İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Kaygısız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/5740)

1. Başvuru, taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanına

Başvuru No2017/5740Tarih10 Mart 2020Okuma16 dk · 3.152 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Kaygısız Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2020
Başvuru Numarası
2017/5740
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.152 kelime·16 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanına

ayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Ekli tabloda sıralanan başvurulara ait başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemelerinden sonra başvurular

Komisyonlara sunulmuştur.

3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tabloda numaraları

belirtilen başvuru dosyalarının 2017/5740 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 71.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana

ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucuların maliki olduğu başvuruya konu taşınmaz 1/1000

ölçekli revizyon uygulama imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmıştır.

Başvurucular, bu taşınmazın kamulaştırılması istemiyle İdareye (Belediye veya

Bakanlık) başvurmuş fakat bu yoldan bir sonuç elde edememişlerdir.

9. Başvurucular, bunun üzerine imar planında kamu hizmeti

alanına ayrılan taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle İdare aleyhine

tam yargı davası açmışlardır.

10. Derece mahkemelerince uyuşmazlığın esası hakkında karar

verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Kararda, 20/8/2016 tarihli ve 6745

sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun

Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la 4/11/1983 tarihli

ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na birtakım hükümler eklendiği

vurgulanmıştır. Bu bağlamda uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî

kurumlara ayrılan taşınmazların kamulaştırılması için öngörülen beş yıllık

sürenin 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. madde gereğince bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağı ve bu maddenin yürürlüğe

girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı

kesinleşmeyen davalara da bu madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

11. Kararlar istinaf veya temyiz aşamalarında derdesttir.

12. Başvurucular 6/2/2017 ve 9/6/2017 tarihlerinde bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Mevzuat Hükümleri

13. 13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun "İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık

hali" kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:

"Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe

girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar

programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında

ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere

Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul

edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına

tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar

programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis

edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde

kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık

bütçelerine konulur.

İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan

yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller

kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye

kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam

eder."

14. 3194 sayılı Kanun'un“İmar

planlarında umumi hizmetlere ayrılan yerler" kenar başlıklı 13.

maddesi şöyledir:

"(Birinci fıkra iptal: Ana.Mah.nin

29/12/1999 tarihli ve E.:1999/33, K.:1999/51 sayılı Kararı ile)

İmar programına alınan alanlarda kamulaştırma

yapılıncaya kadar emlak vergisi ödenmesi durdurulur. Kamulaştırmanın yapılması

halinde durdurma tarihi ile kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk edecek olan

emlak vergisi, kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödenir. Birinci fıkrada

yazılı yerlerin kamulaştırma yapılmadan önce plan değişikliği ile

kamulaştırmayı gerektirmeyen bir maksada ayrılması halinde ise durdurma

tarihinden itibaren geçen sürenin emlak vergisini mal sahibi öder.

(Üçüncü fıkra iptal: Ana.Mah.nin 29/12/1999

tarihli ve E.:1999/33, K.:1999/51 sayılı Kararı ile)

Onaylanmış imar planlarında, birinci fıkrada

yazılı yerlerdeki arsa ve arazilerin, bu Kanunda öngörülen düzenleme ortaklık

payı oranı üzerindeki miktarlarının mal sahiplerince ilgili idarelere bedelsiz

olarak terk edilmesi halinde bu terk işlemlerinden ayrıca emlak alım ve satım

vergisi alınmaz."

15. 2942 sayılı Kanun'a 6745 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile

eklenen ek 1. madde şöyledir:

"Uygulama imar planlarında umumi

hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne

dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama

imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar

programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu

taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını

kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı

değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin

yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı

maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari

başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu

idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.

Birinci fıkra uyarınca dava açılması hâlinde

taşınmazın ya da üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki

değeri, mahkemece; bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi

yapılarak, taşınmazın hukuken tasarrufunun kısıtlandığı veya fiilen el

konulduğu tarihteki nitelikleri esas alınmak suretiyle tespit edilir ve

taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir.

Bu madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkında

açılacak dava ve takiplerde, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü,

yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği

tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen

davalara bu madde hükümleri, kesinleşen ancak henüz ödemesi yapılmayan kararlar

hakkında ise geçici 6 ncı maddenin üçüncü, sekizinci ve on birinci fıkra

hükümleri uygulanır.

Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin sekizinci

fıkrası uyarınca ayrılması gereken yüzde iki oranındaki ödenekler, yüzde dört

olarak ayrılır. İlave olarak ayrılan yüzde iki oranındaki ödenekler, münhasıran

bu ek madde ile geçici 11 inci ve geçici 12 nci maddeler kapsamında yapılacak

ödemelerde kullanılır. Yapılacak ödemelerin toplam tutarının ilave olarak

ayrılan ödeneğin toplamını aşması hâlinde, ödemeler, en fazla on yılda ve

geçici 6 ncı maddenin sekizinci fıkrası hükmüne göre yapılır."

16. 2942 sayılı Kanun'a 6745 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile

eklenen geçici 11. madde şöyledir:

"Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci

fıkrası kapsamında kalan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce

tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre,

bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.

Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası

hükmü, bu madde kapsamında kalan taşınmazlara ilişkin dava ve takipler hakkında

da uygulanır."

B. Yargı Kararları

17. Anayasa Mahkemesinin 2942 sayılı Kanun'un geçici 11.

maddesinin iptaline ilişkin 28/3/2018 tarihli ve E.2016/196, K.2018/34 sayılı

kararının ilgili kısımları şöyledir:

"21. İtiraz konusu kuralla mülkiyet

hakkına yapılan müdahalenin orantılı olup olmadığı da incelenmelidir. Bu

bağlamda imar uygulamalarında kamulaştırma yapılmadan da ilgili kamu yararı

amacının gerçekleştirilmesi için kişilerin ve kamunun taşınmazlarının bedelsiz

olarak devrine ilişkin hükümlerin varlığı dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla

öncelikle kanun koyucu tarafından belirlenen araçları dikkate alarak kamu

hizmeti alanına ayrılan yerlerin belirleneceği, ancak bu alanların yeterli

olmaması durumunda ise bazı taşınmazların temininin ancak kamulaştırma yoluyla

sağlanabileceği anlaşılmaktadır. Özel mülkiyette bulunan taşınmazların imar

uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılmasında kamusal yarar bulunmakla

birlikte bu yolla malike aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmemelidir.

22. Diğer taraftan imar uygulamalarının geniş

alanları kapsaması nedeniyle ve bütçeye yeterli ödeneğin konulması amacıyla

kanun koyucu kamulaştırma sürecinin beş yıllık süre içinde tamamlanmasını

öngörmüştür. Mülkiyetin kamu yararına kontrolüne ilişkin söz konusu müdahaleler

bakımından kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu takdir yetkisi

çerçevesinde söz konusu kamu yararı amacının gerçekleştirilmesi yönünden

belirtilen fiilî ve hukuki engeller sebebiyle malikin makul ve belirli bir süre

boyunca bu kısıtlamalara katlanması beklenebilir. Ancak bu sürenin uzaması

hâlinde söz konusu kısıtlamalar, taşınmaz malikine yüklenen külfeti

ağırlaştıracağı gibi kısıtlılık süresinin uzamasına bağlı olarak malikin

zararını karşılayabilecek herhangi bir giderim imkânının getirilmemesi de

malike aşırı bir külfet yüklenmesine sebep olacaktır.

23. İtiraz konusu kuralda, imar uygulamasıyla

getirilen kısıtlılık yönünden öngörülen beş yıllık sürenin maddenin yürürlük

tarihinden itibaren yeniden başlaması hüküm altına alınmaktadır. Başka bir

ifadeyle mülkiyet hakkından dilediği gibi tasarruf edebilmesi ve

yararlanabilmesi kısıtlanan malikin kamulaştırma bedeline kavuşabilmesi veya

söz konusu kısıtlılık halinin kaldırılarak mülkiyet hakkından yararlanabilmesi

için geçmesi gereken beş yıllık sürenin yeniden başlaması söz konusu

olmaktadır. Kanun koyucu bu süre nedeniyle malikin uğradığı zararları telafi

etmeye veya gidermeye yönelik herhangi bir düzenleme ise getirmemiştir. Üstelik

bu kısıtlılık nedeniyle açılacak davalarda taşınmazı kullanamamaktan doğan

zararların istenebileceği yönünde bir düzenleme mevcut olmadığı gibi itiraz

konusu kural, yürürlük tarihinden önceki kısıtlılık sürelerinin de dikkate

alınmamasına yol açmaktadır. Bu durum ise malike aşırı bir külfet yüklemekte ve

kamu yararı ile malikin mülkiyetin hakkı arasında gözetilmesi gereken adil

dengeyi malik aleyhine bozmaktadır.

