İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Adil Kocagöz Başvurusu (B. No: 2016/11519)

1. Başvuru, gerçekleştirme görevlisi olan başvurucunun Sayıştay

Başvuru No2016/11519Tarih19 Kasım 2019Okuma12 dk · 2.483 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Adil Kocagöz Başvurusu (2)

Karar tarihi
19 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/11519
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.483 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gerçekleştirme görevlisi olan başvurucunun Sayıştay

tarafından tespit edilen kamu zararını tazmin etmeye mahkûm edilmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu, 2010 ve 2011 yılları arasında Kocaeli Büyükşehir

Belediyesi Başkanlığında (Belediye) müdür olarak görev yapmış daha sonra emekli

olmuştur.

7. Başvurucunun görev yaptığı Belediye ile Belediye ve Mahalli

İdareler Çalışanları Birliği Sendikası (Sendika) arasında 8/1/2010 tarihli

Sosyal Denge Sözleşmesi (Sözleşme) düzenlenmiştir. Bahse konu Sözleşme'nin 13. maddesinde Sendika üyesi çalışanlara sosyal denge yardımı

adı altında yapılacak ek ödemenin hangi dönemlerde ve ne miktarda yapılacağı

açıkça düzenlenmiştir.

8. Sayıştay Başkanlığı Belediyenin 2010 yılına ilişkin

hesaplarını denetime tabi tutmuştur. Sayıştay denetçileri sosyal denge yardımı

adı altında yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmadığı tespitiyle

kamu zararına sebep olunduğu iddiasını sorgu konusu yapmıştır. Kurum

sorumlularından gelen yazılı savunmaların ardından denetçilerce düzenlenen

yargılamaya esas raporda zararın ilgililerden tazmini talep edilmiştir.

9. Sayıştay 6. Dairesi (Daire) taraflar arasında akdedilen

sözleşmeye dayalı olarak görevli personele sosyal denge yardımı adı altında

yapılan ödemelerden 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu

hükümleri uyarınca gelir vergisi kesintisi yapılmaması nedeniyle oluşan

223.648,50 TL kamu zararının aralarında başvurucunun da bulunduğu sorumlulardan

tazminine karar vermiştir.

10. Başvurucu anılan kararı temyiz etmiştir. Sayıştay Temyiz

Kurulu (Kurul)21/4/2015 tarihinde Daire kararını tasdik etmiştir. Daire söz

konusu kararda, sosyal denge yardımı adı altında yapılan ödemelerin 193 sayılı

Kanun'a göre ücret niteliğinde gelir vergisine tabi olduğu tespitinde

bulunmuştur. Daire ayrıca, 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri

Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'na 4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılı

Kanun'un 30. maddesiyle eklenen geçici 14. maddesinin ek ödemelerden yapılacak

kesintilere ilişkin bir hüküm içermediği ve dolayısıyla bu ödemelerden gelir

vergisi kesintisi yapılması gerektiğini vurgulamıştır.

11. Başvurucu Kurulun bu kararına karşı karar düzeltme isteğinde

bulunmuştur. Kurul 1/3/2016 tarihinde temyiz incelemesindeki gerekçesini tekrar

ederek isteği reddetmiştir.

12. Nihai karar 18/5/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu

15/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Kanun Hükümleri

13. 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun "Sayıştayın

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“(1)

Sayıştay;

a) Kamu idarelerinin mali faaliyet, karar ve

işlemlerini hesap verme sorumluluğu çerçevesinde denetler ve sonuçları hakkında

Türkiye Büyük Millet Meclisine doğru, yeterli, zamanlı bilgi ve raporlar sunar.

b) Genel yönetim kapsamındaki kamu

idarelerinin; gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlara

ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığını denetler, sorumluların

hesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususları kesin hükme bağlar.

c) Genel uygunluk bildirimini Türkiye Büyük

Millet Meclisine sunar.

ç) Kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini

yapar.”

14. 6085 sayılı Kanun'un

"Temyiz" kenar başlıklı 55. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"(1) Sayıştay dairelerince verilen

ilamlar Sayıştay Temyiz Kurulunda temyiz olunur. Bu Kurulca verilen kararlar

kesindir."

