sanıkların 2863 sayılı Kanun'un

67. maddesinin ikinci fıkrasına göre para cezasına hükmedilmesi gerektiği

gözetilmeden hüküm kurulması ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının uygulanması

konusunun hüküm yerinde tartışılmaması doğru görülmemiştir. Bu karar 14/1/2015

tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

12. İlk derece mahkemesi 30/4/2015 tarihli ek kararla

başvurucunun 2863 sayılı Kanun'un 67. maddesinin ikinci fıkrasına göre iki yıl

hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ancak yine koşulları

oluştuğu gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve başvurucunun

beş yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar vermiştir. Kararda ayrıca 2863

sayılı Kanun'un 67. maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmasına yer olmadığı

belirtilmiştir. Bu kararda elkonulan eşya ile ilgili herhangi bir hükme yer

verilmemiştir.

13. Başvurucu ve katılan Hazine tarafından yapılan itirazlar

İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/6/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

14. Anılan karar başvurucu vekiline 1/7/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 31/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Katılan 8/12/2014 tarihinde, sanıklardan M.A. ise 21/1/2015

tarihinde 6/11/2014 tarihli kararı temyiz etmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sisteminden (UYAP) yapılan sorgulama sonucuna göre temyiz incelemesinin hâlen

devam etmekte olduğu tespit edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 2863 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Taşınır

ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını bulanlar, malik oldukları veya

kullandıkları arazinin içinde kültür ve tabiat varlığı bulunduğunu bilenler

veya yeni haberdar olan malik ve zilyetler, bunu en geç üç gün içinde, en yakın

müze müdürlüğüne veya köyde muhtara veya diğer yerlerde mülki idare amirlerine

bildirmeye mecburdurlar.”

18. 2863 sayılı Kanun’un 5. maddesi şöyledir:

“Devlete,

kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi

gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen

veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür

ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir.

Özel nitelikleri dolayısıyla ayrı statüye tabi

tutulan mazbut ve mülhak vakıf malları bu hükmün dışındadır.”

19. 2863 sayılı Kanun’un 23. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Korunması gerekli taşınır kültür ve

tabiat varlıkları şunlardır:

a) (Değişik: 17/6/1987 - 3386/9 md.) Jeolojik, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait,

jeoloji, antropoloji, prehistorya, arkeoloji ve sanat tarihi açılarından belge

değeri taşıyan ve ait oldukları dönemin sosyal, kültürel, teknik ve ilmi

özellikleri ile seviyesini yansıtan her türlü kültür ve tabiat varlıkları;

Her çeşit hayvan ve bitki fosilleri, insan

iskeletleri, çakmak taşları (sleks), volkan camları (obsidyen), kemik veya madeni her türlü aletler, çini,

seramik, benzeri kab ve kacaklar, heykeller, figürinler, tabletler, kesici, koruyucu ve vurucu silahlar,

putlar (ikon), cam eşyalar, süs eşyaları (hülliyat),

yüzük taşları, küpeler, iğneler, askılar, mühürler, bilezik ve benzerleri,

maskeler, taçlar (diadem), deri, bez, papirus, parşümen veya maden

üzerine yazılı veya tasvirli belgeler, tartı araçları, sikkeler, damgalı veya

yazılı levhalar, yazma veya tezhipli kitaplar, minyatürler, sanat değerine haiz

gravür, yağlıboya veya suluboya tablolar, muhallefat

(religue'ler), nişanlar, madalyalar, çini, toprak,

cam, ağaç, kumaş ve benzeri taşınır eşyalar ve bunların parçaları,

Halkın sosyal heyetini yansıtan, insan yapısı

araç ve gereçler dahil, bilim, din ve mihaniki sanatlarla ilgili etnografik nitelikteki kültür varlıkları.

..."

20. 2863 sayılı Kanun’un 27. maddesi şöyledir:

"Yirmibeşinci madde

gereğince tasnif ve tescil dışı bırakılan ve Devlet müzelerine alınması gerekli

görülmeyen taşınır kültür varlıklarının ticareti, Kültür ve Turizm Bakanlığının

izni ile yapılır.

Bu ticareti yapmak isteyenler, Kültür ve

Turizm Bakanlığından ruhsatname almak zorundadırlar. Bu ruhsatnameler üç yıl

için geçerlidir. Bu sürenin bitiminden bir ay önce ruhsatname yenilenebilir. Bu

Kanun hükümlerine aykırı hareket edenlerin ruhsatnameleri, süresine

bakılmaksızın iptal edilir."

