İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan Baytemir Başvurusu (B. No: 2015/2105)

1. Başvuru, tıbbi esaslara uygun şekilde yapılmayan tedavi

Başvuru No2015/2105Tarih19 Kasım 2019Okuma24 dk · 4.714 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ramazan Baytemir Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2015/2105
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.714 kelime·24 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tıbbi esaslara uygun şekilde yapılmayan tedavi

sebebiyle ölümün meydana gelmesi ve bu olay üzerine açılan tam yargı davasının

eksik inceleme sonucu reddedilmesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/1/2015 tarihinde Frankfurt Başkonsolosluğu vasıtasıyla

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 2/11/2008 tarihinde yaşamını yitiren 1991 doğumlu A.B.nin babasıdır.

A. A.B.nin Tedavi

Süreci ve Ölümü

8. Başvurucunun kızı A.B. 28/8/1991 tarihinde ağır mental retardayonu (zekâ geriliği) hastası olarak

doğmuştur. Başvurucu, kızının öksürük, balgam ve ateş şikâyetleri olduğundan

bahisle 12/10/2008 günü saat 16.30'da hastaneye müracaat ettiğini

belirtmektedir. Ancak hastane kayıtlarına göre başvurucu saat 17.45 civarında

hastaneye müracaat etmiştir.

9. Bu andan itibaren başvurucunun iddiaları ile hastane

tarafından sunulan savunmalar farklılaşmaktadır.

10. Hastane tarafından tutulan 13/10/2008 tarihli formda şu

kayıtlar bulunmaktadır:

''Hasta aspirasyon pnomisi sepsis nedeniyle danışıldı. Doğuştan mental

retarda olan hastanın yakınından alınan bilgiye göre

2 gün önce cumartesi günü öksürük, balgam şikayeti başlamış gece üşüme

titremeyle yüksek ateşi olmuş. Birkaç saat sonra nöbet geçirmeye başlamış. Arka

arkaya 7 keznöbet geçiren hasta ertesi gün acil

servise getirilmiş. Acilde 39,6 ateşi olan hastanın pugurisi?

olması nedeniyle son 2 gr başlamış. Hasta nöbetleri sırasında hafif bir kusma

olmuş. Hipotiroidi dışında başka bilinen hastalığı

yok. Sık sık ÜSYE ve pnömoni nedeniyle yılda 4-5 kez

antibiyotik kullanıyormuş. 20 yıldır epilepsi öyküsü var. En son 1.5 ay önce

nöbet geçirmiş. Hasta normal yaşantısında sıvı gıdalar yutarken boğazına

kaçırıyor.''

11. Bu kayıtlar ile diğer savunma belgelerine göre A.B.nin 11/10/2008 tarihinde nöbet geçirdiği sırada kusmaya

ve kusmuğunu yutmaya başladığı kabul edilmektedir.

12. Başvurucu ise böyle bir durum olmaksızın A.B.nin

yürüyerek hastaneye geldiğini, hastanenin kayıtlarında belirtildiği gibi bir

durumun olmadığını beyan etmiştir.

13. Bu şekilde hastanenin acil servisine müracaatından sonra

saat 17.45'te A.B.nin gözlem altına alınmasına karar

verilmiştir. Hastanın belirtilen şikâyetleri doğrultusunda aspirasyon pnömonisi, sık idrar yolu

enfeksiyonu geçirmesi ve idrar tetkikinin desteklemesi üzerine idrar yolu

enfeksiyonu şüphesiyle enfeksiyon hastalıkları ve göğüs hastalıkları

bölümlerine danışılarak tedaviye başlanmıştır.

14. A.B.nin saat 17.45'te gözlem

altına alınmasından sonra yukarıda beyan edilen işlemler sonrasında aynı gün

saat 23.00 sıralarında kusması sonrasında durumu kötüleşmeye başlamış

(tekrardan nöbet geçirme, hipertansiyon, taşikardi ve hipoksinin

gelişmesi vb.) ve hasta ARDS (yetişkin respiratuar distress sendromu/akut solunum sıkıntısı sendromu) kabul

edilerek hastanenin yoğun bakım ünitesine 13/10/2008 tarihinde yatırılmıştır.

15. A.B.yoğun bakım altındayken

2/11/2008 tarihinde yaşamını yitirmiştir.

B. Gazi Üniversitesi

Rektörlüğü Aleyhine Açılan Tam Yargı Davası Süreci

16. Başvurucu, Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne (Rektörlük) olay

nedeniyle yaşamış olduğu manevi zararların tazmini için 29/11/2009 tarihinde

müracaat etmiştir.

17. Rektörlüğün ret kararı vermesi üzerine anılan kararın iptali

için başvurucu tarafından süresi içinde iptal ve 250.000 TL manevi zararın

ödenmesi için tam yargı davası açılmıştır.

18. Ankara 10. İdare Mahkemesi (Mahkeme) yargılama sırasında

Adli Tıp Kurulundan, sunulan sağlık hizmetlerinde idarenin kusurunun bulunup

bulunmadığı ve yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olup olmadığı

hususlarında rapor aldırmıştır. Adli Tıp Kurumunun 15/10/2010 tarihli raporunun

ilgili kısımları şöyledir:

''Hipotriodii ağır mental retardasyonu

olduğu, evde nöbet geçirmesi sonrası 12/10/2008'de getirildiği acil serviste

ateş, yüksek, taşikardik, takipneik

olup, idrar yolu enfeksiyonu, aspirasyon pnömonisi ön tanıları ile yoğun bakıma yatırıldığı, burada

takip ve tedavisi sonrası 2/11/2008 tarihinde ölduğu

ve tıbbi kayıtlarda 21 yaşında olduğu,belirtilen

Ramazan kızı [A.B.]

hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde [okunamadı];

1-Ramazan Aytemir'in

ifadesinde: 'Kızım 12 Ekim 2008 tarihinde şikayetleri sebebiyle yattığı

hastanede annesinin refakatında bulunmasına izin

verilmemiş, bu arada geçirdiği epilepsi nöbeti esnasında kusmuş, bunun aspire etmiş neticede A[dult] R[espiratory] D[istress] S[yndrome] [ARDS] septik

şoka girerek vefat etmiştir. Hadise kusurlu bakım ve tedavi sürecinin

neticesinde meydana gelmiştir.' dediği,

2-Gazi Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk

Müşavirliğinin yazısında; A.B.nin tedavisi ile ilgili

olarak inceleme yapmak üzere Tıp Fakültesi Dekanlığınca inceleme komisyonu

oluşturulmuştur. 26/10/2009 tarihli ilk raporda [A.B].nin Acil Tıp'ta gözlem

altındayken geçirdiği nöbet sonucu aspire edip pnömoni olmuş olması, buna bağlı ARDS ve septik şok

geliştirmesi kayıtlara göre olası görünmediği, hastanın tıbbi tahlil, dosya

notları, epikriz ve raporlarının incelenmesinden üniversitemiz Acil Tıp

Anabilim Dalına ilk başvurusu sırasında bir aspirasyon

pnömonisi tablosu bulunduğu ve aynı zamanda idrar

yolu enfeksiyonu da olmakla birlikte, dosya ve epikirizlerde

evde Acil Tıp Öncesi aspirasyon öyküsü bulunduğu yani

sürecin hastaneye başvurusundan önce başlamış olduğı

ifade edilmiştir. Raporda devamla, dosyada bulunan bilgilerden yola çıkılarak

hastanın çocukluktan beri sık sık aspirasyon pnömonisi gerçirdiği ve hastaneye

son başvuru öncesi sık nöbet geçirerek aspire

ettiğinin kaydedildiğinin izlendiği, İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ünitesine

yattığı 13/10/2008 tarihinden vefat tarihi olan 2/11/2008 tarihine kadar İç

hastalıkları Yoğun bakım ünitesi dosyasının epkiriz,

gözlem notları ve hasta izlem formlarının incelenmesiyle hastanın antibiyotik, antikonvülsiyon ve mekanik vertilasyon

dahil tüm tedavilerinin aksatılmadan sürdürüldüğü, yine 5/7/2010 tarihli

inceleme komisyonu tarafından düzenlenen 2. raporda da bu durumun teyit aldığı

belirtilmiştir denildiği,

3-Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gazi

Hastanesi tarafından kişi hakkında düzenlenmiş tıbbi belgelerde, 12/10/2008'de

saat 17.45'de acile başvurusunda; 2 yaşından beri geçirmekte olduğu febril nöbetler sonrası epilepsisi olan ve hipotiroidiye bağlı ağır mental retardasyonu bulunan yılda 4-5 kez idrar yolu enfeksiyonu

atağı geçiren, destekle işlerini görüp konuşamayan hastanın 11/10/2008'de gece

ateşinin çıkmasını takiben 2 dakika süren J[eneralize]T[onik] K[lonik] tarzı nöbeti

olduğu, nöbet sabaha kadar 3 kez tekrarladığı, nöbet geçirdiği sırada

kusmasıyla beraber aspire ettiği, bu şikâyetlerle

aynı gün gecesi acile başvurduğu, 12/10/2008'te pH:7,43,pCO2:30.4,pO2 50,7

HCO3:21 olup İYE+aspirasyon pnömonisi

tanısı ile duosid 4x1 IV, Klacid

2x500 mg IV başlandığı, acilde1-2 kez daha JTK tarzı nöbet geçirince fenitoin yüklemesi yapıldığı, takipte hipoksi

vetakipne olunca entübe

edildiği, hipotansiyona taşikardi de eklenince sepsis

ön tanısı ile yoğun bakıma alındığı, N:121/dak, TA:110/90, SS:31/dak, ateş:37,5, her iki akciğer orta alt zonlardan itibaren belirgin raller

+ olup levotiron ve depakin

kullandığı, 12.9.2008'de ateş 39.6, 13.9/2008'de 38.5 olup, lokosit

beyaz küreler, 12.9.2008'de 15.700, TİT de ise 10-15 lökosit olduğu,

14.10.2008'de N:129/dak, SS:34/dak, GKS:7, ağrıyı

lokalize ediyor, pH:7,27, pCO2:31.6, HCO3:15.2, pO2:96, tazocin

başlandığı, 16.10.2008'de TA:90/80, N:127/dak, ateş 38,8, SS:29/dak, pH:7.33, PCO2 32.2, pO2:87, HCO3:16.7, lokosit 19.800, albümin :2.7, takiplerde solunum IMV

desteğinde olup takiplerinde değişiklik olmadığı, juguler,kateter,

femoralven katater, arterial kateter takılı olduğu,

21.10.2008'de ateş 37,7, 24.10.2008'de ateş 39.2, 27.10.2008'dde ateş 39 derece

olduğu

Epikriz notunda, acil servise yeniden JKT

geçiren hastaya fenitoin yüklemesi yapılmış, tekrar nöbet

olmamış ancak takibinden takipnesi ve hipoksisi gelişen hasta elektif

olarak entübe edilmiş, hipotansif

ve taşikardi gelişen hasta İYE +aspirasyon pnömonisi+ septik şok ön tanılarıyla iç hastalıkları yoğun

