İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Kandil ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13224)

1. Başvuru, anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan

Başvuru No2014/13224Tarih19 Kasım 2019Okuma14 dk · 2.757 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Kandil Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2014/13224
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.757 kelime·14 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan

bazı eylemlerinin terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyetlerinde delil

olarak kullanılmasının başvurucuların ifade ve din özgürlüğü ile toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda

ayrıca terör örgütüne üye olmak suçundan delil olarak değerlendirilen fiiller

hakkında daha önce soruşturma veya kovuşturma yapılıp bir karar verildiği

belirtilerek aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının

ihlal edildiği de ileri sürülmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucular Şahin Kılıç 1975, Ali Kandil 1961, Serdar

Erdoğan 1970, Veysel Aksoy 1973, Özgür Söylemez 1973 ve Gürkan Kahraman 1974

doğumlu olup olayların meydana geldiği tarihte Tunceli'de ikamet etmektedirler.

7. Başvurucular; PKK terör örgütüne üye oldukları gerekçesiyle

dört gün gözaltında tutulduktan sonra 15/11/2012 tarihinde tutuklanmışlardır.

Cumhuriyet savcısı 30/1/2013 tarihli iddianamesi ile başvurucuların anılan

suçtan cezalandırılmalarını talep etmiştir. Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesi

(Mahkeme) 21/6/2013 tarihinde başvurucuların PKK terör örgütüne üye olmak

suçundan mahkûmiyetlerine hükmetmiştir.

8. Mahkemenin başvurucuların terör örgütüne üye olmak suçundan

mahkûmiyetlerinde dikkate aldığı delillerin bazıları şu şekildedir:

i. Mahkeme, başvurucuların terör örgütüne yardım etmek suçundan

ceza infaz kurumunda tutukluyken hayatını kaybeden bir kişinin ya da

çatışmalarda öldürülen örgüt mensuplarının cenaze törenlerine katılmalarını

veya katılımı organize etmelerini delil olarak değerlendirmeye almıştır.

Mahkeme ayrıca başvuruculardan Veysel Aksoy'un çatışmalarda öldürülen bir örgüt

mensubunun mezarının başında düzenlenen anma törenine katılmasını da delil

olarak değerlendirmiştir. Mahkemeye göre terör örgütünün talimatlarına

istinaden başvurucuların katıldığı bu törenlerden bir kısmı terör örgütünün

propagandasının yapıldığı organizasyonlara dönüşmüş, bazılarında ise örgüt

mensuplarını ve PKK terör örgütünü övücü sloganlar atılmıştır. Mahkeme,

başvuruculardan Özgür Söylemez'in katıldığı bir

cenaze töreninde içinde şiddet içeren sözler barındıran bir konuşma yaptığını

ve başka bir cenaze törenine katılması için S.S. isimli şahsa telkinde

bulunduğunu belirtmiştir.

ii. Bundan başka Mahkeme, örgüt talimatına istinaden

düzenlendiğinin ve terör örgütünün propagandasına dönüştüğünün ileri sürüldüğü

bazı mitinglere, gösterilere ve basın açıklamalarına başvurucuların

katılmalarını ve/veya katılımı organize etmelerini de mahkûmiyet kararı

verirken dikkate almıştır.Mahkeme, bahsi geçen

gösteri ve basın açıklamalarından bazılarında şiddet olaylarının yaşandığı,

kamu kurumlarına yönelik saldırıda bulunulduğu, PKK terör örgütünü simgeleyen

bayrak ve flamaların taşındığı, PKK terör örgütü lehine sloganlar atıldığı ve

katılımcılardan bazılarının yüzlerini gizledikleri hususlarına özellikle vurgu

yapmıştır. Mahkeme ayrıca şiddet olaylarının yaşandığı bazı gösterilerde

başvuruculardan bir kısmının şiddete bulaşan grubu yönlendirdiğini de kabul

etmiştir.

iii. Başvuruculardan bazılarının hayatını kaybeden terör örgütü

mensuplarından "şehit"

diye bahsetmesi de delil olarak dikkate alınmıştır.

iv. Başvuruculardan bazılarının ikametgâhında yapılan

aramalarda, hakkında toplatma kararı bulunan yayınların ve örgütsel

dokümanların ele geçirildiği belirtilmiştir.

