İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Asker Yurtsever Başvurusu (B. No: 2014/15978)

1. Başvuru, askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması

Başvuru No2014/15978Tarih4 Nisan 2018Okuma35 dk · 7.052 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Asker Yurtsever Başvurusu

Karar tarihi
4 Nisan 2018
Başvuru Numarası
2014/15978
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.052 kelime·35 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması

sonucu ölüm olayının meydana gelmesi ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu soruşturma

dosyasından tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 18'inci Mekanize Piyade Tugayı Topçu Tabur

Komutanlığı (Gelibolu/Çanakkale) emrinde asker iken 3/1/2012 tarihinde yaşamını

yitiren 1980 doğumlu D.Y.nin kardeşidir.

A. D.Y.nin Askere

Alınması ve Ölümü

9. Başvurucunun kardeşi D.Y. 31/7/2011 tarihinde kısa dönem

olarak askere sevk edilmiş ve 12/8/2011 tarihinde 15'inci Piyade Eğitim Tugayı

22'nci Piyade Eğitim Alayı 1'inci Havan Eğitim Tabur Komutanlığına (Amasya)

teslim olmuştur. D.Y., eğitim birliğine katılması üzerine 12/8/2011 tarihinde

yapılan Psikososyal Risk Faktörü Tarama Anketi'nde

"Daha önce ruhsal (psikolojik) bir rahatsızlık geçirdiniz mi? Son bir kaç

yıl içerisinde ruhsal (psikolojik) rahatsızlık geçirdiniz mi? Şimdiye kadar

kendinize zarar vermeye/öldürmeye yönelik herhangi bir teşebbüsünüz oldu mu?

Son zamanlarda kendinizi öldürmeyi düşündünüz mü?" gibi sorulara

"Hayır" cevabını vermiştir. D.Y., aynı tarihte psikolojik danışman

ile de bir görüşme gerçekleştirmiştir. Yapılan anket ve görüşmeden sonra D.Y.nin Rehberlik ve Danışma Merkezine (RDM) sevkinin

gerekmediği değerlendirilmiştir.

10. D.Y., Amasya'daki askerlik eğitimini tamamlamasını müteakip

28/8/2011 tarihinde 18'inci Mekanize Piyade Tugayı Topçu Tabur Komutanlığına

teslim olmuştur. D.Y., burada yapılan Psikososyal

Risk Faktörü Tarama Anketi'nde de kendi el yazısıyla herhangi bir psikolojik

sorununun bulunmadığını belirtmiştir.

11. D.Y. 7/9/2011 tarihinde birlik revirinde sağlık

muayenesinden geçirilmiştir. Bu muayenede D.Y.nin

sağlık durumunun normal olduğu değerlendirilmiştir.

12.D.Y., daha sonra 19/9/2011 tarihinde göğüs ağrısı ve nöropatik ağrı şikâyeti ile birlik revirine müracaat

etmiştir. D.Y., birlik revirinde yapılan muayeneden sonra Gelibolu Asker

Hastanesi Dâhiliye Polikliniğine sevk edilmiştir. Gelibolu Asker Hastanesi

Dâhiliye Polikliniğine sevk edilen D.Y., burada 20/9/2011 tarihinde muayene

olarak sol kol ve bacakta uyuşma ve DSN

tanıları ile Çanakkale Asker Hastanesi Nöroloji Polikliniğine sevk edilmiştir.

Bu muayenede ayrıca D.Y.nin aynı hastanenin Kulak

Burun Boğaz (KBB) Polikliniğince görülmesinin uygun olacağı

değerlendirilmiştir. Bunun üzerine 22/9/2011 tarihinde Çanakkale Asker Hastanesine

giden D.Y.nin Çanakkale Asker Hastanesi KBB

Polikliniğince yapılan muayenesinde acil tedavi gerektirir bir durumunun

olmadığı değerlendirilmiştir. Aynı gün Çanakkale Asker Hastanesi Nöroloji

Polikliniğince yapılan muayenede ise D.Y.den kan tetkiki

istenmiş, ertesi gün D.Y.ye fibromiyalji (yumuşak doku romatizması) tanısı

konularak reçete düzenlenmiştir. Reçetedeki tanı kısmına fibromiyalji tanısına ilave olarak anksiyete bozukluğu

tanısı eklenmiştir. Reçeteye de"B..."

ve "C..." adlıiki ilaç yazılmıştır. Soruşturma kapsamında alınan

bilirkişi raporuna göre bu ilaçlardan ilki B12 vitamini eksikliği durumlarında

verilen vitamin ilacı, ikincisi ise antidepresan

olarak bilinen aynı zamanda anksiyete bozukluklarında

da kullanılabilen bir ilaçtır.

13. D.Y., Komutanlık makamına yazdığı "Komutanım nişamlımla düğün

hazırlıkları ve ev eşyalarını ayarlamak maksadı ile 01-10 Aralık 2011 tarihleri

arasında planlı olan iznimi, 17/10/2011 tarihinden itibaren 10 gün kullanmak

istiyorum. Gereğinin yapılmasını arz ederim." şeklindeki bir

dilekçeyle izin talebinde bulunmuştur. Talebi kabul edilen D.Y. 17/10/2011 ile

2/11/2011 tarihleri arasında (altı gün yol izni dâhil) izin kullanmıştır.

14. Kullandığı izin sonrasında askerlik hizmetine devam eden

D.Y. belli bir eğitimden geçerek çavuş diploması almıştır.

15. D.Y. 10/11/2011 tarihinde birlik revirine müracaat etmiş ve

burada muayene olmuştur. Muayene neticesinde D.Y.ye durumsal anksiyete bozukluğu teşhisi

konularak RDM ile görüşmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir. RDM

kayıtlarında D.Y. ile bu tarihten sonra herhangi bir görüşme gerçekleştirilip

gerçekleştirilmediğine ilişkin bir bilgi mevcut değildir.

16. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan tanık beyanlarına göre

D.Y. 3/1/2012 tarihinde nöbetçi çavuş olduğu için 01.45-03.45 saatlerinde 3

No.lu kulede nöbetçi olan erleri uyandırmış, 3 No.lu kulede nöbet tutacak

erleri önce doldur-boşalt istasyonuna götürmüş, akabinde ise hep birlikte nöbet

kulesine doğru yürümeye başlamışlardır. Bu sırada D.Y., nöbetçi erlerden

birinin silahını almış ve onlardan daha hızlı bir şekilde nöbet yerine doğru

gitmeye başlamıştır. D.Y. ile nöbetçi erler arasındaki fark yaklaşık 100 metre

iken D.Y.nin bulunduğu yerden bir el silah sesi

gelmiştir. Sesin geldiği yere gidilmesi üzerine D.Y.nin

yaralanmış hâlde yerde yattığı görülmüştür. Bunun üzerine D.Y., hastaneye

götürülmüş ise de kurtarılamayarak yaşamını yitirmiştir. Hastane kayıtlarında, D.Y.nin saat 02.30'da askerî ambulansla ex

duhul (ölü) olarak hastanenin acil servisine getirildiği, yaklaşık bir saat on

beş dakika kardiyopulmoner resüsitasyon

(CPR) uygulanmış ise de hastanın CPR'ye cevap

vermediği, bu sebeple hastanın öldüğünün kabul edildiği belirtilmiştir.

B. Ceza Soruşturması

Süreci

1. Soruşturma Kapsamında

Yapılan İlk İşlemler ve Alınan Raporlar

17. 18'inci Mekanize Piyade Tugayı Topçu Tabur Komutanlığı

yetkilileri, saat 03.15 sıralarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2'nci Kolordu

Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) nöbetçi askerî savcısına D.Y.nin ateşli silah yaralanması sonucu ağır yaralı olarak

Gelibolu Devlet Hastanesine kaldırıldığını bildirmiştir. Yetkililer saat 03.45

sıralarında ise askerî savcıyı tekrar arayarak D.Y.nin

yaşamını yitirdiğini bildirmiştir. Bunun üzerine, gecikmesinde sakınca bulunan

hâl olarak değerlendirilen olay hakkında resen soruşturma başlatılmıştır. Bu

kapsamda Gelibolu İlçe Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme ekibi saat

04.15'te hastaneye ulaşmış ve askerî savcının da hastaneye gelmesi üzerine ölü

muayene işlemi gerçekleştirilmiştir.