bakıma devralındığı, genel durumu kötü, bilinç açık, koopere

oryente, ateş 36, nabız 76/dak,

ss:33/dk, TA130/80mm Hg , her 2 hemitoraks

solunuma eşit katılıyor, bilateral ral +RONKÜS+ olup parenteral

beslendiği, hastanın almakta olduğu Dopamin infüzyon 8 mcgr/kg/dak'a düşürüldüğü, hastaya bugün de toplamda 4 kez picca kateteri ile ölçüm

yapıldığı, takibinde ateşi subfebril devam eden

hastaya antibiyotik değişikliği yeni yapıldığı için yeni değişim düşünülmediği,

picco katerer ölçüm sonunda

preload düşük saptandığı, 2500cc SF puşesi yapıldığı, picco kateter ile toplamda 5 ölçüm yapıldığı, akciğerde yüklenme

bulgusu saptanınca Lasix infüzyonu

yapıldığı, aspirasyon pnömonisi

nedeniyle almakta olduğu tedaviye klacid 2x500 mg

eklendiği, takibinde CVP 8-12 mmHg, santralven oksijen saturasyonu 70

in üzerinde tutulmaya çalışıldığı, Dopamin adrenalin ingüzyonu başlandığı, ARDS başlanması nedeniyle düşük tidal volume, yüksek PEEP

uygulandığı, takipte adrenalin infüzyonu kesildiği, picco monitörizasyona geçildiği,

17/10.2008'de vasopresinler kesildiği, actinobakter pnömonisi gelişince kalitsin tedaviye yanıt alınamayınca tigoksiklin

başlandığı, asidox nedeniyle hemofiltrasyon

uygulandığı, ancak 2/11/2008'de eksitus olduğu,

Epikrizinde 'hastanın şokunun giderek

kötüleşmesi ve ARDS'sinin derinleşmesi üzerine hasta prone pozisyonunda takip edildi.. Takibinde saturasyonu düzelen hastanın bradikardisi

ve asidozu gelişmesi üzerine yeniden supin pozisyonuna alındı. Hastaya sol femoral

kateter takıldı. CVVHDF başlandı. Takibinde asidotu geriledi. İnsülin infüzyonu

almamasına rağmen hipoglisimileri olan hastada ciddi

adrenal yetmezlik düşünülerek almakta olduğu prednol

dozu 3x25mg'ye çıkarıldı, Hastaya 10 KS verildi. Hastadan ETA gönderildi. Gram

(-) basil tespit edilmesi üzerine pseudomonas? ile

aldığı tedaviyeMeropenem ve targocid

eklendi.denildiği

4- Acil Anabilim Dalı

Başhekimliğinin21/8/2009 tarihli yazısında ;12/10/2008'de hastaya 4 adet

akciğer grafisi çekildi.[G]rafilerin yoğun bakıma devredildiği belirtildiği,

5-Aynı Hastanenin İç Hastalıkları Yoğun

Bakımda Yard. Doç. Dr. [M.T.] yazısında; yatan hastalara genelde 1 kez radyolojik grafi çekildiği, taburcu edilen veya ölen hastaların

tomografi, MR gibi özel tetkikler yakınlarına verildiği, düz grafileri talep edilmezse saklamaları mümkün olmadığından

elde tutulmadığı belirtildiği kayıtlıdır.

SONUÇ

Hipotriodi, ağır mental retardasyonu

olduğu, evde nöbet geçirmesi sonrası 12/10/2008'de getirildiği acil serviste

ateşi yüksek, taşikardik, takipneik

olup, idrar yolu enfeksiyonu, aspirasyon pnömisi ön tanıları ile yoğun bakıma yatırıldığı, burada

takip ve tedavi sonrası 2/11/2008 tarihinde öldüğü ve tıbbi kayıtlarında 21

yaşına olduğu belirtilen Ramazan kızı. A.B. hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi

belgelerde bulunan veriler birlikte değerlendirildiğinde;

1- Her ne kadar otopsi yapılarak iç organ

değişimleri araştırılmamış olmakla birlikte tıbbi belgelere göre hipotiroidi, mental retardasyonu bulunan kişinin ölümünün febril

konvülziyon sonrası gelişen aspirasyon

pnömonisi ARDS sepsis ve

gelişen komplikasyonlardan ileri geldiği,

2- Her ne kadar dosyada

hastaya ait çekilen grafiler mevcut olmamakla

birlikte hastanın 12/10/2008 tarihli acil servise başvurusunda tutulan tıbbi

kayıtlar, laboratuar tetkik sonuçları birlikte değerlendirildiğinde

hastanın şikayetleri üzerine yatırılması, istenen konsültasyonlar, ayrıca konvülziyon geçirmesi üzerine yapılan müdahale ile yoğun

bakımdaki takip ve tedavilerinin de tıp kurallarına uygun olduğu oybirliğiyle

mütalaa olunur.''

19. Mahkeme, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen bilirkişi raporu

doğrultusunda başvurucunun kızının ölümünün davalı idarenin hizmet kusurundan

kaynaklanmadığı, ölüm olayının bir komplikasyon olduğu, hastanın takip ve

tedavisindeki uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğunun anlaşıldığı, sonuç

olarak manevi tazminat ödenmesine hukuken imkân bulunmadığı gerekçesiyle

davanın reddine 17/10/2011 tarihinde karar vermiştir.

20. Mahkemenin kararına karşı yapılan temyiz başvurusunda

Danıştay Onbeşinci Dairesinin 25/2/2014 tarihli ilamı

ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Karar düzeltme başvurusu da aynı

Dairenin 30/10/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

21. Kesinleşen kararın başvurucu vekiline 30/12/2014 tarihinde

tebliğ edilmesi üzerine başvurucu 27/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

C. İdari Yargıda Açılan Diğer Davalar

22. Başvurucu, Gazi Üniversitesi (Ünirversite)

aleyhine açılan tam yargı davasından başka olayda kusurları olduğunu

değerlendirdiği öğretim görevlileri ve acil serviste görev yapan doktorlar

hakkında ceza soruşturması yapılmak üzere bireysel başvuru yapılmadan önce ve

sonra çeşitli tarihlerde muhtelif idarelere müracaatlarda bulunmuş, akabinde bu

başvurularla bağlantılı olarak çeşitli davalar açmıştır.

