İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hayrettin Aktaş Başvurusu (B. No: 2013/1205)

1. Başvurucu, Beyoğlu

Başvuru No2013/1205Tarih17 Eylül 2013Okuma20 dk · 3.944 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hayrettin Aktaş Başvurusu

Karar tarihi
17 Eylül 2013
Başvuru Numarası
2013/1205
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.944 kelime·20 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Beyoğlu

Belediyesi tarafından kamulaştırılan taşınmazının kamulaştırma bedelinin

tespiti ve tescil istemiyle açılan davada verilen kararda kamulaştırma

bedelinin düşük tespit edildiğini, kamulaştırma işleminin iptali talebiyle

açtığı davanın bekletici mesele yapılmadığını, kamulaştırma nedeniyle

mülkiyetini kullanamadığını ve mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğunu

belirterek adil yargılanma, mülkiyet ve konut dokunulmazlığı haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 1/2/2013

tarihinde İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 6/5/2013 tarihinde başvurunun karara

bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden,

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3)

numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucuya ait taşınmazın

da bulunduğu İstanbul ili Beyoğlu ilçesi Tarlabaşı

semti 21/7/1983 tarih ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat

Varlıklarını Koruma Kanunu gereği kurulan İstanbul 1 numaralı Kültür ve Tabiat

Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1993 yılında kentsel sit alanı

olarak ilan edilmiş ve alandaki koruma çalışmalarının çerçevesi, yapılacak

koruma amaçlı imar planına bağlanmıştır.

6. Başvurucuya ait 65 m2

büyüklüğündeki taşınmazın da içinde bulunduğu alan 20/2/2006

tarih ve 2006/10172 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla (BKK) 16/6/2005 tarih ve

5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek

Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun’a dayanılarak yenileme

alanı olarak belirlenmiştir.

7. Beyoğlu Belediye Meclisi

tarafından 10/11/2006 tarihinde oy birliğiyle kabul edilen usul ve esaslar

çerçevesinde 16/3/2007 tarihinde gerçekleştirilen yenileme (restorasyon)

ihalesiyle bahsedilen alanda restorasyon faaliyetine başlanmıştır.

8. Beyoğlu Belediye Başkanlığı

5366 sayılı Kanun ve 2006/10172 sayılı BKK’ya

istinaden başvurucunun taşınmazıyla ilgili olarak acele kamulaştırma kararı

alarak kıymet takdiri yaptırmış ve satın alma talebini başvurucuya tebliğ

ederek uzlaşmak istemiştir.

9. Başvurucunun uzlaşma

talebine cevap vermemesi üzerine Beyoğlu Belediye Başkanlığı 22/3/2010

tarihinde Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti

ve tescil davası açmıştır.

10. Dava sürecinde başvurucu

idari yargıda kamulaştırma kararının iptali istemiyle dava açmış ve Beyoğlu 3.

Asliye Hukuk Mahkemesinden idari yargıda devam eden davanın bekletici mesele

yapılmasını talep etmiştir.

11. Mahkeme, dava sürecinde

bilirkişi görevlendirerek taşınmazın bedelini tespit ettirmiştir. Birinci

bilirkişi taşınmazın değerini davacı, davalı ve kendisinin resen belirlediği

emsaller ile yaptığı keşif sonucunda 70.282 TL olarak belirlemiştir. Tarafların

itirazı üzerine atanan ikinci bilirkişi ise 13/10/2010

tarihli raporuyla taşınmazın değerini 60.494 TL olarak tespit etmiştir.

Mahkeme, bilirkişilerden taşınmazın tarihi eser niteliğini dikkate alarak ek rapor

hazırlamalarını istemiş ve buna göre hazırlanan raporlarda taşınmazın değerini

birinci bilirkişi 116.902 TL, ikinci bilirkişi ise 99.613,15 TL olarak

belirlemiştir.

12. Mahkeme 4/8/2011

tarih ve E.2010/116, K.2011/237 sayılı kararıyla, tapu kaydı, çaplı kroki,

kamulaştırma evrakları, emsal tapu kayıtları, keşif ve bilirkişi raporları ile

binanın yıpranma payını değerlendirerek kamulaştırma bedelini 108.257,57 TL

olarak belirlemiş ve taşınmazın Beyoğlu Belediyesi adına tesciline karar

vermiştir.