18. Ölü harici muayenesinde, D.Y.nin

göğüs kemiklerinin birleştiği yerde bir adet mermi giriş deliği, sırtının sol

bölgesinde ise bir adet mermi çıkış deliği tespit edilmiştir. Ölü harici

muayenesi sırasında D.Y.nin el ve yüz svapları alınmıştır. Ölü harici muayenesinde ayrıca D.Y.nin üzerindeki giysiler incelenerek muhafaza altına

alınmıştır. Bu kapsamda yapılan incelemede D.Y.nin

kamuflaj pantolonunun sağ arka cebinde bir adet not defteri bulunmuştur. Not

defteri kanla kaplı olduğu için içinde sadece bir kısmı okunabilen aşağıdaki

not bulunmuştur:

"Ben [D.Y] ölümümün asker... ilgisi yoktur. Tamamen sivil...

öldürüyorum kendimi. Bu iş bir onur ve g... selesidir. Beni bir tek ölü... umarım

yanılmam."

19. Ölü harici muayesinden sonra

askerî savcı eşliğinde olay yerine gidilmiş ve olay yeri incelemesi işlemi

gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda olay yerine 2 No.lu nöbet kulesi ile 3 No.lu

nöbet kulesinin yollarının kesiştiği yerden 50 metre daha 3 No.lu nöbet

kulesine doğru devam edildiğinde ulaşıldığı, zemini toprak yol olan olay

yerinde bir miktar kan olduğu, yolun sol tarafında bir adet boş kovan bulunduğu

tespitleri yapılmıştır. Olay yerinden sonra koğuşlar bölgesine gidilmiş ve burada

da çeşitli incelemeler yapılmıştır. Akabinde ise olayda kullanıldığı belirtilen

ve tabur komutanının odasında muhafaza altına alınan silahın incelemesine

geçilmiştir. Tozlama usulü ile silah üzerinde parmak

izi incelemesi yapılmış ancak silah üzerinde herhangi bir ize rastlanmamıştır.

Yapılan incelemelerden sonra silah kriminal inceleme

için muhafaza altına alınmıştır.

20. Olay anında D.Y. ile birlikte nöbet kulesine giden Topçu Er

M.Ç. ile Topçu Er E.Ü.nün el ve yüz svapları alınmıştır. Bu kişilerin olay anındaki

kamuflajları da atış artığı incelemesi için muhafaza altına alınmıştır.

21. Ölü harici muayenesi işlemine katılan doktorlar, kesin ölüm

sebebinin klasik otopsi işlemi yapılarak tespit edilmesinin yerinde olacağını

belirtmiştir. Bunun üzerine kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla klasik otopsi

yapılmasına karar verilmiştir.

22. Başvurucu 4/1/2012 tarihinde Savcılığa sunduğu bir dilekçe

ile kardeşinin ölümünün intihar neticesinde gerçekleştiğinin kendilerine

söylendiğini; ancak, bu konuda kendilerinin şüphe duyduğunu belirterek

yapılacak otopsi işlemine Dr. Ş.K.F.nin de gözlemci

sıfatı ile hazır bulundurulmasını talep etmiştir.

23. Bunun üzerine kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla 4/1/2012

tarihinde klasik otopsi işlemi gerçekleştirilmiştir. Otopsi işleminde

başvurucunun dilekçesinde belirttiği Dr. Ş.K.F. de gözlemci sıfatıyla yer

almıştır.

24. Kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla yapılan klasik otopsi

işlemi sonucunda hazırlanan 28/1/2013 tarihli otopsi raporunda; göğsün solunda ksifoidin hemen sol üst kısmında ateşli silah mermi

çekirdeği giriş deliği, sırt sol yanda ise ateşli silah mermi çekirdeği çıkış

deliği olduğu, atışın bitişik atış mesafesinden yapıldığı, ölümün ateşli silah

yaralanmasına bağlı kot kırığıyla birlikte iç organ yaralanması sonucu meydana

geldiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca iç organlarda yapılan sistematik toksikolojik analiz sonucunda kanda alkol (etanol ve metanol) bulunmadığı, bununla birlikte 286 ng/ml paracetamol, 172 ng/ml atropin, 18,8 ng/ml chlorpheniramine bulunduğu, idrarda paracetamol

ve chlorpheniramine bulunduğu, göz sıvısında ise paracetamol, chlorpheniramine ve pseudoephedrin bulunduğu belirtilmiştir.

25. Askerî Savcılık, otopsi sonucunda kişinin kanında, idrarında

ve göz sıvısında bulunan maddelerin neler olduğu hususunda, Tıbbi Farmakoloji

Uzmanı Prof. Dr. H.E.A.dan bir bilirkişi raporu

düzenlemesini istemiştir. Raporda, paracetamol

maddesinin ağrı kesici ve ateş düşürücü amaçlarla kullanıldığı, chlorpheniramine maddesinin sakinleştirici etkisinin olduğu,

atropin maddesinin olaydan sonra hastaneye kaldırılan kişiye yapılan müdahale

esnasında verilen bir madde olduğu, pseudoephedrin

maddesinin ise soğuk algınlığı ve gribal durumlarda kullanıldığı

belirtilmiştir.

26. Olay yeri incelemesi neticesinde muhafaza altına alınan

Topçu Er M.Ç.ye ait 003265 seri numaralı silah ile bir adet 5.65x45 mm

çapındaki mermi kovanı gerekli tetkiklerin yapılması amacıyla Jandarma Genel

Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı Balistik

İnceleme Laboratuvarına gönderilmiştir. Balistik İnceleme Laboratuvarının

30/1/2012 tarihli uzmanlık raporunda; 003265 seri numaralı silahın ateş

etmesine mani mekanik herhangi bir arızasının bulunmadığı, silahın deneme

amaçlı kullanılması sonucunda patladığının görüldüğü, incelenmek için gönderilen

5.65x45 mm çap ve tipindeki bir adet mermi kovanının 003265 seri numaralı tüfek

ile atılmış olduğu tespitleri yapılmıştır.

27. Başvurucunun kardeşi D.Y. ile Topçu Er M.Ç. ve Topçu Er E.Ü.nün el ve yüz bölgesinden atış artığı transfer kitiyle

alınan svaplar üzerinde Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı Kimyasal İnceleme Laboratuvarı

görevlileri tarafından atış artığı analizi yapılmıştır. Kimyasal İnceleme

Laboratuvarı görevlileri tarafından hazırlanan 9/3/2012 tarihli uzmanlık

raporuna göre D.Y.nin sol el dış, sol el iç, sağ yüz

ve sol yüz bölgesinden alınan svaplarında atış artığı

tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra Topçu Er M.Ç.ye ait sol el iç svabında da atış artığı tespit edilmiştir. Topçu Er E.Ü.den alınan svaplar üzerinde

yapılan incelemede ise atış artıklarına rastlanmamıştır. Ölü muayene işlemi

neticesinde muhafaza altına alınan giysiler üzerinde yapılan atış artığı

analizi sonucunda ise D.Y.ye ait parkanın sol üst ön göğüs bölgesinde bir adet

delinmenin olduğu ve bu delinme bölgesinde atış artıklarının bulunduğu tespit

edilmiştir. Uzmanlık raporunda, atış artıklarının dağılımı ve yoğunluğu dikkate

alınarak atışın bitişik atış olduğu değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra Topçu

Er M.Ç.ye ait hücum yeleği önünde de atış artığı tespit edilmiştir. Topçu Er

E.Ü.ye ait giysilerde ise ise atış artığına

rastlanmamıştır.

