İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Efendi Peksak Başvurusu (B. No: 2018/871)

1. Başvuru, özel soruşturma usulüne uyulmayarak doğal

Başvuru No2018/871Tarih18 Kasım 2020Okuma14 dk · 2.768 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Efendi Peksak Başvurusu (4)

Karar tarihi
18 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2018/871
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.768 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, özel soruşturma usulüne uyulmayarak doğal

hâkim ilkesine aykırı şekilde yetkili olmayan mahkemelerce tutukluluk

incelemesi yapılması ya da itirazın değerlendirilmesi, tutukluluğun makul

süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın

yapılması, tutukluluk incelemelerinin süresinde yapılmaması ve tutukluluğun devamı

kararına itirazının geç değerlendirilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının; özensiz olarak yürütülen soruşturma sonunda iddianame

düzenlenmesi ve savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 19/12/2017 ve 16/1/2018 tarihlerinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Yapılan incelemede aralarında konu ve kişi bakımında

irtibat bulunması nedeniyle 2018/2952 numaralı başvurunun 2018/871 numaralı

başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Genel

Bilgiler

7. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde

son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden

ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017, §§ 12-25).

8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da

bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-

üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla

başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).

9. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek

Mahkeme (Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama

tedbiri uygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma

ve/veya kovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz

Yüksek Mahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.

10. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok

kararda FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabul etmişlerdir. Bu

kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde (E.2017/16.MD-956,

K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyiz mercii olan- Yargıtay

16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerinde verdiği kararlarda (Selçuk

Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'nin silahlı

bir terör örgütü olduğu sonucuna varmıştır.

11. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerine ilişkin olarak bkz.

Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve

faaliyetlerine ilişkin olarak soruşturma ve kovuşturma belgeleri ile

tedbir/disiplin kararlarında yer alan, başta haklarında soruşturma yürütülen

yargı mensuplarının beyanları olmak üzere maddi olgulara dayalı bulunan iddia

ve tespitlere önceki kararlarda ayrıntılı şekilde yer verilmiştir (Selçuk

Özdemir, § 22).

B. Başvurucuya

İlişkin Süreç

12. Kocaeli Adliyesinde hâkim olarak görev yapan

başvurucu hakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek

FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma

başlatılmıştır.

13. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 16/7/2016

tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, 24/8/2016 tarihinde ise

meslekten ihraç edilmesine karar vermiştir.

14. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla

görevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki

yazısı üzerine başvurucu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla

16/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

15. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde, anayasal düzeni

ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından

tutuklanması istemiyle Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.

16. Başvurucunun sorgusu Kocaeli 1. Sulh Ceza

Hâkimliğince 20/7/2016 tarihinde yapılmıştır.

17. Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.

18. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Kocaeli

2. Sulh Ceza Hâkimliği 25/7/2016 tarihinde benzer gerekçelerle itirazı

reddetmiştir.

19. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 20/4/2017 tarihli

iddianameyle başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs

etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını

engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye

olma suçlarından cezalandırılması istemiyle hakkında kamu davası

açmıştır.

20. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 22/5/2017 tarihinde

iddianameyi kabul etmiş ve E.2017/143 sayılı dosya üzerinden yargılama

başlamıştır. Mahkeme aynı tarihte tensiple birlikte başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına, Mahkemenin görevsiz olduğuna ve yargılamanın yapılması için

dosyanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesine

gönderilmesine karar vermiştir.

21. Başvurucunun anılan görevsizlik ve tutukluluk hâlinin

devamı kararına yaptığı itiraz İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince ortaya konulan gerekçelere atfen 7/6/2017

tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

22. Görevsizlik kararı üzerine yargılamaya Yargıtay 16.

Ceza Dairesinin E.2017/10 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur. Daire

19/6/2017 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

23. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz Yargıtay

17. Ceza Dairesi tarafından 14/7/2017 tarihinde reddedilmiştir.

24. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 18/7/2017 tarihinde

Dairenin görevsizliğine karar vererek görev uyuşmazlığının çözümlenmesi için dosyanın

Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermiştir. Daire görevsizlik

kararı ile birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar

vermiştir.

25. Başvurucu 2/8/2017 tarihinde tutukluluk hâlinin

devamına dair karara itiraz etmiş, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 7/8/2017 tarihinde

kararında düzeltmeye yer olmadığına karar vererek dosyayı incelenmek üzere

itiraz mercii olan Yargıtay 17. Ceza Dairesine göndermiştir.

26. Yargıtay 17. Ceza Dairesi 14/8/2017 tarihinde

itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

27. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 10/10/2017 tarihinde

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ve ilk

derece mahkemesi sıfatıyla yargılamayı yapmak üzere dosyanın İstanbul 26. Ağır

Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

28. Anılan görevsizlik kararı üzerine yargılamaya

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/216 sayılı dosyası üzerinden devam

olunmuş, Mahkeme 22/11/2017 tarihinde tensiben başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına da karar vermiştir.

