İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Akmal Yunus Khodjaev Başvurusu (B. No: 2016/8317)

1. Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski

Başvuru No2016/8317Tarih8 Kasım 2017Okuma19 dk · 3.873 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Akmal Yunus Khodjaev Başvurusu

Karar tarihi
8 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2016/8317
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.873 kelime·19 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski

bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) 73. maddesi uyarınca sınır dışı işleminin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

4. Komisyonca tedbir talebinin Bölüm tarafından karara

bağlanması gerekli görüldüğünden İçtüzük'ün 73.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

5. Bölüm tarafından 3/5/2016 tarihinde İçtüzük'ün

73. maddesi uyarınca sınır dışı işleminin durdurulmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgili

kurumlardan temin edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1984 doğumlu olup Özbekistan vatandaşıdır.

10. Başvurucu 11/2/2006 yılında yasal yollardan Türkiye'ye giriş

yapmıştır.

11. Başvurucu 28/10/2010 tarihinde Türkiye'den yasa dışı

yollarla çıkış yapmaya çalışırken yakalanmış ve Kırklareli'nde idari gözetim

altına alınmıştır. Bunun üzerine başvurucu, uluslararası koruma başvurusunda

bulunmuştur.

12. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 17/1/2011 tarihinde

başvurucunun uluslararası koruma başvurusu sonuçlanıncaya kadar Kütahya'da

ikamet etmesine karar verilmiş ve bu karar aynı tarihte başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu kendisine tanınan süre içinde Kütahya'ya gitmemiş,

ikamet zorunluluğu ve bildirim yükümlülüğüne aykırı davranmış, bu nedenlerle

8/2/2011 tarihinde uluslararası koruma başvurusunun geri çekilmiş sayılmasına

karar verilmiştir.

14. Başvurucu 13/12/2012 tarihinde Kütahya'ya giderek tekrar

uluslararası koruma başvurusunda bulunmuştur. Kütahya Valiliği tarafından

başvuru işleme konulmuş ancak başvurucu bir kez daha ikamet zorunluluğuna

aykırı davranmıştır. Bu gelişme üzerine başvurucunun uluslararası koruma

başvurusunun 31/12/2014 tarihinde ikinci kez geri çekilmiş sayılmasına karar

verilmiştir.

15. Başvurucu; 2013 yılında vermiş olduğu uluslararası koruma

başvurusu mülakatında özetle Özbekistan'da gençlerin camiye gitmesine izin

verilmediğini, 2006 yılı Şubat ayında işyerinde

(fırın) arkadaşlarıyla birlikte namaz kılarken maskeli kişiler tarafından

baskın yapıldığını, arka kapıdan kaçtığını ve babasının arkadaşının evinde

saklandığını ifade etmiştir.

16. Başvurucu anılan mülakatta ayrıca bu olay nedeniyle

babasının on gün gözaltında tutulduğunu, babasının arkadaşının yardımıyla

Türkiye'ye (İstanbul) geldiğini, Fatih'te bir fırında iş bularak birkaç yıl

boyunca çalıştığını, 2012 [2010] yılında para karşılığı yasa dışı yollardan

Yunanistan'a gitmeye çalıştığı sırada yakalandığını, ülkesine geri gönderilirse

hapsedileceğini ya da öldürüleceğini belirtmiştir.

17. Kütahya Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 17/1/2013

tarihli mülakat raporunda, başvurucunun iddiaları "inandırıcı"

bulunmuş; risk değerlendirmesinde "korktuğunu kanıtlayacak geçerli

gerekçeleri bulunduğu" sonucuna ulaşılmış ve uluslararası koruma

başvurusuyla ilgili "olumlu" kanaat bildirilmiştir. Ancak başvurucu

ikamet yükümlülüğünü yerine getirmediği için uluslararası koruma talebine

ilişkin nihai karar alınamamış ve başvuru geri çekilmiş sayılmıştır.

18. İstanbul Emniyet Müdürlüğü trafik ekipleri tarafından

23/9/2015 tarihinde lisanssız şekilde (korsan) ticari taksi faaliyeti için

kullanıldığı değerlendirilen bir araç durdurulmuş; aracın sürücü koltuğunda

olduğu anlaşılan başvurucuya idari para cezası yaptırımı uygulanmıştır.

