İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gülperi Chrıstmas Başvurusu (B. No: 2014/181)

1. Başvuru, tapuda cins itibarıyla "iki katlı kârgir ev ve bahçesi" olarak kayıtlı bulunan

Başvuru No2014/181Tarih15 Haziran 2016Okuma15 dk · 3.005 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Gülperi Chrıstmas Başvurusu

Karar tarihi
15 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/181
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.005 kelime·15 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tapuda cins itibarıyla "iki katlı kârgir ev ve bahçesi" olarak kayıtlı bulunan

taşınmazın satın alınmasından sonra taşınmaz üzerindeki ruhsatsız yapı hakkında

yıkım kararı alınması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/12/2013 tarihinde İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 24/4/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 22/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 22/2/2016

tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık başvuru

hakkında görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. İzmir ili Urla ilçesi Balıklıova

köyü Altyüz mevkisi 266

parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve kaçak olarak inşa edildiği anlaşılan

yapı sebebiyle 28/4/1977 tarihinde İzmir Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğünce

tutanak ve rapor düzenlenmiştir. Tapu kayıtlarında "bağ" cinsi ile

İ.T. adına kayıtlı bulunan taşınmaz üzerindeki kaçak yapı sebebiyle 21/8/1985

tarihinde, 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı Kanun kapsamında imar affı

başvurusunda bulunulmuş ise de kaçak yapının otuz metrelik kıyı bandı içinde

kaldığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.

8. İ.T. taşınmaz üzerindeki yapının 1980 yılında tamamlandığına

dair kendi talebi doğrultusunda Balıklıova köy

muhtarı tarafından düzenlenen 12/10/1999 tarihli belgeye istinaden tapuda cins

tashihi yapılması için Urla Kadastro Müdürlüğüne başvurmuştur. Kadastro

Müdürlüğünce 19/10/1999 tarihinde cins tashihi yapılarak taşınmaz

"bağ" iken "iki katlı kârgir ev ve

bahçesi" olarak tashihen tescil edilmiştir.

9. Başvurucu tapuda cins

itibarıyla "iki katlı kârgir ev ve bahçesi"

olarak kayıtlı bulunan taşınmazı 2/12/1999 tarihinde İ.T.den

satın almıştır.

10. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Tapu Kadastro Genel

Müdürlüğünce Urla Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilen 8/6/2005 tarihli yazıda,

266 parsel sayılı taşınmazın "bağ" olan cinsinin Urla Kadastro

Müdürlüğü tarafından düzenlenen 19/10/1999 tarihli değişiklik beyannamesi ve Balıklıova Köyü Muhtarlığından alınan yazıya istinaden

"iki katlı kârgir ev ve bahçesi" olarak tashihen tescil edildiğini ancak cins tashihi işleminin

3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 21. maddesi gereğince belediye

veya valiliklerden ya da yeminli mimarlık ve mühendislik bürolarından yapı

ruhsatnamesi alınmadan yapıldığının anlaşıldığını, bu bakımdan öncelikle

taşınmaz malikine yapı kullanma izin belgesi alarak ibraz etmesi hususunda tebligat

yapılması, yapı kullanma izin belgesi ibraz edilememesi durumunda taşınmazın

cinsinin eski hâle getirilmesi için taşınmaz malikinin muvafakatinin

sağlanması, muvafakat edilmemesi durumunda ise taşınmaz malın beyanlar hanesine

yapı kullanma izin belgesi alınmadan cins tashihi yapıldığı hususu yazılarak

hatalı olarak yapılan cins tashihi işleminin iptali için dava açılması

hususunda Urla Belediye Başkanlığına bilgi verilmesi istenmiştir.

11. Urla Tapu Sicil Müdürlüğü Urla Belediye Başkanlığına

gönderdiği 15/2/2006 tarihli yazı ile başvurucuya ulaşılamadığı ve muvafakat

alınamadığını belirterek hatalı olarak yapılan 19/10/1999 tarihli cins tashihi

işleminin iptali için dava açılması gerektiği belirtilmiş, bu kapsamda Urla

Belediye Başkanlığınca 266 parsel sayılı taşınmaz için tapuda cins tashihi ve

eski hâle getirme talepli olarak 20/4/2006 tarihinde Urla Asliye Hukuk

Mahkemesinde dava açılmıştır.

12. Urla Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/3/2007 tarihli ve

E.2006/122, K.2007/64 sayılı kararı ile dava konusu işlemin idari yargının

görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, davacı tarafça

temyiz edilen karar Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 9/5/2008 tarihli ve

E.2008/4783, K.2008/6087 sayılı ilamı ile davacı Belediyenin davadaki taraf

sıfatının tartışılarak sonuca gidilmesi gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamına

uyularak yapılan yargılamada Mahkemece 6/2/2009 tarihli ve E.2008/431,

K.2009/32 sayılı karar ile aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine

karar verilmiştir.

