İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Nuri Demirsoy ve Annıta Demirsoy Başvurusu (B. No: 2014/12080)

1. Başvuru, kıyı bankacılığı sistemine yatırılan mevduattan elde

Başvuru No2014/12080Tarih6 Nisan 2017Okuma15 dk · 2.995 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Nuri Demirsoy Ve Annıta Demirsoy Başvurusu

Karar tarihi
6 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/12080
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.995 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kıyı bankacılığı sistemine yatırılan mevduattan elde

edilen faiz gelirleri üzerinden -Türkiye'de yerleşik olunmadığı ileri

sürülmesine karşın- vergi alınması nedeniyle mülkiyet hakkının; buna ilişkin

olarak açılan davada yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. 2014/12080 ve 2014/12081 numaralı bireysel başvurular 30/6/2014 tarihinde yapılmışlardır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. 2014/12081 numaralı bireysel başvuru dosyası, aralarında konu

yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2014/12080 numaralı bireysel başvuru

dosyası ile birleştirilmiş ve incelemenin 2014/12080 numaralı bireysel başvuru

dosyasında yapılmasına karar verilmiştir.

7. 2014/12080 numaralı başvuruda, başvuru belgelerinin bir

örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık,

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine

atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

8. İncelemenin yürütüldüğü 2014/12080 numaralı başvuruda

Bakanlıktan görüş istenmiş olması ve birleşen diğer dosyaların da konu

itibarıyla aynı olması gözönünde bulundurularak

birleşen dosyalar yönünden ayrıca Bakanlıktan görüş istenmesine gerek

görülmeyerek başvurunun incelenmesine geçilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

10. Başvurucular, haklarında düzenlenen vergi inceleme

raporlarına istinaden 2001, 2002 ve 2003 yıllarında kıyı bankacılığı mevduat

hesaplarından (off-shore hesaplardan) faiz geliri

elde ettikleri iddiasıyla adlarına tarh edilen vergileri -fon payı, gecikme

faizi ve vergi ziyaı cezalarıyla birlikte-4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda yer

alan uzlaşma hükümlerinden yararlanarak ödemişlerdir. Başvuruculardan Ahmet

Nuri Demirsoy belirtilen takvim yıllarında elde ettiği toplam 209.063,97 TL

faiz geliri üzerinden 75.410,37 TL vergi aslı tarh ve tahakkuk ettirildiğini

belirtmiş; başvurucu Annita Demirsoy ise bu dönemdeki

faiz gelirleri üzerinden ayrıntılarını belirtmemekle toplam 28.273 TL vergi

ödediğini ifade etmiştir.

11. Başvurucular, sonrasında ödenen verginin düzeltme yapılarak

iadesi için 23/4/2007 tarihinde Çanakkale Vergi

Dairesine başvurmuşlar ancak başvurucuların bu talepleri İdarece 11/6/2008

tarihinde reddedilmiştir.

12. Başvurucuların bu işlemin iptali talebiyle 4/9/2008 tarihinde açtıkları davalarda, Edirne Vergi

Mahkemesinin 16/9/2008 tarihli kararlarıyla idari merci tecavüzü nedeniyle

dilekçenin Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına tevdiine karar

verilmiştir.

13. İdare tarafından cevap verilmeyerek başvurunun zımnen

reddedilmesi üzerine başvurucu tarafından 15/12/2008

tarihinde Edirne Vergi Mahkemesinde bu idari işleme karşı iptal davası

açılmıştır. Dava dilekçesinde; dava konusu vergilere ilişkin vergilendirme

dönemlerinde altı aydan fazla Türkiye'de bulunmadığı için başvurucuların tam

mükellef sayılamayacakları ve vergi ödememeleri gerektiği, bu nedenle

vergilendirme işleminin hatalı olduğu ileri sürülmüştür.

14. Başvurucular 2001, 2002 ve 2003 yıllarında her yıl altı

aydan az Türkiye'de kaldıklarını ifade etmişlerdir. Mahkeme ise iddia edilen bu

hususu, Edirne İl Emniyet Müdürlüğü ile Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar

Pasaport Hudut İltica Dairesi Başkanlığından sormuştur. Mahkemeye gönderilen

cevap yazılarında, başvurucuların belirtilen yıllarda altı aydan fazla yurtta

kaldıklarının tespit edildiği bildirilmiştir. Mahkeme 17/9/2009

tarihinde davaların reddine karar vermiştir. Kararlarda; başvurucuların

vergilendirmeye ilişkin yıllarda altı aydan fazla Türkiye'de bulunduklarının

tespit edildiği, dolayısıyla tam mükellef oldukları ve vergi tahsilatlarında

hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

15. Başvurucular tarafından temyiz edilen kararlar, Danıştay

Dördüncü Dairesinin 28/5/2012 tarihli ilamlarıyla

onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme talepleri de aynı Dairenin 10/4/2014 tarihli ilamlarıyla reddedilmiştir.