13. Karar, başvurucu ve idare

tarafından temyiz edilmiş, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 5. Hukuk Dairesi,

8/3/2012 tarih ve E.2011/18331, K.2012/4342 sayılı

kararıyla, “Kamulaştırılan taşınmaz mal ile

emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak zeminine, resmi

birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı da düşülerek binaya değer

biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi

beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği”

gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.

14. Başvurucunun karar düzeltme

talebi de Yargıtay’ın aynı dairesince 8/11/2012 tarih

ve E.2012/15326, K.2012/21993 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar aynı

tarihte kesinleşmiştir. Kesinleşen karar başvurucuya 4/1/2013

tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 1/2/2013 tarihinde bir aylık başvuru

süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. Anayasa’nın 46. maddesi

şöyledir:

“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği

hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan

taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve

usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli

nakden ve peşin olarak ödenir…

…”

16. Anayasa’nın 63. maddesi

şöyledir:

“Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve

değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici

tedbirleri alır.

Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara

getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve

tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir.”

17. 5366 sayılı Kanun’un “Amaç ve kapsam” kenar başlıklı 1.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir

belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe

belediyeleri ve nüfusu 50.000'in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin

yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz

tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak

tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının,

bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu

bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları

oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve

kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır.”

18. 5366 sayılı Kanun’un “Taşınmaz tasarruflarının kısıtlanması ve kamulaştırma”

kenar başlıklı 4. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Yenileme alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı

ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Anlaşma sağlanamayan hallerde

gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ilgili

il özel idaresi ve belediye tarafından kamulaştırılabilir. Bu Kanun uyarınca

yapılacak kamulaştırmalar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin

ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma

sayılır. Tapuda mülkiyet hanesi açık olan taşınmazlar ile varisi belli olmayan,

kayyım tayin edilmiş, ihtilaflı, davalı ve üzerinde her türlü mülkiyet ve

mülkiyetin gayri aynî hak tesis edilmiş olan taşınmazlar için de aynı madde

hükümlerine göre kamulaştırma işlemleri yürütülür. Kamulaştırma işlemlerinin

yürütülmesinde il özel idareleri ve belediyeler veraset ilamı çıkarttırmaya,

kayyım tayin ettirmeye veya tapuda kayıtlı son malike göre işlem yapmaya

yetkilidir.”

19. 4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma

şartları” kenar başlıklı 3. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Bakanlar Kurulunca kabul olunan, büyük enerji ve sulama

projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi,

yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla

yapılacak kamulaştırmalarda, bir gerçek veya özel hukuk tüzelkişisine ödenecek

kamulaştırma bedelinin o yıl Genel Bütçe Kanununda gösterilen miktarı, nakden

ve peşin olarak ödenir. Bu miktar, kamulaştırma bedelinin altıda birinden az

olamaz. Bu miktarın üstünde olan kamulaştırma bedelleri, peşin ödeme

miktarından az olmamak ve en fazla beş yıl içinde faiziyle birlikte ödenmek

üzere eşit taksitlere bağlanır. Taksitlere, peşin ödeme gününü takip eden

günden itibaren, Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddi

uygulanır.”

20. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz

malın idare adına tescili” kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili

fıkraları şöyledir:

“…

Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde

anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde

keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede

sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın

değerini tespit için mahallinde keşif yapar. Yapılacak keşifte, taşınmaz malın

bulunduğu yerin bağlı olduğu köy veya mahalle muhtarının da hazır bulunması

amacıyla, muhtara da davetiye çıkartılır ve keşifte hazır bulunması temin

edilerek, muhtarın beyanı da alınır.

Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da

dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini

belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye

verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder.

Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini

ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa

itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.

Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içinde

sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim,

tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak

adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit

edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma

bedelidir. Tarafların anlaştığı veya tarafların anlaşamaması halinde hakim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen

miktarın, peşin ve nakit olarak veya kamulaştırma bu Kanunun 3 üncü maddesinin

ikinci fıkrasına göre yapılmış ise, ilk taksitin yine peşin ve nakit olarak hak

sahibi adına, hak sahibi tespit edilememiş ise ileride ortaya çıkacak hak

sahibine verilmek üzere 10 uncu maddeye göre mahkemece yapılacak davetiye ve

ilanda belirtilen bankaya yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz

edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Gereken

hallerde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere mahkemece uzatılabilir. İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına veya

hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda, ileride ortaya çıkacak hak

sahibine verilmek üzere bloke edildiğine dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece,

taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine

ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı

bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin

temyiz hakları saklıdır.

