İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Mandacı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/37933)

1. Başvuru; yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin

Başvuru No2017/37933Tarih30 Eylül 2020Okuma72 dk · 14.479 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Mandacı Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
30 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/37933
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

14.479 kelime·72 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin

hukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve sulh ceza

hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının; tutukluluk nedeniyle ifade ve örgütlenme özgürlükleri ile

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 7/11/2017, 2/2/2018, 1/6/2018 ve 7/12/2018

tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Kişi ve konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle

2018/4090, 2018/17329 ve 2018/36389 numaralı bireysel başvuru dosyalarının

2017/37933 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine; incelemenin

2017/37933 numaralı dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde

beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular, olay tarihinde avukat olarak görev

yapmakta olup Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesidir (Günay Dağ ve

diğerleri [GK], B. No: 22013/1631, 17/12/2015, § 11).

10. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/105607

soruşturma sayılı dosya ile başvurucular hakkında Devrimci Halk Kurtuluş

Partisi-Cephesi (DHKP-C) silahlı terör örgütü kurma veya yönetme ve silahlı

terör örgütüne üye olma suçlarından soruşturma başlatılmıştır.

11. Başvurucular Engin Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal,

Behiç Aşcı, Özgür Yılmaz, Barkın Timtik ve Ahmet Mandacı bu soruşturma kapsamda

12/9/2017 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmışlardır.

12. Başvurucular 20/9/2017 tarihinde Başsavcılıkta ifade

vermiş olup ifade alma işlemi sırasında başvurucuların müdafileri de hazır

bulunmuştur. Başvurucular ifadelerinde genel olarak suçlamaları kabul

etmemişlerdir. Başvurucular silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanmaları istemiyle aynı tarihte İstanbul Sulh Ceza Hâkimliklerine sevk

edilmişlerdir.

13. Başvurucular Engin Gökoğlu ve Aycan Çiçek'in

sorguları İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 20/9/2017 tarihinde

yapılmış, başvurucuların müdafileri de sorgu esnasında hazır bulunmuştur.

Başvurucular ifadelerinde isnat edilen suçlamaları kabul etmediklerini

belirtmişlerdir. Sorgu sonucunda başvurucuların silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanmalarına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:

"Soruşturma kapsamında ifadeleri

alınan tanıkların beyanları, arama ve el koyma tutanakları, şüpheli

savunmaları, teşhis tutanakları, internet tespit tutanakları, HTS inceleme ve

analiz sonucu, fotoğraflar ve diğer belgeler incelendiğinde; Amacı mevcut

anayasal düzeni silahlı halk ayaklanması ile yıkarak, yerine Marksist-Leninist

ilkelere dayalı komünist bir düzen kurmak olan DHKP/C terör örgütünün

yapılanmalarından birinin Halkın Hukuk Bürosu (HHB) olduğu, terör örgütünün üst

yönetimi olan Merkezi Komitenin talimatıyla kurularak faaliyet yürüttüğü, HHB

dahilinde faaliyet gösteren avukatların örgüt içerinde SPORCULAR kod ismi ile

anıldığı, bu hususun örgütsel bilgi ve dokümanlar, örgüt mensubu gizli tanık ve

itirafçı şüpheliler beyanları ile tespit tutanaklarından açıkça anlaşıldığı,

terör örgütünün hücre tipi yapılanması ve mensupların mutad iletişim

vasıtalarını kullanmaması gibi nedenlerde beyanlarının delil değeri olan,

konumlarının gereği şüphelilerin faaliyetleri hususunda bilgi sahibi olabilecek

konumdaki, ifadeleri alınan örgüt mensubu gizli tanıklar ile örgütün silahlı

kanadı olan Silahlı Propaganda Birlikleri (SPB) mensubu olup 7/7/2017 tarihinde

uzun namlulu, vahim nitelikte silahlar ve mühimmatlarla birlikte eylem yapmadan

önce yakalanan ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak örgüt faaliyeti ve

mensupları hakkında açıklamalarda bulunan şüpheli B.E.nin ifade teşhislerinden

HHB adı altında avukatlık faaliyeti icra eden şüphelilerin kuryelik yaptıkları,

örgüt içi iletişimi sağladıkları, örgütün yönetici kadrosundan aldıkları

talimatları tutuklu/hükümlü bulunan veya dışarıda faaliyet gösteren örgüt

mensuplarına ilettikleri, avukatlık mesleği ve hukuki yardımla ile ilgisi

olmayacak şekilde haklarında adli işlem yapılan münhasıran adı geçen örgüt

mensuplarını örgütsel gizliliğin ve faaliyetin deşifre olmaması, devamının

sağlanması amacıyla yönlendirdikleri ve talimat verdiklerinin anlaşıldığı,

Şüphelilerin Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/7527 Esas-2016/534 Karar ve

2/2/2016 tarihli ilamıyla terör örgütünün alt yapılanması kabul edilen 'Halk

Cephesi' imzalı bir çok eyleme iştirak ettiklerinin tespit edildiği, soruşturma

kapsamında 12/9/2017 günü İstanbul HHB binasında yapılan aramada örgütsel

nitelikte ve kurumun örgütle organik bağına dair delillerden biri olarak;

örgütün ölen lideri Dursun Karataş ve Halk Cephesi ibareli dokümanlar ile

'Faşizme Karşı Mücadelede Gizli Gruplar' ibaresi bulunan el kitapçığının

bulunduğu, kitapçığın incelenmesinde illegal alan içerisinde faaliyet yürüten

örgüt mensuplarının nasıl davranmaları gerektiği hakkında bilgilerin olduğu

(izlenmemek için nasıl hareket etmeleri, zulalama *not ve doküman saklama,

istihbarat *eylem yapılacak yeri araştırma, eyleme giderken araç temini,

silahlı eğitim ve hazırlanan molotofların nasıl ve nerede denenebileceği,

örgütlenme, ev kiralama, kod isim kullanımı v.b), kitabın 20. sayfası 3.

paragrafında 'Sürecimizin insan tipi E., M., A., E., Ş. ve B.de somutlanmıştır.

Onların pratikleri nasıl bir sürecin içinde olduğumuzu ve sürecin bizden

beklediklerini özetliyor.' yazdığı bu şekilde şüphelilerin terör örgütünün

yapılanması HHB bünyesinde terör örgütüne organik bağlı olarak, çıkar ve

amaçları doğrultusunda süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren

faaliyetlerde bulunarak üzerilerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma

suçunu işledikleri yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

deliller bulunduğu, yüklenen suçun yasada öngörülen ceza miktarı, işlendiği

iddia edilen suçun önemli ve ciddi sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle

tutuklama nedenin 'Kanun gereğince' var sayıldığı, Nitekim Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi içtihatları ve 6352sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 100 ve

devam eden maddeleri uyarınca şüphelilerin tutuklanmaların engel bir hallerinin

(tutuklama yasağı ve yargılama engeli bulunmaması hali gibi) bulunmadığı,

alması muhtemel ceza göz önüne alındığında kaçma şüphelerinin bulunduğu,

soruşturmanın henüz tamamlanmaması (şüphelilerden elde edilen dijital verilerin

henüz çözülmediği) nedeniyle şüphelilerin delilleri yok etme, gizleme, tanıklar

üzerinde baskı oluşturma şüphesinin bulunduğu, İşin önemi, verilmesi beklenen

ceza veya güvenlik önlemi değerlendirildiğinde, Türkiye Cumhuriyeti

Anayasasının 13. Maddesinde ifade olunan 'ölçülülük' ilkesi uyarınca, daha

hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının bu aşamada

soruşturmaya konu suç ve bu şüpheliler açısından 'yetersiz' kalacağı ve amaca

hizmet etmeyeceği kanaatine varılarak şüpheliler ve şüpheliler müdafilerinin

serbest bırakılma istemlerinin REDDİ ile şüpheliler Engin Gökoğlu, N.D., S.G.

ve Aycan Çiçek'in üzerlerine atılı olan silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan 5271 sayılı CMK’nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı

tutuklanmalarına ...

[karar verildi.] "

14. Başvurucu Aytaç Ünsal'ın sorgusu İstanbul 13. Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından 20/9/2017 tarihinde yapılmış, müdafileri de sorgu

esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde isnat edilen suçlamaları

kabul etmediğini belirtmiştir. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili

bölümü şöyledir:

"Şüpheliler E.T., Aytaç

Ünsal, Z.Ö. ve Y.E.nin üzerine atılı DHKP-C silahlı terör örgütüne üye olmak

suçundan yapılan incelemede tanık ifadesi, gizli tanıklar beyanı Halkın Hukuk

Bürosu isimli örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda sadece örgüt mensuplarına

hizmet ettiğine dair ifadeler ve aynı zamanda usulüne uygun Hakimlik kararı

gereğince büroda ve bu büroya müdahil bürolarda ele geçirilen çeşitli

çatışmalarda operasyon neticesinde etkisiz hale getirilen örgüt mensuplarının

propagandasını içerir dergi, ajanda, resimli takvimler ve örgütün kurucu lideri

olan D.K.nın fotoğraflarını içerir dökümanların ele geçirildiği aynı zamanda

M.S.K. Cumhuriyet savcısının şehit edilmesi olayına karışan DHKP-C örgüt

militanı Ş.Y.nin yırtarak imha etmeye çalıştığı Halkın Hukuk Bürosu isimli blok

notun birleştirilerek gerekli incelemelerin yapıldığı ve içeriğinde şüpheli

E.T. isminin olduğu ve aynı zamanda gizli tanık ifadelerinden anlaşılacağı

üzere özellikle E.T.nin HHB'de en etkili avukatlardan birisi olduğu ve HHB

içerisinde faaliyet gösteren avukatların SPB içerisinde örgüt mensupları ile

irtibatlı olduğu belirtildiği aynı zamanda HHB avukatlarına ilişkin yürüyüş

dergisi isimli örgütün propagandasını yoğun bir şekilde işleyen ve bu yapıya

ait olduğu anlaşılan dergiler M.S.K. savcının şehit edilmesinin ardından

16/8/2015 tarihli demokrasi sosyalizm için yürüyüş isimli yazıda M.S.K.nın

örgüt üyeleri tarafından başına silah dayanmış şekilde fotoğraflarının

paylaşıldığı ve içeriğinde ey AKP iktidarı ey E. o bakmaya dayanamadığınız

fotoğraf iktidarınızın adaletsizliğinizin resmidir, değil 18 gazeteciye

memleketin bütün gazetecilerine dava açsanız yine susturamazsınız şeklinde

Halkın Hukuk Bürosunun siyasi ve tehdit vari ifade ve söylemlerinin olduğu,

örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda hareket ettiği, tanık anlatımları ve

gizli tanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere HHB avukatlarının örgüt

yöneticilerinin talimatları ile özellikle gözaltına alınıp örgüt üyeliği ile

işlem yapılan şüphelilerin gözaltı sırasında örgüt üyelerinin deşifre

edilmemesi veya bir takım delillerin ortaya çıkmaması ve örgütün genel gözaltı

işlemlerindeki hukuksuzluk iddiaları ile ilgili ortak tavır takınmaları isteyip

aynı zamanda ceza evinde olan örgüt üyelerine de aynı talimatların iletildiği

somut olarak tanık ifadelerinden anlaşılacağı üzere şüpheli Y.E.nin örgüt

üyelerine silahın saklanmasıyla ilgili talimatlarının verildiğinin belirtildiği

şüpheli Aytaç Ünsal'ın Halkın Hukuk Bürosu isimli örgütün bir yapısı olan

yerler etkin konumda olduğu ve Aytaç Ünsal'ın yurt dışı merkez komiteye

faaliyetlerle ilgili rapor yazarak örgütün vermiş olduğu talimatlar

doğrultusunda kuryelik yaptığı belirtildiği ve aynı zamanda dosyadaki fotoğraf

ve tespitlerden anlaşılacağı üzere örgüt kurucu lideri olan D.K. isimli şahsın

devrimi onsuz ama onunla yürüyeceğiz şeklindeki örgütsel toplantıya konuşmacı

olarak katıldığı ve Halkın Hukuk Bürosu isimli pankartın arkasında B. için

adalet istiyoruz şeklinde ki örgütsel propaganda içeren gösterilere katıldığı

belirlendiği, diğer şüphelilerinde tanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere HHB

bünyesi içerisinde yer aldığı ve örgüt yöneticileri ile irtibatlı olduğu süreklilik

ve devamlılık arz eder mahiyette örgüt üyelerine hukuki destek verdikleri ve

tanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere başka dosyalara girmedikleri aynı

zamanda diğer şüphelilerinde örgütsel mahiyette olabilecek gösterilere

katıldıkları anlaşılmakla atılı örgütün üyesi olduklarını gösterir aynı zamanda

Halk cephesi olduklarını gösterir ve internet üzerinden örgüt militanları ile

birlikte silahlı resim ve fotoğrafların paylaşıldığı ve altında gözaltına

alınan avukatların yanındayız şeklinde örgüt tarafından şüpheli avukatların

korunduğu ve sahiplenildiği, Yargıtay 16. Ceza dairesinin 2/2/2016 tarihli

2016/534 sayılı kararı ile Halk cephesinin DHKP-C'nin alt birimi olduğunun

anlaşıldığı ve Halkın sitesi diye belirtilen örgüte ait olduğu anlaşılan

internet sitesinde de benzer paylaşımların olduğu ve ikitellideki bir binaya da

benzer mahiyette bir pankartın asıldığı aynı zamanda şüphelilerden E.T. ve

şüpheli Aytaç Ünsal'ın örgüt adına basın açıklaması yaptıkları hususları ve

devam eden fiiller hep beraber değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösterir somut olguların mevcut olduğu dosyanın özellikle tanıkların

bilgilerini somut olarak teyit edilmesi ve diğer irtibatlarının ortaya

çıkartılması yönünden soruşturmanın devam ettiği ve aynı zamanda gizli

tanıkların ayrıntılı beyanlarının söz konusu olması nedeniyle tanıklara baskı

girişiminde bulunma ihtimalinin söz konusu olduğu aynı zamanda işlem yapılan 2

avukatın halen firar olduğu bu nedenle delillerin karartılma ihtimalinin söz

konusu olduğu, söz konusu örgütün hücresel yapılanma içerisinde olup bir takım

silahlı eylemlere katıldığı ve atılı suçun ceza miktarı ve yapısı dikkate

alınarak tutuklamanın ölçülü olduğu kanaatiyle ve belirtilen gerekçelerle adli

kontrol tedbirlerinin bu aşama yetersiz kalacağından şüphelilerin ayrı ayrı

tutuklanmalarına ...