v. Mahkeme, PKK terör örgütünün talimatlarına istinaden

başlatıldığını belirttiği açlık grevlerine destek olmak amacıyla Tunceli'de

açlık grevine destek çadırı kurulduğunu ifade etmiştir. Mahkeme, bahsi geçen

çadırı kuranlardan ikisinin başvurucular Özgür Söylemez ve Veysel Aksoy

olmasının onların terör örgütüne üye olduklarını gösteren bir delil olduğunu

kabul etmiştir.

vi. Başvurucu Şahin Kılıç yönünden yapılan değerlendirmede

yukarıda sayılan diğer eylemlerinin yanında başvurucunun Tunceli'de düzenlenen

ve terör örgütünün propagandasının yapıldığı nevruz etkinliğini organize

ettiği, PKK terör örgütü mensuplarının kullandığı kıyafetlerle etkinliğe

katıldığı ve yaptığı açılış konuşmasında terör örgütünün kurucularından olduğu

belirtilen M.D.yi öven ifadeler kullandığı

belirtilmiştir.

9. Mahkûmiyet hükmünde, dosya kapsamında bulunan ve yukarıda

sıralanan tüm eylemler/deliller her bir başvurucu yönünden ayrı ayrı

değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler şu şekildedir:

"...Sanık Ali Kandil'in 2009 yılı ve sonrasında, farklı

tarihlerde ve süreklilik arzedecek şekilde örgüt

üyesi konumundaki diğer sanıklarla eşgüdüm içerisinde örgütsel birliktelik

sağlayarak ve örgüte sempati duyan kitleyi canlı tutmak amacıyla terör örgütü

mensuplarının farklı tarihlerdeki üç cenaze törenine katılmak, terör örgütünün

talimatıyla örgütün amaçları doğrultusunda düzenlenen ve terör örgütünün

propagandasına dönüşen çok sayıda basın açıklamasına katılmak, terör örgütünün

talimatları doğrultusunda başlatılan açlık grevlerine destek olmak, '14 Temmuz

Direnişi/Öcalan’a Özgürlük' adı altında terör örgütünün propagandasına dönüşen

ve güvenlik güçlerine taşlı, sopalı ve molotoflu

saldırıların yapıldığı izinsiz mitinge katılmak üzere Diyarbakır iline gitmek,

yaptığı telefon görüşmesinde örgüt mensuplarına 'şehit' demek suretiyle onları

yüceltmek şeklinde belli bir çeşitlilik seviyesine ulaşan eylemleri nedeniyle

PKK/KCK silahlı terör örgütü ile sanık arasında organik bir bağ olduğunun

açıkça belirlendiği ve bu itibarlasanığın PKK/KCK

silahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmakla örgüt üyeliğinden aşağıdaki

şekilde cezalandırılması yoluna gidilmiştir.

...

Sanık Gürkan Kahraman'ın 2009 yılı ve sonrasında,

farklı tarihlerde ve süreklilik arzedecek şekilde

örgüt üyesi konumundaki diğer sanıklarla eşgüdüm içerisinde örgütsel

birliktelik sağlayarak ve örgüte sempati duyan kitleyi canlı tutmak amacıyla

terör örgütü mensuplarının farklı tarihlerdeki beş cenaze törenine katılmak,

terör örgütünün talimatıyla örgütün amaçları doğrultusunda düzenlenen ve terör

örgütünün propagandasına dönüşen çok sayıda basın açıklamasına katılmak, terör

örgütünün talimatları doğrultusunda başlatılan açlık grevlerine destek olmak ve

'14 Temmuz Direnişi/Öcalan’a Özgürlük' adı altında terör örgütünün

propagandasına dönüşen ve güvenlik güçlerine taşlı, sopalı ve molotoflu saldırıların yapıldığı izinsiz mitinge katılmak

üzere Diyarbakır iline gitmek şeklinde belli bir çeşitlilik seviyesine ulaşan

eylemleri nedeniyle PKK/KCK silahlı terör örgütü ile sanık arasında organik bir

bağ olduğunun açıkça belirlendiği ve bu itibarla sanığın PKK/KCK silahlı terör

örgütünün üyesi olduğu anlaşılmakla örgüt üyeliğinden aşağıdaki şekilde

cezalandırılması yoluna gidilmiştir.

...