23. UYAP ortamında yapılan incelemelerden tespit edilebildiği

kadarıyla taleplerin ve davaların konuları şu şekildedir:

24. Başvurucu 29/9/2009 tarihli dilekçe ile davalı idareye

başvurarak vefat olayının ilgilinin tedavisinde görevli hekimlerin kusuru

sonucu oluştuğunu belirterek söz konusu sorumlular hakkında ceza soruşturması

yapılmak suretiyle kamu davası açılmasını talep etmiştir. Rektörlük, hastanın

üniversiteye başvurmasından vefatına kadar geçen süre içinde hatalı bir

tedavinin yapılmadığı ve tıbbi bakımdan bir ihmal bulunmadığı gerekçeleri ile

soruşturma izni vermemiştir. Başvurucu anılan kararın iptali için Ankara 6.

İdare Mahkemesine dava açmıştır.

25. Ankara 6. İdare Mahkemesi; Rektörlüğün soruşturma

açılmamasına dair işlemini, gerek ilk gözlem notunda gerekse hastaya ilk

müdahaleyi yapan nöroloji konsültanı notlarında

hastanın aspirasyon pnömonisi

şikâyeti ile acil servise girişinin yapıldığı noktasında herhangi bir bilginin

bulunmaması ve müteveffayı hastaneye getiren annesi Z.B.nin

iddialarına rağmen ifadesine başvurulmaması, ayrıca E.U. isimli başka bir

hastanın refakatçisi olan tanığın dinlenilmemesi, özetle herhangi bir araştırma

yapılmaksızın söz konusu konsültasyon notundaki bilgilerin doğru kabul edilip

veri alınması sonucu hazırlanan raporun eksik incelemeyle hazırlandığı

gerekçeleriyle 11/1/2011 tarihinde iptal etmiştir.

26. Başvurucu bu kararın zamanında ve usulüne uygun olarak

uygulanmadığı gerekçesi ile Ankara 11. İdare Mahkemesinde 75.000 TL ödenmesini

talep eden manevi tazminat davası açmıştır. Mahkeme kusuru olanların tespiti ve

diğer işlemler açısından yapılan ve eksik olması nedeniyle mahkeme kararı ile

iptal edilen işlem üzerine davalı idarece kanunen öngörülen süre (30 gün)

içinde kararın yerine getirilmesi için işlemlerin başlatılmasına rağmen sürecin

uzun vadeye yayıldığı, gereken titizlik ve özveri gösterilmeyerek soruşturmanın

uzamasına sebep olunduğu ve mahkeme kararının şeklen uygulandığı sonucuna

vararak başvurucuya 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

27. Başvurucu, bundan başka kızının ölümü hakkında Üniversite

tarafından oluşturulan heyet üyeleri hakkında görevlerini kötüye kullandıkları

iddiasıyla ceza soruşturması açılması isteminde bulunmuştur. Başvurucu,

Rektörlüğün zımni ret kararı üzerine Ankara 16. İdare Mahkemesinde başka bir

dava daha açmıştır. Mahkeme de söz konusu öğretim üyelerinin görevleri

nedeniyle ileri sürülen iddiaların incelenmesi amacıyla ilk soruşturma yapmak

üzere uygun sayıda soruşturmacı atanması gerekirken bu yola başvurulmadığı, böylece

4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda belirtilen usule

riayet edilmediği gerekçesi ile zımni ret kararının iptaline 30/5/2012

tarihinde karar vermiştir.

28. Başvurucu bu kararın da yerine getirilmemesi nedeniyle

Rektörlük aleyhine 100.000 TL'nin ödenmesi talebini içeren bir tazminat davası

daha açmıştır. Ankara 17. İdare Mahkemesi, Ankara 16. İdare Mahkemesinin

kararında belirtildiği üzere olayı tüm yönleriyle araştıran işlemlerin

yapılmaması nedeniyle verilen iptal kararına rağmen kararın uygulanmadığı

gerekçesiyle 31/3/2015 tarihinde başvurucu lehine 15.000 TL tazminata

hükmetmiştir.

29. Başvurucu Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden müracaat

ederek tazminat ödenmesine dair bu kararının da uygulanmaması nedeniyle kararı

uygulamayan Tıp Fakültesi Dekanı S.T. ile gerçeğe aykırı rapor yazdığını iddia

ettiği öğretim görevlileri N.K., G.G., B.N. hakkında da soruşturma açılmasını

istemiştir. Rektörlük tarafından oluşturulan kurulun yapmış olduğu soruşturma

sonucunda men-i muhakeme kararı verilmiştir.

30. Başvurucu bu kararın kaldırılması istemiyle Danıştay Birinci

Dairesine başvuruda bulunmuştur. Bu Daire, soruşturmada çok sayıda eksiklikler

bulunması, başvurucunun iddialarının karşılanmaması, haklarında soruşturma

yürütülen kişilerin suçlarının net olarak tanımlanmaması ve benzeri

gerekçelerle men-i muhakeme kararının bozulmasına, ayrıca yargı kararını

uygulamayan Rektör ile Dekan hakkında da Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığınca

ayrıca ceza soruşturması yapılması için karar alınmasına 26/2/2014 tarihinde

karar verilmiştir.

31. Bu karar üzerine Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığınca yapılan

soruşturmada da 30/5/2016 tarihinde men-i muhakeme kararı verilmiştir.