[karar verildi.] "

15. Başvurucular Özgür Yılmaz, Barkın Timtik ve Behiç

Aşcı'nın sorgusu İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 21/9/2017

tarihinde yapılmış, başvurucuların müdafileri de sorgu esnasında hazır

bulunmuştur. Başvurucular ifadelerinde isnat edilen suçlamaları kabul

etmediklerini belirtmişlerdir. Sorgu sonucunda başvurucuların silahlı terör

örgütü kurma veya yönetme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından

tutuklanmalarına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:

"... şüpheliler hakkında DHKP-C

silahlı terör örgütünün yöneticisi ve üyeleri oldukları iddiasıyla soruşturma

başlatıldığı, amacı mevcut anayasal düzeni silahlı halk ayaklanması ile

yıkarak, yerine Marksist-Leninist ilkelere dayalı komünist bir düzen kurmak

olan DHKP/C terör örgütünün yapılanmalarından birinin Halkın Hukuk Bürosu (HHB)

olduğu, terör örgütünün üst yönetimi olan Merkezi Komitenin talimatıyla

kurularak faaliyet yürüttüğü, HHB dahilinde faaliyet gösteren avukatların örgüt

içerinde Sporcular kod ismi ile anıldığı, bu hususun örgütsel bilgi ve

dokümanlar, örgüt mensubu gizli tanık ve itirafçı şüpheliler beyanları ile

tespit tutanaklarından açıkça anlaşıldığı, ... ifadeleri alınan örgüt mensubu gizli

tanıklar ile örgütün silahlı kanadı olan Silahlı Propaganda Birlikleri (SPB)

mensubu olup 7/7/2017 tarihinde uzun namlulu, vahim nitelikte silahlar ve

mühimmatlarla birlikte eylem yapmadan önce yakalanan ve etkin pişmanlık

hükümlerinden faydalanarak örgüt faaliyeti ve mensupları hakkında açıklamalarda

bulunan şüpheli B.E.nin ifade teşhislerinden HHB adı altında avukatlık

faaliyeti icra eden şüphelilerin kuryelik yaptıkları, örgüt içi iletişimi

sağladıkları, örgütün yönetici kadrosundan aldıkları talimatları

tutuklu/hükümlü bulunan veya dışarıda faaliyet gösteren örgüt mensuplarına

ilettikleri, avukatlık mesleği ve hukuki yardımla ile ilgisi olmayacak şekilde

haklarında adli işlem yapılan münhasıran adı geçen örgüt mensuplarını örgütsel

gizliliğin ve faaliyetin deşifre olmaması, devamının sağlanması amacıyla

yönlendirdikleri ve talimat verdiklerinin anlaşıldığı, HHB ile terör örgütü

arasındaki organik bağa dair önemli delillerden biri olarak; 31/03/2015

tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosunda görevli

Cumhuriyet Savcısı M.S.K.nın örgüt mensupları Ş.Y. ve B.D. tarafından rehin

alınarak şehit edilmesi eylemi kapsamında örgüt mensuplarından Ş.Y.nin cesedi

üzerinde yapılan ölü muayene ve otopsi işlemi sırasında ceket cebinde bulunan çıkan,

HHB ile örgüt arasındaki organik bağı gizlemek amacıyla yırtılarak (34) parçaya

ayrılmış kağıt parçalarının birleştirilerek hazırlanan İstanbul Adli Tıp

Kurumu'nun 10/4/2015 tarih ve 2015/30865/3371 sayılı raporuna göre; kağıt

parçasının ön yüzünde 'Halkın Hukuk Bürosu', arka yüzünde "Avukat A.Ç.,

Avukat E.T., Avukat G.D., Avukat O.A., Avukat Ş.E.' ve TC. kimlik numaraları

yazılı kağıt parçaları olduğunun tespit edildiği, soruşturma kapsamında

12/9/2017 günü İstanbul HHB binasında yapılan aramada örgütsel nitelikte ve

kurumun örgütle organik bağına dair delillerden biri olarak; örgütün ölen

lideri D.K. ve Halk Cephesi ibareli dokümanlar ile 'Faşizme Karşı Mücadelede

Gizli Gruplar' ibaresi bulunan el kitapçığının bulunduğu, bu kitapçıkta İllegal

alan içerisinde faaliyet yürüten örgüt mensuplarının nasıl davranmaları

gerektiği hakkında bilgilerin olduğu (İzlenmemek için nasıl hareket etmeleri,

zulalama not ve doküman saklama, İstihbarat eylem yapılacak yeri araştırma,

eyleme giderken araç temini, Silahlı eğitim ve hazırlanan Molotofların nasıl ve

nerede denenebileceği, örgütlenme, ev kiralama, kod isim kullanımı v.b),

benzeri konuların anlatıldığı kitapçığın baştan sona örgütsel eğitim amaçlı

illegal faaliyetlerden bahsettiğinin tespit edildiği, ayrıca örgütün mensupları

olan E.D., M.K., E.Ş., E.S.K., Ş.Y. ve B.D.nin katıldıkları eylemlerin

anlatıldığı, ... şüpheliler Behiç Aşçı ve E.Ç.nin terör örgütünün yapılanması

HHB bünyesinde terör örgütüne organik bağlı olarak, çıkar ve amaçları

doğrultusunda süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyetlerde

bulunarak 'üye' konumunda oldukları, idelojik olarak eğitici ve yönlendirici

nitelikte faaliyette bulunarak faaliyetlerinin vasfı gereği yönetici konumunda

bulunmasalar da sair örgüt mensuplarından farklı olarak 'özel görevi haiz'

konumda bulundukları ve üzerilerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

suçunu işledikleri, şüpheliler Barkın Timtik ve Özgür Yılmaz yönünden; örgüt

mensuplarının teşhis ve beyanlarına göre şüpheli Özgür YILMAZ'ın Okmeydanı, Gazi,

Nurtepe ve Armutlu mahalli alanlarında Halk Meclisi çalışmalarını bizzat

yürüttüğü, örgütün mahalli alanlarında bulunan Halk Meclisleri yapılanmasının

genel sorumlusu olduğu, şahsi evrakındaki Halk Meclisi eylemlerine ilişkin

tespitlerin aleyhindeki ifade ve teşhislerle uyumlu olduğu, şüpheli Barkın

TİMTİK'in ise örgütün özel önem verdiği Armutlu Mahallesinde tek tek evleri

gezerek yıkımlara karşı örgüt propagandası yaptığı, DHKP/C terör örgütünün

Türkiye Komitesinin altında bulunan Genel Komite içerisinde faaliyet yürüttüğü,

bu şekilde terör örgütüne organik şekilde bağlı olarak süreklilik, çeşitlilik

ve yoğunluk gösteren faaliyetlerde bulundukları, ayrıca örgütün amacına uygun

biçimde işleyişini sağlayan, örgüt üyelerine görev veren, emir ve idare yetkisine

sahip olan konumlarına göre örgüt faaliyetlerini düzenleme ve görevlendirme

yetkisini haiz 'yönetici' vasfında oldukları ve üzerilerine atılı 'Silahlı

Terör Örgütü Yöneticisi Olma' suçunu işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesi

ve delillerin bulunduğu ...

Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme

suçundan şüpheliler Barkın Timtik ve Özgür Yılmaz, silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan şüpheli Behiç Aşcı'nın üzerlerine atılı suçun niteliği, mevcut

delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin varlığı,

atılı suçun yasada öngörülen cezasının üst sınırı, atılı suçun katalog

suçlardan olması nazara alınarak bu aşamada adli kontrol hükümlerinin

uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK' nun 100 ve devamı

maddeleri uyarınca şüphelilerin ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.] "

16. Başvurucular tutuklama kararına itiraz etmiş,

İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği 16/10/2017 tarihinde itirazın kesin olarak

reddine karar vermiştir.

17. Anılan karar başvuruculara 31/10/2017 tarihinde

tebliğ edilmiş ve başvurucular Özgür Yılmaz, Barkın Timtik ve Behiç Aşcı'nın

müdafilerince 7/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

18. Başvurucu Ahmet Mandacı'nın sorgusu İstanbul 11. Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından 21/9/2017 tarihinde yapılmış, müdafileri de sorgu

esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde isnat edilen suçlamaları

kabul etmediğini belirtmiştir. Sorgu sonucunda başvurucunun tutuklanma

talebinin reddine ve hakkında adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına karar

verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:

"... Şüpheli Ahmet Mandacı'nın

üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması talep

edilmiş ise de şüphelinin üzerine atılısuç ile ilgilimevcut delil durumu,

şüphelinin sabit ikametgah sahibi oluşu dikkate alındığında şüphelinin bu

aşamada tutuklanmasının ağır bir tedbir olacağı kanaatine varıldığından

İstanbul C.Başsavcılığı'nın şüpheli Ahmet Mandacı hakkındaki tutuklama

talebinin reddine

[karar verildi.] "

19. Başvurucu Ahmet Mandacı'nın tutuklama talebi

reddedilerek hakkında adli kontrol hükümleri uygulanmasına ilişkin verilen

karara Başsavcılıkça yapılan itiraz üzerine İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliğince

22/9/2017 tarihinde başvurucu hakkında yakalama kararı verilmiştir.

20. Anılan karar üzerine 29/9/2017 tarihinde başvurucu

Ahmet Mandacı gözaltına alınmıştır. İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğince

30/9/2017 tarihinde yapılan sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne

üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü

şöyledir:

"Şüpheli Ahmet Mandacı'nın üzerine

atılı 5237 sayılı TCK nun 314/2 maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne

üye olma suçunu işlediğine ilişkindosya içerisinde mevcut beyanı, deliller ve

tutanaklar değerlendirildiğinde şüphelinin 19/8/2016 günü İstanbul Adalet

Sarayında diğer 4 avukatla birlikte hakkında işlem yapıldığı, ardından serbest

bırakıldığı, gene 2013 yılında Halkın Hukuk Bürosunda faaliyet gösteren

avukatların göz altına alınması sonucu şüpheli Ahmet Mandacı'nın bu örgüt

mensuplarıyla görüşme sağladığı (DHKPC) terör örgütü içerisinde faaliyet

gösteren İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/93908 sayılı dosyasında

yapılan operasyonda yakalanmak istendiği esnada güvenlik görevlileriyle çıkan

çatışmada ölü ele geçirilen G.Ö. cenaze törenine katıldığı, bu şekilde

şüphelinin örgüt üyesi olarak ölen ve öldürülen kişilere ait cenaze

törenlerinde yer aldığına ilişkin, tanık beyanları, belgeler, dosya içerisinde

mevcut diğer tutanaklar, şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüne üyelik

suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesine ilişkin somut delillerin

bulunduğu, şüphelinin üzerine atılı suçun CMK 100-3 maddesinde sayılan katolog

suçlardan olması nedeniyle tutuklama sebebinin var sayıldığı, tüm delillerin tamamen

toplanmamış olması nedeniyle şüphelinin delilleri yok etme, yer değiştirme,

tanıklar üzerinde baskı yapma girişiminde bulunma ihtimali ve bu suç için ceza

kanununda ön görülen cezanın miktarı dikkate alındığında adli kontrol

tedbirleri yeterli görülmeyerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin

kabulü ileşüphelinin CMK 100 ve devamı maddeleri uyarınca tutuklanmasına ... [karar verildi.] "

21. Başvurucu Selçuk Kozağaçlı aynı soruşturma kapsamında

8/11/2017 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıştır. Başvurucu 13/11/2017

tarihinde Başsavcılıkta ifade vermiş; ifade alma işlemleri sırasında

başvurucunun müdafileri de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadelerinde genel

olarak suçlamaları kabul etmemiş, ÇHD üyesi bir avukat olduğunu belirterek

suçlamaların bu faaliyetleri nedeniyle isnat edildiğini savunmuştur. Başvurucu

aynı tarihte silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle

İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.

22. Başvurucunun sorgusu İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği

tarafından aynı tarihte yapılmış, müdafileri de sorgu esnasında hazır

bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini

belirtmiştir. Sorgu sonucunda başvurucu Selçuk Kozağaçlı'nın silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili

bölümü şöyledir:

"Şüphelinin üzerine atılı Silahlı

Terör Örgütüne (DHKP/C) Üye Olma suçundan tutuklanması talep edilmekle;

şüphelinin terör örgütünün yapılanması HHB bünyesinde terör örgütüne organik

bağlı olan çıkar ve amaçları doğrultusunda süreklilik, çeşitlilik ve yoğnluk

gösteren faaliyetlerde bulunarak üye konumunda bulunduğuna, ideolojik olarak

eğitici ve yönlendirici faaliyette bulunarak, faaliyetlerinin vasfı gereği

yönetici konumunda bulunmasada sair örgüt mensuplarına farklı olarak özel

göreve haiz konumda olduğu, şüpheli B.E.nin alınan diğer ifadeler ile örtüşecek

şekilde şüphelinin terör örgütünün genel komitesi içerisinde görev aldığı, kod

isminin Odtülü olduğu, örgüt tarafından kendisine muhabere amacıyla gönderilen

SD kart içerisinde şifreli kartlardan HBB dahilinde faaliyet gösteren

avukatların her hangi bir sorun veya sıkıntı ile karşılaştıklarında şüpheliye

danıştıklarına ve şüphelinin örgütün yurtdışında bulunan merkezi komitesi ile

yazışma yapan şahıslar olduğuna dair tespitler, gizli tanık G.nin HHB'nin en

önemli ve üst sorumlusu olarak Selçuk Kozağaçlı'nın olduğuna dair beyanı, gizli

tanık İ.K.nin Halkın Hukuk Bürosunda faaliyet gösteren avukatlar arasında

Selçuk Kozağaçlı'nın da bulunduğuna dair beyanı, şüphelinin gözaltına alınma

aşamasından savcılık aşamasında olan sürece ilişkin olarak örgütün el kitabında

yazan şekillere riayet ettiğine ilişkin tespitler, dosya kapsamındaki

fotoğraflar, şüpheli ile ilgili bilgi notları birlikte değerlendirildiğinde;

şüphelinin üzerine atılı suçu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğu, atılı suçun vasıf ve mahiyeti ile kanunda öngörülen cezasının alt ve

üst sınırı değerlendirildiğinde, kaçma ve saklanma ihtimalinin yüksek olduğu,

bu nedenle bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz

kalacağı, bu doğrultuda tutuklamanın ölçülü olduğu kanaatine varılarak CMK'nın

100 ve devamı maddeleri gereğince şüphelinin... [karar verildi.] "

23. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, İstanbul

11. Sulh Ceza Hâkimliği 24/11/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine

karar vermiştir.

24. Başvurucu Yaprak Türkmen ise yine aynı soruşturma

kapsamda 18/12/2017 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıştır.

25. Başvurucu, İstanbul Emniyet Müdürlüğünde ifade

vermiş; ifadesinde genel olarak suçlamayı kabul etmemiştir. Başsavcılık,

başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle

20/12/2017 tarihinde İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

26. Başvurucunun sorgusu aynı tarihte İstanbul 5. Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından yapılmış, müdafileri de sorgu esnasında hazır

bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle isnat edilen suçlamayı kabul

etmediğini belirtmiştir. Savunmasının ilgili bölümü şöyledir:

"...Halkın Hukuk Bürosu iki katlı

büyük bir bürodur, ben alındığım gün orada kalıyordum, daha önce de baskın

yapılmıştı, baskının yapıldığı dönemde de bahsettiğiniz şekilde bazı deliller

çıkmıştı, bir önceki baskında da yasa dışı olduğu iddia edilen kitaplar

bulunmuştu, bu büroda büyük bir kütüphane var, orada da birçok kitap var, yasa

dışı olduğu iddia edilen kitaplarda burada bulunmuştur, ben avukatlık faaliyeti

yapıyorum, ceza davalarına bakıyorum, çokça hukuk davalarına da bakıyorum, bir

önceki aramada da bu tip deliller vardı ancak ben orada olmama rağmen gözaltına

alınmadım, o tarihten sonra da normal bir şekilde avukatlığıma devam ettim,

bulunan kaşelerden de haberim yoktur, büroda siyasi davaların avukatlığı

yapıldığı için söylemiş olduğunuz kitaplar büroda bulunmaktadır, bu tip

kitaplar çokça vardır, bunlar sıradan kitaptır, suç unsuru olduğunu

düşünmüyorum, benim yaptığım avukatlık faaliyetim yasaldır, gözaltındaki

şüphelileri takip ediyorum, onların dosyalarına bakıyorum, herhangi bir talimat

taşımıyorum, iletmiyorum, bildiğim kadarıyla benimle ilgili bir gizli tanık

ifadesi de yoktur, gizli tanığın hukuk bürosu için beyanları olabilir ancak o

büroda çalışıyor diye her çalışan da terör örgütü üyesi olacak değildir, öte

yandan öncelikle bu hukuk bürosunun terör örgütü olarak tespit edilmesi

gerekmektedir, suçsuzum, serbest bırakılmamı talep ederim"

27. Sorgu sonucunda başvurucu Yaprak Türkmen'in silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın

ilgili bölümü şöyledir:

"Şüpheli Yaprak Türkmen'in üzerine

atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; atılı suçun niteliği, mevcut

delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin

varlığı, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan B.E. ve gizli tanık

beyanlarına göre, ayrıca Cumhuriyet Savcımız M.S.K.nın DHKP-C terör örgütü

mensuplarıyla şehit edilmesi olayında ele geçirilen kağıt parçasının ön yüzünde

halkın hukuk bürosu, arka yüzünde avukatlar A.Ç., E.T., G.D., O.A. ve Ş.E.

isimli şahısların adlarıyla TC kimlik numaralarının yazılı bulunduğu, 12/9/2017

tarihli halkın hukuk bürosu binasında yapılan aramada ele geçirilen örgütsel

dokümanlar, ayrıca hakkında adli işlem yürütülen ve tutuklanan şüpheli

beyanında 'halkın hukuk bürosu içerisinde faaliyet gösteren avukatların gözaltındaki

ve tutuklu örgüt mensuplarıyla görüşmelerinde dinlendiklerinden şüphelendikleri

için örgütsel görüşmelere girmedikleri, dosya hakkında bilgi almaya

çalıştıkları, yapılacak operasyonların örgüte zarar vermesini engellemek

amacıyla örgüt mensupları tarafından kağıda yazılı olarak kendilerine verilen

örgütsel anlam ifade etmeyen sözlü mesajları örgüte yada muhataplarına

ilettikleri' şeklinde beyanda bulunduğu, aynı şekilde halkın hukuk bürosunda

18/12/2017 tarihinde şüphelinin fiilen çalıştığı halkın hukuk bürosunda yapılan

aramada İstanbul Gençlik Derneği, Adalet Okulu Derneği ve Halk Cephesine ait

kaşelerin ele geçirilmiş olması, aynı aramada DHKP-C terör örgütünün kurucusu

olan D.K.ya ait resmin ve kitapların ele geçmiş olması, yine aynı aramada çok sayıda

örgütsel dokümanın ele geçmiş olması, atılı suçun yasada öngörülen cezasının

üst sınırı, atılı suçun katalog suçlardan olması nazara alınarak, şüphelinin

atılı suçu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin oluştuğu, bu aşamada

dijital verilerin incelenmesinin devam ettiği, delillerin toplanma aşamasında

olduğu, bu haliyle adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı

anlaşıldığından CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca şüphelinin

tutuklanmasına ...