24. Dolayısıyla imar uygulaması sonucu

taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilmesi suretiyle getirilen kısıtlamaların

Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden başlamasına yol açan

itiraz konusu kuralla mülkiyet hakkına yapılan müdahale orantılı değildir.

25. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13.

ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Kural iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın

2., 5., 9. ve 36. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

...

28. 2942 sayılı Kanun'un geçici 11. maddenin

birinci fıkrasının iptal edilmesi nedeniyle itiraz konusu ikinci fıkranın

uygulanma olanağı kalmamıştır. Bu nedenle itiraz konusu kural 6216 sayılı

Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve

Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılmasına gerekgörülmemiştir."

18. Danıştay Altıncı Dairesinin 10/4/2014 tarihli ve

E.2011/5403, K.2014/3033 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...Kamu yararının gerekleri ile mülkiyet

hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengenin bozulduğundan ve mülkiyet

hakkının kullanımının belirsizliğe itildiğinden sözedilebilmesi için, imar

planının onaylanmasından sonra kamulaştırmanın ne kadar zaman içinde yapılması

gerektiğinin de belirlenmesi gerekmektedir.

Bugün itibarıyla, mevzuatta bu konuyu

düzenleyen açık bir düzenleme yer almamaktadır.

3194 sayılı Yasa'nın 13. maddesinin, Anayasa

Mahkemesinin 29.12.1999 tarihli, K:1999/51 sayılı kararıyla iptal edilen 3.

fıkrasında, imar planının onaylanmasından itibaren, beş yıl sonra müracaat

edildiğinde, umumi hizmetlere ayrılan alanlarda, hizmet ile ilgili yapıların

yapımından vazgeçildiğine dair görüş alınması şartıyla, taşınmaz maliklerine

bazı haklar tanınmıştır.

Diğer yandan, 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu'nun 23. maddesinde, kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden

itibaren beş yıl içinde,

kamulaştırma ve devir amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaması veya

kamu yararına yönelik bir ihiyaca tahsis edilmeyerektaşınmaz malın olduğu gibi

bırakılması şartıyla malike taşınmazını geri alma hakkı öngörülmüştür.

Görüldüğü üzere, yasa koyucu, mülkiyet hakkını

ilgilendiren konularda, idarenin beş yıl boyuncahareketsiz kalmasını, malikler

lehine bazı haklar doğması bakımından yeterli görmüştür.

Yasa koyucunun bu eğiliminin, uyuşmazlık

konusu olayda da kıyasen uygulanması hukuka ve hakkaniyete uygun olacağından,

imar planlarının onaylanmasından itibaren beş yıl geçmesine karşın, ilgili

idarelerce kamunun kullanımına ayrılan taşınmazların kamulaştırılmaması

durumunda, mülkiyet hakkının kullanımının belirsizliğe itildiğini, dolayısıyla,

kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil

dengenin bozulduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Bu kapsamda uyuşmazlık konusu olayda da

davacıların taşınmazlarının 2008 yılından itibaren imar planlarında

ağaçlandırılacak alan olarak ayrıldığı dikkate alındığında, söz konusu beş

yıllık sürenin geçtiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, davacıların başvurusu üzerine

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 10. maddesi hükmü uygulanmak suretiyle maliki

oldukları taşınmazın davalı belediyece imar programına alınması, bu program

dahilinde geciktirilmeksizin kamulaştırılması gerektiğinden, davacıların

kamulaştırma istemlerinin reddedilmesi yolunda tesis edilen işlemde hukuka

uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır..."

19. Danıştay Altıncı Dairesinin 6/12/2018 tarihli ve

E.2017/2384, K.2018/10135 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...Bu Kanunun ek 1 inci maddesinin

