İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Raha Pakkan Başvurusu (B. No: 2014/17994)

1. Başvuru, özlük haklarına ilişkin olarak açılan davanın süre

Başvuru No2014/17994Tarih10 Ocak 2018Okuma18 dk · 3.570 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Raha Pakkan Başvurusu

Karar tarihi
10 Ocak 2018
Başvuru Numarası
2014/17994
R.G. Tarih ve Sayı
9/2/2018-30327
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.570 kelime·18 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, özlük haklarına ilişkin olarak açılan davanın süre

aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; yargılamanın uzun

sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/11/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı (THY)

bünyesinde kapsam dışı personel olarak genel müdür yardımcısı unvanı ile görev

yapmakta iken 2003 yılında emekli olmuştur.

9. Başvurucunun kıdem tazminatı, daha önceki yurt dışı

görevlerinde Kurumu zarara uğrattığı gerekçe gösterilerek 22.646,55 TL

tutarında kesinti yapılmak suretiyle 14/7/2003 tarihinde ödenmiştir. Başvurucu

15/7/2003 tarihinde kullanmadığı yıllık izinleri karşılığı olan ücretlerin

tarafına ödenmesi istemiyle THY nezdinde başvuruda bulunmuştur. Talebin

22/7/2003 tarihli işlemle reddi üzerine başvurucu, kıdem tazminatından resen

kesilen tutarın ve kullanmadığı yıllık izinlerinin karşılığı olan ücretin

tazmini için 1/10/2003 tarihinde Bakırköy İş Mahkemesinde dava açmıştır.

10. Bakırköy İş Mahkemesi 8/7/2004 tarihli kararıyla davayı

görev yönünden reddetmiştir.

11. Başvurucu, görevsizlik kararının kesinleşmesinin ardından

İstanbul 3. İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde aynı istemle dava açmıştır.

12. Mahkeme 28/3/2007 tarihli kararıyla, kıdem tazminatının

eksik ödendiğinin ödemenin yapıldığı 14/7/2003 tarihinde başvurucu tarafından

öğrenildiği ve buna göre 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu uyarınca altmış günlük dava süresi geçirildikten sonra 1/10/2003

tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesine yer vererek kıdem

tazminatına ilişkin istem yönünden davayı reddetmiştir. Kullanılmayan yıllık

izinlere karşılık gelen ücretin ödenmesi istemi yönünden ise Mahkeme,

uyuşmazlığın adli yargı kolunda görülmesi gereken niteliği haiz olduğu

gerekçesine yer vermek suretiyle görev yönünden ret kararı vermiştir.

13. Danıştay Onbirinci Dairesi (Daire)

31/3/2009 tarihli kararıyla, ilamın kıdem tazminatına ilişkin istem yönünden

süre aşımı nedeniyle davanın reddedilmesine dair kısmını onamıştır. Daire,

yıllık izinlere karşılık gelen ücretin tazmini istemi yönünden davanın görev

nedeniyle reddine ilişkin kısmını ise bozmuştur. Bozma gerekçesinde Daire,

özelleştirme kapsamında bulunan ya da bulunmayan kamu iktisadi teşebbüsleri

bünyesinde kapsam dışı personel statüsünde çalışanların kurumlarıyla aralarında

meydana gelen uyuşmazlıklar için idari yargının görevli olduğu yönündeki

Uyuşmazlık Mahkemesinin 1/3/1996 tarihli ve E.1995/1, K.1996/1 sayılı kararını

esas almıştır. Kısmen onama kısmen bozma kararına yönelik karar düzeltme istemi

Dairenin 8/12/2010 tarihli kararıyla reddedilmiş ve ilam, kıdem tazminatına

ilişkin olarak verilen davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair karar yönünden

kesinleşmiştir.

14. Yıllık izinlere karşılık gelen ücretin tazmini istemi

yönünden ise Mahkeme 8/6/2011 tarihli kararıyla bozma ilamına uymuştur. Mahkeme

2577 sayılı Kanun uyarınca idari yargıda dava açma süresinin altmış gün

olduğunu vurgulamıştır. Başvurucunun yıllık izin ücretlerine ilişkin ödememe

işlemini 22/7/2003 tarihinde öğrendiğini tespit eden Mahkeme, bu tarihten

itibaren altmış gün geçtikten sonra ilk kez 1/10/2003 tarihinde açılan davada

süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle ret kararı vermiştir.

