İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hilmi Balta Başvurusu (B. No: 2016/51749)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

Başvuru No2016/51749Tarih7 Kasım 2019Okuma19 dk · 3.786 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hilmi Balta Başvurusu

Karar tarihi
7 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/51749
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.786 kelime·19 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/11/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 29/3/2019 tarihinde

tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul

edilemezlik kararı verilmiş; başvurunun tutuklamanın hukukiliğine ilişkin

kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, ayrıca

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar

birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere

dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine

devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü

(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir

yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın

Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı

sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki

yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve

diğerleri, § 51; Mehmet Hasan

Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. Başvurucu, zabıt katibi olarak

görev yaparken 22/11/2016 tarihli ve 29896 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması

Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'yle meslekten ihraç edilmiştir.

11.Darbe teşebbüsü sonrası Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 25/8/2016 tarihinde gözaltına

alınmıştır.

12. Başvurucu, Savcılık tarafından silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan tutuklanması istemiyle 29/8/2016 tarihinde Tekirdağ 1. Sulh Ceza

Hâkimliğine sevk edilmiştir.

13. Başvurucu, Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan

sorgusunun ardından 29/8/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:

" Şüphelininüzerine yüklenen FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan suçun vasıf ve mahiyeti, kanunda öngörülen cezanın miktarı, mevcut

delil durumu (şüphelinin savunması, arama ve elkoyma

tutanakları, şüphelinin eşinin aynı suçtan hakkında soruşturma yapılan ve kaçak

durumunda olan TASİAD BaşkanıK.Ö.nün yanında

çalışması, tanık M.C.nin beyanı) değerlendirildiğinde

yüklenen suçla ilgili kuvvetli suç şüphesini gösterir somut delillerin mevcut

olduğu, örgütün 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye genelinde meşru hükümetidevirmeye ve Anayasal düzenicebren

ilgaya teşebbüs etmiş olması, örgütün üye sayısı, teşkilatlanması ve gizli

olarak faaliyet göstermesi, delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması

nedeni ile delillerin karartılma ihtimali, örgütün etkinliği ve kanunda

öngörülen ceza miktarı yönünden kaçma şüphesinin bulunması ve suçun CMK100/3-a

(11) maddesinde sayılan katalog suçlardan olması itibariyle tutuklama nedeninin

gerçekleştiği, adli kontrol hükümlerinin uygulanması halinde yetersiz kalacağı

tutuklama tedbirinin uygulanmasının verilmesi muhtemel ceza ileölçülü

olacağı nazara alınarak CMK'nın 100. ve müteakip

maddeleri gereğince tutuklanmasına ... [karar verildi].”

14. Başvurucunun tutuklama kararına yaptığı itiraz, Tekirdağ 2.

Sulh Ceza Hâkimliğince 5/9/2016 tarihinde reddedilmiştir.

15. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz ettiğini ancak itirazın

sonucunun kendisine tebliğ edilmediğini belirtmiştir. Başvurucu, başvuruda

bulunduğu tarih itibarıyla tutuklu olması nedeniyle itirazının reddedilmiş

olduğunu düşünerek 28/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 6/5/2017 tarihli

iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası

açılmıştır. İddianamede başvurucuyla ilgili yapılan değerlendirmeler şöyledir:

"FETÖ/PDY terör örgütünün sözde lideri

olan terörist başı Fethullah Gülen'in 25 Aralık 2013

tarihinde basına yansıyan çağrısında , Asya Katılım Bankası (Bank Asya) isimli

bankaya kendisi, eşi ve çocukları adına hesap açıp para yatırmaya veya mevcut

hesabına para eklemek suretiyle desteklenmesi, korunması ve finans yapısının

güçlendirilmesi talimatının verildiği, bu çağrı üzerine 2014 yılı Ocak ayından

itibaren FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı kişilerin yoğun olarak bankaya

para yatırdıkları, hesap açtırdıkları veya bankadan ihtiyaçları oranında kredi

talep ettikleri, mevcut kredi kartlarını ve hesaplarını kapattırmadıkları veya

daha önce açılmış olan ancak kullanılmayan hesaplarını aktif hale getirdikleri,

bu şekilde bankanın sermaye yeterliliğinin düşmesinin ve ilgili kamu

kurumlarının denetimine girmesinin engellenme amacı güttükleri görülmüştür.

Şüphelimizin de 14/3/2011 tarihinde açmış

olduğu hesabını kapattırmadığı gelen müzekkere cevabından anlaşılmıştır.

...

Şüphelinin İç İşleri Bakanlığı kadrosunda

görev yapmakta iken Bakanlar Kurulu tarafından alınan KHK ile FETÖ/PDY terör

örgütü ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kurumundan İhraç edildiği,

...

Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzeni

Koruma Terör ve Örgütlü Suçlar soruşturma Bürosu tarafından FETÖ/PDY terör

örgütüne yönelik yapılan çalışmalar neticesinde; Manisa ilinde faaliyet

gösteren şüpheli A.Ş.nin örgütün üst düzey sorumlusu

ve yöneticisi olduğunun tespit edildiği, bu tespitler neticesinde şüpheli A.Ş.nin 29/11/2016 tarihli alınan ifadesinde; Tekirdağ

ilindeki yürüttüğü faaliyetler kapsamında dosyamız şüphelisi olan A.B.

hakkında; 'H.O. isimli kişinin adliye yapılanması içerisinde sorumlu ağabey

olduğu, H.O.nun aynı zamanda sohbet hocalığı yaptığı,

oluşturduğu bu grupta kendisinin ve Tekirdağ Adliyesi'nde zabıt katibi olarak

çalışan A.B. ve Hilmi Balta isimli amca çocuğu olduğunu bildiğim iki kişi

vardı. Benimle birlikte grup üç kişiye çıktı. H.O.nun

iş yoğunluğuna bağlı 15 günde bir sohbetler düzenleniyordu. Bu toplantılarda Fethullah Gülen videoları izlettiriliyor, kitapları okunuyor,

namaz kılınıyordu' şeklinde beyanda bulunduğu, böylece şüpheli Hilmi Balta'nın

FETÖ/PDY terör örgütü yapılanması içerisinde yer aldığının ifadelerden

anlaşıldığı.

Şüphelinin devlet memuru olduğu, bu husus

dikkate alındığında bağlı bulunduğu örgütsel yapının bir gizli örgüt olduğunu,

gizli faaliyetler yürüttüğünü görememesi veya bu hususu düşünememesi hayatın

doğal akışı ile uyumlu olmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü hakkında basın ve

kamuoyuna yansıyan haberler ,yazılan yazılar, açılan soruşturmalar, yürütülen

yargılamalardan haberdar olmamasının kabul edilemeyeceği ayrıyeten , örgütün

kuruluşundan günümüze kadarki faaliyet ve söylemleri düşünüldüğünde Türkiye

Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirmek amacı ile faaliyet

yürütüldüğünün kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açık ve net olduğu ,15 Temmuz

2016 tarihindeki darbe teşebbüsünün örgütün gelişim ve gücünün geldiği son

nokta olduğunun görüldüğü, tüm bunlara rağmen şüphelinin kendi isteği ve kabulü

ile bu terör örgütü ile irtibat içinde olduğu ve irtibatını koparmadığı

anlaşılmıştır."

17. Tanık A.Ş.nin 29/11/2016 tarihli

ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"29 Ekim 2009tarihinde Çorlu İlçe Seçim

kurulunda zabıt katibi olarak göreve başladım. O yıl

mart ayında yerel seçimler vardı. Bu nedenle ben göreve başladıktan seçimler

sonuçlanıncaya kadar yoğun bir şekilde çalıştım. Bu dönemde yalnızca H.O. ile

telefonla görüşüyordum. Başkaca bir birim ile irtibat kurmadım. Seçimler

tamamlandıktan sonra mayıs ayında H.O. beni sohbet hocalığını kendisinin yaptığı

bir gruba dahil etti. Bu grupta benim dışımda Tekirdağ Adliyesinde Zabıt Katibi olarak çalışan A.B. ve Hilmi Balta isimli amca çocuğu

olduğunu bildiğim iki kişi vardı. Benimle birlikte grup üç kişiye çıktı H.O.nun iş durumuna göre çok düzenli olmamak kaydı ile 15

günde bir sohbetler düzenleniyordu. Bu toplantılarda da Fethullah

Gülen'in kitapları okunuyor, videoları izletiliyor, namazlar kılınıyordu. 2012

yılı Mayıs ayına kadar ben bu sohbet grubunda devam

ettim bu dönemde gruba başkaca bir kişi gelmedi."

18.Tanık A.Ş.nin 23/2/2017 tarihinde

yaptırılan teşhise ilişkin beyanları şöyledir:

"Fotoğraftaki bu şahıs H.O.nun sohbet grubundan bulunan Tekirdağ Adliyesinde zabıt

katibi olan Hilmi Balta isimli şahıstır. Bu şahıs

mütevelli olan bir şahıstır. Bu şahıs sohbetlere düzenli ve aksatmadan gelen

bir şahıstır. Bu şahıs 17/25 Aralık 2013 sürecinden sonra da örgütte bulunmaya

devam etti."