Başvurucu bu kararın da kaldırılması için Danıştay Birinci Dairesine müracaat

etmiştir. Daire 14/12/2016 tarihinde verdiği kararında, İdare Mahkemesinin

kararında açıkça belirtilmesine rağmen bilirkişi raporunun alınmadığını, bunun

yerine Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 15/9/2010 tarihli raporuyla

yetinildiğini kabul etmiştir. Daireye göre;

i. A.B.nin hastalığının teşhis, takip

ve tedavisinde gerekli dikkat ve özenin gösterilip gösterilmediği,

ii. Acil serviste hastaya öldürücü dozda dekapin ve epanutin

ilaçlarının verilip verilmediği, verilmiş ise uygulanan doz ve ilaçların

muhteviyatı itibarıyla hastada kanama durumuna yol açılıp açılmadığı,

iii. Hastadaki ARDS hâlinin söz konusu ilaçların uygulanmasından

ve hastanın mevcut sağlık durumundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarını

açıklığa kavuşturan bir rapor mevcut değildir.

32. Ayrıca başvurucunun raporun yanlı hazırlandığı iddiası

karşısında Daire, şüphelilerin görev yaptığı Üniversite dışında başka bir

üniversitede görevli ve bu üniversite rektörlüğünce atanacak, konunun uzmanı en

az üç öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyetinden hastayla ilgili raporların

bilimsel gerçekliğe uygun olup olmadığı, objektif kriterlerde hazırlanıp

hazırlanmadığı hususlarını açıklayan ikinci bir bilirkişi raporu temin edilmesi

gerektiği hâlde alınmadığını kabul etmiştir. Daire, bunların yanında hastanın

akciğer grafileriyle ilgili kayıtların incelenerek bu

grafilerin ne şekilde kaybedildiği, kaybolmasında

kimlerin sorumluluğu olduğu ve bu hususun bir soruşturma konusu yapılıp

yapılmadığı hususlarının da aydınlatılmasının zorunlu olduğu anlaşılmasına

rağmen bu hususların yerine getirilmediğine hükmederek Yükseköğretim Kurulu

Başkanlığının 21/3/2016 tarihli men-i muhakeme kararını kaldırmıştır.

33. Başvurucu, Rektörlüğe 8/8/2016 tarihinde yeni bir dilekçe

vererek kızının ölümünde kusurları bulunduğunu iddia ettiği acil servis

doktorları F.B., G.A., Ş.M. hakkında da ceza soruşturması açılmasını

istemiştir.

34. Rektörlük bu iddialar hakkında kurul oluşturmuş ve 25/4/2017

tarihinde men-i muhakeme kararı vermiştir. Başvurucu bu karar hakkında da

Danıştay Birinci Dairesine müracaatta bulunmuştur.

35. Danıştay Birinci Dairesi 4/7/207 tarihli kararında, yukarıda

belirtilen aynı Dairenin 2016/1249 sayılı dosyasında yer alan şüphelilerle acil

servis doktorlarının eylemlerinin iştirak hâlinde olması nedeniyle suçların

soruşturmasının birlikte yürütülmesine bu nedenle Rektörlük Yetkili Kurulunun

25/4/2017 tarihli men-i muhakeme kararının kaldırılmasına hükmetmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

36. İlgili hukuk için bkz.

Aysun Okumuş ve Aytekin Okumuş, (B. No: 2013/4086, 20/4/2016, §§

44-51) başvurusu hakkında verilen karar.

37. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan "Yataklı Tedavi Kurumları Tıbbî Kayıt ve Arşiv

Hizmetleri Yönergesi"nin

1., 4. ve 15. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:

“Madde

1 - Bu Yönergenin amacı, yataklı tedavi kurumlarına muayene, teşhis ve tedavi

amacıyla gelen hastalara, yaralılara, acil ve adlî vak'alara

ait kayıtların, düzenlenen ve kullanılan dokümanların toplanmasına ve bu

dokümanların hastaların daha sonraki başvurularında veya araştırmacılar veyahut

adlî makamlarca her istenildiğinde derhal hazır bulundurulması için merkezi

tıbbî kayıt ve arşiv sistemi içinde tasnif ve muhafaza edilmesine ilişkin usûl ve esasları belirlemektir.

Madde 4 - Bu Yönerge'de

geçen; a) Hasta dosyası : Yataklı tedavi kurumlarına müracaat eden hastaların,muayene, teşhis ve tedavi evrakının muhafaza

edildiği; A4 kağıdı boyutlarında, kenarlarında (EK-1) ve (EK-2)'de düzenlenen

forma uygun renkli şeritler bulunan kartondan imal edilmiş ve iki kapaktan

oluşan telli saklama aracını;

...

ifade eder.

Madde 15 - Adli vak'alara

ilişkin tüm tahlil, tetkik sonuçları ile her türlü kayıt,

dökümanlar ve hasta dosyalarının en az yirmi yıl süreyle yataklı tedavi kurumunun

arşivinde muhafazası zorunludur."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

38. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu; kızının ölümünün personelin ihmali sonucu gerçekleştiğini

ancak sağlık kuruluşlarına ilk başvurularında çekilen akciğer grafilerinin ve diğer tıbbi dokümanların imha edilmesi ile

yargılama sürecinde eksik rapora dayanılması nedeniyle Anayasa'nın 17., 36. ve

56. maddelerinde güvence altına alınan yaşam, adil yargılanma ve sağlıklı bir

çevrede yaşam haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Başvurucu bireysel

başvuru yaptıktan sonra vermiş olduğu çok sayıda dilekçesinde de olay tarihinde

hastanede ortaya çıkan mikrop nedeniyle kızının ölümünde sorumlulukları bulunan

kişiler hakkında soruşturma izni verilmediğinden de şikâyetçi olmuştur.