üçüncü fıkrası hükmü, bu madde kapsamında kalan taşınmazlara ilişkin dava ve

takipler hakkında da uygulanır.” hükmü yer almış, anılan maddeAnayasa

Mahkemesinin 28/03/2018 tarihli, E:2016/196, K:2018/34 sayılı kararıyla iptal

edilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davanın reddi yolundaki

ilk mahkeme kararının, Dairemizin anılan kararıyla, davacıya ait taşınmazın

15/02/1993 tarihli, 8 sayılı revizyon imar planında park alanında kaldığı,

planın yürürlüğe girmesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen davalı idarece

taşınmazın imar programına alınmadığı ve bunun sonucu olarak

kamulaştırılmadığı, taşınmazın imar programına henüz alınmaması nedeniyle,

davacının mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir zaman diliminde kısıtlandığı,

mülkiyet hakkının özünü zedeleyen uygulamaların İmar Kanununun 10. maddesine

açıkça aykırı olduğu hususu gözönüne alındığında, davacının 16.07.2007 gününde

davalı idareye başvurusu üzerine İmar Kanununun 10. maddesi hükmü uygulanmak

suretiyle söz konusu taşınmazın imar programına alınması gerektiği gerekçesiyle

bozulduğu, bozma kararı üzerine İdare Mahkemesince, Geçici 11. madde uyarınca

karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.

Bu durumda, Mahkeme kararının gerekçesini

oluşturan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Geçici 11. maddesinin Anayasa Mahkemesi

tarafından iptal edilmiş olması karşısında, Dairemizin bozma kararında yer alan

gerekçeler dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekmektedir.

Öte taraftan, davacıya ait taşınmazı kapsayan

uygulama ve nazım imar planlarının yargı kararıyla iptal edildiği görülmekte

olup taşınmazın bulunduğu alanın plansız kalıp kalmadığı, yeni plan yapılmış

ise taşınmaz üzerindeki kısıtlılık halinin devam edip etmediği hususunun da

değerlendirilmesi gerekmektedir...."

20. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin

10/5/2019 tarihli ve E.2019/840, K.2019/755 sayılı kararının ilgili kısımları

şöyledir:

"...Öte yandan Ankara Bölge İdare

Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 13/02/2018 gün ve E:2017/3585, K:2018/247

sayılı kararı ile uyuşmazlık konusu taşınmazın 'Küçük Sanayi Alanı' ve 'Resmi

Kurum' alanı kullanımında kaldığı anlaşıldığından Yenimahalle Belediye

Başkanlığı da husumete alınarak dosyanın tekemmülü sağlanmak suretiyle yeniden

bir karar verilmesi gerekmektedir.'' gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararı

kaldırılıp, yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesine

gönderilmesine karar verildiği, Ankara 1. İdare Mahkemesi 20/11/2018 günlü,

E:2018/1273, K:2018/2573 sayılı kararıyla kaldırma kararının gerekçesini

gözetmeden sadece Yenimahalle Belediye Başkanlığını da davalı konuma alarak,

aynı kararı verdiği anlaşılmıştır.

Bu durumda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanununun 45. maddesinde Bölge İdare Mahkemesi kararlarının kesin olduğu ve

kaldırma kararı doğrultusunda karar verileceğinin öngörülmesine ve İdare

Mahkemesince karar verildiği tarihten önce Anayasa Mahkemesi'nin 28/03/2018

günlü, E:2016/196, K:2018/34 sayılı kararıyla 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanununa 20/08/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 34. maddesiyle

eklenen geçici 11. maddenin iptal edilmesine rağmen İdare Mahkemesince Ankara

Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin kaldırma kararına uyulmayarak ve

geçici 11. maddenin iptal edildiği gözetilmeyerek yeniden aynı gerekçeyle

verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 10/3/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

22. Başvurucular; taşınmazlarının imar planında kamu hizmeti

alanına ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu müdahale

sebebiyle taşınmazlarını diledikleri gibi kullanamadıklarını belirtmişlerdir.

Başvurucular, taşınmazlarının kamulaştırılmamasının mülkiyet hakkının ihlaline

yol açtığını ifade etmişlerdir. Başvurucular bunun yanında dava sürecinde

yapılan yasal değişikliklerin geriye yürütülmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkı, eşitlik ilkesi ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini de ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

23. Anayasa’nın

"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular; mülkiyet hakkı dışında adil

yargılanma hakkı, eşitlik ilkesi ve hak arama özgürlüğünün de ihlal edildiğini

ileri sürmektedirler. Ancak somut olayda eşitlik ilkesinin ihlaline yol

açabilecek farklı muamelenin varlığı başvurucular tarafından

temellendirilmemiştir.

25. Diğer taraftan başvurucunun asıl şikâyetinin imar

uygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılması sebebiyle maliki olduğu

taşınmazdan dilediği gibi yararlanamadığına, taşınmazı kullanamadığına ve onu

tasarruf edemediğine yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucunun belirtilen

şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir.

27. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması ve bu süreçte

dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

28. Başvuruculara ait taşınmazlar muhtelif tarihlerde imar

planlarında yapılan değişikliklerle kamu hizmeti alanına ayrılmıştır.

Başvurucular, imar kısıtlılığı nedeniyle uzun yıllar taşınmazlarını

kullanamadıklarından ve buna rağmen kamulaştırma talebinin İdare tarafından

kabul edilmediğinden yakınmaktadır. Gerçekten de başvurucuların kamulaştırma

talebi İdare tarafından reddedilmiş, başvurucuların İdare aleyhine açtığı tam

yargı davaları da sonuçsuz kalmıştır. Derece mahkemeleri 2942 sayılı Kanun'a

eklenen geçici 11. madde gereğince ek 1. madde kapsamında kalan ve bu Kanun'un

yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarruf hakkı kısıtlanan taşınmazlar hakkında

da idareye tanınan beş yıllık sürenin Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten

itibaren başlayacağını belirterek davanın esası hakkında karar verilmesine yer

olmadığına karar vermiştir.

29. Bilindiği üzere 6745 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile 2942

sayılı Kanun'un geçici 11. maddesinde, ek 1. madde kapsamında kalan ve bu

maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tasarrufu hukuken kısıtlanan

taşınmazlar bakımından da söz konusu beş yıllık sürenin bu maddenin yürürlüğe

girdiği tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür. Ancak bu madde hükmü,

malike aşırı bir külfet yüklediği ve kamu yararı ile malikin mülkiyetin hakkı

arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi malik aleyhine bozduğu gerekçesiyle

Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun devamı sırasında 28/3/2018 tarihinde

iptal edilmiştir.

30. 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. maddenin yürürlüğe

girmesinden önceki yerleşik Danıştay içtihadında, imar planlarının

onaylanmasından itibaren beş yıllık süre geçmesine rağmen ilgili idarelerce

imar planlarında kamu hizmetine ayrılan taşınmazların kamulaştırılmamasının

mülkiyet hakkının kullanımında belirsizliğe yol açtığı kabul edilmiştir.

Danıştayın bu içtihadını anılan Kanun maddesinin iptaline ilişkin Anayasa

Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli kararından sonra da sürdürdüğü anlaşılmaktadır.

Gerek Danıştayın gerekse de İstinaf Mahkemelerinin 2942 sayılı Kanun'un geçici

11. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasını gözeterek

ilk derece mahkemelerince verilen kararları esas incelemesi yapılmak üzere

bozdukları görülmektedir (bkz. §§ 18-20).

31. Somut olayda ise başvurucular ilk derece mahkemelerince

verilen karar verilmesine yer olmadığına dair kararların istinaf ve temyiz

aşamasında onandığını ve bu nedenle etkin hukuki koruma sağlamadığını

belirterek bireysel başvuru konusu yargılamalar devam ederken başvuruda

bulunmuşlardır.

32. Ancak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara dayanak

olan Kanun maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği ve bu hususun

Danıştay ve istinaf mahkemelerince gözetilerek hüküm tesis edildiği dikkate

alınmalıdır. Buna göre başvurucular iddialarını dile getirdikleri istinaf veya

temyiz kanun yollarını tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvurucular, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

35. Bireysel başvurular sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.

maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a

geçici madde eklenmiştir.

36. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya

da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

37. Ferat Yüksel

(B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında

Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı

kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla

31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak

Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı

sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,

§§ 27-36).

38. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/3/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Kadir ÖZKAYA Selahaddin MENTEŞ Raportör : Umut FIRTINA Başvurucular : 1. Ahmet KAYGISIZ 2. Hüseyin GÜRSOY 3. Kenan KAYGISIZ Vekili : Av. Mehmet Erol ALSAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/5740, 10 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Mevzuat Hükümleri
  8. B. Yargı Kararları
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mülkiyet Hakkının
  11. B. Makul Sürede
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/5740
Tarih
10 Mart 2020

İlgili Kararlar

  • Ahmet Kağanarslan Başvurusu (B. No: 2017/25093)
  • B.k. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/31465)
  • Didar Adak Başvurusu (B. No: 2017/13215)
  • Arif İbiş Başvurusu (B. No: 2017/38326)
  • Mehmet Şirin Tekmenüray Başvurusu (B. No: 2017/20690)
  • Hatice Hatipoğlu Başvurusu (B. No: 2017/33867)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.