21. 2863 sayılı Kanun’un 67. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Kültür ve tabiat varlıklarıyla ilgili

olarak bildirim yükümlülüğüne mazereti olmaksızın ve bilerek aykırı hareket

eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bildirimi yapılmamış olan kültür ve tabiat

varlığını satışa arzeden, satan, veren, satın alan,

kabul eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin

güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ancak, bu durumda birinci

fıkrada tanımlanan suçtan dolayı ayrıca cezaya hükmolunmaz.

Ticareti yasak olmayan taşınır kültür

varlıklarının izinsiz olarak ticaretini yapan kişi, altı aydan üç yıla kadar

hapis cezası ile cezalandırılır."

22. 2863 sayılı Kanun’un 75. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun kapsamında kalan suçlar

nedeniyle elkonulan taşınır kültür ve tabiat varlıkları müzeye teslim

edilir."

23. 5237 sayılı Kanun’un 54. maddesinin (4) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Üretimi,

bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya,

müsadere edilir."

24. 5271 sayılı Kanun'un 116. maddesi şöyledir:

"Yakalanabileceği veya suç delillerinin

elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü,

eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir."

25. 5271 sayılı Kanun'un 119. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde

sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına

ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri

arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı

alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde

Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri

ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir."

26. 5271 sayılı Kanun'un 127. maddesinin (1) ve (3) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan

hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise

kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini

gerçekleştirebilir.

(3)

(Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı

olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat

içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan

itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde

elkoyma kendiliğinden kalkar."

27. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde

gerçekleştirilen,

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,

koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler

alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan

veya zamanında geri verilmeyen,

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler..."

28. 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir.

(2)

İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır

ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir

ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara

bağlanır..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Özel Hayata Saygı

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, ceza soruşturması sırasında hukuka aykırı olarak

arama yapıldığından yakınarak kolluk görevlilerinin özel bir kişiye ait araçta

arama yapabilmesinin 5271 sayılı Kanun'un 119. maddesi uyarınca hâkim veya

gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emrini

gerektirdiğini, ancak somut olayda böyle bir emir verilmeden arama işleminin

yapıldığını belirtmiştir. Başvurucu bu gerekçeyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu bağlamda başvurucunun adil yargılanma

hakkı kapsamında ileri sürdüğü hukuka aykırı olarak arama tedbirinin

uygulandığı yönündeki şikâyeti özel hayata saygı hakkı kapsamında

değerlendirilmiştir.

32. Anayasa Mahkemesi Hülya

Kar ([GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma

tedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda

yapılması gereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar veren

makamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirme

yapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları

kabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan

zararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî

uygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönünden

daha ileri bir değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler için

bkz. Hülya Kar, §§ 21-46).

33. Somut olayda başvurucu hakkında başlatılan bir soruşturma

kapsamında M.A.nın üzerinde ve arabasında arama

yapıldığı görülmektedir (bkz. § 6). Başvurucu bu tedbir nedeniyle özel hayata

ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu

tedbirin bir soruşturma kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek

amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

34. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi

kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu koruma

tedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesi

bulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir ve kesin bir

hukuki düzenlemeye dayanmaktadır. Ayrıca başvurucuya itirazlarını sorumlu

makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan

başka tedbir, süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.

35. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanma

tarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğinde

başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya koruma

tedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuru

formunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır. Diğer taraftan

aramanın ölçüsüz olarak uygulandığı şikâyeti yönünden 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde öngörülen tazminat yolunun varlığına da dikkati çekmek gerekir.

Dolayısıyla özel hayata saygı hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açıktır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu, ceza mahkemesince bildirim yapılmaksızın kültür

varlığı kabul etme suçundan dolayı hakkında mahkûmiyet kararı verildiğinden

yakınarak kararın usule, hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını iddia etmiştir.

Başvurucu otuz yıldır el yazması kitap topladığını, bu kitapların idareye

bildirilmesinin gerektiğini bilmesinin beklenemeyeceğini belirtmiştir.

