İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Sağlam Başvurusu (B. No: 2013/3351)

1. Başvurucu, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle satın

Başvuru No2013/3351Tarih18 Eylül 2013Okuma15 dk · 3.070 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Sağlam Başvurusu

Karar tarihi
18 Eylül 2013
Başvuru Numarası
2013/3351
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.070 kelime·15 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle satın

aldığı taşınmazlara yönelik olarak açtığı tescil davalarının reddedildiğini,

temyiz üzerine Yargıtay tarafından bir kısmının onandığını, bir kısmının

bozulduğunu belirterek, mülkiyet hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 17/5/2013 tarihinde Mersin 5. Sulh Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, başvurunun karara

bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden,

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3)

numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. a) Başvurucu, 11/6/2009

tarihinde Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinde Huri Özbağ

aleyhine açtığı davada, noterde düzenlenen 8/1/1997 tarihli satış vaadi

sözleşmesine dayalı olarak 178 numaralı parselin adına tescilini talep etmiş,

Mahkemece, 1/12/2011 tarih ve E.2009/726, K.2011/1196 sayılı kararla iştirak

hâlinde mülkiyetin esas olduğu taşınmazda mirasçının miras şirketine dâhil olmayan

kişiye yaptığı satışın geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmiştir.

b) Temyiz üzerine, Yargıtay 14. Hukuk

Dairesinin 23/3/2012 tarih ve E.2012/2747, K.2012/4366 sayılı kararıyla

başvurucunun, 178 numaralı taşınmazın ifraz ve tescili sonucu oluşan 902 parsel

sayılı taşınmazlar dışındaki taşınmazlardan pay satın alarak paylı mülkiyete

dâhil olduğuna göre sözleşmenin ifa olanağı bulunduğu gerekçesiyle hüküm

bozulmuştur.

6. a) Başvurucu, 17/6/2009

tarihinde Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinde, İbrahim Çınar mirasçıları aleyhine

açtığı davada, noterde düzenlenen 8/1/1997 tarihli satış vaadi sözleşmesine

dayalı olarak 178 numaralı parselin adına tescilini talep etmiş, Mahkemece,

1/12/2011 tarih ve E.2009/751, K.2011/1199 sayılı kararla iştirak halinde

mülkiyetin esas olduğu taşınmazda mirasçının miras şirketine dâhil olmayan

kişiye yaptığı satışın geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmiştir.

b) Temyiz üzerine, Yargıtay 14. Hukuk

Dairesinin 9/5/2012 tarih ve E.2012/4680, K.2012/6612 sayılı kararıyla

başvurucunun, 178 numaralı taşınmazın ifraz ve tescili sonucu oluşan 902 parsel

sayılı taşınmazlar dışındaki taşınmazlardan pay satın alarak paylı mülkiyete

dâhil olduğuna göre sözleşmenin ifa olanağı bulunduğu gerekçesiyle hüküm

bozulmuştur.

7. a) Başvurucu, 25/11/2008

tarihinde Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinde, Hüriye

Şahin aleyhine açtığı davada, noterde düzenlenen 8/3/2000 tarihli satış vaadi

sözleşmesine dayalı olarak 178 numaralı parselin adına tescilini talep etmiş,

Mahkemece, 1/12/2011 tarih ve E.2008/1282, K.2011/1198 sayılı kararla iştirak

halinde mülkiyetin esas olduğu taşınmazda mirasçının miras şirketine dâhil

olmayan kişiye yaptığı satışın geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine

karar verilmiştir.

b) Temyiz üzerine, Yargıtay 14. Hukuk

Dairesinin 23/3/2012 tarih ve E.2012/3278, K.2012/4365 sayılı kararıyla

başvurucunun, 178 numaralı taşınmazın ifraz ve tescili sonucu oluşan 902 parsel

sayılı taşınmazlar dışındaki taşınmazlardan pay satın alarak paylı mülkiyete

dâhil olduğuna göre sözleşmenin ifa olanağı bulunduğu gerekçesiyle hüküm

bozulmuştur.

8. a) Başvurucu, 1/9/2009

tarihinde Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinde, Hüriye

Gündüz aleyhine açtığı davada, noterde düzenlenen 6/3/2000 tarihli satış vaadi

sözleşmesine dayalı olarak 178 numaralı parselin adına tescilini talep etmiş,

Mahkemece, 1/12/2011 tarih ve E.2009/1065, K.2011/1202 sayılı kararla iştirak

halinde mülkiyetin esas olduğu taşınmazda mirasçının miras şirketine dâhil

olmayan kişiye yaptığı satışın geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine

karar verilmiştir.

b) Temyiz üzerine, Yargıtay 14. Hukuk

Dairesinin 23/3/2012 tarih ve E.2012/2752, K.2012/4364 sayılı kararıyla

başvurucunun, 178 numaralı taşınmazın ifraz ve tescili sonucu oluşan 902 parsel

sayılı taşınmazlar dışındaki taşınmazlardan pay satın alarak paylı mülkiyete

dâhil olduğuna göre sözleşmenin ifa olanağı bulunduğu gerekçesiyle hüküm

bozulmuştur.