15. Hüküm, Dairenin 20/9/2012 tarihli kararıyla onanmış ve karar

düzeltme istemi de 28/5/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

16. Başvurucu, nihai kararı 15/10/2014 tarihinde tebellüğ

ettikten sonra 13/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. İlgili Mevzuat

17. 2577 sayılı Kanun'un idari dava

türlerini belirleyen 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi şöyledir:

"1. İdari dava türleri şunlardır:

...

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, "

18. 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Dava

açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi

mahkemelerinde otuz gündür."

19. 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi

mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine

açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki

kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli

mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi

olarak kabul edilir."

20. 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi şöyledir:

"İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya

tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri

gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu

husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın

tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra

tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde

de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma

hakları saklıdır."

B. Yargı Kararları

21. Uyuşmazlık Mahkemesinin 1/3/1996 tarihli ve E.1995/1,

K.1996/1 sayılı ilke kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarında kapsam

dışı personel adı altında İş Yasası çerçevesinde çalıştırılan bir kesim

bulunmaktadır. Kapsam Dışı Personel deyimi uygulama alanına girdiğinde, Kanun

ve KHK.lerde yer almamakta, sendikalarla işveren

arasında aktedilen toplu iş sözleşmelerinde bahis

konusu edilmekte ve toplu iş sözleşmesinden yararlananlar “kapsam içi”

diğerleri de “kapsam dışı” olarak adlandırılmaktadır.

Kapsam dışı personel hakkında düzenlemeye 418

sayılı KHK.de yer verilmiş ise de bu KHK Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.

Daha sonra bu personelin 18.5.1994 gün ve 527 sayılı KHK.de ve 24.11.1994 gün

ve 4046 sayılı Yasa’da yer aldığı ve İş Yasası’na tabi olmasına rağmen kamu

personeli sayıldığı Yasa’nın sis­tematiğinden, yani bunlara Yasada memur ve

sözleşmeli personelle birlikte yer verilmesinden anlaşılmaktadır. Kapsam dışı

personel olarak belirlenen görev un­vanlarını taşıyanların kurumda belli bir

süre çalıştıktan sonra sendika ile ilişkisini kesen ve daha çok idareci niteli­ğindeki

personel olduğu, bu ayrımdaki amacın, bu kesimin, yetki ve ücretinin tayin ve

takdirinin idareye bırakılması ve statülerinin, aslî ve sürekli görevleri genel

idare esaslarına göre yürütülen personele yaklaştırılması olduğu

anlaşılmaktadır. Bu nedenle 4046 sayılı Yasa hükümlerinden, kapsam dışı

personelin de kamu personeli sayıldığı sonucu çıkmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, özelleştirme kapsamına

alınan kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarının özel hukuk tüzel

kişiliğine geçiş döneminde kamu kurumu olan vasıflarını tamamen yitirmemiş

oldukları, bu kurumlarda çalışan sözleşmeli ve kapsam dışı personelin kamu

personeli sayıldıkları, idare ile olan ilişkileri nedeniyle açılan davalarda,

işlemin yasaya ve hukuka uygun olup olmadığının incelenmesinin idari yargı

yerinin görevine girdiği..."

22. Danıştay Onikinci Dairesi

30/5/1995 tarihli ve E.1995/2819, K.1995/1335 sayılı kararıyla, THY bünyesinde

Genel Müdürlük emrinde görev yapan davacının hizmet sözleşmesinin feshine

ilişkin işlemin iptali ve tazminat istemiyle açılan davayı esastan hükme

bağlayan İstanbul 4. İdare Mahkemesi kararına yönelik görev itirazı içeren

temyiz başvurusunu reddetmiş ve kararı onamıştır.

23. Danıştay Onbirinci Dairesi

22/12/2009 tarihli ve E.2007/2678, K.2009/10942 sayılı kararıyla, THY

bünyesinde sivil savunma uzmanı olarak görev yapan davacının özlük haklarına

ilişkin olarak açtığı davayı esastan karara bağlayan Ankara 3. İdare Mahkemesi

kararını onamıştır.

24. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 3/3/2009 tarihli ve E.2008/18865,

K.2009/5806sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Memur ve sözleşmeli personel statü

hukukunu ilgilendirdiğinden, idare ile çıkacak olan uyuşmazlıklar iş

mahkemelerinde değil, idari yargı yerinde çözümlenmelidir. Uyuşmazlık

Mahkemesinin 1995/1 Esas 1996/1 Karar sayılı ilke kararında, özelleştirme

kapsamında olsun ya da olmasın Kamu İktisadi Teşebbüslerinde sözleşmeli

personel statüsünde çalışanların, kurumları ile olan ilişkilerinden doğan

anlaşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı olduğu kurala bağlanmıştır.

Yapılan

bu açıklamalara göre mahkemece gerekirse davacının şahsi dosyası getirtilmeli

ve sözleşmeli personel olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılmalıdır.

Davacının sözleşmeli personel olduğunun kabulü halinde davanın idare

mahkemesinde görülmesi gerektiğinden görev yönünden davanın reddine karar

verilmelidir. Eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup bozmayı

gerektirmiştir."

25. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2/4/2013 tarihli ve

E.2013/4825, K.2013/7026 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Somut olay ve Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 22.01.1996 tarihli ve

1995/1 esas, 1996/1 karar sayılı ilke kararı birlikte irdelendiğinde; davacının

kapsamdışı personel statüsünde olduğu, toplu iş

sözleşmesi dışında kalan kapsam dışı personel statüsündeki kamu personelinin

kurumları ile ilişkilerinden doğan her türlü özlük hakları ile görevine son

verilmesi sonucunu doğuran işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların görüm ve

çözümünde idari yargı yeri görevlidir. Görev hususu dava şartlarından olup,

yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır. Bu durumda,

yargı yolu sebebi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi

gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayı

gerektirmiştir."

26. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2/7/2013

tarihli ve E.2012/23643, K.2013/14982 sayılı kararıyla, THY bünyesinde görev

yapan davacının emekli keseneklerine ilişkin olarak açtığı davayı esastan

karara bağlayan Bakırköy 14. İş Mahkemesi kararını uyuşmazlığın idari yargının

görev alanına girdiği gerekçesiyle bozmuştur.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 10/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

28. Başvurucu, özlük haklarının tazmini için açılan davanın süre

aşımı gerekçe gösterilerek reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde

belirtilen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; tazminat ve

yeniden yargılama taleplerinde bulunmuştur.

1. Yargılama Sürecinin Kıdem Tazminatına

İlişkin Kısmı Yönünden

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular Anayasa Mahkemesince

incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 17).

30. Somut yargılama sürecinde kıdem tazminatına ilişkin kısım

yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine 28/3/2007 tarihinde karar

verilmiştir. Bu karar 31/3/2009 tarihinde Danıştay tarafından onanmış ve karar

düzeltme istemi de 8/12/2010 tarihinde reddedilmiştir. Bir başka ifadeyle

uyuşmazlık, kıdem tazminatına ilişkin kısım yönünden 23/9/2012 tarihinden önce

8/12/2010 tarihi itibarıyla kesin olarak sonuca bağlanmıştır. Buna göre ihlal

iddiasına konu yargılama sürecinin kıdem tazminatına ilişkin kısım yönünden

zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle incelenmesi mümkün değildir.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılama Sürecinin Yıllık İzin Karşılığı

Ücrete İlişkin Kısmı Yönünden

32. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının mahkemeye erişim

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

34. Başvurucu ayrıca, yıllık izin karşılığı ücretlerinin

ödenmesi isteminin reddine dair işlemde kanun yolları ve süresinin

gösterilmediğini; bu nedenle Anayasa'nın 40. maddesinin de ihlal edildiğini

ileri sürmüştür. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) adil yargılanma

hakkını düzenleyen 6. maddesinde ve etkili başvuru hakkını düzenleyen 13.

maddesinde, Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi

kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek

zorundadır." şeklinde bir güvence öngörülmemiştir. Anılan

hükümle devlete, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yollarına ve

mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtme yükümlüğü yüklenmiştir. Bu

itibarla Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının dışında kalan söz konusu

güvencenin bireysel başvuru kapsamında incelenemeyeceği anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasındaki güvence bireysel

başvuruda bağımsız bir güvence olarak ele alınamaz. Bununla birlikte bu durum,

başta mahkemeye erişim hakkı olmak üzere diğer hakların ihlal edildiğine

ilişkin iddialar incelenirken -Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği- anılan

hükmün dikkate alınmasına engel değildir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 32).