Başvurucu söz konusu eserlerin alım satıma konu edilmediğini, suç işleme

kastının bulunmadığını, isnat edilen suçun unsurlarının da oluşmadığını, ayrıca

2863 sayılı Kanun'un 67. maddesinin ikinci fıkrasının ticari anlamda kabul etme

fiilini suç olarak saydığını savunmuştur. Başvurucuya göre bu maddede öngörülen

ceza ölçülü olmayıp kültür ve tabiat varlıklarını ticari amaçlarla satışa

sunanlar ile başka yollarla devredilenler arasında farklı muamele yapılarak

eşitlik ilkesine aykırı davranılmıştır. Başvurucu son olarak hukuka aykırı

arama sonucu elde edilen delilin yargılamada kullanılmış olmasından da

yakınmaktadır. Başvurucu bu gerekçelerle adil yargılanma hakkının, eşitlik ile

suç ve cezalarda kanunilik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

38. Anayasa Mahkemesi yukarıda da değinildiği üzere olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (bkz. § 32). Başvurucunun

eşitlik ile suç ve cezalarda kanunilik ilkelerinin ihlal edildiğine yönelik

iddialarının başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri

bırakılması kararına yönelik olduğu anlaşıldığından, başvurucunun yukarıda

belirtilen bu şikâyetleri adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme,

… açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

40. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanığa yüklenen suça

ilişkin yargılama sonunda cezaya hükmedilmesi hâlinde hükmün açıklanmasının

belirli koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak ertelenmesi anlamına

gelmektedir. Kanunda belirtilen koşulların gerçekleşmesine karşın, sanığın

kabul etmemesi hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilemeyeceği 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (6) numaralı fıkrasının son

cümlesinde ifade edilmektedir. Bu kapsamda sanığın, yargılamanın hukuki

kesinliği ifade eden bir hükümle sonuçlanmasını ya da cezaya hükmedilmesi

durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını tercih etme imkânı

bulunmaktadır (Ali Gürsoy, B. No:

2012/833, 26/3/2013, § 19).

41. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yargılamayı

hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmayıp ceza yargılamasını sona

erdiren düşme nedenlerinden biridir. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (10)

ve (11) numaralı fıkralarında belirtildiği üzere denetim süresi içinde kasıtlı

yeni bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak

davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde

hükmün açıklanmasına karar verilir (Ali

Gürsoy, § 21).

42. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (12) numaralı

fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz kanun

yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir. Bununla birlikte ancak denetim süresi

içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasıyla veya bu

süre içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmemesi hâlinde düşme kararıyla yargılama

nihai olarak sona erdiğinde, hüküm niteliği olan bu kararlara karşı kanun

yoluna başvurulabilir ve esasa ilişkin itirazlar bu aşamada ileri sürülebilir (Ali Gürsoy, § 22).

43. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (6) numaralı fıkrasına

göre sanık kabul etmediği takdirde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kararı verilmez. Bu durumda ilk derece mahkemesinin kararı temyizi kabil hâle

gelebilecektir. Başka bir deyişle haklarında hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararı verilmesini kabul eden sanıklar, verilen kararın Yargıtayda yapılacak esas ve usul incelemesini talep etme

hakkından vazgeçmişlerdir. Başvurucunun hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasına açıkça rıza gösterdiği

durumlarda söz konusukarar ile ortaya çıkan

menfaatlerden yararlanmayı tercih ettiği kabul edilmelidir (Adnan Erkuş/Türkiye (k.k.),

B. No: 61196/11, 4/12/2012, § 22).

44. Somut olayda yargılamalar sonunda verilen kararların temel

hakları ihlal ettiği iddiası -somut başvurunun özelliği de nazara alındığında-

istinaf/temyiz incelemesinde de ileri sürülebilecek iddialardandır.

Başvurucunun kabulü üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı

verildiği ve istinaf/temyiz yoluna başvurmayı mümkün kılan bir karar

verilmesinin tercih edilmediği anlaşılmaktadır.

45. Sonuç olarak hatalı değerlendirme sonucu verilen kararın

adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiası, başvurucunun talebi üzerine

hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olması ve temyiz yoluna

başvurmayı mümkün kılan bir karar verilmesini başvurucunun tercih etmediği

dikkate alındığında dayanaktan yoksun görünmektedir.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Elkoyma Tedbirinin

Hukuka Aykırı Olarak Uygulandığı Şikâyeti Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

47. Başvurucu kitaplarına hukuka aykırı olarak elkonulduğunu belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

48. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

49. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(j) bendinde, eşyasına veya diğer mal varlığı değerlerine koşulları oluşmadığı

hâlde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası

veya diğer mal varlığı değerleri amaç dışı kullanılan yahut zamanında geri

verilmeyen kişilere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır.