9. a) Başvurucu, 1/9/2009

tarihinde Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinde, Yusuf Tezcan aleyhine açtığı davada,

1/7/1990 tarihli harici satış sözleşmesine dayalı olarak 178 numaralı parselin

adına tescilini talep etmiş, Mahkemece, 1/12/2011 tarih ve E.2009/1060,

K.2011/1194 sayılı kararla iştirak hâlinde mülkiyetin esas olduğu taşınmazda

mirasçının miras şirketine dâhil olmayan kişiye yaptığı satışın geçerli

olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

b) Temyiz üzerine, Yargıtay 8. Hukuk

Dairesinin 21/3/2013 tarih ve E.2013/849, K.2013/4065 sayılı kararıyla karar

düzeltme yolu kapalı olarak hüküm onanmıştır.

c) Karar başvurucuya, 19/4/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

10. a) Başvurucu, 1/9/2009

tarihinde Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinde, Ayşe Kızılalan

aleyhine açtığı davada, 20/8/1990 tarihli harici satış sözleşmesine dayalı

olarak 178 numaralı parselin adına tescilini talep etmiş, Mahkemece, 1/12/2011

tarih ve E.2009/1064, K.2011/1201 sayılı kararla iştirak halinde mülkiyetin

esas olduğu taşınmazda mirasçının miras şirketine dâhil olmayan kişiye yaptığı

satışın geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

b) Temyiz üzerine, Yargıtay 8. Hukuk

Dairesinin 12/2/2013 tarih ve E.2013/839, K.2013/1332 sayılı kararıyla karar

düzeltme yolu kapalı olarak hüküm onanmıştır.

c) Karar başvurucuya, 8/3/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

11. a) Başvurucu, 1/9/2009

tarihinde Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinde, Gülsüm Kütük aleyhine açtığı davada,

1/7/1990 tarihli harici satış sözleşmesine dayalı olarak 178 numaralı parselin

adına tescilini talep etmiş, Mahkemece, 1/12/2011 tarih ve E.2009/1057,

K.2011/1203 sayılı kararla iştirak halinde mülkiyetin esas olduğu taşınmazda

mirasçının miras şirketine dâhil olmayan kişiye yaptığı satışın geçerli

olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

b) Temyiz üzerine, Yargıtay 8. Hukuk

Dairesinin 12/2/2013 tarih ve E.2013/848, K.2013/1330 sayılı kararıyla karar

düzeltme yolu kapalı olarak hüküm onanmıştır.

c) Karar başvurucuya, 8/3/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

12. a) Başvurucu, 1/9/2009

tarihinde Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinde, Ayşe Coşar aleyhine açtığı davada,

1/1/1990 tarihli harici satış sözleşmesine dayalı olarak 178 numaralı parselin

adına tescilini talep etmiş, Mahkemece, 1/12/2011 tarih ve E.2009/1059,

K.2011/1193 sayılı kararla iştirak halinde mülkiyetin esas olduğu taşınmazda

mirasçının miras şirketine dâhil olmayan kişiye yaptığı satışın geçerli

olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

b) Temyiz üzerine, Yargıtay 8. Hukuk

Dairesinin 12/2/2013 tarih ve E.2013/840, K.2013/1329 sayılı kararıyla karar

düzeltme yolu kapalı olarak hüküm onanmıştır.

c) Karar başvurucuya, 8/3/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

13. a) Başvurucu, 1/9/2009

tarihinde Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinde, Mehmet Akça aleyhine açtığı davada,

1/7/1990 tarihli harici satış sözleşmesine dayalı olarak 178 numaralı parselin

adına tescilini talep etmiş, Mahkemece, 1/12/2011 tarih ve E.2009/1061,

K.2011/1195 sayılı kararla iştirak halinde mülkiyetin esas olduğu taşınmazda

mirasçının miras şirketine dâhil olmayan kişiye yaptığı satışın geçerli

olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

b) Temyiz üzerine, Yargıtay 8. Hukuk

Dairesinin 12/2/2013 tarih ve E.2013/842, K.2013/1331 sayılı kararıyla karar

düzeltme yolu kapalı olarak hüküm onanmıştır.