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

35. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun

değildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni

de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı ve

Hakkın Kapsamı

36. Anayasa'nın 36. maddesinin birici

fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada

bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye

erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz

uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının

madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., § 34).

37. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden fayadalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya

koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil

yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., § 35).

38. İdare mahkemeleri nezdinde açılacak davalar için süre sınırı

getirilmesi ve ayrıca ilk önce görevsiz yargı yerinde dava açılması durumunda

yine idari dava süresi içinde görevsiz yargı yerine başvurulmuş olması

koşuluyla idari yargıda yeniden açılan davanın görülmesine devam edilebilmesi

bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur.

39. Somut olayda özlük haklarına ilişkin davanın süre aşımından

reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahale oluşturduğu

anlaşılmaktadır.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

40. Anayasa Mahkemesi; bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya

mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını

önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

41. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki belirlilik

ilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancak mevzuatta

öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya

bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun

yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim

hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., § 38).

42. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

43. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

44. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1)Kanunilik

45. Başvurucunun açtığı tazminat davasının süresi içinde

açılmadığı gerekçesiyle reddedilmesine 2577 sayılı Kanun'un 7., 9., 11. ve 12.

maddelerinin dayanak olduğu görülmektedir. Bu kapsamda somut olayda

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının

mevcut olduğu anlaşılmıştır.

(2)Meşru Amaç

46. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvence

altına alınmıştır. Maddede, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama

nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması

mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni

öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu

kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama

nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan

kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir. Dava açma

hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir kısım düzenlemenin hak

arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın norm

alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancak bu sınırlamalar Anayasa'nın

13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz (AYM, E.2015/96, K.2016/9,

10/2/2016, § 10).

47. İdari işlemlerin sürekli bir biçimde dava açılma tehdidi

altında kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı, düzenli ve etkin biçimde

yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari işleme karşı yapılan başvurular

kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Diğer yandan dava ya da hukuki işlemler

için tanınan süreler, mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği

kalmayan, eksik ya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana

gelmiş olaylar hakkında karar vermelerini istemekle oluşabilecek

adaletsizliklerin önüne geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi önemli ve

meşru amaçlara hizmet eder (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., § 44). Somut uyuşmazlık ve uygulanan normlar

açısından da bu belirlemeden ayrılmayı gerektirecekbir

durum bulunmamaktadır.

(3)Ölçülülük

48. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.

maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye

erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.

49. Dava açma sürelerini düzenleyen, son derece karışık ve

dağınık olan bir mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumu mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir. Özellikle başvuru mercii ve süresi gösterilmeyen işlemlerle ilgili

davalarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye erişim hakkını

aşırı sınırlandıracak şekilde katı yorumdan kaçınmaları gerekir (Mohammed Aynosah, B. No: 2013/8896, 23/2/2016, § 40).

50. Somut olayın bireysel başvuruya konu edilmesi, tazminat

davasının ilk olarak adli yargı mercii önüne getirilmesi ve bu yapılırken de

altmış günlük idari dava süresinin geçirilmiş olması nedeniyle görev ret kararı

üzerine idari yargı merciinde yeniden açılan davanın süre aşımı yönünden

reddedilmesinden ileri gelmektedir. Bir başka ifadeyle başvurucunun davayı

süresinde açamamasının nedeni uyuşmazlığı daha uzun dava açma süresi öngörülen

görevsiz yargı yeri önüne idari dava süresini aşarak taşımasıdır. Bu noktada

irdelenmesi gereken husus, davanın doğru yargı yolunda açılmaması sonucu süre

aşımı yönünden ret kararı verilmesinde başvurucuya mahkemeye erişim hakkını

engelleyecek şekilde bir sorumluluk yüklenerek aşırı katı bir yorumda bulunulup

bulunulmadığıdır.