19. Olay tarihinde ayrıca, başvurucunun kimliği hakkında gerçeğe

aykırı beyanda bulunduğu ve ikamet izni süresinin geçmiş olduğu hususlarında

tutanak düzenlenmiştir.

20. Anılan olayın ardından İstanbul Valiliği Göç İdaresi

Müdürlüğü tarafından23/9/2015 tarihinde, kamu düzeni açısından tehdit oluşturma

ve ikamet izni süre ihlali gerekçeleriyle başvurucu hakkında sınır dışı etme

kararı alınmıştır.

21. Başvurucu tarafından anılan kararın iptali istemiyle

İstanbul 1. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açılmıştır.

22. Dava dilekçesinde özetle başvurucunun Türkiye'de bulunduğu

sürede bir Özbek vatandaşıyla evlendiği ve bu evlilikten iki çocuk sahibi

olduğu, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmadığı, uluslararası

koruma başvurusuna ilişkin Kütahya'daki sürenin çok uzaması üzerine ailesinin

giderlerini karşılayabilmek için ikamet ilini terk ettiği belirtilmiştir.

23. Dava dilekçesinde ayrıca Özbekistan'da Müslümanlığın tehdit

olarak görüldüğü, Müslümanların inançlarına uygun şekilde giyinmeleri ya da

sakal bırakmaları hâlinde gözaltına alındıkları, başvurucunun da çok fazla

baskıya maruz kaldığı ve son olarak ibadet ettiği evin polis tarafından

basılması üzerine ülkesinden kaçtığı dile getirilmiştir.

24. Anılan dava İdare Mahkemesinin 10/3/2016 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Dosyanın

incelenmesinden; 22.09.2015 tarihinden trafik ekipleri tarafından yapılan

denetimlerde korsan taşımacılık yaptığından bahisle davacı hakkında Kabahatler

Kanununa göre işlem yapıldığı,davacı

hakkında ikamet ihlalinde bulunduğu ve kimlik beyanı hakkında yalan beyada bulunduğundan bahisle 6458 Sayılı Yasanın 54/1-(d,

g)bentleri uyarınca sınır dışı kararı verildiği, davacı tarafından bu işlemin

iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Uyuşmazlık konusu olayda, davacının kimlik

bilgilerinin farklı girilmesinin tercüme hatasından kaynaklandığı, davacının

yalan beyanda bulunma kastı olmadığından davacının 6458 Sayılı Yasanın

54/1-(d)bentleri uyarınca sınır dışı edilmesi uygun değil ise de,davacının, 02.11.2013 yılına kadar geçerli ikamet

tezkeresi olduğu, ikamet tezkeresi süresi dolmasına rağmen davacının kalmaya

devam ettiği görüldüğünden davacının 6458 Sayılı Yasanın 54/1-(g)bentleri

uyarınca sınır dışı edilmesine ilişkin dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka

aykırılık görülmemiştir.

Öte yandan,davacının

dini inanışları nedeniyle ülkesinde tehdit gördüğü, bu nedenle sınır dışı

edilemeyecek kişilerden olduğu ileri sürülmüş isede;bu

hususlara dair somut delil sunulmaması nedeniyle iddiadan öteye geçmediği

görüldüğünden davacının bu iddialarına itibar edilmemiştir.

Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 12

Ocak 1991 tarihli A. and K. v. Turkey

(Başvuru No.14401/88) kararındabaşvuranların sınırdışı edilmesi halinde insanlık dışı ya da kötü muamele

göreceklerine dair ciddî bir tehdidin bulunmaması gerekçesiyle başvuruları

kabul edilemez bulmuştur."

25. Bu karar, başvurucuya 14/4/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve

3/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

26. Başvuru formunda; uluslararası koruma başvurusu ve idari

dava sırasında verilen bilgilere ek olarak başvurucunun Taşkent ili Kökçe

köyünde yaşadığı, ülkesinde dinî eğitime getirilen kısıtlamalar nedeniyle

haftanın belirli günleri on kişilik bir grupla birlikte Andican

şehri imamlarından Abduvali Qori'nin

dinî sohbetlerini elektronik cihazlardan dinlediği ve bu günlerden birinde

maskeli polislerin gruba baskın düzenlemesi üzerine ülkesinden kaçarak

Türkiye'ye sığındığı belirtilmiştir.