Sanık Özgür Söylemez'in

2009 yılı ve sonrasında, farklı tarihlerde ve süreklilik arzedecek

şekilde örgüt üyesi konumundaki diğer sanıklarla eşgüdüm içerisinde örgütsel

birliktelik sağlayarak ve örgüte sempati duyan kitleyi canlı tutmak amacıyla

terör örgütü mensuplarının farklı tarihlerdeki üç cenaze törenine katılmak,

terör örgütünün talimatıyla örgütün amaçları doğrultusunda düzenlenen ve terör

örgütünün propagandasına [dönüşen] çok sayıda basın açıklamasına katılmak ve terör örgütünün talimatları

doğrultusunda başlatılan açlık grevlerine destek olmak şeklinde belli bir

çeşitlilik seviyesine ulaşan eylemleri nedeniyle PKK/KCK silahlı terör örgütü

ile sanık arasında organik bir bağ olduğunun açıkça belirlendiği ve bu itibarla

sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmakla örgüt

üyeliğinden aşağıdaki şekilde cezalandırılması yoluna gidilmiştir.

...

Sanık Serdar Erdoğan'ın 2009 yılı ve

sonrasında, farklı tarihlerde ve süreklilik arzedecek

şekilde örgüt üyesi konumundaki diğer sanıklarla eşgüdüm içerisinde örgütsel

birliktelik sağlayarak ve örgüte sempati duyan kitleyi canlı tutmak amacıyla

terör örgütü mensuplarının farklı tarihlerdeki üç cenaze törenine katılma,

terör örgütünün talimatıyla örgütün amaçları doğrultusunda düzenlenen ve terör

örgütünün propagandasına dönüşen çok sayıda basın açıklamasına katılmak ve

terör örgütü kurucusu Abdullah Öcalan tarafından yazılan veya onun fikirlerini

yansıtan çok sayıda yayın bulundurmak şeklinde belli bir çeşitlilik seviyesine

ulaşan eylemleri nedeniyle PKK/KCK silahlı terör örgütü ile sanık arasında

organik bir bağ olduğunun açıkça belirlendiği ve bu itibarla sanığın PKK/KCK

silahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmakla örgüt üyeliğinden aşağıdaki

şekilde cezalandırılması yoluna gidilmiştir.

...

Sanık Şahin Kılıç'ın 2009 yılı ve sonrasında,

farklı tarihlerde ve süreklilik arzedecek şekilde

örgüt üyesi konumundaki diğer sanıklarla eşgüdüm içerisinde örgütsel

birliktelik sağlayarak ve örgüte sempati duyan kitleyi canlı tutmak amacıyla

terör örgütü mensuplarının farklı tarihlerdeki dört cenaze törenine katılmak,

terör örgütünün talimatıyla örgütün amaçları doğrultusunda düzenlenen ve terör

örgütünün propagandasına dönüşen çok sayıda basın açıklamasına katılmak, terör

örgütünün talimatları doğrultusunda başlatılan açlık grevlerine destek olmak,

2010 yılı Nevruz etkinliği sırasında terör örgütünün kurucularından M.D.'ı öveceek ifadeler kullanmak

şeklinde belli bir çeşitlilik seviyesine ulaşan eylemleri nedeniyle PKK/KCK

silahlı terör örgütü ile sanık arasında organik bir bağ olduğunun açıkça

belirlendiği ve bu itibarla sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütünün üyesi

olduğu anlaşılmakla örgüt üyeliğinden aşağıdaki şekilde cezalandırılması yoluna

gidilmiştir.

...

Sanık Veysel Aksoy'un 2009 yılı ve sonrasında,

farklı tarihlerde ve süreklilik arzedecek şekilde

örgüt üyesi konumundaki diğer sanıklarla eşgüdüm içerisinde örgütsel

birliktelik sağlayarak ve örgüte sempati duyan kitleyi canlı tutmak amacıyla

terör örgütü mensuplarının farklı tarihlerdeki beş cenaze törenine katılmak,

terör örgütünün talimatıyla örgütün amaçları doğrultusunda düzenlenen ve terör

örgütünün propagandasına dönüşen çok sayıda basın açıklamasına katılmak, ölen

terör örgütü mensuplarının ölüm yıldönümlerinde gerçekleştirilen anma

etkinliğine katılmak, terör örgütünün talimatları doğrultusunda başlatılan

açlık grevlerine destek olmak ve bu amaçla kurulan açlık çadırını kurmak ve '14

Temmuz Direnişi/Öcalan’a Özgürlük' adı altında terör örgütünün propagandasına

dönüşen ve güvenlik güçlerine taşlı, sopalı ve molotoflu

saldırıların yapıldığı izinsiz mitinge katılmak üzere Diyarbakır iline gitmek

şeklinde belli bir çeşitlilik seviyesine ulaşan eylemleri nedeniyle PKK/KCK

silahlı terör örgütü ile sanık arasında organik bir bağ olduğunun açıkça

belirlendiği ve bu itibarla sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütünün üyesi

olduğu anlaşılmakla örgüt üyeliğinden aşağıdaki şekilde cezalandırılması yoluna

gidilmiştir..."