15. 6085 sayılı Kanun'un "Karar

düzeltilmesi" kenar başlıklı 57. maddesinin ilgili şöyledir:

"(1) Temyiz Kurulu kararları hakkında, 52 nci maddenin birinci fıkrasında

yazılı ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş

gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere aşağıdaki sebeplerle karar

düzeltilmesi isteminde bulunabilirler:''

16. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve

Kontrol Kanunu'nun "Harcama talimatı ve

sorumluluk" kenar başlıklı 32. maddesi şöyledir:

"Bütçelerden harcama yapılabilmesi,

harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama

talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi,

kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli

olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının

bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata

uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve

bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur."

17. 5018 sayılı Kanun'un "Giderin

gerçekleştirilmesi" kenar başlıklı 33. maddesinin ikinci ve

dördüncü fıkraları şöyledir:

"Gerçekleştirme

görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin

alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve

ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

…

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun

çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar."

18. 5018 sayılı Kanun'un

"Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları" kenar

başlıklı 61. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...

Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme

emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;

a) Yetkililerin imzasını,

b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan

belgelerin tamam olmasını,

c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,

d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri,

Kontrol etmekle yükümlüdür."

19. 4688 sayılı Kanun'un geçici 14. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş

bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur

temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta

bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi

kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun

ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali

takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır.''

20. 193 sayılı Kanun'un 94. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi

kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,

dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler,

yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve

serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai

işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan

ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben

yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

1. Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci

maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç),

103 ve 104 üncü maddelere göre...''

B. Yargısal Kararlar

21. Danıştay Üçüncü Dairesinin 8/4/2015 tarihli ve E.2014/1405,

K.2015/1894 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"Davacı tarafından, üyelerine ödenen

sosyal denge tazminatından gelir vergisi kesintisi yapılmaması ve yapılan

kesintilerin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işleme karşı

dava açılmıştır. Diyarbakır Vergi Mahkemesi 20/1/2014 gün ve E:2014/48 K:2014/69

sayılı kararıyla; gelir vergisi kesintilerini yapan davalı idarenin davacının

vergilendirme işlemi ile ilgili başvurusu hakkında işlem tesis etmeye yetkili

olmadığı, bu konuda yetkili merci olan Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı ya

da Gelir İdaresi Başkanlığına yapılacak başvuru sonucuna göre dava açılması

gerektiği, kesinti yapılıp yapılmaması hususunda bir yetki ve görevi bulunmayan

yetkisiz kuruma yapılan başvurusu üzerine oluşan işlemin vergisel anlamda

davacı sendika üyelerinin hukuki durumlarını etkileyen, idari davaya konu

edilecek nitelikte kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığı gerekçesiyle

davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, vergisel

anlamda sendika üyelerinin hukuki durumlarını etkileyen ret işleminin dava

konusu edilebilecek bir işlem olduğu, sosyal denge tazminatı ödemeleri

üzerinden damga vergisi hariç hiç bir vergi ve kesinti

yapılmaması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

...

Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi

yukarıda açıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle

Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz istemine ilişkin dilekçede ileri

sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda

bulunmadığından, temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına [karar

verildi]."

22. Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/3/2002 tarihli ve

E.2001/2261, K.2002/1442 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her

türlü eylem ve işlemlerine karşı yargıyolununaçıkolduğu,160/1.maddesinde,

Sayıştay'ın kesin hükümleri hakkında ilgililerin yazılı bildirim tarihinden

itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak

üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunulabileceği, bu kararlar dolayısıyla

idari yargı yoluna başvurulamayacağı hükümlerine yer verilmiştir.

Anayasanın 160/1. maddesinde idari yargı

yoluna başvurulamayacağı öngörülen kararlar, Sayıştayca

ilgilileri hakkında hesap yargılaması sonucu verilen tazmin ya da beraat

kararlarıdır.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 15.

maddesi uyarınca personele sosyal denge tazminatı ödendiğini ve yapılan bu

ödemelerden gelir vergisi stopajı yapılmaması nedeniyle Sayıştay tarafından

hakkında tazmin hükmü verildiğini belirtmiştir. Başvurucu tazmin hükmünün, kamu

görevlilerine yapılan ek ödemeye dayalı ve onu temel alan bir yargılama faaliyeti

olup 4688 sayılı Kanun'un geçici 14. maddesi uyarınca Sayıştayın

bu hususta yargılama yapma yetkisinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu

ayrıca Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerine göre tarafların serbest