28. Askerî Savcılık, Topçu Er M.Ç.ye ait sol el iç svabında ve hücum yeleği önünde atış artığı bulunması

hususu ile ilgili olarak da bilirkişi raporu istemiştir. Gelibolu Olay Yeri

İnceleme Ekibi ve Kimlik Tespit Grup Amirliğinde görev yapan Polis Memuru

S.F.Ü. tarafından hazırlanan raporda -Topçu Er M.Ç. ile Topçu Er E.Ü.nün soruşturma kapsamında verdiği ifadeler de dikkate

alınarak- atış yapan kişilerle temas edilmesi hâlinde temas eden kişilere de

atış artığı bulaşabileceği, bu sebeple D.Y.ye ve onun eşyalarına temas eden

Topçu Er M.Ç. ile Topçu Er E.Ü.den atış artığı

çıkabileceği, bunun yanı sıra el üstünde rastlanan atış artığının atış

sırasında olan bulaşmaya, el içinde rastlanan atış artığının ise sonradan

bulaşmaya işaret ettiği, bu sebeple Topçu Er M.Ç.nin

el içi svaplarındaki atış artığının ateş etmeden

değil temastan kaynaklanabileceği yönünde değerlendirmeler yapılmıştır.

29. Askerî Savcılık, D.Y.nin

kamuflajından çıkan notun ölen kişinin kendi elinden çıkıp çıkmadığının tespit

edilmesi amacıyla da araştırmalar yapmıştır. Askerî Savcılık, kamuflajdan çıkan

not ile D.Y.nin el yazı örneklerini içeren diğer bazı

belgeleri Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire

Başkanlığı El Yazısı ve Doküman İnceleme Laboratuvarına göndermiş ve söz konusu

notun D.Y.ye ait diğer yazılarla mukayese edilmesini ve nihayetinde bir rapor

tanzim edilerek Askerî Savcılığa gönderilmesini talep etmiştir. El Yazısı ve

Doküman İnceleme Uzmanları M.D. ile Y.Ç. tarafından hazırlanan 2/3/2012 tarihli

uzmanlık raporunda, gönderilen yazı örnekleri üzerinde doküman inceleme

(VSC-5000) ve makroskop (LEICA M 420) cihazı ile

fiziki, optik, karakteristik inceleme ve karşılaştırmalar yapıldığı

belirtilmiş; yapılan bu incelemeler neticesinde kamuflajdan çıkan notun D.Y.nin elinden çıktığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

2. Soruşturma Kapsamında İfadesi Alınan

Kişilerin Beyanları

30. Askerî savcı, olay yeri incelemesinden hemen sonra, D.Y. ile

birlikte nöbet kulesine doğru giden Topçu Er E.Ü. ile Topçu Er M.Ç.nin ifadesini almıştır. Topçu Er E.Ü.nün

3/1/2012 tarihli ifadesi şöyledir:

"03. 01.2012 günü 01.45-03.45 saatleri

arası "3 nolu kule" isimli nöbet yerinde

Topçu Onb. [M.Ç.] ile birlikte nöbetim bulunmaktaydı. Buna istinaden nöbetçi

çavuş Topçu Çvş. [D.Y.] tarafından saat 01.00 sıralarında uyandırıldım.

Hazırlandım. Ardından [D.Y.] çavuşun komutasında [M.Ç.] ile birlikte önce

silahlığa oradan silahlarımızı alıp doldur boşalt istasyonuna gittik. Oradan da

söz konusu nöbet kulesinin bulunduğu tanksavar bölüğü önünden geçen toprak yolu

aynı şekilde yani [D.Y.] çavuşun komutasında izlemek suretiyle kışlanın kuzey

doğusuna doğru yürümeye başladık. Bu şekilde yan yana yürürken [D.Y.] çavuş [M.Ç.den] tüfeğini önümüze domuz çıkma tehlikesi var diye

istedi. [M.Ç.] başta bir şey olmaz sürekli bu yolu gidip geliyoruz diyerek

tüfeğini vermek istemedi.[D.Y.] bu defa [M.Ç.ye] tüfeğini bana ver önümüze bir

şey çıkarsa senin üzerinde çelik yelek olduğundan müdahalede gecikebilirsin

diyerek ikinci kez tüfeği istedi. Bunun üzerine [M.Ç.] toprak yolda yürürken

tüfeği [D.Y.ye] verdi. O da tüfeği omzuna astı. Bir müddet bu şekilde yan yana

yürüdük. 2 nolu nöbet kulübesine ayrılan yol ayrımına

varmadan 5-10 metre önce [D.Y.] hızlanarak önümüze geçti. Gittikçe aramızdaki

mesafe açılıyordu. Ancak koşmuyordu. [M.Ç.] arkasından "abi yavaş git

yetişemiyoruz sana" dedi. O da "ben nöbetçilere fenerle işaret

veriyorum siz arkamdan gelirsiniz" dedi ve yine hızlı hızlı yürümeye devam

etti. 3. nöbet kulesine doğru yürüyordu. Aramızdaki mesafe tahminen 20-30 metre

olmuştu. Biz tam 2 nolu nöbet kulesine giden yol

ayrımına geldiğimiz noktada ilerden çavuş [D.Y.nin]

bulunduğu noktadan bir el silah sesi geldi. Hemen oraya doğru koştuk. Önce

[D.Y.] çavuşun yanına ben vardım. Onu ilk gördüğümde sırt üstü ayakları 2 nolu kuleyi yani İstanbul kara yolu tarafını gösterir

vaziyette yerde sırt üstü yatıyordu. Kolları çok açık olmamakla birlikte iki

yana açılmıştı. [M.Ç.nin] HK-33 piyade tüfeği ise

[D.Y.ye] göre sağdaydı ancak aradaki mesafeyi çok dikkat edemediğimden

hatırlayamıyorum. Benden 5-10 saniye sonra [M.Ç.] de geldi. Ben [D.Y.] çavuşun

kafasını kaldırarak dizime koydum. Bu sırada hücum yeleğinin göğüs kısmında

yırtılma olduğunu gördüm. Bu şekilde silahla göğsünden yaralandığını tahmin

ederek hemen hücum yeleğini çıkarttım. Parkanın düğmelerini açtım. Bu sırada [D.Y.nin] üstündeki elbiselerin delindiğini gördüm. Delikten

tenine doğru baktığımda küçük dairesel bir boşluk gördüm. Merminin buradan [D.Y.nin] vücuduna saplandığını anladım. Hemen karşıdaki 2 nolu nöbet kulesine AMM'yi ve

ambulansı arayın diye bağırdım. Bu sırada [D.Y.] herhangi bir şey konuşmuyordu.

Konuşacak durumda da değildi. Çünkü sadece iki kere derin nefes aldı. Gözleri

bir noktaya bakmıyordu. Bu şekilde ben ve [M.Ç.], [D.Y.] çavuşun başında

bekledik. Yaklaşık 10 dakika sonra AMM ekibi geldi. Onlardan yaklaşık 5 dakika

sonra da ambulans geldi. [D.Y.] çavuşu ambulansa bindirdik. Daha sonra [M.Ç.]

yerde bulunan silahı kayışından tutmak suretiyle alarak AMM aracına koydu. [D.Y.yi] ambulansa koyduğumuzda sırt üstü yattığı yerde

sırtına denk gelen toprak kesiminde kan lekeleri olduğunu gördüm. Oradan bizi

bölüğe götürdüler. Soruldu:

Cevaben: Biz [D.Y.] önümüzden giderken karanlık da olsa onu bir karartı

şeklinde dahi olsa görüyorduk. O da bizim gibi toprak yoldan yürüyerek

gidiyordu. Hızlı hızlı yürüdüğünden aramız açıldı. Silah sesini duyana değin

kendisini önümüzde gittiğini görmüştüm. Silah sesi geldiğinde yürüyüp

yürümediğini görebilmem hem geride aynı hizada olmamızdan hem de karanlık

olmasından dolayı mümkün olmamıştır. Ancak belirttiğim gibi açıkça bir karartı,

gölge gibi önümüzden hızlı adımlarla yürüdü ve yolun ortasındayken silah sesi

duyuldu. Silah sesi duyulduğunda [D.Y.] eğildi mi bunu da ayrıntılı görmem mümkün değildi. Yolda önümüzde

[D.Y.den] başka

kimse yoktu. Ben [D.Y.yi] tanırdım ancak kendisiyle çok da samimi değildim, bu

yüzden herhangi bir sıkıntısı olduğunu bilmiyorum dedi."

31. Topçu Er M.Ç., yaşanan olayla ile ilgili olarak Topçu Er E.Ü.nün ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuştur.