27. Başvurucunun uluslararası koruma başvurusu sürecine ve sınır

dışı kararına ilişkin belgeler Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından 17/5/2016

tarihinde Anayasa Mahkemesine gönderilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

28. 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası

Koruma Kanunu’nun "Kapsam"

kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

" (1) Bu Kanun,

yabancılarla ilgili iş ve işlemleri; sınırlarda, sınır kapılarında ya da Türkiye

içinde yabancıların münferit koruma talepleri üzerine sağlanacak uluslararası

korumayı, ayrılmaya zorlandıkları ülkeye geri dönemeyen ve kitlesel olarak

Türkiye’ye gelen yabancılara acil olarak sağlanacak geçici korumayı, Göç

İdaresi Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını kapsar.

(2) Bu Kanunun uygulanmasında, Türkiye’nin

taraf olduğu milletlerarası anlaşmalar ile özel kanunlardaki hükümler saklıdır."

29. 6458 sayılı Kanun’un "Geri

gönderme yasağı" kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun kapsamındaki

hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi

tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti

veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında

bulunacağı bir yere gönderilemez."

30. 6458 sayılı Kanun’un 29/10/2016 tarihli ve 676 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname'nin (676 sayılı KHK) 35. maddesiyle değişik “Sınır dışı etme kararı” kenar başlıklı 53.

maddesi şöyledir:

“(1) Sınır dışı etme kararı,

Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.

(2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında

sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına

tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat

tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu,

itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.

(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da

avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş

gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı

etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan

başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş

olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma

süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde ‘54 üncü

maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri ile ikinci fıkrası

kapsamındakiler hariç’ yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı

edilmez.”

31. 6458 sayılı Kanun’un 676 sayılı KHK’nın 36. maddesiyle

değişik “Sınır dışı etme kararı alınacaklar”

kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:

“(1) Aşağıda sayılan

yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:

a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi

kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler

b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi,

destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya

destekleyicisi olanlar

c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri

için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar

ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan

sağlayanlar

d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu

sağlığı açısından tehdit oluşturanlar

e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden

fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler

f) İkamet izinleri iptal edilenler

g) İkamet izni bulunup da süresinin sona

ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on

günden fazla ihlal edenler

ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler

h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den

yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler

ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı

bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler

i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen,

uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak

değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan,

uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında

verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma

hakkı bulunmayanlar

j) İkamet izni uzatma başvuruları

reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar

k) Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından

tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler

(2) Bu maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve

(k) bentleri kapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma başvuru

sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında uluslararası

koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabilir. ”

32. 6458 sayılı Kanun'un "Sınır

dışı etme kararı alınmayacaklar" kenar başlıklı 55. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"(1) 54

üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır

dışı etme kararı alınmaz:

a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına,

işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı

konusunda ciddi emare bulunanlar"

33. 22/10/2014 tarihli ve 29153 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Geçici Koruma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Bu Yönetmelik kapsamında hiç kimse,

işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı

veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi

fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir

yere gönderilemez."

B. Uluslararası

Hukuk

1. Uluslararası Mevzuat

34. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.

maddesi şöyledir:

"1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur.

Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece

hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son

verilemez.

2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak

zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bu

maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:

a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı

korunmasının sağlanması;

b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak

yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir

kişinin kaçmasını önleme;

c) Bir ayaklanma veya isyanın yasaya uygun

olarak bastırılması"

35. Sözleşme'nin "İşkence

yasağı" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da

onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

36. Sözleşme'nin "Özel

ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi

şöyledir:

"1. Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının

müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda

ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması,

suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.

"

37. Mültecilerin hukuki durumuna dair 28/7/1951 tarihli

Sözleşme'nin (Cenevre Sözleşmesi) 33. maddesi şöyledir (Cenevre Sözleşmesi,

29/8/1961 tarihli ve 359 sayılı Kanun'la onaylanmış; 5/9/1961 tarihli ve 10898

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

girmiştir):

“1. Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı,

dini, tabiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri

dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına,

her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade ("refouler") etmeyecektir.