[karar verildi.] "

28. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, İstanbul

6. Sulh Ceza Hâkimliği 5/1/2018 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar

vermiştir.

29. Anılan karar 15/1/2018 tarihinde tebliğ edilmiş ve

2/2/2018 tarihinde başvurucu Yaprak Türkmen tarafından bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

30. Başsavcılık 22/3/2018 tarihli iddianamesi ile

başvurucular Selçuk Kozağaçlı, Engin Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç

Aşcı, Ahmet Mandacı ve Yaprak Türkmen'in silahlı terör örgütü üyesi olma

suçundan; Özgür Yılmaz ve Barkın Timtik'in ise silahlı terör örgütü (DHKP/C)

yöneticisi olma suçundan cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza

mahkemesinde dava açmıştır. DHKP-C'ye ilişkin genel açıklamaların da yer aldığı

iddianamede ilk olarak DHKP-C'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi

alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına, hukuka aykırı hangi tür

eylemlerde bulunduğuna ve başvurucuların eylemlerine değinilmiştir.

31. İddianamede başvuruculara yöneltilen suçlamalara esas

alınan olgular şöyle özetlenebilir:

i. Örgütsel terör arşivi tetkik edildiğinde örgütün

faaliyetleri çerçevesinde katıldıkları eylemlere ilişkin kayıtların

bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.

ii. DHKP-C terör örgütü fikir ve ideolojisi doğrultusunda

yayınlar yaptığı belirtilen Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm İçin Yürüyüş

isimli dergide çeşitli zamanlarda başvurucu Selçuk Kozağaçlı'nın örgüt lehine

yaptığı faaliyetlerle ilgili haber ve yazıların yayımlandığı, ayrıca

başvurucuyla ilgili olayların haber yapıldığı iddia edilmiştir.

iii. Açık kaynak araştırmalarında başvurucu Özgür

Yılmaz'la ilgili olarak terör örgütünün alt yapılanmalarından Halk Cephesi ve

Halk Meclisi imzalı birçok resmin bulunduğunun, başvurucu Barkın Timtik'le

ilgili olarak Fransa'da her yıl Eylül ayında kutlanan ve Fransız Komünist

Partisi öncülüğünde düzenlenen Humanite festivalinde 16/9/2015 tarihinde

yayımlanan fotoğraf karesinde DHKP/C terör örgütü kurucu lideri D.K.nın

fotoğrafının bulunduğu pankartın önünde konuşmacı görünümünde olduğu ve masanın

arka tarafında bulunan afişte "devrime onsuz ama onunla yürüyoruz"

şeklinde ibarelerin bulunduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.

iv. Başvurucular hakkında DHKP-C silahlı terör örgütüyle

irtibat ve iltisaklı olduğu yönünde beyanların yer aldığı belirtilmiştir. Bu

kapsamda başvuruculara yöneltilen eylemlere ilişkin olarak tanık B.E., D.K.,

gizli tanıklar G., İ.K., S.G. ve terör örgütünün finans sağlama birimi olan İhtiyaç

Komitesinde (İKOM) faaliyet yürütürken yakalanan C.B. isimli şüphelinin etkin

pişmanlık kapsamında verdiği beyanlarında özetle Halkın Hukuk Bürosunun (HHB)

DHKP-C terör örgütünün hukuk yapılanması olduğunu, bu kapsamda yakalanan veya

tutuklanan kişilerle ilgili hukuki süreçleri takip ettiğini, bu legal görünüm

altında aslında örgüt liderlerinin talimatıyla kurulduğunu ve hareket ettiğini,

başvurucuların bu kapsamda HHB avukatlarından olduğunu ve bir kısım

başvurucunun kod isim kullandığını belirterek başvurucuları teşhis etmişler ve

başvurucuların ayrıca ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu veya hükümlülerle

örgüt yöneticileri arasında aracılık (kuryelik) yaptığını, örgüt

yöneticilerinin talimatlarını örgüt sorumlularına aktardığını ifade

etmişlerdir.

32. İddianamede başvuruculara yöneltilen eylemlere

ilişkin olarak haklarında yapılan soruşturmalarda alınan tanık beyanlarının

ilgili kısmı şöyledir:

- Etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade veren C.B.

beyanında: "... Benim ceza evinde kalmış olduğum üç buçuk yıllık

süre içerisinde Halkın Hukuk Bürosu Avukatlarından Barkın Timtik, E.T., Ş.E.,

N.D., Behiç Aşçı, S.G., E.D.K. isimli avukatlar ziyaretime geliyordu. Avukatlar

örgütle hapishaneler sorumluları arasındaki bağlantıyı sağlar ve örgütün üst

düzey yöneticilerine bilgi aktarırlar. Yine örneğin emniyet birimlerinde

gözaltına alındığımızda Halkın Hukuk Bürosu avukatları ile yapmış olduğumuz

avukat görüşmede gözaltındaki şahıslara örgütün kurallarına uymamız gerektiği

şeklinde uyarıda bulunurlar. (Bu uyarılar açlık grevine gitme, imza atmama,

direnme, parmak izi vermeme vs.)... Halkın Hukuk Bürosu DHKP/C örgütü adına

faaliyetlerde bulunan bir kurumdur. Özellikle gözaltına alınan veya tutuklanan

örgüt mensubu şahısların avukatlıklarını üstlenirler. Sadece avukatlıklarını

üstlenmekle kalmazlar yine ifademde bahsettiğim üzere örneğin emniyet

birimlerinde gözaltına alındığımızda Halkın Hukuk Bürosu Avukatları ile yapmış

olduğumuz avukat görüşmede gözaltındaki şahıslara örgütün kurallarına uymamız

gerektiği şeklinde uyarıda bulunurlar. (Bu uyarılar açlık grevine gitme, imza

olmama, direnme, parmak izi vermeme vs.) yine benim ceza evinde kalmış olduğum

üç buçuk yıllık süre içerisinde Halkın Hukuk Bürosu Avukatlarından Barkın

Timtik, E.T., Ş.E., N.D., Behiç Aşçı, S.G., E.D.K. isimli avukatlar ziyaretime

geliyordu. Halkın Hukuk Bürosu avukatları örgütle, merkezi komiteyle,

yöneticilerle, cezaevi sorumluları arasındaki bağlantıyı sağlar ve örgütün üst

düzey yöneticilerine bilgi aktarırlar. Avukatlar merkez komiteden veya

yöneticilerden aldıkları talimatları gözaltında bulunan veya tutuklu bulunan

şahıslara iletirler. Bir nevi kuryelik görevi yaparlar, vermiş oldukları

talimatlar kesinlikle kendilerine ait değildir örgütün talimatlarıdır.

Halkın Hukuk Bürosunun DHKP/C güdümünde faaliyet

yürüttüğüne dair; yukarıda belirttiğim ancak burada tekrar söylemek istediğim

İKOM bünyesinde para aldığımız eski Dev-Sol üyesi olan Ç.Ö.Ş. isimli kişiden

para almak istediğimizde, korktuğu için para vermediğini Merkezi Komiteye

ilettiğimde, Merkezi Komitenin bana 'korkuyorsa parayı Halkın Hukuk Bürosu

bünyesinde bulunan avukatlara veya büroya bırakabileceğini söylediğini'

akabinde de Ç.Ö.Ş. isimli kişinin çalışanı aracılığıyla 80.000 TL parayı buraya

göndermiştir. Benim faaliyet yürüttüğüm dönemde Halkın Hukuk Bürosu içinde

faaliyet yürüten ve kuryelik yapan avukatlar şunlardır; O.A., Özgur Yılmaz,

Barkın Timtik, E.T., S.G., Ş.E., Behiç Aşçı, N.D., E.D.K., G.D. isimli şahıslar

Halkın Hukuk Bürosunda DHKP/C örgütü adın Kurye olarak faaliyetlerde bulunan

şahıslardır.

... Ben bu şahsı Behiç Aşçı olarak tanırım. DHKP/C örgütü

adına faaliyet yürüten Hallan Hukuk Bürosu avukatlarından biridir. Ceza evinde

kaldığım süreçte ziyaretime gelen, benim faaliyet yürüttüğüm dönemde Halkın

Hukuk Bürosu içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüten ve kuryelik yapan

avukatlar arasındadır. ... Kesin olarak teşhis ediyorum" şeklinde ifadelere yer vermiştir.

- Gizli tanık G. beyanında: "Ben bu şahsı Engin

Gökoğlu olarak tanıyorum. Bu şahıs faaliyet yürüttüğüm dönem içerisinde ve

halen DHKP/C örgütü mensuplarının avukatlığını yapan şahıstır. Halkın Hukuk

Bürosu içerisinde faaliyet yürütür. DHKP/C örgütünün talimatları doğrultusunda

örgüt adına kampanyalar düzenleyen basın açıklamalarında bulunan, örgüt

mensuplarının avukatlığını yaparak, gözaltında iken nasıl davranmaları ve

direnmeleri gerektiğini (parmak izi vermeme, tükürük örneği vermeme, açlık

grevi yapma, hiçbir şekilde ifade vermeyerek susma hakkım kullanma, zorluk

çıkarma ve slogan atma vb.) şeklinde uyarılarda bulunarak talimatlara uyulması

gerektiği şeklinde bizzat benimle görüşmesinde beni bu şekilde uyarmıştır.

...

Ben bu şahsı Avukat Behiç Aşçı olarak tanıyorum. Bu şahıs

DHKP/C örgütü mensubu şahısların avukatlığını yapmaktadır. Diğer avukatlardan

daha itibatı olduğu için tanıyanlar Behiç Abi diye hitap ederler. Bu şahsın

DHKP/C örgütü adına ölüm oruçlarına katıldığını biliyorum. Örgüt adına çekilmiş

olan F Tipi isimli filmin oyuncularındandır. Örgütün en güvendiği isimlerden

biridir. Bir defasında ben gözaltındayken nasıl direnmem gerektiğini (parmak

izi vermeme, tükürük örneği vermeme, açlık grevi yapma, hiçbir şekilde ifade

vermeyerek susma hakkım kullanma, zorluk çıkarma ve slogan atma vb.) şeklinde uyanlarda

bulunarak bizzat benimle görüşmesinde beni bu şekilde uyarmıştır. Örgüt

içerisinde hemen hemen herkes bu şahsı tanır ve saygı gösterir. Bu şahsın

örgütün üst düzey yöneticileriyle görüştüğüne eminim. DHKP/C örgütü içerisinde

faaliyet yürüten ve Tunceli'de ölen örgüt mensubu L.A. ile Okmeydanı'nda

hatırladığım kadarı ile 2014 ün 6. ayında S.Y Parkında birebir oturduklarını ve

aralarında bir şeyler konuştuklarını gördüm...

HHB, DHKP/C terör örgütünün hukuki işlemlerini yürüten

kurum gözükse de aslında örgütün en önemli kurumlarından birisi olan Halkın

Hukuk Bürosu avukatları örgüt yöneticilerinin talimatları ile hareket ederler.

Öncelikle örgüt mensuplarının örgütsel eylemlerdeki dosyaları ile ilgilenirler.

Dışarıdan sıradan vatandaşların davalarına baktıklarını hiçbir zaman görmedim

ve duymadım. Hatta şöyle söyleyeyim DHKP/C terör örgütlü üyeleri hariç diğer

örgütlerde faaliyet yürüten kişilerin bile dava dosyalarına bakmazlar, Bu

hususu siz daha iyi bilirsiniz, Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından olan bir

kimsenin PKK'dan alınan bir kişinin dosyasına baktığını görmemişsinizdir.

DHKP/C terör örgütünün kadrolu çalışanı gibidirler. Bu avukatlar gözaltına

alındığında, tutuklandığında ve mahkum olduğunda avukatlığını üstlenir ve

yanına gelir, örgütün talimatı olduğunu söyleyerek 'gözaltında, mahkemede,

cezaevinde nasıl hareket edeceğinin talimatını' verir. Ben gözaltına

alındığımda Halkın Hukuk Bürosu Avukatlarından olan E.D.K. benimle görüşmeye

geldiğinde bana örgütün genel prensipleri olan; 'açlık grevine gideceksin, su

ve şeker dışında herhangi bir şey yiyip içme, ailen geldiğinde kesinlikle

görüşe çıkma, sorgu odasında polislerle kesinlikle konuşma, slogan at, diren,

parmak izi verme, tükürük örneği verme, hastaneye gittiğinde darp edildiğini

söyle, suç duyurusunda bulunacağız, kesinlikle bizim dışımızda avukat

çağırırlarsa kabul etme, hiçbir şeye imza alma, seni kandırmalarına izin verme'

gibi örgütün genel kurallarını bana görüşme esnasında söylemişti. Bana

söylenenler diğer örgüt mensuplarına da aynı şekilde söylenmektedir.

Ayrıca avukatların bize söyledikleri bu hususlar örgütsel

eğitim aşamalarında örgüt mensuplarına bu şekilde öğretilmektedir. Avukatlar bu

öğretilenleri bize pratikte yaşadığımızda tekrar etmiş olmaktadır. Bu durum

bile bu yapılanmada yer alan avukatlarının, aslında avukatlık değil de aracılık

yaptığını göstermektedir. Gözaltı süresinden sonra eğer tutuklanırsanız

cezaevinde yine bu avukatlar tarafından davanız takip edilmektedir. Avukatların

örgüt ile tutuklu veya hükümlü arasındaki aracılık (kuryelik) işlemi burada da

devam etmektedir. Avukatların arasında da hiyerarşik yapı vardır, Örneğin

Halkın Hukuk Bürosu sorumlusu Cezaevleri genel sorumlusu ile görüşür ve

mahkumlarının içerde yapacakları talimatlarını alır, bu talimatları altında

bulunan avukatlara verir, o avukatlarda her cezaevi sorumlusuna iletirler,

cezaevinin sorumluları da mahkumlara iletir, alınan cevaplar ya da yapılan

işlemler avukatlar aracılığı ile tekrar üst yönetime aynı yolla iletilir. Bunu

da şöyle bir örnek vermek istiyorum, Örgütün yayın organı olan Yürüyüş

dergisinde yayınlanan Özgür Tutsaklardan başlıklı yazının cezaevinden gelen

örgüt mensuplarından olduğunu örgütünün bütün kurumları ve mensupları bilir.

Tutuklu ve mahkumlara ait bu yazıların cezaevinden yasal yollardan çıkması

imkansızdır. Avukatlar cezaevi sorumlularından gizlice aldığı bu notları

yanlarında getirdikleri dava dosyasının arasına ya da vücudunun belli bir

yerine saklayarak dışarı çıkartmaktadırlar. Gardiyanlar avukatları fazla

aramazlar, aramak isteseler de avukat buna direnir görevliye zorluk çıkartır,

pislik yapar ve senden şikayetçi olacağım diye tehdit ederler. Avukatlardan

korkan ve yaptıklarından bıkan gardiyanlar onları aramak için uğraşmazlar.

Aramadan geçerek kolaylıkla dışarı çıkardıkları not kağıtlarını Yürüyüş Dergisi

sorumlularına iletir. Bu mektuplar Yürüyüş Dergisinde yayınlandıkça

cezaevindeki örgüt mensupları moral bulurlar ve dışarda bulunan özgür örgüt

mensupları yarın bir gün cezaevine girince yalnız kalmayacaklarını görür ve kendilerini

motive ederler. Avukatlar içerisinde de hiyerarşik yapı vardır, Halkın Hukuk

Bürosu Sorumlusu ve cezaevlerinden, kurumlardan sorumlu avukatlar olarak

ayrılmaktadırlar. Fakat avukatlardan genel sorumlu kimdir ve hangi avukatın

hangi cezaevinden sorumlu olduğunu bilmiyorum. Avukatlar tutuklu örgüt

üyelerinin her türlü maddi ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra aileleriyle de

ilgilenir ve yardımcı olurlar. Yaptıkları işlemlerden asla para almazlar. Benim

akıl veremediğim işlerden biriside budur, hiçbir davadan kimseden para almadan

bu işleri yapıyorlar, nasıl geçiniyorlar parayı nerden buluyorlar bilmiyorum.