32. Askerî savcı, olay anında 2 No.lu kulede nöbet tutan Er İ.A.

ile Er K.S.nin ifadesini almıştır. Adı geçen erler

birbiri ile uyumlu olarak özetle olay günü 2 No.lu kulede nöbetçi olduklarını,

saat 02.00'ye beş on dakika kala kulenin karşısındaki yoldan üç kişinin

geçtiğini, bu üç kişiden birinin diğer ikisinden daha önde olduğunu, öndeki

kişinin bir anda durduğunu ve kişinin elindeki fenerin söndüğünü, beş on saniye

sonra bu kişinin bulunduğu yerden bir el silah sesi geldiğini, sesin

gelmesinden on on beş saniye sonra bir kişinin "Ambulans

ambulans." diye bağırdığını, karanlık

olduğu için bu kişilerin tam olarak hangi pozisyonda olduklarını

göremediklerini, bunun üzerine hemen nöbet kulesinde bulunan ani müdahale

mangası tuşuna bastıklarını, olay hakkında yetkililere telefonla da bilgi

verdiklerini, bunun üzerine yaklaşık on dakika sonra ani müdahale mangası

aracının olay yerine geldiğini, bu sırada ambulansın da olay yerine geldiğini,

şahsın ambulansa bindirilerek götürüldüğünü belirtmişlerdir.

33. Askerî savcı, ambulans takım komutanı olarak görev yapan

Astsubay M.S.A.nın ifadesini almıştır. Astsubay

M.S.A. ifadesinde özetle olayın gece saat 02.00 sıralarında kendilerine

bildirilmesi üzerine hemen arazi tipi ambulansla olay yerine gittiğini,

ambulanstan indiğinde intihar eden askerin nabzını kontrol ettiğini; ancak

nabzının atmadığını fark ettiğini, askerin solunumunu kontrol ettiğinde soluk

alıp vermediğini gördüğünü, bunun üzerine kişiyi ambulansa koyduklarını ve

hastaneye gittiklerini, yol boyunca kişiye kalp masajı yaptığını, hastanede de

kişiye kalp masajı uygulandığını ancak kişinin kalbinin çalışmadığını

belirtmiştir.

34. Askerî savcı 4/1/2012 tarihinde D.Y.nin

samimi arkadaşlarından olan Topçu Çavuş H.Ö.Ö.nün

ifadesini almıştır. Topçu Çavuş H.Ö.Ö.nün ifadesi

şöyledir:

"Ben 18'nci Mknz.

p, Tug. Topçu Tb. 4'ncü Bt. K.lığında

Batarya Çavuşu olarak görev yapmaktayım. Aynı bataryada görev yapmamız nedeni ile

Topçu Çvş. [D.Y.yi] tanırım. Bunun yanı sıra sonradan sonraya kendisi

ile gün geçtikçe daha fazla konuşmaya daha çok şey paylaşmaya başladığımı

gördüm çünkü o da benim gibi üniversite mezunu kültürlü konuşabileceğim birçok

konu olan birisi idi. Bu yüzden farklı farklı konularda hoş vakitlerimiz,

sohbetlerimiz oldu. Onu bu şekilde tanımaya başladım. Ekim ayı içerisinde izne

gitmişti. İzine gitme nedenini de nişanlısı ile sorunları olduğunu bunu

halletmek için gidiyor olduğunu bana söylemişti. Hatta onun için İstabul'dan uçakla şuan hatırlayamadığım nişanlısının

bulunduğu Doğu Anadoluda bir şehre gideceğini

belirtiyordu. İzinden döndü, döndüğünde moralinin çok bozuk olduğunu gördüm.

Konuşmuyordu, dalgındı, zayıflamıştı. Suratı sürekli asıktı. Sürekli sık sık

sigara içiyordu. Bu yüzden kendisine ne oldu diye sordum. Bana nişanlısından

ayrıldığını söyledi. Anlatımlarından kendisinin nişanlısını sevdiğini ancak

nişanlısının kendisine karşı olan duygularından emin olamadığını belkide buna sebep olarak dünya görüşlerinin farklı

olabileceğinden bahsetti. Ben de bir arkadaşı olarak kendisini teselli etmeye

çalışıyordum. Ancak yine ilerleyen günlerde aynı şekilde sıkıntılı bir ruh hali

vardı. Benzer davranışlar sergiliyordu. Sonra normale döner gibi oldu. Ölümünden

2 veya 3 hafta önceki bir gün bana nişanlısının ailesinin onun için kendi

ailesinin aldığı hediyeleri ailesine iade ettiğini bu duruma çok üzüldüğünü, bu

halde terhis olup eve gittiğinde o eşyaları görüp nişanlısını hatırlayacağını,

bu durumun kendisini daha da üzeceğini hatta bu yüzden kendi ailesine de

hediyeleri kabul etmelerinden dolayı kızdığını anlattı. Yine hatta eskisinden

daha karamsar bir tabloya büründü. O kadar sık sigara içiyordu ki kendi

paketini bitirip bizlerden istiyordu. Bu haberden sanırım ilk çarşı iznindeyken

emanet bıraktığı cep telefonunu alıp nişanlısını yani ayrıldığını beyan ettiğı nişanlısını aradığını, cevap alamayınca mesaj

attığını, ona da gün içerisinde cevap gelmeyince bu duruma sinirlendiğini

söyledi. Yine ondan sonraki günlerde aynı şekilde mutsuz karamsar davranışlar

sergilemeye devam etti. [D.Y.yi] öldüğü gecenin önceki akşamı yani Pazartesi akşam

saat 10.00 sıralarında silahlıkta gördüm. Ben de orada olmama rağmen

silahlıktaki arkadaşım İ.B.ye gelerek bozuk paran var mı dedi. İ.B.den bozuk para aldı. Beni görmemiş gibi davranıyordu.

Merhaba bile demedi. Ben de bir şey diyemedim. Ondan sonra da kendisini bir

daha görmedim. Daha sonra çay ocağında görevli olan askerden öğrendiğime göre

[D.Y.] o gün akşam çay ocağına gelip borcunu

kapatmış dedi. [D.Y.]

bahsettiğimiz izin dönüşünde yaşadığı bu sıkıntılardan dolayı RDM'ye gitmişti ancak dönüşünde yeni katılan askerlerin RDM'de olduğunu görmüş ve daha sonra giderim diyerek geri

dönmüş. Sonrada bir daha RDM'ye gitmediğini biliyorum.

Benim bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir dedi."

35. Askerî savcı, yine D.Y.nin samimi

arkadaşlarından biri olan Topçu Çavuş İ.B.nin

ifadesini almıştır. Topçu Çavuş İ.B., D.Y.nin

kişiliği hakkında Topçu Çavuş H.Ö.Ö.nün ifadesine

benzer şekilde beyanda bulunmuştur. Topçu Çavuş İ.B. bu bağlamda Türk Silahlı

Kuvvetlerindeki "can dostu" uygulaması kapsamında D.Y. ile

eşleştirildiğini, bu uygulama ile iki askerin birbirine göz kulak olmasının ve

bu askerlerden birinin sıkıntısının olması hâlinde diğerinin bu konuda

komutanlara bilgi vermesinin amaçlandığını, can dostu uygulaması sayesinde D.Y.yi tanıma fırsatı bulduğunu, D.Y.nin

askerî birlikte en samimi olduğu kişinin kendisi olduğunu ifade etmiştir. Topçu

Çavuş İ.B. ayrıca gözlemlediği kadarıyla D.Y.nin içine

kapanık olma durumunun olduğunu, kendilerine her şeyini anlatmadığını, D.Y.nin ekim ayında izne gittiğini, izinden önce herhangi

bir sıkıntısının olmadığını, izinden döndükten sonra ise nişanlısından

ayrıldığı için moralinin bozuk olduğunu, bu şekildeki ruh hâlinin kasım ayının

sonuna kadar devam ettiğini, bu vakitten sonra moral bozukluğunu üzerinden

attığını gördüğünü ancak ölümünden iki hafta önce moralinin yine çok bozuk

olduğunu gördüğünü, bu durumun hediyelerin iadesinden kaynaklandığını öğrendiğini

belirtmiştir. Topçu Çavuş İ.B. ifadesinde son olarak D.Y.nin

hiç kimseyle bir probleminin olmadığını, D.Y.nin

herhangi biri ile en ufak bir tartışmaya girdiğini dahi görmediğini, zaten yaşı

büyük olduğu için herkesin ona "ağabey"

dediğini ifade etmiştir.