19.Tanık A.Ş.nin 23/2/2017 tarihinde

verdiği ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Olaya ilişkin soruşturma aşamasında

verdiğim beyanlarımı aynen tekrar ederim. Tekirdağ ilindeki yürüttüğü

faaliyetler kapsamında H.O. adliye yapılanması içerisinde sorumlu ağabeydir,

H.O. aynı zamanda sohbet hocalığı yapardı, oluşturduğu bu grupta ben ve Tekirdağ

Adliyesi'nde zabıt katibi olarak çalışan A.B. ve Hilmi

Balta isimli amca çocuğu olduğunu bildiğim iki kişi vardı. Benimle birlikte

grup üç kişiye çıktı. H.O.nun iş yoğunluğuna bağlı 15

günde bir sohbetler düzenleniyordu. Bu toplantılarda Fethullah

Gülen'in videoları izlettiriliyor, kitapları okunuyor, namaz kılınıyordu."

20. Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi 30/5/2017 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/167 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

21. Tekirdağ2. Ağır Ceza Mahkemesi 24/7/2017 tarihli duruşmada

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Tahliye kararının gerekçesi şöyledir:

"Sanıklar A.B., Hilmi

Balta ve F.D.nin tutuklulukta geçirdikleri süreler,

mevcut delil durumu, delillerin karartılma ihtimali olmayışı dikkate

alındığında bu aşamada adli kontrol hükümlerinin yeterli olacağı nazara

alınarak tahliyelerine... [karar verildi.]"

22.Başvurucu 24/7/2017 tarihli duruşmada savunmasını yapmıştır.

Savunmasının ilgili kısmı şöyledir:

"Öncelikle üzerime atılı suçlamaları

kabul etmiyorum, hayatımda işlediğim bir suç yoktur, 2011 yılında Bank Asya'dan

faiz oranı düşük diye kredi çekmiştim ödemesi 2021 yılına kadar süren bir kredi

idi, Bank Asya'da hesap açmak suç işlemek olamaz, çalıştığım dönemde de Bank

Asya hakkında bir kapatma dahi alınmamıştır, devlet himayesine geçmiştir daha

güvenli hale gelmiştir öncesinde de yasal bir banka idi, bu tip iddialar söz

konusu değildi, kapatmak istesem de ödenmemiş kredi taksitlerim olduğu için

kapatmam söz konusu değildi, böyle bir imkanım yoktu, ben 10 yıl C.Başsavcılığında görev yaptım, bu süre zarfı içerisinde

örgütlü terör dosyalarında çalışmadım, nitelikli dosyalarda hiç çalışmam

olmadı, eğer örgütle bağlantım olsaydı bu tip dosyalarda yer alarak örgüte

bilgi sızdırma imkanı elde etmem gerekirdi çalışmış olduğu her savcı ile düzgün

bir çalışma gerçekleştirdim benim hakkımda düzenlenmiş kötü bir sicil notu söz

konusu değildir, yine K.Ö.nün işletmiş olduğu İ.

Kuyumculuk iddia konusu edilmiştir, 2009 yılında evlenmiş olduğum eşim

evlenmeden önce K.Ö.ye ait bu kuyumculukta çalışıyordu, benim meslek hayatına

girişim K.Ö.nün referansıyla gerçekleşmedi, bu iddia

asılsızdır, M.C. ifadesinde de bu iddiaları söylerken biliyorum dememiş böyle

olduğunu düşündüğünü söylemiştir, kendisi benimle ilgili isnatlarda bulunurken

aslında kesin bilgilere sahip değildi, sadece yorum yaparak düşünerek bazı

beyanlarda bulunmuştur, bir kimsenin düşünce yapısı yüzünden şu an yargılanıyorum

ve uzun süredir tutukluyum, İ. Kuyumculuk adlı şirket şu an hala işletilmekte

olan bir işyeridir, buranın benimle bir bağlantısı bağı yoktur, eşim orada

çalıştığı için bir bağlantı kurulmaya çalışılmıştır, yine hakkımda ifade veren

A.Ş. adlı kişiyi tanımam, A. ile F.nin beyanları

çelişmektedir, sohbet toplantılarına her iki şahıs da katıldığımı söylemiş

fakat her nasılsa ikisi de sohbet toplantılarına ilişkin gördüklerini iddia

ettikleri detaylar farklıdır, şöyle ki; birisi haftada bir katıldığımı

söylemişse diğeri onbeş günde bir katıldığımı beyan

etmiştir, yine sohbet toplantılarında birisi üç kişilerdi diyor, diğeri çok

kalabalık toplanıyorlardı diyor, bu yüzden tanıkların beyanlarını dikkate

alınmamasını talep ediyorum, gerçekte kendileri de ne söylediklerinin farkında

değillerdir, gitmediğim sohbetlerden yapmadığım eylemlerden şu an sorumlu

tutuluyorum ben hiçbir şekilde sohbet toplantılarına katılmadım, himmet bağış

vs., vermedim, Bank Asya dışında benim örgütle herhangi bir bağlantım, dergi,

gazete aboneliğim, sendika dernek üyeliğim araştırılmasına rağmen olmadığı

tespit edilmiştir, hakkımda suç oluşturacak herhangi bir maddi delil yoktur,

suç isnadı bile yapılması yersizdir, tüm bunlar gözönünde

bulundurularak beraatime karar verilmesini talep

ediyorum."

