İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahyat Uğurlu ve Mustafa Uğurlu Başvurusu (B. No: 2014/17485)

1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu ölüm olayının meydana gelmesi

Başvuru No2014/17485Tarih25 Ocak 2018Okuma17 dk · 3.473 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahyat Uğurlu Ve Mustafa Uğurlu Başvurusu

Karar tarihi
25 Ocak 2018
Başvuru Numarası
2014/17485
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.473 kelime·17 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu ölüm olayının meydana gelmesi

nedeniyle yaşam hakkının; olay hakkındaki tam yargı davasının uzun bir süredir

devam etmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edilen ve Ulusal yargı Ağı

Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde

olaylar özetle şöyledir:

8. İlk başvurucunun eşi ve ikinci başvurucunun annesi B.U.

1/2/2005 tarihinde, 21 yaşında yaşamını yitirmiştir. Başvurucular ile B.U.,

ölüm olayının meydana geldiği tarihte Mardin'de ikamet etmektedirler.

A. Başvurucuların Yakını B.U.nun Hastaneye Başvurması ve Ölümü

9. B.U. 31/1/2005 tarihinde saat 10.00 sıralarında gaz

zehirlenmesi şikâyetiyle Mardin Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine müracaat

etmiştir. Acil Serviste görevli Dr. K.Y. hastayı muayene etmiş ve solunumda

zorlanan hastaya belli bir süre oksijen vermiştir.

10. Acil Serviste görevli Dr. K.Y., hastanın şikâyetlerinin

devam etmesi üzerine Dahiliye Uzmanı Dr. T.G.yi

konsültasyona çağırmıştır. Dahiliye Uzmanı Dr. T.G., hastayı muayene ettikten

sonra hastaya P. adlı bir iğne yapılmasını ve soğuk buhar verilmesini

önermiştir. Başvuru formu ve eklerinden Dahiliye Uzmanı Dr. T.G. tarafından

önerilen işlemlerin hastaya uygulandığı anlaşılmaktadır.

11. Hasta, bu işlemlerden sonra saat 16.00 civarında hastaneden

ayrılarak evine gitmiştir.

12. Başvuruculardan Ahyat Uğurlu'nun

beyanına göre eşi B.U. ertesi gün sabah saat 06.00 sıralarında nefes almakta

oldukça zorluk çekmiş, bunun üzerine kendisi hemen ambulans çağırmış fakat

ambulans henüz eve gelmemişken eşi yaşamını yitirmiştir.

B. Ceza Soruşturması Süreci

13. Başvuruculardan Ahyat Uğurlu,

eşine müdahale eden doktorlar hakkında 1/2/2005 tarihinde suç duyurusunda

bulunmuştur. Başvurucu Ahyat Uğurlu ifadesinde özetle

yedi aylık hamile olan eşinin 31/1/2005 tarihinde rahatsızlandığını, bunun

üzerine Mardin Devlet Hastanesi Acil Servisine gittiklerini, eşinin burada

muayene edildiğini, muayene eden doktorlardan birinin dahiliye uzmanı olduğunu,

eşine sadece iki iğne yapıldığını, ayrıca oksijen ve buhar verildiğini,

kendilerine herhangi bir ilaç verilmeden eve döndüklerini, 1/2/2005 günü sabah

saat 06.00 sıralarında eşinin nefes almakta zorlandığını ve evde yaşamını

yitirdiğini belirtmiştir. Başvurucu, Mardin Devlet Hastanesi Acil Servisinde

görevli iki doktor ile dahiliye uzmanından şikâyetçi olmuştur.

14. Başvurucu Ahyat Uğurlu'nun

şikâyeti üzerine Mardin Devlet Hastanesi doktorlarının ifadeleri alınmıştır.