10. Temyiz üzerine mahkûmiyet kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesi

tarafından 6/6/2014 tarihinde onanmıştır. Başvurucular, nihai karardan 9/7/2014

tarihinde haberdar olduğunu belirtmişler; 7/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

11. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal ([GK] B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39)

başvurusu hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

12. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Aynı Suçtan İki Kez

Yargılanmama ve Cezalandırılmama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

13. Başvurucular; terör örgütüne üye olmak suçunda delil olarak

değerlendirilen eylemlerinden dolayı daha önce Malatya ve Tunceli'de adli

soruşturma veya kovuşturma yapıldığını ve haklarında kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararlar veya beraat kararları verildiğini belirtmişler ve aynı

eylemden dolayı iki kez yargılandıklarını ileri sürerek aynı suçtan iki kez

yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

14. Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 7 No.lu Protokol’ün 4.

maddesinde yer alsa da 10/3/2016 tarihli ve 6684 sayılı 11 Nolu

Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair

Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokolün Onaylanmasının Uygun

Bulunduğuna Dair Kanun'un Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 10/3/2016

tarihinde kabul edildiği ve 25/3/2016 tarihinde Resmî Gazete'de

yayımlandığı, 28/3/2016 tarihinde de Bakanlar Kurulunca onaylanan Protokol'ün

Türkiye açısından 1/8/2016 tarihinde yürürlüğe girdiği gözönünde

bulundurulduğunda başvuruya konu karar 6/6/2014 tarihinde kesinleşmiş olup

başvuruya konu ihlal iddiası tarihi itibarıyla anılan Protokol Türkiye

açısından yürürlükte olmadığından başvurucuların hak ihlali iddiasının Anayasa

ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının dışında kaldığı anlaşılmaktadır (Mehmet Sefa Sirmen, B. No: 2016/12029,

17/4/2019, § 33).

15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. İfade ve Din Özgürlüğü

ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

16. Başvurucular; dinî inançları gereği olarak katıldıkları

cenaze törenlerinin delil olarak değerlendirmeye alındığını, katıldıkları diğer

etkinliklerde de şiddete bulaşmadıklarını ve etkinliklere katılan diğer bazı

kişilerin eylemlerinden sorumlu tutulduklarını iddia etmişlerdir. Başvurucular

ayrıca yapmış oldukları bütün faaliyetlerinin demokrasinin çok sesliliği kapsamında

değerlendirmesi gerektiğini belirtmişler ve bu nedenlerle ifade, din ve vicdan

özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

17. Katıldıkları veya organize ettikleri toplantılar ile bu

toplantılarda yapılan bazı düşünce açıklamalarının, bazı yayınları

bulundurmanın veya örgüt mensubu oldukları belirtilen kişilerin cenazelerine

katılmanın terör örgütüne üye olmak suçundan verilen mahkûmiyet kararının

delili olarak kullanılması başvurucuların ifade ve din özgürlüğü ile toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı üzerinde caydırıcı etki doğurabilir.

Dolayısıyla başvurucuların Anayasa'nın 24., 26. ve 34. maddesinde koruma altına

alınan haklarına müdahalede bulunulduğu kabul edilmelidir (Metin Birdal, § 48).

18. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde

öngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı, millî güvenlik ve kamu

düzeninin korunması meşru amaçları kapsamında kaldığı anlaşılmıştır (Metin Birdal, §§ 52, 53). Bu nedenle başvuru konusu müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı değerlendirilecektir.

a. Müdahalenin Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

19. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bir

eylemin terör örgütüne üye olmak suçunun mahkûmiyetinde delil olarak

kullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir

müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir

(zorunlu toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın

[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68;Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, § 51).

b. Somut Olayın

Değerlendirilmesi

20. Terör örgütüne üye olmak suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir

suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve

bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini

engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin

Birdal, §§ 60, 61).

21. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.