36. İfadesi alınan Astsubay Ü.I. ise D.Y.nin

çalışkan ve verilen emirleri zamanında yerine getiren disiplinli bir asker

olduğunu ancak alıngan bir yönünün de bulunduğunu, bu yüzden onu kıracak bir

harekette bulunmamak için özen gösterdiklerini, Kasım ayı ortalarından bu yana

gece nöbetçilerini yerlerine götürüp getirme işini askerlere göz kulak olabileceği

düşüncesiyle ona verdiklerini, onunla yaptığı konuşmalarda bir sıkıntısının

olduğunu ve bu yüzden ilgiye muhtaç olabileceğini düşünmediğini ifade etmiştir.

37. Askerî savcı 5/1/2012 tarihinde Topçu Üsteğmen H.Y.nin ifadesini almıştır. H.Y. ifadesinde özetle eğitimli

bir asker olan D.Y.nin herhangi bir isteği olduğunda

bunu uygun bir dille kendilerine anlattığını, D.Y.nin

Ekim ayı içinde nişanlısıyla ev eşyası alışverişi yapacaklarını belirterek

kendisinden izin istediğini, bunun üzerine D.Y.yi

izne gönderdiğini, izin dönüşünde D.Y.yi uygulama

gereği izin dönüş muayenesine gönderdiğini, muayenede D.Y.ye durumsal anksiyete bozukluğu tanısı konulması üzerine viziteci

onbaşıya D.Y.yi RDM'ye

götürmesi gerektiğini söylediğini, o gün RDM'den

döndüklerinde RDM'de yoğunluk olduğundan muayene

olamadıklarını söylediklerini, bunun üzerine ertesi gün bu kişileri bir kez

daha RDM'ye gönderdiğini, bu kez olumsuz bir dönüş

olmadığını, bu yüzden muayene olmuştur diyerek konunun üzerinde durmadığını,

zaten gözlemlerinde D.Y.nin resen RDM'ye

sevk edilecek düzeyde psikolojisinin bozuk olduğunu görmediğini, D.Y.nin sorunu olduğunda bunu rahatlıkla anlatacak biri

olduğunu, ayrıca çalışkan ve disiplinli bir asker olduğunu belirtmiştir.

38. Askerî savcı vizite onbaşısı olarak görev yapan H.A.nın 5/1/2012 tarihinde ifadesini almıştır. H.A.

ifadesinde özetle D.Y.yi izin dönüşlerinde rutin

olarak yapılan muayene kapsamında revire götürdüğünü, revirdeki doktorun D.Y.ye

anksiyete bozukluğu tanısı koyarak D.Y.nin RDM'ye sevkinin uygun

olacağına karar verdiğini, bunun üzerine D.Y.yi RDM'ye götürdüğünü; ancak, RDM'ye

gittikleri gün yeni gelen askerlerin toplu muayenesi olduğundan sıra beklememek

için daha sonra geliriz diyerek geri döndüklerini ancak daha sonra

gittiklerinde de yoğunluktan geri döndüklerini, D.Y.nin

de bir daha gitmek istemediğini, zaten bir süre sonra D.Y.nin

üzerindeki durgunluk ve moral bozukluğunun kalktığını ifade etmiştir.

39. Askerî Savcılık ayrıca D.Y.nin

kullandığı telefon numarasından yapılan görüşmelerin dökümlerini incelemiştir.

Askerî Savcılık bu inceleme neticesinde D.Y.nin

olaydan önceki gün yani 2/1/2012 tarihinde eski nişanlısı ile 694 saniyelik bir

telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini tespit etmiştir. Bunun üzerine Askerî

Savcı, istinabe yoluyla D.Y.nin eski nişanlısının

ifadesini almıştır. D.Y.nin eski nişanlısı S.B.nin ifadesi şöyledir:

"[D.Y.] benim eski nişanlımdır. [D.Y.] askerden yıllık izine geldiği zaman kendisi ile 2011

yılı Ekim ayında aramızdaki kişisel sebeplerden dolayı ayrıldık. Daha sonra

[D.Y.] askere gitti ve biz bunun üzerine

telefonda görüşmedik. En son görüşmemiz, benim ailemin [D.Y.ye] ait eşyalarını ailesine göndermesi üzerine beni

aradı. Bana "neden sana gönderdiğim eşyaları geri göndermişsin, bizim

konuşmamız böyle değildi. Benim eşyalarım sende, senin esyalarında

bende kalacaktı" diye söyledi. Ben de ailemin geleneklerine göre hareket

edeceğimi söyledim. Ailemin tüm eşyalarını göndermesi üzerine çok üzüldüğünü

söyledi. Bunun üzerine ben kendisine telefonu kapatalım fazla uzatmayalım

dedim. O da bana hep senin istediğin mi olacak kapat deyince kapatacak mıyım

dedi. Bunun üzerine kendisi bana tam hatırladığım kadarıyla "silahı alıp

her gün kafama dayıyorum sen ve ailem üzülmeyin diye tekrardan silahı geri

bırakıyorum" şeklinde cümle kullandı. Ben de kendi kişilik yapısını

bildiğimden dolayı beni etkilemek için böyle konuştuğunu düşündüm ve bunun

üzerine ben de saçmalama böyle bir şey yapmazsın çünkü sen böyle biri değilsin

dedim. Daha sonra telefonu kapattığımı söyleyerek kapattım. Benim olay ile

ilgili bilgim bundan ibarettir dedi."

3. Soruşturma Sonucunda

Verilen Karar

40. Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tüm

verileri değerlendirerek D.Y.nin ölümünde herhangi

bir kişiye atfı kabil kusur ve ihmal bulunmadığı kanaatine varmış; 7/10/2013

tarihli karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

41. Başvurucu 6/11/2013 tarihli dilekçe ile kovuşturmaya yer

olmadığı kararına itiraz etmiş ve bu kararın kaldırılması talebinde

bulunmuştur. Başvurucu dilekçesinde özetle olay hakkında ayrıntılı bir

araştırma ve inceleme yapılmadığını, D.Y.nin bilinen

bir bunalım hâlinin ya da psikolojik bozukluğunun olmadığını, kardeşinin

intihar ettiğine inanmadığını, olayda başka karanlık noktalar olabileceğinden

endişe ettiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca olayın intihar sonucunda

gerçekleştiği kabul edilecek olsa dahi kardeşinin bu psikolojiye bürünmesinde

etkin olan durumların, askerlik hizmetini yerine getirirken yaşadıklarının

etkili olması ihtimalinin hiç değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu

ileri sürmüştür.

42. İtirazı inceleyen Kara Kuvvetleri Komutanlığı Beşinci Kolordu

Komutanlığı Askerî Mahkemesi (Askerî Mahkeme) soruşturmanın genişletilmesine

karar vermiştir. Askerî Mahkeme, Topçu Er M.Ç.nin

kendi silahını D.Y.ye teslim etme yetkisinin olup olmadığı hususunun tam olarak

açıklığa kavuşturulamadığı sonucuna varmış ve bu eksikliğin tamamlanması için

dosyanın Askerî Savcılığa gönderilmesine ve gerekli araştırmalar yapıldıktan

sonra dosyanın Mahkemeye iadesine karar vermiştir.

43. Askerî Savcılık bu kapsamda diğer bazı araştırmaların yanı

sıra Topçu Er M.Ç. ile Teğmen H.Y.nin ifadesini

almıştır. Topçu Er M.Ç. ifadesinde özetle D.Y.nin

nöbet yerine doğru giderken "Ben sizden

sorumluyum, bu güzergahta önümüze domuz çıkıyor." diyerek

silahı istediğini, silahı ilk başta vermemesine rağmen D.Y.nin

çekiştirerek silahı aldığını belirtmiştir. Teğmen H.Y. ise üst rütbe konumunda

olan kişinin lüzum görmesi hâlinde erlerden silahlarını isteyebileceğini, olay

günü D.Y. nöbetçi çavuş olduğu için yanında bulunan erlerden silahlarını

istemesi hâlinde askerî teamüller gereği erlerin silahlarını D.Y.ye vermesi

gerektiğini ifade etmiştir.

