İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Yağan ve Halid Aslan Başvurusu (B. No: 2018/6051)

1. Başvuru, ceza davasında esaslı talep ve görüşlerin

Başvuru No2018/6051Tarih16 Aralık 2020Okuma15 dk · 2.941 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Yağan Ve Halid Aslan Başvurusu

Karar tarihi
16 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2018/6051
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.941 kelime·15 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza davasında esaslı talep ve görüşlerin

değerlendirilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 15/2/2018 ve 20/2/2018 tarihlerinde

yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. 2018/4931 numaralı bireysel başvuru dosyasının konu

yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2018/6051 numaralı bireysel başvuru dosyası

ile birleştirilmesine, incelemenin 2018/6051 numaralı bireysel başvuru dosyası

üzerinden yürütülmesine ve diğer başvuru dosyasının kapatılmasına karar

verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21/11/2005 ve

6/2/2006 tarihli iddianameleri ile başvurucular hakkında pek çok ülkede

faaliyet gösteren Hizb-ut Tahrir isimli örgütün üyesi olma suçundan cezalandırılmaları

talebiyle kamu davası açılmıştır.

10. (Kapatılan) İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin

(Mahkeme) 24/1/2012 tarihli kararıyla başvurucuların yasa dışı terör örgütü

üyesi olma suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 3.666 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına

hükmedilmiştir. Mahkeme gerekçeli kararında başvurucuların eylemlerini

değerlendirmeden önce Hizb-ut Tahririn yapısına ilişkin bazı açıklamalar

yapmıştır. Bu açıklamalar şu şekildedir:

"...HİZB-ÜT TAHRİR’in 1950 li

yıllarda Mısır'da faaliyet gösteren İhvani Müslimin (Müslüman Kardeşler)

örgütünden ayrılan Takiyüddin En Nebhani tarafından Ürdün’de kurulduğu ve

faaliyete başladığı, örgütün amacının tüm Müslümanları bir halife etrafında

toplayarak Raşidi Hilafet olarak adlandırılan Hilafet devletini kurmak olduğu,

örgütün Türkiye ile birlikte Ürdün, Suriye, Lübnan, Sudan, Kuveyt, Malezya ve

Özbekistan gibi halkın büyük çoğunluğu Müslüman olan devletlerin yanında

İngiltere, Almanya, Avusturya gibi Avrupa ülkelerinde de faaliyet yürüttüğü...

Örgütün nihai amacı yukarıda da ifade

edildiği üzere Şer-i esaslara dayalı Raşidi Hilafet devletini kurmak olup,

örgüt mensupları bu amaca varmak için :

a- Kültürlendirme olarak tanımladıkları

kitleleri hizb fikirlerine ve metoduna inanan şahıslar olarak yetiştirilmesi,

b- İslamın hayata ve toplum gerçeğine

hakimiyeti sağlamak yolunda gerekli çalışmaları yürütmek suretiyle ümmetle

kaynaşmak,

c- Yönetimi teslim alarak İslami bütün

hükümleri ile uygular hale getirme ve onu bir risalet olarak tüm dünyaya taşıma

şeklinde üç aşamalı bir strateji uyguladıkları...

Örgütün Türkiye’deki yapılanmasını

incelediğimizde;

Örgütün bir Türkiye sorumlusu bulunduğu,

buna bağlı olarak faaliyet sürdüren Eyalet Komitesi (Vilayet Encümeni) olarak

adlandırılan dört kişiden oluşan bir komite tarafından yönetildiği, Eyalet

Komitesine bağlı olarak Bölge Sorumlularının (Nakiplerin) yer aldığı, Eyalet

Encümenlerinin bu bölge sorumlularından oluşturulduğu, Türkiye sorumlusu

liderliğinde ayda bir kez istişare toplantısının yapıldığı, örgütün illerde

yaptığı toplantılarda Halka (Halaka) tabir edilen bir yapının bulunduğu,

Halakaların başında örgüte Hizb-üt Tahrir örgütü mensuplarınca idari kanun

olarak kabul edilen ve kitapçık haline getirilip dağıtılan ve bir çok örgüt

operasyonunda ele geçirilen İdari Kanunun (Örgüt Anayasası) 6. maddesinde;

a) Hizbe bağlanmasına karar verilen

herkesin yada nakiplerin yardımcılarından herhangi birinin önünde Hizb-in

yeminini eder,

b) Hizbin yemini şudur; 'İslama emin bir

bekçi olacağıma, bu HİZB-ÜT TAHRİR’in görüşlerini, fikirlerini ve anayasasını,

sözlü ve fiili olarak benimseyeceğime, kendi görüşlerime aykırı olsa bile

kararlarını uygulayacağıma, içinde bir üye olarak kaldığım müddetçe gayesini

gerçekleştirmek uğruna tüm çabamı sarf edeceğime azim olan Allah’a yemin

ederim, Allah benim söylediklerime şahittir' şeklinde yemin eden ve örgüte

katılan kişiler tarafından yönetildiği ve bu toplantılara örgüt

sempatizanlarının davet edilerek örgütün amacı ve felsefesi hususunda

bilgilendirildiği;