Örgütünün yönetim kadrosundan iyi para aldıklarını düşünüyorum çünkü; hepsi çok

lüks burjuva hayatı yaşıyorlar. Avukatlarının başka görevleri de vardır, mesela

avukatlık kimliğini kullanarak çok rahat Avrupa ya gidip örgütün üst

yönetiminden aldıkları haberleri Türkiye'deki yöneticilere getirdiklerini

birçok defa duymuştum. Bazı büyük eylemlerin talimatlarının yöneticiler

tarafından avukatlar aracılığı ile Savaşçıya (Feda Eylemcisine) iletildiğini

biliyorum. Buna da şöyle bir örnek vereyim Sabancı-Center eylemini

gerçekleştiren İ.A. ve M.D.ye eylem için yardımcı olan avukat A.D.Y. olduğunu

duydum. Avukatlar yasal militan gibi çalışır, bazen savaşçıya talimatı

getirirler bazense de eylem gerçekleştiren savaşçıyı saklar ve yurt dışına

çıkartırlar. Benim dönemimde örgüt adına Halkın Hukuk Bürosunda faaliyet

yürüten şahıslarından bazıları 'E.T., Barkın Timtik, Ş.E., O.A., Özgür Yılmaz,

G.S., T.T., E.D.K. ve G.D. vb.' gibi isimlerdi, aklıma gelenler bunlardır.

Bunlardan en önemlisi olan ve üst sorumluları olan Selçuk Kozağaçlı ve O.A.dır.

Zaten T.T.yi örgüt yaşadığı yoz ilişkiden dolayı örgütten kovdu. Hatta

kendisini alınan kararlar doğrultusunda cezalandırmak amacıyla arabası silahla

tarandı ve DHKP/C kurumlarından Halk Cephesi tarafından eylem üstlenildi.

...

Ben bu şahsı Selçuk Kozağaçlı olarak tanıyorum. Benim

faaliyet yürüttüğüm dönem içerisinde DHKP/C örgütünün yapılanması olan Halkın

Hukuk Bürosu avukatlığını ve başkanlığını yürütmekteydi. DHKP/C örgütünün

talimatları doğrultusunda örgüt adına kampanyalar düzenleyen basın

açıklamalarında bulunan, örgüt mensuplarının avukatlığını yaparak, gözaltında

iken nasıl davranmaları ve direnmeleri gerektiğini (parmak izi vermeme, tükürük

örneği vermeme, açlık grevi yapma, hiçbir şekilde ifade vermeyerek susma

hakkını kullanma, zorluk çıkarma ve slogan atma vb.) anlatırdı. Sempozyum adı

alımda örgüt hakkında bilgi vermek örgütün işleyişini ve yapısını anlatarak

propagandasını yapardı. Manisa-Soma da maden faciası sonrasında örgüt talimatı

ile Soma'ya giderek orada insanları örgütleyerek açlık grevine sokarak,

direnişe yönlendirerek ve devlete karşı kışkırtarak eylem ortamı hazırlayan

şahıslardandır. Avukat O.A. ile birlikte örgütün en önemli isimlerinden

biridir. Kesin ve net olarak teşhis ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.

- Gizli tanık İ.K. ifadesinde; "Halkın

Hukuk Bürosu isimli yapılanma Çağlayanda bulunmaktadır, DHKP/C terör örgütü

kapsamında faaliyet yürüten şahısların gözaltı ve adli davalarını takip ederler

gönüllü siyasi avukatlık yaptıklarını biliyorum, ilk bakışta legal bir

yapılanma gibi gözükse de öyle bir kurum değildir. DHKP/C terör örgütünde hangi

alan olursa olsun faaliyet yürüten istisnasız herkes başı sıkıştığında

gözaltına alındığında Halkın Hukuk Bürosu avukatlarını ister, Halkın Hukuk

Bürosu bizim için bir kurtarıcı olarak görülmektedir. DHKP/C örgüt mensubu

şahısların gözaltına alınmaları halinde savcılık ve mahkeme aşamalarında müdafi

olarak bulunmaya çalışırlar. Amaçları gözaltında bulunan şüphelinin konuşmasını

önlemek ve örgütün sırlarını deşifre etmesini engellemektir.

Halkın Hukuk Bürosu örgüte güç sağlamaktadır, mesela en

son Yürüyüş Dergisine yapılan operasyondan sonra Halkın Hukuk Bürosu avukatı

olan Özgür Yılmaz'ın gelip orda çekim yapması yayınlaması örgütlü şahıslara

destek niteliğindedir.

Yine 2016 yazında Sarıgazi mahalli alanda faaliyet

yürüttüğüm dönemde Sarissa kitap evinde bir toplantı düzenlendi, toplantıya Halkın

Hukuk Bürosu avukatlarından Ş.E.de katılmıştı, toplantıda bize göz altına

alındığımızda neler yapmamızla alakalı eğitim verdi, örneğin imza atmama, açlık

grevi yapma ve göz altında bulunduğumuz zaman zarfında tüm aşamalarında

direnmemiz gerektiğini emniyette kesinlikle ifade vermememiz gerektiğini

söyledi. Yani size şöyle özetleyeyim Halkın Hukuk Bürosu devrimciler için var

olan bir kurumdur, ilk bakışla sadece siyasi davalara gönüllü baktıkları için

masum görünebilir ama örgütlü şahıslara büyük bir motivasyon ve güç sağladığını

gözaltına alındıkça öğrendim, yukarda vermiş olduğum örneklerle de Halkın Hukuk

Bürosu gönüllü siyasi davalara bakmanın ötesinde bu örgüte gönül veren bir

yapılanma olduğunu anladım.

Halkın Hukuk Bürosu avukatları şunlardır; Özgür Yılmaz,

O.A., E.T., Barkın Timtik, G.D., Yaprak Türkmen, Ş.E.,Selçuk Kozağaçlı isimli

şahıslardır...

Ben bu şahsı avukat E. abla olarak tanırım. Yukarıda

ifademde bahsetmiş olduğum gibi bu şahıs Halkın Hukuk Bürosu avukatıdır. Bu

büro içerisinde faaliyet yürüten diğer avukatlar gibi Yaprak Türkmen'de

gözaltına alınan örgüt mensuplarının avukatlığını yapar, son dönemde etkili

olduğunu biliyorum çünkü diğer eski avukatların gözaltına alınan örgüt

mensupları ile rahat görüşememesinden dolayı bu şahıs daha çok görüşmelere

gidiyor" şeklinde beyanda

bulunmuştur.

- Gizli tanık S.G. ifadesinde: "... Ben bu şahsı

Av Engin Gökoğlu, Aycan olarak tanırım. Bu şahıs Ankara'da örgüt avukatlığı

yaptığını daha sonra örgüt talimatı ile İstanbul'a geldiğini, İstanbul'da Halkın

Hukuk Bürosunda avukatlık yaptığını, tutuklanan ya da gözaltına alınan örgüt

mensuplarının adli davalarını takip ettiğini ve hapishanelere giderek örgüt

talimatını ilettiğin, hapishane ile örgüt arasında bağı sağladığını biliyorum,

ayrıca bu şahıs örgütün yurt dışı yapılanması ile şifreli yazışma yapar.

... A.O.K., E.K., E.A. ve A.A. gibi isimlerdir. Bu

kişiler cezaevlerinden sorumludur, iletişim bu şahıslar üzerinden sağlanır

hapishane de alınacak kararlar bu kişilerin onayı ile olur. Hapishanede haberleşme

genelde ıslatılan gazetelerin rulo haline getirilmesi ve üzerine naylon

çekilerek top haline getirilerek yazılı notun içine koyulup havalandırmadan

başka bir hücrenin havalandırmasına atılması ile sağlanır. Notlar yazılırken en

önemli şey hapishanede kimse kendi adıyla örgütsel bir not yazmaz genelde kod

kullanır, bu kod isimler sık sık değiştirilir.

Size kısaca hapishanedeki haberleşme yöntemini

açıklayayım ilk hapishaneye girildiğinde ilk bir hafta tecrit sürecidir

kimseyle konuşulmaz haberleşme, not yazma gibi şeyler yasaktır. Sonra Halkın

Hukuk Bürosuna mensup avukatlar gelip hapishaneye düşen örgüt mensubu şahısla

konuşur. Daha sonra hapishanedeki sorumlu (her cezaevinin bir sorumlusu

bulunur, genellikle yurtdışı yapılanması tarafından belirlenir, kimin olacağını

Halkın Hukuk Bürosu avukatı cezaevi ziyareti sırasında tebliğ eder ve

cezaevinde diğerlerine göre nispeten daha fazla kalacak olan hükümlülerden

seçilir) ile konuşur ve bunun üzerine hapishanede kalan diğer örgüt mensupları

ile iletişim başlar. Bundaki amaç avukatın içeriye yeni giren kişi ile alakalı

hapishane sorumlusuna bilgi vermesidir. Hapishane sorumlusu avukattan ilgili

kişinin bir nevi sağlam olduğu, sorguda kendini açık etmediğinin teyidini almış

olur. Ben örgüt nedeniyle birçok kez cezaevine girdiğimden Halkın Hukuk Bürosu

avukatlarından O.A., Ş.E., Barkın Timlik ve E.T.nin bu şekilde cezaevine giren

örgüt mensubu ve cezaevi sorumlusuyla iletişim kurduğuna bizzat şahit oldum.

Hapishanelerde işleyiş bu şekildedir.

...

Halkın Hukuk Bürosu içerisinde aktif olarak faaliyet

gösteren ve daha çok muhatap olduğum avukatlar şunlardır; Özgür Yılmaz, O.A.,

E.T., Barkın Timtik, G.D.,Ş.E., Selçuk Kozağaçlı isimli avukatlardır. ... Ben

bu şahsı Av. Selçuk Kozağaçlı olarak tanırım, bu şahıs Çağdaş Hukukçular

Derneği başkanıdır, Ankara'da örgüt adına faaliyet yürüten ve tutuklanan örgüt

mensuplarının gönüllü avukatlığını yapar. Hapishanedeki tutkulu ve hükümlü olan

şahıslar ile görüşerek örgüt talimatlarını cezaevine aktarır. Cezaevinden tutkulu

bulunan şahıslardan almış olduğu bilgileri örgüte iletir, size şöyle deyim

örgütün cezaevi ile bağlantısını mesleği gereği sağlar. Örgüt tarafından

kurulan Halkın Hukuk Bürosu avukatları ile birçok davada birlikte hareket

eder" şeklinde beyanda bulunmuştur.

- D.K.nın beyanı şöyledir: "Bu yapılanma (Tutuklu

Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği) DHKP/C örgütü suçundan cezaevinde hükümlü

yada tutuklu bulunan şahısların ailelerini örgütlemek ve cezaevindeki yapılanma

arasındaki bağı koparmamak için kurulmuş bir yapılanmadır. Resmiyette sorumlusu

Behiç Aşçı görünmesine rağmen bu kurumun tüm işlevlerini ... yapmaktaydı. Bu

kurum ölen örgüt mensuplarının cenazelerini düzenlerler, bu şahıslar için basın

açıklamaları organize ederler. DHKP/C örgütünün kurmuş olduğu komitelerinden

biridir (Uluslararası İlişkiler Komitesi). Merkezi Armutlu'dadır. Sorumluluğunu

Avukat Behiç Aşçı yapar. Bu komite yeni kurulduğu için şu an tek gündem

maddelerinin Suriye olduğudur. Örgüt Suriye yönetimine destek

vermektedir."

- B.E. 19/7/2017 ve 28/8/2017 tarihli beyanlarında: "HHB,

DHKP/C terör örgütünün hukuk yapılanmasıdır. Burada görev alan avukatlar DHKP/C

terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı yakalanan şahıslara hukuki

yardımda bulunuyormuş gibi gözükerek operasyonların örgüte zarar vermesinin

önüne geçmektir. Halkın Hukuk Bürosu örgütün talimatıyla kurulmuştur. Orada

bulunan avukatlar örgütün onayı dışında hareket edemezler. Halkın Hukuk Bürosu

içerisinde faaliyet gösteren avukatlar iki gruba ayrılırlar.

Birinci grupta yer alan avukatlar yakalanan gözaltına

alınan örgüt mensuplarıyla alakalı yasal süreçleri takip ederken, ikinci grupta

yer alan avukatlar da; kamuoyunda öne çıkan davaları örneğin, B.E., D.D.,

H.F.G. S. suikastı ile açlık grevinde olan N.G. ve S.Ö. isimli şahıslar

hakkında davaları takip ederler ve Genel Komite içerisinde faaliyet yürütürler.

Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet gösteren avukatlar şunlardır; Özgür

Yılmaz, O.A., E.T., Barkın Timtik, G.D., Yaprak Türkmen, Y.E., Z.Ö., Ş.E.,

Aycan Çiçek, S.G., N.D., A.Ç., Ahmet Mandacı, E.Ç.G., Engin Gökoğlu, Aytaç

Ünsal, D.B.Ü., N.B.V.K. isimli şahıslardır. Bu şahıslardan Özgür Yılmaz, O.A.,

E.T., Barkın Timtim ve G.D. isimli şahıslar kamuoyu tarafindan takip edilen

davaları takip etmekte ve Genel Komite veya örgütün farklı legal görünümlü

kurumlarında faaliyet göstermektedirler. Adını saymış olduğum avukatlar sadece

DHKP/C terör örgütünün öne çıkan davalarına bakmaktadırlar. Burada çalışan

avukatların örgütün yurtdışı kadrosuyla ile irtibatlı olduklarını ve iletişimi

sağladıklarını biliyorum. Hakkında örgüt suçundan araması olanları ya da

hakkında yakalama kararı olanları Genel Komitede tartışarak bu şahısların

illegal alana geçişini ya da yurt dışına illegal yollardan çıkışını

sağladıklarını biliyorum.

DHKP/C örgüt mensubu şahısların gözaltına alınmaları

halinde savcılık ve mahkeme aşamalarında müdafi olarak bulunmaya çalışırlar.

Amaçları gözaltında bulunan şüphelinin örgütün sırlarını deşifre etmesini

engellemektir. Cezaevlerinde bulunan örgütün üst düzey yöneticileri ve örgüt

mensuplarıyla avukatlık adı altında görüştüklerinden dolayı özellikle örgütün

cezaevlerine yönelik verdiği talimatlar avukatlar tarafından cezaevlerine

ulaştırılır. İçeriden iletilecek hususlarda yine avukatlar aracılığıyla örgüt yönetimine

iletilir. Böylelikle örgüt cezaevlerini avukatlar aracılığıyla yönelir. Örneğin

cezaevlerinde yapılan koğuş yakma vb. gibi eylemlerin talimatı bu avukatlarca

verilir. Ben Silivri 2.Nolu Cezaevinde kaldığım zamanda E.T. gelerek benimle

görüştü ve bana Yürüyüş Dergisine Demokratik Kurumlarla ilgili yazı yazmamı

söylemişti. Bu tarz yazılar hapishane idaresine bağlı olarak çalışan mektup

okuma komisyonuna bağlı olarak çalışan örgütsel haberleşme statüsünde görüldüğü

için alınan yasal karar doğrultusunda mektubun imhası yönünde karar verir ve bu

kararı tutuklu bulunan kişiye tebliğ eder. Tutuklu örgüt üyesi de tebliğ edilen

bu kararı ve dışarıya çıkarılması sakıncalı görülen yazının aynısını yasalarda

belirtilen avukata kapalı zarf içerisinde mektup gönderme hakkım kullanarak

'Halkın Hukuk Bürosu'nun İstanbul'da bulunan adresine göndererek örgütsel yazı

ve kitapların örgütün eline geçmesini avukatlar aracılığı ile sağlamış olur.

Yine 2015 yılı içerisinde İzmir Kırıklar 2 Nolu F Tipi

Cezaevinde Ü.İ. isimli örgüt üyesi ile birlikte kaldım. Bu süre içerisinde

Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından başta O.(K) O.A. olmak üzere ismini şuan

hatırlamadığım birçok avukat haftada 2 defa gelip görüşmelerde bulunuyorlardı.