iradeleri ile imzaladıkları sözleşme hükümlerine uymak zorunda olduklarını, bu

kapsamda taraflar arasındaki Sözleşme'de gelir

vergisi kesileceğine dair bir hüküm bulunmadığından sözleşmede yer almayan bir

konuda kesinti yapılmasının hukuka ve ILO sözleşmelerine aykırı olduğunu ileri

sürmüştür. Başvurucu, sosyal denge ödemelerinden gelir vergisi kesintisi

yapılmasının aynı zamanda Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na da aykırı

olduğunu belirterek hakkında tazmin hükmü verilmesinin Anayasa'da güvence

altına alınan devletin temel amaç ve görevleri, Anayasa'nın bağlayıcılığı ve

üstünlüğü ilkesi, mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı, çalışma hakkı ve

ücrette adaletin sağlanması ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının yanında adil

yargılanma hakkı başta olmak üzere Anayasa'da güvence altına alınan başkaca hak

ve ilkelerin ihlal edildiğini ileri sürmüşse de iddialarının özü,

gerçekleştirme görevlisi olarak kamunun uğramış olduğu zarardan sorumlu

tutulmasına dair Sayıştay kararına yöneliktir. Sayıştay kararı ile başvurucunun

bir miktar parayı ödemekle yüz yüze kalacağından dolayı ilgili iddialar bir

bütün olarak mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

27. Yargısal faaliyetin en önemli unsuru, bir hukuki

uyuşmazlığın tüm yönleriyle esastan çözümlenerek karara bağlanması ve bu

kararın kesin hüküm niteliği taşımasıdır. Kesin hüküm, davanın tarafları

arasındaki hukuki ilişkinin, bütün bir gelecek için kesin olarak tespiti veya

düzenlenmesi ve aynı davanın hükmün kesinleşmesinden sonra yeniden

açılamamasıdır. Sayıştay, sorumluların hesap ve işlemlerinin hukuka uygun olup

olmadığı, hukuka aykırı ise kamu zararı doğurup doğurmadığı ve hukuka aykırı

mali işlem ile kamu zararı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı yolunda

6085 sayılı Kanun'da öngörülen yargılama usullerini izleyerek bir inceleme

yaptıktan sonra, her üç koşulun da gerçekleşmesi durumunda kamu zararının hesap

sorumlusundan tazminine karar vermektedir (AYM,E.2012/102,

K.2012/207, 27/12/2012).

28. Sayıştayın tazmin kararı vermesi,

hukuka aykırılığın müeyyidesidir. Anayasa'nın 160. maddesinin birinci

fıkrasında, Sayıştayın bu kararının kesin hüküm

niteliğinde olduğunun açıkça belirtilmesi ve bu karara karşı herhangi bir

hukuksal yola başvurma yolunun öngörülmemiş olması, Sayıştay kararının yargısal

anlamda kesin hüküm niteliğinde olduğunu göstermektedir (AYM, E.2012/102,

K.2012/207, 27/12/2012; Anayasa Mahkemesinin aynı yöndeki diğer kararları için

ayrıca bkz. AYM, E.2011/21, K.2013/36, 28/2/2013; E.2011/142, K.2013/52,

3/4/2013; E.2014/172, K.2014/170, 13/11/2014).

29. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).

Hakkında verilen tazmin kararı uyarınca başvurucunun tahsiline karar verilen

vergi miktarı kadar bir parayı ödemek zorunda kaldığı açık olup Anayasa'nın 35.

maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının konusuna giren bir mülk olduğu

hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

30. Somut olayda da Sendika üyesi çalışanlara sosyal denge

yardımı adı altında yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmaması

nedeniyle bu hatadan sorumlu kabul edilen başvurucunun kamunun zararını tazmin

etmesine karar verilmiştir. Buna göre başvurudan kamu zararının tazmin

edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Diğer taraftan

müdahalenin amacı da gözetildiğinde mülkiyetin kamu yararına kullanımının

kontrolü veya düzenlenmesine ilişkin kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

31. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken,

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan,B.

No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

32. Belediyede çalışan personele Sözleşme uyarınca yapılan

ödemelerin gelir vergisine tabi olduğu ve gerçekleştirme görevlisi olarak

başvurucunun bu ödemelerden kesinti yapmaması nedeniyle 5018 sayılı Kanun'un

32. maddesi uyarınca tazmin sorumluğunun bulunduğu görülmekle yapılan

müdahalenin kanunilik unsurunu taşıdığı anlaşılmıştır.