13. Öte yandan taşınmaz üzerindeki ruhsatsız yapı sebebiyle Urla

Belediye Başkanlığı tarafından 8/2/2006 tarihli tespit ve yapı durdurma

tutanağı düzenlenerek yapı mühürlenmiş; Urla Belediye Encümeninin 15/2/2006

tarihli ve 65 sayılı kararı ile başvurucunun yapıyı otuz gün içinde ruhsata

uygun hâle getirmesine veya ruhsat almasına, ruhsat almadığı veya ruhsata

aykırılığı gidermediği takdirde yapının yıkımına karar verilmiştir.

14. Başvurucu 17/2/2006 tarihinde taşınmaz üzerindeki yapıya

ruhsat verilmesi için Urla Belediye Başkanlığına başvurmuş ancak Urla Belediye

Başkanlığı İmar İşleri Müdürlüğünün 22/2/2006 tarihli yazısı ile taşınmazın

kıyı-kenar çizgisinin ilk elli metresinde kaldığı ve yapı ruhsatı

düzenlenemeyeceği belirtilerek talebin reddine karar verilmiştir.

15. Başvurucu, üzerinde iki katlı kârgir

ev ve bahçesi bulunan taşınmazı 1999 yılında tapu sicilindeki kayda güvenerek

satın aldığını, taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde bulunmadığını

belirterek ruhsatsız yapının yıkımına ilişkin 15/2/2006 tarihli ve 65 sayılı

kararının iptali istemiyle Urla Belediye Başkanlığı aleyhine 15/3/2006

tarihinde İzmir 4. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

16. Mahkemenin 15/11/2007 tarihli ve E.2006/1046, K.2007/1582

sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:

"...ruhsatsız bulunan ve kıyı kenar

çizgisinin ilk 50 metresinde kalması nedeniyle ruhsata bağlanması mümkün

bulunmayan yapının yıkımına ilişkin dava konusu işlemde mevzuata ve hukuka

aykırılık bulunmamaktadır.

Her ne kadar davacı vekili tarafından,

19.10.1999 tarih ve 3899 yevmiye numaralı işlemle taşınmazın iki katlı kargir evve bahçesi olarak tapuya

tescil edildiği ileri sürülmüş ise de; tapuda cins tashihinin yapılmış olması

yapıyı ruhsatlı hale getirmeyeceğinden bu iddiaya itibar edilmemiştir."

17. Temyiz üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin 24/10/2008

tarihli ve E.2008/2679, K.2008/7046 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin

kararı onanmıştır.

18. Ancak başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin

14/7/2009 tarihli ve E.2009/4183, K.2009/8137 sayılı ilamıyla kabul edilerek

İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamının

gerekçesi şöyledir:

"Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık

konusu taşınmazda bulunan yapının, 1980 yılı öncesinde yapıldığı yolundaki

12.10.1999 tarihinde tesis edilen Balıklıova

Muhtarlığı işlemi sonrasında, söz konusu muhtarlık izni çerçevesinde iki katlı kargir ev ve bahçesi olarak 19.10.1999 günlü, 3899 yevmiye nolu işlemle tapuya tescil edildiği, söz konusu tapu

kaydında cins tashihi ve eski hale getirme istemiyle Urla Asliye Hukuk

Mahkemesinde dava açıldığı, anılan davanın görev yönünden reddedildiği, ancak

henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, anılan taşınmazın muhtar

tarafından verilen izin sonrasında iki katlı kargir

ev ve bahçesi olarak tapuya tescil edilmesi karşısında, söz konusu muhtarlık

izninin niteliği ortaya konulmak ve tapu kaydının düzeltilmesi istemiyle açılan

davanın sonucu araştırılmak suretiyle dava konusu işlem hakkında yeniden bir

karar verilmesi gerekmektedir."

19. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda

16/7/2010 tarihli ve E.2009/1248, K.2010/976 sayılı karar ile davanın reddine

karar verilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:

"3194 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca

köy muhtarlığının izni ile yapı yapılabilmesi için köy nüfusuna kayıtlı ve

köyde sürekli oturmak gerekli olup, dava konusu yapının ilk maliki olan İ.T.nin Bulgaristan doğumlu olup, emlak vergilerini ödediği

1980 ve devamı yıllarda ... Göztepe/İZMİR adresinde ikamet ettiği ve ...

Trabzon'da görev yaptığı anlaşılmakla, anılan madde hükmünden davacının

yararlanması mümkün değildir.