15. B.U.yu Acil Serviste muayene eden Dr. K.Y. ifadesinde özetle

31/1/2005 günü saat 10.00 sıralarında hastanın nefes darlığı şikâyeti ile

eşiyle birlikte hastaneye geldiğini ve soba gazından zehirlendiğini beyan

ettiğini, bunun üzerine hastayı muayene ettiğini, muayene neticesinde hastanın

solunumda zorlandığını gözlemlediğini ifade etmiştir. Dr. K.Y., genel durumu

iyi ve nabzı normal olan hastaya otuz dakika oksijen verdiğini ve daha sonra

tekrar muayene ettiğini, hastanın nefes darlığı çekmeye devam etmesi üzerine

Dahiliye Uzmanı Dr. T.G.yi konsültasyona çağırdığını

belirtmiştir. Dr. K.Y.nin ifadesine göre

konsültasyona çağırdığı dahiliye uzmanı hastaya soğuk buhar verilmesi ve P.

adlı bir iğne yapılması gerektiğini söylemiştir. Yine Dr. K.Y.nin

ifadesine göre dahiliye uzmanı hastanın rahatladığı takdirde evine

gidebileceğini söylemiştir. Acil Servis Doktoru K.Y. ifadesinde, dahiliye

uzmanın söylediklerini uyguladığını, bu kapsamda hastaya kırk dakika soğuk

buhar verdiğini, saat 16.00 civarında hastaya baktığında hastanın rahatlamaya

başladığını söylediğini, hastaya biraz daha soğuk buhar almasını söylediğini,

on dakika sonra hastaya baktığında hastanın gitmiş olduğunu gördüğünü, bunun

üzerine tedaviden sonuç aldığını düşünerek görevine devam ettiğini

belirtmiştir.

16. Hastanenin Acil Servisinde görevli diğer Doktor M.M.Ç.

ifadesinde özetle hastayı kendisinin görmediğini, hastayla arkadaşı K.Y.nin ilgilendiğini, arkadaşının gerekli tedaviyi

yaptıktan sonra hastayı taburcu ettiğini söylediğini belirtmiştir.

17. Kendisinden konsültasyon istenen Dahiliye Uzmanı Dr. T.G.

ifadesinde özetle 31/1/2005 günü saat 12.30 sıralarında Acil Servis

doktorlarından K.Y.nin kendisini telefonla arayarak

tüp zehirlenmesine bağlı olarak nefes darlığı çeken bir hastayı görmesini

istediğini, bunun üzerine Acil Servise giderek hastayı gördüğünü, hastada inspiratuar stridora bağlı

nefes darlığı bulunduğunu, hastanın genel durumunun iyi olduğunu, sorulara

cevap verebildiğini, anemnezinde (hasta öyküsü)

hastanın tüpe maruz kaldığını söylediğini, hastaya iğne yapılmasını ve soğuk

buhar verilmesini önerdiğini, hastanın durumuna göre tedavinin tekrardan

değerlendirileceğini, muayenenin ardından hastayı Acil Servisteki doktorlara bırakarak

normal görevine devam ettiğini belirtmiştir.

18. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı nöbetçi Cumhuriyet savcısı

eşliğinde 1/2/2005 tarihinde ölü muayene işlemi gerçekleştirilmiştir. Ölü

harici muayenesinde kesin ölüm sebebinin tespit edilememesi üzerine klasik

otopsi işleminin yapılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine aynı gün klasik

otopsi işlemi gerçekleştirilmiş ve kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla ölen

kişinin iç organlarından parçalar alınarak histopatolojik

inceleme için Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir.

19. Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 24/6/2005 tarihli

raporuna göre histopatolojik incelemede akciğerlerde abseleşen taze lobüler pnömoni, irinli bronşit, bronşiolit

saptanan kişinin ölümün bunlara bağlı gelişen solunum yetmezliği sonucu meydana

geldiği belirtilmiştir.

20. Yaşanan olayda Mardin Devlet Hastanesi doktorlarının

ihmalinin bulunup bulunmadığını tespit etmek amacıyla Adli Tıp Kurumundan

bilirkişi raporu alınmıştır. Bu kapsamda hazırlanan 23/1/2006 tarihli raporda,

Mardin Devlet Hastanesi Acil Servisinde kişiyi değerlendiren Dr. K.Y.nin yaptığı işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu,

hastayı acil serviste görerek muayene eden Dahiliye Uzmanı Dr. T.G.nin inspiratuar stridor tespit

ettiği, dahiliye uzmanının bu bulgularla akciğer grafisi

ve kan tetkiki istemesi gerekirken istemediği belirtilmiştir. Raporda, şahsın

tedavi altında iken hastaneden ayrılmış olduğu hususu da gözönüne

alınarak kusurun savcılık tarafından değerlendirilmesi gerektiği ifade

edilmiştir.