44. Başvurucu 28/5/2014 tarihli dilekçe ile kovuşturmaya yer

olmadığı kararına karşı ek bazı itirazlar ileri sürmüştür. Başvurucu

dilekçesinde özetle A.Y., M.Ç. ve E.K. adlı kişilerin olay günü saat 22.00

sıralarında bölük teğmeni ile kardeşinin tartıştığını, teğmenin silahının

dipçiği ile kardeşinin kafasına vurduğunuaktardığını,

bu kişilerin tanıklığının çok önemli olduğunu zira kardeşinin intihar etmiş

olabileceğine inanmadığını ileri sürmüştür.

45. Askerî Mahkeme, soruşturmanın genişletilmesi üzerine yapılan

araştırmaları da dikkate alarak 13/8/2014 tarihli karar ile başvurucunun

itirazının reddine karar vermiştir. Askerî Mahkeme, kovuşturmaya yer olmadığı

kararında açıklanan delillerin dosya kapsamıyla uyum arz ettiğini, mevcut

delillerin soruşturma konusu olayda D.Y.nin kendi

isteği ve eylemiyle herhangi bir kişinin teşviki veya yardımı söz konusu

olmaksızın hayatına son verdiği hususunda bir şüphe uyandırmadığını, ölen

kişinin sıralı amirlerinin olayla ilgili herhangi bir ihmallerinin

bulunmadığını, D.Y.nin olay günü M.Ç.nin

silahını zorla aldığını, dolayısıyla M.Ç.nin de

herhangi bir kusurunun veya sorumluluğunun bulunmadığını belirterek Askerî

Savcılıkça D.Y.nin ölüm olayı ile ilgili olarak

gerekli tüm soruşturma işlemlerinin yapılmış olduğu, eksik soruşturmayla karar

verilmesinin söz konusu olmadığı, itiraza konu kovuşturmaya yer olmadığı

kararında bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Askerî Mahkeme

ayrıca Ali Asker Yurtsever tarafından 28/5/2014 tarihli dilekçe ile ileri

sürülen itiraz ve taleplerin olayla doğrudan bir bağlantısının bulunmadığını,

Ali Asker Yurtsever'in iddia ettiği ve araştırılmasını talep ettiği olay ile

ölüm olayı arasında zaman ve mekân farkının bulunduğunu, iddia edilen şahısla

ilgili eylemlerin ayrı bir soruşturma konusu olabileceğini belirterek bu

itirazları da yerinde görmemiştir.

46. Bu karar 1/9/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

47. Başvurucu 1/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

48. Başvurucu anılan olay sebebiyle Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açtığına dair herhangi bir bilgi

vermemiştir. Anayasa Mahkemesi, bu hususta AYİM Genel Sekreterliğine 3/8/2017

tarihinde müzekkere yazmış ve söz konusu olay sebebiyle başvurucu tarafından

açılmış bir tam yargı davasının bulunup bulunmadığını sormuştur. AYİM

Başkanlığı 4/8/2017 tarihli yazı ile kayıtlarında başvurucu adına bir davaya

rastlanmadığını bildirmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

49. İlgili hukuk için bkz.

Coşkun Çiftler, B. No: 2014/18624, 22/2/2018, §§ 55-61; Kumrişan Akkuş ve Sefer

Akkuş, B. No: 2014/14672, 1/2/2017, §§ 45-56.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

50. Mahkemenin 4/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

51. Başvurucu, kardeşinin askerlik hizmetini ifa etmekte iken

ateşli silah yaralanması sonucu yaşamını yitirmesi üzerine başlatılan ceza

soruşturması sonucunda ölüm olayının intihar neticesinde gerçekleştiği

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, kardeşinin bilinen

bir bunalım hâlinin veya psikolojik bozukluğunun bulunmadığını, terhisine

sadece on gün kalan kardeşinin intihar ettiğine inanmadığını, bu hususun çok

kuşkulu olduğunu, kardeşinin ölümünün intihar sonucunda gerçekleştiği yönündeki

değerlendirmelerin doğru olmadığını belirtmiştir.

52. Başvurucu ayrıca intihar nitelendirmesi kabul edilse bile

kardeşinin bu duruma sürüklenmesi nedeniyle ve yine kardeşine yapılan ilk

müdahalenin gecikmesi sebebiyle yetkililerin sorumluluğunun bulunduğunu,

kardeşinin devletin koruması ve gözetimi altında olduğu sırada hayatını

kaybettiğini, yetkili makamların bu gibi hâllerde askerleri hastaneye

yönlendirmesinin ya da hava değişimi gibi tedbirleri almasının gerektiğini,

kardeşinin ölümünde ilgili tüm kurumların ve kuruluşların ihmalinin bulunduğunu

ifade etmiştir.

53. Başvurucu son olarak kardeşinin yaşamını yitirdiği olaya

ilişkin ayrıntılı bir inceleme ve araştırma yapılmadan olayın intihar olduğunun

değerlendirildiğini, olayda başka karanlık noktalar olabileceği yönünde

şüphelerinin bulunduğunu, kardeşinin intihar etmiş olduğu kabul edilse bile

intihar kararında etkili olma ihtimali olan askerlik hizmetine ilişkin

olayların etkisinin soruşturmada değerlendirilmediğini, olay günü bölük teğmeni

ile kardeşinin tartıştığına ve teğmenin kardeşinin kafasına silahının dipçiği

ile vurduğuna ilişkin iddiaların araştırılmadığını, kardeşinin ölümünde ihmalî davranışla da olsa sorumlu kişilerin olabileceği

olasılığının hiç değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu, itiraz

mahkemesinin duruşmasız olarak karar verdiğini, soruşturma kapsamında toplanan

deliller ve mütalaalardan kendisine bilgi verilmesi ve görüş bildirme olanağı

tanınması gerekirken bunun yapılmadığını, sorumluluğu olduğu düşünülen kişiler

ile soruşturmayı yürüten kişiler asker olduğundan eşit ve adil bir soruşturma

yürütülmediğini, itiraz merciinin verdiği karara karşı bir üst makama başvuru

hakkının tanınmamasının eksiklik olduğunu belirtmiştir.

54. Başvurucu, yukarıdaki iddialarla yaşam hakkının, adil

yargılanma hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

55. Somut olayda başvurucu, kardeşinin bir cinayete kurban

gitmiş olabileceğini; ancak, bu husus hakkında yeterli bir araştırma

yapılmadığı için olayın aydınlatılamadığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca

olay intihar olarak kabul edilse bile yetkili makamların bu intiharı önlemeye

yönelik görev ve yükümlülüklerini gereği gibi yerine getiremediğini, kardeşinin

ölümünde ihmalî davranışla da olsa sorumlu kişilerin

olabileceği olasılığının hiç değerlendirilmemiş olmasının bir eksiklik olduğunu

iddia etmiştir.

56. Bu durum dikkate alındığında somut olayda başvurucunun temel

olarak iki ayrı şikâyetinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu şikâyetlerden

birincisi, olayın cinayet olduğu ancak bunun yeterince araştırılmadığı hususu

ile ilgilidir. Bu şikâyetlerden ikincisi ise kişinin yaşamının kendi

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı korunamadığı ve olayda ihmali

olan görevliler hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği hususu ile

ilgilidir.

57. Bu iki şikâyetin niteliği itibarıyla birbirinden farklı

olduğu açıktır. Bu farklılık, yaşam hakkı kapsamında tüketilmesi gereken uygun

başvuru yolunun hangisi olduğu konusuyla da yakından ilgilidir. Çünkü yukarıda

da belirtildiği üzere birinci şikâyet ölümün üçüncü kişi tarafından kasıtlı

olarak gerçekleştirildiği, ikinci şikâyet ise askerî yetkililerin ihmalî davranışları sonucu yaşam hakkının korunamadığı ve

bu konuda etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği iddiası ile ilgilidir. Bu

sebeple mevcut başvurunun yaşam hakkı kapsamında iki farklı başlık altında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

58. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

59. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Ölüm Olayının Üçüncü

Kişi ya da Kişilerce Kasıtlı Olarak Gerçekleştirildiğine İlişkin İddia

a. Genel İlkeler

60. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50). Devletin negatif bir

yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve

hukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak

yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal

makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden

kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

61. Pozitif yükümlülüklerin korumaya ilişkin maddi yönünün yanı

sıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her

ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın

temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve

varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

62. Yaşam hakkına ilişkin bu usul yükümlülüğü olayın niteliğine

bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikteki soruşturmalarla yerine

getirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm olaylarında

Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini ve

cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat

davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi ihlali

gidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

55).