Diğer yandan, davalı idare tarafından dava

konusu parsele ilişkin tapu kaydında cins tashihi ve eski hale getirme

istemiyle Urla Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, Yargıtay 14. Hukuk

Dairesinin 9.5.2008 tarih ve E:2008/4783, K:2008/6087 sayılı bozma kararına

uyularak Mahkemenin 6.2.2009 tarih ve E:2008/431, K:2009/32 sayılı kararı ile

Türk Medeni Kanunu'nun 1027 ve Tapu Sicil Tüzüğü'nün 85. maddesi uyarınca

Belediye Başkanlığı'nın aktif dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle

reddine karar verildiği, Mahkememizin 5.5.2010 günlü ara kararı ile Urla Mal

Müdürlüğünden aynı istemle dava açılıp açılmadığı sorulmuş olup, gelen cevabi

yazıdan dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin kara yönünde kalması

nedeniyle kıyıya terki gereken yerlerden olmadığı, tapuda şahıs adına kayıtlı

olduğu, bu nedenle Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden

sayılmadığından belirtilen konuda dava açılmadığı, açılmasının da düşünülmediği

yolunda bilgi verildiği görülmektedir.

Buna göre, hali hazırda dava konusu 5 pafta

266 parsel sayılı tapuda "bağ" olarak görülen taşınmazın yapı

kullanma izin belgesi alınmaksızın Balıklıova Köy

Muhtarlığının, taşınmaz üzerindeki İ.T.ye ait yapının 1980 yılında

tamamlandığına ilişkin 12.10.1999 tarihli yazısı üzerine tapu kayıtlarında cins

tashihi yapılarak iki katlı kargir ev ve bahçesi

olarak yapılan tescilin düzeltilmesi istemiyle açılmış bir dava bulunmadığı

açıktır.

Diğer yandan, 28.4.1977 tarihli yapı tatil

tutanağı ile köy yerleşim alanını ve 30 metrelik kıyı bandı içinde betonarme

inşaat yapıldığı tespit edilen ruhsatsız yapının mühürlendiği, devamında söz

konusu yapı ile ilgili olarak maliki İ.T. tarafından 21.8.1985 yılında bir

katlı yapı için af müracaatında bulunulduğu, ancak yapının 30 metrelik kıyı

bandı içinde kalması nedeniyle değerlendirmeye alınmadığı, 1999 yılında da iki

katlı bahçeli ev olarak tapuya tescil edilen yapının 2.12.1999 tarihinde

davacıya satıldığı, Urla Belediye Başkanlığı elemanları tarafından düzenlenen

8.2.2006 tarihli yapı tatil tutanağı ile zemin + 1 katlı ruhsatsız yapı

yapıldığı tespit edilmiştir.

Bu durumda, imar affı ruhsatı bulunmayan, 3194

sayılı Yasanın 27. maddesi kapsamında kalmayan ruhsata tabi iken ruhsatsız

yapılan ve kıyı kenar çizgisinin kara tarafında kalan yapının ruhsatsız olduğu

gerekçesiyle yıkımına ilişkin dava konusu encümen kararında usul ve mevzuata

aykırılık bulunmamıştır."

20. Temyiz üzerine Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 28/3/2012 tarihli ve E.2011/5176, K.2012/2103 sayılı ilamıyla hükmün

onanmasına karar verilmiştir.

21. Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 24/10/2013 tarihli

ve E.2012/5801, K.2013/7134 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

22. Karar, başvurucuya 16/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

23. Başvurucu 30/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

24. 3194 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Yapı:

a) Kuruluş veya kişilerce kendilerine ait

tapusu bulunan arazi, arsa veya parsellerde,

...

İmar planı, yönetmelik, ruhsat ve eklerine

uygun olarak yapılabilir."

25. 3194 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar

için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında

belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir."

26. 3194 sayılı Kanun'un 17/8/2011 tarihli ve 28028 sayılı Resmî

Gazete'de yayımlanan 648 sayılı Çevre ve Şehircilik

Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı

Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklikten önceki 27. maddesi şöyledir:

"Belediye ve mücavir alanlar dışında köy nüfusuna

kayıtlı ve köyde sürekli oturanların köy yerleşik alanları ve civarında ve

mezralarda yaptıracağı konut, hayvancılık veya tarımsal amaçlı yapılar için

inşaat ve iskan ruhsatı aranmaz. Ancak yapının fen ve sağlık kurallarına uygun

olması ve muhtarlıktan izin alınması gerekir."

27. 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat

alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya

ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce

tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine,

belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı

mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

Durdurma,

yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş

sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır.