2. Bununla beraber, bulunduğu ülkenin

güvenliği için tehlikeli sayılması yolunda ciddi sebepler bulunan veya

özellikle ciddi bir adi suçtan dolayı kesinleşmiş bir hükümle mahkum olduğu için söz konusu ülkenin halkı açısından bir

tehlike oluşturmaya devam eden bir mülteci, işbu hükümden yararlanmayı talep

edemez.”

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Uygulaması

38. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin (AİHM) sınır

dışı kararının uygulanması hâlinde yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal

edileceğine ilişkin şikâyetlerle ilgili ilkesel yaklaşımı özetle şöyledir

(referans alınan AİHM kararları için bkz. Soering/Birleşik Krallık, B. No: 14038/88, 7/7/1989; Saadi/İtalya [BD], B. No: 37201/06, 28/2/2008; M.S.S./Belçika ve Yunanistan [BD], B. No:

30696/09, 21/1/2011; J.K. ve diğerleri/İsveç

[BD], B. No: 59166/12, 23/8/2016; Ghorbanov ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 28127/09, 3/12/2013; Mamatkulov ve Aksarov/Türkiye [BD],

B. No: 46827/99, 4/2/2005; Babajanov/Türkiye, B. No: 49867/08, 10/5/2016):

"AİHM'e göre

yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet edişleri ve ülkeden

çıkarılmalarına ilişkin konular doğrudan o ülkenin ulusal egemenlik yetkisine

ilişkin olup Sözleşme'nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bir

başka deyişle bu tür konularda alınan kararların medeni hak ve yükümlülüklerle

ilgisi bulunmamaktadır.

Bununla birlikte bir yabancının sınır dışı

edilmesi hâlinde işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair ciddi emareler

bulunması durumunda taraf devletin Sözleşme kapsamında sorumluluğu ortaya

çıkmaktadır. Sözleşme, işkence ve kötü muameleye maruz kalma riski bulunan

ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğünü içermektedir.

AİHM, Sözleşme'nin 2. (yaşam hakkı) ve 3. maddelerinin

(işkence ve kötü muamele yasağı) birlikte ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerde

kural olarak işkence ve kötü muamelenin mutlak şekilde yasaklandığı gerçeğinden

hareketle başvuruları 3. maddeyle sınırlı olarak incelemektedir. Bu kural geri

gönderilen ülkede idam cezası uygulanacağı gibi doğrudan yaşam hakkının

konusunu oluşturan şikâyetler bakımından geçerli değildir.

AİHM, işkence ve kötü muamele riski bulunan

ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğünün kamu düzeni veya kamu güvenliği

bakımından risk oluşturanlar bakımından da geçerli olduğununun

ve hatta uluslararası terörizm tehlikesinin bulunduğu hâllerde bile bu

yükümlülüğe bir istisna getirilemeyeceğinin altını çizmektedir.

AİHM, geri gönderilen ülkede işkence ve kötü

muamele riskinin varlığını haklı gösteren önemli gerekçelerin bulunması hâlinde

bu iddiaların kapsamlı ve titiz (etkili) bir şekilde incelenmesi gerektiğine

dikkat çekmektedir.

AİHM, söz konusu incelemenin etkililiğinden

bahsedebilmek için sınır dışı kararı uygulanmadan önce ilgili kişiye bağımsız

bir mercie başvuruda bulunma imkânı sunulması ve inceleme sonuçlanıncaya kadar

sınır dışı kararının uygulamasının kendiliğinden (otomatik olarak)

durdurulmasının önemine vurgu yapmaktadır.

AİHM'e göre Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlaline karar verilebilmesi için

işkence ve kötü muamele iddiasının bir olasılığın ötesinde gerçek bir risk

düzeyine ulaşması gerekmektedir. Söz konusu riskin ciddiliği incelenirken geri

gönderilecek ülkeyle ilgili koşullar taraf devletçe resen araştırılmalıdır. Bu

araştırma yapılırken bağımsız insan hakları örgütlerinin ve hükûmetlerin

hazırladığı ülke raporlarından yararlanılması mümkündür.

AİHM'e göre başvurucuların kişisel durumlarına ve geri gönderilecekleri

ülkede karşılaşacakları risklere ilişkin iddialarını ayrıntılı şekilde açıklama

ve (varsa) iddialarını destekleyen belgeleri sunma yükümlülükleri

bulunmaktadır. Bir başka deyişle başvurucuların kişisel durumlarına ilişkin

iddialarını ispat külfeti kendilerine aittir."