Bu görüşmelerin çoğunun örgütsel amaçlı olduğunu düşünüyorum. Örgütün

cezaevinde bulunan sıradan elemanlarına avukatlar yılda bir defa görüşmeye

gelirken, örgüt tarafından önemli kişilere avukatlar haftada bir iki defa

görüşme amaçlı gelmektedir. 2015 yılında İzmir Kırıklar 2 Nolu F Tipi

cezaevinde bulunduğum sırada Ü.İ. tahliye olmuştur. Tahliye olurken aynı

hücrede kendisiyle birlikte kalan U.K. isimli örgüt üyesine avukatlar

aracılığıyla ulaştırıldığını düşündüğüm 'Küçük Usb Bellek' vererek imha

etmesini söylediğini ve uygun zamanda aynı 'USB'den kendisine de dışarıdan

gönderteceğini söylediğini U.K. o dönem hapishanede temsilci olarak görev

yaptığım için bana iletmişti. Yine bunun dışında Bakırköy Kadın Tutuklu Evinden

tahliye olan kimi örgüt elamanlarıyla yaptığım sohbetlerde düzenli olarak içeriye

sokulan 'Küçük Usb Bellek' sayesinde film, konser izlediklerini biliyorum.

Bu avukatlar gözaltına alınan örgüt mensuplarının ifade

vermemeleri için örgütsel tavır sergilemelerini, bu doğrultuda polise karşı

gözaltının her aşamasında direnmeleri talimatlarını verirler. Hiçbir evraka

imza atmamalarını, kimlik göstermemelerini söylerler. Böylece ifade verecek

şahıslar psikolojik baskı altında kalarak bundan vazgeçerler. Bunun yanında

kamplarda derneklerde vb. yerlerde yapılan eğitim çalışmalarında bununla ilgili

avukatlardan gelen bilgi ve talimatlar ders olarak işlenir. Ayrıca gözaltında

bulunan şahısların dosyalarını avukatlar incelediğinde ilk olarak gözaltına

alınan şahsın direnip direnmediğine tutanaklardan bakar. Direnen örgüt

mensuplarına övgüler yağdırır, direnmeyenlere ise bu aşamalardan sonra

yapılacak tüm işlemlere yukarıda saymış olduğum tavırları takınmaları

talimatlarını verir. Karakollarca gözaltına alınıp ifade veren örgüt

mensuplarının anında gözaltı ifadesini geri çektirirler.

Pişman olarak örgüt hakkında ifade veren örgüt

mensuplarını isimlerini adliyelerden öğrenerek örgüte bildirirler. Böylece

örgüt yöneticileri ifade vereni bularak önce cezalandırıp daha sonrada Halkın

Hukuk Bürosu avukatları ile adliyelere göndererek ifadesini geri almalarını

sağlarlar. Ayrıca aranması olan ve illegalde bulunan örgüt mensupları güvenli

olduğu ve polis baskınlarının kolay kolay olmayacağı bir yer olmasından dolayı

belli dönemlerde Halkın Hukuk Bürosunda bu şahısların kalmaları sağlanır.

Örneğin 2016 yılında Bayrampaşa Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'ne silahlı ve

bombalı saldırıda bulunan DHKP/C terör örgütü mensubu Ç.Y.nin 2014 veya 2015

yılları içerisinde 1-2 hafta kadar burada kaldığını biliyorum.

Burada bulunan bazı avukatlar Yunanistan, Almanya vb. ülkelere

giderek burada bulunan üst düzey örgüt mensupları ile görüşerek kuryelik

yaptığını, onlardan aldıkları bilgileri Türkiye'ye getirerek gerekli yerlere

ilettiklerini örgüt içerisinde duymuştum. Son dönemdeki OHAL yasalarından

dolayı gözaltına alınan şahısların ifadesi alındıktan sonra adliyeye sevk

edilinceye kadar geçen süre içerisinde gözaltındaki geçen sürenin keyfi bir

uygulama olup kanunsuz olduğunu belirten avukatlar; örgüt mensupları ile

görüştüklerinde bu duruma karşı örgüt mensuplarına açlık grevinde aldıkları su

ve şekeri de keserek adliyeye sevk edilinceye kadar hiçbir şey yiyip içmemeleri

konusunda baskı yaptıklarını biliyorum.

2013 yılında yapılan operasyonda yakalanarak haklarında

işlem yapılan Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının gözaltına alınan şüphelilerle

OHAL kapsamında görüşmeleri kısıtlandığından, operasyonda gözaltına alınmayan

yine Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet gösteren Özgür Yılmaz, Yaprak

Türkmen, Y.E, Z.Ö., Aycan Çiçek, S.G., A.Ç., Ahmet Mandacı, E.Ç.G., Engin

Gökoğlu, Aytaç Ünsal, D.B.Ü. isimli avukatlar gözaltında alınan örgüt

mensuplarıyla görüşmeye gelmektedirler.

Örgütün Türkiye Komitesinin onaylamadığı bir avukat

Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet gösteremez, örgüt istemeden ayrılmaları

da mümkün değildir. Türkiye Komitesi ve 'Orkestra' yapılanmasının alacağı

kararlar doğrultusunda örgütün legal veya illegal faaliyetleri içerisinde yer

alabilmektedirler.

Örneğin; 2016 yılı sonu ve 2017 yılı başında Barkın

Timtik örgütün özel önem verdiği Armutlu Mahalli alan yapılanması içerisindeki

evlere benimle birlikte beraberimizde mühendis olan C.D. ile birlikte tek tek

evleri gezerek yıkımlara karşı örgüt propagandası yaptık. 2016 yılında Avukat

Ö.Y. Okmeydanı, Gazi, Nurtepe ve Armutlu mahalli alanlarında Halk Meclisi

çalışmalarını bizzat yürütüyordu. Yürüyüş Dergisi ve Halkın Sesi internet

sitesinde yapmış olduğu çalışmalara dair fotoğraflar mevcuttur.

Bölgelerde Halk Cephesi tarafından yürütülmekte olan

faaliyetler Türkiye Komitesi tarafından yetersiz göründüğünden tartışmalar

meydana gelmişti. Bende Gençlik Federasyonu'nu Hak Cephesi'nde temsil

ettiğimden O.(K) Avukat O.A. bana gelerek sorunların ne olduğunu ve çözüm

yollarını sordu, bende kendisine bilgilendirme yaptım. Tartışmalara neden olan

sorunların araştırılarak çözülmesi için Türkiye Komitesi veya Orkestra adlı

yapılanma tarafından görevlendirilmiş olabileceğini düşünmekteyim.

Adalet Okulu, HBB yapılanmasına bağlı olarak 2015 veya

2016 yıllarında kuruldu. İstanbul Çağlayan'da ve Ankara'da ofisleri bulunmakta,

Sorumlusunun HBB avukatlarından G.D. olduğunu biliyorum. Ankara ilindeki

merkezin HBB alt katında faaliyet gösterdiğini duydum. Adalet Okulunun amacı,

örgütün hukuk biriminin ihtiyacı olan avukatları örgütün görüş ve stratejisi

doğrultusunda eğitmektir. Buraya Hukuk Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler

gelmektedir. İstanbul ve Ankara illerinde bulunan HBB içerisinde faaliyet

gösteren avukatlar burada öğrencilere eğitim vermektedirler. Buralara gelecek

öğrencilerin örgütlü olması veya olmaması önemli değildi, öğrencileri kendileri

belirler, seçilen öğrenciler öğrenim görmüş oldukları üniversitelerde Adalet

Okulunun propagandasını yaparlardı. Kendi okullarını bitirdikten sonra HHB

içerisinde görev yapmaları istenirdi, kurulma amacı ve işleyişi bu şekilde idi.

...

Daha önceki ifademde fotoğrafından teşhis etmiş olduğum

Av. Selçuk Kozağaçlı'nın kod ismi Odtülü'dür. SBP içerisinde faaliyet

gösterdiğim dönemde örgüt tarafından bana gönderilen sd kart içerisindeki

şifreli notlardan, örgütün hukuk birimi olan Halkın Hukuk Bürosu içerisinde

faaliyet gösteren avukatlardan herhangi bir sorun veya sıkıntı ile

karşılaştıklarında Selçuk Kozağaçlı'ya danıştıklarını öğrendim. Çünkü bana

gelen şifreli mesajda kanun hükmünde kararname ile ihraç edilen Ankara ilinde

açlık grevi yapan ve halen cezaevinde tutuklu bulunan N.G. ve S.Ö. isimli

şahısların açlık grevi sürecinde yaşamış oldukları sorunlarla ilgili bir

avukatın örgüt üst yönetimine yazmış olduğu rqporda konuyla ilgili olarak

Odtülü' ye danıştıkları yazıyordu. Yine bana gönderilen Sd Kart içerisindeki

şifreli mesajda N.G. ve S.Ö. durumlarını takip edebilmek için ve örgüt

merkezinden gelen talimatları geciktirmeden aktarabilmek için Halkın Hukuk

Bürosu avukatlarının kendi içlerinde oluşturdukları sırayla her gün adı geçen

şahıslarla görüştüklerini biliyorum...

Yukarıda örgütün yurtdışı merkeziyle şifreli

mesajlaşmaların İdil Kültür Merkezi, Gençlik Federasyonu ve Yürüyüş dergisinde

yapıldığını söylemiştim. Ancak bu yazışmaları herhangi bir örgüt mensubu

yapamaz, ayrıca yazışma yapan her örgüt mensubunun bir kod ismi vardır. Bu

yazışmalarda illegal eylemlerin örgütlenişinden bahsedilmez, ilişkilerin açık

adları ve adresleri belirtilmez, kurumların yönetiminde yer alan örgüt

mensupları günlük, mahalli alan yapılanmaları hafialık, Demokratik Kurumlar

gerektiğinde yurtdışı merkez komiteye faaliyetleri hakkında rapor verirler.

Mahalli Alan Sorumluları ile örgütün güdümünde faaliyet gösteren diğer

demokratik kurumların faaliyetleriyle ilgili raporu hangi kurum üzerinden göndereceği

Türkiye Merkez Komitesi tarafindan belirlenmiştir. Mahalli alanlarda faaliyet

gösteren örgüt mensupları sorumlularına haftalık faaliyetleriyle rapor verir.

Sorumlularda bu raporları yazışma yaptığı kurumlardan örgütün yurtdışındaki

merkez komitesine gönderilmek üzere notları kriptolu bilgisayara gerekli

yazışma kuralarına uyarak (Örneğin: Yürüyüş Dergisi yerine Depo ismini verir,

Armutlu ismi yerine Yayla ismini verir, Halk Cephesi yerine Tarla ismini verir,

HBB yerine Sporcular ismini verir. Örgüt ilişkilerinin adreslerini de

kısaltmalarla yazar) metin belgesi şeklinde yazarlar. Yazışma yaptığı kurumda

yurtdışı merkez komiıeye gönderecek olan örgüt mensubuna verir. Bu örgüt

mensubu da şifreleme yaparak raporu yurtdışına gönderir. Gönderilen raporlara ilişkin

Yurtdışı Merkez Komitesinden gelen cevap niteliğindeki notlarda gönderilmiş

oldukları kurumlara şifreli olarak gelir. Kurumlarda raporları şifreleyen örgüt

mensupları cevabi notları alır, almış olduğu notun şifresinin çözümünü yaparak

kurumda bulunan merkez Flash Belleğe atar. Daha sonra raporu almaya gelen

kadroya Sd Kart içerisinde teslim eder. Mahalli Alan ve Demokratik Kurum

Sorumlularının Raporlarını Yurtdışı Merkez Komiteye Gönderdiği Kurumlar

Şunlardır; Gazi, Topkapı, Şişli, Armutlu ve Anadolu Yakası Mahalli alan

yapılanma sorumluları raporlarını Yürüyüş Dergisi, TAYAD, HBB, KEC (DMH), DİH

sorumluları raporlarını yapılanmaları Yürüyüş dergisi, BMM sorumlusu

raporlarını İdil Kültür Merkezi, Anadolu İlleri Halk Cephesi sorumluları

Yürüyüş Dergisi, İstanbul Halk Cephesi sorumluları İdil Kültür Merkezi ve

Gençlik Federasyonu, Anadolu illerindeki gençlik kadro sorumluları Gençlik

Federasyonu'na vermektedirler. Yurtdışı Merkez Komite ile şifreli yazışma yapan

örgüt mensupları şunlardır; Av. Behiç Aşçı, Av. Aycan Çiçek, Av. Engin Gökoğlu,

Av. Ş.E., ... isimli şahıslar Yurtdışı Merkez Komiteye faaliyetleriyle ilgili

rapor yazarak, örgütün vermiş olduğu talimat doğrultusunda mesajlaşmaların

yapıldığı kurumlara vermektedirler."

şeklinde beyanda bulunmuş ve başvuruculardan Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç

Aşçı, Selçuk Kozağaçlı ve Yaprak Türkmen'i teşhis etmiştir.

33. İddianamede DHKP/C terör örgütünün alt

yapılanmalarından olan HHB'nin örgütün Merkezî Komite olarak adlandırılan yurt

dışındaki üst yönetiminin talimatıyla kurulduğu ve mensuplarının yurt dışında

bulunan örgütün üst düzey yöneticilerinin talimatları ile hareket ettikleri,

HHB dâhilinde faaliyet gösteren avukatların örgüt içinde Sporcular kod ismi ile

anıldığı, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü örgüt üyeleri ile örgüt

yöneticileri arasında aracılık (kuryelik) işlemi yaptıkları, örgütün üst düzey

yöneticilerinin bu avukatlar kanalı ile ceza infaz kurumlarındaki örgütün

sorumlularına örgütün talimatlarını aktardıkları, bu sorumluların da gelen

talimatları ceza infaz kurumlarındaki diğer örgüt üyelerine aktardıkları, terör

örgütünün legal alanında faaliyet gösteren şahıslar hakkında aranma veya hapis

cezası kesinleştiğinde HHB mensubu şüpheliler tarafından bu durumun öğrenilerek

ülke içindeki terör örgütünün Genel Komitesine bildirildiği, bunun üzerine

anlatılan durumdaki örgüt mensuplarının da bu sayede illegal alana geçtikleri

ya da örgüt tarafından yurt dışına kaçırıldıkları, HHB mensubu şüphelilerin

terör örgütlerinin işleyiş ve gizliliğe riayetle hareket etme kuralına uygun

olarak kod isim aldıkları, bu zamana kadar kod ismi tespit edilebilen

başvuruculardan Selçuk Kozağaçlı'nın kod isminin Odtü'lü, Barkın Timtik'in kod

isminin Saadet, Behiç Aşçı'nın kod isminin Eser, Engin Gökoğlu'nun kod

isminin Deniz ve Özgür Yılmaz'ın kod isminin Mahir olduğunun tespit edildiği

ileri sürülmüştür.

34. Başvuruculara isnat edilen suça dayanak olan olgulara

ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:

"...

l-)Şüphelilerden Selçuk Kozağaçlı, B.T.,

E.T., O.A., G.D., N.D., Ş.E. ve Ö.Y.nin halen yargılanmasına devam edildiği

İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/117 Esas sayılı dosyası kapsamında

bulunan ve örgütsel devamlılığın tespiti açısından bilgi mahiyetinde evrakımıza

birer suretleri celp edilen adı geçen şüphelilerle ilgili tespitler, HHB ile

ilgili genel nitelikli tespitlerin yer aldığı Hollanda ve Belçika ülkelerinden

adli istinabe yoluyla getirtilen örgütsel dokümanların içeriği,

2-)İş bu iddianamernize konu 21/10/2016

tarihinde terör örgütünün kurumlarından İdil Kültür Merkezinde ele geçirilen

örgütün yurtdışındaki 'Merkezi Komite' olarak adlandırılan en üst yönetim

birimiyle 'txt' formatında yapılan örgütsel yazışmaları ve örgüt arşivini

içeren dokümanların içeriği,

3-) 1 ve 2 no'lu bentlerde belirtilen

delillerle uyumlu örgüt mensubu gizli tanık, tanık ve etkin pişmanlık

hükümlerinde yararlanma talebiyle açıklamalarda bulunan şüphelllerin

ifadelerinin içerikleri,

4-)Şüphelilerin ikametlerinden,

üstlerinden ve mensubu oldukları HHB kurumlarından ele geçirilen ve incelenen

materyalierin içerikleri ve şüpheliler hakkındaki açık kaynak tespitleri ile

DHKP/C terör örgütünün kuruluş kongresinde örgüt üyeliği hakkında belirtilen

'Demokratik faaliyet Parti-Cephe'nin dostlarımız ve düşmanlarımız nezdinde

aynasıdır. Kitleler bu ayrıaya bakarak Parti-Cephel i olacak veya olmayacaktır.