21. Bu rapor üzerine Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı Dahiliye

Uzmanı Dr. T.G. hakkında Mardin Valiliğinden 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı

Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 4. maddesi

uyarınca soruşturma izni istemiştir.

22. Mardin Valiliği, hastanın Dahiliye Uzmanı Dr. T.G.

tarafından muayene edilmesi üzerine rahatladığı, Dr. T.G.nin

tekrar kontrole geleceğini hastaya ve eşine söylemesine rağmen hastanın ve

eşinin hastaneden ayrıldığı, hastanın ölümü ile ilgili olarak Dr. T.G.nin herhangi bir ihmalinin olduğuna dair bilgi ve belge

bulunmadığı gerekçesiyle Dr. T.G. hakkında soruşturma izni verilmemesine karar

vermiştir.

23. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığının anılan karara yaptığı

itiraz, Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesinin 12/7/2006 tarihli kararı ile

reddedilmiştir.

C. Tam Yargı Davası

Süreci

24. Başvurucular 27/6/2006 tarihinde Sağlık Bakanlığına müracaat

etmiş ve anılan olay sebebiyle uğramış oldukları maddi ve manevi zararlarının

tazmin edilmesi talebinde bulunmuşlardır. Sağlık Bakanlığı başvurucuların

talebini reddetmiştir.

25. Bunun üzerine başvurucular 6/9/2006 tarihinde Mardin İdare

Mahkemesinde tam yargı davası açmışlardır. Başvurucular dava dilekçesinde

özetle Mardin Devlet Hastanesinde eksik ve kusurlu işleyen sağlık hizmeti

sonucu yakınlarının öldüğünü belirterek 30.000 TL maddi, 20.000 TL manevi olmak

üzere toplam 50.000 TL tazminat isteminde bulunmuşlardır. Başvurucular dava

dilekçesinde ayrıca yakınları B.U.nun solunum güçlüğü

devam etmesine rağmen Acil Serviste görevli Dr. K.Y. tarafından taburcu

edildiğini ve evine gönderildiğini belirtmişlerdir.

26. Davalı idare, gerekli tetkik ve tedavinin zamanında

yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

27. Davaya müdahil olarak katılan Dahiliye Uzmanı Dr. T.G. ise

hastaya gerekli her türlü tıbbi müdahalenin yapıldığını ancak hastanın ve

eşinin hastalığın teşhis ve tedavi sürecinde hastaneyi terk etmesi sonucu ölüm

olayının meydana geldiğini, ortada kendisine atfedilebilecek bir kusur

bulunmadığını belirtmiştir.

28. Mardin İdare Mahkemesi 29/2/2008 tarihli kararla tarafların

beyanlarını, ceza soruşturması sürecinde alınan raporlar ile dava dosyasında

bulunan diğer bilgi ve belgeleleri dikkate alarak

davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, başvurucuların yakını B.U.nun zehirlenme ve nefes darlığı şikâyeti ile başvurduğu

hastaneden henüz tedavi süreci bitmemiş iken kimseye haber vermeden, herhangi

bir ayrılış işlemi yapmadan kendi isteğiyle evrakları ile birlikte ayrıldığını

belirterek meydana gelen zararın hastanın kendi kusurlu eylemi sonucu oluştuğu,

zararla davalı idarenin eylemleri arasında nedensellik bağı bulunmadığı

sonucuna ulaşmıştır.

