İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Abbas Yalman Başvurusu (B. No: 2015/11456)

1. Başvuru, haksız yere şikâyet sonucu soruşturma geçirilmesi

Başvuru No2015/11456Tarih19 Nisan 2018Okuma13 dk · 2.631 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Abbas Yalman Başvurusu

Karar tarihi
19 Nisan 2018
Başvuru Numarası
2015/11456
R.G. Tarih ve Sayı
24/5/2018-30430
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.631 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, haksız yere şikâyet sonucu soruşturma geçirilmesi

nedeniyle şeref ve itibarın zarar gördüğünden bahisle maddi ve manevi varlığın

korunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. 1964 doğumlu olan başvurucu, olay tarihinde Afyonkarahisar'ın

İscehisar İcra Müdürlüğünde (Müdürlük) zabıt kâtibi olarak çalışmaktadır.

7. İscehisar ilçesinde avukatlık yapan M.Ç. (avukat),

başvurucudan İscehisar İcra Hukuk Mahkemesinde bulunan bazı dosyaların

Müdürlüğe iadesi talebinde bulunmuştur.

8. Başvurucunun bu talebi reddetmesi üzerine avukat, söz konusu

icra dosyalarının iadesinin keyfî olarak yapılmadığı ve işlemden kalkma

tehlikesinin bulunduğu iddiası ile İscehisar Cumhuriyet Başsavcılığına görevi

ihmal ve görevi kötüye kullanma suçlarından işlem yapılması istemiyle şikâyette

bulunmuştur. Şikâyet üzerine yapılan soruşturma sonunda başvurucu hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Şikâyet dilekçesinde şu

ifadelere yer verilmiştir:

"...İscehisar 1. İcra müdürlüğünün ...

Dosyası İscehisar icra hukuk mahkemesinin ... nolu

dosyası arasına alınmış yargılama sürecinde dosya icra müdürlüğüne hiç iade cdilmcmiştir. Dosya çek alacağına ilişkin olduğu için altı

ay işlem yapılmadığından (dosya) düşmüştür. Müvekkilimin alacağı sürüncemede

kalmıştır. Görevli memur Ali Abbas Yalman'dan en son bugün dosyayı istediğimde

dosyanın işinin bitmediğini, veremeyeceğini söylemiştir. Ancak dosya kararlı

dosya olduğundan icra dosyası ile hiçbir iş bulunmamaktadır. Memur görevini

yapmayarak görevi ihmal suçunu ve ihtarlara rağmen dosyayı vermeyerek ...

müvekkili maddi zarara uğrattığından görevi kötüye kullanma suçunu işlemiştir...."

9. Avukat ayrıca İscehisar Adalet Komisyonu Başkanlığına

şikâyette bulunmuştur. Avukatın şikâyet dilekçesinde başvurucunun "yüksek sesle konuştuğu", "fevri

tavırlar ve nahoş görüntüler sergilediği", "yerli yersiz rapor almak

suretiyle adliyedeki işleri sürüncemede bıraktığı", "sürüncemede

bıraktığı işe örnek olarak da ... dosyanın İcra Müdürlüğüne gönderilmesi

istenmesine rağmen, dosyanın gönderilmediği ve bu şekilde kötü niyetli

davrandığı", "bu nedenle görev yerinin değiştirilmesi gerektiği"

yönünde ifadeler kullanılmıştır. Şikâyet üzerine yapılan disiplin

soruşturması sonucunda İscehisar Asliye Hukuk Mahkemesince başvurucu hakkında

disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

10. Başvurucu, avukat tarafından yapılan haksız şikâyetlere maruz

kaldığı gerekçesiyle Afyonkarahisar Baro Başkanlığına şikâyette bulunmuş; bunun

üzerine Baro tarafından avukat hakkında disiplin kuruluna sevk kararı

verilmiştir (Bu süreçle ilgili başvuru dosyasında ilave bilgi veya belge

bulunmamaktadır.).

11. Avukatın kendisi hakkındaki şikâyetlerinin “iftira” boyutuna

vardığı, bu yüzden ruh sağlığının bozulduğu, amirleri ve arkadaşları arasında

iş yapmayan kişi görünümüne düştüğü gerekçeleriyle başvurucunun açtığı manevi

tazminat davası İscehisar Asliye Hukuk Mahkemesince kabul edilmiş ancak avukat

tarafından kararın temyizi üzerine Yargıtay aşağıdaki gerekçelerle kararı

bozmuştur:

"...Hak arama özgürlüğü ile kişilik

haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı

zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok

üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız

kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer

özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken

korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını

gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve

dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay

karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet

hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak

kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

Davaya konu olayda; davalı avukat, İcra Hukuk

Mahkemesi dosyalarında esas hakkında karar verildiği gerekçesiyle işi biten

icra müdürlüğü dosyalarının icra müdürlüğüne iadesini talep etmiş, davacı da

dosyaların henüz işi bitmediği gerekçesiyle iadeden kaçınmıştır. Bunun üzerine

davalı vekil olarak işlerini takip ettiği müvekkili adına sözkonusu

şikayet dilekçelerini Adalet Komisyonu Başkanlığı'na

ve Cumhuriyet Savcılığı'na vermiştir. Bu durumda, yerel mahkemece şikayet için

yeterli emare olması nedeniyle davalının anayasal şikayet hakkını kullandığı

sonucuna varılarak, istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, şikayet

hakkını hukuka uygun kullanmadığı gerekçesiyle, davalının manevi tazminat ile

sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir...."

12. İlk derece mahkemesince Yargıtayın

bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.

13. Bu kararın başvurucu tarafından temyizi üzerine Yargıtay

13/4/2015 tarihinde kararı onamıştır. Onama kararı 11/6/2015 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 7/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Manevi Tazminat

Talebinin Kanuni Dayanakları

15. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "İlke" kenar başlıklı 24.

maddesi şöyledir:

“Hukuka aykırı olarak kişilik

hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını

isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha

üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin

kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına

yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”

16. 4721 sayılı Kanun’un

"Davalar" kenar başlıklı 25. maddesinin üçüncü fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Davacının, maddî ve manevî tazminat...istemde bulunma hakkı

saklıdır."

17. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun "Kişilik hakkının zedelenmesi" kenar

başlıklı 58. maddesi şöyledir:

"Kişilik hakkının

zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat

adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.

Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim

biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı

kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir."

B. Yargıtay İçtihadı

18. Yargıtayın kişinin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile hak arama hürriyeti ve şikâyet hakkı

arasındaki dengenin nasıl kurulması gerektiğine ilişkin yerleşik içtihadı

şöyledir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/12/2017 tarihli ve E.2016/938,

K.2017/8564 sayılı, 18/12/2017 tarihli ve E.2016/2768, K.2017/8377 sayılı

kararları):

"...Şikayet

hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde;

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde

davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu

şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek

yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle

kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem

yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.

Anayasa’nın

güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel

Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin

kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere

sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de,

herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip

bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır...

Hak

arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk

düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az

üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda

ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama

özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını

zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın

hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için

şikâyet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek

yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikâyeti haklı gösterecek

bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara

dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği

hallerde şikâyet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi

halde şikâyetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik

değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 19/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; kendisi hakkında şikâyet üzerine başlatılan ceza

soruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlandırıldığını,

disiplin soruşturmasında ise ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiğini

ifade etmiştir. Başvurucu, şikâyet hakkının kötüye kullanıldığı gerekçesiyle

açtığı manevi tazminat davasının reddedilmesinin maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, ... maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkına sahiptir."

1. Genel İlkeler

a. Devletin Kişilerin

Maddi ve Manevi VarlıklarınaYapılan Müdahaleler

Bakımından Pozitif Yükümlülükleri

22. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkı, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin

birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, § 80).

23. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin vücut ve ruh sağlığını korumadan kaynaklanan negatif

ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 81). Diğer taraftan devletin -pozitif bir yükümlülük olarak- yetki alanında

bulunan tüm bireylerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkını gerek kamusal

makamların ve diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden

kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet

bireyin maddi ve manevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten

korumakla yükümlüdür (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 51).

24. Devletin kişilerin maddi ve manevi varlıklarına yapılan

müdahaleler bakımından söz konusu pozitif yükümlülüğü; müdahalelere karşı

etkili mekanizmalar kurmak, bu kapsamda gerekli usule ilişkin güvenceleri sunan

yargısal prosedürleri sağlamak ve bu suretle yargısal ve idari makamların

bireylerin idare ve özel kişilerle olan uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir

karar vermesini temin etmek sorumluluğunu da içermektedir (Hüdayi Ercoşkun, B. No: 2013/6235,

10/3/2016, § 94).

b. Hak Arama Hürriyeti

25. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşrû

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

26. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin korunması" kenar başlıklı 40. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

"Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri

ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının

sağlanmasını isteme hakkına sahiptir."

27. Anayasa'nın "Dilekçe,

bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı" kenar başlıklı

74. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Vatandaşlar ve

karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar

kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili

makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına

sahiptir."

28. Anayasa'nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesinin

birinci fıkrasında, kişilerin hak arama özgürlükleri güvence altına alınmıştır.