Bu anlamda kitlelerle buluştuğumuz dernek, sendika, dergi bürolarımız vb. ve

buralarda çalışan insanlarımız tepeden tırnağa yenilenmek. Parti kültürü bu

kurumlarımızda ve insanlarımızda yasayan bir hale getirilmek, bir kimliğe

büründürülmek zorundadır' ve 'Legal çalısan, illegal çalışan, gerilla faaliyeti

sürdüren, lojistik hizmetleriyle uğraşan, yayın işleriyle uğraşan, vb. tüm yoldaşlarımızın

konum, yetki ve görevleri ne olursa olsun her biri Parti ve Cephe üyesidirler'

şeklindeki kongre kararı ibaresi bir bütün olarak değerlendirildiğinde;

Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi

(DHKP/C) terör örgütünün alt yapılanmalarından olan Halkın Hukuk Bürosunun

örgütün Merkezi Komite olarak adlandırılan yurtdışındaki üst yönetiminin

talimatıyla kurulduğu ve mensuplarının yurt dışında bulunan örgütün üst düzey

yöneticilerinin talimatları ile hareket ettikleri, HHB dahilinde faaliyet gösteren

avukatların örgüt içerinde SPORCULAR kod ismi ile anıldığı,

Örgüt mensupları gözaltına alındığında

veya tutuklandığında avukatlığını üstlendikleri, yanlarına gelip gittikleri,

örgütün talimatları doğrultusunda şahıslara 'Gözaltında, mahkemede, cezaevinde

nasıl hareket edeceklerinin talimatını' verdikleri,

Cezaevinde tutuklu veya hükümlü örgüt

üyeleri ile örgüt yöneticileri arasında aracılık (kuryelik) işlemi yaptıkları,

Örgütün üst düzey yöneticilerin bu avukatlar kanalı ile cezeevlerindeki örgütün

sorumlularına örgütün talimatlarını aktardıkları, bu sorumlularında gelen

talimatları cezaevlerindeki diğer örgüt üyelerine aktardıkları,

Terör örgütün legal alanında faaliyet

gösteren şahıslar hakkında aranmaları veya hapis cezaları kesinleştiğinde HHB'na

mensup şüpheliler tarafından öğrenilerek ülke içerisindeki terör örgütünün

Genel Komite'sine bildirildiği, bunun üzerine anlatılan durumdaki örgüt

mensuplarının da bu sayede illegal alana geçtikleri yada örgüt tarafından

yurtdışına kaçırıldıkları,

HHB mensubu şüphelilerin terör

örgütlerinin işleyiş ve gizliliğe riayetle hareket etme kuralı uygun olarak kod

ismi aldıkları, bu zamana kadar kod ismi tespit edilebilen şüphelilerden;

Selçuk Kozağaçlı'nın kod isminin Odtülü, O.A.nın kod isminin Onur, Barkın

Timkit'in kod isminin Saadet, Behiç Aşçı'nın kod isminin Eser, Engin

Gökoğlu'nun kod isminin Deniz ve Ö.Y.nin kod isminin Mahir olduğu tespitiyle;

Şüpheliler O.A., Özgür Yılmaz ve Barkın

Timtik haricindeki diğer şüphelilerin şu zamana kadar elde edilebilen delillere

göre terör örgütünün yapılanması HHB bünyesinde terör örgütüne organik bağlı

olarak, çıkar ve amaçları doğrultusunda süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk

gösteren faaliyetlerde bulunarak 'üye' konumunda oldukları, bu kapsamda örgüt

mensupları arasında kuryelik yaptıkları, örgüt içi iletişimi sağladıkları,

örgütün yönetici kadrosundan aldıkları talimatları tutuklu/hükümlü bulunan veya

dışarıda faaliyet gösteren örgüt mensuplarına ilettikleri, avukatlık mesleği ve

hukuki yardımla ile ilgisi olmayacak şekilde haklarında adli işlem yapılan

münhasıran adı geçen örgüt mensuplarını örgütsel gizliliğin ve faaliyetin

deşifre olmaması, devamının sağlanması amacıyla yönlendirdikleri ve talimat

verdikleri, idelojik olarak eğitici ve sair örgüt mensuplarını yönlendirici

nitelikte faaliyette bulunarak faaliyetlerinin vasfı gereği yönetici konumunda

bulunmasalar da sair örgüt mensuplarından farklı olarak 'özel görevi haiz'

konumda bulundukları ve üzerilerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma

suçunu işledikleri, ...

Şüpheliler O., Barkın Timtik ve Özgür

Yılmaz'ın ise şüphelilerin terör örgütünün yapılanması HHB bünyesinde terör

örgütüne organik bağlı olarak, çıkar ve amaçları doğrultusunda süreklilik,

çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyetlerde bulundukları, bu kapsamda örgüt

mensupları arasında kuryelik yaptıkları, örgüt içi iletişimi sağladıkları,

örgütün yönetici kadrosundan aldıkları talimatları tutuklu/hükümlü bulunan veya

dışarıda faaliyet gösteren örgüt mensuplarına ilettikleri, avukatlık mesleği ve

hukuki yardımla ile ilgisi olmayacak şekilde haklarında adli işlem yapılan

münhasıran adı geçen örgüt mensuplarını örgütsel gizliliğin ve faaliyetin

deşifre olmaması, devamının sağlanması amacıyla yönlendirdikleri ve talimat

verdiklerinin yanı sıra; aleyhlerindeki dellillerin içeriğine göre şüpheli

Özgür Yılmaz'ın Okmeydanı, Gazi, Nurtepe ve Armutlu mahalli alanlarında Halk

Meclisi çalışmalarını bizzat yürüttüğü, örgütün mahalli alanlarında bulunan

Halk Meclisleri yapılanmasının genel sorumlusu olduğu, şahsi evrakındaki Halk

Meclisi eylemlerine ilişkin tespitlerin aleyhindeki ifade ve teşhislerle uyumlu

olduğu, şüpheli Barkın Timtik'in ise örgütün özel önem verdiği Armutlu

Mahallesinde tek tek evleri gezerek yıkımlara karşı örgüt propagandası yaptığı,

DHKP/C terör örgütünün Türkiye Komitesinin altında bulunan Genel Komite

içerisinde faaliyet yürüttüğü, şüpheli O.A.nın DHKP/C terör örgütünün Türkiye

Komitesinin altında bulunan Genel Komite içerisinde faaliyet yürüttüğü ve terör

örgütüyle ilgili karar alma seviyesinde bulunan toplantılara katıldığı, bu

şekilde terör örgütüne organik şekilde bağlı olarak süreklilik, çeşitlilik ve

yoğunluk gösteren faaliyetlerde bulundukları, ayrıca örgütün amacına uygun

biçimde işleyişini sağlayan, örgüt üyelerine görev veren, emir ve idare

yetkisine sahip olan konumlarına göre örgüt faaliyetlerini düzenleme ve

görevlendirme yetkisini haiz 'yönetici' vasfında oldukları ve üzerilerine atılı

'silahlı terör örgütü yöneticisi olma' suçunu işledikleri anlaşılmıştır.

..."

35. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 9/4/2018

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/84 sayılı dosya

üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

36. Mahkemece 11/4/2019 tarihinde yapılan tensip

incelemesinde başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir.

Kararın ilgili bölümü şöyledir:

"... silahlı terör örgütüne üye

olma suçuna ilişkin sanıkların ifadesi, dijital materyal inceleme raporları,

açık kaynak tespiti, arama ve el koyma tutanakları, örgütsel dokümanları ve

eylem evrakları, tutuklama tarihi, sanıkların tutukluluk halinin devamını

gerektirecek nitelikte kuvvetli suç şüphesinin mevcut oluşu, suç için yasada

öngörülen ceza miktarına göre ve suçun CMK 100/3 maddesinde düzenlenen katalog

suçlardan bulunması nedeniyle kaçma şüphesi taşıması, adli kontrol hükümlerinin

eylemin niteliğine nazaran tutuklamadan beklenen faydayı sağlamaya yeterli

olmayacağı dikkate alınarak,

... tutukluluk hallerinin devamına

[karar verildi.]"

37. Başvurucu Selçuk Kozağaçlı, tutukluluk hâlinin

devamına ilişkin anılan bu karara 25/4/2018 tarihinde itiraz etmiş; İstanbul 1.

Ağır Ceza Mahkemesi 7/5/2018 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar

vermiştir.

38. Anılan karar 17/5/2018 tarihinde tebliğ edilmiş ve

1/6/2018 tarihinde başvurucu Selçuk Kozağaçlı tarafından bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

39. Mahkemece 10/9/2018-14/9/2018 tarihlerinde yapılan

ilk duruşmada başvurucuların savunmaları alınmış ve başvurucular hakkında yurt

dışı çıkış yasağıyla birlikte her hafta Pazartesi günü08.00 ile 24.00 saatleri

arasında adreslerine en yakın kolluk birimine düzenli olarak başvurarak imza

atmaları biçiminde adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle başvurucular

tahliye edilmişlerdir. Tahliye kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Silahlı terör örgütü kurma veya

yönetme suçundan tutuklu sanıklar Barkın Timtik ve Özgür Yılmaz hakkında her

bir sanık için dosyadaki mevcut delil durumu, suç vasfının değişme ihtimali,

sanıkların savunmalarının alınmış olması ve sanıkların avukat olması, tutuklamanın

tedbir olması, tutuklulukta geçen süre, Avrupa İnsan Hakları ve Anayasa

Mahkemesinin tutuklama konusundaki başvurular hakkında vermiş olduğu kararlar,

bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanması ile yargılamada amaçlanan

tedbirlerin sağlanabilecek oluşu dikkate alınarak sanıklar Barkın Timtik ve

Özgür Yılmaz'ın ayrı ayrı bihakkın tahliyelerine,

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklu sanıklar Ahmet Mandacı, Aycan Çiçek, A.Ç., Aytaç Ünsal, Behiç Aşcı,

D.B,E.T., Engin Gökoğlu, N.D., Selçuk Kozağaçlı, S.G., Ş.E., Y.E.E., Yaprak

Türkmen, Z.Ö. hakkında her bir sanık için dosyadaki mevcut delil durumu, suç

vasfının değişme ihtimali, sanıkların savunmalarının alınmış olması ve

sanıkların avukat olması, tutuklamanın tedbir olması, tutuklulukta geçen süre,

Avrupa İnsan Hakları ve Anayasa Mahkemesinin tutuklama konusundaki başvurular

hakkında vermiş olduğu kararlar, bu aşamada adli kontrol hükümlerinin

uygulanması ile yargılamada amaçlanan tedbirlerin sağlanabilecek oluşu dikkate

alınarak sanıklar ayrı ayrı bihakkın tahliyelerine, ... [karar verildi.]"

40. Başsavcılık 15/9/2018 tarihinde tahliye kararına

itiraz etmiştir. İtirazda; başvurucular ve tahliyesine karar verilen diğer

sanıklar hakkında suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ile suçların

tutuklama sebeplerinin kanuni karine olarak varsayıldığı katalog suçlardan

olması nedeniyle tutuklama nedeninin bulunması, atılı suçun kanunda öngörülen

cezasının alt ve üst sınırlarının kaçma şüphesini doğurması, Anayasa Mahkemesi

ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında kişilerin kaçma riskinin

bulunması, kamu düzeninin sağlanması ve yeni bir suç işlenmesinin önlenmesi amacının

tutukluluk tedbirinin uygulanabileceği hâller arasında sayılmış olması, devam

etmekte olan yargılamada da bu kaygı ve kriterlerin mevcut olması nedeniyle

adli kontrol tedbirlerinin suç vasfı ve tutukluluk süresi nazara alındığında

yetersiz kalacak olması hususları ile gizli tanıklar ve tanıkların

dinlenilmemiş olması, sanıklardan ele geçirilen dijital materyaller, sanıkların

isimlerinin örgütsel arşiv içinde yer alması, itirafçı beyanları, İdil Kültür

Merkezinden ele geçirilen dokümanlar gibi deliller üzerinde gerekli

incelemelerin yapılmamış olması hususları birlikte gözönüne alındığında

sanıklar hakkındaki delillerin şu aşamada tam olarak toplanmadığı ve bu yönüyle

tahliye kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

41. Mahkeme 15/9/2018 tarihinde Cumhuriyet

Başsavcılığının itirazını kabul ederekyakalama emri çıkartılmasına karar

vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Sanıklar Barkın Timtik, Özgür

Yılmaz, Ahmet Mandacı, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşcı, E.T., Engin

Gökoğlu, N.D., Selçuk Kozağaçlı, S.G. ve Ş.E.nin dosyadaki mevcut delil durumu,

sanıklar hakkındaki tanık ve gizli tanık beyanları, dijital materyal içerikleri

ve bunlara ilişkin tespit ile tutanaklar, açık kaynak araştırmaları göz önünde

bulundurulduğunda, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin

bulunması, işin önemi, verilmesi beklenen ceza ile ölçülü olması nedenleriyle

adli kontrol hükümlerinin yeterli ve etkili denetim sağlayamayacak olması hep

birlikte değerlendirildiğinde ismi geçen tutuklu sanıkların tahliyesine dair

karara yapılan itirazların kabulü ile tahliye kararlarının kaldırılmasına ve

sanıklar hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emirleri düzenlenmesine ... [karar verildi.]"

42. Yakalama kararına istinaden 15/9/2018 tarihinde

gözaltına alınan başvurucular Engin Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç

Aşcı hakkında Mahkemece 16/9/2018 tarihinde tutuklama kararı verilmiştir.

Tutuklama kararının gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Dosyadaki mevcut delil durumu,

sanıklar Behiç Aşcı, Aycan Ünsal, Aycan Çiçek ve Engin Gökoğlu hakkındaki tanık

ve gizli tanık beyanları, dijital materyal içerikleri ve bunlara ilişkin tespit

ile tutanaklar, açık kaynak araştırmaları göz önünde bulundurulduğunda,

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin bulunması, işin önemi,

verilmesi beklenen ceza ile ölçülü olması nedenleriyle adli kontrol

hükümlerinin yeterli ve etkili denetim sağlayamayacak olması hep birlikte

değerlendirildiğinde sanıklar Behiç Aşcı, Aycan Ünsal, Aycan Çiçek ve Engin

Gökoğlu hakkında çıkartılan 15/9/2018 tarihli tutuklamaya yönelik yakalama emri

içeriği gözönüne alınarak sanıklar Behiç Aşcı, Aycan Ünsal, Aycan Çiçek ve

Engin Gökoğlu'nun ayrı ayrı tutuklanmalarına, [karar verildi.]"

43. Başvurucu Ahmet Mandacı ise yakalama kararı uyarınca

15/9/2018 tarihinde gözaltına alınmış, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS)

aracılığıyla bağlandığı Mahkemenin 16/9/2018 tarihli kararıyla tutuklanmıştır.

Tutuklama kararının gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Dosyadaki mevcut delil durumu,

sanık hakkında iddianamenin 453 ve 454. sayfasındaki iddialar, sanık Ahmet

Mandacı hakkındaki tanık ve gizli tanık beyanları, dijital materyal içerikleri

ve bunlara ilişkin tespit ile tutanaklar, açık kaynak araştırmaları, sanık

hakkındaki 15/9/2018 tarihli tutuklamaya yönelik yakalama kararı göz önünde

bulundurulduğunda, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin

bulunması, işin önemi, verilmesi beklenen ceza ile ölçülü olması nedenleriyle

adli kontrol hükümlerinin yeterli ve etkili denetim sağlayamayacak olması hep

birlikte değerlendirildiğinde sanık Ahmet Mandacı hakkında çıkartılan 15/9/2018

tarihli tutuklamaya yönelik yakalama emri içeriği gözönüne alınarak sanık Ahmet

Mandacı'nın tutuklanmasına ... [karar verildi.]"

44. Yine anılan yakalama kararı gereğince 16/9/2018

tarihinde gözaltına alınan başvurucu Selçuk Kozağaçlı hakkında ise Mahkemece

17/9/2018 tarihinde tutuklama kararı verilmiştir. Tutuklama kararının

gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Dosya kapsamı, dosya kapsamında

dinlenmeyen tanık beyanları, dijital materyal içerikleri, bunlara ilişkin

tutanaklar, mahkememizce sanıklar hakkında çıkartılan tutuklamaya ilişkin

yakalama emri dikkate alındığında sanığın üzerine isnad edilen suça ilişkin

kuvvetli suç şüphesinin varlığının bulunduğu, dosya kapsamında henüz gizli

tanık ve tanık beyanlarının alınmadığı, mahkememizce çıkartılan yakalama

emrinden sonra henüz yakalanmayan firari sanıklar bulunduğu, böylelikle sanığın

tanıklara baskı yapma ihtimalinin bulunduğu dikkate alınarak sanık Selçuk

Kozağaçlı'nın tutuklanmasına ... [karar verildi.]"

