İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Abidin Saruhanoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15478)

1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu gerçekleştiği iddia edilen ölümle

Başvuru No2014/15478Tarih6 Aralık 2017Okuma22 dk · 4.360 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Abidin Saruhanoğlu Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
6 Aralık 2017
Başvuru Numarası
2014/15478
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.360 kelime·22 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu gerçekleştiği iddia edilen ölümle

ilgili tam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Aralarındaki konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle

2014/15479, 2014/15480, 2014/15481 ve 2014/15482 numaralı başvuruların

2014/15478 numaralı başvuru ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/15478

numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer başvuru dosyalarının

kapatılmasına karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. İlk iki başvurucunun kardeşi, üçüncü başvurucunun oğlu,

dördüncü başvurucunun eşi ve beşinci başvurucunun babası olan M.S.S., kasık ve

göğüs ağrısı şikâyeti ile gittiği bir devlet hastanesinde 16/1/2004 tarihinde

47 yaşında yaşamını yitirmiştir.

A. Başvurucuların Yakını M.S.S.nin

Hastaneye Başvurması ve Ölümü

10. M.S.S., 16/1/2004 tarihinde gece saat 00.42'de şiddetli

kasık ve göğüs ağrısı şikâyeti ile Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma

Hastanesi Acil Dahiliye 1 Polikliniğine başvurmuştur. Hastayı muayene eden

doktor, hastanın bacağının oldukça soğuk olmasını ve saat 00.56'da çıkan kan

tahlillerini dikkate alarak hastayı atardamarlarında bir problem olabileceği

şüphesiyle Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar

Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine yönlendirmiştir.

11. Başvurucular, M.S.S.yi kendi

imkânlarıyla Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar

Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürmüştür. M.S.S., hasta dosyasına

göre ilk kez saat 01.50'de muayene edilmiştir. Bu Hastanede yapılan ilk

muayenede, diğer bazı tespitlerin yanı sıra hastanın duyu ve motor kaybının

olmadığı, hastanın nabzının 96/dk olduğu ancak sağ

bacak nabzının alınamadığı tespitleri yapılmıştır. İlk muayeneyi yapan doktor,

hastayla ilgili tıbbi verileri değerlendirerek

periferik arter hastalığı, aort diseksiyonu

ön tanısıyla hastayıKalp Damar Cerrahisine

yönlendirmiştir.

12. M.S.S., saat 02.15'te Kalp Damar Cerrahisi hekimlerince

muayene edilmiştir. Kalp Damar Cerrahisi notunda özetle hastanın genel

durumunun iyi olduğu, hastanın motor ve duyu kaybının olmadığı, kalp seslerinin

doğal olduğu, bununla birlikte sağ femoral nabız, sağ

popliteal nabız ile sağ dorsalis

pedis nabzı ve sağ tibialis

nabzının alınamadığı belirtilmiştir. Kalp Damar Cerrahisi notunda hastalığın

tanısı ile ilgili olarak "aort diseksiyonu? sağ femoral arter embolisi + abdominal arter

anevrizması" ifadeleri yer almıştır. Kalp Damar Cerrahisi

notunda ayrıca transözofageal ekokardiyografi (ana

atardamar-aort yırtılmalarının aranması için kullanılan bir işlem) işlemi ile

tansiyon kontrolü işleminin yapılmasının planlandığı ve sonuca göre hastanın

yeniden değerlendirileceği belirtilmiştir.

13. Transözofageal ekokardiyografi

işlemi için Koroner Yoğun Bakım Ünitesine götürülen hastanın genel durumu

aniden kötüleşmiş, daha sonra hastada kardiyopulmoner

arrest gelişmiştir. Bunun üzerine kardiyopulmoner

resüsitasyona başlanmış ve eş zamanlı olarak transözofageal ekokardiyografi işlemi yapılmıştır. Yapılan transözofageal ekokardiyografide tip 1 diseksiyon lehine

ekokardiyografi bulguları gözlenmiştir.

14. Kardiyopulmoner arrest gelişmesinden itibaren hastaya yaklaşık bir buçuk

saat müdahale edilmiş ancak olumlu bir sonuç alınamamamıştır.

Bunun üzerine saat 03.40'ta hastanın öldüğü kabul edilmiştir.

B. Ceza Soruşturması Süreci

15. Başvurucular, olay günü Dr. Siyami

Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde

yakınlarına müdahale eden doktorlar hakkında görevi ihmal sonucu ölüme

sebebiyet verdikleri iddiasıyla 2/1/2004 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştur.

16. Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu olayda görev

alan personel hakkında İstanbul Valiliğinden 4483 sayılı Kanun’un 4. maddesi

uyarınca soruşturma izni istemiştir. Bunun üzerine ilgili sağlık personeli

hakkında ön inceleme başlatılmıştır. Daha sonra İstanbul İl Sağlık Müdür

Yardımcısı Dr. F.G., ön incelemeci olarak görevlendirilmiştir.

17. Ön incelemeci Dr. F.G., ilgili personelin ifadelerini

almıştır. Dr. Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar

Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hastaya ilk müdahaleyi yapan Dr. T.K.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(...) Bu vakanın olduğu gece ben acilde

nöbetçi asistan idim, hastayı ilk gören benim. Hastanın hemen birkaç dakika

içerisinde elektrosunu çektik, kanlarını aldık, hastada

dosyasındabelirtilenmuayenebulgularımevcuttu.Bununüzerinehemenuzmanım[Dr. A.T.A.ya] haber verdim.

Hastada enfarktüs düşünmediğimiz için ve şiddetli bacak ağrısı olduğundan, sağ femoral nabız da alınamadığından periferik

arter hastalığı ve aort disseksiyonu düşünerek hemen

telefonla kardiyavasküler cerrahi ekibini aradım.

Doktor odası cevap vermeyince eski postop bölümünü

aradım ve telefona çıkan hemşireye durumu aktardım, kendisi o sırada kardiyevasküler cerrahi ekibinin bir hastaya müdahale

etmekte olduğunu belirterek telefona ekipten birini çağırdı, durumu telefona

gelen doktor arkadaşa bildirdim. Bunun üzerine tahminen 02.15 sıralarında kardiyovasküler cerrahiden doktor arkadaş hastayı görerek

hemen koroner yoğun bakım bölümüne alındı ve eko yapılması planlandı. Hasta

koroner yoğun bakıma nakli esnasında kötüleşmişti. Ben tüm bu aşamalarda ve resüsitasyon aşamalarında hasta ex

olana dek yanında idim. Hastaya gerekli tüm müdahaleler yapılmıştır."

18.Ön incelemeci Dr. F.G., kardiyovasküler

cerrahi ekibinden Dr. T.T.nin ifadesini almıştır. Dr.

T.T.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(...) Bu vakanın olduğu gece ben [Dr. B.], [Dr. G.]

adlı asistanlarla ve uzman [Dr. N.B.A.] ile nöbetçi idim. Vaka bize bildirildiği sırada biz ekip olarak postop arrest gelişen bir hastaya

cerrahi müdahalede bulunmakta idik. Bu nedenle vaka [Dr. T.K.] tarafından bildirildiğinde hemen en kıdemsiz asistan

arkadaşımız [Dr. B.] giderek

hastayı gördü ve bize gelip hastada aort disseksiyonu

olabileceğini bildirdi. Bunun üzerine uzmanımız beni gönderdi. Ben hastayı muayene

ettiğimde aynı kanıya vararak elimizde BT olmadığından transözofageal

eko yapılmasını istedim. Hastayı koroner yoğun bakıma aldığımız sırada hastanın

durumu birden kötüleşti. Hemen resüsitasyona

başladık. Bu sırada bir yandan resüsitasyon yapılırken

ekosu da yapıldı. Hastaya gerekli tüm müdahaleler yapılmıştır."

19.Hastane kayıtlarına göre kardiyovasküler

cerrahi ekibinde görev yapan doktorlar olay saatinde Ş.P. adlı bir hastanın

tedavisi ile ilgilenmektedirler. Daha önceden by-pass

ameliyatı olan Ş.P. adlı hasta, olay günü gece saat 01.00 sıralarında nefes

darlığı şikâyeti ile hastanaye müracaat etmiş,

hastada saat 01.30 sıralarında kardiak arrest gelişmiş ve yapılan müdahalelere rağmen hasta

kurtarılamayarak saat 03.30'da ölü kabul edilmiştir.

20.Ön incelemeci tarafından dinlenen diğer sağlık personeli de

olayın gelişimine ilişkin benzer şekilde beyanda bulunmuştur.

21.Ön incelemeci Dr. F.G., olayla ilgili olarak Koşuyolu Kalp

Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinde görevli Başhekim Yardımcısı

Dr. M.T. ve Kardiyovasküler Cerrahi Klinik Şefi Prof.