c) Karar başvurucuya, 8/3/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

14. a) Başvurucu, 1/9/2009

tarihinde Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinde, Halil İslim aleyhine açtığı davada,

20/8/1990 tarihli harici satış sözleşmesine dayalı olarak 178 numaralı parselin

adına tescilini talep etmiş, Mahkemece, 1/12/2011 tarih ve E.2009/1062,

K.2011/1197 sayılı kararla iştirak halinde mülkiyetin esas olduğu taşınmazda

mirasçının miras şirketine dâhil olmayan kişiye yaptığı satışın geçerli

olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

b) Temyiz üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin

27/11/2012 tarih ve E.2012/4678, K.2012/11236 sayılı kararıyla karar düzeltme

yolu kapalı olarak hüküm onanmıştır.

c) Karar başvurucuya, 26/12/2012 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

15. a) Başvurucu, 1/9/2009

tarihinde Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinde, Halil Mukuoğlu

aleyhine açtığı davada, 1/7/1990 tarihli harici satış sözleşmesine dayalı

olarak 178 numaralı parselin adına tescilini talep etmiş, Mahkemece, 1/12/2011

tarih ve E.2009/1063, K.2011/1192 sayılı kararla iştirak halinde mülkiyetin

esas olduğu taşınmazda mirasçının miras şirketine dâhil olmayan kişiye yaptığı

satışın geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

b) Temyiz üzerine, Yargıtay 8. Hukuk

Dairesinin 12/2/2013 tarih ve E.2013/808, K.2013/1333 sayılı kararıyla karar

düzeltme yolu kapalı olarak hüküm onanmıştır.

c) Karar başvurucuya, 8/3/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

16. 22/11/2001 tarih ve 4721

sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 716. maddesinin birinci şöyledir:

“Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir

hukuki sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek

hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması halinde hâkimden,

mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir.”

17. 4721 sayılı Kanun'un 701.

maddesi şöyledir:

“Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler

uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların

mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.

Elbirliği

mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı,

ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.”

18. 22/4/1926 tarih ve 818

sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bir akdin ilerde inşa edilmesine dair yapılan mukavele

muteberdir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 18/9/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 17/5/2013 tarih ve 2013/3351 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle ve

harici satış sözleşmesiyle satın aldığı taşınmaza ilişkin olarak Silifke Sulh

Hukuk Mahkemesinde açtığı davaların reddedildiğini, temyiz üzerine kararların

dördünün Yargıtay 14. Hukuk Dairesince bozulduğunu, yedi dosyanın ise Yargıtay

8. Hukuk Dairesince gerekçesiz şekilde onandığını, kararların kanuna, usule ve

dosya içeriğine uygun olmadığını belirterek, Anayasa'nın 35. maddesinde

tanımlanan mülkiyet hakkı ile 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılamanın yenilenmesini talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

21. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, Silifke Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ve

Yargıtay 8. Hukuk Dairesince onanan kararlara yönelik ihlal iddialarıyla

bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun ihlale neden olduğunu

iddia ettiği bir kısım kararlara yönelik başvurunun 30 günlük başvuru süresi

içinde yapılmadığı anlaşıldığından, bu kararlara ilişkin başvuru yönünden

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlali iddiaları incelenmemiştir.

Başvurucunun, Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin 1/12/2011 tarih ve E.2009/1060,

K.2011/1194 sayılı ilamının Yargıtay 8. Hukuk Dairesince onanmasına ilişkin

olarak 30 gün içinde yaptığı başvuru ise mülkiyet ve adil yargılanma haklarının

ihlali iddiaları yönünden ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

1. Otuz Gün İçinde Yapılmayan Başvuruların

Değerlendirilmesi

22. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar

başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir.”

23. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

“Başvuru süresi ve mazeret”

başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

ve buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse

ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

24. Bireysel başvurunun ön şartlarından birisi de başvuru

süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usûl hükmüdür.

25. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı Kanun'un 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64.

maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt

dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.