45. Mahkeme 12/10/2018 tarihinde başvurucular Selçuk

Kozağaçlı, Engin Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşcı ve Ahmet

Mandacı'nın tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir.

46. Başvurucuların bu karara yaptığı itiraz, İstanbul 1.

Ağır Ceza Mahkemesince 31/10/2018 tarihinde reddedilmiştir. Bu karar 8/11/2018

tarihinde başvurucuların müdafilerine tebliğ edilmiştir.

47. Başvurucular Selçuk Kozağaçlı, Engin Gökoğlu, Aycan

Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşcı ve Ahmet Mandacı'nın müdafilerince 7/12/2018

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

48. Mahkeme 5/12/2018 tarihli duruşma sonunda

başvuruculardan Ahmet Mandacı'nın tahliyesine, tutuklu olan diğer

başvurucuların ise tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir.

49. Mahkeme 20/3/2019 tarihli kararıyla silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan başvuruculardan Engin Gökoğlu'nun 10

yıl 6 ay hapis, Aycan Çiçek'in 9 yıl hapis, Aytaç Ünsal'ın 10 yıl 6 ay hapis,

Behiç Aşcı'nın 12 yıl hapis, Özgür Yılmaz'ın 13 yıl 6 ay hapis, Selçuk

Kozağaçlı'nın 10 yıl 15 ay hapis cezalarıyla; silahlı terör örgütünü kurma ve

yönetme suçundan başvurucu Barkın Timtik'in 18 yıl 9 ay hapis cezasıyla ve

silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan başvurucular

Ahmet Mandacı'nın 2 yıl 13 ay 15 gün hapis, Yaprak Türkmen'in 3 yıl 9 ay hapis

cezalarıyla cezalandırılmalarına karar vermiştir. Ayrıca başvurucular Engin

Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşcı, Barkın Timtik, Özgür Yılmaz

-yakalamalı- ve Selçuk Kozağaçlı'nın tutukluluk hâllerinin devamına da karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgi kısmı şöyledir:

"...

Sanık Barkın Timtik'in örgüt

içerisindeki konum ve görevi, sanığın örgütün Türkiye Komitesinin alt birimi

olan Genel Komite üyesi olması, bu kapsamda örgütün kararların alındığı ve

alınan kararların icralarının takip edildiği diğer yöneticilerle beraber komite

toplantılarına katılması, örgütsel faaliyetler konusunda karar ve talimat verme

yetkisine sahip bulunması, sanığın örgüt içerisinde kod isim kullanması,

örgütün Yurtdışı Merkez Komitesi ile şifreli yazışma yapma yetkisine sahip

olması, örgütsel yazışmalarının bulunması, örgütün karar mercilerinin emir ve

talimatlarının bu yazışmalar ile örgüt elemanlarına aktarılması, sanığın örgüte

bağlılık derecesi, örgüt içerisindeki bulunduğu konum itibarıyla yöneticilik

vasfı, böylelikle değerlendirilen kastın yoğunluğu ...,

...

Sanık Özgür Yılmaz hakkında cezalandırılması

istemi ile TCK 314/1 maddesi uyarınca iddianame düzenlenerek kamu davası

açılmış ise de; sanığın eylemlerinin TCK 314/2 maddesi kapsamında kaldığına

mahkememizce kanaat gelinmekle; ... örgütün halk meclis yapılanmasının genel

sorumlusu olması, sanığın örgüt içinde kod isim kullanması, örgütün Yurtdışı

Merkez Komitesi ile şifreli yazışma yapma yetkisine sahip olmaları, örgütsel

yazışmalarının bulunmaları, örgütün karar mercilerinin emir ve talimatlarının

bu yazışmalar ile örgüt elemanlarına aktarılması, sanığın örgüte bağlılık

derecesi, mesleği ve konumu itibarıyla örgüte sağladığı fayda, böylelikle

değerlendirilen kastın yoğunluğu,

...

Sanık Behiç Aşçı'nın örgüt içerisinde

kod isim kullanması, örgütün Yurtdışı Merkez Komitesi ile şifreli yazışma yapma

yetkisine sahip olması, örgütsel yazışmalarının bulunması, örgütün karar

mercilerinin emir ve talimatlarının bu yazışmalar ile örgüt elemanlarına

aktarılması,

...

Sanık Selçuk Kozağaçlı'nın örgüt

içerisinde kod isim kullanıyor olması, örgütün Yurtdışı Merkez Komitesi ile

şifreli yazışma yapma yetkisine sahip olmaları, örgütsel yazışmalarının

bulunmaları, örgütün karar mercilerinin emir ve talimatlarının bu yazışmalar

ile örgüt elemanlarına aktarılması, sanığın örgüte bağlılık derecesi, mesleği

ve konumu itibarıyla örgüte sağladığı fayda, sanığın örgüt adına yapılan

organizasyon ve seminerleri organize etmesi,

...

Sanık Engin Gökoğlu'nun örgüt içerisinde

kod isim kullanması, örgütün Yurtdışı Merkez Komitesi ile şifreli yazışma yapma

yetkisine sahip olması, çözümü yapılan gizli ve örgütsel yazışmalarda isminin

geçmesi,

...

Sanık Aytaç Ünsal'ın çözümü yapılan

gizli ve örgütsel yazışmalarda isminin geçmesi, sanığın örgütün Uluslararası

İlişkiler Komitesinde sorumluluk düzeyinde görevinin bulunması, yurt dışındaki

seminer ve organizasyonlara örgüt adına katılması,

...

Sanık Aycan Çiçek'in örgüt içerisinde

kod isim kullanması, örgütün Yurtdışı Merkez Komitesi ile şifreli yazışma yapma

yetkisine sahip olması, çözümü yapılan gizli ve örgütsel yazışmalarda isminin

geçmesi,

...

Sanıklar ... Ahmet Mandacı, ... Yaprak

Tükmen, ... hakkında; her ne kadar cezalandırılmaları istemiyle DHKP- C silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan TCK 314/2 maddesi uyarınca iddianame

düzenlenmiş ise de; sanıkların eylemlerinin DHKP-C silahlı terör örgütüne

bilerek ve isteyerek yardım etme suçu kapsamında kaldığı, ..."

50. Başvurucular, haklarında verilen mahkûmiyet

hükümlerini istinaf etmişlerdir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza

Dairesinin 8/10/2019 tarihli kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine

ve tutuklu olan başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir.

51. Başvurucular anılan istinaf kararına karşı temyiz

yoluna başvurmuşlardır.

52. Yargıtay 16. Ceza Dairesi yaptığı temyiz incelemesi

sonucunda 3/9/2020 tarihinde başvuruculardan Engin Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç

Ünsal, Behiç Aşcı, Özgür Yılmaz hakkındaki hükümlerin onanmasına, Ahmet Mandacı

ve Yaprak Türkmen hakkındaki hükümlerin düzeltilerek onanmasına karar vermiş ve

bu başvurucular yönünden hükümler kesinleşmiştir. Başvurucular Barkın Timtik ve

Selçuk Kozağaçlı hakkındaki hükümler ise bozulmuştur. Yargıtay ayrıca başvurucu

Aytaç Ünsal'ın sağlık koşullarını gözeterek infazının durdurulmasına ve

tahliyesine de karar vermiştir.

53. Öte yandan başvurucular Engin Gökoğlu, Aycan Çiçek,

Aytaç Ünsal'ın 20/9/2017 tarihli, Ahmet Mandacı'nın ise 30/9/2017 tarihli haklarında

uygulanan ilk tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bu

dosyada incelenenlerden ayrı olarak bireysel başvurularda bulunmuşlardır.

54. Anayasa Mahkemesi; bu başvurular üzerine başvurucular

Engin Gökoğlu ve Aycan Çiçek hakkında 5/2/2019 tarihinde Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonca yapılan inceleme sonucunda (B. No: 2017/37910), başvurucu Aytaç

Ünsal hakkında 11/2/2019 tarihinde İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonca yapılan

inceleme sonucunda (B. No: 2017/37947), başvurucu Ahmet Mandacı hakkında

19/2/2019 tarihinde Birinci Bölüm İkinci Komisyonca (B. No: 2017/37984) ve

7/10/2019 tarihinde İkinci Bölüm Birinci Komisyonca yapılan incelemeler

sonucunda (B. No: 2017/37984) tutuklamaların hukuki olmadığına ilişkin iddialar

yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle başvuruların kabul

edilemez olduğuna dair kararlar vermiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

55. İlgili hukuk için bkz. Hanım Büşra Erdal,

B. No: 2017/35344, 9/6/2020, §§ 37-46.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

56. Mahkemenin 30/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

1. Yakalama ve Gözaltı İşlemlerinin Hukuka Aykırı

Olduğuna İlişkin İddia

a. Başvurucuların İddiaları

57. Başvurucular Behiç Aşçı, Özgür Yılmaz, Barkın Timtik,

Selçuk Kozağaçlı ve Yaprak Türkmen; atılı suç açısından makul şüphenin

varlığını gösteren maddi olgular bulunmadan gözaltına alındıklarını, suç

şüphesi olmaksızın uzun süre gözaltında kaldıklarını belirterek kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

58. Bakanlık görüşünde, başvurucuların bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

59. Anayasa Mahkemesi, yakalama ve gözaltına alınmanın

hukuka aykırı olduğu veya kanunda öngörülen gözaltı süresinin aşıldığı

iddiaları ile olağanüstü hâl şartları altında geçici bir süre için azami olarak

otuz güne kadar uygulanan gözaltı süresinin uzunluğunun makul olup olmadığı

şikâyetlerine ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

asıl dava sonuçlanmamış da olsa 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet

Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet

Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve

diğerleri, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No:

2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47; Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,

26/12/2017, §§ 30-37). Somut olayda başvurucuların bu kapsamda kalan iddiaları

bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin

İddia

a. Başvurucuların İddiaları

61. Başvurucular Behiç Aşçı, Özgür Yılmaz, Barkın Timtik,

Selçuk Kozağaçlı ve Yaprak Türkmen; tutuklanmalarına dayanak teşkil eden

soruşturma dosyası üzerinde gizlilik kararı bulunduğunu, dosyaya ve

tutuklanmalarına neden olan esaslı delillere erişemediklerini, bu nedenle tutuklama

kararına etkili bir şekilde itirazda bulunamadıklarını ileri sürmüşlerdir.

62. Bakanlık görüşünde, başvurucuların bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

63. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişimin

kısıtlanması durumlarının kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına

karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini incelemiş ve soruşturma

sürecinde, tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurların başvurucuya

bildirilmiş olması durumunda bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Günay Dağ ve diğerleri,

§§ 168-176; Hidayet Karaca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257). Somut olay bakımından

soruşturma dosyası incelendiğinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel

unsurların başvuruculara bildirildiği ve tutukluluk durumuna karşı itirazlarını

sunma konusunda yeterli imkânın tanındığı anlaşıldığından anılan kararlardan

ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

64. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Sulh Ceza

Hâkimliklerinin Tarafsız ve Bağımsız Olmadıklarına İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

65. Başvurucular Behiç Aşçı, Özgür Yılmaz, Barkın Timtik,

Selçuk Kozağaçlı ve Yaprak Türkmen; tutuklama ve tutukluluğa itirazın reddi

kararlarını veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız, tarafsız ve etkili bir

başvuru mercii olmadığını, bu nedenle tutuklamaya karşı etkili başvuru hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

66. Bakanlık görüşünde, başvurucuların bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

67. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğal

hâkim güvencesini sağlamadığına, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadığına ve

tutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten

yoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle

getirdiğine ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh ceza

hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların

açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve

diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231,

17/5/2016, §§ 64-78, 94-97).

68. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin

olarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

69. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların iddialarına

ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının

da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

4. Tutuklamanın

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

70. Başvurucular Özgür Yılmaz, Barkın Timtik,

Behiç Aşçı, Yaprak Türkmen ve Selçuk Kozağaçlı; kuvvetli suç şüphenin varlığını

gösteren deliller bulunmadan avukatlık faaliyetleri ve insan hakları hukuku

alanındaki çalışmaları nedeniyle tutuklandıklarını, tutuklama nedenlerinin

gösterilmediğini, adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kalacağının ortaya

konulmadığını, yetersiz gerekçe ile mevzuata aykırı bir şekilde

özgürlüklerinden yoksun bırakıldıklarını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular ayrıca avukat

olmaları ve avukatlık faaliyetleri nedeniyle haklarında soruşturma başlatılarak

tutuklanmış olmaları karşısında özel soruşturma usulüne uyulmadan tutuklanmaları

nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

71. Öte yandan başvurucular Selçuk Kozağaçlı, Engin

Gökoğlu, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşcı ve Ahmet Mandacı; mesleki

faaliyetleri gerekçe gösterilerek örgüt üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına

alınıp tutuklandıktan sonra haklarında açılan davanın ilk duruşmasında tahliye

edildiklerini ancak bu tahliyeden kısa bir süre sonra somut bir gerekçe de

gösterilmeden Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine haklarında yeniden

tutuklama kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, avukat olmaları ve

avukatlık faaliyetleri nedeniyle tutuklanmış olmaları dolayısıyla özel

soruşturma usulüne uyulmadan tutuklanmaları nedeniyle de kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

72. Bakanlık görüşünde, başvurucuların bireysel başvuru

dilekçelerinde ileri sürdükleri hak ihlali iddialarıyla ilgili olarak ağır ceza

mahkemelerinde dava açtığı belirtilmiş; davaların henüz sonuçlanmamış olması ve

bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesinin zorunlu oluşu karşısında tutuklamanın hukuki olmadığı iddiaları

yönünden başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle başvuruların kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği kanaati bildirilmiştir . Bakanlık

ayrıca dosyadaki somut delillere dayanılarak başvurucular hakkında uygulanan

tutuklama tedbirlerinde somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu,

tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, bu delillerin değerlendirilmesi sonucunda

adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını ifade etmiş olup soruşturmada

başvurucular hakkında tutuklama tedbiri uygulayan mercilerin bu hususta

yetkili/görevli oldukları, tutuklamaya dair verilen kararlara ilişkin

gerekçeler kapsamında tutuklamaya dair verilen kararlara ilişkin gerekçelerin

bariz takdir hatası ya da açık bir keyfîlik içerdiğinin söylenemeyeceği

görüşündedir.

73. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında

özetle başvuru formunda belirttikleri iddialarını tekrarlayarak Bakanlık

görüşünü kabul etmediklerini ifade etmişlerdir.

b. Değerlendirme

74. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

75. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

76. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Bu itibarla somut olayda başvurucuların bu bölümdeki iddialarının özünün

tutuklanmalarının hukuki olmadığına yönelik olduğu anlaşılmakla bu bölümdeki

şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında incelenmesi

gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

77. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim

veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması

kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen

güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda

da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile

saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

78. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017 §§ 187-191).

79. Soruşturma mercilerince başvuruculara yöneltilen ve

tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucuların DHKP-C terör örgütünün

hiyerarşik yapılanması içinde yer almaları ve dolayısıyla bu terör örgütüne üye

ya da yönetici olmalarıdır. Anayasa Mahkemesi 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan

darbe teşebbüsünden sonra doğrudan darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak

yürütülen soruşturmalarda veya doğrudan teşebbüsle bağlantılı olmasa bile

teşebbüsün arkasındaki yapılanma olduğu anlaşılan Fetullahçı Terör

Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması ile (FETÖ/PDY) bağlantılı soruşturmalarda

uygulanan tutuklama tedbirlerinin hukukiliğini incelerken bu suçlamaların

olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 237-242; Selçuk

Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

80. Anayasa Mahkemesi Aydın Yavuz ve diğerleri

kararında darbe teşebbüsünden sonra ilan edilen olağanüstü hâle ilişkin yaptığı

değerlendirmede 21/7/2016 tarihinde ilan edilen olağanüstü hâlin temel olarak darbe

teşebbüsü nedeniyle olduğunu, bununla birlikte bu süreçte ülkenin maruz kaldığı

terör saldırılarının da olağanüstü hâl ilanında ve olağanüstü hâlin devam

ettirilmesinde etkisinin bulunduğunu, dolayısıyla bu dönemde uygulanan

tedbirlerin genel olarak 15 Temmuz darbe teşebbüsünün faili olduğu belirtilen

FETÖ/PDY'nin yanı sıra terörden kaynaklanan tehdit ve tehlikenin de bertaraf

edilmesine yönelik olduğunu ifade etmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

226-229).