Dr. R.Z.den bilirkişi raporu almıştır. Bilirkişi

raporunda özetle hastanın kalp elektrokardiografisinin

(EKG) çekildiği ancak hastada kalp krizini düşündürecek bulgular saptanmadığı,

bunun üzerine aort diseksiyonu veya periferik emboli tanısı ile

ilgili girişimler uygulandığı, hastaya K. adlı tablet verildiği, aynı zamanda

elde mevcut olan, hızlı sonuç veren ve hastalığın tanısı için için altın değerinde bilgi veren transözofageal

eko uygulandığı, hastada De Bakey sınıflamasına göre tip I diseksiyon

bulunduğu, sonuç olarak 01.50'de Hastaneye kabul edilen, 02.10'da arrest olan, bir buçuk saatlik resüsitasyona

cevap vermeyen, 03.40'ta "ex" (ölü) kabul

edilen hastanın yapılan tıbbi işlemlerinde herhangi bir gecikme ve yanlış

uygulama olmadığı belirtilmiştir.

22.Ön İncelemeci Dr. F.G., yaptığı araştırmalar neticesinde

ilgili sağlık personeli hakkında soruşturma izni verilmemesi gerektiği yönünde

görüş bildirilmiştir.

23.İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü 25/6/2004 tarihli ve 14

sayılı karar ile ilgili sağlık personeli hakkında soruşturma izni verilmemesine

karar vermiştir.

24. Başvurucular, soruşturma izni verilmemesi kararına itiraz

edip etmedikleri hususunda Anayasa Mahkemesine herhangi bir bilgi sunmamıştır.

C. Tam Yargı Davası Süreci

25. Başvurucular 1/9/2004 tarihinde Sağlık Bakanlığına müracaat

etmiş ve anılan olay sebebiyle uğramış oldukları maddi ve manevi zararlarının

tazmin edilmesi talebinde bulunmuşlardır. Sağlık Bakanlığı başvurucuların talebini

reddetmiştir.

26. Bunun üzerine başvurucular 13/12/2004 tarihinde İstanbul 6.

İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmışlardır. Başvurucular dava dilekçesinde

özetle şiddetli kasık ve göğüs ağrısı şikâyeti ile Dr. Lütfi Kırdar Kartal

Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran yakınlarının damarda yırtılma

tanısıyla Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar

Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiğini, sevk edilen

Hastanenin doktorlarının gerekli tıbbi müdahaleyi yapmaması sonucu yakınlarının

yaşamını yitirdiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular dava dilekçesinde;

hastanın rahatsızlığının tanısının geciktirildiğini, hastanın hiçbir cerrahi

müdahale yapılmaksızın sedyede üç dört saat bekletildiğini belirtmişlerdir.

Başvurucular ayrıca olaydan sonra akademik kariyere sahip kişilerle yaptıkları

görüşmelerde bu şekildeki bir hastanın tomografisinin derhâl çekilmesi

gerektiğini öğrendiklerini ancak Hastanede tomografi cihazının olmadığını ifade

etmişlerdir. Başvurucular son olarak acil servis doktorlarından biri tarafından

cezai ve hukuki sorumluluktan kurtulmak amacıyla belgelerde tahrifat

yapıldığını ileri sürmüşlerdir.

27. Davalı idare ise Dr. Siyami Ersek

Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerekli tüm

tıbbi müdahalenin zamanında yapıldığını, hastaya hiçbir tıbbi girişimde

bulunulmadığı yönündeki iddianın mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddine

karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı idare bu kapsamda hastaya transözofageal ekokardiyografi işleminin uygulanarak

hastalığın tanısının konulduğunu, hastada

tip 1 diseksiyon bulunduğunun tespit

edildiğini, tip 1 diseksiyon

hastalığının Kalp Damar Cerrahisinin en ağır hastalığı olduğunuve

bu vakalarda dünyanın her yerinde ölüm oranının çok yüksek olduğunu, gerek tanı

konuluncaya kadar gerekse tanı konulduktan sonra yapılan işlemlerde tıbbi

gereklere uygun hareket edildiğini, tanı konulduğu aşamada hastada aniden

gelişen kardiak arrest

üzerine yapılan tüm müdahalelere rağmen ölüm olayının meydana geldiğini

belirtmiştir.

28. İstanbul 6. İdare Mahkemesi; dava konusu olayda Hastane

ekibinin kusurunun bulunup bulunmadığı, hastalığın teşhis ve tedavisinde ilgili

personelin bir ihmal veya hatasının olup olmadığı hususunda gerekçeli bir rapor

hazırlanması istemiyle dosyayı Adli Tıp Kurumuna göndermiştir.

29. Adli Tıp Kurumu öncelikle kişinin ölüm sebebini tespit

etmiştir. Bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas

Kurulu, kişinin ölümünün kendisinde mevcut damar hastalığına bağlı aort diseksiyonu sonucu meydana gelmiş olduğu tespitlerini

yapmıştır.