29. Başvurucular 2/6/2008 tarihli dilekçeyle ilk derece

mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Başvurucular temyiz dilekçesinde özetle

kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, hastanın kendi isteğiyle hastaneden

ayrıldığı yönündeki kabulün davalı idarenin yanlı iddiası olduğunu, bu iddianın

gerçeği yansıtmadığının Mardin Devlet Hastanesince 7/11/2005 tarihinde Mardin

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen

"(...) solunum yetmezliği tanısı konmuş tedavi evrakları ve grafileri elden verilip önerilerle evine

gönderilmiştir(...) " şeklindeki yazıdan anlaşılacağını, bunun

yanı sıra ceza soruşturması sırasında ifadesi alınan Dr. M.M.Ç.nin

de hastanın taburcu edildiğiniaçıkça ifade etiğini

belirtmiştir. Başvurucular ayrıca Adli Tıp Kurumunun 23/1/2006 tarihli

raporunda Dahiliye Uzmanı Dr. T.G.nin kusurlu olduğu

açıkça belirtilmiş olmasına rağmen olayda hizmet kusurunun bulunmadığını

söylemenin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

30. Danıştay Onuncu Dairesi 31/12/2012 tarihli ilamla ilk derece

mahkemesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, manevi

tazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Kararın ilgili

kısmı şöyledir:

"(...)

Sağlık hizmetlerinin bünyesinde risk taşıyan bölümü tedavi hizmetleri

olup; teşhis ve tedavide 'hizmetin niteliği gereği doğal kabul edilebilecek

hatalar dışında tedavinin tıbbi gereklere uygun olmadığına ilişkin açık ve

belirgin kusurlar idarenin tazmin sorumluluğunu gerektirecektir.

Tedavi hizmetleri dışında kalan hasta kayıtlarının tutulması ve

muhafazası şeklindeki sağlık hizmetinde ise, sağlık hizmetlerinden yararlananlar

ilgili kayıtların eksikliği, yapılan tedavilerin kayıt altına alınmaması tetkik

ve inceleme sonuçlarının muhafaza edilmemesi hizmetin kusurlu işletildiğinin

kabulü için yeterlidir. Ancak bu halde de anılan hizmet kusurunun, maddi ve

manevi zarara yol açıp açmadığının irdelenmesi ve zarar ortaya çıkmış ise,

idarenin tazmin sorumluluğuna gidilmesi mümkündür.

(...)

Olayda, davacıların yakını B.U.nun 31.1.2005

tarihinde saat 10.00 civarında tüp gaz zehirlenmesi ve nefes darlığı

şikâyetleri ile Mardin Devlet Hastanesi Acil Servisine müracaat ettiği, Dr. K.Y

tarafından 30 dakika yoğun oksijen verildiği, göğüs hastalıkları polikliniğine

gönderildiği ancak doktorların izinli olması nedeniyle geri geldiği, tekrar

oksijen tedavisi uygulandığı, kendini iyi hissetmemesi üzerine nöbetçi dahiliye

uzmanı Dr. T.G.nin müdahale ettiği, P.40 mg yaptığı

ve 40 dakika soğuk buhar tedavisi uyguladığı, saat 16.00 civarında hastanın

rahatlamaya başladığını söylediği, görevli doktor K.Y.nin

ifadesinde saat 16.10 civarında hastayı kontrole geldiğinde B.U. ve eşinin

kimseye haber vermeden hastaneyi terk ettiklerini belirttiği, ancak Mardin

Devlet Hastanesi başhekimliği tarafından, hastaya gerekli müdahaleler

yapıldıktan sonra tedavi evrakları ve grafileri elden

verilip evine gönderildiğinin, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen

7.11.2005 tarih ve 1203 sayılı yazıyla bildirildiği, ayrıca Mardin Devlet

Hastanesinde görevli Dr. M.M.Ç.nin 1.2.2005 tarihli

ifadesinde hastanın hastanedeki görevli doktorların bilgisi dahilinde

hastaneden taburcu edildiği yönünde beyanları bulunduğu, böylece hastanın,

hastane görevlilerinin hasta ve yakınlarını yeterince bilgilendirmemeleri

üzerine hastaneden ayrıldığının sabit olduğu ancak hastanın hastaneden

ayrılışına ilişkin herhangi bir kayıt tutulmadığının görüldüğü anlaşılmaktadır.

