İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Korkmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/10265)

1. Başvuru, basın açıklaması yapmaları nedeniyle yargılanan ve

Başvuru No2014/10265Tarih10 Ocak 2018Okuma15 dk · 3.028 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Korkmaz Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
10 Ocak 2018
Başvuru Numarası
2014/10265
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.028 kelime·15 dk okuma·26 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, basın açıklaması yapmaları nedeniyle yargılanan ve

haklarında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen başvurucuların ifade

özgürlüğü ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvuruculardan İsmail Hakkı Tombul, olay tarihinde Kamu

Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) genel başkanıdır. Diğer

başvurucular ise KESK'e bağlı Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikasının (EĞİTİM-SEN) yöneticileridir.

10. Başvurucular 25/4/2007 tarihinde İstanbul Sultanahmet

Meydanı'nda bulunan İl Millî Eğitim Müdürlüğü binası önünde Eğitim Kurumları

Yöneticilerinin Atama Yönetmeliği ve ek ders ücreti ile ilgili bir basın

açıklaması yapmışlardır. Basın açıklamasında KESK Genel Başkanı da bir konuşma

yapmıştır. Başvurucular, başvuru formunda o yıl 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak

için başvuru yaptıklarını da belirtmişlerdir.

11. Başvurucular, megafonla yaptıkları açıklamalarda "1

Mayıs'ta Taksim'de olacaklarını" ifade etmişlerdir. Basın açıklaması

olaysız ve ihtarsız olarak sona ermiştir.

12. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 18/9/2007 tarihli iddianame

ile başvurucular hakkında halkı kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne

özendirmek veya kışkırtmak suçundan 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı

ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 27. maddesine göre cezalandırılmaları

talebiyle kamu davası açmıştır.

13. İddianamede ilk olarak 2911 sayılı Kanun'un 6. maddesinde

toplantı ve gösteri yürüyüşleri için güzergâhların mülki amirlerce

kararlaştırılarak halka duyurulacağı kuralının getirildiği hatırlatılmıştır.

Savcıya göre bu alanlar ve güzergâhlar dışında yapılan toplantı ve gösteri

yürüyüşleri kanuna aykırı olacaktır. Savcı daha sonra Taksim Meydanı'nın da

İstanbul Valiliğince yasaklanmış alanlardan olduğunu ve bu alanda gösteri

yapılmasının kanuna aykırı olacağını belirtmiştir. Savcı, başvurucuların

açıklamalarında ve dağıttıkları broşürlerde 1 Mayıs'ta Taksim'de halkın

toplanmasını istemelerinin halkı kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne

özendirmek veya kışkırtmak suçunu oluşturduğunu iddia etmiştir.

14. Kamu davası İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme)

görülmüştür. Mahkeme 16/12/2008 tarihinde başvurucuların beraatlerine

karar vermiştir. Mahkemekararında, yapılan

konuşmaların içeriği dikkate alındığında başvurucuların İşçi Bayramı'nı 1 Mayıs

günü Taksim Meydanı'nda kutlamak istediklerine dair düşünce ve ifadelerinin suç

oluşturmadığını ve yapılan açıklamanın düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında

olduğu değerlendirilmiş; bu nedenle suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına

karar verilmiştir.

15. Karar, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay 14/5/2013 tarihinde kararı bozmuştur. Yargıtay, ilk derece mahkemesi

kararından sonra yürürlüğe giren 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı

Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması

ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında

Kanun hükümleri gereğince başvurucuların hukuki durumunun yeniden takdir ve

tayininde zorunluluk bulunduğuna, kararın diğer yönlerden incelenmeksizin

öncelikle bu sebeple bozulmasınakarar vermiştir.

16. Mahkeme, bozma kararına uyarak 9/4/2014 tarihinde 6352

sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi gereğince kovuşturmanın ertelenmesine karar

vermiştir.

17. Başvurucular bu karara itiraz etmiş, İstanbul 4. Ağır Ceza

Mahkemesi 18/4/2014 tarihinde itirazı reddetmiştir.