30. Kişinin ölüm sebebi tespit edildikten sonra söz konusu

olayda sağlık personelinin bir kusurunun bulunup bulunmadığı araştırılmıştır.

Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu, dava dosyasında bulunan tıbbi belgeler ile

diğer bilgi ve belgeleri dikkate alarak olayda sağlık personelinin bir kusuru

olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 23/8/2006

tarihli raporunun sonuç kısmı şöyledir:

" (...)

Aort diseksiyonunun

oldukça mortal (ölümcül) bir tablo olduğu, tespit

edildikten sonra 72 saat içinde müdahale edilmesi gerektiği, Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Hastanesi'nde

olay günü nöbetçi olan kardiyoloji ve cerrahi ekibinin kişiye tanıyı koymuş

olduğu, ancak müdahale edilmeden kişinin öldüğü, hastanede bulunduğu süre

içerisinde yapılan tetkikler ve müdahalenin tıp kurallarına uygun olduğu oy

birliği ile mütala olunur."

31. Başvurucular Adli Tıp Kurumu raporunun kabul edilebilir

olmadığını, "Hastaya 72 saat önce

müdahale edilmesi gerekirdi." şeklindeki ifadenin yakınlarına

müdahale eden doktorların mantığını yansıttığını, nitekim aynı mantıkla hareket

eden doktorların hastaya müdahale etmeyerek ölüme sebebiyet verdiğini

belirterek yeni bir bilirkişi raporu alınması talebinde bulunmuşlardır.

Başvurucular ayrıca uzman kişilerle yaptıkları görüşmelerde hastanın sedyede

bekletildiği sürenin teşhis ve müdahale için yeterli bir süre olduğunun

değerlendirildiğini, olay günü hastaya müdahale edilemeyeceğininkendilerine

söylenmesi hâlinde hastayı özel bir hastaneye götürebileceklerini ifade

etmişlerdir.

32. İstanbul 6. İdare Mahkemesi 11/4/2007 tarihli ve

E.2004/3314, K.2007/939 sayılı kararla, hastaya yapılan müdahalenin tıp

kurallarına uygun olduğunu belirten Adli Tıp Kurumu raporunu yeterli görerek

davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, ölüm olayının Hastanenin kusurundan

kaynaklanmadığı, dolayısıyla başvurucuların tazminat isteğinin reddedilmesi

gerektiği sonucuna ulaşmıştır.

33. Başvurucular, genel olarak dava dilekçesinde ve bilirkişi

raporuna itiraz dilekçesinde belirttikleri hususları yineleyerek kararı temyiz

etmiştir. Başvurucular ayrıca gerekçeli kararda bilirkişi raporuna yaptıkları

itirazın incelenmediğini, bunun yanı sıra gerekli teçhizatın Hastanede

bulunmadığı, hastaya müdahale edilmediği ve sahtecilik yapılmaya çalışıldığı

yönündeki iddialarının dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

34. Danıştay savcısı, uyuşmazlığın çözümünün ölen kişiye

zamanında müdahale edilip edilmediği noktasında toplandığını belirterek bu

hususunun tespiti için yeni bir bilirkişi raporuna gereksinim duyulduğu yönünde

düşünce bildirmiştir.

35. Danıştay 10. Dairesi 30/1/2012 tarihli ve E.2008/463,

K.2012/263 sayılı ilamla ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar

vermiştir.

36. Başvurucuların karar düzeltme talebi de aynı Dairenin

27/5/2014 tarihli ve E.2013/3161, K.2014/4317 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

37. Anılan karar 26/8/2014 tarihinde başvurucuların vekiline

tebliğ edilmiştir:

38. Başvurucular 25/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

39. 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel

Kanunu’nun "Temel esaslar" başlıklı

3. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar

şunlardır:

a) Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında

eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım

Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine

edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir.

c) Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile

sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması

esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas

içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili

Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. Gerek görüldüğünde özel sağlık

kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır.Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık

kuruluşları veya sağlık işletmelerinde verilen her türlü hizmetin fiyatları

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit ve ilan edilir.

g) Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı; sağlık

ve yardımcı sağlık personelinin yurt düzeyinde dengeli dağılımını sağlamak

üzere istihdam planlaması yapar, ülke ihtiyacına uygun nitelikli sağlık

personeli yetiştirilmesi amacıyla hizmet öncesi ya da kamu kuruluşlarında

mesleklerini icra eden sağlık ve yardımcı sağlık personeline hizmetiçi eğitim yaptırır. Bunu sağlamak amacıyla üniversitelerin,

kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşlarının

imkanlarından da yararlanır. Hizmetiçi eğitim

programını ne şekilde ve hangi sürelerle yapılacağı Sağlık ve Sosyal Yardım

Bakanlığınca çıkartılacak yönetmelikte tespit edilir.

i)

Sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla;

bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimine kadar kamu ve özel sağlık

kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında koordinasyon

ve işbirliği yapılır. Sağlık kurum ve kuruluşları coğrafik ve fonksiyonel

hizmet alanları, verecekleri hizmetler, yönetim, hizmet ilişki ve bağlantıları

gibi konularda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla

yükümlüdürler. Çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülkeye getirilmesi ve teşviki

sağlanır. ”

40.6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı

davası açılması” başlıklı 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya

başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl

ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak

haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen

veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden

itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu

sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.”

B. Uluslararası Hukuk

41. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkesin yaşam hakkı yasayla

korunur."

42. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre yaşam hakkının

devlete yüklediği pozitif yükümlülükler -ister özel hastane ister devlet

hastanesi olsun- hastaların yaşamlarının korunmasını teminat altına alma

zorunluluğu getiren düzenleyici bir çerçeve oluşturulmasını gerekli kılar (Asiye Genç/Türkiye, B. No: 24109/07,

27/1/2015, § 67).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

43. Mahkemenin 6/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

44.Başvurucular, şiddetli kasık ve göğüs ağrısı şikâyeti ile Dr.

Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran yakınlarının

damarda yırtılma tanısıyla Dr. Siyami Ersek Göğüs

Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiğini, sevk

üzerine gidilen Hastane doktorları tarafından zamanında tanının konulmaması ve

gerekli tedavi ile cerrahi müdahalenin yapılmaması nedeniyle ölüm olayının

meydana geldiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, Dr. Siyami

Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktorlarının

hastayı saatlerce sedyede bekleterek ölüme sebebiyet verdiklerini, nöbetçi

doktora bir türlü ulaşamadıklarını, yakınlarının fenalaşması üzerine

doktorların geldiğini ancak bu aşamada yapılan müdahalenin yeterli olmadığını

belirtmişlerdir. Başvuruculara göre hastaya son anda müdahale eden doktorlar o

ana kadar Hastanede olmayıp hastanın nabzının düşmesi üzerine dışarıdan

çağrılmıştır. Başvurucular ayrıca hastalığın kesin tanısının konulabilmesi için

zaruri olan tomografi cihazının Hastanede bulunmadığını ve Acil Servis

doktorlarından birinin kayıtlarda tahrifat yapmaya çalıştığını ifade

etmişlerdir. Başvurucular bu iddialarla yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

45. Başvurucular, idari yargıda açtıkları tam yargı davasının da

eksik ve çelişkili tespitler içeren bilirkişi raporuna dayanılarak

reddedildiğini, Danıştay savcısı tarafından söz konusu bilirkişi raporunun

yetersiz olduğu ve olay hakkında karar verilebilmesi için yeni bir bilirkişi

raporu alınması gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, temyiz ve karar

düzeltme taleplerinin gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini belirterek adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular temel olarak yakınları M.S.S.nin tıbbi ihmal sonucu yaşamını yitirdiğini ve bu ölüm

olayı üzerine açtıkları davada etkili bir yargısal korumadan

yararlanamadıklarını ileri sürmüşlerdir. Başvurucuların iddiaları, Anayasa'nın

17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ile ilgili olduğundan bu

iddiaların bir bütün hâlinde yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

47. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında,

kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî

deneylere tâbi tutulamaz.”

48. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Genel İlkeler

49. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı birbiriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmez haklardan

olup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır.

Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına

kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı sıra pozitif bir

yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını

gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

B. No: 2012/752, 17/9/2013, §§ 50, 51).

50. Söz konusu pozitif yükümlülük sağlık alanında yürütülen

faaliyetleri de kapsamaktadır. Nitekim Anayasa’nın 56. maddesinde herkesin

sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, devletin “herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde

sürdürmesini sağlamak (…) amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp

hizmet vermesini” düzenleyeceği, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki

sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak ve onları denetleyerek yerine

getireceği kurala bağlanmıştır (İlker Başer

ve diğerleri, B. No: 2013/1943, 9/9/2015, § 44).

51. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklere göre

devletin öncelikle, yaşamı tehlikeye girebilecek kişilerin yaşamını korumak

için yeterli yasal ve idari bir çerçeve oluşturması gerekmektedir.

52. Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevi

varlıklarını koruma hakkı kapsamında -ister kamu isterse özel sağlık kuruluşları

tarafından yerine getirilsin- sağlık hizmetlerini, hastaların yaşamları ile

maddi ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin

alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Nail Artuç, B.

No: 2013/2839, 3/4/2014, § 35).

53. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında

gerçekleşen ölüm olaylarında Anayasa’nın 17. maddesi devlete, yaşam hakkını

korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını,

bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili

idari ve yargısal tedbirleri alma görevi yüklemektedir. Bu yükümlülük -kamusal

olsun veya olmasın- yaşam hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet

bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 52).

54. Yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise

"etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki pozitif yükümlülük her

olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Bu durumlarda mağdurlara

hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli

olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 59; Nail Artuç,

§ 37).

55. Mağdurların kendi inisiyatifleri ile başvurabilecekleri

tazminat yollarının sadece hukuken mevcut bulunması yeterli olmayıp bu yolların

uygulamada da etkili olmasıgerekir. Bir başvuru

yolunun ancak hak ihlalini önleyebilmesi, devam etmekteyse sonlandırabilmesi

veya sona ermiş bir hak ihlalini karara bağlayabilmesi ve bunun için uygun bir

giderim sunabilmesi hâlinde etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir (Tahir Canan, § 26; Filiz Aka, B. No: 2013/8365, 10/6/2015, §

39).

56. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın ileri

sürüldüğü tazminat ve tam yargı davalarında, derece mahkemelerinin Anayasa’nın

17. maddesinin gerektirdiği özende bir inceleme yapma yükümlülüğü

bulunmaktadır. Bununla birlikte söz konusu özen yükümlülüğü, yaşam hakkı ile

ilgili her davada mutlaka mağdurlar lehine bir sonuca varılmasını garanti

altına almamaktadır (Aysun Okumuş ve Aytekin

Okumuş, B. No: 2013/4086, 20/4/2016, § 73).

2. İlkelerin Olaya Uygulanması

57.Somut olayda başvurucular, Dr. Siyami

Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan

ihmaller üzerine idare aleyhine açtıkları tam yargı davasının reddedilmesi

nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, Dr.

Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan işlemlere yönelik

herhangi bir ihmal ya da kusur iddiasında bulunmadıkları gibi doktorlar

hakkında yürütülen ceza soruşturmasına yönelik herhangi bir ihlal iddiasında da

bulunmamışlardır. Bu sebeple başvuru, tam yargı davasının niteliği dikkate

alınarak Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar

Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki işlemlerle sınırlı olarak

incelenecektir.

58. Somut olayda yaşam hakkının korunması için oluşturulan yasal

çerçevenin yetersiz olduğu şeklinde bir iddia ileri sürülmediği gibi Anayasa

Mahkemesi tarafından bu konuda resen gözetilmesi ve incelenmesi gereken bir

hususun da bulunmadığı anlaşılmıştır.

59. Somut olayda öncelikle başvurucuların Acil Servis

doktorlarından birinin kayıtlarda tahrifat yapmaya çalıştığı yönündeki

iddiasına değinmek gerekir. Başvurucular, kayıtlarda tahrifat yapıldığı

iddiasını soyut olarak ileri sürmüş; bu konuda ikna edici bir açıklama

getirmemişlerdir. Başvuru formu ve eklerinde, Anayasa Mahkemesine sunulan

Hastane kayıtlarının doğruluğundan şüphelenilmesini gerektirecek bir husus da

tespit edilememiştir. Dolayısıyla başvuru dosyasına eklenen Hastane kayıtlarına

göre değerlendirmelerde bulunmanın somut olayda herhangi bir sakıncasının

olmadığı kanaatine varılmıştır.

60. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucuların yakını

M.S.S.nin 16/1/2004 tarihinde gece saat 00.42'de

şiddetli kasık ve göğüs ağrısı şikâyeti ile Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve

Araştırma Hastanesine başvurduğu, burada yapılan muayenede atardamarlarında bir

problem olabileceği değerlendirilen hastanın saat 01.00 sıralarında Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve

Araştırma Hastanesine yönlendirildiği, bunun üzerine hastanın saat 01.00

sıralarında Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinden çıkış

yaptığı, saat 01.00 sıralarında Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma

Hastanesinden çıkış yapan hastanın Dr. Siyami Ersek

Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine gittiği ve bu

hastanenin Acil Servisinde ilk kez saat 01.50 sıralarında muayene edildiği ve aort diseksiyonu ön

tanısıyla Kalp Damar Cerrahisine yönlendirildiği, bunun üzerine hastanın saat

02.15'te Kalp Damar Cerrahisi hekimlerince muayene edildiği, Kalp Damar

Cerrahisi hekimlerince hastalığın kesin tanısı için transözofageal

ekokardiyografi planlandığı ancak hastanın bu işlem için Koroner Yoğun Bakım

Ünitesine götürüldüğü sırada genel durumunun aniden kötüleştiği, genel durumu

aniden kötüleşen hastaya yaklaşık bir buçuk saat müdahale edildiği ancak olumlu

bir sonuç alınamaması üzerine hastanın saat 03.40'ta öldüğünün kabul edildiği

anlaşılmaktadır.

61. Somut olayda ilk olarak hastalığın kesin tanısının

konulabilmesi için zaruri olan tomografi cihazının Hastanede bulunmadığı ve bu

sebeple hastalığın tanısının zamanında konulamadığı yönündeki iddiaların

incelenmesi gerekir.

62. İstanbul 6. İdare Mahkemesi, başvurucuların bu iddiaları

kapsamında çeşitli araştırmalar yapmış vekişinin ölüm

sebebinin tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan rapor

almıştır. Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca hazırlanan raporda, ölüm

nedeninin kişinin kendisinde mevcut olan damar hastalığına bağlı aort diseksiyonu

olduğu belirtilmiştir (bkz. § 29). Nitekim gerek Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim

ve Araştırma Hastanesi gerekse Dr. Siyami Ersek Göğüs

Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktorları hastalığın ön

tanısını aort diseksiyonu

olarak koymuş ve yapılacak bir sonraki işlemi bu tanıya göre

planlamıştır. Başvurucular hastalığın kesin tanısının konulabilmesi için zaruri

olan tomografi cihazının Hastanede bulunmadığını ileri sürmüşlerse de Hastanede

uygulanabilecek olan transözofageal ekokardiyografi

işleminin de aort diseksiyonun tanısında kullanılan

bir işlem olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim hastada kardiyopulmoner

arrest gelişmesi üzerine eş zamanlı olarak transözofageal ekokardiyografi işlemi uygulanmış ve

uygulanan transözofageal ekokardiyografide tip 1 diseksiyon

lehine ekokardiyografi bulguları gözlenmiştir. Bunun yanı sıra ceza

soruşturması sürecinde Koşuyolu Kalp Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji

Kliniğinde görevli Başhekim Yardımcısı Dr. M.T ve Kardiyovasküler

Cerrahi Klinik Şefi Prof. Dr. R.Z.den alınan bilirkişi

raporunda, transözofageal ekokardiyografi işleminin

hızlı sonuç veren ve hastalığın tanısı için önemli bilgiler sunan bir işlem

olduğu belirtilmiştir (bkz. § 21). Bu durumda mevcut bilgi ve belgeler ışığında

başvurucuların yakını M.S.S.nin Hastanede tomografi

cihazının bulunmamasından olumsuz olarak etkilendiğini söylemek mümkün

değildir. Nitekim dava kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, başvurucuların

yakını M.S.S.nin Hastanede tomografi cihazının

bulunmamasından olumsuz olarak etkilendiği yönünde bir tespit yer almamaktadır.

63. İkinci olarak Dr. Siyami Ersek

Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktorlarının

hastayı saatlerce sedyede bekleterek ölüme sebebiyet verdikleri, hastaya son

anda müdahale eden doktorların o ana kadar Hastanede olmayıp hastanın nabzının

düşmesi üzerine dışarıdan çağrıldıkları yönündeki iddiaların incelemesi

gerekir.

64. Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğinde Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve

Araştırma Hastanesinde hastanın ilk muayenesinin gece saat 01.50 sıralarında

yapıldığı anlaşılmaktadır. Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma

Hastanesinden gece saat 01.00 sıralarında çıkış yapıldığı ve Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve

Araştırma Hastanesine gidilirken yolda belli bir süre geçirildiği dikkate

alındığında gece saat 01.50'de yapılan ilk muayenenin Hastaneye müracaattan

saatler sonra gerçekleştirildiğini söylemek mümkün görünmemektedir.

