İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Remzi Durmaz Başvurusu (B. No: 2013/1718)

1. Başvurucu hakkında verilen

Başvuru No2013/1718Tarih2 Ekim 2013Okuma12 dk · 2.333 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Remzi Durmaz Başvurusu

Karar tarihi
2 Ekim 2013
Başvuru Numarası
2013/1718
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.333 kelime·12 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu hakkında verilen

idari yaptırım kararına karşı Sulh Ceza Mahkemesine yaptığı başvurunun

süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 24/1/2013

tarihinde Diyarbakır 5. Sulh Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 22/4/2013 tarihinde yapılan toplantıda,

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “hak

arama hürriyeti” kapsamındaki “yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkı”

dikkate alındığında başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmadığından bahisle

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 30/7/2013 tarih ve 2013/1718 sayılı yazısı ile başvuru görüş

için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 26/8/2013 tarih ve 79723 sayılı görüş yazısı 20/9/2013

tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş olup, başvurucu vekili Bakanlık

görüşüne karşı beyanlarını süresi içerisinde sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Mersin Cumhuriyet

Başsavcılığının 14/8/2012 tarih ve Kab.2012/1423,

K.2012/2907 sayılı kararıyla, döviz alım ve döviz satım belgesi düzenlemek

zorunluluğuna uymadığı gerekçesiyle 3.000 TL idari para cezası ile

cezalandırılmıştır.

7. Mersin Cumhuriyet

Başsavcılığının anılan kararı 8/10/2012 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir. Tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karara

karşı Mersin Sulh Ceza Mahkemesine başvuruda bulunabileceği belirtildiğinden,

başvurucu Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla 17/10/2012

havale tarihli dilekçe ile kararın kaldırılması için Mersin Sulh Ceza

Mahkemesine başvurmuştur.

8. Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığı Muhabere Bürosu başvurucunun, idari yaptırım kararına karşı

başvuru dilekçesini Mersin Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine sunulmak üzere Mersin

Cumhuriyet Başsavcılığı Kabahatler Bürosuna göndermiştir.

9. Mersin Cumhuriyet

Başsavcılığı Kabahatler Bürosu, 7/11/2012 tarih ve

2012/1423 sayılı üst yazı ile başvuru dilekçesini Mersin Nöbetçi Sulh Ceza

Mahkemesine sunmuştur.

10. Mersin 2. Sulh Ceza

Mahkemesinin 15/11/2012 tarih ve 2012/1995 Değişik İş

sayılı tensip zaptında, 30/3/2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun

28. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi gereğince başvurunun usulden

kabulüne, ilgili kabahat dosyasının Cumhuriyet Başsavcılığı Kabahatler

Bürosundan istenmesine karar verilmiştir.

11. Mersin 2. Sulh Ceza

Mahkemesi 10/12/2012 tarih ve 2012/1995 Değişik İş

sayılı kararıyla, süresinde yapılmadığı gerekçesiyle idari yaptırım kararına

karşı başvuruyu kesin olarak reddetmiştir. Bu karar başvurucuya 25/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu, 24/1/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13. 5326 sayılı Kanun’un 27.

maddesi şöyledir:

“(1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine

ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden

itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza

mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde

idarî yaptırım kararı kesinleşir.

(2) Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş

olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün

içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini

engellemez; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir.

(3) Başvuru, bizzat kanunî temsilci veya avukat tarafından

sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesi, iki

nüsha olarak verilir.

(4) Başvuru dilekçesinde, idarî yaptırım kararına ilişkin

bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterilir.

Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını engelleyen mücbir sebep

dayanaklarıyla gösterilir.

…”

14. 5326 sayılı Kanun’un “Başvurunun incelenmesi” kenar başlıklı 28.

maddesi şöyledir:

“(1) Başvuru üzerine mahkemece yapılan ön inceleme

sonucunda;

a) Yetkili olmadığının anlaşılması halinde dosyanın yetkili

sulh ceza mahkemesine gönderilmesine,

b) Başvurunun süresi içinde yapılmadığının, başvuru konusu

idarî yaptırım kararının sulh ceza mahkemesinde incelenebilecek kararlardan

olmadığının veya başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması halinde, bu

nedenlerle başvurunun reddine,

c) (a) ve (b) bentlerinde sayılan nedenlerin bulunmaması

halinde başvurunun usulden kabulüne,

Karar verilir.

…

(10) Üçbin Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen

kararlar kesindir.”