63. Yaşam hakkı kapsamında yürütülmesi gereken ceza

soruşturmalarının amacı yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir

şekilde uygulanmasını ve vuku bulan ölüm olayında varsa sorumluları ve

sorumluluklarını tespit etmek üzere adalet önüne çıkarılmalarını sağlamaktır.

Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Anayasa'nın 17. maddesi hükümleri başvuruculara üçüncü tarafları belirli bir

suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği tüm yargılamaların

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma yükümlülüğü verdiği

anlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 56).

64. Soruşturmanın etkililik ve yeterlilik açısından temin adına

soruşturma makamlarının resen harekete geçmesi ve ölüm olayını aydınlatabilecek

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplanması gerekmektedir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

57).

65. Ölüm olayına ilişkin yapılacak etkili bir soruşturma

kapsamında yetkililerin, tanıkların ifadelerinin alınması, bilirkişi

incelemeleri ve gerektiğinde yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı bir

rapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması, ölüm sebebinin objektif

analizinin yapılması ve söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi

için mümkün olan tüm tedbirlerin alınması gibi işlemleri yapmaları

gerekmektedir. Ölüm sebebinin veya olası sorumlulukların tespit edilmesini

olumsuz yönde etkileyecek nitelikteki her türlü eksiklik, etkili bir soruşturma

yürütülmesi açısından risk teşkil edebilecektir (Meral Eşkili, B. No: 2013/7586,

4/11/2015, § 89)

66. Ayrıca soruşturmada görevli kişilerin olaylara karışan veya

karıştığından şüphelenilen kişilerden bağımsız olması gerekir. Bu durum sadece

hiyerarşik veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil aynı zamanda somut

bir bağımsızlığı da gerektirmektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).

67. Yürütülecek ceza soruşturmalarının etkinliğini sağlayan

hususlardan biri de teoride olduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliği

sağlamak için soruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır.

Buna ilaveten her olayda, ölen kişinin yakınlarının, meşru menfaatlerini

korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).

68. Yukarıda sayılanlara ek olarak yürütülecek soruşturmalarda

makul bir süratte gerçekleştirilme ve özen gösterilme zorunluluğu da zımnen mevcuttur.

Elbette ki bazı durumlarda soruşturmanın veya kovuşturmanın ilerlemesine engel

olan unsurlar ya da güçlükler bulunabilir. Ancak bir soruşturmada ve devamında

yapılan kovuşturmada yetkililerin hızlı hareket etmeleri yaşanan olayların daha

sağlıklı bir şekilde aydınlatılabilmesi, kişilerin hukukun üstünlüğüne olan

bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırı eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da

kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin engellenmesi açısından kritik bir

öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B.

No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

69. Başvurucu, kardeşinin ölümünün intihar sonucu gerçekleştiği

yönündeki değerlendirmelerin doğru olmadığını, bu husus hakkında etkili bir

soruşturma yürütülmediğini ileri sürmüştür.

70. Yukarıda da belirtildiği üzere ölüm olayının üçüncü kişi ya

da kişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiği yönündeki şikâyetler ile ilgili

olarak soruşturma makamlarının, sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarını

sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğü

bulunmaktadır. Kasıtlı bir eylem sonucu meydana gelen ölüm olaylarında

mağdura/mağdurlara sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı ihlalini gidermek ve

mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir. Dolayısıyla cinayet

iddiasına ilişkin şikâyetler yönünden tüketilmesi gereken uygun başvuru yolunun

ceza soruşturması olduğu açıktır. Bu nedenle somut olayda soruşturma

makamlarının cinayet iddiası ile ilgili olarak etkili bir soruşturma yürütüp

yürütmediğinin incelenmesi gerekir.

71. Bu husus ile ilgili olarak öncelikle başvurucunun somut

olayda sorumluluğu olduğu düşünülen kişiler ile soruşturmayı yürüten kişilerin

asker olduğu, dolayısıyla eşit ve adil bir soruşturma yürütülmediği yönündeki

iddialarına değinmek gerekir.

72. Anayasa Mahkemesi kararlarında sıklıkla belirtildiği üzere (Muharrem Baş, B. No: 2014/5391, 29/6/2016,

§§ 97-107; Abubekir Yeşilkaya ve diğerleri,

B. No: 2014/3973, 8/12/2016, §§ 109-118; Sinan

Işık, B. No: 2013/2482, 13/4/2016, §§ 65-80) yasal ve kurumsal

olarak birtakım soru işaretlerinin mevcut olması tek başına, askerî savcılığın

bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yapmayacağı şeklinde yorumlanamaz.

Başvurucuların bu hususta iddialarını destekleyecek olgu veya deliller sunması

gerekir. Başvuru konusu olayda, gerek soruşturmayı yürüten Askerî Savcılığın

gerekse itirazı inceleyen Askerî Mahkeme üyelerinin soruşturmanın seyrine etki

edecek ön yargılı ve taraflı bir tutumunun olduğunu ortaya koyan bir bulgu

saptanmamıştır. Dolayısıyla somut olayda soruşturmanın bağımsızlığı ve

tarafsızlığı yönünden herhangi bir sorun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

73. Somut olayda başvurucu, kardeşinin üçüncü kişi ya da

kişilerce öldürülmüş olabileceğini belirtmekle birlikte bu eylemin hangi

şüpheli kişi ya da kişilerce gerçekleştirilmiş olabileceği hususunda Anayasa

Mahkemesine herhangi bir bilgi vermemiştir. Başvurucu, sadece kardeşinin

ölümünde pek çok kuşkulu yön bulunduğunu belirtmiş ve kardeşinin intihar edecek

birisi olmadığı argümanını ileri sürmüştür.

74. Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğinde

soruşturma makamları tarafından başvurucunun kardeşinin ölüm olayı ile ilgili

olarak çeşitli araştırmalar yapıldığı görülmektedir. Soruşturma makamları

tarafından bu kapsamda, resen bir soruşturma başlatılmış, olay yeri incelemesi

yapılarak olay yerinin fotoğrafları çekilmiş ve krokisi çizilmiş, akabinde ölü

muayene işlemi ile otopsi işlemleri gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen

otopsi işlemi neticesinde hazırlanan raporda, D.Y.nin

göğüs bölgesinden giren ve sırtının sol yanından çıkan bir mermiyle

yaralandığı, atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu, D.Y.nin ölümünün, ateşli silah mermi çekirdeği

yaralanmasına bağlı iç organ yaralanması sonucu meydana gelmiş olduğu yönünde

tespitler yapılmıştır. Soruşturma makamlarınca yapılan bu araştırmalarda,

olayın cinayet olabileceği şüphesini uyandıran herhangi bir delil elde

edilememiştir.

75. Soruşturma kapsamında ayrıca kimyasal ve balistik inceleme

raporları düzenlenmiştir. Yapılan balistik inceleme neticesinde, olay yerinde

bulunan mermi kovanının D.Y.nin olay anında

kullandığı belirtilen tüfek ile atılmış olduğu tespit edilmiştir. Atış artığı

ile ilgili olarak yapılan kimyasal inceleme neticesinde ise D.Y.nin

sol el dış, sol el iç, sağ yüz ve sol yüz bölgesinden alınan svaplarda atış artığı tespit edilmiştir. Keza D.Y.ye ait

parkanın göğüs bölgesindeki delinmede de atış artıkları bulunmuş, atış

artıklarının dağılımı ve yoğunluğuna göre atışın bitişik atış olduğu

belirlenmiştir. Atış artığı analizinde Topçu Er M.Ç.nin

sol el içinde ve hücum yeleği önünde de atış artığı tespit edilmiş ise de

soruşturma makamlarınca bu atış artıklarının ateş etmeden değil, temastan

kaynaklanabileceği değerlendirilmiştir. Soruşturma makamlarının, Topçu Er

M.Ç.de tespit edilen atış artıklarının, atış artığı bulunan yerlere temas

edilmesinden kaynaklanmış olabileceği yönündeki değerlendirmesinin makul

olmadığının söylenemeyeceği kanaatine varılmıştır.

