İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Yüksel ve Mehmet Yüksel Başvurusu (B. No: 2016/4338)

1. Başvuru; taşınmazın tapu kaydının tazminat ödenmeksizin iptal

Başvuru No2016/4338Tarih12 Kasım 2019Okuma17 dk · 3.387 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Yüksel Ve Mehmet Yüksel Başvurusu

Karar tarihi
12 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/4338
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.387 kelime·17 dk okuma·24 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; taşınmazın tapu kaydının tazminat ödenmeksizin iptal

edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, verilen kararın hukuka aykırı olması

nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmuştur.

7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuşlardır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Uyuşmazlığın Arka

Planı

9. Antalya'nın merkez ilçesi zabıt defterinin Zeytinköy Nisan 1325 tarihli ve 71-80 sıra numaralı tapu

kayıtlarına göre 2.000 dönümlük (1.838.000 m²) olan paylı mülkiyete konu

taşınmaza ilişkin olarak 1926 yılında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinde

ortaklığın giderilmesi davası açılmıştır. Mahkemece 11/1/1940 tarihli kararla

taşınmazın yüz ölçümü artırılarak tapu kayıtlarının kapsadığı alan 22.201.202

m² olarak belirlenmiş ve hisseleri oranında sahipleri adına tescili ile

ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.

10. Bu taşınmaz, Antalya Satış Memurluğunca açık arttırma

suretiyle 13/4/1944 tarihinde tapu kaydına yapılan tescile göre K.K. ve H.Ü.ye

satılmıştır.

11. Bu arada K.K. ve H.Ü. 1965 yılında taşınmazı ifraz ettirerek

muhtelif kişilere satmışlardır. Taşınmazın 4.000 m²lik bölümü de 21/3/1974

tarihinde fundalık olarak tapuda başvurucuya satılmıştır.

12. Köyün bağlı olduğu ilçe ile adı Aksu ilçesi Çamköy olarak değişmiş olup 1980 yılında bu köyde kadastro

çalışmalarına başlanmıştır. Yapılan kadastro çalışmaları sırasında 229 parsel

olarak sınırlandırılan bir taşınmaz makilik olarak Maliye Hazinesi (Hazine)

adına tespit edilmiştir. Bu tespite yapılan itirazlar, Tapulama Komisyonunca

2/6/1981 tarihinde reddedilmiştir.

13. Diğer taraftan kadastro çalışmaları sırasında başvurucunun

dayandığı kök tapu kaydı Koyunlar köyü 364-444, 673-677, 743-754, 757-768, 230,

234, 235, 242, 243, 244, 207, 245, 356-363; Varsak köyü 2454-2459, 2475-2603,

2611- 2790, 2797-2820, 2863-2873 ve 3078-3082 parsel sayılı taşınmazlara

uygulanmıştır. Bu taşınmazların toplam yüz ölçümü 3.931.926 m2'dir.

B. Kadastro Tespitine

İtiraz Süreci

14. Başvurucular ve diğer 390 davacı, Hazine aleyhine 6/12/1982

tarihinde Antalya merkez Çamköyde kain 229 no.lu

parselin kadastro tespitinin iptali ile adlarına tescili istemiyle Antalya

Kadastro Mahkemesine dava açmışlardır.

15. Mahkemenin verdiği ilk karar Yargıtay tarafından bozulmuş,

bozma sonrası Mahkeme 25/4/2005 tarihli 2004/1 Esas ve 2005/5 sayılı kararı ile

başvurucuların davasının reddine, taşınmazın Hazine adına tesciline karar

vermiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 3/11/2006 tarihli

2006/2115 Esas ve 2006/3955 sayılı kararı ile Mahkeme kararını onamış ve karar

düzeltme talebinin reddi üzerine karar 1/7/2008 tarihinde kesinleşmiştir.

16. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucular Ahmet Yüksel ve

Mehmet Yüksel davada taraf değillerdir. Ancak Ulusal Yargı Ağı ve Bilişim

Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede başvurucuların davada davacı

sıfatıyla yer aldıkları anlaşılmıştır.

