İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Rıza Gökçen Erus ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17391)

1. Başvuru, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma nedeniyle

Başvuru No2014/17391Tarih19 Nisan 2018Okuma31 dk · 6.252 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Rıza Gökçen Erus Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
19 Nisan 2018
Başvuru Numarası
2014/17391
R.G. Tarih ve Sayı
24/5/2018-30430
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.252 kelime·31 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma nedeniyle

araç ve tramvay yolunun trafiğe kapatılması ve emre aykırı davranılması

gerekçeleriyle idari para cezası ile cezalandırılmanın toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular (B. No: 2014/17391, 2014/17725, 2014/18585,

2014/19843 ve 2014/19884) sırasıyla 6/11/2014, 13/11/2014, 25/11/2014,

19/12/2014, 19/12/2014 tarihlerinde yapılmıştır. 2014/17391 ve 2014/19884

numaralı başvurular için sırasıyla 16/12/2014 ve 26/1/2015 tarihlerinde ve

başvuru süresi dolduktan sonra ek dilekçeler sunulmuştur.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. 2014/17391, 2014/17725, 2014/18585, 2014/19843 ve 2014/19884

numaralı bireysel başvuru dosyaları, aralarında konu yönünden hukuki irtibat

bulunması nedeniyle 2014/17391 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmiş ve incelemenin 2014/17391 numaralı bireysel başvuru dosyası

üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

8. Bakanlık tarafından görüş sunulan dosyalardaki başvurucular

Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Başvuruya Konu Olaydan

Önceki Gelişmeler

10. Eskişehir Valiliği 27/4/2005 tarihinde, gösteri yürüyüşü ve

basın açıklaması yapılamayacak yerlere ilişkin bir karar almıştır. Bu yerler

tramvay güzergâhı, tramvay yolunun geçtiği caddeler, bu caddelerdeki binaların

önleri, bu caddelere açılan ara sokaklar, şehir içi ulaşımın sağlanmasında

kullanılan ana caddeler, mabetler, kamu hizmeti görülen binalar, tesisler ve

bunların eklentileri ile şehirler arası kara yolları olarak belirlenmiştir. Söz

konusu karar6/5/2005 tarihli yerel gazetelerde ilan edilmiştir.

11. Anılan kararda, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi

Başkanlığının (Belediye)29/3/2005 tarihli talebine de yer verilmiştir. Belediye

yazısında; İki Eylül Caddesi ve Çarşı bölgesinde sivil toplum kuruluşlarınca

zaman zaman yürüyüşlerin düzenlendiği, özellikle toplanma alanı olarak seçilen

Taşbaşı İş Merkezinin arka tarafından başlayıp İki Eylül Caddesi boyunca devam

eden yürüyüşlerin 24/12/2004 tarihinde faaliyetine başlayan tramvay seferlerini

olumsuz yönde etkilediği belirtilmiştir. Belediye, sinyalizasyon sistemi ile

tramvay seferleri ve duraklarda bekleme süresinin dakik olarak ayarlandığını,

tramvay yolu üzerinde yapılan yürüyüşlerin tramvay seferlerinin aksamasına ve

şehirdeki sinyalizasyon sisteminin etkilenmesi ile trafik karmaşasına sebebiyet

verdiğini ifade etmiş; bu tür faaliyetlerin tramvay güzergâhı dışındaki

alanlarda yapılması ve güzergâhların oluşturulması sırasında kendilerinin

haberdar edilmesini talep etmiştir.

B. Başvuruya Konu Olaylar

12. Başvuruculardan 1945 doğumlu Rıza Gökçen Erus

emekli; 1989 doğumlu Erhan Yıldız, 1992 doğumlu Aslıhan Uludoğan,

1993 doğumlu Sultan Şahbaz ve 1992 doğumlu Barış Gençyılmaz

ise üniversite öğrencisidir.

13. Başvurucular 6/5/2014 tarihinde, Deniz Gezmiş ve

arkadaşlarının idam edilmesinin yıl dönümünde Eskişehir'de düzenlenen anma

toplantısına ve protesto gösterisine katılmışlardır. Başvurucuların söz konusu

toplantıya ve gösteri yürüyüşüne katıldıkları kamera görüntülerine dayanılarak

hazırlanan 12/5/2014 ve 13/5/2014 tarihli görüntü izleme ve tespit tutanakları

ile tespit edilmiştir.

14. Gösteri yürüyüşü, yaklaşık 450 kişinin katılımıyla

Üniversite Caddesi üzerinde bulunan bir alışveriş merkezi önünden başlamış;

Üniversite Caddesi, İsmet İnönü 1 (Doktorlar) Caddesi, Göksu Kavşağı, Şair

Fuzuli Caddesi üzerinden devam etmiş ve gösteri yürüyüşü sırasında Üniversite

Caddesi tek yönlü ve İsmet İnönü 1 (Doktorlar) Caddesi, Göksu Kavşağı, Şair

Fuzuli Caddesi tamamen olmak üzere yirmi dakika boyunca araç ve tramvay

trafiğine kapanmıştır.

15. Yürüyüşten önce ve yürüyüş sırasında kolluk görevlileri

tarafından bir barikat ya da kişilerin ve araçların geçmesini engelleyen bir

güvenlik şeridi noktası oluşturulmamıştır. Söz konusu gösteri yürüyüşüne

katılanlar hakkında ise herhangi bir adli işlem yapılmamıştır. Toplantı ve

gösterinin yapılacağına ilişkin olarak idareye önceden bildirim yapıldığına

dair bir bilgi de bulunmamaktadır.

16. Başvuruculardan Rıza Gökçen Erus,

Sultan Şahbaz ve Aslıhan Uludoğan'a katılmış

oldukları gösteri yürüyüşü sırasında yolu trafiğe kapattıkları gerekçesiyle

ayrı ayrı 356 TL tutarında trafik idari para cezası verilmiştir.

Başvuruculardan Erhan Yıldız ve Barış Gençyılmaz

hakkında ise tramvay yolunu kapatarak Valilikçe yasaklanmış yerde yürüyüş ve

basın açıklaması yapma eyleminden dolayı emre aykırı davranış nedeniyle ayrı

ayrı 189 TL idari para cezası uygulanmıştır. İdari para cezalarına ilişkin

tutanaklarda; kabahatin işlendiği yer olarak Üniversite Caddesi (Sultan Şahbaz

ve Aslıhan Uludoğan)/Silönü

Sokağı (Rıza Gökçen Erus)/İsmet İnönü 1 Caddesi

(Erhan Yıldız ve Barış Gençyılmaz) ve kabahatlerin

işlendiği tarih 6/5/2014, saat ise 18.38-18.58 olarak gösterilmiştir.