16. Nihai kararlar, başvurucular vekiline 2/6/2014

tarihinde tebliğ edilmişlerdir.

17. Başvurucu 30/6/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı

Gelir Vergisi Kanunu'nun 3. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Aşağıda yazılı gerçek kişiler Türkiye içinde

ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler:

1. Türkiye'de yerleşmiş olanlar;

19. 193 sayılı Kanun'un 4. maddesi şöyledir:

“Aşağıda yazılı kimseler Türkiye'de yerleşmiş

sayılır:

1. İkametgahı Türkiye'de bulunanlar (İkametgah, Kanunu

Medeninin 19 uncu ve müteakip Maddelerinde yazılı olan yerlerdir);

2.

(Değişik bent: 19/02/1963 - 202/2 md.)

Bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar

(Geçici ayrılmalar Türkiye'de oturma süresini kesmez.)

20. 193 sayılı Kanun'un 5. maddesi şöyledir:

“Aşağıda yazılı yabancılar memlekette altı

aydan fazla kalsalar dahi, Türkiye'de yerleşmiş sayılmazlar:

1.

Belli ve geçici görev veya iş için Türkiye'ye gelen iş, ilim ve fen adamları,

uzmanlar, memurlar, basın ve yayın muhabirleri ve durumları bunlara benziyen diğer kimselerle tahsil veya tedavi veya istirahat

veya seyahat maksadiyle gelenler;

2.

Tutukluk, hükümlülük veya hastalık gibi elde olmıyan

sebeplerle Türkiye'de alıkonulmuş veya kalmış olanlar.

21. 193 sayılı Kanun'un 24/12/1980

tarihli ve 2361 sayılı Kanun ile değişik 6. maddesi şöyledir:

“Türkiye'de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler

sadece Türkiye'de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden

vergilendirilirler."

22. 213 sayılı Kanun’un 23/06/1982 tarihli

ve 2686 sayılı Kanun ile değişik 112. maddesi şöyledir:

“Mükellefler, vergi muamelelerindeki hataların

düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler.

Bunların posta ile taahhütlü olarak

gönderilmesi caizdir.”

23. 213 sayılı Kanun’un 2686 sayılı Kanunla değişik 114. maddesi

şöyledir:

“Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten

sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler.

Bu

Madde gereğince il özel idare vergileri hakkında valiliğe ve belediye vergileri

hakkında belediye başkanlığına müracaat edilir.”

B. Uluslararası Hukuk

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin özünde mülkiyet hakkını

güvence altına aldığını kabul etmektedir. Mahkemeye göre bu madde üç belirgin

kural içermektedir. Bu kurallardan ilki, maddenin birinci paragrafının birinci

cümlesinde yer alan mülkiyetin barışçıl yararlanmaya (mülkiyetin

dokunulmazlığına saygı) ilişkin genel nitelikli kuraldır. İkinci kuralın

bulunduğu birinci paragrafın ikinci cümlesi ise mülkiyetten yoksun bırakmayı

içerir ve bunu bazı koşullara bağlar. İkinci paragrafta yer alan üçüncü kural

ise taraf devletlere mülkiyetin kamu yararına kullanılmasını kontrolünü veya

vergilerin ya da diğer katkıların veya cezaların yerine getirilmesini sağlama

yetkisi tanımaktadır (Sporrong ve Lönnroth/İsveç [GK],

B. No: 7151/75-7152/75, 23/9/1982, § 61). Ancak bu üç kural

birbirleriyle bağlantısız olmayıp ikinci ve üçüncü kuralların genel nitelikli

birinci kuralın ışığında incelenmesi gerektiği ifade edilmiştir (James ve diğerleri/Birleşik Krallık [GK],

B. No: 8793/79 21/2/1986, § 37; Lithgow ve diğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No:

9006/80-9262/81-9263/81-9265/81-9266/81-9313/81-9405/81, 8/7/1986, § 106).