18. Ret kararı 21/5/2014 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucular 16/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 2911 sayılı Kanun’un27. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Halka karşı, doğrudan doğruya veya ses yükselten veya ileten

herhangi bir alet veya araç ile söz söyleyerek veya seslenerek veya basılmış

veya çoğaltılmış veya elle yazılmış veya çizilmiş kağıtları duvarlara veya

diğer yerlere yapıştırarak veya dağıtarak veya benzeri araç ve yollarla halkı

Kanuna aykırı toplantı veya yürüyüşe özendirmek veya kışkırtmak yasaktır."

21. Aynı Kanun'un 34. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"27 nci

maddedeki yasağa aykırı hareket edenler toplantı ... vukubulmuş

olup da ilk emir ve ihtar üzerine dağıtılmış ise, fiil daha ağır bir cezayı

gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan dört yıla,

... kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

22. 6352 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkralarının ilgili kısmı şöyledir:

“(1) 31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın

yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup;

temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla

olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;

...

b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın

ertelenmesine,

...

karar verilir.

(2)

Hakkında ... kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen kişinin, erteleme

kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde birinci fıkra kapsamına

giren yeni bir suç işlememesi hâlinde, ... düşme kararı verilir. Bu süre

zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlenmesi hâlinde, bu

suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen

... kovuşturmaya devam olunur.”

B. Uluslararası Hukuk

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); başvurucunun

"kelle" ifadesini kullanmak suretiyle Atatürk'ün hatırasına hakaret

ettiği gerekçesiyle hakkında para cezasına hükmedildiği ve cezanın infazının

6352 sayılı Kanun hükümlerine göre ertelendiği bir başvuruda, cezanın infazı

ertelenmiş olsa bile başvurucunun ceza tehdidi altında olması nedeniyle

uygulanan tedbirin izlenen amaçla orantısız bir yaptırım teşkil ettiği sonucuna

ulaşmıştır. Bu nedenle AİHM, başvurucunun hakaret gerekçesiyle mahkûm

edilmesinin demokratik bir toplumda gerekli olmadığına karar vermiştir (Özçelebi/Türkiye, B. No: 34823/05, 23/6/2015, §

51).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 10/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucular; öğretmen ve aynı zamanda Sendika yöneticisi

olduklarından haklarını sıklıkla kullandıklarını, kovuşturmanın ertelenmesi

kararının psikolojik bir baskı yarattığını, hareket alanlarını daralttığını, bu

suretle adil yargılanma, ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme haklarının ihlal edildiğiniileri

sürmüşlerdir.

26. Bakanlık, adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim

hakkı ve masumiyet karinesine ilişkin olarak görüşlerini bildirmiştir.

Bakanlık, AİHM kararlarından örnekler vererek mahkemeye erişim hakkının

suçlanan kişiye davasının mutlaka devam etmesini isteme hakkı değil isnadın bir

mahkeme tarafından karara bağlanmasını isteme hakkı vereceğini ifade etmiştir.

Bakanlık; masumiyet karinesine ilişkin olarak ise 6352 sayılı Kanun'un yargı

hizmetlerinin hızlandırılması amacıyla hazırlandığını, kovuşturmanın

ertelenmesi kararının herhangi bir cezai veya suçlayıcı ifade barındırmadığını,

bu kararın mahkemeler ve savcılıkların talep ettikleri hâller dışında

başvurucuların adli sicil kayıtlarında yer almadığını ve masumiyet karinesini

zedeleyen bir durum meydana getirmediğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

27. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu

düzeni, ... amaçlarıyla sınırlanabilir.”

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru, başvurucuların basın açıklamasında

kullandıkları ifadeler nedeniyle haklarında kamu davası açılması ve yargılama

sonucunda kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesi nedenleriyle ceza tehdidi

altında bulunmalarına ilişkindir. Bu nedenle başvurucuların şikâyetlerinin

ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

30. Başvurucular, yaptıkları basın açıklamasında halkı kanuna

aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne özendirmek veya kışkırtmak iddiasıyla

yargılanmışlar; haklarındaki dava bir hükme bağlanmayarak ertelenmiş ve

başvurucular üç yıl denetim altına alınmıştır.

31. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında, yayımladığı

kitaplar nedeniyle hakkında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesiyle

yayınevi sahibi başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine müdahale edildiği

sonucuna varmıştır. Anayasa Mahkemesi, kovuşturmanın ertelenmesi kararı ile

yayınevi sahibi üzerinde kovuşturma tehdidinin devam ettiğini tespit etmiştir.

Anayasa Mahkemesi, yaptırıma maruz kalma endişesinin kişiler üzerinde kesintiye

uğratıcı bir etkisinin bulunduğuna işaret etmiş ve sonunda kişinin isnat edilen

suçlardan aklanma ihtimali bulunsa bile kişinin bu etki altında ileride

düşüncelerini açıklamaktan veya basın faaliyetlerini yapmaktan imtina etme

riski bulunduğu sonucuna varmıştır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi içtihadına

göre henüz mahkûm edilmemiş olsa bile ertelenen kovuşturmanın gelecekte yeniden

başlayabilme olasılığının başvurucularda stres ve cezalandırma endişesini devam

ettireceği kanaatine varılarak başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerine

müdahalede bulunulduğu kabul edilmiştir (Fatih

Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §§ 69-79; Ali Gürbüz ve Hasan Bayar, B. No:

2013/568, 24/6/2015, §§ 46-49; sonraki bir karar için bkz. İrfan Sancı, B. No: 2014/20168,

26/10/2017, §§ 43, 44).

32. Mevcut başvurudaki koşullar ile zikredilen Anayasa Mahkemesi

içtihatlarına konu başvurulardaki koşullar arasında esaslı bir farklılık

bulunmamaktadır. Zikredilen Anayasa Mahkemesi içtihadında konulan ilkeler

gözetildiğinde mevcut başvuruda, başvurucular hakkında henüz kesinleşmiş bir

mahkûmiyet kararı olmamasına rağmen Sendika yöneticileri olan başvurucuların bu

tür konuşma ve basın açıklamalarını sıklıkla yaptıkları ve bu nedenle ileride

de kovuşturmaya maruz kalma risklerinin bulunduğunun dikkate alınması gerekir.

Bu sebeplerle başvurucular hakkında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilerek

üç yıl denetim altına alınmalarının başvurucuların ifade özgürlüğüne yönelik

bir müdahale olduğunun kabul edilmesi gerekir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

33. Anayasa’nın 13. maddesininilgili

bölümü şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak

ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum

düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

34. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu itibarla sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

35. 6352 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin “kanunla

sınırlama” ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

36. Başvurucular hakkında kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin

kararın Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden “kamu

düzeni”ne yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve

meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

(3) Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

37. Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kez Anayasa'nın 26.

maddesinde yer alan ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu

temellerinden olduğunu ve toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu ifade etmiştir (Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, § 69; Ergün Poyraz

[GK], B: No: 2013/8503, 27/10/2015, §§ 33, 34; Bekir

Coşkun [GK], B. No:

2014/12151, 4/6/2015, §§ 34-36; Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §§

50-52).

38. Yine Anayasa Mahkemesi "demokratik toplum düzeninin

gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini önceki kararlarında

açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, bir toplumsal

ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde olmalıdır (Mehmet Ali Aydın, § 68; Bekir Coşkun, § 51; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51; Önder Balıkçı, B.

No: 2014/6009, 15/2/2017, § 37; Kemal Kılıçdaroğlu, § 50). Derece mahkemelerinin böyle

bir ihtiyacın bulunup bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir yetkisi

bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir (Önder Balıkçı, § 37).

39. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir

sınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-

temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No:

2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun, §§

53, 54; Kemal Kılıçdaroğlu,

§ 51; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Tansel Çölaşan, §§ 54, 55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72; Önder Balıkçı, § 38).