Davacılar yakınının hastane acil servisindeki tedavisine ilişkin

güvenilir yeterli kayıtların tutulmaması, hasta yakınlarının yeterli derecede

bilgilendirilmemesi, anılan Adli Tıp raporuna göre inspiratuar

stridor tespiti akciğer grafisi

ve kan tetkikini gerektirmesine rağmen anılan tetkiklerin yapılmamış olması;

sağlık hizmetinin, hastane kayıtlarının tutulmaması ve gerekli tetkiklerin

yaptırılmaması yönünden kusurlu işletildiğini göstermektedir.

Yakınlarına hastane acil servisinde verilen sağlık hizmetinin eksik ve

kusurlu işletilmesi nedeniyle duydukları üzüntü ve ızdırabın

kısmen de olsa giderilmesi amacıyla davacılara idarece manevi tazminat ödenmesi

sonucuna ulaşılmaktadır.

Ancak davacıların yakınının ölüm sebebinin hastaya gerekli

müdahalelerin yapılamamasından kaynaklandığı yolunda bir tespit bulunmadığından

açıklanan biçimde hizmeti kusurlu işleten idarenin maddi tazminata yönelik

sorumluluğu olmayıp, temyizen incelenen kararın maddi

tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemektedir.

Mahkemece, davalı idare tarafından hastanın gerekli kayıtlarının

tutulmaması ve hastadaki bulgular doğrultusunda yapılması gereken tetkiklerin

yapılmaması nedeniyle davacıların uğradığı manevi zararın tazminine karar

verilmesi gerekirken, manevi tazminat isteminin bütünüyle reddine karar

verilmesinde hukuki isabet görülmemektedir."

31. Danıştay ilamı, 19/6/2013 tarihinde başvurucular vekiline

tebliğ edilmiştir. Başvurucular anılan karara karşı karar düzeltme yoluna

başvurmamıştır. Bununla birlikte Davalı Sağlık Bakanlığı 3/6/2013 tarihli

dilekçe ile ilk derece mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının

bozulmasının yanlış olduğunu belirterek karar düzeltme yoluna başvurmuştur.

32. Sağlık Bakanlığının karar tüzeltme

talebi, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 16/10/2014

tarihli ilamı ile reddedilmiştir.

33. Başvurucular, Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 16/10/2014 tarihli ilamı henüz kendilerine tebliğ edilmemişken

31/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucular, karar

düzeltme incelemesinin sonuçlandırıldığı hususunu bireysel başvuru yaptıkları

tarihte bilmemektedirler.

34. Danıştayın kısmi bozma kararı

sonrasında Mardin İdare Mahkemesi bozulan kısım yönünden yargılamaya devam

etmiştir. Mardin İdare Mahkemesi, 19/12/2014 tarihli karar ile önceki kararında

ısrar etmiş ve başvurucuların manevi tazminat isteminin reddine karar

vermiştir.

35. Başvurucular anılan kararı temyiz etmiştir. Temyiz talebini

inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 21/12/2016 tarihli ilam ile ilk

derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir. Sağlık Bakanlığı

13/6/2017 tarihinde anılan karara karşı karar düzeltme yoluna başvurmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

36. İlgili hukuk için bkz.

Nafia Sevin Ergün Sefada ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14844, 1/12/2016, §§ 34-36.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 25/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

38. Başvurucular; yakınları B.U.nun

1/2/2005 günü Mardin Devlet Hastanesinde uygulanan yanlış ve eksik tedavi

sonucu yaşamını yitirdiğini, gerek Danıştay kararındaki tespitlerin gerekse

Adli Tıp Kurumunun 23/1/2006 tarihli raporundaki tespitlerin sağlık hizmetinin

kusurlu bir şekilde işlediğini gösterdiğini, yakınlarına sunulan sağlık

hizmetinin hastane kayıtlarının tutulmamış ve gerekli tetkiklerin yaptırılmamış

olması yönlerinden kusurlu olduğunu belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir. Başvurucular yaşam hakkı kapsamında ayrıca ilgili sağlık

personeli hakkında soruşturma izni verilmemesinden de şikâyetçi olmuşlardır.