…

14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma

işlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve

idari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde

mahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun

sonucuna göre işlem yapılır.

…”

21. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları” kenar başlıklı 11.

maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı

gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile

ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate

alınmaz.”

22. 2942 sayılı Kanun’un “Acele kamulaştırma” kenar başlıklı 27.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun

uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine

Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen

olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet

takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi

ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları

dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek

değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak

davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el

konulabilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 17/9/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

1/2/2013 tarih ve 2013/1205 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu, Beyoğlu

Belediyesi tarafından kültür varlıklarının yenilenmesi kapsamında ve bir proje

çerçevesinde gerçekleştirilen yenileme faaliyetlerinde yapılan ihalenin gizli

tutulduğunu, projenin bir rant projesi olduğunu, mülk

sahiplerinin sürece dahil edilmediğini, mülk sahiplerinin kendi mülklerini

kendi imkanlarıyla yenileme haklarının ellerinden alındığını, hukuka aykırı

biçimde alınan acele kamulaştırma kararıyla kendisine ait taşınmazın

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemiyle açılan davada verilen

kararda kamulaştırma bedelinin düşük tespit edildiğini, bilirkişi raporlarında

yenileme projesinin görmezden gelindiğini, önerdiği emsallerin değerlendirmeye

alınmadığını, yıpranma paylarının olması gerekenden yüksek belirlendiğini,

kamulaştırma işleminin iptali talebiyle açtığı davanın bekletici mesele

yapılmadığını, mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğunu ve kamulaştırma

nedeniyle mülkiyetini kullanamadığını belirterek adil yargılanma, mülkiyet ve

konut dokunulmazlığı hakları ile Anayasa’nın 63. maddesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüş ve kendisine 1.082.570 TL maddi, 200.000 TL manevi tazminat ile

yaptığı yargılama giderlerinin ödenmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

25. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.

Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

26. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

27. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

28. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel

başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve

bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

1. Başvurucunun Dava Konusu Yapmadığı veya Davası Görülmekte

Olan Şikâyetleri Yönünden

29. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un

45. maddesinin (2) numaralı fıkrası hükümlerine göre bireysel başvuru yoluyla

Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde

ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme

kavuşturulması esastır.

30. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa

Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve

yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi

ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava

ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir. (B. No:

2012/403, 26/3/2013, § 17)

31. Başvurucu, kendisine ait

taşınmazın da bulunduğu bölgede Beyoğlu Belediyesi tarafından kültür

varlıklarının yenilenmesi kapsamında ve bir proje çerçevesinde gerçekleştirilen

yenileme projesinde yapılan ihalenin gizli tutulduğunu, projenin bir rant projesi olduğunu, mülk sahiplerinin sürece dahil

edilmediğini, mülk sahiplerinin kendi mülklerini kendi imkanlarıyla yenileme

haklarının ellerinden alındığını, hukuka aykırı biçimde acele kamulaştırma

kararı alındığını ileri sürerek mülkiyet hakkı ve hak arama hürriyetinin ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

32. Başvurucunun kendi

taşınmazının da bulunduğu bölgede uygulanan projeyle ilgili şikâyetlerini

öncelikle yetkili ve görevli ilk derece mahkemeleri önünde dile getirmesi, ilk

derece mahkemesi kararlarından tatmin olmaması durumunda ise süresinde ve

usulüne uygun olarak temyiz yolunu kullanması gerekirdi. Başvurucu bahsedilen

projeyle ilgili şikâyetlerini daha önce dava konusu yaptığına dair herhangi bir

belge sunmamış, sadece kamulaştırma kararının iptali istemiyle idari yargıda

dava açtığından ve bu davanın devam ettiğinden bahsetmiştir. Bu durumda

başvurucunun bahsedilen projeyle ilgili şikâyetleri hususunda başvuru

yollarının tüketildiği söylenemez.