40. Anayasa'nın 26. maddesinin asli işlevi herkesin ifade

özgürlüğünü korumaktır. Bu özgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek araçlar

"söz, yazı, resim veya başka yollar" olarak ifade edilmiştir ve

"başka yollar" ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal koruma

altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın,

B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 43). Somut olaydaki gibi barışçıl gösterilerde

konuşma yapma veya basın açıklamasında bulunma özgürlüğünün ifade özgürlüğünün

ayrılmaz bir parçası olduğu konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır (Mehmet Ali Aydın, § 43).

41. Anayasa Mahkemesinin yapması gereken, başvuruya konu

müdahaleye olayın bütünlüğü içinde bakmak, keyfî uygulamalardan ve usulsüz

sınırlandırmalardan kaçınılması için barışçıl bir toplantıda yaptıkları basın

açıklamasında kullanılan ifadeler nedeniyle başvurucuların ceza tehdidi altında

kalmaya devam etmelerine yol açan kovuşturmanın ertelenmesi kararı vermek

suretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun ikna

edici gerekçelere dayanılarak gösterilip gösterilmediğini ve müdahalenin ölçülü

olup olmadığını belirlemektir.

(b) İlkelerin Olaya

Uygulanması

42. Başvurucular hakkında kovuşturmanın ertelenmesi kararı

verilmesine neden olan ifadeleri 1 Mayıs kutlamasının Taksim'de yapılacağını ve

Taksim'de olacaklarını belirtmeleridir. Öncelikle 1 Mayıs gününün ve bu hususla

bağlantılı olarak özellikle Taksim Meydanı'nın başvurucular ve temsil ettikleri

sendikalar bakımından önemi incelenmelidir.

43. Amerika Birleşik Devletleri'nde işçilerin 1 Mayıs 1886'dan

itibaren iş gününün sekiz saat olması için başlattığı mücadele ile başlayan

süreçte 1 Mayıs günü, Milletlerarası İşçi Kardeşliği Teşkilatının 1889'da

yaptığı Paris Kongresi'nde (II. Enternasyonalin I. Kongresi) işçilerin ortak

bayramı ilan edilmiştir. Yıllardır işçiler, sivil toplum kuruluşları ve

toplumun değişik kesimlerinin hükûmetlerden taleplerini dile getirdikleri 1

Mayıs günü,ülkemizde de 2009

yılından itibaren 22/4/2009 tarihli ve 5892 sayılı Kanun ile 17/3/1981 tarihli

ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun'da yapılan

değişiklikle "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kabul edilmiştir.

44. Halk arasında daha yaygın olarak kullanılan ismiyle 1 Mayıs

İşçi Bayramı’nın Taksim Meydanı’nda kutlanması hükûmetler ve kitleler arasında

yıllarca tartışma konusu olmuş, uzun süren yasağın 1976 yılında kalkmasından

sonra yapılan 1 Mayıs 1977 İşçi Bayramı'nda otuz dört kişinin hayatını

kaybetmesi nedeniyle Taksim Meydanı, 1 Mayıs kutlamalarında sembolik bir değer

ifade etmeye başlamıştır. Bu tartışmaların sonucu olarak günümüzde

"Taksim'de 1 Mayıs'ı kutlamak" sloganik ve

klişe bir söyleme dönüşmüştür.

45. Kamu makamları açısından ise geniş katılımlı toplantı ve

gösteri yürüyüşlerinin düzenlendiği 1 Mayıs günleri kamu makamlarının kamu

düzenini korumak için olağan zamanlara göre daha fazla önlem aldığı günlerdir.

Dolayısıyla böyle günlerde kamu düzeninin korunması amacıyla alınan önlemler

ile kişilerin temel haklarının çatışması kaçınılmaz olacaktır. Çatışan

yararların dengelenmesinde derece mahkemelerinin somut olayın özelliklerini

dikkate alarak bu yararlar arasında adil bir denge kurması gerekmektedir. Bunun

için de sınırlamaya ilişkin kararın gerekçesinin ulaşılmak istenen amaçla

ilgili ve yeterli olması şartı aranır.