15. 22/2/1930 tarih ve 1567 sayılı Türk

Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un 24/12/2008 tarih ve 5827 sayılı

Kanun ile değişik 3. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bakanlar Kurulunun bu Kanun hükümlerine göre yapmış

bulunduğu genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden

kişi, üçbin Türk Lirasından yirmibeşbin

Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 2/10/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

24/1/2013 tarih ve 2013/1718 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, Mersin Cumhuriyet

Başsavcılığının 14/8/2012 tarihli idari yaptırım

kararına karşı, başvuru mercii olan Mersin Sulh Ceza Mahkemesine süresinde

başvuruda bulunduğu hâlde, başvurusunun 7/11/2012 tarihinde yapıldığı

gerekçesiyle süre yönünden reddedildiğini, oysa anılan kararın başlık kısmında

başvurunun 17/10/2012 tarihinde yapıldığının yazılı olduğunu belirterek,

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

18. Başvurucu, idari yaptırım

kararına karşı başvurusunun, süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddedilmesi

sonucunda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüş yazısında,

5326 sayılı Kanun’un 27. maddesinin birinci fıkrası metnine yer verilerek, bu

maddede geçen on beş günlük sürenin hak düşürücü nitelikte olduğunu, somut

olayda başvurucunun sözü edilen kanuni hak düşürücü sürenin sona ermesinden

sonra, 7/11/2012 tarihinde başvurduğunu, kanunlarda

düzenlenen hak düşürücü sürelerin hukuki güvenlik ilkesinin gereği olduğunu, bu

şekilde mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan ve eksik

olan kanıtlara dayanarak sağlıksız kararlar verilmesinin önüne geçildiğini,

somut olaydaki başvuru süresinin de bu kapsamda olduğunu belirtmiştir.

20. Öte yandan Bakanlık, gerek

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) gerekse Anayasa Mahkemesinin, kanunların

yorumlanması ve uygulanması yetkisinin birinci derecede ulusal makamlara ve

özellikle de mahkemelere ve yüksek yargı organlarına ait olduğuna yönelik

ilkeyi benimsediklerini, somut olayda da başvurucunun başvuruda bulunduğu

Mahkemenin ilgili kanun hükümlerini yorumlayarak kanunda öngörülen süreden

sonra yapıldığı gerekçesiyle başvuruyu reddettiğini, yine AİHM kararlarına göre

mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyete

halel getirecek kadar katı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülmüş olan

usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı gevşeklikten

kaçınmalarının gerektiğini, bireysel başvuru konusu kararın katı şekilci bir

yaklaşımdan ziyade hukuksal güvenlik ilkesinin bir sonucu olduğunu, ayrıca

başvurucunun her türlü kanıtlarını mahkemeye sunabildiğini ve yargılamanın adil

olmadığı veya keyfi davranıldığını düşündürecek belirti bulunmadığını ileri

sürmüştür.

21. Başvurucu, cevap

dilekçesinde, Bakanlık görüşüne katılmadığını, idari yaptırım kararına karşı başvurunun

süresinde yapıldığını, 17/10/2012 tarihinde yapılan

itirazın 7/11/2012 tarihinde yapıldığının kabulü ile başvuru hakkının ortadan

kaldırılmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini beyan etmiştir.

22. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan

bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından

müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış

olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin

taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bu bağlamda,

bireysel başvuru konusu temel hak ve özgürlüğün kapsamının Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No:

2012/1049, 26/3/2013, § 18; B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 34).

23. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

24. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. …”

25. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma

hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı”

kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

26. Sözleşme’nin 6. maddesindeki

“cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan … bir mahkeme

tarafından davasının … görülmesini

istemek hakkına sahiptir” ifadesi çerçevesinde kabahat eylemleri

nedeniyle uygulanan idari yaptırımlara ilişkin uyuşmazlıkların da Sözleşme’nin

6. maddesinin koruma alanı içerisinde yer aldığı anlaşılmaktadır.

27. Mahkemeye erişim hakkı adil

yargılanma hakkının en temel unsurlarından biridir. Mahkemeye ulaşmayı aşırı

derecede zorlaştıran ya da imkânsız hale getiren uygulamalar mahkemeye erişim

hakkını ihlal edebilir. Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına

başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız

kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve

mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki, öngörülen süre

koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış

hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını

kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir.

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.

Osu/İtalya, 36534/97, 11/7/2002, § 36-40).

28. 5326 sayılı Kanun’un 27. maddesinde

de kabahat eylemleri nedeniyle uygulanan idari yaptırım kararlarına karşı Sulh

Ceza Mahkemesine başvurulabileceği düzenlenmiştir. Kuralda başvuruların

doğrudan yetkili Sulh Ceza Mahkemesine yapılması gerektiğine dair herhangi bir

ibare olmadığı gibi, kuralın bu şekilde yorumlanması da hükmün amacıyla

bağdaşmaz. Böyle bir yorum özellikle başvuruyu incelemeye yetkili Mahkemenin

bulunduğu yerden uzakta bulunan kişiler açısından hak arama özgürlüğünün

kullanılmasını oldukça zorlaştıracaktır.

29. Somut olayda başvurucu,

hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen idari yaptırım

kararına karşı başvuru dilekçesini, “Mersin

Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’ne” sunulmak üzere “Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı Kabahatler Bürosu’na” gönderilmesi

için 17/10/2012 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığı Muhabere Bürosuna vermiştir. Başvurucu başvurusunu, bu şekilde

Mersin Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine yöneltmiştir.

30. Başvurucunun başvuru

dilekçesini kabul eden Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Muhabere Bürosunda

görevli Cumhuriyet savcısı, dilekçenin kabul edildiği tarih olarak 17/10/2012 tarihini yazmıştır. Bu çerçevede başvurucunun,

idari yaptırım kararına yönelik başvurusunu bu tarihte yaptığının kabulü

gerekir.