HİZB-ÜT TAHRİR örgütünün yukarıda kısaca

açıklanan yapısı, amacı, Türkiye yapılanması, amaca ulaşmak için tespit

ettikleri yöntemleri, dosyada mevcut olan belge ve bilgiler hep birlikte

değerlendirildiğinde, HİZB-ÜT TAHRİR isimli örgütün Türkiye Cumhuriyetinin

Anayasasının 2. maddesinde belirtilen 'Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru,

milli dayanışma ve adalet anlayışı içersinde insan haklarına saygılı, Atatürk

Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayalı

demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir' şeklinde tarif edilen devletin

temel niteliklerini değiştirerek yerine Şer-i esaslara dayalı Raşidi Hilafet

olarak adlandırılan bir hilafet devleti kurmayı amaçladığı,

Örgütün bu amacı gerçekleştirmek

maksadıyla illegal bir yapılanma içersine girdiği, örgüt sorumlularının

talimatları doğrultusunda basın açıklaması, örgüte eleman kazandırma maksadıyla

sohbet ve toplantılar düzenlediği, hükümet üyelerine, askeri kurumlara, Valilik

ve Emniyet Müdürlüklerine örgüt bildirilerinin posta yoluyla gönderildiği,

sempatizanların halakalarda eğitilerek örgüte üye kazandırma ve bu tür

faaliyetler ile gerekli güç ve sayıya ulaştığında mevcut Anayasal düzeni

değiştirmeyi hedeflediği tespit edilmiştir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 19.04.2004

tarih, 2004/1586 esas ve 2004/1433 karar sayılı ilamında ve benzer nitelikteki

bir çok kararında; Hizb-üt Tahrir örgütünün amacı, stratejisi, yapılanması ve

faaliyetleri itibarı ile 3713 sayılı Yasanın 4928 sayılı Yasa ile değişik 1 nci

maddesinde tarifini bulan cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma,

yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen

Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni

değiştirmek, Devletin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet

otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek amacı ile kurulmuş

terör örgütü niteliğinde [olduğu]

belirtilmiştir.

...

Bu açıklamalar ışığında geçmişte veya

şuan itibarı ile silahlı bir eylemi bulunmamakla beraber uluslararası boyutta

örgütlenen Hizb-üt Tahrir örgütünün yukarıda açıklanan amaçları ve bu amaçlar

doğrultusunda çalışmaları dikkate alındığında, hedefe ulaşabilmesi için şiddete

başvuracağı ve Anayasamızın 2. maddesinde anlamını bulan Türkiye Cumhuriyetinin

temel özelliklerini ortadan kaldıracağı ve kuruluş amacı içerisinde cebir,

tehdit, baskı, sindirme vs. yöntemlerle Devletin birliği ve bütünlüğüne ve

anayasal düzenine yönelik eylemlerde bulunmak olan, ancak henüz silahlı

mücadeleyi bir yöntem olarak seçmemiş olan Hizb-üt Tahririn 3713 sayılı Yasanın

7/1 maddesinde tarifini bulan silahsız terör örgütü olduğu açıktır ..."

11. Mahkeme, Hizb-ut Tahririn yapısına ilişkin bu

açıklamalardan sonra her sanık yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapmıştır.

Başvurucu Halid Aslan hakkındaki değerlendirme şu şekildedir:

"Adı geçen sanık yargılamanın tüm

aşamalarındaki savunmalarında özetle Hizb-üt Tahrir isimli örgütün üyesi

olduğunu, örgütün silahlı mücadeleyi benimsemediğini, eylemlerinin düşünce ve

fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve 02.09.2005

tarihindeki Fatih Camiinde yapılan basın açıklamasına katıldığını ifade

etmiştir.