46. Somut başvuruda öncelikle dikkate alınması gereken karar,

Yargıtay temyiz incelemesi sonucunda verdiği bozma kararıdır. Zira ilk derece

mahkemesi bozma kararı öncesinde başvurucuların beraatine

hükmetmiştir. Yargıtay sadece 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmiş olması

nedeniyle beraat kararını bozmuştur. Somut olayda Yargıtay kararında

başvurucuların temsil ettikleri meslek grubu ve statüleri ile bu grubun

atanmaları ve ek ders ücretleri ile ilgili taleplerini barışçıl bir şekilde

devam eden ve sona eren bir toplantıda dile getirdikleri dikkate alınmamıştır.

Yine 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanmasının başvurucular açısından ifade ettiği

sembolik değer ile başvurucuların 1 Mayıs'ta Taksim'de olacaklarına ilişkin

ifadelerinin bu hususta klasikleşmiş slogandan ibaret olduğu da gözetilmemiştir.

Dolayısıyla belirtilen hususlar birlikte değerlendirilerek ulaşılmak istenen

amaç olan kamu düzeninin korunmasına ilişkin olarak müdahalenin neden gerekli

olduğu yönünde ikna edici gerekçeler ortaya konulmamıştır.

47. Yukarıdaki tespitler ışığında halkı kanuna aykırı toplantı

veya yürüyüşe özendirmek veya kışkırtmak suçundan beraat eden başvurucuların

haklarında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmek suretiyle ifade

özgürlüklerinin sınırlanmasına ilişkin kararın gerekçesinin ilgili ve yeterli olduğu

söylenemez. Özellikle başvurucuların Sendika yöneticisi olmaları sebebiyle

ifade özgürlüklerini sıklıkla kullandıkları dikkate alındığında başvurucuların

kovuşturmaya tabi tutulma ve yeniden cezalandırılma riskinin denetim süresi

boyunca devam etmesi nedeniyle söz konusu müdahalenin ulaşılmak istenen

amaçlara uygun olmadığı ve dolayısıyla da demokratik toplum düzeninde gerekli

olmadığı kanaatine varılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

49. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

50. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

51. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

52. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

53. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 7 yıllık yargılama

süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

54. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

56. Başvurucular, manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

57. İfade özgürlüğü ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

58. İfade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 14. Asliye Ceza

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

59. İfade özgürlüğünün ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edilmesi nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 10.530 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İfade özgürlüğünün ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2013/306, K.2014/92) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvuruculara ayrı ayrı net10.530 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.980 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini

takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Yücel ARSLAN

Başvurucular

:

1. Ahmet

KORKMAZ

2. Hasan

TOPRAK

3. Dursun

YILDIZ

4. İsmail

Hakkı TOMBUL

5.

Nizamettin AKTEPE

6. Yunus

ÖZTÜRK

7. Nihat

DEDE

8. Haldun

ÖZKAN

9. Rıza

ZEYREK

Vekili

:

Av. Metin

İRİZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10265, 10 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin
  11. B. Makul Sürede
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. A. 1. İfade özgürlüğünün ihlal
  14. C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin
  15. D. Başvuruculara ayrı ayrı net10.530 TL manevi tazminat
  16. E. 206,10 TL harç ve 1.980 TL
  17. F. Ödemenin, kararın tebliğini
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet
  19. Necipoğlu
  20. Hakyemez
  21. Korkmaz
  22. Toprak
  23. Yıldız
  24. Öztürk
  25. Dede
  26. Özkan
  27. Zeyrek
  28. İriz
  29. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10265
Tarih
10 Ocak 2018

İlgili Kararlar

  • Bahar Fırat ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/9810)
  • Nuran Seslioğlu Başvurusu (B. No: 2014/13765)
  • Bedrettin Yalçin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16380)
  • Abdulkerim Tanış ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17621)
  • Hulisi Elmas Başvurusu (B. No: 2014/13607)
  • Ahmet Raha Pakkan Başvurusu (B. No: 2014/17994)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.