Dolayısıyla başvurucular hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olmak

suçunun sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli

olup olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı

dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz Çelik [GK], B. No: 2014/13117,

19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ,

§ 65). Bundan başka bir ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas

alınabileceği meselesi de esas itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının

dışındadır (Türk ceza hukuku uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için

bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).

22. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör

örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının

o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza

kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek

kuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,

bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının

anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin de

değerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye

olmak, toplantılara katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerin

anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı

durumlarda başta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir

baskı oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).

23. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı

caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine

karşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların

terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak

etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).

24. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için

derece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan

faaliyetlerini terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyet

kararlarında delil olarak kullanılmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını

göstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki

denetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı

karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle gösterilip gösterilemediği ile

sınırlı olacaktır(Metin Birdal, §

72).

25. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda

başvurucuların toplantı, din ve ifade özgürlüklerine yapılan müdahalelerin

gerçekten toplumsal bir ihtiyaca

cevap verip vermediği sorusuna yanıt bulacaktır.

26. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi; süreklilik,

çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddeti

ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucuların PKK terör örgütünün

üyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucular tarafından

sunulan bilgi ve belgeler ile derece mahkemelerince başvurucuların mahkûm

edilmesi için benimsenen gerekçeleri yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca bir

bütün olarak ve dikkatle incelemiştir.

27. Somut olayın koşullarında ilk derece mahkemesinin

başvurucuları suç oluşturmadığı ve anayasal hakların kullanımından ibaret

olduğu ileri sürülen eylemleri nedeniyle mahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlk

derece mahkemesi, diğer bazı deliller yanında terör örgütünün talimatına

istinaden düzenlendiği ve terör örgütünün propagandasına dönüştürüldüğü

belirtilen gösterileri organize etmelerini veya gösterilere katılmış

olmalarını, çatışmalarda öldürülen terör örgütü mensuplarının ya da terör

örgütüne yardım ettiği iddia edilen ve ceza infaz kurumunda hayatını kaybeden

bir kişinin cenaze törenine katılmalarını, bahsi geçen etkinliklerde yaptıkları

açıklamaları ve örgütsel nitelikteki yayınları bulundurmalarını başvurucuların

örgüt üyeliğini açıklayan ve eylemlerinin sürekliliğini gösteren deliller

olarak kullanmıştır (krş. Metin Birdal,

§ 76).

28. İlk derece mahkemesi; başvurucuların söz konusu toplantı ve

gösterileri organize etmek veya katılmak biçimindeki rollerinin, silahlı

çatışmalarda öldürülen örgüt mensuplarının cenaze törenlerine birden fazla kez

katılmalarının ve diğer davranışlarının onların PKK terör örgütünün hiyerarşik

yapılanmasına kendi istekleriyle ve bilerek dâhil olduklarına dair bilgileri

doğrular ve tamamlar nitelikte olduğunu ikna edici biçimde ortaya koymuştur. Bu

bağlamda ilk derece mahkemesi, başvurucuların şikâyete konu eylemlerinin delil

olarak kullanılmasının bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli

bir gerekçe ile göstermiştir.

29. Sonuç olarak başvurucuların ifade ve din özgürlüğü ile

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahale demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemez.

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin

meşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

31. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların ifade ve din özgürlüğü

ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine dair

başvurusunun, bir ihlal bulunmadığı açık olduğundan açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul

edilemezliğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. İfade ve din özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Selahaddin MENTEŞ Raportör : Ömer MENCİK Başvurucular : 1. Ali KANDİL 2. Gürkan KAHRAMAN 3. Özgür SÖYLEMEZ 4. Serdar ERDOĞAN 5. Şahin KILIÇ 6. Veysel AKSOY Vekili : Av. Enver Erdal ŞİMŞEK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/13224, 19 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Aynı Suçtan İki Kez
  9. B. İfade ve Din Özgürlüğü
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/13224
Tarih
19 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Ayşegül Başar Başvurusu (B. No: 2017/17432)
  • Murat Kılıç Başvurusu (B. No: 2016/21201)
  • Ramazan Baytemir Başvurusu (B. No: 2015/2105)
  • Hamit Dışkaya Başvurusu (B. No: 2017/15224)
  • Ender Ergün Başvurusu (B. No: 2016/1849)
  • Fatma Alan ve Talip Şeker Başvurusu (B. No: 2014/10801)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.