İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Kaya Başvurusu (B. No: 2014/2183)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2014/2183Tarih30 Haziran 2016Okuma11 dk · 2.128 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Kaya Başvurusu

Karar tarihi
30 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/2183
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.128 kelime·11 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/2/2014 tarihinde İstanbul 12. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/4/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 19/6/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 23/7/2014 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/7274

Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 14/4/2008

tarihinde gözaltına alınmış ve Gaziosmanpaşa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin

14/4/2008 tarihli ve 2008/119 Sorgu sayılı kararı ile kasten öldürme suçundan

tutuklanmıştır.

8. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 20/1/2009 tarihli ve

2009/30 sayılı fezlekesi ile başvurucu hakkındaki soruşturma dosyası Bakırköy

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

9. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 30/1/2009 tarihli ve

E.2009/4335 sayılı iddianamesiyle başvurucunun kasten öldürme suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle Bakırköy 14. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2009/56) kamu davası açılmıştır.

10. Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin E.2009/10 sayılı

dosyasının, başvurucunun yargılanmakta olduğu dava dosyası ile birleştirildiği

anlaşılmıştır.

11. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesin 26/9/2011 tarihli ve

E.2009/56, K.2011/379 sayılı kararı ile başvurucunun kasten öldürme suçundan 15

yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve

"verilen netice hürriyet bağlayıcı ceza miktarı ve kaçma şüphesi

nedeniyle" tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

12. Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet kararını temyiz etmiştir.

13.Başvurucu 13/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18/3/2014 tarihli ve

E.2013/6157, K.2014/1642 sayılı ilamı ile başvurucu hakkındaki mahkûmiyet

hükmünün onanmasına karar verilmiştir.

B. İlgili Hukuk

15. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten öldürme" kenar başlıklı

81. maddesi şöyledir:

"Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet

hapis cezası ile cezalandırılır."

16. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar

başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki

bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 30/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, yargılama boyunca matbu gerekçelerle tutukluğun

devamına karar verildiğini, tutukluluk hâlinin yaklaşık altı yıldır devam

ettiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, hakkındaki

yargılamanın özel bir karmaşıklığa sahip olmamasına rağmenuzun

süre boyunca sonuçlandırılmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tahliyesine karar verilmesi ile birlikte tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

19. Başvurucu, yargılama boyunca matbu gerekçelerle tutukluğun

devamına karar verildiğini, tutukluluk hâlinin yaklaşık altı yıldır devam

ettiğini ileri sürmüştür.

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler."

21. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında, anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki

kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S.,

B. No: 2012/832, § 14, 12/2/2013).

22. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla kişinin

tutukluluk hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu "bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu" olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel

başvuru incelemesi açısından tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi

arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla

isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği

kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya

hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir

tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hâli sona ermektedir. Bu açıdan

mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) ve Yargıtay, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma hâlini

tutukluluk olarak nitelendirmemektedir (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726,

2/7/2013, § 33).

23 Somut olayda başvurucu 14/4/2008 tarihinde tutuklanmıştır.

Yargılandığı davada İlk Derece Mahkemesinin 26/9/2011 tarihli kararı ile

başvurucunun 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, anılan

mahkûmiyet hükmü Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18/3/2014 tarihli ilamı ile onanarak

kesinleşmiştir. Dolayısıyla başvurucunun bir suç isnadına bağlı olarak

özgürlüğünden yoksun bırakılması, İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararını

verdiği 26/9/2011 tarihinde sona ermiştir.

24. Açıklanan nedenlerle tutukluluğa ilişkin sürecin Anayasa

Mahkemesinin yetkisinin başladığı tarihten önce sona erdiği anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın özel bir karmaşıklığa

sahip olmamasına rağmen uzun süre boyunca sonuçlandırılmadığını ileri

sürmüştür. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan başvurunun

bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Makul sürede yargılanma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsamına dâhildir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 39).

27. Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 6. maddeleri uyarınca kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların

da (suç isnadı) makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır.

İsnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama

aşamasında ceza hukukunun kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik

incelemesi yapılmaksızın kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer

(B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014,

§ 31).

28. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının

yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği

arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır. Ceza

yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak karara

bağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin

makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (Ersin Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, §

35).

29. Başvurucuya bir suçun isnat edildiği (başvurucunun gözaltına

alınıp tutuklandığı) 14/4/2008 tarihi ile başvurucu hakkındaki mahkûmiyet

hükmünün kesinleştiği 18/3/2014 tarihi arasında geçen süre yaklaşık 5 yıl 11

aydır.

30. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkin

olarak mutlak bir süreye göre değerlendirme yapılmamakta, her davanın

özelliğine göre makul sürenin aşılıp aşılmadığı incelenmektedir. Davanın

karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların

yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher

Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

31. Yargılamanın karmaşıklığını değerlendirirken davanın hem

hukuki hem de maddi açıdan bütün yönleri ele alınmalı; davanın konusunun

karmaşıklığı, hukuki meselenin çözümündeki güçlük, delillerin toplanmasında

karşılaşılan engel, maddi olayların karmaşıklığı, sanıkların ya da isnat edilen

suçların veya tanıkların sayısı, davanın uluslararası unsurları, bilirkişi

deliline ihtiyaç, yazılı delillerin hacmi gibi birçok unsur incelenmelidir.

Davanın taraflarının ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu

açısından ise ceza davalarında sanık, adli makamlarla aktif bir iş birliği

yapmak zorunda olmadığı gibi hukuk sisteminin sunduğu savunma imkânlarını

kullandığı için de kusurlu bulunamaz. Diğer taraftan devlet, kendi idari ve

yargısal organlarına yüklenebilecek gecikmelerden sorumludur (Murat Öztürk, B. No: 2014/2454, 4/11/2014,

§§ 52, 53).