17. Başvurucular, idari para cezalarına itiraz etmişlerdir.

İtirazları inceleyen Eskişehir 1. Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik), değişik

tarihlerde ve aynı gerekçe ile itirazları kesin olarak reddetmiştir.

18. Hâkimlik ret kararlarında; başvurucuların da aralarında

bulunduğu yaklaşık 450 göstericinin Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını anmak amacıyla

İsmet İnönü Caddesi'ni, Göksu Kavşağı'nı ve Şair Fuzuli Caddesi'ni

kapattığının, aralarında ambulansın da bulunduğu araçların ilerleyemediğinin ve

geri döndüğünün video kayıtlarından anlaşıldığı belirtilmiştir.

19. Hâkimlik, öncelikle demokratik bir eylem olan toplantı ve

gösteri yürüyüşlerinin önceden izin alınmaksızın yapılabileceğini çatışan

hakların denkleştirilmesinin adalet kuralı gereği olduğunu ifade etmiştir.

Hâkimlik; yaklaşık otuz yıl önce gerçekleşen üzücü bir olayı kapalı salonlarda veya

trafiğin olmadığı, toplanmanın geneli rahatsız etmeyeceği, normal yaşamı önemli

ölçüde aksatmayacağı meydanlarda anmak yerine yol kapatmak suretiyle yürüyüş

yaparak anmanın makul ve haklı görülmediğini belirtmiş; yol kapatmak suretiyle

eylem yapılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, aksinin

kabulü hâlinde her üzücü olayı anmak amacıyla yapılacak gösteri ve

yürüyüşlerden dolayı trafikte ilerleme ve seyretme imkânı bulunamayacağını

ifade etmiştir.

20. Aynı Hâkimlik

23/9/2014 tarihlikararında; daha sonraki tarihlerde,

aynı olaya ve başvuruculara ilişkin verdiği ret kararlarının aksine başvuru

konusu aynı gösteri yürüyüşüne katılan ve eldeki dosyanın başvurucuları Erhan

Yıldız ve Barış Gençyılmaz ile hukuki durumu aynı

olan A.T. hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32.

maddesi uyarınca verilen idari para cezasını kaldırmıştır. Söz konusu kararda

Hâkimlik; anılan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının çoğulculuğu ve farklı

düşünceleri teminat altına aldığını, kısa bir süreliğine yolun kapatılmış

olmasının ve hemen yakın yerdeki alternatif yolların oluşunun da dikkate

alındığında başkalarının hak ve özgürlüklerini sınırlandıracak derecede bir yol

kapatmadan bahsedilemeyeceğini belirtmiştir. Hâkimlik ayrıca Valilik kararında

neredeyse tüm cadde ve alanların yasak kapsamına alındığını, dolayısıyla sesini

barışçıl şekilde duyurmak isteyenlere herhangi bir yer ve alan bırakılmamasının

hakkın özüne dokunduğunu belirtmiştir.

21. Ret kararlarının tebliği sonrasında başvurucular, süresinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

22. 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Yetkili makamlar tarafından adli işlemler nedeniyle ya da

kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka

uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye... idari para cezası

verilir..."

23. 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik

Kanunu'nun 14. maddesi şöyledir:

"Karayolu yapısı ve trafik işaretleri ile ilgili olarak;

a) Karayolu yapısı üzerine, trafiği güçleştirecek, tehlikeye sokacak

veya engel yaratacak, trafik işaretlerinin görülmelerini engelleyecek veya

güçleştirecek şekilde bir şey koymak, atmak, dökmek, bırakmak ve benzeri

hareketlerde bulunmak,

b) Karayolu yapısını, trafik işaretlerini ve karayoluna ait diğer yapı

ve güvenlik tesislerini, üzerlerine yazı yazarak, çizerek veya başka şekillerde

bozmak, yerlerini değiştirmek veya ortadan kaldırmak, Yasaktır.

Meydana gelen tehlike ve engeller, ilgili kuruluşlar ve zabıtaca

ortadan kaldırılır, bozukluk ve eksiklikler yolun yapım ve bakımından sorumlu kuruluşca derhal giderilir, zarar karşılıkları ve

masrafları sorumlulara ödetilir.

(Değişik fıkra: 21/05/1997 - 4262/4 md.) Bu

madde hükmüne uymayanlara ... para cezası verilir."

B. Uluslararası Hukuk

24. Toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına ilişkin genel ilkeler bakımından uluslararası

hukuk kaynakları için bkz. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun Ali Rıza Özer ve diğerleri ([GK], B. No:

2013/3924, 6/1/2015, §§ 115-124) ve Bölüm tarafından verilen Osman Erbil (B. No: 2013/2394, 25/3/2015,

§§ 45-53) kararları.

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Barraco/Fransa (B. No: 31684/05, 5/3/2009) kararına konu olayda

sendika üyesi ve kamyon şoförü olan başvurucu, sendikanın aldığı salyangoz

eylemi kararı çerçevesinde on altı sürücü ile birlikte sabah saat 06.00'dan

itibaren A46 otoyolu üzerinde kortej hâlinde saatte 10 km hızla giderek trafiği

yavaşlatmıştır. Bir müddet göstericilere eşlik ve eskortluk eden polis,

başvurucunun da aralarında bulunduğu üç sürücünün arabalarını tamamen

durdurmaları ve geçişi bloke etmeleri üzerine onları trafiği engellemek

suçundan yakalamış; saat 11.10'da bu kişilerin eylemine son vermiştir. Açılan

davada başvurucu suçlu bulunmuş, 3 ay hapis ile 1.500 avro para cezasına

çarptırılmış ve hakkındaki hapis cezası ertelenmiştir. AİHM; başvurucuya yapılan

müdahalenin kamusal düzenin bozulmasının engellenmesi, başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması bakımından meşru amaç güttüğünü tespit ettikten sonra

kamuya açık bir yerde düzenlenen her gösterinin rahatsızlık doğurabileceğini

ancak barışçıl bir gösteri söz konusu olduğunda yetkililerin bu durum

karşısında hoşgörü göstermesi gerektiğini belirtmiştir. Bununla birlikte AİHM,

otoyol trafiğinin bloke edilmesinin her gösterinin yol açabileceği

rahatsızlığın ötesine geçtiğini belirterek başvurucunun yargılanmasını ve

belirtilen cezaya çarptırılmasını gösteri yürüyüşü yapma hakkı ile kamu

düzeninin korunması arasındaki dengenin sağlanması açısından orantılı bularak

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 11. maddesinin ihlal

edilmediğine karar vermiştir.