39. Başvurucular, yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasının yanı

sıra idari yargıda açtıkları tam yargı davasının maddi tazminata ilişkin

kısmının yetersiz bir gerekçeyle reddedildiğini, davanın manevi tazminata

ilişkin kısmının ise hâlihazırda derdest olduğunu, davanın manevi tazminata ilişkin

kısmının makul sürede tamamlanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular temel olarak yakınları B.U.nun yaşamının korunamamasından ve olay hakkında etkili

bir ceza soruşturması yürütülmemesinden şikâyet etmektedirler. Başvurucular

ayrıca olay hakkındaki tam yargı davasının maddi tazminat taleplerine ilişkin

kısmının gerekçesiz bir şekilde reddedilmesinden ve bu davanın makul sürede

tamamlanmamasından yakınmaktadırlar.

41. Başvurucular ilgili sağlık personeli hakkında soruşturma izni

verilmemesinden şikâyet etmiş iseler de B.U.ya Mardin

Devlet Hastanesinde müdahale eden doktorlar hakkındaki soruşturmanın nihai

olarak Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesinin 12/7/2006 tarihli kararı ile

neticelendiği görülmektedir. Bu kararın Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin başlangıcından önce kesinleşmiş olması nedeniyle incelenmesi mümkün

değildir. Başvurucular ayrıca açtıkları tam yargı davasının maddi tazminata

ilişkin kısmının gerekçesiz bir şekilde reddedilmesinden yakınmış iseler de ilk

derece mahkemesi kararının bu yönünün temyizde uygun bulunması üzerine bu

karara karşı karar düzeltme yoluna başvurmamışlardır. Başvurucular, Danıştayın temyize ilişkin 31/12/2012 tarihli ilamının

kendilerine tebliğinden itibaren otuz günlük başvuru süresi içinde bireysel

başvuruda da bulunmamışlardır.

42. Bu durumda mevcut başvurunun Mardin İdare Mahkemesinde

görülen tam yargı davasının manevi tazminata ilişkin kısmı ile sınırlı olarak

yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Tam yargı

davasının manevi tazminata ilişkin kısmının makul sürede tamamlanmadığı

yönündeki iddia ise şikâyetin dile getiriliş biçimi dikkate alınarak makul

sürede yargılanma hakkı yönünden incelenmiştir.

1. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

43. Başvurucular, yakınlarına sunulan sağlık hizmetinin hastane

kayıtlarının tutulmamış ve gerekli tetkiklerin yaptırılmamış olması yönlerinden

kusurlu olduğunu belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

44. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

45. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır."

46. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı, birbiriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmez haklardan

olup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır.

Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin

yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı sıra pozitif

bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını

gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

B. No: 2012/752, 17/9/2013, §§ 50, 51).

47. Söz konusu pozitif yükümlülük, sağlık alanında yürütülen

faaliyetleri de kapsamaktadır. Nitekim Anayasa'nın 56. maddesinde herkesin

sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, devletin "herkesin hayatını(,) beden ve ruh sağlığı

içinde sürdürmesini sağlamak (...) amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden

planlayıp hizmet vermesini" düzenleyeceği ve bu görevini kamu

ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak ve onları

denetleyerek yerine getireceği kurala bağlanmıştır.

48. Devlet, sağlık hizmetlerini -ister kamu isterse özel sağlık

kuruluşları tarafından yerine getirilsin- hastaların yaşamlarının korunmasına

yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek

zorundadır (Nail Artuç,

B. No: 2013/2839, 3/4/2014, § 35).

49. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca temel hak ve

özgürlüklerin ihlaline neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.

50. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği başvurucunun

ihlal iddialarını öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun

olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında sunması,

dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermesi gerekir (Mustafa Bülent Erten, B. No: 2012/649,

26/3/2013, §§ 18, 19).

51. Başvuru formu ve eklerinde başvurucuların yaşadığı üzüntü verici

olayın kasti bir tutumdan kaynaklandığını gösteren herhangi bir bulgu olmadığı

gibi olayın meydana geldiği koşulların bu bağlamda herhangi bir şüphe

uyandırmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında

devletin sahip olduğu “etkili bir yargısal

sistem kurma” yönündeki pozitif yükümlülük, somut olayda mağdurlara

açabilecekleri bir tazminat davası yolunun sağlanması ile yerine getirilmiş

sayılabilir.