25. AİHM içtihatlarında vergi yoluyla mülkiyet hakkına yapılan

müdahaleler, Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1.

maddesinin ikinci paragrafında öngörülen mülkiyetin kullanımının kontrolüne

ilişkin üçüncü kural kapsamında değerlendirilmektedir. Mahkemeye göre bu

paragrafta yer alan kural, taraf devletlere vergi koyma ve vergilerin

ödenmesini sağlamak için gerekli gördüğü kanunları çıkarma konusunda açık bir

yetki tanımaktadır (Gasus Dosier-und Fördertechnik GmbH/Hollanda,

B. No: 15375/89, 23/2/1995, § 59).

26. AİHM, vergi yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

öncelikle öngörülebilir, belirli ve yeterince ulaşılabilir bir hukuka dayalı

olması gerektiğini belirtmektedir (Lithgow ve diğerleri/Birleşik Krallık, § 110). AİHM içtihatlarına

göre vergilerin konulması ve ödenmesi için gerekli tedbirlerin alınması

şeklindeki bir müdahale, kamunun yararı ile bireyin temel haklarının

korunmasının gereklilikleri arasındaki adil dengeyi sağlamalıdır. Mahkeme,

üçüncü kural için de geçerli olan ve Sözleşme'ye ek 1

No.lu Protokol'ün 1. maddesinin yapısında yer alan bu dengenin sağlanması için

müdahalede kullanılan araçlar ile takip edilen meşru amaç arasında makul bir

ölçülülük ilişkisi bulunması gerektiğini ifade etmektedir. Mahkeme,

vergilendirme alanındamakul bir temelden

uzaklaşılmamak kaydıyla taraf devletlerin geniş bir takdir yetkisi olduğunu

kabul etmektedir (Gasus Dosier-und Fördertechnik GmbH/Hollanda, §

60; Azienda Agricola Silverfunghi S.A.S. ve diğerleri/İtalya, B. No:

48357/07-52677/07-52687/07-52701/07, 24/6/2014, §§

102-103; The National&Provincial Bulding Society, The Leeds Permanent Building Society and The Yorkshire Building Society/Birleşik Krallık,

B. No: 21319/93-21449/93-21675/93, 23/10/1997, § 80).

27. AİHM belediye tarafından eğlence vergisi alınmasının şikâyet

edildiği bir başvuruda, vergi alınmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil

ettiğini kabul etmiş ancak hukuka dayalı olduğu tespit edilen müdahalenin kamu

yararına dayalı meşru bir amacı taşıdığını ve başvurucu Şirketin ise olayda

vergilendirmenin aşırı bir yük getirdiğini kanıtlayamadığını belirterek

müdahalenin açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar vermiştir (Wolfhard Koop-Automaten Goldene 7 GmbH & Co. KG/Almanya (k.k.),

B. No: 38070/97, 30/3/1999). Yine vergi benzeri bir

katkı payının söz konusu olduğu bir başvuruda da noterin elde ettiği gelirlerin

%30'unu Noterler Birliğine yatırmasının zorunlu kılınması yoluyla mülkiyet

hakkına yapılan müdahale, hukuka dayalı olduğu ve meşru bir amacının bulunduğu

kabul edildikten sonra aşırı bir yük getirmediği tespit edilerek ölçülü

bulunmuştur (George Drosopoulos/Yunanistan

(k.k.), B. No: 40442/98, 7/12/2000).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 6/4/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Başvurucular, kıyı bankacılığı sistemine yatırdıkları

mevduatların her durumda vergiden muaf olduğunu ifade etmişlerdir. Başvurucular

kendilerinin yurt dışında kaldıkları süre dikkate alındığında çifte vatandaş

olmaları nedeniyle bu mevduattan elde ettikleri gelirlerden vergi

alınamayacağını vurgulamışlardır. Başvurucular, buna rağmen vergi alınması

nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular

ayrıca, vergilendirme işlemine karşı açtıkları davada verilen mahkeme

kararlarının yeterli ve makul bir gerekçe içermediğinden yakınmaktadırlar.

30. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular her ne

kadar adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşler ise de bu şikâyetin aslında mülkiyet hakkına müdahalenin

dayanağı olan kanunun yorumu ve uygulanmasına ilişkin olduğu

değerlendirildiğinden başvurucunun makul sürede yargılanma hakkı dışındaki

bütün ihlal iddiaları mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda

başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir

müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile

karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun

kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

33. Anayasa’nın 35. maddesi mülkiyet hakkının

sınırlandırılmasına ilişkin özel ilkeleri tespit ederken vergi ödevine ilişkin

73. maddesi ise vergi yoluyla mülkiyet hakkına yapılacak müdahalelerin anayasal

sınırlarına ilişkin özel hükümler içermektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 40).

34. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında; vergi ve benzeri

yükümlülükler ile sosyal güvenlik prim ve katkılarını belirlemeye, değiştirmeye

ve ödenmesini güvence altına almaya yönelik müdahalelerin taşıdıkları amaçlar

dikkate alındığında devletin mülkiyetin kamu yararına kullanımını kontrol veya

düzenlenmesi yetkisi kapsamında incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir (Arif Sarıgül, B. No: 2013/8324, 23/2/2016,§ 50; Narsan

Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti.,

B. No: 2013/6842, 20/4/2016, § 71). Somut olayda da aynı doğrultuda,

başvurucuların kıyı bankacılığı mevduat faizlerinin vergilendirilmesine yönelik

müdahalenin, mülkiyetin kullanılmasının kontrolü veya düzenlenmesine ilişkin

üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir.

35. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına

yapılan bir müdahalenin öncelikle kanun ile öngörülmesi gerekmektedir.Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve

uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri

kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi

de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir

(Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B.

No: 2013/1301, 30/12/2014, § 56).

36. Somut olayda başvurucular öncelikle uyuşmazlık konusu

vergilendirme döneminde altı aydan az bir süreyle yurtta bulunduklarını

belirterek dar mükellef olduklarını belirtmişlerdir. Başvurucular bu nedenle

ilgili mevzuata göre kendilerinden bu dönemdeki kıyı bankacılığı mevduat faiz

gelirlerinin vergilendirilemeyeceğini ileri sürmüşlerdir. Dolayısıyla

başvurucular ilk olarak kanunilik unsuru yönünden vergilendirme işlemini

şikâyet etmişlerdir. Ancak Mahkeme, itibar ettiği resmî bilgi ve belgelere göre

başvurucuların belirtilen dönemde altı aydan fazla kaldıklarının tespit

edildiğini, bu nedenle başvurucuların tam mükellef olmaları nedeniyle 193

sayılı Kanun'un 3. ve 4. maddeleri uyarınca söz konusu faiz gelirlerinin gelir

vergisine tabi olduğunu belirtmiştir.

37. 193 sayılı Kanun'un 3. maddesinde,Türkiye'de

yerleşmiş olan kişilerin Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve

iratların tamamı üzerinden vergilendirilecekleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un

4. maddesinde ise ikametgahı Türkiye'de olanlar ile

bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanların

Türkiye'de yerleşmiş sayılacakları hükme bağlanmıştır. Başvuru konusu olayda,

başvurucuların altı aydan fazla yurtta bulundukları gerekçesiyle anılan Kanun

hükümlerine göre kıyı bankacılığı mevduat faiz gelirleri üzerinden gelir

vergisi tarh ve tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Bahsedilen kanun

hükümleri açık ve net ifadeler içermekte olup hükümlerin anlaşılabilir ve

ulaşılabilir olduğunda da tereddüt bulunmamaktadır.

38. Bu itibarla derece mahkemelerinin kararlarının dayandığı

gerekçeler ile yukarıda belirtilen ilgili kanun hükümleri dikkate alındığında

başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan vergisel müdahalenin kanunilik ölçütünü

taşıdığı değerlendirilmiştir.

39. Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu

yararı amacıyla sınırlanabilir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru

incelemesinde açıkça temelden yoksun veya keyfî olduğu anlaşılmadıkça yetkili

kamu organlarının kamu yararı tespiti konusundaki takdirine müdahalesi söz

konusu olamaz. Kaldı ki müdahalenin kamu yararına uygun olmadığını ispat

yükümlülüğü bunu iddia edene aittir (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013,

§§ 34-36).

40. "Vergi", kamu giderlerini karşılamak amacıyla

yasalarla gerçek ve tüzel kişilere mali güçlerine göre getirilen bir

yükümlülüktür. Belirli bir hizmetten doğrudan yararlanma karşılığı olmayan

vergi tüm kamu hizmetleri için yapılan giderlere ortak katılma payıdır (AYM,

E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014). Dolayısıyla somut

olayda tam mükellef olduğu kabul edilen kişilerin kıyı bankacılığı mevduat faiz

gelirlerinin vergilendirilmesinin, kamu yararına olup meşru bir amacı taşıdığı

kuşkusuzdur.

41. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamu

yararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahalenin

ölçülü olması da gerekmektedir. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında

dikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen

ölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle elde

edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin

sağlanması zorunludur. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak olağandışı ve

aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır.

42. Ölçülülük ilkesi; “elverişlilik”, “gereklilik” ve

“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”,

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını; “gereklilik”, ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu

olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün

olmamasını, “orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak

istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade

etmektedir (AYM, E.2016/46, K.2016/178,23/11/2016, §

12; AYM, E.2015/40, K.2016/5, § 10).