26. AİHM'in Budaházy/Macaristan (B. No: 41479/10, 15/12/2015) kararında da 2002

yılı yasama seçimlerine ilişkin oy pusulalarının yeniden sayım olasılığı

bulunduğu gerekçesiyle imhasının engellenmesi için düzenlenen protestoda, şehir

merkezinde bulunan bir köprünün altı şeridi de köprü üzerine kapıları kilitli

altı araç park edilerek kapatılmıştır. Ambulanslar dışında hiçbir aracın bu

barikattan geçişine izin verilmemiştir. Saat 08.20'de başlayan eylem 11.00'de

polisin arabaları çekmesi ile son bulmuş ve 12.00'de trafik normale dönmüştür.

Başvurucu, park kurallarının ihlali nedeniyle 5.000 Macaristan forinti para

cezasına çarptırılmıştır. Ayrıca başvurucu hakkında kamu işlerinin aksaması

suçundan ceza soruşturması yapılmış ve soruşturma sonucunda başvurucunun otuz

gün kamu hizmeti yapmasına hükmedilmiştir. AİHM, başvurucunun köprüyü bloke

etmesinin barışçıl toplantının neden olduğu karışıklığın üzerinde bir

karışıklık yarattığı gerekçesine dayanan yerel mahkemenin değerlendirmesinden

ayrılmayı gerektiren bir husus görmemiştir. Kişinin gösteri yapma biçiminde

ortaya koyduğu siyasi içerikli görüşünü açıklama niyeti ile bunu yaparken

gösterdiği davranışları karşılaştıran AİHM, kişinin davranışının orantısız

olduğunu ve sürücüler açısından belirgin bir rahatsızlık yarattığını tespit

etmiştir. Son olarak AİHM, başvurucunun davranışının yerel mahkemeler

tarafından ceza kanununun ihlali olarak kabul edilmesinin Sözleşme'nin 11.

maddesi bağlamında haksız bir müdahale teşkil etmediği sonucuna ulaşırken

başvurucunun gösteriye katılma ya da gösteri düzenleme nedeniyle değil trafiği

engellediği gerekçesiyle suçlu bulunduğuna dikkat çekerek Sözleşme'nin 11.

maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir.

27. Kudrevičius ve diğerleri/Litvanya ([BD], B. No:

37553/05, 15/10/2015) kararında, 16/5/2003 tarihinde hükûmetin tarım

politikalarını protesto etmek amacıyla Ziraat Odası tarafından üç büyük

otobanın yakınındaki üç farklı yerde gösteri yapılmasına karar verilerek

belediyeden gerekli izinler alınmıştır. 19/5/2003 tarihinde gösteriler

başlamış, 21/5/2003 tarihinde öğle saatlerinde üç otoban da göstericiler

tarafından bloke edilmiştir. Blokaj, otobanlardan birinde 22/5/2003 tarihinde

saat 16.00'da; diğer ikisinde ise 23/5/2003 tarihinde öğle vakti sona ermiştir.

Litvanya Hükûmeti otobanların bloke edileceğine ilişkin önceden bir bildirim

bulunmadığını, göstericilerin neden olduğu blokajın gümrük kapılarından

Polonya'ya geçişleri engellediğini, ağır yük taşıtlarının ve araçların

kuyruklar oluşturduğunu belirtmiştir. Yerel mahkemece başvuruculardan bir kısmı

"ayaklanma organize etme", bir kısmı da "ayaklanma sırasında

kamu düzenini ciddi derecede bozma" suçlarından 60 gün hapis cezasına

mahkûm edilmiş ve bu ceza bir yıl süreyle ertelenmiştir. AİHM; başvurucuların

davranışlarının ayaklanma şeklinde değerlendirilerek cezalandırılmalarında

Litvanya makamlarınca "kamu düzeninin korunması" ve

"başkalarının haklarının korunması" ile "toplanma

özgürlüklerinin gereklilikleri" arasında adil bir denge kurulduğunu, bu

kararın olay ve olguların kabul edilebilir bir değerlendirmesine dayandığını

belirterek gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğuna, dolayısıyla Sözleşme'nin

11. maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir.

28. AİHM; Yılmaz Yıldız ve

diğerleri/Türkiye (B. No: 4524/06, 14/10/2014, §§ 43, 47, 48)

kararında, yetkililer tarafından yasaklanan bir alanda gösteri yapmak için

toplanmış olmalarına rağmen başvurucuların niyetlerinin kamu menfaatini

ilgilendiren konular yani Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerinin Sağlık

Bakanlığına devredilmesi üzerine tartışmaya katılma olduğunu belirtmiştir.

Katılımcıların barışçıl bir gösteri yaptıklarını, hastanelerin girişlerinde

herhangi bir rahatsızlığa sebep olmadıklarını, ayrıca hastaların hastanelere

girmelerine imkân verdiklerini gözlemlediğini ifade etmiştir. Ayrıca gösteri

yapan kişilerin gerek kamu düzenine yönelik bir tehlike arz ettiklerini gerekse

şiddet içeren eylemlere kalkıştıklarını gösteren bir delil olmadığını

vurgulamıştır. AİHM, başvurucuların ilgili makamlar tarafından verilen emirlere

uymamalarından suçlu bulunmalarının doğru olduğunu ancak yerel mahkeme

kararlarının gerekçe kısmında, söz konusu mahkemelerin müdahalenin orantılılığı

ve başvuranların toplantı özgürlüğü nedeniyle sahip oldukları hakların

dengelenmesi hususları üzerinde durduklarının tespit edilmediğini kaydetmiştir.

Dolayısıyla AİHM, yerel mahkemeler tarafından belirtilen gerekçelerin ilgili ve

yeterli olmadığını ve izlenen meşru amaçlarla orantılı olmadığını belirtmiştir.

Bu belirtilenler ışığında AİHM, Sözleşme’nin 11. maddesinin (2) numaralı

paragrafı kapsamında başvurucuların yalnızca barışçıl bir gösteriye katılmaları

nedeniyle yargılanmalarının ve sonunda kendilerine idari para cezaları

verilmesinin kamu düzenini sürdürme amacıyla orantılı ve gerekli olmadığını

belirtmiştir.

29. AİHM; Akarsubaşı/Türkiye (B. No: 70396/11, 21/7/2015, §§

44-46) kararında, yalnızca basın açıklamasının okunması gereken bir gösteriye

katıldığı gerekçesiyle başvurucuya para cezası verilmesinin bir sendikaya üye

olan herkesi cezalandırılma korkusuyla Sözleşme’nin 11. maddesi ile güvence

altına alınan gösteri yapma hakkını kullanmaktan caydırabilecek nitelikte

olması sebebiyle yetkililer tarafından gösterilen orantısız bir tepki olduğunu

belirleyerek 5326 sayılı Kanun’un 32. maddesinin imkân verdiği müdahalenin

Sözleşme’nin 11. maddesi anlamında “demokratik bir toplumda gerekli” olarak

görülemeyeceği sonucuna varmıştır. AİHM, bir yandan kamu düzeninin korunmasını

gerektiren genel menfaat ile diğer yandan başvurucunun gösteri yapma özgürlüğü

arasında adil bir dengenin kurulmadığını tespit etmiş ve başvuranın para

cezasına mahkûm edilmesinin makul olarak “zorlayıcı bir sosyal gereksinim”e karşılık geldiği şeklinde bir değerlendirme

yapılamayacağını belirtmiştir.