51. İdarenin işlemleri nedeniyle zarara uğrayanların idari yargı

kolunda tazminat davası açabilecekleri Anayasa ve 2577 sayılı Kanun hükümleri

uyarınca sabittir. Ayrıca kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarında

kapsam dışı personel olarak çalışan kişilerin kurumlarıyla aralarında meydana

gelen uyuşmazlıkların çözümünde hangi yargı kolunun görevli olduğu konusunda

çıkan ihtilaf üzerine Uyuşmazlık Mahkemesi 1/3/1996 tarihli ilke kararıyla

(bkz. § 22) anılan uyuşmazlıkların idari yargının görev alanı içinde kaldığını

tespit etmiştir. Görev konusunda verilen bu ilke kararının 12/6/1979 tarihli ve

2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 30.

maddesi uyarınca tüm yargı mercilerini bağladığı açıktır.

52. Diğer taraftan Yargıtay ve Danıştay tarafından muhtelif

tarihlerde verilen kararlara (bkz. §§ 23, 24, 25, 26, 27) bakıldığında bu

başvuruya konu uyuşmazlıkla benzer nitelikteki uyuşmazlıkların idari yargı

mercileri tarafından esastan karara bağlandığı görülmektedir. Bu bağlamda THY

bünyesinde kapsam dışı personel olarak görev yapmakta iken emekli olan

başvurucu tarafından özlük haklarına ilişkin olarak açılan davanın idari

yargının görev alanında olduğu hususunun dava açılmadan uzunca bir süre önce

yargı kararı ile tespit edildiğini ve uygulamanın bu yönde ilerlediğini söylemek

mümkündür.

53. Bu hâle göre başvurucunun özlük haklarına ilişkin olarak

açtığı davanın idari yargının görev alanında olduğu ve davanın görevsiz yargı

yerinde açılması durumunda da idari dava süresine ilişkin kısıtlamalara tabi

olduğu, mevzuat ve içtihat uyarınca belirsiz bir durum içermemektedir.

54. Bu durumda mahkemenin süre aşımından davanın reddedilmesine

ilişkin değerlendirmesinin aşırı şekilci (katı) olmadığı, mahkemeye erişimi

aşırı derece zorlaştırmadığı ya da imkânsız hâle getirmediği anlaşılmaktadır.

Diğer yandan somut olayda başvurulabilecek yargı yolunun ve süresinin 2577

sayılı Kanun ve ilgili yargı kararları uyarınca sabit olduğu, bu konudaki

hukuki durumun belirsizlik içermediği açıktır. Sonuç olarak başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna

varılmıştır.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

56. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

57. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

58. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

59. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

60. Anılan ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkate

alındığında yaklaşık 9 yıllık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna

varmak gerekir.

61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

62. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine kar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…”

63. Başvurucu, maddi ve 10.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

64. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

65. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya istemiyle bağlı kalınarak net 10.000 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

66. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucu maddi zarar ile makul sürede

yargılanma hakkının ihlali arasındaki illiyet bağı konusunda herhangi bir belge

sunmamış olduğundan maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

67. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılama sürecinin kıdem tazminatına ilişkin kısmı

yönünden ileri sürülen ihlal iddialarının zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan 2.186,10

TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 3. İdare

Mahkemesine (E.2011/12, K.2011/839) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Ahmet Raha PAKKAN

Vekili

:

Av. Bülent

PEKAND

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/17994, 10 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. İlgili Mevzuat
  8. B. Yargı Kararları
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mahkemeye Erişim
  11. B. Makul Sürede
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. A. 1. Yargılama sürecinin kıdem tazminatına ilişkin kısmı
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Necipoğlu
  17. Hakyemez
  18. Çakmak
  19. Pekand
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/17994
Tarih
10 Ocak 2018

İlgili Kararlar

  • Selçuk Kozağaçlı Başvurusu (B. No: 2014/10715)
  • Arif Altın Başvurusu (B. No: 2014/2170)
  • Oğulcan Büyükkalkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17226)
  • Muhammet Kaya Başvurusu (B. No: 2014/3110)
  • Kayalar Tekstil Brode San. Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/15911)
  • Özün Kanbay Başvurusu (B. No: 2014/5584)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.