33. Vergi borçlarının ödenmesi için tedbirlerin alınması ve bu

kapsamda gerekli ve uygun araçların seçilmesinde kanun koyucunun geniş bir

takdir yetkisi bulunmaktadır. Başvuruya konu olay açısından başvurucunun

personelin ücret gelirinden vergi kesintisi yapmaması nedeniyle oluşan kamu

zararının ödenmesinden sorumlu tutulmasında kamu yararı olduğu ve müdahalenin

bu yönüyle meşru bir amacının bulunduğu tartışmasızdır.

34. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamu

yararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahalenin

ölçülü olması da gerekmektedir. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında

dikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen

ölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle elde

edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin

sağlanması zorunludur. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak olağan dışı ve

aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır (Arslan Gedik, B. No: 2014/17217,

14/9/2017, § 39).

35. Ölçülülük ilkesi, elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik,

öngörülen müdahalenin, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını; gereklilik, ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2016/46, K.2016/178,23/11/2016, § 12; AYM, E.2015/40,

K.2016/5, 28/1/2016, § 10).

36. Somut olayda başvurucu öncelikle sosyal denge tazminatı adı

altında personele yapılan ödemelerin gelir vergisine tabi olmadığını ileri

sürmektedir. Sayıştay Daire ve Kurulu personele yapılan bu ek ödemelerin ücret

niteliğinde olduğu ve dolayısıyla 193 sayılı Kanun uyarınca gelir vergisine

tabi olduğunu gerekçeli kararlarında açıkça belirtmiştir. Öte yandan aynı

ödemelerin gelir vergisine tabi olduğu Danıştay tarafından da kabul

edilmektedir (bkz. § 21).

37. Başvurucu ikinci olarak 4688 sayılı Kanun'un geçici 14.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bu kanun kapsamında yapılan ödemelerin

affedildiğini dolayısıyla bu ödemelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların Sayıştay

tarafından mali yargı konusu yapılamayacağını ileri sürmektedir. Sayıştay

yaptığı değerlendirmede, yapılan ödemelerin iadesinin söz konusu olmayıp

uyuşmazlığın bu ödemeler nedeniyle kaynağında kesilmesi gereken gelir vergisine

ilişkin olduğunu ve 4688 sayılı Kanun ile vergi mevzuaatında

bu ödemeleri vergiden muaf tutan bir istisna bulunmadığı sonucuna varmıştır.

38. Başvurucu kanunen yerine getirmek zorunda olduğu bir

görevini yapmaması nedeniyle oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuştur.

Başvurucunun bu sorumluluğu ilgili kanun hükümlerine göre Sayıştay tarafından

tespit edilmiş, başvurucu Sayıştay tarafından yapılan yargılamada itirazlarını

serbestçe ileri sürme imkânını elde etmiştir. Bunun yanında yargısal makamların

kararlarının makul bir değerlendirme içermediği veya keyfî olduğu da başvurucu

tarafından ortaya konulamamıştır. Başvurucunun tazmin etmekle yükümlü tutulduğu

miktar nedeniyle ödeme yapılan personele rucü etme

imkânının bulunduğu bu bağlamda Anayasa'nın 35. maddesinde öngörülen

güvencelerin de sağlandığı gözetildiğinde müdahalenin başvurucuya şahsi olarak

aşırı bir külfet yüklemediği değerlendirilmiştir. Buna göre başvurucunun

mülkiyet hakkının korunması ile müdahalenin kamu yararı arasında olması gereken

adil denge bozulmamış olup mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçülüdür.

Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilmediği açıktır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör : Heysem KOCAÇİNAR Başvurucu : Adil KOCAGÖZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/11519, 19 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Kanun Hükümleri
  8. B. Yargısal Kararlar
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Gökcan
  14. Menteş
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/11519
Tarih
19 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • A.k. Başvurusu (B. No: 2017/7858)
  • Yusuf Özkan Başvurusu (B. No: 2017/17739)
  • Mehmet Sayat Başvurusu (B. No: 2014/10819)
  • Yavuz Korucu Başvurusu (B. No: 2017/2324)
  • Sinan Ulusoy Başvurusu (B. No: 2016/74556)
  • Ahmet Edip Aksungur ve Asaf Uğur Aksungur Başvurusu (B. No: 2016/12044)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.