32. Somut olayda başvurucu 14/4/2008 tarihinde gözaltına alınmış

ve aynı tarihte tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında kasten öldürme suçunu

işlediğinden bahisle kamu davası açılmıştır. Aynı olaya ilişkin yaşı küçük

sanıklar (suça sürüklenen çocuklar) hakkında Bakırköy Çocuk Ağır Ceza

Mahkemesinde görülen dava, başvurucunun yargılandığı dosya ile birleştirilmiştir.

Yargılamayı yürüten Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi 16/4/2009, 3/6/2009 ve

9/7/2009 tarihli celselerde sanık savunmaları ile müşteki ve tanık beyanlarını

almıştır. Başvurucunun 3/6/2009 tarihli celsede müdafii

aracılığıyla suç tarihinde 18 yaşından küçük olduğunu ileri sürmesi üzerine

Mahkemenin bu hususun tespitine yönelik olarak tahkikatı genişlettiği ve

başvurucunun yaşının tespitine yönelik sürecin 14/5/2010 tarihli Adli Tıp

Kurumu (ATK) raporu ile tamamlandığı, anılan raporda başvurucunun suç tarihinde

19 yaşını bitirmiş 20 yaşı içerisinde olduğunun tespit edildiği görülmektedir.

8/6/2010 tarihli celsede Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü

Mahkemeye bildirdiği, Mahkemenin aynı celsede bu kez iddianamede yazılı doğum

tarihine göre olay tarihinde 18 yaşından küçük olduğu belirtilen maktulün

yaşının tespiti için mezarının açılmasına karar verdiği anlaşılmıştır. Mahkeme

21/9/2010 tarihli celsede mezarın açılması hususundan vazgeçilip

vazgeçilmeyeceği yönünde karar vermek üzere dosyayı incelemeye almış; 4/11/2010

tarihli celsede maktulün nüfusa tesciline esas doğum tutanağının celbine karar

vermiş; 27/1/2011 tarihli celsede ise mezarın açılmasına gerek görmeyerek esas

hakkındaki görüşünün (yeniden) bildirilmesi için dosyayı Cumhuriyet savcısına tevdi

etmiştir. Mahkemenin bir sonraki celsede bu kez maktulün mezarının açılması

yönündeki ara kararını yinelediği ve sonrasında da maktulün yaşının tespiti

için Adli Tıp Kurumundan (ATK) rapor istenmesine karar verdiği, söz konusu ATK

raporunun 30/6/2011 tarihinde düzenlendiği, raporda maktulün ölüm tarihinde 22

yaş ve üzerinde olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Raporun okunduğu

22/9/2011 tarihli celsede Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşlerinde

değişiklik yapılmasını gerektirir (yeni) bir delil elde edilemediğinden

8/6/2010 tarihli celsedeki görüşlerini tekrar ettiğini bildirmiştir. Mahkemenin

26/9/2011 tarihli kararı ile başvurucu ile birlikte birleşen dosyadaki yaşı

küçük iki sanıktan biri hakkında mahkûmiyet yönünde, diğer yaşı küçük sanık hakkında

ise beraat yönünde hüküm tesis ettiği ve bu hükmün temyiz incelemesi sonunda

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18/3/2014 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği

görülmektedir.

33. Davada yer alan sanık sayısı, davanın tek bir olaya ilişkin

olması, başvurucuya yönelik yalnızca adam öldürme suçlamasında bulunulması,

birleşen dosyadaki yaşı küçük sanıkların da başvurucu ile birlikte aynı eylem

nedeniyle yargılanması olguları, başvuruya konu yargılamanın karmaşık nitelikte

olmadığını ortaya koymaktadır. Yargılamayı yürüten Mahkemenin kısa bir süre

içinde, olayın meydana geliş şekline ilişkin delilleri topladığı ve başvurucu

tarafından (gerçeğe aykırı bir şekilde) ileri sürülen yaşının küçük olduğuna

ilişkin iddiayı aydınlattığı görülmektedir. Bununla birlikte Mahkemenin, isnat

konusu eylemin niteliğinin tespitinde belirleyici bir husus olan maktulün

yaşının tespiti yönünden, esasa ilişkin delillerin toplanmasından ve Cumhuriyet

savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirmesinden sonra tahkikatı

genişlettiği, bu hususta açıklanan ara kararların özenli bir şekilde

sürdürülmemesi ve yerine getirilmemesi nedeniyle yargılamanın geciktiği,

yargılamadaki 2 yıl 6 aylık sürenin de temyiz incelemesinde geçtiği dikkate

alındığında ve davaya bütün olarak bakıldığında, 5 yıl 11 ay devam eden

yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

34. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

35. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar"

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

36. Başvurucu 40.000 TL manevi tazminat talep etmiştir.

37. Başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

38. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

39. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10

TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

30/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Ahmet KAYA

Vekili

:

Av. Mustafa

ERASLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/2183, 30 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Necipoğlu
  14. Gökcan
  15. Eraslan
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/2183
Tarih
30 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Engin Erem Başvurusu (B. No: 2014/9793)
  • Kanal Beyaz Televizyon Radyo Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/3531)
  • Gülperi Chrıstmas Başvurusu (B. No: 2014/181)
  • Turan Cengiz Başvurusu (B. No: 2014/6890)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/5302
  • Süleyya Tuncer Başvurusu (B. No: 2014/8264)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.