3. Özbekistan'ın Genel Güvenlik Durumuna

İlişkin Bilgiler

39. Anayasa Mahkemesi, Azizjon Hikmatov (B. No: 2016/18852,

11/5/2017) başvurusunda Özbekistan'ın genel güvenlik durumuna ilişkin bilgilere

yer vermiştir. Somut olay bakımından yapılacak değerlendirmede bu karardaki bilgiler

gözönünde bulundurulacaktır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

40. Mahkemenin 8/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini

ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun

olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

42. Başvurucu, Özbekistan'a sınır dışı edilmesi hâlinde dinî

inançları nedeniyle hapsedileceğini ya da öldürüleceğini ileri sürmüştür.

43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde

öldürülebileceğine ya da kötü muameleye maruz kalabileceğine ilişkin iddiaları

kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.

44. Anayasa'da yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet

edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi bir düzenlemeye

yer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu husus, devletin

egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletin yabancıları

ülkeye kabul etmekte veya ülkeden sınır dışı etmekte takdir yetkisinin

bulunduğu kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin Anayasa'da güvence altına alınan

temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde bireysel başvuruya konu

edilebilmesi mümkündür (A.A. ve A.A. [GK],

B. No: 2015/3941, 1/3/2017, § 54).

45. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yaşama

hakkının yanında maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı da güvence

altına alınmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise kimseye "işkence ve

eziyet" yapılamayacağı, kimsenin "insan haysiyetiyle

bağdaşmayan" cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı hükmüne yer

verilmiştir. Maddenin sistematiğinden de anlaşılacağı üzere birinci fıkrada

genel olarak güvence altına alınan bireyin maddi ve manevi varlığı, üçüncü

fıkrada kötü muamelelere karşı özel olarak korunmuştur (A.A. ve A.A., § 55).

46. Anılan maddede, devlete getirilen kötü muamelede bulunmama

(negatif) yükümlülüğünün herhangi bir istisnasına yer verilmemiştir. Temel hak

ve özgürlüklerin savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde

kullanılmasının durdurulmasına imkân veren Anayasa'nın 15. maddesinde de maddi

ve manevi varlığın bütünlüğüne dokunulamayacağı belirtilmiştir. Bu durum, kötü

muamele yasağının mutlak nitelikte olduğunun açık göstergesidir (A.A. ve A.A., § 56).

47. Ancak bu yasakla korunan hakların gerçek anlamda güvence

altına alındığından bahsedilebilmesi için devletin kötü muamelede bulunmaması

yeterli değildir. Devletin aynı zamanda bireyleri kendi görevlilerinin ve

üçüncü kişilerin kötü muamele oluşturabilecek eylemlerine karşı da koruması

gerekir (A.A. ve A.A., § 57).

48. Nitekim Anayasa'nın 5. maddesinde "insanın maddi ve

manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak" devletin temel amaç ve görevleri arasında

sayılmıştır. Anayasa'nın 17. ve 5. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde

devletin bireyi işkence ve kötü muamele yasağına karşı koruma (pozitif) yükümlülüğünün

de bulunduğu anlaşılmaktadır (A.A. ve A.A.,

§ 58).

49. Anayasa'nın 5., 16. ve17. maddeleri uluslararası hukuk ve

özellikle de Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi'nin ilgili hükümleri

ile birlikte yorumlandığında devletin egemenlik yetkisi alanında olup

gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların da maddi

ve manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitif

yükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir (A.A. ve A.A., § 59).

50. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışı edilecek

kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma

sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir "karşı

çıkma imkânı" tanınması gerekir. Aksi hâlde sınır dışı edildiğinde kötü

muameleye maruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasını delillendirme konusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara

sahip olan yabancıya gerçek anlamda bir koruma sağlanabildiğinden bahsetmek

mümkün olmayacaktır (A.A. ve A.A.,

§ 60).

51. Dolayısıyla kötü muameleye karşı koruma pozitif

yükümlülüğünün -anılan yasağın koruduğu hakların doğası gereği- hakkında sınır

dışı kararı verilen bir yabancıya "iddialarını araştırtma" ve bu

kararı "adil bir şekilde inceletme" imkânı sağlayan usul

güvencelerini de içerdiği kuşkusuzdur (A.A.

ve A.A., § 61).