26. Başvuru konusu olayda, başvurucunun ihlale neden olduğunu

iddia ettiği Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin 1/12/2011 tarih ve E.2009/1064,

K.2011/1201 sayılı ilamı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12/2/2013 tarih ve

E.2013/839, K.2013/1332 sayılı kararıyla; 1/12/2011 tarih ve E.2009/1057,

K.2011/1203 sayılı ilamı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12/2/2013 tarih ve

E.2013/848, K.2013/1330 sayılı kararıyla; 1/12/2011 tarih ve E.2009/1059,

K.2011/1193 sayılı ilamı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12/2/2013 tarih ve

E.2013/840, K.2013/1329 sayılı kararıyla; 1/12/2011 tarih ve E.2009/1061,

K.2011/1195 sayılı ilamı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12/2/2013 tarih ve

E.2013/842, K.2013/1331 sayılı kararıyla; 1/12/2011 tarih ve E.2009/1062,

K.2011/1197 sayılı ilamı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27/11/2012 tarih ve E.2012/4678,

K.2012/11236 sayılı kararıyla; 1/12/2011 tarih ve E.2009/1063, K.2011/1192

sayılı ilamı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12/2/2013 tarih ve E.2013/808,

K.2013/1333 sayılı kararıyla onanmıştır.

27. Onama kararları, 26/12/2012 ve 8/3/2013 tarihlerinde

başvurucuya tebliğ edilmesine rağmen, başvurucu, 30 günlük başvuru süresinin geçmesinden sonra 17/5/2013 tarihinde

başvuruda bulunmuştur. Dolayısıyla yukarıda belirtilen ve ihlale neden

olduğu ileri sürülen kararlara yönelik başvuruda süre aşımı bulunduğu sonucuna

varılmaktadır.

28. Açıklanan nedenlerle, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince

verilen onama kararlarının tebliğinden itibaren otuz gün içinde yapılmayan

bireysel başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin

“süre aşımı” nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Mülkiyet Hakkının İhlali İddialarının

Değerlendirilmesi (Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin 1/12/2011 tarih ve

E.2009/1060, K.2011/1194 sayılı kararı yönünden)

29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.…”

30. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

31. Belirtilen hükümler uyarınca, bir anayasal hak ihlali

iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesi

için, başvurucu tarafından dayanılan hakkın Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerden olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna

ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında yer alması, ayrıca

başvurucunun ihlal iddiasına temel alınan hakkın kapsamına giren korunmaya

değer bir menfaatinin bulunması gerekir.

32. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı

olamaz.”

33. Anayasa’nın 35. maddesinde yer verilen mülkiyet kavramı,

kapsam itibariyle 4721 sayılı Kanun’da yer alan mülkiyet kavramı ile sınırlı

olmamakla birlikte, taşınmaz mülkiyetinin Anayasa’nın 35. maddesindeki güvence kapsamına

girdiğinde kuşku yoktur.

34. Anayasa’nın 35. maddesi kapsamındaki hakkının ihlal

edildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak

zorundadır. Bu nedenle, öncelikle başvurucunun, Anayasa’nın 35. maddesi

uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup

olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir.

35. Başvuru konusu olayda, başvurucu, gayrimenkul satış vaadi

sözleşmesine dayalı olarak taşınmazın adına tescilini talep etmiş, Mahkemece

davanın reddine karar verilmiştir. Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, bir

taşınmazın satım sözleşmesinin yapılmasını isteme hakkı veren bir ön

sözleşmedir. Taraflar düzenledikleri ön sözleşme ile ana sözleşmenin, yani

gayrimenkul satış sözleşmesinin akdedilmesini hüküm altına almak

istemektedirler. Ön sözleşmenin akdedilmesi ile taraflardan biri yükümlülüğünü

yerine getirmediği takdirde diğer tarafın ifayı talep hakkı doğacaktır. Satış

vaadi sözleşmesi, sözleşmenin tarafına mülkiyet hakkının verdiği haklar

arasında olan aynî hak değil, sadece kişisel hak sağlar. Bu sözleşme ile vaat

eden, belli bir taşınmazı satmayı; vaat alan da bu taşınmazı satın almayı

birbirlerine karşı borçlanırlar. Yani satış vaadi sözleşmesi, iki tarafa borç

yükleyen sözleşmelerdendir. Sözleşmenin kurulması ile sözleşmeye konu olan

taşınmazın mülkiyeti el değiştirmez. Taşınmazın mülkiyetinin el değiştirmesi

için ya tarafların rızaları yahut ilgili mahkemeden alınacak bir tescil kararı

gerekir. Dolayısıyla gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle taşınmaz üzerinde

mülkiyet hakkı tesis edilmiş olmaz.

36. Başvurucu tarafından taşınmazın tescili talebiyle açılan

eda davasının reddine ilişkin hüküm bir tespit hükmü olup, başvurucunun iddia

ettiği hakkın mevcut olmadığını göstermektedir.

37. Belirtilen hususlar çerçevesinde, başvurucu adına yapılan

herhangi bir tescil işlemi bulunmadığı, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin

tek başına başvurucunun taşınmazın mülkiyetini kazanmasını sağlamadığı ve

başvurucu lehine Anayasa’nın 35. maddesi kapsamına giren korunmaya değer bir

menfaat doğurmadığı anlaşılmaktadır.

38. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin 1/12/2011 tarih ve E.2009/1060,

K.2011/1194 sayılı ilamına ilişkin başvurusu yönünden Anayasa’nın 35. maddesi

kapsamına giren korunmaya değer bir menfaati bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

3. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddialarının

Değerlendirilmesi (Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin 1/12/2011 tarih ve

E.2009/1060, K.2011/1194 sayılı kararı yönünden)

39. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

40. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

41. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

42. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça

keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, § 26,

12/2/2013).

43. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığı taşınmazlara

ilişkin olarak Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı tescil davalarının

reddedildiğini, temyiz üzerine bir kısmının Yargıtay 14. Hukuk Dairesince

bozulduğunu, bir kısmının ise Yargıtay 8. Hukuk Dairesince gerekçesiz şekilde

onandığını, kararların kanuna, usule ve dosya içeriğine aykırı olduğunu

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemece verilen karar ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesince verilen onama

kararının gerekçeleri incelendiğinde, başvurucunun iddialarının özünün derece

Mahkemesi ve Yargıtay tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibariyle yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

44. Yargılama derece Mahkemesi

tarafından usul şartlarına ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmiş olup,

başvurucu kendi delillerini ve iddialarını sunma fırsatını bulmuş ve bunlar

anılan Mahkeme tarafından gereği gibi değerlendirilmiştir.

45. Öte yandan aynı hukuki metne

ilişkin olarak, aynı derecedeki bağımsız yargı mercileri arasındaki yorum ve

içtihat farklılıkları tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde

kabul edilemeyeceği gibi, temyiz mercilerinin, uyuşmazlıklara ilişkin olarak

tarafların talepleri ve delilleri arasındaki yorum farklılıkları da tek başına

adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul edilemez.

46. Açıklanan nedenlerle

başvurucunun, Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin 1/12/2011 tarih ve E.2009/1060,

K.2011/1194 sayılı ilamının Yargıtay 8. Hukuk Dairesince onanmasına ilişkin

ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece Mahkemesi ve

Yargıtay kararlarının bariz bir şekilde keyfilik de içermediği anlaşıldığından,

başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

47. Diğer yandan başvurucu

Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür.

48. Anayasa’nın 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü

kararları gerekçeli olarak yazılır.”

49. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak

başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma

hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak

ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün

mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden

141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının

belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, § 30, 16/5/2013).

50. Öte yandan temyiz

mercilerinin kararlarının tamamen gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz

merciinin yargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya

aynı gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtması

yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizde

dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararını

inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir.

51. Somut olayda, Silifke Sulh

hukuk Mahkemesinin 1/12/2011 tarih ve E.2009/1060, K.2011/1194 sayılı ilamı,

Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, “Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama

tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar

verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan

temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun hükmün onanmasına” şeklinde

gerekçe belirtilerek onanmıştır. Başvurucunun, kararın gerekçesiz olduğuna dair

iddiaları da derece Mahkemesi ve Yargıtay tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibariyle

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu gibi, Yargıtay kararının gerekçesiz

olduğundan da söz edilemez.

52. Açıklanan nedenlerle, temyiz

merci kararı ve gerekçesinde açık bir ihlal saptanmadığından, başvurucunun bu

yöndeki iddiası da “açıkça dayanaktan

yoksun” bulunmuştur.

V. HÜKÜM

A. Başvurunun

1. Otuz günlük süre içinde yapılmayan başvurular yönünden “süre aşımı”,

2. Mülkiyet hakkının ihlali iddiaları yönünden “konu bakımından yetkisizlik”,

3. Adil yargılanma hakkının ihlali iddiaları yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedenleriyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

18/9/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Ahmet SAĞLAM Vekili : Av. Şafak SAĞLAM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3351, 18 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. V. Hüküm
  16. A. Başvurunun
  17. B. Yargılama
  18. M. Emin KUZ

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3351
Tarih
18 Eylül 2013

İlgili Kararlar

  • Mehmet Şerif Ay Başvurusu (B. No: 2012/1181)
  • Hakan Fuat Komili Başvurusu (B. No: 2013/2470)
  • Hikmet Balabanoğlu Başvurusu (B. No: 2012/1334)
  • Tahir Canan Başvurusu (B. No: 2012/969)
  • Fikret Güney Başvurusu (B. No: 2013/1936)
  • Hayrettin Aktaş Başvurusu (B. No: 2013/1205)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.