33. Açıklanan nedenlerle, başvuru

konusu işleme karşı kanunda öngörülmüş yargısal başvuru yollarının tamamı

tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Başvurucunun Kamulaştırma Bedelinin Tespiti Davasının

Sonucuyla İlgili Şikayetleri Yönünden

34. Başvurucu, kendisine ait

taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemiyle açılan davada

verilen kararda kamulaştırma bedelinin düşük tespit edildiğini, bilirkişi

raporlarında yenileme projesinin görmezden gelindiğini, önerdiği emsallerin

değerlendirmeye alınmadığını ve yıpranma paylarının olması gerekenden yüksek

belirlendiğini, kamulaştırma işleminin iptali talebiyle açtığı davanın

bekletici mesele yapılmadığını ileri sürerek mülkiyet hakkı ve hak arama

hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Davanın konusu

kamulaştırılan taşınmazın dava tarihindeki bedelinin tespiti olduğundan mahkeme

2942 sayılı Kanun’un 11. maddesine uygun olarak bunun dışında proje gibi

gelecekte taşınmazın değerini arttıracak hususları değerlendirmeye almamıştır.

36. Bir kişinin hâlihazırda

sahibi olmadığı bir mülkün, bu mülkte gelecekteki değer artışını da içerecek

şekilde mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü

olursa olsun Anayasa’da yer alan ve korunan mülkiyet kavramı içerisinde

değildir. Gelecekte elde edilecek bir kazanç kazanılmadığı veya bu kazanca

yönelik icrası mümkün bir iddia mevcut olmadığı sürece bir mülk olarak

değerlendirilemez. (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Denimark Ltd/Birleşik Krallık, Başvuru No: 37660/97, 26/9/2000)

37. Bu durumda başvurucunun kamulaştırma

bedelinin tespiti davasıyla ilgili ileri sürdüğü mülkiyet hakkına dair

şikâyetlerinin özü, mahkeme kararının hatalı olduğuna yöneliktir. Bu haliyle

başvurucunun mülkiyet hakkı şikâyeti, özünde mahkeme kararının sonucuna ilişkin

olup adil yargılanma hakkı şikâyetine bağlı bir şikâyettir. Bu nedenle mülkiyet

hakkı açısından ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

38. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

39. Bir anayasal hakkın ihlali

iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu

açıktır. (B. No:2012/1056, 16/4/2013, § 34)

40. Bahsedilen kurallar

uyarınca, derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış olayların sübutu,

delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması

ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden

adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Anayasa’da yer

alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça keyfilik içermedikçe

derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar da bireysel

başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin

delilleri takdirinde açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu

takdire müdahalesi söz konusu olamaz. (B. No:2012/1027, 12/2/2013,

§ 26)

41. Başvuruya konu davada Asliye

Hukuk Mahkemesi, 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesi doğrultusunda kamulaştırmaya

konu taşınmazda keşif yapmış, kamulaştırma bedelinin tespiti için bilirkişi

atamış, tarafların itirazı üzerine ikinci bir bilirkişi görevlendirmiştir.

Bilirkişiler başvurucu ve idarenin gösterdiği bütün emsalleri değerlendirmiş,

başvurucunun iddialarının aksine başvurucunun kendisinin gösterdiği emsallerden

yalnızca kendisi aleyhine durum oluşturan düşük değerli emsalleri değer tespitinde

kullanmamıştır. Mahkeme ayrıca taşınmazın tarihi eser niteliğini göz önünde

bulundurarak bilirkişilerden ek raporlar istemiş, bedeli taşınmazın tarihi eser

niteliği, emsal taşınmazların bedeli, bilirkişi raporları ve yıpranma paylarını

dikkate alarak tespit etmiştir. Mahkeme kamulaştırma işleminin iptali davasının

bekletici mesele yapılması talebini ise takdir yetkisi içinde reddetmiştir.

42. Başvuru konusu olayda

kamulaştırma bedelinin tespiti, bu tespitte kullanılan yöntem, yıpranma

paylarının belirlenmesi ve başka bir davanın bekletici mesele

yapılıp/yapılmaması kanunun öngördüğü usuller çerçevesinde hâkimin takdir

yetkisi içindedir. Bunun yanında uygulanacak bir proje nedeniyle taşınmazın

değerinde gelecekte meydana gelecek bir artışın kamulaştırma bedelinin

tespitinde dikkate alınmaması 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesinin üçüncü

fıkrasının açık hükmü karşısında beklenmesi gereken bir sonuçtur. Derece

mahkemelerinin kamulaştırma bedelinin tespiti davasında verdikleri kararlarında

açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz

konusu olamaz.

43. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun kamulaştırma bedelinin tespiti davasıyla ilgili olarak hak arama

hürriyetine ilişkin iddialarının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz bir şekilde keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Gerekçeli Karar Hakkı Yönünden

44. Başvurucu ayrıca mahkeme

kararlarının gerekçesiz olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

45. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir.

46. Başvuru konusu olayda,

Asliye Hukuk Mahkemesi gerekçesinde taşınmazın imar durumu, vergi beyanları ve

emsal taşınmazların birim fiyatlarının getirtildiğini, taşınmazda bilirkişi

heyetiyle keşif yapıldığını ve bilirkişinin değer tespiti yaptığını, itiraz

üzerine ikinci bilirkişi görevlendirildiğini ve ikinci keşfin yapıldığını,

taşınmazın tarihi eser niteliği dikkate alınarak bilirkişilerden ek rapor

alındığını ve bedel tespitinin buna göre yapıldığı izah edilmiştir. Kararın temyiz incelemesini

yapan Yargıtay 5. Hukuk Dairesi de, 8/3/2012 tarih ve

E.2011/18331, K.2012/4342 sayılı kararıyla, “Kamulaştırılan

taşınmaz mal ile emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması

yapılarak zeminine, resmi birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı da

düşülerek binaya değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek

hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir

isabetsizlik görülmediği” gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını

onamıştır.

47. Başvurucu her ne kadar

mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğunu ileri sürmüş ise de gerek ilk derece

mahkemesinin, gerekse temyiz incelemesini yapan Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin

kararında hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görüldüğünden

gerekçeli karar hakkı yönünden bir ihlalin olmadığı açıktır.

48. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun gerekçeli karar hakkına ilişkin iddiası yönünden bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

4. Konut Dokunulmazlığı Hakkı Yönünden

49. Anayasa’nın 21. maddesinde

kimsenin konutuna dokunulamayacağı, Sözleşme’nin sekizinci maddesinde ise

herkesin özel ve aile hayatıyla konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi

hakkına sahip olduğu ifade edilmiştir. Sözleşme’nin sekizinci maddesinde yer

alan özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkının bir unsuru olan konut

dokunulmazlığı hakkı Anayasa’nın 21. maddesinde müstakil bir hak olarak yer

almaktadır. Bu nedenle Anayasa’nın ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı içinde

yer alan konut dokunulmazlığı hakkı bireysel başvuru konusu yapılabilecek

haklar arasındadır.

50. Başvurucu kamulaştırma

sonrasında kendisi hakkında uygulanan tahliye işlemiyle kendisi ve ailesinin

sokağa atıldığını belirterek Sözleşmede yer alan özel hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkının ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

51. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir.

52. Başvurucunun konut olarak

kullandığı taşınmazın da bulunduğu bölge, 2863 sayılı Kanun gereği İstanbul 1

numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1993

yılında kentsel sit alanı olarak ilan edilmiş, daha sonra 20/2/2006

tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla (BKK) 5366 sayılı Kanun’a dayanılarak

yenileme alanı olarak belirlenmiştir. Yapılan bu düzenlemelere dayalı olarak

Beyoğlu Belediye Meclisi tarafından 10/11/2006 tarihinde oy birliğiyle kabul

edilen usul ve esaslar çerçevesinde restorasyon

ihalesi yapılmış ve başvurucunun konut olarak kullandığı taşınmazla birlikte

pek çok taşınmaz kamulaştırılmıştır. Yapılan kamulaştırma işlemi mevcut düzenlemelere

ve usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirilmiş, kamulaştırma bedeli mahkemece

tespit edilerek başvurucuya ödenmiştir.

53. Başvurucunun konut olarak

kullandığı taşınmazdan tahliye edilmesi, yapılan kamulaştırma işleminin doğal

bir sonucudur. Kamulaştırma faaliyeti ve tahliye işleminin başvurucunun

mülkiyetine ve konut dokunulmazlığına bir müdahale olduğu açıksa da bu

müdahalenin başvurucunun hakkını ihlal edip etmediğinin incelenmesi gerekir.