B. Değerlendirme

40. Anayasa'nın iddiaların değerlendirilmesinde dayanak alınacak

17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama,.....hakkına

sahiptir."

41. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin

temel amaç ve görevleri, ...kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk

devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

1. İncelemenin Kapsamının

Belirlenmesi Yönünden

42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri bir bütün olarak

incelendiğinde başvurucu temel olarak kızı A.B.nin

yaşamının korunması için gerekli önlemlerin alınmamasından ve idari yargıda

açtığı tam yargı davasının yaşam hakkı kapsamında yeterli bir inceleme

yapılmaksızın reddedilmesinden şikâyet etmektedir. Bu nedenle başvurucunun tüm

iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

43. Başvurucunun iddialarının bu şekilde yaşam hakkı

çerçevesinde inceleneceği belirlendikten sonra anılan iddiaların yaşam hakkının

hangi boyutu ile inceleneceğinin de ayrıca tespit edilmesi gerekmektedir. Zira

somut olayda başvurucu, kızının ölümü ile sonuçlanan olay nedeniyle açtığı tam

yargı davasının yeterli bir araştırma yapılmadan reddedildiği iddiasının yanı

sıra kızına uygulanan tıbbi tedavinin de bu ilmin gereklerine aykırı olarak

uygulandığını, verilen ilaçların kızının ölümünde etkisi olduğunu, ilk müdahelenin tecrübesiz personelce geç yapıldığını

belirterek kızının yaşamının korunamadığı iddiasını ileri sürmüştür.

44. Başvuru konusu olayda yaşam hakkının usul boyutu yönünden

yapılan incelemede ayrıntılı bir şekilde ortaya konduğu üzere başvurucunun

kızının yaşamının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığı,

yetkili makamların bu kişinin yaşamını korumak için kendilerinden makul olarak

beklenebilecek her şeyi yapıp yapmadığı açık değildir. Bundan başka yukarıda

özetlenen dava dosyalarının, ileri sürülen iddiaların değerlendirilmesine

olanak verecek şekilde yeterli bilgileri içermediği ve meselenin de tıp kurallarına

ilişkin karmaşık ve teknik hususlara ilişkin olduğu değerlendirilmiştir.

45. Açıklanan gerekçelerle A.B.nin

yaşamının korunması için gerekli tedbirlerin alınmadığı, yanlış tedavi

uygulandığı veya bireysel başvuru yapıldıktan sonra ileri sürülen ve fakat

bireysel başvuru konusu davanın esasına ilişkin olmayan diğer iddiaların

Anayasa Mahkemesi tarafından bu aşamada incelenmesinin mümkün olmadığı

değerlendirilmiştir. Bu gerekçelerle başvurucunun iddiaları sadece yaşam

hakkının usule ilişkin yükümlülüğü çerçevesinde incelenecektir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

46. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden

kişiler açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı

nedeniyle ölen kişilerin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Sadık Koçak ve diğerleri, B. No. 2013/841,

23/1/2014, § 65). Başvuru konusu olayda ölen A.B., başvurucunun kızıdır. Bu

nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

48. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı ile maddi

ve manevi varlığı koruma hakkı kapsamında devletin yerine getirmek zorunda

olduğu pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin boyutu, yaşanan ölüm olayının veya

bireylerin maddi ve manevi varlığının zarar görmesine sebep olan vakaların tüm

yönlerinin ortaya konulmasına ve sorumlu kişilerin belirlenmesine imkân tanıyan

bağımsız bir soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, § 94).

49. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturma türünün

yaşam hakkının esasına ilişkin yükümlülüklerin cezai bir yaptırım gerektirip

gerektirmediğine bağlı olarak tespiti gerekmektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, §

55).

50. Buna göre, yaşam hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline

kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir

yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük her olayda

mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari hatta

disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59). Bu

ilke, kural olarak tıbbi ihmal sonucu meydana geldiği ileri sürülen ölüm

olayları ile maddi ve manevi varlığa verilen zarar hâlleri için de geçerlidir (Nail Artuç, B.

No: 2013/2839, 3/4/2014,§ 37).

51. Bununla birlikte ölüm olayını aydınlatmak üzere yürütülen

ceza soruşturmaları ile mağdurların kendi inisiyatifleri ile hukuk veya idare

mahkemesinde açtığı dava yollarının sadece hukuken mevcut bulunması yeterli

olmayıp bu yolların uygulamada da fiilen etkili olması ve başvurulan makamın

ihlal iddiasının özünü ele alma yetkisine sahip bulunması gereklidir. Ancak bir

hak ihlali iddiasını önleyebilme, devam etmekteyse sonlandırabilme veya sona

ermiş bir hak ihlalini karara bağlayabilme, bunun için uygun bir giderim

sunabilmesi hâlinde başvuru yolunun etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir (Tahir Canan, § 26; Filiz Aka, B. No: 2013/8365, 10/6/2015, §

39).

52. Yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığı koruma hakkı

kapsamında yürütülecek olan ceza soruşturmalarının yanı sıra hukuki sorumluluğu

ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat davalarının da

makul derecede ivedilik ve özen şartını yerine getirmesi gerekmektedir. Derece

mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri yargılamalarda, Anayasa’nın

17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve özenle bir inceleme yapıp

yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da Anayasa Mahkemesi tarafından

değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira derece mahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecek

hassasiyet, yürürlükteki yargı sisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer

yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde sahip olduğu önemli rolün zarar görmesine

engel olacaktır (Cemil Danışman,

B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 110; Filiz

Aka, § 33).