C. AİHM'e Başvuru Süreci

17. Başvurucular 19/2/2009 tarihinde Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) önünde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.

maddesine dayanarak adil yargılanma ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden

bahisle şikâyetçi olmuşlardır.

18. AİHM tarafından 18/9/2014 ve 2/10/2014 tarihlerinde yapılan

tek yargıçlı oturumda başvurucuların, Sözleşme'nin 6/1 maddesi kapsamında

yargılamanın uzunluğuna dair şikâyetleri yönünden 9/1/2013 tarihli ve 6384

sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat

Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı İnsan

Hakları Tazminat Komisyonuna (Tazminat Komisyonu) başvurmaları gerektiğine,

bunun dışındaki diğer şikâyet konuları yönünden ise kabul edilebilirlik

koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı verilmiştir.

19. Başvurucular Tazminat Komisyonuna vekilleri aracılığıyla

4/11/2015 tarihinde başvuruda bulunmuşlar, davalarının makûl

sürede sonuçlandırılmadığından ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden

şikâyet etmişlerdir.

20. Tazminat Komisyonunun 28/9/2015 tarihli kararında,

başvurucuların davada taraf sıfatları bulunmadığı ifade edilmiş ve taleplerinin

6384 sayılı Kanun'un 6/1-c maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.

21. Başvurucular 12/11/2015 tarihinde tebliğ edilen söz konusu

Tazminat Komisyonu kararına karşı 13/11/2015 tarihinde Ankara Bölge İdare

Mahkemesine itirazda bulunmuşlardır. Başvurucular itiraz dilekçesinde; Tazminat

Komisyonunca başvurucuların davada taraf sıfatlarının bulunmadığı ileri

sürülmüş ise de dava dosyasında Antalya Kadastro Mahkemesince verilen

E.1988/302, K.1994/2476 sayılı kararın ibraz edilen 18 ve 19. sayfalarında da

görüleceği üzere isimlerinin bulunduğunu ve dolayısıyla davada taraf

olduklarının görüldüğünü, söz konusu davada başlangıçta 550'nin üzerinde taraf

mevcut iken bunun daha sonra 1150 civarına çıktığını, kararda sadece 350

kişinin adının yazılmasının usulsüz olduğunu, son kararlar dâhil verilen tüm

kararların ve bu kararlara ilişkin tebligatların hatalı olduğunu, hatta bu

davanın yeniden görülmesi gerektiğini ileri sürerek itirazlarının kabulüne ve

kendilerine tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.

22. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Kurulu (Mahkeme) 24/12/2015

tarihli kararıyla itirazı kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesinde;

yerel mahkemece verilen en son nihai kararda başvurucuların isimlerine yer

verilmediği, bu ve bundan önceki yerel mahkeme kararlarının hatalı ve usulsüz

olduğunun ileri sürülmesine karşın söz konusu hatalı ve usulsüz işlemleri

temyiz edilmesine veya yanlışlığın düzeltilmesine konu edilmediği, kararın bu

şekilde kesinleşmiş olduğunun anlaşıldığı, tazminat talebinin reddinde hukuka

aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir.

23. Nihai karar, başvurucular vekiline 3/2/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

24. Başvurucular 23/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

D. Başvuru Tarihinden

Sonra Yaşanan Gelişmeler

25. Başvurucu vekili 14/12/2016 tarihinde Adalet Bakanlığına

sunduğu dilekçeyle Antalya Kadastro Mahkemesinin (E.2004/1, K.2005/5 sayılı)

kararının hatalı olduğunu belirterek kanun yararına bozma talebinde

bulunmuştur. Antalya Kadastro Mahkemesine ulaşan dilekçe 2016/4 temyiz

numarasına kaydedilmiş ve bu dilekçeye ilişkin 19/2/2017 tarihinde ek karar

verilmiştir. Anılan kararda Mahkeme temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına

karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"... Mahkememiz 2004/1E-2005/5 K (bozma

öncesi 1988/302E-1994/2476K) sayılı dava dosyası incelendiğinde talepte bulunan

Ahmet ve Mehmet Yüksel'in kararda müdahil davacı olarak adlarının geçtiği

haklarında (1988/302-7994/2476 E-K sayılı dosyada) hüküm de kurulduğu ancak

karar başlığında isimlerinin bulunmadığı ve kendilerine karar tebliği

yapılmadığı anlaşılmıştır.