76. Olayla ilgili olarak ayrıca bazı asker kişiler ile sivil

kişilerin tanık sıfatıyla ifadesi alınmıştır. İfadesi alınan bu tanıkların

beyanlarının da cinayet iddiasını destekleyecek herhangi bir kayıt içermediği

anlaşılmıştır.

77. Askerî Savcılık ayrıca D.Y.nin

kamuflajından çıkan "Ben [D.Y.] ölümümün asker... ilgisi yoktur. Tamamen sivil... öldürüyorum

kendimi. Bu iş bir onur ve g... selesidir. Beni bir tek ölü... umarım

yanılmam." şeklindeki notun bilirkişi incelemesi neticesinde D.Y.nin elinden çıktığının tespit edildiğini belirtmiştir.

78. Başvurucu ayrıca olay günü bölük teğmeni ile kardeşinin

tartıştığına, teğmenin bu tartışma sırasında kardeşinin kafasına silahının

dipçiği ile vurduğuna ilişkin iddiaların araştırılmadığını ileri sürmüştür.

Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğinde soruşturma kapsamında

ifadeleri alınan tanıkların bölük teğmeni ile D.Y.nin

tartıştığı yönünde bir beyanda bulunmadıkları ve bu kapsamda

değerlendirilebilecek herhangi bir olaydan bahsetmedikleri görülmektedir. Olay

sonrasında yapılan ölü muayene ve klasik otopsi işlemlerinde de bu yönde

herhangi bir bulgu saptanmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun

kovuşturmaya yer olmadığı kararına yaptığı itiraz aşamasında ileri sürdüğü bu

iddia hakkında Askerî Mahkemenin yaptığı değerlendirmelerden ayrılmayı

gerektirecek bir husus bulunmamaktadır (bkz. § 45).

79. Tüm bu hususlar dikkate alındığında D.Y.nin

üçüncü kişi ya da kişilerce öldürülüp öldürülmediği hususunda etkili bir

soruşturma yürütüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.

80. Somut olayda başvurucu; her ne kadar itiraz incelemesinin

duruşmasız olarak yapıldığını, soruşturmadan yeterince bilgilendirilmediğini,

kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yaptığı itirazın reddedilmesinden sonra

başka bir üst makama başvuru hakkının bulunmadığını ileri sürmüş ise de

başvurucunun soruşturmaya aktif bir şekilde katılabildiği ve delillerini

soruşturma makamlarına sunabildiği değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra

soruşturmanın 2 yıl 8 ay gibi makul kabul edilebilecek bir sürede tamamlandığı

anlaşılmıştır.

81. Soruşturma makamlarının olaylara ilişkin tespitleri Anayasa

Mahkemesi açısından bağlayıcı olmamakla birlikte, Anayasa Mahkemesinin

soruşturma makamlarının tespitlerinden farklı bir tespitte bulunabilmesi için

bu hususta ikna edici unsurların mevcut olması gerekmektedir. Askerî Savcılık,

olay hakkında etkili bir şekilde yürüttüğü soruşturma neticesinde D.Y.nin ölümünün intihar neticesinde gerçekleştiği sonucuna

ulaşmıştır. Askerî Savcılık bu sonuca ulaşırken olay yeri inceleme raporuna,

tanık beyanlarına, ölü harici muayenesine, otopsi raporuna ve diğer uzmanlık

raporlarına dayanmıştır. Dayanılan bu deliller ile başvuru dosyasındaki diğer

bilgi ve belgeler, D.Y.nin yaşamına üçüncü kişi ya da

kişilerin eylemi ile son verildiği iddiasını desteklememektedir. Bu durumda

somut olayda soruşturma makamlarının D.Y.nin intihar

ettiği yönündeki tespitinden ayrılmayı gerektirecek ikna edici bir nedenin

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

82. Açıklanan gerekçelerle ölüm olayının üçüncü kişi ya da

kişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiğine yönelik iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. D.Y.nin Yaşamının Kendi Eylemlerine Karşı Korunmadığına İlişkin İddia

83. Başvurucu, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz. §§ 52, 53)

kardeşinin yaşamının kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı

korunamadığını ve olayda ihmali olan görevliler hakkında etkili bir ceza

soruşturması yürütülmediğini ileri sürmüştür.

84. Ölüm olayının kasıtlı bir eylem sonucu meydana geldiği

durumlarda devletin sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkan

sağlayacak nitelikte cezai soruşturmalar yürütmekle yükümlü olduğunu bu aşamada

tekrar vurgulamak gerekir.

85. Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin

davalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşam

hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise

"etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki pozitif yükümlülük her

olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve

hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir(Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

86. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölüm

olaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakeme

hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu yani olası sonuçların

farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkileri gözardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan

riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda

-bireyler kendi inisiyatifleriyle hangi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun-

insanların hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine etkili bir

ceza soruşturması yürütülmemesi, hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerin

yargılanmaması 17. maddenin ihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 59-62).

87. Başvuru formu ve eklerinde, başvurucunun kardeşi D.Y.nin üçüncü kişi ya da kişilerce kasıtlı olarak

öldürüldüğünü ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Olay

hakkında etkili bir şekilde yürütülen ceza soruşturması neticesinde, olayın

cinayet olduğunu ortaya koyan bir veri tespit edilememiştir.

88. Ceza soruşturması neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler,

askerî yetkililerin mesleki ödevlerine açıkça aykırı davranarak D.Y.nin ölümüne sebebiyet verdiği iddiasını da

desteklememektedir.

89. Bu durumda, Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında devletin

sahip olduğu “etkili yargısal sistem kurma” yönündeki pozitif yükümlülük, somut

olayda mağdura idari yargı mercileri önünde açabileceği bir tam yargı davası

yolunun sağlanması ile yerine getirilmiş sayılabilir.

90. Nitekim Anayasa Mahkemesi, askerde intihar eden kişilerin

yakınları tarafından Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) açılan tam yargı

davalarında idarenin kusurlu olduğunun tespit edilmesi ve ölen kişinin

yakını/yakınları lehine belli bir miktar tazminata hükmedilmesi hâlinde yaşam

hakkı yönünden mağduriyetin ortadan kalkabileceğini önceki birçok kararında

ifade etmiştir (Benzer bazı kararlar için bkz. Abdullah

Doğan ve Meryem Doğan, B. No: 2014/129, 29/9/2016; Aysel Yılmaz ve diğerleri, B. No:

2014/6927, 29/9/2016, §§ 59-62).

91. Somut olayda başvurucu, kardeşinin ölümü ile neticelenen

olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasından sonra bireysel başvuruda

bulunmuştur. Başvurucu, Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki yollardan olup

hem idarenin mesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın

ödenmesini sağlayabilecek olan tam yargı davası yolunu tükettiğine ilişkin

herhangi bir bilgi ve belgeyi Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Bu durumda yaşam

hakkının korunamadığına ilişkin şikâyetler yönünden kanunda öngörülen yargısal

başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş

olduğundan söz edilemeyecektir.

92. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A.1. Ölüm olayının üçüncü kişi ya da kişilerce kasıtlı olarak

gerçekleştirildiği belirtilerek ileri sürülen yaşam hakkı ihlali iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişinin yaşamının kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek

risklere karşı korunamadığı belirtilerek ileri sürülen yaşam hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

4/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucu

:

Ali Asker

YURTSEVER

Vekili

:

Av. Sevil

ARACI BEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15978, 4 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. D.Y.nin Askere
  7. B. Ceza Soruşturması
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2014/3973, 8/12/2016, §§ 109-118; Sinan
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Yurtsever
  19. Aracı Bek
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/15978
Tarih
4 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • Metin Yamalak Başvurusu (B. No: 2015/7131)
  • H.ç. Başvurusu (B. No: 2015/6867)
  • Ömer Akdağ Başvurusu (B. No: 2014/13265)
  • Ertan Hatipoğlu Başvurusu (B. No: 2015/1993)
  • Ramazan Akpınar Başvurusu (B. No: 2014/13349)
  • Samet Kanat Başvurusu (B. No: 2015/1858)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.