53. Yaşam hakkının ihlal edildiği şikâyetinin bulunduğu tazminat

ve tam yargı davalarında derece mahkemelerinin Anayasa’nın 17. maddesinin

gerektirdiği özende bir inceleme yapma yükümlülüğü bulunmakla birlikte söz

konusu özen yükümlülüğünün yaşam hakkı ile ilgili her davada mutlaka mağdurlar

lehine bir sonuca varılmasını garanti altına aldığı anlamına gelmediğini ayrıca

belirtmek gerekir. Anayasa Mahkemesinin bu konudaki görevi, derece

mahkemelerinin belirli bir sonuca varırken Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği

dikkatli incelemeyi yapıp yapmadığını ya da ne ölçüde yaptığını yaşam hakkının

usul boyutu yönünden incelemektir (Aysun

Okumuş ve Aytekin Okumuş, § 73).

b. İlkelerin Somut Olaya Uygulanması

54. Başvurucu, idari yargıda açtıkları tam yargı davasının

yeterli bir inceleme yapılmaksızın reddedilmesinden şikâyet etmiştir. Bu

sebeple bireysel başvuru incelemesi, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi

Acil Servisinde ve sonrasında uygulanan işlemlere yönelik başvurucu tarafından

ileri sürülen iddiaların Mahkemede etkili bir şekilde araştırılıp

araştırılmadığı ile sınırlı olacaktır.

55. Görülmekte olan bir davadaki delilleri değerlendirmek ve

hukuk kurallarını yorumlamak kural olarak derece mahkemelerinin işi olmakla

birlikte yaşam hakkının ihlal edildiği şikâyetinin bulunduğu davalarda derece

mahkemelerinin Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği özende bir inceleme

yapıp yapmadığının ya da ne ölçüde yaptığının Anayasa Mahkemesi tarafından

değerlendirilmesi gerekmektedir (Aysun

Okumuş ve Aytekin Okumuş, § 75). Bu husus dikkate alındığında

Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının Anayasa’nın 17. maddesinin

gerektirdiği özende bir inceleme içerip içermediğinin Anayasa Mahkemesince

incelenmesi gerekir. Böyle bir inceleme, Anayasa ile Anayasa Mahkemesine

verilen temel haklardan birinin ihlal edilip edilmediğini inceleme görevinin

yerine getirilmesi bakımından gereklidir.

56. Bu bağlamda genel olarak Mahkemede görülen tam yargı davası

sürecine bakıldığında başvurucunun yukarıda özetlenen iddiaları ile Gazi

Üniversitesi Rektörlüğü aleyhine tam yargı davası açtığı, kızı A.B.ye uygulanan

tedavilerde hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti hususunda Mahkemece

Adli Tıp Kurumundan rapor alındığı, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca

hazırlanan bilirkişi raporunda A.B.nin ölümünde

idarenin ihmal ve kusurunun bulunmadığı, uygulanan tedavinin tıp kurallarına

uygun olduğu noktasında görüş bildirildiği, davanın bu bilirkişi raporuna

dayanılarak reddedildiği, başvurucuların temyiz ve karar düzeltme taleplerinin

reddedilmesi ile anılan kararın kesinleştiği görülmektedir.

57. Bu durumda öncelikle A.B.nin

hastaneye yürüyerek ve ayakta geldiği, şikâyetlerinin ise sadece ateş, öksürük,

balgama ilişkin olduğu, bu serviste verilen iki ilacın ise aynı gece kusmaya

sebebiyet verdiği, ehil olmayan personelin geç müdahalesi sonrasında kusmuğunu

yutmasına bağlı olarak ARDS septik şok geliştiği iddiası ile olayın maddi

delilerinin kaybedildiği iddialarının Mahkeme tarafından nasıl tartışıldığının

incelenmesi gerekmektedir. Başvurucunun bu iddialarının idari yargıda görülen

uyuşmazlığın çözümü için esaslı bir unsur olmadığını söylemek mümkün değildir.

Bu sebeple başvurucunun ayrı ve açık yanıt verilmesini gerektiren söz konusu

iddialarının derece mahkemesi kararlarında etkili bir şekilde karşılanması

gerekir. Aksi bir tutum, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmesine neden

olabilecektir.

58. Buna ilaveten başvurucun baştan itibaren ısrarlı bir şekilde

iddia ettiği gibi verilen ilaçların ölen kişi üzerinde ne gibi etkiler

doğurduğu, ilaçların muhtemel yan etkilerinin doğuştan mental

rahatsızlığı olduğu bilinen hasta üzerindeki etkisi, yeterli ve ehil olmayan

tıbbi personel tarafından yapıldığı iddia edilen müdahalenin gece gelişen kusma

olayına neden olup olmadığı, söz konusu olayda bir ihmalin bulunup bulunmadığı,

bu süreçte herhangi bir gecikmenin yaşanıp yaşanmadığı hususlarında derece

mahkemelerince ne tür araştırmalar yapıldığının ve başvurucunun açtığı tam

yargı davasının hangi gerekçelerle reddedildiğinin de incelenmesi gerekir.

59. Mahkeme, A.B.nin ölümünde idarenin

ihmal ve kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildiren Adli Tıp Kurumu 1.

İhtisas Kurulu raporuna dayanarak davanın reddine karar vermiştir. Hükme esas

alınan Adli Tıp Kurumu raporunda A.B.nin hastaneye

müracaat ettiği 12/10/2008 tarihinden vefat ettiği 2/11/2008 tarihine kadar

hastanede A.B.nin gördüğü tedavilere ilişkin hastane

kayıtlarına yer verilerek sonuç olarak hipotriodi, ağır mental retardasyonu olan hastaya uygulanan müdahale ile

yoğun bakımdaki takip ve tedavilerinin tıp kurallarına uygun olduğu şeklinde

görüş bildirilmiştir.