Bu nedenle davacılar vekilinin kararı öğrenme

tarihi itibariyle temyiz talepli dilekçesi süresinde kabul edilmiş,

ancak15/12/2016 tarihindetemyiz karar harcının(maktu)

yatırıldığı diğer gider avansı ve eksik harçların yatırılmadığı anlaşılmakla,

28/12/2016 tarihindetemyiz harç ve masraflarının

tamamlattırılması için muhtıra yazıldığı ve muhtıranın davacılar vekili Av

Mustafa Öztok'a 11/1/2017 tarihinde usulüne uyguntebliğ

edildiği ancak süresi içinde belirtilen giderlerin yatırılmadığı, davacılar

vekilinin 11/1/2017 hakim havale tarihli dilekçesinde, daha önceki dilekçe ve

taleplerinin yazılı emir yoluyla dosyanın bozulması için Adalet Bakanlığı'na

gönderilmesi gerektiğini yinelediği anlaşılmıştır.

1086 sayılı HUMK'nun

434/3 maddesi ( HMK.nun

344/1)uyarınca temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı

ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük

kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı

hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve

giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına

karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432 nci maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.

Bu doğrultuda yapılan açıklamalı tebligata

rağmen söz konusu eksik harcın yatırılmaması nedeniyle, temyiz başvurusunun

yapılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ..."

E. Antalya 1. Asliye

Hukuk Mahkemesinde Görülen Dava Süreci

26. Başvurucular, tapu siciline güvenerek aldıkları taşınmazın

Hazine adına tescil edilmesi sebebiyle zarara uğradıklarını belirtmek suretiyle

22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesine dayanarak 8/1/2013 tarihinde Antalya 1. Asliye

Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açmışlardır.

27. Mahkeme 6/6/2018 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Mahkeme; Antalya Sulh hukuk Mahkemesinin kararına göre tapuda infaz

yapıldığını, daha sonra 229 parselin kadastro tespitine itiraz davalarının

reddedilip taşınmazın tapu kaydının Hazine adına kesinleştiğini, bu nedenle

tapu memurunun kusurundan bahsedilemeyeceğini, eski tapu maliklerinin kök

tapunun miktarından daha fazla yer aldıklarının anlaşıldığını belirterek 4721

sayılı Kanun'un 1007. maddesinde belirtilen tazminat

şartlarının oluşmadığını ifade etmiştir.

28. Başvurucular vekili tarafından 6/8/2018 tarihinde istinaf

talebinde bulunulmuştur. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

25/2/2019 tarihinde ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın

hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiştir.

29. UYAP üzerinden yapılan incelemede davanın temyiz aşamasında

derdest olduğu anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

30. 6384 sayılı Kanun'un "Amaç"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair

esas ve usullerin belirlenmesidir."

31. 6384 sayılı Kanun'un "Kapsam"

kenar başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

"Bu Kanun;

a) (...) idare hukuku kapsamındaki

yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı,

(...)

iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış başvuruları kapsar."

32. 6384 sayılı Kanun'un "Müracaatın

reddi" kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:

"(1) Komisyon;

a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki

diğer kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,

b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,

c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,

ç) Müracaatın 2 nci madde kapsamına

girmediğini,

tespit ederse müracaatı reddeder."

33. 6384 sayılı Kanun'un "Müracaat

hakkında karar ve karara itiraz" kenar başlıklı 7. maddesinin

(2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

"Komisyon, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda

gerekçeli olarak karar verir.

Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden

itibaren on beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine

itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle

birlikte derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden

sayılarak üç ay içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı

yerinde görülmezse işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen

kararlar kesindir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 12/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

35. Başvurucular kendilerine ait taşınmazın tapu kaydının iptal

edilmesine rağmen tazminat ödenmemesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

36. Bakanlık, başvurucunun bu iddiaları hakkında bir görüş

bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

38. Somut olayda başvuruculara Antalya Kadastro Mahkemesince

temyiz talebinin incelenebilmesi için olanak tanındığı, Mahkemenin 19/1/2017

tarihinde eksik harcın yatırılmaması nedeniyle temyiz başvurusunun yapılmamış

sayılmasına karar verdiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan başvurucular

tarafından 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine

dayanarak tazminat davası açıldığı ve bu davanında

temyiz aşamasında derdest olduğu hususları gözönünde

bulundurulduğunda başvurucuların hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları

tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucular, 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine

dayanarak açılan tazminat davasına ilişkin yargılama esnasında ilgili kamu

idaresince Mahkemeye sunulan cevaplar gözönüne

alındığında kendilerine tazminat ödenmesi gerektiğini, verilen kararın hukuka

aykırı olduğunu belirterek hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

41. Bakanlık, başvurucunun bu iddiaları hakkında bir görüş

bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

42. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

43. Somut olayda başvurucular tarafından 4721 sayılı Kanun'un

1007. maddesine dayanarak tazminat davası açıldığı ve

bu davanında temyiz aşamasında derdest olduğu hususu gözönünde bulundurulduğunda başvurucuların hukuk sisteminde

mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu sonucuna

ulaşılmaktadır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Tazminat Davası

Yönünden

a. Başvurucuların

İddiaları

45. Başvurucular 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine

dayanarak açılan tazminat davasına ilişkin yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin ortadan

kaldırılması ve tazminat taleplerinde bulunmuşlardır.

46. Bakanlık, başvurucunun bu iddiaları hakkında bir görüş

bildirmemiştir.

b. Değerlendirme

47. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır.

48. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun

ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

49. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Kadastro Tespitine

İtiraz Davası Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

51. Başvurucular, Tazminat Komisyonu tarafından şikâyetlerine

konu davanın tarafı olmalarına

rağmen gerekçeli kararda isimlerinin yer almaması nedeniyle tazminat

taleplerinin reddedildiğini, bu süreçte verilen kararların hatalı olduğunu,

Mahkemenin usul hatası nedeniyle hak kaybı yaşadıklarını belirterek adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

52. Bakanlık görüşünde, iç hukuk yollarının tüketilmediği

yönünde görüş bildirmiştir.

53. Başvurucular ise cevap dilekçesinde Bakanlık görüşünde

gerçeklerin gizlenmeye çalışıldığını belirtmişlerdir.

b. Değerlendirme

54. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

55. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucuların makul sürede

yargılanma haklarının ihlali iddiasına konu davanın tarafı oldukları hâlde

sadece şekli bir inceleme yapılarak karar başlığında isimleri gösterilmemesi

nedeniyle tazminat talepleri reddedilmiş, böylece makul sürede yargılanma

haklarının ihlali iddiası incelenmemiştir. Bu nedenle başvurucuların

iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma hakkı

yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

56. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

(a). Genel İlkeler

57. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 50-52).

58. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

(b). İlkelerin Olaya

Uygulanması

59. Somut olayda başvurucular kadastro tespitine itiraz davasına

yönelik olarak makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddiasıyla

Tazminat Komisyonuna başvurmuşlar ancak söz konusu davanın tarafı oldukları

hâlde Tazminat Komisyonunca bu hususun göz ardı edildiğinden yakınmışlardır.

60. Uyuşmazlığa konu süreçte Tazminat Komisyonu, başvurucuların

şikâyetçi oldukları yerel mahkeme dosyasında verilen gerekçeli kararda taraf

sıfatları bulunmadığı tespitini yapmış, bu tespit itiraz aşamasında Bölge İdare

Mahkemesince de kabul görmüştür. Derece mahkemeleri bu tespiti yaparlarken

yalnızca yerel mahkeme kararlarında isimleri bulunan başvurucuların mağdur

olduklarını iddia edebilecekleri kabulünden yola çıkarak gerekçeli kararda

isimlerin bulunup bulunmadığı yönünde yapılan şekli bir inceleme sonucunda

talebin reddine karar vermişlerdir. Oysa ki Tazminat Komisyonunun 28/9/2015

tarihli kararının altıncı paragrafında bozma öncesi kararın hüküm fıkrasında

başvurucuların adlarına paylı olarak taşınmaz tesciline karar verildiği

tespitine de yer verilmiştir. Buna rağmen derece mahkemelerinin başvurucuların

taraf sıfatı bulunup bulmadığı hususuna ilişkin incelemeleri sadece karar

başlığında başvurucuların taraf gösterilip gösterilmemesi ile sınırlı

kalmıştır.