52. Bu çerçevede sınır dışı etme işlemi sonucunda yabancının

gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğinin iddia edilmesi

hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçek bir

ihlal riskinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Anılan

usul güvencelerinin bir gereği olarak idari makamlar tarafından alınan sınır

dışı kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu denetim

süresince sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecine

tarafların etkili katılımının sağlanması gerekir (A.A. ve A.A., § 62).

53. Kötü muameleye karşı koruma yükümlülüğü, her sınır dışı

işleminde yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma yapılmasını gerektirmez. Bu

yükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarak başvurucu tarafından savunulabilir

(araştırılabilir/tartışılabilir/ araştırmaya değer/makul şüphe uyandıran) bir

iddia ortaya konmalıdır. Bu doğrultuda başvurucu, geri gönderileceği ülkede var

olduğunu iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde

açıklamalı; (varsa) bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı; bu

iddialar belirli bir ciddilik seviyesinde olmalıdır. Ancak savunulabilir

iddianın ortaya konması somut olayın özelliğine göre farklılık

gösterebileceğinden her olayda ayrıcadeğerlendirme

yapılmalıdır (AA.A. ve A.A., §

63).

54. Bu kapsamda öncelikli olarak başvurucunun iddialarının savunulabilir

nitelikte olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılacaktır.

55. Somut olayda başvurucu uluslararası koruma mülakatında,

arkadaşlarıyla birlikte işyerinde namaz kıldıkları sırada maskeli kişilerce

baskın yapıldığını (bkz. § 15); İdare Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde,

polislerce evlerine baskın yapıldığını (bkz. § 23) ve bireysel başvuru formunda

ise arkadaşlarıyla birlikte elektronik cihazdan dinî sohbet dinledikleri sırada

maskeli polislerin baskınına uğradıklarını (bkz. § 26) belirtmiştir.

56. Her ne kadar başvurucunun hikâyesinin ayrıntılarında çeşitli

çelişkiler bulunması ve bireysel başvuru aşamasında hikâyeye yeni eklemeler

yapılması hikâyenin inandırıcılığı konusunda tereddütler oluşmasına neden olsa

da anlatımların genel hatlarıylatutarlı olduğunu

söyleyebilmek mümkündür. Başvurucunun, özü itibarıyla ülkesinin genel

koşullarından ve kişisel durumundan kaynaklanan (iki ana nedenden ötürü) sınır

dışı edilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalma kaygısı/iddiası içinde olduğu

görülmektedir.

57. Başvurucunun ülke koşullarına ilişkin iddiası, Özbekistan'da

genel olarak Müslümanların inançlarını yaşayamadığı ve sınır dışı edilmesi

hâlinde kendisinin kötü muameleye maruz kalmasının kaçınılmaz olacağına

ilişkindir.

58. AİHM'in Özbekistan vatandaşlarının

yaptığı birçok başvuruda belirttiği gibi Özbekistan'da insan hakkı ihlalleri

yaşandığına ilişkin bazı değerlendirmeleri, geri gönderilen herkesin kötü

muameleye maruz kalacağı anlamına gelmemektedir (bkz. § 39). Dolayısıyla

başvurucunun Müslüman olduğunu belirtmesi yalnız başına ülkesinde kötü muamele

göreceği anlamına gelmez vesınır dışı edilmemesi için

yeterli değildir.

59. Başvurucunun kişisel durumuna ilişkin iddiası ise 2006

yılında namaz kılarken ya da elektronik ortamda dinî sohbet dinlerken maskeli

kişiler veya polisler tarafından baskın yapılması üzerine ülkesini terk ettiği

ve geri gönderilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalacağı hakkındadır.

60. Anayasa Mahkemesinin sınır dışı etme konusundaki yerleşik

içtihadına göre başvurucunun öncelikli olarak kötü muamele iddiasını makul

şekilde açıklaması ve varsa bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunması

gerekmektedir. Bunların yanında söz konusu iddianın belirli bir ciddilik

seviyesinde olması şartı da aranmaktadır (bkz. § 53).