29. Başvurucu (2018/871 sayılı başvuru yönünden)

19/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

30. Başvurucunun anılan karara 22/12/2017 tarihinde

yaptığı itiraz İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince 8/1/2018 tarihinde

reddedilmiştir.

31. Başvurucu itirazın reddine dair kararı 11/1/2018

tarihinde öğrendiğini bildirmiştir.

32. Başvurucu (2018/2952 sayılı başvuru yönünden)

16/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

33. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 13/2/2018 tarihinde

yaptığı ilk duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Mahkeme anılan duruşma

sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.

34. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 17/1/2019 tarihinde

yaptığı duruşmada terör örgütüne üye olma suçundan başvurucunun 12 yıl

hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme anılan duruşma

sonunda hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar

vermiştir.

35. Başvurucu anılan kararı istinaf etmiş, İstanbul Bölge

Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi E.2019/480 sayılı dosya üzerinden yaptığı

inceleme sonunda 17/9/2019 tarihinde başvurucunun istinaf talebini esastan

reddetmiştir. Başvurucu söz konusu kararı temyiz etmiştir. Bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla dava Yargıtay'da derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

36. İlgili hukuk için bkz. Mustafa Özterzi, B. No:

2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-48.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

37. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Sulh Ceza

Hâkimliklerinin Yapısına ve Özel Soruşturma Usulü Uygulanmamasına İlişkin

İddialar

a. Başvurucunun

İddiaları

38. Başvurucu, hâkim olması nedeniyle hakkındaki

soruşturmanın kanunda öngörülen özel soruşturma usulüne göre yapılması

gerekirken buna uyulmayarak tutukluluk incelemelerinin ve tutukluluk hâlinin

devamına dair kararlara yaptığı itirazlarının yetkisiz olan sulh ceza

hâkimliklerince değerlendirilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca soruşturma usulünün

değiştirilmesine ilişkin kanun hükmünde kararname (KHK) düzenlemesinin de

Anayasa'ya aykırı olduğunu iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

39. Başvuru konusu olayda ileri sürülen sulh ceza

hâkimliğinin bağımsız ve tarafsız olmadığı ve özel soruşturma usulü

uygulanmaması iddialarıyla ilgili olarak daha önce bireysel

başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetleriyle ilgili olarak

2016/59363 sayılı dosya üzerinden Birinci Bölüm Birinci Komisyon tarafından

yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilmezlik kararı verildiği tespit edildiğinden başvurunun bu

şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun mükerrer olması

nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

2. Tutukluluğun

Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

41. Başvurucu; tahliye taleplerinin kabul edilmediğini,

tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun olduğunu, bu

kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını,

kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve adli kontrolün yetersiz

kalma nedenlerinin gösterilmediğini, tutukluluğa yönelik itirazlarının da

gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, dolayısıyla somut hiçbir neden

gösterilmeden matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyi aştığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu ek beyan dilekçesinde ise tutukluluğunun uzun sürdüğüne

dair şikâyetiyle ilgili olarak Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde açtığı

tazminat davasının reddedildiğini bildirmiş ve buna ilişkin kararı dosyaya

sunmuştur.

b. Değerlendirme

42. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B.

No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

43. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen

azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece

mahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise hüküm kesinleşmemiş olsa da

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473,

25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B. No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).

44. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra başvurucunun

17/1/2019 tarihinde mahkûmiyetine karar verilmiştir. Ayrıca başvurucunun ek

beyan dilekçesiyle sunduğu karar incelendiğinde başvurucunun tutukluluğunun

uzun sürdüğüne dair şikâyetiyle ilgili olarak Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde

açtığı davanın Mahkemece, esasa ilişkin davanın derdest olduğu ve bu aşamada

tazminat konusunda karar verilemeyeceği, davanın esasa ilişkin kararın

kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde açılabileceği belirtilerek istinaf

kanun yolu açık olmak üzere reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde

kapsamında açılacak dava sonucuna göre tutukluluğun makul süreyi aştığının

tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da

hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolu başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir

hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile

bağdaşmamaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

46. Başvurucu; tutukluluk incelemelerinin, tutukluluk

hâlinin devamına dair kararlara yaptığı itirazlarının ve tahliye taleplerinin

duruşmasız olarak değerlendirildiğini ve uzun süredir hâkim önüne çıkmadığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

47. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§

16, 17).

48. Anayasa Mahkemesi Salih Sönmez (B. No:

2016/25431, 28/11/2018) kararında tutukluluk incelemelerinin duruşmasız

yapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetini

incelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun inceleme tarihi

itibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarak

verilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasını

sağlamayacağını ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş ve bu

durumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili

bir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata

hükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır.

49. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu tür

ihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuru

yollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireysel

başvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi

kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuru

yollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.