61. Hâlbuki Antalya Kadastro Mahkemesinin 19/1/2017 tarihli ek kararıyla

Mahkemenin E.2004/1, K.2005/5 sayılı kararında; başvurucuların müdahil davacı

olarak isimlerinin geçtiği, haklarında hüküm kurulduğu, karar başlığında

isimlerinin bulunmadığı, bu nedenle de kararın tebliğ edilemediği tespitlerinde

bulunmuştur.

62. Tazminat Komisyonu ve Antalya Kadastro Mahkemesince verilen

kararlardaki tespitler gözönüne alındığında

başvurucuların şikâyetçi oldukları yerel mahkeme dosyasında davanın tarafı

oldukları açıkça bellidir.

63. Bu durumda başvurucuların şikâyetlerine konu kadastro

tespitine itiraz davasında taraf oldukları hâlde makul sürede yargılanma

haklarının ihlali iddialarının Tazminat Komisyonunca incelenmediği

anlaşılmaktadır. Yukarıda anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında ise somut olayda 6/12/1982

tarihinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının 1/7/2008 tarihinde sona

erdiği, buna göre yaklaşık 25 yıl 7 ay süren yargılama süresinin makul olmadığı

sonucuna varılmıştır.

64. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

65. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

66. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

67. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

68. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

69. Başvurucular, ihlalin giderilmesi ve tazminata karar verilmesi

talebinde bulunmuşlardır.

70. Anayasa Mahkemesi başvurucuların makul sürede yargılanma

haklarının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Somut olayda bu ihlalin

sonuçlarının giderimi bakımından Tazminat Komisyonuna müracaat yolu mevcut olup

başvurucular da bu yolu tükettikten sonra bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

Ancak başvurucuların bu talepleri reddedilmiş, Bölge İdare Mahkemesi de

başvurucuların itiraz taleplerini reddetmiştir. Dolayısıyla makul sürede

yargılanma haklarının ihlalinin sonuçları giderilememiştir.

71. Bu durumda makul sürede yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması

gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve

nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

72. Makul sürede yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

73. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tazminat davası yönünden makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Kadastro tespitine itiraz davası yönünden makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere -Anayasa'nın

geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince-

yetkili Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE (Karar, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3.

Kurulu'nun 24/12/2015 tarihli ve K.2015/1209 sayılı kararıyla ilgilidir.),

D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Umut FIRTINA

Başvurucular

:

1. Ahmet

YÜKSEL

2. Mehmet

YÜKSEL

Vekili

:

Av. Mustafa

ÖZTOK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/4338, 12 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Uyuşmazlığın Arka
  7. B. Kadastro Tespitine
  8. C. AİHM'e Başvuru Süreci
  9. D. Başvuru Tarihinden
  10. E. Antalya 1. Asliye
  11. IV. İlgili Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Mülkiyet Hakkının
  14. B. Hakkaniyete Uygun
  15. C. Makul Sürede
  16. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  17. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  18. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  19. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  21. Kömürcü
  22. Yıldırım
  23. Akıncı
  24. Yüksel
  25. Yüksel
  26. Öztok
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/4338
Tarih
12 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • İlhan Cihaner Başvurusu (B. No: 2015/2611)
  • Mehmet Emin Sarıgül Başvurusu (B. No: 2015/2281)
  • İsa Turan Başvurusu (B. No: 2014/2962)
  • İzzet Ablak Başvurusu (B. No: 2013/8527)
  • Sedat Ekici Başvurusu (B. No: 2016/7368)
  • Celal Uyğur Başvurusu (B. No: 2016/12442)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.