50. Anayasa Mahkemesi, ceza soruşturması veya kovuşturması

sırasında şüphelilerin eşyasına ya da mal varlığı değerlerine ilişkin olarak

elkoyma tedbirinin uygulandığı durumlarda tedbirin hukuka aykırı olduğu veya

bunların korunması için gerekli tedbirlerin alınmadığı ya da amaç dışı

kullanıldığı veyahut zamanında geri verilmediği iddialarına ilişkin olarak

bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da

olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili

bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Nuray

Işık, B. No: 2014/7561, 28/9/2016, §§ 60-68; Sinan Aydın Aygün (2), B. No: 2014/922,

16/6/2016, §§ 61-69; Alparslan Altan

[GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 196).

51. Somut olayda başvurucunun kitapları hakkında korunması

gerekli kültür varlığı olduğu şüphesiyle ceza soruşturması sırasında elkoyma

tedbiri uygulanmıştır. Ceza kovuşturmasını yapan İstanbul 48. Asliye Ceza

Mahkemesince 6/11/2014 tarihinde elkonulan bazı kitaplar yönünden bilirkişi

raporuyla kültür varlığı olarak tespit edildikleri gerekçesiyle müsadere

edilmelerine, diğer kitaplar yönünden ise karar kesinleştiğinde hak sahiplerine

iadesine karar verilmiştir. Buna göre ceza soruşturması sırasında uygulanan

elkoyma tedbiri hükümle birlikte sona ermiştir. Diğer bir deyişle hükümden

sonra artık müsadere ve iade kararları çerçevesinde hükme bağlı olarak devam

eden yeni bir süreç söz konusudur.

52. Elkoyma tedbirinin hukuka uygun olup olmadığı yönündeki şikâyet

ise 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir

(bkz. § 28). Bu madde kapsamında açılacak dava yoluyla elkoyma kararının hukuka

aykırı olduğu tespit edildiğinde başvurucu lehine tazminata da

hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir

hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik

niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. ElKonulan Eşyanın Kararın Kesinleşmesinden Sonra Teslimine

Karar Verildiği Şikâyeti Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

54. Başvurucu hukuka uygun yollarla elde ettiğini belirttiği

kitaplarından yetmiş dört adedinin Mahkemece kendisine iadesine karar

verilmekle birlikte iadenin kararın kesinleşmesi koşuluna bağlandığını ifade

etmiştir. Başvurucu bu yüzden beş altı yıl boyunca kitaplarından mahrum

kalacağını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

55. Başvuru formu incelendiğinde başvurucunun müsadere kararı

yönünden açık bir şikâyetinin bulunmadığı görülmektedir. Başvurucu haksız yere

kitaplarına elkonulduğunu belirterek elkonulan yetmiş

dört adet kitabın kararın kesinleşmesinden sonra kendisine verilmesi kararına

bağlı olarak bu kitapların geç teslim edilmesinden yakınmaktadır. Dolayısıyla

başvurucunun şikâyetinin, korunması gerekli kültür varlığı olmadığı tespit

edilen kitapların kararın kesinleşmesinden sonra teslim edilmesi kararına yönelik

olduğu değerlendirilmiştir.

56. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1)

numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği,

başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılması gerekir.

57. Somut olayda şikâyete konu kararın kesinleşmesiyle birlikte

kitapların iadesine yönelik nihai karar, İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 6/11/2014

tarihli kararıdır. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz İstanbul 7. Ağır

Ceza Mahkemesince 15/12/2014 tarihinde reddedilmiştir. Bu karar ise başvurucuya

14/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ancak başvurucunun itirazının reddi

kararının tebliğ tarihi tarihinden itibaren otuz günlük başvuru süresi

geçtikten sonra 31/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın;

a. Elkoyma tedbirinin hukuka aykırı olarak uygulandığı şikâyeti

yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

b. El konulan eşyanın kararın kesinleşmesinden sonra teslimine

karar verildiği şikâyeti yönünden süre aşımı

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

17/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Özgür DUMAN Başvurucu : Resul AKKAYMAK Vekili : Av. Şerife FİKİRLİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/13392, 17 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Özel Hayata Saygı
  9. B. Adil Yargılanma
  10. C. Mülkiyet Hakkının
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/13392
Tarih
17 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Thomas Rainer Hıetmann Başvurusu (B. No: 2019/3765)
  • Refiye Alver Başvurusu (B. No: 2016/10550)
  • Hakkı Sezgin Başvurusu (B. No: 2015/11807)
  • Erdal İmrek Başvurusu (B. No: 2015/4206)
  • Mustafa Açay Başvurusu (B. No: 2016/66638)
  • Ali Aktaş Başvurusu (B. No: 2016/14178)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.