54. Öncelikle başvurucunun

konutuna yapılan müdahale yukarıda belirtilen kanunlara dayalı olarak ve 2942

sayılı Kanun’da öngörülen usul çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda

müdahalenin hukuki dayanağı bulunmaktadır. Ayrıca müdahale kültür ve tabiat

varlıklarını koruma amaçlı büyük bir restorasyon

projesi kapsamında ve bu meşru amaçla alınan acele kamulaştırma kararlarıyla

gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla müdahalenin açık bir meşru amacı

bulunmaktadır. Bunun yanında kamulaştırma kararı sonrasında bedel hususunda

anlaşılamadığından başvurucuya mahkeme kararıyla ve usulüne uygun olarak tespit

edilmiş kamulaştırma bedeli ödenmiştir. Kamulaştırma bedelinin ödenmesi sonucu

kültür varlıklarını koruma amaçlı kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkı

arasında gözetilmesi gereken makul denge korunmuştur. Bu durumda yapılan

müdahalenin ölçülü olduğu görülmektedir.

55. Kamulaştırma işlemi

sonrasında başvurucunun konut olarak kullandığı kamulaştırmaya konu taşınmazın

mülkiyeti Beyoğlu Belediyesi’ne geçtiğinden mülkiyet hakkına bağlı kullanma

hakkı da bahsedilen Belediyeye geçmiştir. Beyoğlu Belediyesi’nin kamulaştırmaya

konu taşınmazı kamulaştırma amacına uygun olarak restore etmesi ve

kullanabilmesi için başvurucunun buradan tahliye edilmesi bahsedilen amaçla

yapılan kamulaştırma işleminin beklenmesi gereken doğal sonucudur.

56. Sonuç olarak başvurucunun

konut olarak kullandığı taşınmazdan tahliye edilmesi, yapılan kamulaştırma

çalışmasının beklenmesi gereken doğal bir sonucu olduğundan ve yapılan

müdahalenin ölçüsüz olmadığı anlaşıldığından başvurucunun konut dokunulmazlığı

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açıktır.

57. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun konut dokunulmazlığı hakkına ilişkin iddiaları yönünden bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

5. Anayasa’nın 63. Maddesi Yönünden

58. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da

girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve AİHS’nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

59. Başvurucu tarihi eser

niteliğinde olan taşınmazının kamulaştırılması ve bir proje kapsamında restore

edilmesiyle Anayasa’nın 63. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun

başvuru dilekçesinde ifade ettiği tarih, kültür ve tabiat varlıklarının

korunması, Anayasa’da devlete bir ödev olarak yüklenmiş ve bu amaçla özel

mülkiyete getirilecek sınırlamaların kanunla düzenleneceği öngörülmüştür. Bu

hükümde bireysel bir hak düzenlemesi yer almadığı gibi AİHS ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangi birinde de tarih, kültür ve

tabiat varlıklarının korunması hakkı yer almamaktadır.

60. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 63. maddesinin ihlal edildiğine ilişkin iddialarının

Anayasa ve AİHS’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından,

başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

A.

Başvurunun;

1-

Dava konusu yapılmayan veya görülmekte olan davası neticelenmeyen hususlara

ilişkin şikâyetlerle ilgili kısımlarının “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması”,

2-

Kamulaştırma bedelinin tespiti davasına ilişkin hak arama hürriyeti ve mülkiyet

hakkının ihlal edildiği şikâyetleri ile gerekçeli karar hakkı ve konut

dokunulmazlığı hakkıyla ilgili kısımlarının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

3-

Anayasa’nın 63. maddesiyle ilgili kısımlarının “konu

bakımından yetkisizlik”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B.

Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

17/9/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Selami ER Başvurucu : Hayrettin AKTAŞ Vekili : Av. Barış KAŞKA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1205, 17 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1205
Tarih
17 Eylül 2013

İlgili Kararlar

  • İsmail Özkan Başvurusu (B. No: 2012/367)
  • Beyazıt Karataş Başvurusu (B. No: 2012/727)
  • Hüseyin Özçoban Başvurusu (B. No: 2012/949)
  • Remzi Durmaz Başvurusu (B. No: 2013/1718)
  • Naci Karakoç Başvurusu (B. No: 2013/2767)
  • Cemal Temizöz Başvurusu (B. No: 2012/1005)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.