30. AİHM; Öğrü ve diğerleri/Türkiye (B. No: 60087/10,

12461/11 ve 48219/11, 19/12/2017) kararında, başvurucular 2000 yılındaki ceza

infaz kurumu operasyonlarını protesto etmek, TEKEL işçilerini desteklemek,

Dünya Kadınlar Günü'nü kutlamak, Kızıldere olaylarının yıl dönümünü anmak ve

üniversite harçları ile üniversiteye giriş sınavını protesto etmek gibi

vesilelerle birden çok gösteri yürüyüşüne katılmışlardır. Kararda, bu

gösterilerin bazılarında trafik akışının da bloke edildiği belirtilmiştir.

Karardaki bilgiler çerçevesinde trafiğin bloke edildiğinin de belirtildiği

gösteri yürüyüşlerinin sürelerinin 30 dk., 45 dk., 1 saat 15 dk. ve 1 saat 30

dk. olduğu anlaşılmaktadır. Ancak kararda, toplam sürenin içinde sadece

trafiğin bloke edildiği zaman dilimi belirtilmemiştir. Katıldıkları protesto

yürüyüşleri sırasında valilik kararına uymadıkları gerekçesiyle 5326 sayılı

Kanun'un 32. maddesine göre başvuruculara 143 TL tutarında idari para cezaları

verilmiştir. AİHM, ifade özgürlüğüyle ilgili bir kararına atıf yaparak hâkimler

tarafından hakka müdahalenin orantılılığı değerlendirilirken usule ilişkin

güvenceler ile yeterli bir yargısal incelemenin sağlanması gerektiğini

belirtmiş ve aynı gerekçenin Sözleşme'nin 11. maddesi için de geçerli olduğunu

ifade etmiş; yine para cezasının çok yüksek olmamakla birlikte -başvuruculardan

birinin ekonomik durumu ile birden çok ceza kesilmiş olmasını dikkate alarak-

başvurucuların ekonomik durumlarını önemli ölçüde etkileyeceğini ve

-başvurucular insan hakları aktivisti olduklarından-

idari para cezasının haklarını kullanmaları üzerinde ciddi etki

doğurabileceğini belirtmiştir. AİHM; somut olayda yerel mahkemelerin

incelemelerinin kapsamının çok sınırlı olduğunu, sadece polis tarafından

düzenlenen olay yeri tutanaklarına atıf yaparak başvurucuların pankart taşıdıklarını,

slogan attıklarını ve trafiğin akışını kısmen ya da tamamen engellediklerini

belirttiklerini ancak çatışan haklar arasında bir dengeleme yapmaya

çalışmadıklarını, gösterilerin barışçıl niteliğini ve gerçekleştiği şartları

dikkate almadıklarını belirterek Sözleşme'nin 11. maddesinin ihlal edildiğine

karar vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 19/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

32. Başvurucular, katıldıkları toplantı ve gösteri yürüyüşü

sırasında araç ve tramvay yolunu trafiğe kapattıkları ve emre aykırı

davrandıkları gerekçesiyle haklarında verilen idari para cezaları nedeniyle

ifade özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür. Başvuruculardan bir kısmı; katıldıkları toplantı sırasında

hiçbir kolluk görevlisi görmediklerini, yolu trafiğe kapattıklarına dair

kendilerine hiçbir uyarı yapılmadığını, ceza tutanağı ekinde fotoğraf vb.

kabahati gösteren herhangi bir delil olmadığını belirtmiştir.

33. Başvuruculara göre ortada idari para cezasına konu

edilebilecek herhangi bir maddi eylem ve kusurlu bir davranış bulunmadığı hâlde

bu cezanın verilmesi Anayasa ile tanınan hakların baskı altına alınmaya çalışılmasının

bir sonucudur. Başvurucular; yine aynı şehirde, aynı olayda veya benzer

olaylarda idari para cezalarının aynı mahkemece iptal edildiğine dair kararlar

bulunmasına rağmen kendileri hakkındaki cezaların iptal edilmemesi nedeniyle

adalet ve eşitlik duygularının zedelendiğini, hukuk devleti ilkesininihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

34. Bakanlık görüşünde, AİHM içtihatlarına yer verilerek başvuru

konusuna benzer olaylarda toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal

edilmediğine karar verildiği belirtilmiş ve somut başvuruda toplantı ve gösteri

yürüyüşü hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerektiği

değerlendirilmiştir. Ayrıca somut olayda yapılacak orantılılık ilkesinin

değerlendirilmesinde gösterinin hafta içi bir gün ve trafiğin yoğun olduğu bir

saatte yapıldığı, eylem sırasında ana caddenin trafiğe kapatılmış olması ile

ambulans geçişine engel olunması ve bunun yirmi dakika sürmesi, kamu düzeninin

ve başkalarının haklarının korunması için önceden bir bildirim yapıldığına dair

dosyada herhangi bir verinin bulunmaması ve verilen cezanın cüzi bir miktar

olması hususlarının gözönünde tutulması gerektiği

belirtilmiştir.

35. Başvurucular; Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında, söz

konusu toplantı ve gösteri yürüyüşünden kolluk görevlilerinin haberdar

olduğunu, buna rağmen hiçbir önlem almadıklarının çekilen fotoğraflardan ve ilk

derece mahkemesi kararından anlaşıldığını, kolluğun trafik güvenliği ile ilgili

herhangi bir bildirim ya da uyarı yapmadığını belirtmişlerdir.