65. Hasta ayrıca ilk muayeneden yaklaşık 20-25 dakika sonra saat

02.15'te Kalp Damar Cerrahisi hekimlerince muayene edilmiş ancak transözofageal ekokardiyografi işlemi yapılacakken

durumunun kötüleşmesi üzerine yaşamını yitirmiştir. Hastane kayıtlarına göre

Kalp Damar Cerrahisi hekimleri durumu ağır olan başka bir hasta ile

ilgilendikleri sırada başvurucuların yakınının sağlık durumu hakkında

kendilerinden konsültasyon istenmiş, bunun üzerine Kalp Damar Cerrahisi

ekibinden iki doktor başvurucuların yakınını muayene etmiştir. Başvuru formu ve

eklerinde, hastalığın tanı ve tedavisinde ihmal yaşandığını ve/veya bu hususta

yetkili makamlarca gerekli çabanın sarf edilmediğini gösteren bir durum tespit

edilememiştir. Nitekim Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan bilirkişi

raporunda, olay günü Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve

Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde nöbetçi olan kardiyoloji ve

cerrahi ekibinin tanıyı koymuş olduğu ancak müdahale edilemeden kişinin öldüğü,

hastaya yapılan tetkikler ve müdahalenin tıp kurallarına uygun olduğu yönünde değerlendirmelerde

bulunulmuştur (bkz. § 30). Ceza soruşturması sürecinde Dr. M.T. ve Prof. Dr. R.Z.den alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin de

Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporu ile aynı doğrultuda olduğu ve bu

raporda da hastaya yapılan tıbbi işlemlerde herhangi bir gecikme ve yanlış

uygulama olmadığının değerlendirildiği görülmektedir (bkz. § 21).

66.Bu durumda somut olayda yaşamın korunması hususunda kamu

makamlarının kusurunu ya da ihmalini ortaya koyan bir verinin bulunmadığı

anlaşılmaktadır. Nitekim başvuru konusu ölüm olayı hakkında alınan bilirkişi

raporlarında da ilgili doktorlara ve idareye herhangi bir kusur atfedilmediği

görülmektedir.

67. Somut olayda son olarak idari yargıda açılan davada eksik ve

çelişkili tespitler içeren bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğu,

temyiz ve karar düzeltme aşamalarında ileri sürülen itirazların gerekçesiz bir

şekilde reddedildiği yönündeki iddiaların incelenmesi gerekir. Görülmekte olan

bir davadaki delilleri değerlendirmek kural olarak derece mahkemelerinin işi

olmakla birlikte yaşam hakkının ihlal edildiği şikâyetinin bulunduğu davalarda

derece mahkemelerinin Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği özende bir

inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının Anayasa Mahkemesi tarafından

değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olay bu kapsamda incelendiğinde, ilgili

doktorlar hakkında yürütülen ön inceleme sırasında alınan bilirkişi raporu ile

idari yargıda açılan dava sırasında Adli Tıp Kurumundan alınan raporların

birbiriyle uyumlu olduğu, başvuru formu ve eklerinde de Adli Tıp Kurumu

tarafından hazırlanan raporların objektifliğinin ve/veya yeterliğinin

sorgulanmasına neden olabilecek herhangi bir hususun bulunmadığı

değerlendirilmiştir. Başvuru konusu olayda, derece mahkemelerinin hastaya

yapılan müdahalenin tıp kurallarına uygun olduğu yönündeki tespitinden

ayrılmayı gerektirecek bir hususun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

68. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde somut olayda

devletin yaşamı koruma yükümlülüğünü yerine getiremediğini söylemek mümkün

değildir. Ayrıca dava reddedilmiş bile olsa başvurucuların etkili bir yargısal

korumadan yararlanamadığı da söylenemez.

69. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçeyle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

6/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucular

:

1. Ali

Abidin SARUHANOĞLU

2. Gül

SARIKAYA

3. Saliha

SARUHANOĞLU

4. Senem

SARUHANOĞLU

5. Sevil

SARUHANOĞLU

Vekili

:

Av. Ahmet

DÜZGÜN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15478, 6 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucuların Yakını M.S.S.nin
  7. B. Ceza Soruşturması Süreci
  8. C. Tam Yargı Davası Süreci
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun açıkça
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Kömürcü
  20. M. Emin KUZ
  21. Sarıkaya
  22. Saruhanoğlu
  23. Saruhanoğlu
  24. Saruhanoğlu
  25. Düzgün
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/15478
Tarih
6 Aralık 2017

İlgili Kararlar

  • Ano İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/2267)
  • Recep Kolbasar Başvurusu (B. No: 2014/5042)
  • Alekseı Alekseev Başvurusu (B. No: 2016/13290)
  • Yusuf Bilin Başvurusu (B. No: 2014/14498)
  • Dalga Eda Yıldırım ve Özgün Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/5974)
  • Ergül Çiçekler Başvurusu (B. No: 2014/13693)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.