60. Derece mahkemesi kararında, başvurucunun dava açarken ileri

sürmüş olduğu hususlara ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu raporuna atıftan başka

herhangi bir değerlendirme yapılmamış; sadece "davacının kızının ölümünün davalı idarenin hizmet kusurundan

kaynaklanmadığı, ölüm olayının bir komplikasyon olduğu, hastanın takip ve

tedavisinde yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu''

şeklinde bir gerekçeye yer verilmiştir.

61. Başvuru dosyasında bulunan tıbbi bilgi ve belgelerden

hareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların doğruluğu hakkında fikir yürütmenin

Anayasa Mahkemesinin görevi olmadığının bu aşamada önemle vurgulanması

gerekmektedir (Mehmet Çolakoğlu,

B. No: 2014/15355, 21/2/2018).

62. Adli Tıp Kurumu raporu ve mahkeme kararının bu tespitler

sonrasında başvurucunun ileri sürdüğü hususlara ilişkin olarak yeterli bir

açıklama getirip getirmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir.

63. İlk olarak başvurucunun kızı A.B.nin

hastaneye getirildiği ilk aşamada nöbet sonrasında kusmalarının başladığı ve

kustuklarını ise yuttuğunun hastaneye getirilir getirilmez tespit edildiği

belirtilmelidir. Yukarıda (bkz. §§ 10-18) ayrıntıları sunulduğu üzere A.B.nin 11/10/2008 günü gecesinde ateşinin çıkmasını

müteakip iki dakika süren JTK (jeneralize tonik klonik) tarzı nöbeti olduğu, nöbetin sabaha kadar üç kez

tekrarladığı, A.B.nin nöbet geçirdiği sırada

kusmasıyla beraber aspire ettiği, bu şikâyetlerle

aynı günün gecesihastanenin acil

servisine başvurduğu, kendisine tanı konularak gerekli ilaç tedavisine

başlandığı net olarak hasta dosyası ile rapordan anlaşılmaktadır.

64. Adli Tıp Kurumunun -başvurucunun iddialarının aksine- ölenin

hastaneye getirildiğinde kusmuğunu yutarak akciğerine zarar veren bir durum ile

karşı karşıya kaldığını gözeterek kusura ilişkin yeterli ve ilgili bir

değerlendirme yaptığı anlaşılmaktadır. Adli Tıp Kurumu raporunda belirtilen

ölüm sebebi ile başvurucunun iddialarının uyum gösterdiği

değerlendirilmektedir. Raporda nöbet sonrası mide içeriğinin soluk borusuna

kaçtığı ve akciğerlere zarar verdiği belirlenmiştir. Bu hâli ile raporun

başvurucunun iddiaları ile uyumlu olarak sebep-sonuç ilişkisi kurulabilen

bilgiler içerdiği, tüm belgeler söz konusu olmasa da tanı, tedavi ile hastanın

takip ve tedavi sürecinde kusur durumunu belirleyebildiği görülebilmektedir.

65. Başvurucunun iddialarında yer alan akciğer grafilerinin kaybolması ile ilgili olarak bu grafilerin gerekli tanı ve ilgili süreç bakımından

bilirkişi raporuna bir tesiri olmadığı, tek ve kritik önem arz eden bir delil

niteliği taşımadığı değerlendirilmektedir. Bilirkişi raporunda acil servise

başvurulduğunda ileri sürüldüğü gibi kusmanın akciğere kaçtığının

belirlendiğinin belirtildiği, dolayısıyla grafilere

gerek olmaksızın diğer belge ve bilgilerle ilgili ve yeterli sonuçlara

varıldığı düşünülmektedir.

66. Anayasa Mahkemesinin Yasin

Çıldır (B. No: 2013/8147, 14/4/2016, § 57) ve Tevfik Gayretli (B. No: 2014/18266,

25/1/2018, § 32) kararlarında göstermiş olduğu yaklaşımı bu aşamada bir kez

daha hatırlatmak gerekir. Anayasa Mahkemesi, bu kararlarında hukuki sorumluluğu

ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat davalarının makul

derecede dikkatli ve özenli inceleme şartını yerine getirmesi gerektiğini,

derece mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin olarak yürüttükleri

yargılamalarda Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve

özenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da

kendisi tarafından da değerlendirileceğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesine

göre derece mahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet,

yürürlükteki yargı sisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer hak

ihlallerinin önlenmesinde sahip olduğu önemli rolün zarar görmesine engel

olacaktır.

67. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde somut

yargılamada Mahkemenin ve Adli Tıp Kurumunun davanın dayanağı olan iddia ve

olgulara yeterli cevap verdiği, açıklamalarda bulunduğu tespit edilerek

Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun

gereklerini yerine getirdikleri anlaşılmıştır.

68. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Selahaddin MENTEŞ Raportör : Hasan SARAÇ Başvurucu : Ramazan BAYTEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/2105, 19 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. A.B.nin Tedavi
  7. B. Gazi Üniversitesi
  8. Sonuç
  9. C. İdari Yargıda Açılan Diğer Davalar
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 110; Filiz
  15. A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  16. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  17. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/2105
Tarih
19 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Hamit Dışkaya Başvurusu (B. No: 2017/15224)
  • Ender Ergün Başvurusu (B. No: 2016/1849)
  • Fatma Alan ve Talip Şeker Başvurusu (B. No: 2014/10801)
  • Kerem Altıparmak ve Yaman Akdeniz Başvurusu (B. No: 2015/18876)
  • Sinan Topçu Başvurusu (B. No: 2017/14675)
  • Adil Kocagöz Başvurusu (B. No: 2016/11519)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.