36. Başvurucular; Bakanlık görüşünde belirtilen AİHM

kararlarının somut olayda emsal teşkil edemeyeceğini zira söz konusu kararlarda

gösterilerin üç saat, beş saat ve iki gün sürdüğünü oysa somut olayda yirmi

dakika sürdüğünü belirtmişlerdir. Ayrıca başvurucular; emekli ve öğrenci

olduklarını, 2014 yılı asgari ücretinin 846 TL olduğu dikkate alındığında

verilen cezanın orantılı olmadığını ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların şikâyetlerinin özünün toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasına ilişkin olması nedeniyle

iddiaların bir bütün olarak Anayasa'nın 34. maddesi kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

38. Anayasa’nın "Toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi

şöyledir:

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız

ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda

gösterilir."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

40. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının sadece

kullanılması sırasında değil kullanılmasından sonraki işlemlerin de hak

üzerinde "sınırlayıcı" etkisi bulunmaktadır (Osman Erbil, § 53; sendika hakkıyla ilgili

bir karar için bkz. Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920,

25/5/2017, § 48). Bu sebeple

başvurucuların katıldığı gösteri yürüyüşüne kolluk kuvvetleri herhangi bir

müdahalede bulunmamış olsa bile daha sonra başvurucuların idari para cezası ile

cezalandırılmalarının toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik bir müdahale

olduğu kabul edilmelidir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

41. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

42. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme,

Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir

veya daha fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

43. 2918 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 5326 sayılı Kanun'un

32. maddesinin “kanunla sınırlama” ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır

(5326 sayılı Kanun'un 32. maddesine ilişkin kanunilik değerlendirmesi için bkz.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve

diğerleri, §§ 52-69).

ii. Meşru Amaç

44. Başvurucuların idari para cezası ile cezalandırılmasına

ilişkin kararların "kamu düzeninin korunması" ile "başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması"na yönelik

önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

(a) Demokratik Toplumun

Düzeninin Gerekleri

45. Anayasa Mahkemesi "demokratik toplum düzeninin

gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez

açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, bir

toplumsal ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde

olmalıdır (Dilan Ögüz

Canan, B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 32; sendika hakkı bağlamındaki kararlar için

bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve

diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz,

B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet

Mehtap Buluryer, B. No: 2013/5447,

16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bir karar için bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No: 2014/12166,

2/7/2015, § 70; ifade özgürlüğü bağlamındaki kararlar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin

böyle bir ihtiyacın bulunup bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir

yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin

denetimindedir (Dilan Ögüz

Canan, § 32).

(b) Barışçıl Toplanma

Hakkı

46. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin "silahsız ve

saldırısız", başka bir ifade ile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi

için toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını güvence altına almıştır.

Kolektif bir şekilde kullanılan ve düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere

şiddeti dışlayan yöntemlerle düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak,

çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya

çıkması, korunması ve yayılmasını güvence altına almaktadır. Dolayısıyla

kendine özgü özerk işlevine ve uygulama alanına rağmen -ifade özgürlüğünde

olduğu gibi- siyasi ve kamu yararını ilgilendiren meseleler söz konusu

olduğunda toplantı hakkına yapılan müdahaleler daha dar yorumlanmalıdır (Dilan Ögüz Canan,

§ 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri,

§ 115; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 79; Osman Erbil,

§ 45).

47. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı demokratik

toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup demokratik bir toplumda,

mevcut düzene itiraz eden ve barışçıl yöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan

siyasi fikirlerin toplanma özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla kendisini ifade

edebilmesi imkânı sunulmalıdır. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin

katıldığı veya düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışındadır.

Dolayısıyla toplanma hakkının amacı, şiddete karışmayan ve fikirlerini barışçıl

bir şekilde ortaya koyan bireylerin haklarının korunmasıdır. Bunun dışında

toplantının veya gösteri yürüyüşünün hangi amaçla yapıldığının bir önemi yoktur

(Dilan Ögüz Canan,

§ 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri,

§§ 117, 118; Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası ve diğerleri, § 80; Osman

Erbil, § 47; Gülşah Öztürk ve

diğerleri, B. No: 2013/3936, 17/2/2016, §§ 67, 68).

(c) İfade Özgürlüğü

48. Anayasa Mahkemesi; Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında

koruma altına alınan ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun temel

dayanaklarından ve demokratik toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini

gerçekleştirmesinin başlıca şartlarından birini oluşturduğunu her zaman

vurgulamıştır. Toplumsal çoğulculuğa ancak her türlü fikrin serbestçe ifade

edilebildiği özgür bir tartışma ortamında ulaşılabilir. Dolayısıyla toplumsal

ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve

serbestçe ifadesine bağlıdır (Dilan Ögüz Canan, § 35; internet ortamında ifade

özgürlüğünün önemine ilişkin bir karar için bkz. Yaman Akdeniz ve diğerleri, B. No: 2014/3986, 2/4/2014, §§

25, 26; sanatsal ifade özgürlüğünün önemine ilişkin bir karar için bkz. Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461,

12/11/2014, §§ 66, 104; bir

siyasetçinin basın açıklamasında ileri sürdüğü düşüncelere ilişkin bir karar

için bkz. Mehmet Ali Aydın, [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 74, 84).

49. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, bireylerin

ortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir araya

gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla bu hak, ifade

özgürlüğünün özel bir biçimidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu bir

toplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için de

geçerlidir (Dilan Ögüz

Canan, § 34; Ali Rıza Özer ve

diğerleri, § 115; Osman Erbil,

§§ 31, 45; Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası ve diğerleri, § 72;Gülşah

Öztürk ve diğerleri, § 66).

(ç) Bildirim Yapılması

50. Ülkemizde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesine

ilişkin olarak 2911 sayılı Kanun’un 10. maddesinde bildirim usulü kabul

edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, toplanma hakkının bildirim usulüne

bağlanabileceğine daha önce karar vermiştir. Söz konusu bildirimin amacı

toplantı, yürüyüş veya diğer gösterilerin düzgün bir şekilde yapılmasını

güvence altına almak için yetkililere makul ve uygun tedbir alma imkânı

sağlamak olduğu sürece bildirim şartı getirilmesi genel olarak hakkın özüne

dokunmaz. Bildirim usulünün uygulanmasının amacı, toplanma hakkının etkin

kullanılmasına imkân sağlamaktır. (Dilan Ögüz Canan, § 39; Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 122; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 81; Osman Erbil, § 52). Derhâl

tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlarda, barışçıl nitelikte toplantı ve

gösteri yürüyüşü yapılması hâlinde sadece bildirim yükümlülüğüne uyulmamış

olması nedeniyle toplantının dağıtılması barışçıl toplantı hakkına ölçüsüz bir

sınırlama olarak kabul edilmelidir (Ali Rıza

Özer ve diğerleri, §§ 121, 122; katılımcılar açısından derhâl tepki

verilmesinin haklı olduğu özel durumlara ilişkin olarak ayrıca bkz. Osman Erbil, §§ 65, 67)

51. Kanunlarda öngörülen usullere tam olarak uyulmamış olması

tek başına toplantı veya gösteri yürüyüşünün barışçıl niteliğini ortadan kaldırmaz.