52. Bu itibarla Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki yollardan

olup hem ilgili idarenin sorumluluğunu saptayabilecek hem de gerektiği takdirde

zararın ödenmesi yoluyla uygun giderim sağlayabilecek hukuki tazminat yolunun

öncelikle tüketilmesi gereken bir başvuru yolu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu

durumda yaşam hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların Mardin İdare

Mahkemesindeki yargılama süreci kesin olarak sona ermediğinden bu aşamada

incelenmesi mümkün değildir.

53. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

55. Başvurucular, yakınlarının ölümü üzerine açtıkları tam yargı

davasının manevi tazminata ilişkin kısmının derdest olduğunu, yargılamanın

makul sürede neticelenmediğini ileri sürmüşlerdir.

56. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalar ile hukuk

sisteminde yer alan mevzuat hükümleri gereğince

"kamu hukuku" alanına dâhil olan ancak sonucu itibarıyla

medeni haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu

alan davaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesince makul sürede

yargılanma hakkının adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olduğu kabul

edilerek bir davadaki yargılama süresinin makul olup olmadığının tespitinde

davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili

makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağı

belirtilmiştir (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64; Selahattin

Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 54-60).

57. Başvuruya konu yargılama süreci bu kapsamda incelendiğinde

başvurucuların yaşanan ölüm olayı üzerine 27/6/2006 tarihinde Sağlık

Bakanlığına müracaat ettiği, akabinde ise Mardin İdare Mahkemesinde tam yargı

davası açtığı, Mardin İdare Mahkemesinin 29/2/2008 tarihli kararıyla davanın

reddine karar verildiği, temyiz edilen kararın manevi tazminata ilişkin

kısmının Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2012 tarihli ilamıyla bozulduğu,

bozma kararı sonrasında Mardin İdare Mahkemesince ısrar kararı verildiği ancak

bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/12/2016 tarihli ilamı ile

bozulduğu, Sağlık Bakanlığının karar düzeltme yoluna başvurduğu ancak

hâlihazırda bu yolun neticelendiğine ilişkin bir bilgi ve belgenin başvuru

formunda ve UYAP kayıtlarında bulunmadığı görülmektedir.

58. Başvuruya konu davanın karmaşık bir nitelik arz etmemesi ve

başvurucuların davanın uzamasında hiçbir dahlinin olmaması gibi hususlar

dikkate alındığında somut olaya ilişkin yargılama sürecinin yaklaşık 12 yıldır devam

etmesinin makul olduğu söylenemeyecektir.

59. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

60. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

61. Başvurucular 200.000 TL maddi, 450.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

62. Somut olayda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

63. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculara net 24.570 TL

manevi tazminatın müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara net 24.570 TL manevi tazminatın müştereken

ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Danıştaya

(Mardin İdare Mahkemesinin 2014/2945 Esas sayılı dava dosyası ile ilgili

olarak) ve Mardin İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

25/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucular

:

1. Ahyat UĞURLU

2. Mustafa

UĞURLU

Vekili

:

Av. Hikmet

ALÖKMEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/17485, 25 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucuların Yakını B.U.nun Hastaneye Başvurması ve Ölümü
  7. B. Ceza Soruşturması Süreci
  8. C. Tam Yargı Davası
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucuların
  12. B. Değerlendirme
  13. B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64; Selahattin
  14. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  15. C. Başvuruculara net 24.570 TL manevi tazminatın müştereken
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. F. Kararın bir örneğinin Danıştaya
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Yıldırım
  20. Özgüldür
  21. Kömürcü
  22. Uğurlu
  23. Alökmen
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/17485
Tarih
25 Ocak 2018

İlgili Kararlar

  • Fatma Döner ve Mehmet Raif Döner Başvurusu (B. No: 2014/20167)
  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2014/3163)
  • Nuriye Aladağ Başvurusu (B. No: 2014/18685)
  • Mehmet Ali Anıl Başvurusu (B. No: 2014/13596)
  • Şahin Mehmet Çelik Başvurusu (B. No: 2015/12343)
  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2014/2863)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.