Bu

tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale

getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün

kaldırılmasını ister.

Ruhsata

aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve

yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye

veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.

Aksi

takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina,

belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya

valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir."

28. 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4.

maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Sahil şeridi: Kıyı

kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak enaz

100 metre genişliğindeki alanı,

...

ifade eder."

29. 3621 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ilgili bölümleri

şöyledir:

" Kıyı ve sahil şeritlerinden

yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.

....

Sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı

kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir.

Yaklaşma

mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar, ancak yaya yolu,

gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla

kullanılmak üzere düzenlenebilir."

30. 3621 sayılı Kanun'un 8. maddesi şöyledir:

"Uygulama imar planı bulunmayan

alanlardaki sahil şeritlerinde, 4 üncü maddede belirtilen mesafeler içinde hiç

bir yapı ve tesis yapılamaz.

Uygulama imar planı bulunan yerlerde duvar,

çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri

engeller oluşturulamaz. Moloz, toprak, curuf, çöp

gibi kirletici ve çevreyi bozucu etkisi olan atık ve artıklar dökülemez, kazı

yapılamaz.

Ancak bu alanlarda; uygulama imar planı

kararıyla altı ve yedinci maddede belirtilen yapı ve tesislerle birlikte toplum

yararına açık olmak şartıyla konaklama hariç günü birlik turizm yapı ve tesisleri

yapılabilir."

31. 3621 sayılı Kanun'un 14. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun kapsamında kalan alanlarda

ruhsatsız yapılar ile ruhsat ve eklerine aykırı yapılar hakkında 3l94 sayılı

İmar Kanununun ilgili hükümleri uygulanır."

32. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

1007. maddesinin ilgili bölümleri şöyledir:

"Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün

zararlardan Devlet sorumludur.

Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan

görevlilere rücu eder.

Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu

sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 15/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu; tapuda cinsi itibarıyla "iki katlı kârgir ev ve bahçesi" olarak kayıtlı bulunan taşınmaz

üzerindeki yapının ruhsatsız olduğundan bahisle Urla Belediye Başkanlığı

tarafından 5/2/2006 tarihinde yıkım kararı alındığını, yıkım kararının iptali

için idari yargı mercisinde açılan davanın

reddedildiğini, taşınmazı tapu kayıtlarına güvenerek ve tapu kaydında herhangi

bir takyidat bulunmaksızın iyi niyetli olarak 1999

yılında satın aldığını, tapu sicilinin tutulmasında devletin sorumluluğu

bulunduğunu, taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalmadığını, yapı sebebiyle

yıllarca emlak vergisi ödediğini belirterek Anayasa'nın 35. maddesinde

tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yıkım işleminin

iptaline karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

35. Anayasa’nın 35. maddesinde herkesin mülkiyet hakkına sahip

olduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği,

mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme

bağlanmıştır.

36. Mülkiyet hakkı, kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma ve tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı verir

(AYM, E.2011/58, K.2012/70, 17/5/2012).

37. Anayasa’nın 43. maddesinde kıyıların, devletin hüküm ve

tasarrufu altında olduğu; deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin

kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının

gözetileceği, kıyılarla sahil şeritlerinin kullanılış amaçlarına göre derinliği

ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartlarının kanunla düzenleneceği

belirtilmiştir.

38. Öte yandan Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile

30/03/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen

işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerekir.

39. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortaya

çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine

başvurulmalıdır (Bayram Gök, B.

No: 2012/946, 26/3/2013, § 17).

40. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle

genel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması

esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan

denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, § 18).

41. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle iç hukukta

düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Bayram Gök, §

19).

42. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dile getirilmeyen iddialar

Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemez (Bayram Gök, § 20).

43. Başvuru konusu somut olayda başvurucu; cinsi itibarıyla

tapuda iki katlı kârgir ev ve bahçesi olarak kayıtlı

bulunan taşınmaz üzerindeki yapının ruhsatsız olduğundan bahisle yıkım kararı

alındığını, taşınmazı tapu kayıtlarına güvenerek ve tapu kaydında herhangi bir takyidat bulunmaksızın iyi niyetli olarak satın aldığını,

tapu sicilinin tutulmasında devletin sorumluluğu bulunduğunu belirterek

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

44. 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi tapu sicilinin

tutulmasından doğan bütün zararlardan devletin sorumlu olduğunu, devletin

zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu edebileceğini hüküm altına

almıştır.