Hak arama özgürlüğü, toplumsal barışı güçlendiren dayanaklardan biri olmasının

yanında bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme ve haksızlığı giderme

yoludur. İnsan varlığını soyut ve somut değerleriyle koruyup geliştirmek

amacıyla hukuksal olanakları kapsamlı biçimde sağlama, bu konuda tüm yollardan

yararlanma hakkını içeren hak arama özgürlüğü hukuk devletinin ve çağdaş

demokrasinin vazgeçilmez koşullarından biridir (AYM, E.2014/86, K.2015/109,

25/11/2015, § 91).

29. Hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği

taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde

yararlanmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir

(AYM, E.2015/61, K.2016/172, 2/11/2016, § 123).

30. Öte yandan Anayasa'nın 36., 40. ve 74. maddeleri birlikte

değerlendirildiğinde hak arama hürriyeti sadece yargısal başvuru yollarını

değil idari başvuru yollarını ve duruma göre Türkiye Büyük Millet Meclisine

başvuruyu da içeren siyasi başvuru yollarını kapsamaktadır.

c. Temel Hak ve

Özgürlüklerin Kullanımında Ödev ve Sorumluluklar

31. Anayasa, hak arama hürriyetini koruma altına almış olmakla

birlikte sınırsız bir hak arama hürriyetini tamamen garanti etmemiştir. Somut

başvuruyla bağlantılı olarak söylenecek olursa hak arama hürriyetinin kişilerin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına zarar verir boyuta

ulaşmaması gerekir. Bu, Anayasa'nın 12. maddesinin kişilerin sahip oldukları

temel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve sorumluluklara

gönderme yapan "Temel hak ve

hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve

sorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindekiikinci fıkrasından

doğan bir zorunluluktur (İfade özgürlüğü bağlamında örnek kararlar için bkz. Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 22/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B.

No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; Fatih Taş [GK],

B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67;Önder

Balıkçı, 2014/6009, 15/2/2017, § 43).

d. Çatışan Haklar

Arasında Dengeleme

32. Mevcut başvuruya benzer başvurularda, başvurucunun

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında koruma altına alınan maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile davalının Anayasa'nın 36. ve

ilgili diğer maddelerinde güvence altına alınan hak arama hürriyeti arasında

adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekir. Bu,

soyut bir değerlendirme değildir.

33. Maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı ile hak

arama hürriyetinin karşı karşıya geldiği durumlarda çatışan haklar arasında

dengeleme yapılabilmesi için mevcut olaya uygulanabilecek olan kriterlerden

bazıları şöyledir:

i. Hak arama hürriyetinin

kullanılmasını haklı gösterecek -oldukça zayıf veya dolaylı da olsa- emarelerin

varlığı

ii. Hak arama

hürriyetinin sırf üçüncü kişilere zarar vermek amacıyla kullanılıp

kullanılmadığı

iii. Hak arama

hürriyetinin kamu görevlilerine karşı görevlerinin yerine getirilmesiyle ilgili

konularda kullanılıp kullanılmadığı

iv. Hak arama

hürriyetinin kullanılması esnasında hedef alınan kişiye yönelik isnatların

taraflar arasındaki uyuşmazlık konusuyla -oldukça zayıf veya dolaylı da olsa-

ilgisinin bulunup bulunmadığı ve uyuşmazlığın çözümüne katkısının olup olmadığı

v. Hak arama hürriyetinin

kullanılması esnasında kullanılan ifadeler ve bunların hedef alınan kişinin

yaşamına etkileri

34. Anayasa Mahkemesi, başvurunun koşullarına göre bazıları

yukarıda sayılan kriterlerin gerektiği gibi değerlendirilip değerlendirilmediğini

denetler. Söz konusu değerlendirmelerde derece mahkemelerinin belirli bir

takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin

denetimindedir. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirken

derece mahkemelerinin yerini almak olmayıp söz konusu yargı mercilerinin takdir

yetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın 17. maddesi açısından

doğruluğunu ve karar gerekçelerinin “ilgili ve yeterli” görünüp görünmediğini

tespit etmektir.

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

35. Başvuru konusu olayda adliyede göreviyle ilgili bir konunun

takibini yapan müşteki avukat, başvurucudan kendi görev alanında kalan bir

işlemin yapılmasını talep etmiş; başvurucunun bu talebi reddetmesi üzerine

talep edilen işlemin keyfî olarak yapılmadığı iddiası ile görevi ihmal suçundan

işlem yapılması istemiyle başvurucu hakkında şikâyette bulunmuş ve idari

yaptırım uygulanması istemiyle ilgili mercilere başvurmuştur. Başvurucu

hakkında yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmiş, idari soruşturma da disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair

kararla sonuçlanmıştır. Başvurucunun avukatın kendisi hakkındaki şikâyetlerinin

“iftira” boyutuna vardığı, bu yüzden ruh sağlığının bozulduğu, amirleri ve

arkadaşları arasında iş yapmayan bir kişi durumuna düştüğü gerekçeleriyle

açtığı manevi tazminat davası avukatın şikâyet ve başvurularının hak arama

hürriyetinin sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle derece mahkemelerince

reddedilmiştir.