81. Bu itibarla başvurucular hakkında DHKP-C silahlı

terör örgütü ile bağlantılı bir suçtan uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki

olup olmadığının incelenmesinin Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılması

gerekir. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucuların tutuklanmasının başta

Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere

aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise

Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı

değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk

Özdemir, § 58).

ii. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

(1) Genel

İlkeler

82. Genel ilkeler için bkz. Metin Evecen, B. No:

2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52; Zafer Özer, B. No: 2016/65239, 9/1/2020,

§§ 38-45.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

83. Somut olayda ilk olarak başvurucuların

tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

Başvurucular, DHKP-C silahlı terör örgütüyle ilgili olarak yürütülen soruşturma

kapsamında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme ve silahlı terör örgütüne

üye olma suçlamalarıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca

tutuklanmışlardır.

84. Diğer taraftan başvurucular, bir avukat olarak

mesleklerinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandıklarını

iddia etmektedirler.

85. 1136 sayılı Kanun'un 58. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında, avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların

organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan

dolayı haklarında soruşturma yapılmasının Adalet Bakanlığının iznine bağlı

olduğu ve soruşturmanın suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcılığı tarafından

yapılacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin (2) numaralı fıkrasında ise duruşmanın

inzibatına ilişkin hükümlerin saklı olduğu ve bu hükümlere göre avukatların tutuklanamayacağı

gibi haklarında disiplin hapsi ve para cezası da verilemeyeceği belirtilmiştir.

86. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun

61. maddesinde ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suç dolayısıyla

suçüstü durumunda soruşturmanın, bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından genel

hükümlere göre yapılacağı ifade edilmiştir. Aynı Kanun'un 62. maddesinde ise bu

Kanun ve diğer kanunlar gereğince avukat sıfatı ile veya Türkiye Barolar

Birliğinin ya da baroların organlarında görevli olarak kendisine verilmiş

bulunan görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukatın 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesi hükümlerine göre cezalandırılacağı

düzenlenmiştir.

87. Buna göre 1136 sayılı Kanun'da avukatlar yönünden

özel soruşturma prosedürlerinin yalnızca avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği

ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında

işledikleri suçlardan dolayı öngörüldüğü ve bu hâllerde soruşturmanın

Bakanlığın iznine bağlı olduğu, bunun dışında kişisel suçları bakımından özel

soruşturma usulünün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucular hakkındaki

tutukluluğa ilişkin belgeler başta olmak üzere soruşturma dosyasında yer alan

tespit ve değerlendirmeler ile Yargıtay 16. Ceza Dairesinin isnat konusu suçun

görev suçu olarak nitelendirilemeyeceği yönündeki içtihadı karşısında söz

konusu suçların kişisel suç olarak nitelendirilmesinin temelsiz ve keyfî bir

yaklaşım olduğu söylenemez (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Alparslan

Altan, [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 123). Nitekim Anayasa

Mahkemesi, Yıldırım Turan ([GK], B. No: 2017/10536, 4/6/2020) kararında

ilgili Kanunlar çerçevesinde konuyu hâkimler yönün etraflıca değerlendirmiş ve

Yargıtay içtihatlarına da değinerek terör örgütüne üye olma suçunun kişisel bir

suç olduğunu, Yüksek Mahkeme üyelerinden farklı olarak hâkim ve Cumhuriyet

savcıları yönünden ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâli bulunmasa

da kişisel suçlarına ilişkin olarak soruşturma yürütülmesi için izin şartı bulunmadığını

belirterek Vergi Mahkemesi üyesi (hâkim) olan başvurucunun tutuklanmasının

kanuni dayanağının bulunduğu sonucuna varmıştır (ayrıntı için bkz. Yıldırım

Turan, §§ 102-147).

88. Soruşturma ve kovuşturma konusu dosyalarda ifade

veren tanıklar beyanlarında (bkz. § 32) Halkın Hukuk Bürosunun DHKP-C terör

örgütünün hukuk yapılanması olduğunu, bu legal görünüm altında örgüt

liderlerinin talimatıyla kurulduğunu ve hareket ettiklerini belirtmişlerdir.

HHB avukatlarından oldukları belirtilen başvuruculara isnat edilen eylemlerin

genel olarak avukatlık görevlerinden doğan faaliyetler olmadığı

değerlendirilmektedir. Şöyle ki, tanık beyanlarında dile getirilen ceza infaz

kurumunda bulunan tutuklu veya hükümlülerle örgüt yöneticileri arasında

aracılık (kuryelik) yapmak, örgüt yöneticilerinin talimatlarını örgüt

sorumlularına aktarmak, örgüt üyelerini kendilerine verilen talimatlar

doğrultusunda çeşitli şekillerde yönlendirmek ve gerektiğinde saklamak yada

yurt dışına kaçmalarına yardım etmek şeklinde gerçekleştiği iddia edilen

eylemlerin avukatlık görevlerinden kaynaklandığı veya görev sırasında işlendiği

söylenemez. Somut olayda avukat olan başvurucuların yaptıkları görevle ilgili

bulunmayıp, salt avukatlık görevleri dışındaki eylemleri nedeniyle kendilerine

isnat edilen ve kişisel suç niteliğindeki tutuklamaya konu silahlı terör örgütü

kurma veya yönetme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçları yönünden yukarıda

anılan kararlarda yer alan değerlendirmelerden ve varılan sonuçtan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla somut olayın koşullarında

başvurucuların mesleklerinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmediğinden

bahisle kanuna aykırı olarak tutuklandıkları iddiası yerinde değildir (benzer

yöndeki değerlendirme için bkz. Şerzan Sümer, B. No: 2018/16001,

9/7/2020, § 47).

89. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

90. İstanbul 1., 3., 10., 12. ve 13. Sulh Ceza

Hâkimliklerinin tutuklama kararlarında; başvurucular yönünden kuvvetli suç

şüphesini oluşturan somut olgu olarak tanık ve gizli tanıkların beyanlarına,

yapılan aramalarda ele geçirilen belgelere, başvurucuların gözaltına

alınmasından Savcılık aşamasına kadarki sürece ilişkin olarak örgütün el

kitabında yazan usullere riayet ettiğine ilişkin tespitlere, dosya kapsamındaki

fotoğraflara, başvurucularla ilgili bilgi notlarına ve tutanaklara dayanıldığı

anlaşılmaktadır (bkz. §§ 13-15, 20, 22, 27).

91. Başvurucular hakkında düzenlenen iddianamede ise

örgütsel terör arşivine göre başvurucuların örgütün faaliyetleri çerçevesinde

katıldıkları eylemlere ilişkin kayıtların bulunmasına, DHKP-C terör örgütü

fikir ve ideolojisi doğrultusunda yayınlar yaptığı belirtilen dergide çeşitli

zamanlarda başvurucuların örgüt lehine yaptıkları faaliyetlerle ilgili haber ve

yazıların yayımlanmasına ve başvurucularla ilgili olayların haber yapılmış

olmasına, açık kaynak araştırmalarına, HHB dâhilinde faaliyet gösteren

başvurucuların örgüt içinde Sporcular kod ismi ile anıldıkları, ceza infaz

kurumunda tutuklu veya hükümlü örgüt üyeleri ile örgüt yöneticileri arasında

aracılık (kuryelik) yaptıkları ve bir kısmının kod isim kullanmak suretiyle

DHKP-C silahlı terör örgütüne irtibat ve iltisaklı olduğu yönünde tanık

beyanlarına dayanılmıştır (bkz. §§ 30-34).

92. Soruşturma dosyasında, etkin pişmanlık kapsamında

ifade veren tanıklar B.E., C.B., D.K. ile gizli tanıklar G., İ.K. ve S.G.

beyanlarında, HHB'nin DHKP-C terör örgütünün hukuk yapılanması olduğunu, bu

kapsamda yakalanan veya tutuklanan kişilerle ilgili hukuki süreçleri takip

ettiğini, bu legal görünüm altında aslında örgüt liderlerinin talimatıyla

kurulduğunu ve hareket ettiğini, başvurucuların bu kapsamda HHB avukatlarından

olduklarını, başvuruculardan Selçuk Kozağaçlı'nın ODTÜ'lü, Barkın Timtik'in Saadet,

Behiç Aşçı'nın Eser, Engin Gökoğlu'nun Deniz ve Özgür Yılmaz'ın Mahir kod

ismini kullandıklarını belirterek başvurucuları teşhis etmişlerdir. Ayrıca

başvurucuların ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu veya hükümlülerle örgüt

yöneticileri arasında aracılık (kuryelik) yaptıklarını, örgüt yöneticilerinin

talimatlarını örgüt sorumlularına aktardıklarını ifade etmişlerdir (bkz. §§ 31,

32). Tüm bu anlatımlar karşısında başvurucuların örgütsel faaliyetlere

katıldıkları yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğu

görülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi başvuruculardan Engin Gökoğlu, Aycan

Çiçek, Aytaç Ünsal ve Ahmet Mandacı'nın tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarını açıkça

dayanaktan yoksun görerek kabul edilemez bulmuştur (bkz. §§ 53, 54).

93. Buna göre soruşturma mercilerince başvurucular

hakkındaki DHKP-C terör örgütüyle irtibatlı oldukları yönündeki tespitlerle

birlikte kod isim kullanmak ve örgüt adına aldıkları talimat uyarınca hukuksal

yardım görüntüsü altında aracılık (kuryelik) yapmak suretiyle irtibatlarının

olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanık anlatımlarının somut olayın

koşullarında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin

de temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez. Sonuç olarak başvurucular yönünden suç

şüphesinin varlığını doğrulayan kuvvetli belirtilerin dosya kapsamında

bulunduğu görülmektedir.

94. Diğer taraftan başvurucular hakkında uygulanan

tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi

gerekir.

95. Başvurucuların tutuklanmasına esas alınan silahlı

terör örgütü kurma veya yönetme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçları,

Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında

olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma

şüphesine işaret eden durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için

bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran

[GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı

Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama

nedeni varsayılabilen suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2) [GK],

B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 148).

96. Somut olayda Sulh Ceza Hâkimliklerince başvurucuların

tutuklanmasına karar verilirken işledikleri iddia olunan silahlı terör örgütü

kurma veya yönetme ile silahlı terör örgütüne üye olma suçlarının niteliğine,

kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına, delilleri karartma ve kaçma şüphesinin

bulunmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer

alan katalog suçlar arasında olmasına ve bu aşamada adli kontrol hükümlerinin

yetersiz kalacağına dayanıldığı görülmektedir (bkz. §§ 13-15, 20, 22, 27).

97. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Sulh Ceza

Hâkimlikleri tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucular yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- delilleri karartma ve

kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu

söylenebilir.

98. Başvurucular hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

99. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64).

100. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Sulh Ceza Hâkimliklerinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucular hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz

olduğu söylenemez.

101. Öte yandan başvurucular, yargılandıkları davada

tahliyelerine karar verildikten sonra Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan

itiraz üzerine yeniden tutuklandıklarını belirterek bu durumun hukuka aykırı

olduğunu ileri sürmektedirler.

102. Somut olayda başvurucuların tahliyesine karar

verilmesi sonrasında bu karara itiraz edilmesi üzerine itiraz mercii tarafından

-tahliye kararının kaldırılarak- başvurucular hakkında (yeniden) tutuklama

kararı verilmesi söz konusudur. Buradaki tutuklama kararı esasen tahliye

kararının itiraz mercii tarafından kaldırılması üzerine hürriyetten yoksun

bırakılmaya devam edilmesini sağlamaya yönelik bir işleve sahiptir. Dolayısıyla

anılan karar bir şüpheli veya sanığın yeniden tutuklanmasına değil de

tutukluluğun devam ettirilmesine yöneliktir (benzer yöndeki değerlendirmeler

için bkz. Hanım Büşra Erdal, §§ 37-46). Bu çerçevede somut olayın

koşullarının Atilla Taş (B. No: 2016/30220, 29/5/2019) ve Abdullah

Kılıç (B. No: 2016/25356, 8/1/2020) kararından farklı olduğunun

belirtilmesi gerekir zira anılan kararlara konu olaylarda başvurucular

tahliyelerine karar verildikten sonra Savcılık tarafından başlatılan yeni bir

soruşturma kapsamında tutuklanmışlardır.

103. Bu nedenle başvurucular hakkında kovuşturma

aşamasında tahliye kararına itiraz sonrasında sürdürülen tutukluluğun

hukukiliğinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında ayrıca

incelenmesi uygun görülmemiştir.

104. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

105. Buna göre başvurucuların kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) bu hakka dair yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı

görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

B. İfade ve

Örgütlenme Özgürlüğü ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Haklarının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

106. Başvurucular Behiç Aşçı, Özgür Yılmaz, Barkın Timtik

ve Selçuk Kozağaçlı; haklarında düzenlenen iddianamede oturma eylemleri, panel

ve sempozyum gibi etkinlikler ve buralarda yapılan konuşmaların isnat edilen

suça delil olarak gösterildiğini belirterek şiddet içermeyen barışçıl eylemler

nedeniyle ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

107. Bakanlık görüşünde, başvurucuların bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

2. Değerlendirme

108. Anayasa Mahkemesi tutuklama tedbirinin ifade ve

basın özgürlükleri, dernek kurma hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyette

bulunma hakları gibi diğer temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisini

incelerken öncelikle tutuklamanın hukuki olup olmadığını ve/veya tutukluluğun

makul süreyi aşıp aşmadığını değerlendirmekte; sonrasında tutuklamanın

hukukiliğine ya da tutukluluğun süresinin makullüğüne ilişkin vardığı sonucu da

dikkate alarak diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini

belirlemektedir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567,

25/02/2016, §§ 92-100; Hidayet Karaca, §§ 111-117; Mehmet

Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/05/2016, §§ 157-164; Günay Dağ ve

diğerleri, §§ 191-203; Mehmet Haberal, B. No: 2012/849,

4/12/2013 §§ 105-116; Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013,

§§ 120-134; Kemal Aktaş ve Selma Irmak, B. No: 2014/85, 3/1/2014, §§

61-75; Faysal Sarıyıldız, B. No: 2014/9, 3/1/2014 §§

61-75; İbrahim Ayhan, B. No: 2013/9895, 2/1/2014, §§ 60-74; Gülser

Yıldırım, §§ 60-74).

109. Somut olayda başvurucuların tutuklanmasının hukuki

olmadığı iddiası incelendiğinde başvurucuların suç işlemiş olabileceğinden

şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğu, ayrıca olayda tutuklama

nedenlerinin mevcut olduğu ve tutuklamanın ölçülü olduğunun söylenebileceği

sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında

başvurucuların yalnızca ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakları kapsamında kalan eylemleri nedeniyle soruşturmaya

maruz kaldıkları ve tutuklandıkları iddiası yönünden farklı bir sonuca

varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır.

110. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların

tutuklanmasının ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkin olarak bir ihlalin

bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olması

dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Sulh ceza hâkimliklerinin tarafsız ve bağımsız

olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. İfade ve örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA 30/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Murat BAŞPINAR Başvurucular : 1. Barkın TİMTİK 2. Özgür YILMAZ 3. Behiç AŞCI 4. Ahmet MANDACI 5. Aycan ÇİÇEK 6. Aytaç ÜNSAL 7. Engin GÖKOĞLU 8. Selçuk KOZAĞAÇLI 9. Yaprak TÜRKMEN Başvurucular Vekilleri : Av. Benan MOLU Av. Ramazan DEMİR Av. Çiğdem AKBULUT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/37933, 30 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine
  13. B. İfade ve
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/37933
Tarih
30 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Arrivati Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/33827)
  • Sait Ayaz Başvurusu (B. No: 2016/35488)
  • Serkan Başer Başvurusu (B. No: 2017/15410)
  • Samatyada Sulumanastır Surp Kevork Ermeni Kilisesi Sahakyan Nunyan Ermeni Mektebi ve Mezarlığı Vakfı Başvurusu (B. No: 2017/5986)
  • Selman Taşkın Başvurusu (B. No: 2019/1837)
  • Özlem Özdemir Başvurusu (B. No: 2018/12574)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.