İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yavuz Korucu Başvurusu (B. No: 2017/2324)

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması

Başvuru No2017/2324Tarih27 Kasım 2019Okuma12 dk · 2.412 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yavuz Korucu Başvurusu

Karar tarihi
27 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2017/2324
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.412 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması

ve tutuklama ile tutukluluğa itirazın reddine ilişkin kararların doğal hâkim,

bağımsız ve tarafsız hâkim ilkelerine aykırı olan sulh ceza hâkimliklerince

verilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/10/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı

karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl

ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu

makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün

arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son

yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesinde araştırma görevlisi

olarak görev yapmakta olan başvurucu, FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan

yürütülen bir soruşturma kapsamında Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığınca

23/8/2016 tarihinde gözaltına

alınmıştır.

10. Başsavcılık 20/9/2016 tarihinde başvurucuyu, silahlı terör

örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma suçundan tutuklanması istemiyle Siverek Sulh Ceza

Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucu, sorgusu sırasında da suçlamaları kabul

etmemiş ve FETÖ/PDY ile bir

ilgisinin olmadığını, ByLock

isimli programı kullanmadığını ifade etmiştir. Hâkimlik aynı tarihte

başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...Şüphelinin [başvurucunun] örgüt tarafından yaygın olarak kullanılan ByLock olarak tabir edilen şifreli haberleşme kaydının

mevcut olduğunun tespit edildiği, bu programların herkes tarafından

indirilebilen programlar olmadığı ve örgüt tarafından gizli haberleşme amacıyla

kullanıldığı anlaşılmakla;

Dosyada mevcut bilgi ve belgeler, şüphelinin

üzerine atılı suçun CMK'nın 100. maddesinde sayılan katolog suçlar arasında yer alması ve haklarında örgüt üyeliğinden

soruşturma yapılan diğer şüphelilerin durumu gözetildiğinde kaçma ve saklanma

ihtimalinin bulunması, şüphelinin devam eden soruşturma safahatı ve suça konu

hadiselerin mahiyeti gözetildiğinde delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme, ayrıca tanık veya mağdurlar üzerinde baskı yapılması hususunda

kuvvetli şüphe ve ihtimal bulunması, şüphelinin üzerine atılı suçun kanunda

öngörülen cezasının alt ve üst sınırı değerlendirildiğinde ve ayrıca açıklanan

tutuklama gerekçeleri nazara alındığında adli kontrol tedbirlerinin yetersiz

kalacağı, bu itibarla tutukluluğun ölçülü ve gerekli olduğu anlaşıldığından CMK'nın 100. ve devamı maddeleri gereğince şüphelinin

silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan TUTUKLANMASINA... [karar

verildi.]"

11. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Tunceli Sulh Ceza

Hâkimliği 27/9/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

12. Başvurucu 21/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

13. Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının 17/4/2017 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde

kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucunun ByLock programını kullandığı

belirtilmiştir.

14. Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi 24/4/2017 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/1 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

15. Mahkeme 5/7/2017 tarihinde başvurucunun anılan suçtan 7 yıl

6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve -hükümle birlikte- tutukluluk

hâlinin devamına karar vermiştir. Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde temel olarak

başvurucunun ByLock

kullanıcısı olmasına dayanılmıştır.

16. Başvurucu mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf kanun yoluna

başvurmuş olup dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Erzurum

Bölge Adliye Mahkemesinde derdesttir.

17. Diğer taraftan başvurucu 23/8/2016 tarihinde görevinden

uzaklaştırılmış ve -29/10/2016 tarihi Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren- 3/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal

Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile

kamu görevinden çıkarılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. İlgili hukuk için bkz. Neslihan

Aksakal (B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 18-25) başvurusu hakkında

verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 27/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gözaltına Almanın

Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucu, suç işlediğine dair makul şüpheyi doğrulayan

somut olgular bulunmadan, keyfî bir şekilde yakalanıp gözaltına alınması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Bakanlık görüşünde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülmüş olan tazminat davası açılmadan

bireysel başvuruda bulunulduğu belirtilmiştir. Bakanlık ayrıca şikâyetin esas

bakımından da açıkça dayanaktan olduğu görüşündedir.

22. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, başvuru

formundaki iddialarını tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

23. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince

düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

24. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu ya da

gözaltında tutulma süresinin uzun olduğu iddialarına ilişkin olarak bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili

Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar

ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017, §§ 92-100; Mehmet Hasan Altan

(2) [GK], B. No: 2016/23672,

11/1/2018, §§ 81-91). Buna göre anılan dava yolunun başvurucunun durumuna

uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan

başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun ikincillik niteliği

ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (Neslihan

Aksakal, §§ 36, 37; Mehmet Hasan

Altan (2), §§ 90, 91).

25. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun gözaltına alınmasıyla

ilgili olarak yargısal başvuru yollarını tüketmeden bireysel başvuru yaptığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

B. Sulh Ceza

Hâkimliklerinin Doğal Hâkim, Bağımsız ve Tarafsız Hâkim İlkelerine Aykırı

Olduğuna İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu; hakkında tutuklama kararı veren ve bu karara

yönelik itirazını reddeden sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim ilkesine

aykırı olduğunu, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme niteliğinde bulunmadığını

belirterek kişi hürriyeti hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde, sulh ceza hâkimliklerinin kanunla

kurulduğu ve mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre

teşkilatlandırıldığı belirtilmiştir.

28. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bu bölümdeki

iddiasına ilişkin olarak ek bir açıklamada bulunmamıştır.

2. Değerlendirme

29. Sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim güvencesini sağlamadıkları,

tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğa itirazın bu yargı

mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun bırakılmaya karşı etkili

bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine ilişkin iddialar Anayasa

Mahkemesince birçok kararda incelenmiş, bu kararlarda sulh ceza hâkimliklerinin

yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların açıkça dayanaktan

yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (diğerleri arasından bkz. Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu

(2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 64-78, 94-97; Mehmet Hasan Altan (2), §§ 165-172).

30. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak

anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun sulh ceza

hâkimliklerinin doğal hâkim, bağımsız ve tarafsız hâkim ilkelerine aykırı

olduğu iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

32. Başvurucu; üzerine atılı suç ile bir ilgisinin

bulunmadığını, suç işlediğine dair hiçbir delilin olmadığını, buna rağmen keyfî

bir şekilde tutuklanmasına karar verildiğini, bu kararda tutuklama nedenlerine

ilişkin yeterli bir gerekçeye yer verilmediğini, bu durumda tutukluluk

süresinin de makul olamayacağını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde; ByLock kullanıcısı olduğu ve Bank Asyada hesabının bulunduğu anlaşılan, yurt dışı giriş ve

çıkış kayıtları mevcut olan başvurucu yönünden suç işlediğine dair kuvvetli

nedenlerin bulunmadığı iddiasının yerinde olmadığı ifade edilmiştir.

34. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında ByLock

uygulamasını kullandığı iddiasını kabul etmediğini, kaldı ki bu uygulamanın

kullanımının belirlenmesine ilişkin soruşturma işlemlerinin hukuka uygun

olmadığını iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

35. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir. Öte yandan başvurucu, başvuru formunda

tutukluluğa ilişkin kararların gerekçesiz olmasına dayanarak süresi ne kadar

kısa olursa olsun tutukluluğun makul süreyi aştığını belirtmiş ise de Anayasa

Mahkemesince, ilk tutuklama kararına ilişkin olağan itiraz kanun yolu

tüketildikten sonra yapılan bireysel başvuruda Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası kapsamında tutuklamanın hukukiliği ile sınırlı bir inceleme

yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 155).

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

36. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine

konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan

suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

37. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek;

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

b. Genel İlkeler

38. Genel ilkeler için Neslihan

Aksakal (aynı kararda bkz. §§ 47-53) başvurusu hakkında verilen

karara bakılabilir.

c. İlkelerin Olaya

Uygulanması

39. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi

uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

40. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

41. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında, iddianamede ve

mahkûmiyet kararında başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki

iletişimi sağladığı ifade edilen ByLock uygulamasının kullanıcısı olduğu

belirtilmiştir (bkz. §§ 11, 14, 16).

42. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı

kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına

yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir

belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).

Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren

mahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının

somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın

özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).

43. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir.

44. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle

bağlantılı veya doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara

ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalmasının söz konusu olabileceğini ifade etmiştir.

Mahkeme ayrıca FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya

sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânının ve bu

dönemde delillere etki edilmesi ihtimalinin normal zamanda işlenen suçlara göre

çok daha fazla olduğuna dikkat çekmiştir (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk

Özdemir,§§

78, 79).

45. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2),

§ 148).

46. Somut olayda Erzincan Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken kaçma ve saklanma ihtimalinin bulunmasına,

delillerin etkilenmesi ve tanıklar üzerinde baskı yapılması tehlikesine,

işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin kanunlarda

öngörülen yaptırımın ağırlığına ve suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin

(3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına dayanıldığı

görülmektedir (bkz. § 11).

47. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Erzincan Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden özellikle kaçma şüphesine ve delillere etki edilmesi

ihtimaline yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu

söylenebilir.

48. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

49. Anayasa Mahkemesince daha önce de ifade edildiği üzere terör

suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya

bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve

güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve

suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden

olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, § 214; Devran Duran,

§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı

soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin

özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,

kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)

de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok

daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 350).

50. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Erzincan Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun

bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

52. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19. maddelerde)

yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.

maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek

bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltına almanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim, bağımsız ve tarafsız

hâkim ilkelerine aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

27/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör : Aydın ŞİMŞEK Başvurucu : Yavuz KORUCU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/2324, 27 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Gözaltına Almanın
  9. B. Sulh Ceza
  10. C. Tutuklamanın Hukuki
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Kömürcü
  13. Yıldırım
  14. Akıncı
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/2324
Tarih
27 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Sinan Ulusoy Başvurusu (B. No: 2016/74556)
  • Ahmet Edip Aksungur ve Asaf Uğur Aksungur Başvurusu (B. No: 2016/12044)
  • Hilmi Balta Başvurusu (B. No: 2016/51749)
  • Abuzer Kaplan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/11953)
  • Samanyolu Haber Yayıncılık Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/10395)
  • Selim Akel Başvurusu (B. No: 2016/1330)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.