61. Başvurucu -iddiasına göre- arkadaşlarıyla birlikteyken

maskeli kişiler ya da polisler tarafından yapılan baskından arka kapıyı

kullanarak kaçmayı başarmıştır. Ancak arkadaşlarının kimler olduğu, hâlâ

Özbekistan'da bulunup bulunmadıkları ve en önemlisi söz konusu olayın ardından

kaçmayı başaramayanların akıbetleri hakkında herhangi bir açıklamada

bulunmamıştır. Bir başka ifadeyle başvurucunun arkadaşlarının anılan olayın

ardından kötü muameleye maruz kalıp kalmadığı bilinmemektedir. Bu durum, başvurucunun

iddiaları hakkında öngörüde bulunmayı ve somut değerlendirme yapmayı

zorlaştırmaktadır.

62. Bununla birlikte başvuruya konu olay üzerinden yaklaşık on

bir yıl gibi uzun bir süre geçmiştir. Başvurucu, olayın ardından babasının on güngözaltında tutulup serbest bırakıldığını belirtmiştir.

Ancak o tarihten sonra başvurucunun hâlen arandığına dair bir iddia söz konusu

değildir. Nitekim aradan geçen on bir yıllık sürede Özbekistan yetkili

makamları tarafından başvurucu hakkında soruşturma başlatıldığına ya da resmî

olarak Türkiye'ye iletilmiş bir iade talebi olduğuna dair bilgi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun var olduğunu iddia ettiği kötü

muamele riskinin güncelliğini koruduğu konusunda tereddüt edilmesi

kaçınılmazdır.

63. Öte yandan başvurucu, ülkesinde kötü muamele riski altında

olduğunu ilk kez Türkiye'ye giriş yaptıktan beş yıl sonra Yunanistan'a geçmeye

çalışırken yakalanması üzerine dile getirmiştir. Sonrasında ise 2012 ve 2014

yıllarında iki kez uluslararası koruma başvurusunu takipsiz bırakmıştır. Dahası

2014 yılından itibaren -ikamet izni olmadığı için- her an sınır dışı edilme

tehlikesi altında olmasına rağmen resmî makamlara başvuruda bulunmaksızın

Türkiye'de yaşamaya devam etmiştir.

64. Hapsedilme ya da öldürülme korkusuyla ülkesini terk ederek

Türkiye'ye sığındığını belirten başvurucunun bu iddiasını ilk beş yılda hiç

dile getirmemesi, ancak adli ya da idari tahkikata uğradığında uluslararası

koruma başvurusunda bulunması ve her defasında başvurusunu takipsiz bırakması

sınır dışı edilmemek için yeterli özeni göstermediğini açıkça ortaya

koymaktadır. Kaldı ki başvurucunun kötü mameleye

maruz kalacağı iddiasına konu anlatımları da kısmen çelişkili olup zaman içinde

değişim göstermiştir. Bu durum, başvurucunun ülkesinde kötü muamele tehlikesi

altında olduğu iddiasının makul kabul edilebilmesini güçleştirmektedir.

65. Sonuç olarak başvurucunun ülkesine geri gönderilmesi hâlinde

kötü muameleye maruz kalacağına ilişkin iddiaların makul şekilde açıklanmadığı,

bu iddiaları destekleyen ve riskin güncelliğini koruduğuna işaret eden somut

herhangi bir bilgi sunulmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim İdare Mahkemesi de

kararında başvurucunun iddialarının somut verilere dayanmadığına vurgu

yapmıştır (bkz. § 24). İdare Mahkemesinin ulaştığı sonuçtan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

66. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddiasının savunulabilir nitelikte olmadığı anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Tedbir kararının SONLANDIRILMASINA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

E. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel

Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE 8/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Mahmut Serhat MAHMUTOĞLU Başvurucu : Akmal YUNUSKHODJAEV Vekili : Av. Uğur YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/8317, 8 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Adli Yardım Talebi
  11. B. Kabul Edilebilirlik
  12. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  13. Paksüt
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/8317
Tarih
8 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Teyfik Özdurmuşoğlu Başvurusu (B. No: 2014/20406)
  • A.r.d. Başvurusu (B. No: 2017/21588)
  • Bekir Cem Cerrahoğlu Başvurusu (B. No: 2014/12380)
  • İbrahim Erez Başvurusu (B. No: 2014/15052)
  • Emir Ağgül ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16320)
  • Sadık Şimşek Başvurusu (B. No: 2014/19469)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.