Dolayısıyla halka açık yerde yapılan her türlü gösterinin günlük hayatın

akışında belli bir karışıklığa sebep olabileceği ve olumsuz tepkilere yol

açabileceği açıktır. Bu durumların varlığı toplanma hakkının ihlal edilmesini

haklı gösteremez (Dilan Ögüz

Canan, § 41; Ali Rıza Özer ve

diğerleri,§ 119; Gülşah Öztürk ve

diğerleri, § 69). Bu çerçevede günlük hayatın akışında gösterinin

yol açacağı belli bir düzeye kadar olan rahatsızlık idarece makul kabul

edilerek buna hoşgörü gösterilmelidir. Bu rahatsızlık düzeyini aşan ve kamu

düzeninin ciddi derecede bozulmasına yol açan durumların ise somut olaylarda

ilgili ve yeterli gerekçe ile ortaya konulması gerekir.

(d) Ölçülülük

52. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir

sınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-

temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007;

sendika hakkı bağlamında bir karar için bkz. Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz, §§ 53-55; ifade özgürlüğü

bağlamında ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No:

2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun §§

53, 54; Tansel Çölaşan, §§ 54,

55;Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72).

Bu sebeple Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşru

amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkı arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanamadığına

bakılması gerekir.

(e) Tedbirler ve Cezalar

53. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamu

düzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili makamlar

bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilirler. Alınan bu tedbirlere

aykırı toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınması

veya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de cezalar verilebilir (Dilan Ögüz Canan,

§ 40; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 81;toplanma hakkına kamu düzeninin bozulması

nedeniyle yapılan bir müdahalenin demokratik toplumda gerekli olduğuna karar

verildiği bir başvuru için bkz. Gülşah

Öztürk ve diğerleri, §§ 76-86).

54. Bununla birlikte alınan tedbirlerin veya öngörülen cezaların

barışçıl toplantı hakkına dolaylı olarak usulsüz sınırlamalara dönüşmesine

müsaade edilemez. Güvence altına alınan toplanma hakkını kullanırken kamu

otoritelerinin keyfî müdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Dilan Ögüz Canan,

§ 42; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 82; Gülşah Öztürk

ve diğerleri, § 76). Barışçıl amaçlarla bir araya gelmiş kişilerin

toplantı hakkını kullanırken kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan ve

şiddet içermeyen davranışlarına devletin sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcu

demokrasinin gereğidir (Dilan Ögüz Canan, § 38; Osman Erbil, § 54).

(f) Caydırıcı Etki

55. Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan ve bir

gösteride, yasaklanmamış davranışlarda bulunan kişilerin toplantı hakkı

-herhangi bir kınanabilir olaya karışmadıkları sürece- en hafif kabul edilecek

disiplin cezasının dahi uygulanmamasını gerektirir (Osman Erbil, § 51). Zira bu tip soruşturmalar veya

cezalandırmalar caydırıcı etki doğurabilir (Osman

Erbil, § 71). Gösteri öncesi yapılan müdahaleler -gösteriye katılmak

isteyenlerin seyahatine engel olunması (Ali

Rıza Özer ve diğerleri,§ 152)- veya gösteri sonrası yapılan

müdahaleler -barışçıl gösteriye katılanlar hakkında idari para cezaları

verilmesi- ileride kişilerin haklarını kullanmalarında caydırıcı etkiye neden

olabilir.

56. Bu nedenlerle keyfî uygulamalardan ve usulsüz

sınırlandırmalardan kaçınılması için barışçıl bir toplantıya tedbir almak veya

alınan tedbirlere aykırı davrananlara ceza vermek suretiyle yapılan müdahalenin

demokratik bir toplumda gerekli olduğunun makul gerekçelere dayanılarak

gösterilmesi gerekir (Dilan Ögüz Canan, § 53; Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 83). Bu çerçevede başvuruculara

toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanırken araç ve tramvay yolunun

kapanması veya idare tarafından yasaklanan yerlerde gösteri yürüyüşü

düzenlenmesi nedeniyle idari para cezası niteliğinde idari yaptırım kararı

verilmesi de gösteri sonrası uygulanan bir sınırlama türüdür. Dolayısıyla bu

sınırlamanın demokratik toplumda gerekliliği ve ölçülülüğü derece

mahkemelerince değerlendirilirken çatışan haklar arasında dengeleme yapılması

ve somut olayın özelliklerine göre kamu düzeninin ya da başkalarının haklarının

korunmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılmasına üstün

tutulmasının gerekçelerinin ilgili ve yeterli surette ortaya konulması

gerekmektedir.

(g) Ödev ve Sorumluluklar

57. Anayasa'nın 12. maddesinin "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere

karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." Biçimindeki ikinci

fıkrası kişilerin temel hak ve hürriyetleri kullanırlarken sahip oldukları ödev

ve sorumluluklara gönderme yapmaktadır. Anayasa'nın 12. maddesi, hak ve

özgürlükler ile ödev ve sorumluluklar arasında içsel olarak var olan bağlantıyı

vurgulamaktadır. Ödev ve sorumluluklar, somut başvurudaki gibi ödev ve

sorumluluğunu yerine getirmediği iddia edilen kimselerin bir temel hak veya

özgürlüğünün kısıtlanmasına ilişkin şikâyetlerinde özellikle önem taşımaktadır.

Anayasa Mahkemesi, kendisine yapılan şikâyetlerin çözümlenmesi sırasında

bireylerin sahip oldukları ödev ve sorumlulukları gözönünde

bulundurur. Bireylerin hak ve özgürlüklerinden tümüyle yararlanmalarının sahip

oldukları hak ve özgürlüklerin gerektirdiği ödev ve sorumluluklara uygun

davranmaları ile bağlantılı olduğunun kabul edilmesi gerekir (Dilan Ögüz Canan,

§ 43).

58. Bundan sonra Anayasa Mahkemesinin yapması gereken; başvuruya

konu müdahaleye olayın bütünlüğü içinde bakmak, keyfî uygulamalardan ve usulsüz

sınırlandırmalardan kaçınılması için barışçıl bir toplantıya katılanlara ceza

vermek suretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun

makul gerekçelere dayanılarak gösterilip gösterilmediğini ve müdahalenin

“ölçülü” olup olmadığını belirlemektir.

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

(a) Emre Aykırılık

Nedeniyle Uygulanan İdari Para Cezaları Yönünden (Başvurucular Erhan Yıldız ve

Barış Gençyılmaz)

59. Somut olayda Eskişehir Valiliği, idari kararla belirlediği

ve ilan ettiği yerlerde gösteri yürüyüşü ve basın açıklaması yapılmasını

yasaklamıştır. Valilik emrinde belirtilen toplantı ve gösteri yürüyüşü

yapılamayacak yerler şehirdeki tramvay hizmetlerinin ve trafik akışının aksamaması

amacıyla belirlenmiştir. Şehrin genel trafik akışı ve tramvay gibi toplu taşıma

hizmetlerinin diğer kurumların talepleri ve ihtiyaçları da dikkate alınarak

Valilikçe düzenlenmesinin devletin takdir alanında yer aldığı konusunda kuşku

bulunmamaktadır.