Klasör 9 dizi 118 de bulunan üst arama

tutanağına göre sanığın 30/10/2005 tarihinde 89 adet 'hizbut Tahrir Türkiye

Vilayeti' antetli kartlarla yakalanmış bulunması, dizi 113 de bulunan ev arama

tutanağına göre suç unsuruna rastlanılmaması, dizi 108-109 da sanığın

02.09.2005 tarihindeki eyleme katıldığına, slogan attığına, örgüt işareti

yaptığına dair fotoğraflı tespit tutanağı, dizi 111-112 da bulunan döküman

inceleme tutanağı, dizi 1-263 arasında ele geçirilen örgüt adına düzenlenmiş

broşür ve bildiriler, Hizbüt Tahrir üyesi olduğunu kabul eden sanık savunması

ve tüm dosya içeriğine göre; sanığın 02.09.2005 tarihinde Fatih Camii önünde

yapılan basın açıklaması, slogan atılması ve pankart açılması şeklindeki eyleme

katıldığı, sanığın tüm savunma ve beyanlarında bu çalışmalarını bir amaç ve

hedef doğrultusunda gerçekleştirdiği anlaşılmakla yasa dışı terör örgütüne üye

olmak suçundan eylemine uyan 3713 sayılı Yasanın 7/1 maddesi gereğince

cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir."

12. Mahkemenin bir diğer başvurucu Ahmet Yağan hakkındaki

değerlendirmesi ise şu şekildedir:

"Adı geçen sanık yargılamanın tüm

aşamalarındaki savunmalarında özetle Hizb-üt Tahrir isimli örgütün üyesi

olduğunu, örgütün silahlı mücadeleyi benimsemediğini, hilafet düzeni kurulana

kadar mücadelesinin devam edeceğini, 02.09.2005 tarihindeki Fatih Camiinde

yapılan basın açıklamasına katıldığını ve 05.09.2005 tarihinde de bildiri

dağıtırken yakalandığını ifade etmiştir.

02.09.2005 tarihinde Fatih Caminde

yapılan basın açıklaması ve devamındaki eyleme ait tutanaklar, görüntü

kayıtları, fotoğraftan tespit tutanakları, klasör 16 dizi 134-135 de bulunan

üst arama tutanağı, dizi 115-117 de bulunan sanığın evindeki aramada ele geçen

CD lerin incelenmesine dair tutanak, dizi 111-114 ev arama tutanağına göre

sanığın ikametinde çok sayıda örgütsel CD ve döküman ele geçirilmiş bulunması,

dizi 100-104 harddisk çözüm tutanağı, dizi 99 sanığın 02.09.2005 tarihindeki

eyleme katıldığına dair fotoğraflı tespit tutanağı, dizi 64-65 de bulunan el

yazısı dökümanlardaki yazıların sanığın eli ürünü olduğuna dair ekspertiz

raporu, dizi 62-64 de bululan döküman inceleme tutanağı, dizi 60 da bulunan

sanığın üzerinde bulunan paraların örgütün parası olduğuna dair değerlendirme

raporu ve dizi 58-59 da bulunan sanığın üzerinde ele geçen bir kısım kişi

isimleri ve parasal değerlerin bulunduğu not kağıdı, klasör 17 de bulunan

Hizbüt Tahrir antetli örgütsel dökümanlar, Hizbüt Tahrir üyesi olduğunu kabul

eden sanık savunması ve tüm dosya içeriğine göre; sanığın 02.09.2005 tarihinde

Fatih Camii önünde yapılan basın açıklaması, slogan atılması ve pankart

açılması şeklindeki eyleme katıldığı, sanığın tüm savunma ve beyanlarında bu

çalışmalarını bir amaç ve hedef doğrultusunda gerçekleştirdiği, sanığın

üzerinde ele geçen para miktar ve cinsi ile bir kısım kişi isimleri ve parasal

notların bulunduğu not kağıdına göre örgüt adına para toplayıp, dağıttığı

anlaşılmakla yasa dışı terör örgütüne üye olmak suçundan eylemine uyan 3713

sayılı Yasanın 7/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına ve ele geçen paraların

müsaderesine karar vermek gerekmiştir."

13. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 19/7/2017 tarihli kararı

ile hüküm onanmıştır. Başvurucular onama kararından 19/1/2018 ve 22/1/2018

tarihlerinde haberdar olduğunu beyan etmişler; 15/2/2018 ve 20/2/2018 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

14. Emniyet Genel Müdürlüğünün Hizb-ut Tahrir örgütüne

ilişkin raporu ve bu örgütle ilgili mahkeme kararları için Yılmaz Çelik

([GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, §§ 23-29) kararına bakılabilir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

15. İlgili hukuk kaynakları için Yılmaz Çelik

(aynı kararda bkz. §§ 30, 31) kararına bakılabilir.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

17. Başvurucular yargılamanın 12 yıl boyunca devam

ettiğini belirterek adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

18. Bireysel başvuru sonrasında, 31/7/2018 tarihli ve

30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un

20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a

geçici madde eklenmiştir.

19. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

20. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve

ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesi olduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru

yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat

Yüksel, §§ 27-36).

21. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

23. Başvurucu Halid Aslan; adı geçen örgütün cebir,

şiddet ve terör eyleminde bulunduğuna dair delil olmadığını, baskı, korkutma,

yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerini de hiçbir surette kullanmadığını

belirtmiştir. Bundan başka başvurucu, kanun metinlerinin hukuka aykırı bir

yoruma tabi tutulduğunu ve örgütün terör örgütü olarak kabul edilmesinin ulusal

ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtmiş, ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

24. Başvurucu Ahmet Yağan; dinî inancı nedeniyle

cezalandırıldığını, Hizb-ut Tahrir isimli oluşumun bir terör örgütü olmadığını,

bu oluşumun şiddet içeren herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını belirterek

terör örgütü üyesi olma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi nedeniyle din

ve vicdan hürriyeti ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu ayrıca delil olarak kabul edilen eylemlerden birinin bir

basın açıklaması, bir diğerinin ise bildiri dağıtma olduğunu, söz konusu

eylemlerin delil olarak değerlendirilmesi nedeniyle ifade özgürlüğü ile

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Anayasa Mahkemesinin benzer şikayetleri incelediği Yılmaz Çelik

(aynı kararda bkz. §§ 34-36) kararındaki açıklamalardan yola çıkıldığında başvurucuların

şikâyetlerinin bir bütün olarak adil yargılanma hakkı kapsamında

değerlendirmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

26. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

28. Anayasa Mahkemesi aynı mahiyetteki şikâyetleri Yılmaz

Çelik (aynı kararda bkz. §§ 45-62) kararında incelemiştir. Anayasa

Mahkemesi, derece mahkemelerinin kararlarında Hizb-ut Tahririn bir terör örgütü

olarak kabul edilmesine ilişkin olarak yeterli bir değerlendirme yapılmadığını

ve derece mahkemelerinin bazı şablon cümlelerin tekrarı görünümünde olan

kararlarını hangi temele dayandırdıklarını yeterince açık olarak

belirtmediklerini tespit etmiştir. Anayasa Mahkemesi ilave olarak derece

mahkemelerinin ve Yargıtayın Hizb-ut Tahrir örgütünün bir terör örgütü olup

olmadığına yönelik hiç değilse bir kere değerlendirmede bulunması,

gerekçelerini başvurucunun temel iddiaları ile mahkemelerin resen tespit

edecekleri ve yargılamanın doğasının gerektirdiği sorulara cevap verebilecek

nitelikte hazırlaması gerekirken bunu yapmadıkları sonucuna ulaşmıştır. Anayasa

Mahkeme bu gerekçeyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar

vermiştir.

29. İlk derece mahkemesinin başvurucuların mahkûmiyetine

ilişkin kararının gerekçesi ile Yargıtay ilamı incelendiğinde Hizb-ut Tahririn

bir terör örgütü olarak kabul edilmesine dair yeterli bir değerlendirme

yapılmadığı, başvurucuların bu yöndeki iddialarının gerekçede tartışılmadığı,

mevcut başvuruda da anılan Yılmaz Çelik kararından ayrılmayı gerektiren

bir yön bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle başvurucuların

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı

kapsamında gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

31. Başvurucular, ihlalin tespiti ve tazminata

hükmedilmesi taleplerinde bulunmuşlardır.

32. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

33. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

34. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı mahkemenin

yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin

sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

35. Başvurucuların Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen

adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar haklarının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

36. Bu durumda Yılmaz Çelik (aynı kararda bkz. §

69) kararında da belirtildiği üzere gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması

gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan

kaldırılmasından ve ihlal kararı verilmesinin nedenlerini gideren Anayasa

Mahkemesinin belirttiği ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir.

Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere (Kapatılan)

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyalarının devredildiği mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

37. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunduğu sonucuna varıldığından tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerekir.

38. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekalet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkı ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

(kapatılan) İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (E.2007/247, K.2012/3)

dosyalarının devredildiği mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,

E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekalet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvuruculara AYRI AYRI ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Ömer MENCİK Başvurucular : 1. Ahmet YAĞAN Vekili : Av. Muhittin KÖYLÜOĞLU 2. Halid ASLAN Vekili : Av. Mehmet Ali BAŞARAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/6051, 16 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Makul Sürede
  14. B. Gerekçeli
  15. C. 6216 Sayılı
  16. A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  17. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  18. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkı ihlalinin
  19. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/6051
Tarih
16 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Turgay Dabakoğlu Başvurusu (B. No: 2018/27010)
  • Abdulhalık Can ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/331)
  • Abdulgani Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/3072)
  • Bilkur Avcı Başvurusu (B. No: 2018/12613)
  • Ali Rıza Doğanata ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/40457)
  • Abdullah Kaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/26740)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.