31. Zira hukukumuzda dava ve

başvuru yollarını düzenleyen usul kanunlarında başvurunun, incelemeye yetkili

merci dışındaki merciler yoluyla yapılmasını öngören düzenlemelere yer

verilmiştir.

32. 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dilekçelerin

verileceği yerler” kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

“Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin

her türlü evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara

gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi

mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp

kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerine

veya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir.”

33. 2577 sayılı Kanun’un “Dilekçe üzerine uygulanacak işlem” kenar

başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi

başkanlıklarına veya 4 ncü maddede yazılı yerlere

verilen dilekçelerin harç ve posta ücretleri alındıktan sonra deftere derhal

kayıtları yapılarak kayıt tarih ve sayısı dilekçenin üzerine yazılır. Dava bu

kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılır.”

34. 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan) 431.

maddesi şöyledir:

“Temyiz dilekçesi, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk

dairesine veya Yargıtayın bozması üzerine hüküm veren

ilk derece mahkemesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi

hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilir.

Temyiz dilekçesi kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye

verilmişse temyiz defterine kaydolunur ve durum

derhâl kararı temyiz edilen mahkemeye bildirilir.

Temyiz edene ücretsiz bir alındı belgesi verilir.”

35. Bu düzenlemelere göre dava

veya kanun yollarına yönelik başvurunun yöneltildiği merci dışındaki eş değer

kabul edilebilecek merciler aracılığıyla yapılan başvurular geçerli kabul

edilmekte ve başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığı aracı kılınan mercie

yapılan başvuru tarihine göre hesaplanmaktadır. Başvuru konusu olay bakımından,

sözü edilen usul kurallarının kıyasen uygulanmasına engel olan herhangi bir

hukuki neden bulunmamakta olup, başvurucunun Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının

idari yaptırım kararına Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığını aracı kılarak

başvuruda bulunmasının usul kurallarına aykırı olduğu veya başvurucunun bu

konuda özensiz veya ihmalkâr davrandığı söylenemez.

36. Öte yandan, 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma”

kenar başlıklı 264. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, kabul edilebilir bir

başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılmanın, başvuranın

haklarını ortadan kaldırmayacağı, böyle durumlarda başvurunun yapıldığı

merciin, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie göndereceği hüküm

altına alınmıştır. Bir an için başvurucunun başvurusunu yönelteceği başvuru

mercii konusunda hataya düştüğü kabul edilse bile, bu kuralın kıyasen

uygulanmasıyla başvurucunun, herhangi bir usuli hak

kaybına uğramaması gerekir.

37. Ayrıca Sulh Ceza Mahkemesi,

tensip tutanağı (§ 10) ve başvurunun reddine dair kararın (§ 11) başlık

kısımlarında başvuru tarihi olarak, olması gerektiği şekilde başvurucunun

başvuru dilekçesini Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu tarih olan 17/10/2012 olarak belirtmesine rağmen, ret kararının gerekçe

kısmında başvuru dilekçesinin fiilen Mahkemeye ulaştığı tarih olan 7/11/2012

tarihini başvuru süresine esas almıştır. Karardaki bu çelişkilerden mahkemenin

dilekçe üzerindeki tarihlerde hataya düştüğü anlaşılmaktadır. Mahkemenin bu

hatası bireyin mahkemeye erişim hakkından yararlanamaması ve kendisine

uygulanan yaptırımın hukukiliğini inceletememesi sonucunu doğurmuştur.

38. Açıklanan nedenlerle

mahkemenin başvuru tarihi konusunda hataya düşerek süresinde olmadığı

gerekçesiyle başvurunun reddi yönünde verdiği karar ile başvurucunun Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

39. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesi

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem

niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.

…”

40. Başvuru konusu olayda tespit

edilen ihlal mahkeme kararından kaynaklandığından ve yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan, 6216 sayılı Kanun’un (1) ve (2)

numaralı fıkraları gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

41. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 2.640,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.838,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. 6216 Kanun’un 50. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye

GÖNDERİLMESİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan

198,35 TL harç ve 2.640,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.838,35 TL

yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucuların Maliye Hazinesine başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

2/10/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Recep ÜNAL Başvurucu : Remzi DURMAZ Vekili : Av. Devrim BİÇEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1718, 2 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Anayasa’nın 36. maddesinde
  16. B. 6216 Kanun’un 50. maddesinin
  17. C. Başvurucu tarafından yapılan
  18. D. Ödemelerin, kararın
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1718
Tarih
2 Ekim 2013

İlgili Kararlar

  • Naci Karakoç Başvurusu (B. No: 2013/2767)
  • Cemal Temizöz Başvurusu (B. No: 2012/1005)
  • Ahmet Feyyaz Öğütçü Başvurusu (B. No: 2012/1013)
  • Yusuf Kelleli Başvurusu (B. No: 2012/953)
  • Serkan Acar Başvurusu (B. No: 2013/1613)
  • Adnan Oktar Başvurusu (B. No: 2013/1123)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.