60. Öte yandan şehrin ana caddelerinde ve tramvay güzergâhında

toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmasının her somut olayda yürüyüşe

katılanların sayısı ve somut olayın özelliklerine göre araç ve tramvay trafik

akışını belli bir düzeyde aksatabileceği eylemin ve bu hakkın kullanımının

doğal sonucu olarak kabul edilmelidir. Bu sebeple mevcut başvurudaki gibi bir

toplantı ve gösteri yürüyüşünün doğal sonucu olarak belli bir düzeyi aşan

aksamaları önlemek için yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda toplumsal

bir ihtiyacı karşıladığı orandagerekli olabileceğini

kabul etmek gerekir.

61. Bununla birlikte 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesinde yer

alan "emre itaatsizlik"

kabahati için öngörülen idari yaptırımın barışçıl gösterilere dolaylı müdahale

edilmesinde kullanılma riski bulunduğu kabul edilmelidir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §

87).

62. 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca yetkili merciler

tarafından verilen emrin amacı kamu güvenliğinin, kamu düzeninin veya genel

sağlığın korunması olmalıdır. Emre aykırı davranışın cezalandırılabilmesi için

kanunda öngörülen kabahatin uygulanma koşullarının somut olayda bulunup

bulunmadığı ve kabahatin unsurlarının neler olması gerektiği meselesi Anayasa

Mahkemesinin ilgi alanının dışındadır. Buna karşılık yetkili mercinin verdiği emre aykırı davranışın cezalandırılması

anayasal bir hakka müdahale oluşturursa bu müdahale, Anayasa Mahkemesinin ilgi

alanında kalmaktadır (Dilan Ögüz Canan, § 47).

63. Barışçıl bir toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında bir

kimse sırf emre aykırı davrandığından bahisle cezalandırılmış, Anayasa

Mahkemesi temel hak ve özgürlüklere bir müdahalede bulunulduğunu kabul etmiş

ise bundan sonra Anayasa Mahkemesinin denetleyeceği ilk husus emre aykırılık ya

da söz konusu eylem nedeniyle kamu düzeninin bozulup bozulmadığı, bozulma

tehlikesinin bulunup bulunmadığı ya da böyle bir tehlikenin ortaya çıkıp

çıkmadığı olacaktır (Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 88).

64. Anayasa Mahkemesi, usulüne uygun olarak verilmiş bir emre

aykırı davranışın varlığını tek başına temel hak ve özgürlüklere müdahale için

yeterli kabul etmemektedir.Temel hakka müdahaleyi

haklı kılacak ve emrin amacı olan kamu güvenliğinin, kamu düzeninin

bozulduğunun veya bozulma tehlikesinin bulunduğunun da yetkili mercilerin

kararlarında gösterilmesi gerekmektedir.

65. Somut olayda polis tutanaklarında, başvuruculara verilen

idari para cezalarının gerekçesi olarak başvurucuların tramvay yolu üzerinde

yürüyüş yapmak suretiyle tramvayyolunu kapatmaları

nedeniyle emre aykırı davrandıkları belirtilmiştir. Toplantı ve gösteri

yürüyüşü devam ederken kolluk güçleri veya idare tarafından bir müdahale

yapılması gereği duyulmamıştır. Başvurucular hakkındaki idari para cezaları

gösteri yürüyüşünden sonra kolluk güçleri tarafından düzenlenmiştir.

66. Başvurucuların itirazını reddeden Hâkimliğin gerekçesi

incelendiğinde çatışan haklar arasında bir denge kurulmaya çalışıldığı

görülmektedir (bkz. §§ 18, 19). Bununla birlikte tramvay yolunun kısa bir süre

kapatılması suretiyle emre aykırı davranışın kamu düzenini ne şekilde bozduğu

ve başkalarının haklarını ne ölçüde etkilediği, ilgili ve yeterli bir

gerekçeyle ortaya konamamıştır. Bir başka deyişle kamu düzenini katlanılmaz

ölçüde zora sokan, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılmasının

ötesine geçen sonuçların doğduğu ispatlanmamıştır.

67. Zaten Hâkimlik aynı olaya ilişkin emre aykırılık fiilini

incelediği diğer bir kararında -aynı olaya ilişkin olarak kısa bir süreliğine

yolun kapatılmış olması ve hemen yakın yerdeki alternatif yolların olması da

dikkate alındığında- başkalarının hak ve özgürlüklerini sınırlandıracak

derecede bir yol kapatmadan bahsedilemeyeceğini belirterek cezalandırmanın

demokratik toplumda gerekli olmadığını kabul etmiştir (bkz. § 20).

68. Sonuç olarak mevcut başvurularda, derece mahkemesi

tarafından Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşru

amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile başvurucuların aynı

madde kapsamındaki hakları arasında adil bir denge sağlanamamıştır.

69. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 34.

maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

(b) Trafik İdari Para

Cezaları Yönünden (Başvurucular Rıza Gökçen Erus,

Aslıhan Uludoğan ve Sultan Şahbaz)

70. Somut olayda başvuruculara verilen trafik idari para

cezalarının gerekçesi polis tutanaklarında, araç yolunu kapatmak ve trafiği

tehlikeye düşürmek olarak belirtilmiştir. Başvurucular hakkında düzenlenen

görüntü izleme ve tespit tutanağında, başvurucuların yirmi dakika boyunca cadde

ve sokakları araç trafiğine kapattıkları ve bu nedenle tepe lambaları yanan

görevli ambulansın ve diğer araçların yönlerini değiştirdiği belirtilmiştir.

71. Trafik idari para cezası yönünden de kamu düzeninin ve

başkalarının haklarının korunmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkına üstün tutulmasının gerekip gerekmediği incelenmelidir.

72. 2918 sayılı Kanun'un 14. maddesince uygulanan yaptırımın amacıkara yollarının fiziki yapısının ve trafik

işaretlerinin korunması, bu suretle kara yollarında genel trafiğin sağlıklı

şekilde işlemesidir. Bu Kanun hükmünün de -5326 sayılı Kanun'un 32. maddesinde

olduğu gibi- barışçıl gösterilere dolaylı müdahale olarak kullanılma riski

bulunduğu hatırda tutulmalıdır.

73. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanan kişilerin bu

hakkın kullanımı sırasında diğer hukuk normlarını ihlal etmeleri durumunda

somut olayın özellikleri dikkate alınmalıdır. Trafik akışını kısa süreli durdurmak

ya da aksatmak veya trafiği tehlikeye düşürmek gibi fiiller toplantı ve gösteri

yürüyüşü hakkının kullanılmasının belli bir düzeye kadar doğal sonucu olabilir.

Bu fiillerin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılmasının gerektirdiği

düzeyi aştığı ve bunun başkalarının haklarına etkisi ile kamu düzeni açısından

olumsuz sonuçları, kamu gücünü kullanan yetkili mercilerin kararlarında

(örneğin ceza tutanağını düzenleyen polis raporlarında veya derece

mahkemelerinin gerekçelerinde)irdelenmelidir. Bu hususların aynı zamanda

yeterli bir yargısal denetimden geçmiş olması gereklidir (bkz. § 30).

Dolayısıyla idarece ayrıca yaptırım uygulanan fiillerin neden temel hak

kapsamından ayrılarak ayrı bir yaptırıma tabi tutulduğunun ikna edici ve

yeterli surette ortaya konulmadığı hâllerde toplantı ve gösteri yürüyüşü

hakkının ihlali söz konusu olacaktır.

74. Göstericilerin cadde ve sokaklarda yürüyüşlerini

gerçekleştirirken ne ölçüde trafiği aksattıklarının, kamu düzeninin bozulmasına

yol açtıklarının, yürüyüşün doğası gereği kaçınılmaz kabul edilenlerden başka

sonuçların ortaya çıkıp çıkmadığının ve hoşgörü gösterilmesini gerektiren kabul

edilebilir sınırı aşıp aşmadıklarının tespiti için idarenin tutanakları ile

derece mahkemesinin kararlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

75. Somut olayda, Hâkimlik kararlarının dayandığı polis

tutanaklarına bakıldığında başvurucuların da içinde bulunduğu grubun yirmi

dakika süreyle yolu kapatmasından dolayı ambulansın ve diğer araçların yolunu

değiştirdiklerinin, bazı araçların ters yöne girdiklerinin belirtildiği

görülmektedir.

76. Hâkimlik kararlarında da 450 kişilik grubun yolu kapattığı,

içinde ambulansın da olduğu araçların ilerleyemediği ve geri döndüğü

belirtilmiştir. Ancak kararlarda, başvurucuların eylemi nedeniyle trafiğin

akışındaki aksamanın süresinin yirmi dakika gibi kısa bir süre olduğu dikkate

alınmamıştır. Yine araçların ilerlemesi için alternatif yolların mevcudiyetine

ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Aynı Hâkimliğin aynı olaya ilişkin

kararında, mevcut başvurulardakinin aksine kısa bir süreliğine yolun kapatılmış

olması ve hemen yakın yerdeki alternatif yolların oluşu hususları ise çatışan

hakların dengelenmesinde dikkate alınmıştır (bkz. § 20).

77. Hâkimlik, bu kısa süre içinde kamu düzeni ile başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması çerçevesinde katlanılması zor veya imkânsız

bir zarar ya da zarar tehlikesi ile karşılaşıldığına ilişkin herhangi bir

değerlendirmede bulunmamıştır.

78. Buna ek olarak verilen idari para cezalarının başvurucuların

statüleri ve gelirleri dikkate alınarak göstericiler açısından caydırıcı sonuç

doğurup doğurmayacağı hususlarının tespiti yönünde herhangi bir değerlendirme

de yapılmamıştır. Yine derece mahkemesi özellikle gösterinin barışçıl

niteliğini, çatışan haklar arasında kurmaya çalıştığı dengeleme sırasında gözönüne almamıştır.

79. Sonuç olarak mevcut başvurularda, derece mahkemesi

tarafından Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşru

amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile başvurucuların aynı

maddede düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakları arasında adil

bir denge sağlanamadığı anlaşılmaktadır.

80. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 34.

maddesinde güvence altına toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

81. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

82. Başvurucular ilk başvurularında tazminat talebinde

bulunmamıştır. Rıza Gökçen Erus ve Erhan Yıldız'ın

manevi tazminat talepleri ise başvuru süresi dolduktan sonra yapılmıştır. Bu

nedenle tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

83. Başvuruda, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

84. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

Eskişehir 1. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

85. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 412,20 TL harç ve1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.392,20 TL yargılama giderinin

başvuruculardan Rıza Gökçen Erus ve Erhan Yıldız'a müştereken

ödenmesine;412,20 TL harç ve1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.392,20

TL yargılama giderinin başvuruculardan Aslıhan Uludoğan

ve Sultan Şahbaz'a müştereken ödenmesine; 206,10 harç ve 1.980 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin Barış Gençyılmaz'a ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Eskişehir 1. Sulh Ceza Hâkimliğine (Dosya Numaraları: 2014/199 Değişik İş

sayılı, 2014/279 Değişik İş sayılı, 2014/307 Değişik İş sayılı, 2014/180

Değişik İş sayılı, 2014/212 Değişik İş sayılı) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvuruculardan Rıza Gökçen Erus ve

Erhan Yıldız'ın tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 412,20 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.392,20 TL yargılama giderinin başvuruculardan Rıza Gökçen Erus

ve Erhan Yıldız'a MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE;412,20 TL harç ve1.980 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 2.392,20 TL yargılama giderinin başvuruculardan

Aslıhan Uludoğan ve Sultan Şahbaz'a MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE; 206,10 harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10

TL yargılama giderinin Barış Gençyılmaz'a ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Yücel ARSLAN

Başvurucular

:

1. Rıza

Gökçen ERUS

2. Erhan

YILDIZ

Vekilleri

:

Av. Pınar

Çelik ARPACI

:

3. Aslıhan

ULUDOĞAN

4. Sultan

ŞAHBAZ

Vekilleri

:

Av. Aykut

Tayyar ALTINOK

:

5. Barış

GENÇYILMAZ

Vekili : Av. Heval Yıldız KARASU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/17391, 19 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuruya Konu Olaydan
  7. B. Başvuruya Konu Olaylar
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucuların
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet
  15. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel
  16. D. Başvuruculardan Rıza Gökçen Erus ve
  17. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Yıldırım
  20. Topal
  21. M. Emin KUZ
  22. Yıldız
  23. Uludoğan
  24. Şahbaz
  25. Gençyılmaz
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/17391
Tarih
19 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • Adem Çakır Başvurusu (B. No: 2014/18598)
  • Fehmi Arslan Başvurusu (B. No: 2014/621)
  • Fetullah Gülen Başvurusu (B. No: 2015/12939)
  • Recep Eşkar Başvurusu (B. No: 2014/14784)
  • Semiha Usluduran Başvurusu (B. No: 2014/20337)
  • Vecide Ayyıldız Başvurusu (B. No: 2014/5841)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.