50. Somut olayda başvurucu 20/7/2016 tarihinde

tutuklanmış ve tutuklandıktan sonra ilk kez kovuşturma aşamasında 13/2/2018

tarihinde yapılan duruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili bir

biçimde ileri sürme fırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun hâkim/mahkeme önüne

çıkmadığı süre yaklaşık 1 yıl 6 ay 23 gündür. Dolayısıyla somut başvuru

yönünden anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluk

incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası

ile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru

yaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Tutukluluk

İncelemelerinin Süresinde Yapılmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

52. Başvurucu, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince

iddianamenin ve buna bağlı olarak tutukluluk durumunun -5271 sayılı Kanun'da

belirtilen on beş günlük süreden- on yedi gün sonra değerlendirildiğini

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

53. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca

hürriyeti kısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini

ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını

sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunmaktadır.

Burada belirtilen bir yargı merciine başvurma hakkı, suç isnadıyla

hürriyetinden yoksun bırakılan kimseler bakımından tahliye talebinin yanı sıra

tutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarına karşı

yapılan itirazların incelenmesi sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir

(Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).

54. Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine

göre şüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesi

durumunda, hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkı

kapsamında bir değerlendirme yapılmadığından bu incelemeler Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamına dâhil değildir (Firas Aslan ve Hebat

Aslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 32; Faik Özgür Erol ve

diğerleri, B. No: 2013/6160, 2/12/2015, § 24).

55. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun gözden

geçirilmesi yönünden resen yapılan bu incelemeler Anayasa'nın 19. maddesinin

kapsamına dâhil olmadığından başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Tutukluluğa

İtirazının Geç Değerlendirildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

56. Başvurucu, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin

22/11/2017 tarihinde verdiği tutukluluk hâlinin devamına dair karara 22/12/2017

tarihinde yaptığı itirazın İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince -8/1/2018

tarihinde- 17 gün sonra değerlendirildiğini belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

57. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,

17).

58. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (k) bendi, yakalanan veya tutuklanan kişilere yakalama ve tutuklama

işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları

durumunda maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine

imkân sağlamaktadır. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla tahliyesine karar verilen ya da hükümlü hâle gelen

başvurucular yönünden anılan yolun tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu

olduğu sonucuna varmıştır (Cafer Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§

37-40; Yaşar Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40; Ali Efendi

Peksak, B. No: 2017/29428, 17/7/2019, §§ 101-112).

59. Somut olayda Mahkeme 17/1/2019 tarihinde yaptığı

duruşmada başvurucunun mahkûmiyetine ve hükmen tutukluluk durumunun devamına

karar vermiştir. Dolayısıyla anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı

gerektiren bir durum söz konusu değildir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde belirtilen dava yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi

bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

61. Başvurucu; tutuklu dosya olmasına rağmen Savcılık

tarafından özensiz şekilde yürütülen soruşturma sonunda iddianame

düzenlendiğini ve soruşturma sürecinde -yeni olay ve olguların ortaya çıkması

ve farklı suçlamalar yöneltilmesi nedeniyle- ek ifadesinin alınması gereken

durumlarda savunma hakkı tanınmadığını, ayrıca bir kısım talebine ilişkin

olarak Mahkemece bir karar verilmediğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

62. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Buna göre somut olayda başvurucunun iddialarının özü adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin olup başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin

Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında incelenmesi gerekir.

63. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için öngörülen idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe

Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).

64. Somut olayda başvurucu hakkındaki yargılamanın

sonuçlanmadığı (bkz. § 35), adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürülen bu

iddiaların yargılama sürecinde ve kanun yolunda incelenmesi imkânının bulunduğu

anlaşılmaktadır.

65. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Sulh ceza hâkimliklerinin yapısına ve özel

soruşturma usulü uygulanmamasına ilişkin şikâyetler yönünden başvurunun mükerrer

olması nedeniyle REDDİNE,

2. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin şikâyetler yönünden başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Resen yapılan tutukluluk incelemelerinin süresinde

yapılmadığına ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Tutukluluğa itirazının geç değerlendirilmesi nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 18/11/2020 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Fatih HATİPOĞLU Başvurucu : Ali Efendi PEKSAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/871, 18 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Genel
  10. B. Başvurucuya
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Kişi
  16. B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  17. A. 1. Sulh ceza hâkimliklerinin yapısına ve özel
  18. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/871
Tarih
18 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Deniz Kanijali Başvurusu (B. No: 2019/36452)
  • Osman Karakaya Başvurusu (B. No: 2018/16093)
  • Berkay Ustabaş Başvurusu (B. No: 2018/10108)
  • Aras Kargo Yurt İçi Yurt Dışı Taşımacılık A.ş. Başvurusu (B. No: 2019/37739)
  • Celal Balabanlı Başvurusu (B. No: 2017/24339)
  • İlhami Güneş Başvurusu (B. No: 2018/35083)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.