45. Taşınmaz üzerinde inşa edilen ve ruhsatsız olduğu anlaşılan

yapı sebebiyle ilk olarak 28/4/1977 tarihinde tutanak ve rapor düzenlendiği

daha sonraki tarihlerde taşınmazın önceki maliki İ.T. tarafından imar affı

kapsamında başvuru yapılmasına vetaşınmazı İ.T.den satın alan başvurucu tarafından yapıya ruhsat

verilmesinin talep edilmesine rağmen kaçak yapının sahil şeridinde ve mevzuat

gereği yapılaşmaya uygun olmayan alanda kalması sebebiyle taleplerin

reddedildiği anlaşılmaktadır (bkz. §§ 7, 14). Bu bakımdan mülkiyeti başvurucuya

ait bulunan taşınmaz üzerinde kaçak ve ruhsatsız olarak inşa edildiği anlaşılan

yapının kaldırılmasına karar verilmesi şeklinde gerçekleşen müdahalenin

getirdiği iddia edilen kamusal külfetin tapu siciline güven doğrultusunda

hatalı cins tashihi sebebiyle taşınmazı "iki katlı kârgir

ev ve bahçesi" olarak satın aldığını belirten başvurucuya yüklenip

yüklenemeyeceği hususunun öncelikli olarak 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi

kapsamında açılacak davada tartışılarak değerlendirilmesi mümkündür.

46. Yapının üzerinde bulunduğu taşınmazın "bağ" olan

cinsinin önceki malik İ.T.nin başvurusu üzerine

Kadastro Müdürlüğünün 19/10/1999 tarihli işlemi ile "iki katlı kârgir ev ve bahçesi" olarak tashihen

tescil edildiği (bkz. § 8) ve başvurucunun da taşınmazı bu işlemden sonra

2/12/1999 tarihinde, tapu kayıtlarına göre "iki katlı kârgir

ev ve bahçesi" olarak satın aldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan Bayındırlık

ve İskan Bakanlığı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün cins tashihi işleminin

eksik belge ile hatalı olarak yapıldığına ilişkin olarak Urla Tapu Sicil

Müdürlüğüne 8/6/2005 tarihinde yazı gönderdiği (bkz. §10), bu yazı kapsamında

Urla Asliye Hukuk Mahkemesinde cins tashihi ve eski hâle getirme talepli olarak

dava açıldığı (bkz. §§ 11, 12) ve tapu kaydının beyanlar hanesine "yapı

kullanma izin belgesi alınmadan cins tashihi yapıldığı, hatalı olarak yapılan

cins tashihinin iptali için Urla Belediye Başkanlığına bilgi verildiği"

şeklindeki kayıt düşüldüğü görülmektedir.

47. Tapu işlemleri kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak

birbirini takip eden ve bir bütün oluşturan işlemler olduğundan bu aşamalardaki

işlemlerden doğan zararlardan 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine göre

devletin sorumluluğu olduğunun kabulü gerekir. Burada devletin kusursuz

sorumluluğu söz konusu olabilir. Sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve doğru

tutulacağını taahhüt eden devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan

doğan zararları da ödemekle yükümlüdür (Nazmiye

Akman, B. No: 2013/1012, 16/4/2013, § 25).

48. Tapu işlemleri nedeniyle zarar görenler, 4721 sayılı

Kanun'un 1007. maddesi gereğince zararlarının tazmini için 11/1/2011 tarihli ve

6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi gereğince on yıllık zamanaşımı

süresinde Hazine aleyhine adli yargıda dava açabilirler (Nazmiye Akman, § 27). Ancak başvuru

formunda da belirtildiği şekilde taşınmazı tapu kayıtlarına güvenerek ve tapu

kaydında herhangi bir takyidat bulunmaksızın iyi

niyetli olarak satın aldığını iddia eden başvurucu 4721 sayılı Kanun’un 1007.

maddesine dayanarak tazminat davası açtığına dair bir bilgi veya belge

sunmamıştır. Bu anlamda ihlale neden olduğu ileri sürülen iddiaya ilişkin

olarak idari ve yargısal yollara başvurulmadığından başvuru yollarının usulünce

tüketildiği söylenemez.

49. Açıklanan nedenlerle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasının yetkili derece mahkemeleri önünde tanınan başvuru yolları

tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

15/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucu : Gülperi CHRISTMAS

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/181, 15 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Necipoğlu
  13. Gökcan
  14. Karaman Odabaşı
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/181
Tarih
15 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Turan Cengiz Başvurusu (B. No: 2014/6890)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/5302
  • Süleyya Tuncer Başvurusu (B. No: 2014/8264)
  • Ramazan Şen Başvurusu (B. No: 2014/231)
  • Yaşar Eriş Başvurusu (B. No: 2014/756)
  • Serkan Işık Başvurusu (B. No: 2014/8486)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.