36. Başvuru konusu olayda avukat, şikâyet ve başvurularını

başvurucuya yönelik bir talebinin reddi sonrasında yapmıştır. Olay yukarıda yer

verilen kriterler (bkz. § 33) ışığında değerlendirildiğinde avukatın şikâyet ve

başvurularının olgusal bir temeli bulunmadığından ve sırf başvurucuya zarar

verme amacıyla yapılmış olduğundan söz etme imkânı yoktur.

37. Öte yandan avukatın şikâyet ve başvuruları adliye çalışanı

sıfatıyla kamu görevi yürütmekte olan başvurucuya karşı, görevi dolayısıyla

yapılmıştır. Bu kapsamda kamu görevlisi olan başvurucunun, görevinin ifasıyla

ilgili olarak yapılan şikâyet ve başvurulara belli ölçüde katlanması gerekir.

38. Avukat, şikâyet ve başvurularında başvurucuya yönelik olarak

"yüksek sesle konuştuğu",

"fevri tavırlar ve nahoş görüntüler sergilediği", "yerli yersiz

rapor almak suretiyle adliyedeki işleri sürüncemede bıraktığı",

"sürüncemede bıraktığı işe örnek olarak da ... dosyanın İcra Müdürlüğüne

gönderilmesi istenmesine rağmen, dosyanın gönderilmediği ve bu şekilde kötü

niyetli davrandığı" şeklinde isnatlarda bulunmuştur. Bu

isnatlardan başvurucunun belli ölçüde incinmiş olduğu kabul edilebilir, ancak

söz konusu isnatların taraflar arasındaki uyuşmazlık konusuyla tamamen ilgisiz

oldukları da söylenemez. Öte yandan kişilerin hak arama hürriyetinin kullanımı

esnasında ileri sürdükleri iddiaları açıklarken iddiaların muhatabı olan

kişilerle ilgili belli ölçüde olumsuz değerlendirmelerde bulunması da

hoşgörüyle karşılanmalıdır.

39. Son olarak avukatın şikâyet ve başvurularının başvurucunun

hayatına kayda değer bir etkisinin olduğu söylenemez. Ayrıca, şikâyet ve

başvurular başvurucunun özel hayatı ile ilgili olmadığı gibi şikâyet ve

başvurularda kaba hakaret veya keyfî kişisel saldırı içeren ifadelerin de

kullanılmadığı görülmektedir.

40. Derece mahkemeleri şikâyet için yeterli emare olması

nedeniyle avukatın anayasal koruma altında olan hak arama özgürlüğünü

kullandığı sonucuna varmış ve başvurucunun taleplerini reddetmiştir. Bu

kapsamda derece mahkemeleri, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkı ile hak arama hürriyeti arasında bir denge kurma işlemi yapmış ve davaya

konu şikâyetleri ve şikayet dilekçelerinde yer verilen

ifadeleri, şikâyetlere sebebiyet veren olgularla birlikte değerlendirmiş,

başvurucuya yönelik şikâyetlerin ve şikâyet dilekçelerinde yer verilen

hususların başvurucunun kişilik haklarına saldırı seviyesinde olmadığına karar

vermiştir. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin başvurucunun manevi

tazminat talebinin reddi için sunduğu gerekçeleri ilgili ve yeterli kabul

etmektedir.

41. Bu şartlarda yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı ve yargı

mercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir payları da

dikkate alındığında Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan

pozitif yükümlülüklere uyulduğu, derece mahkemelerince tarafların haklarının

değerlendirilmesinde açık bir dengesizlik saptanmadığı ve bu kapsamda bir

ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

19/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M.Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Recep KAPLAN

Başvurucu

:

Ali Abbas

YALMAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/11456, 19 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Manevi Tazminat
  8. B. Yargıtay İçtihadı
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67;Önder
  13. A. Başvurunun açıkça
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Yıldırım
  16. Topal
  17. Yalman
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/11456
Tarih
19 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • Rıza Gökçen Erus ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17391)
  • Adem Çakır Başvurusu (B. No: 2014/18598)
  • Fehmi Arslan Başvurusu (B. No: 2014/621)
  • Fetullah Gülen Başvurusu (B. No: 2015/12939)
  • Recep Eşkar Başvurusu (B. No: 2014/14784)
  • Semiha Usluduran Başvurusu (B. No: 2014/20337)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.