43. Başvurucular, kıyı bankacılığı mevduat faiz gelirlerinden

fahiş oranda vergi alındığından yakınmaktadırlar. Ancak başvurucu Annita Demirsoy'un vergi ziyaı

cezası, fon payı ve gecikme faizi ile birlikte ödediği toplam tutarı

belirttiği; başvurucu Ahmet Nuri Demirsoy'un ise -verdiği bilgilere göre- elde

ettiği faiz gelirlerinden yaklaşık %36 oranında vergi aslı ödediği

görülmektedir. Buna göre başvurucuların tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin

ceza ve diğer ferîlerine ilişkin açık bir şikâyetlerinin de bulunmadıkları

dikkate alındığında uyuşmazlık konusu vergi asıllarının başvurucular üzerinde

olağan dışı ve aşırı bir yüke yol açtığının somut olarak ortaya konulamadığı

değerlendirilmiştir.

44. Diğer taraftan başvuruculara göre mahkeme kararlarında kıyı

bankacılığı (off-shore) kazançlarının ne surette

vergiye tabi olacağı tartışılmamıştır. Ancak Edirne Vergi Mahkemesinin 17/7/2009 tarihli kararlarında bu hususun ayrıntılı olarak

tartışıldığı görülmektedir. Nitekim Mahkemeye göre uyuşmazlığın esası,

davacının mükellefiyet şeklinin tayin ve tespiti, tam mükellef mi yoksa dar mükellef

olarak mı vergilendirilmesi gerektiği sorununa ilişkin bulunmaktadır.

Mahkemenin, konuya ilişkin hukuk kurallarını toplanan deliller doğrultusunda

yorumlamak suretiyle sonuca vardığı anlaşılmaktadır. İkinci olarak

başvurucular, yurt dışında kaldıkları süreler ile ilgili delillerinin

tartışılmadığından yakınmaktadırlar. Ancak Mahkemenin kararında, başvurucuların

iddiaları nedeniyle Edirne İl Emniyet Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü

Pasaport Dairesi Başkanlığından araştırma yapıldığı açıklanmıştır. Mahkeme, bu

araştırma sonucu verilen resmî nitelikteki bilgi ve belgelere itibar edildiğini

gerekçede açık olarak belirtmiştir. Öte yandan hukuk kurallarının

yorumlanmasına ilişkin bir konuda ayrı bir bilirkişi incelemesine gerek

duyulmaması da derece mahkemelerinin takdirindedir. Dolayısıyla yapılan açık

yargılama sonunda tarafların, davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve

savunmaları tartışılarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe

bulunduğu anlaşılmaktadır. Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda da

İlk Derece Mahkemesince gösterilen gerekçe ve karar sonucunun uygun bulunduğu

görülmektedir.

45. Dolayısıyla başvurucuların kıyı bankacılığı faiz

gelirlerinin vergilendirilmesi suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamunun

yararı ile başvurucuların mülkiyet haklarının korunması arasındaki adil dengeyi

bozmadığı, müdahalenin meşru amacı ile karşılaştırıldığında ölçülü olduğu

sonucuna varılmıştır. Bu durumda, mülkiyet hakkına ilişkin açık ve görünür bir

ihlal bulunmamaktadır.

46. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

47. Başvurucular makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

49. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45, 47).

50. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

51. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık yedi yıl sürdüğü

anlaşılan yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

52. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

53. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

54. Başvurucular, manevi tazminat talebinde bulunmamışlardır.

55. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

56. Başvurucuların makul sürede yargılanma hakkı yönünden manevi

tazminat taleplerinde bulunmadıkları ve maddi tazminat taleplerinin ilişkili

olduğu mülkiyet hakkının ihlali iddialarının ise kabul edilemez bulunduğu

dikkate alındığında başvurucuların tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Edirne Vergi Mahkemesine (E.2008/1237,

K.2009/965 ve E.2008/1238, K.2009/966) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/4/2017tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucular

:

1. Ahmet Nuri DEMİRSOY

2. Annita

DEMİRSOY

Vekili : Av. Mustafa ÖZTOK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12080, 6 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 38070/97, 30/3/1999). Yine vergi benzeri bir
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Mülkiyet Hakkının
  12. B. Makul Sürede
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Demirsoy
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12080
Tarih
6 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Abdulmecit Teter ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16223)
  • İbrahim Özgün Başvurusu (B. No: 2014/18340)
  • Mustafa Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/347)
  • Safkan Aydoğdu Başvurusu (B. No: 2014/7498)
  • Murat Türk Başvurusu (B. No: 2014/19248)
  • Mükerrem Erol Başvurusu (B. No: 2014/12595)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.