23. Aynı duruşmada tanık M.C. de dinlenmiştir. Tanık M.C.

ifadesinde; başvurucuyu daha önce kiracısı olduğu için tanıdığını, başvurucunun

FETÖ/PDY ile ilgili herhangi bir eylemini görmediğini, sadece eşinin bu örgütün

kasası olarak bilinen K.Ö.ye ait İ. Kuyumculuk adlı işyerinde çalıştığını

bildiğini, böyle duyduğunu, K.Ö.nün

Tekirdağ'da cemaat içinde etkin ve nüfuslu bir insan olduğunu bildiğini ancak

başvurucunun işe girişinde kendisinin referans olduğu konusunda bir bilgisi

olmadığını beyan etmiştir.

24.5/12/2018 tarihli dijital inceleme raporunda, başvurucuya ait

cep telefonunda ByLock

isimli programın kalıntılarına rastlandığı belirtilmiştir.

25. Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi 15/2/2019 tarihinde

başvurucunun beraatine karar vermiştir. Beraat

kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Sanık Hilmi Balta'nın en son Adalet

Bakanlığında Katip olarak görev yaptığı, FETÖ/PDY

silahlı terör örgütüyle irtibatlı olduğu gerekçesiyle 677 sayılı KHK ile

meslekten ihraç edildiği, Bylock havuz sorgusunda

herhangi bir kaydının bulunmadığı, Dijital inceleme raporunda sanığa ait cep

telefonunda 'Bylock' isimli özel sohbet programı

kalıntılarına rastlandığı, Banka Bilirkişi raporunda sanığın Bank Asyada hesabında aktif hareket olmadığı tespit edilmiştir.

Tanık A.Ş. beyanında, kendisinin bulunduğu

sohbet grubunda sanık Hilmi Balta'nın da bulunduğunu, 15 günde bir sohbet

düzenlendiğini, bu toplantılarda da Fethullah Gülen'in

kitapları okunduğunu, videolarının izlendiğini, namaz kılındığını, bu sohbet

grubunun 2012 yılı Mayıs ayına kadar devam ettiğini

belirtse de örgütün nihai amacının ortaya çıktığı 17-25 Aralık 2013 sürecinden

sonra sanığa yönelik somut bilgisinin olmadığı anlaşılmıştır. Sanık Hilmi

Balta'nın cep telefonunda örgüt mensupları tarafından kullanılan 'Bylock' isimli özel sohbet programı kalıntısına rastlansa

da sanığın havuz sorgusunda Bylock kaydının

bulunmadığı ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararlarında belirtildiği üzere bylock User-ID (Kullanıcı No) ve şifre bilgilerinin de

bulunmadığı dikkate alındığında sanığın bylock

kullanıcısı olduğu kesin olarak ispatlanamamıştır."

26. Karara karşı Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca istinaf

kanun yoluna başvurulmuş olup istinaf incelemesi devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Kanun Metinleri

27. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar

başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)

..."

B. Yargıtay Kararları

28. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22/3/2018 tarihli ve

E.2017/3340, K.2018/808 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:

"Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas

alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği

aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak

biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı,

vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,

eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine

uyduğu, örgüt üyeliğinin kabulünde esas alınması mümkün olmayan bir kısım

faaliyetlerin gerekçede yer almışsa da, örgütsel toplantılara katılma, örgüte

yardım sağlama, mütevelli heyetinde yer alma, talimat üzerine Bank Asya'ya para

yatırma gibi faaliyetleri örgüt üyeliği kabulünde yeterli görülmesi ve cezanın

alt sınırdan belirlenmesi karşısında sonuca etkili bulunmayarak yaptırımların

kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde

görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereğince

temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına ... [karar

verildi.]"

29. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21/3/2018 tarihli ve

E.2017/3284, K.2018/897 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:

"FETÖ/PDY terör örgütünün Afyon ilinin

Dinar ilçesi mütevelli heyeti içerisinde yer alarak, örgüte ait eğitim

kurumlarının bağlı bulunduğu şirkette yöneticilik yapmak, örgüt ile iltisaklı

olan işadamları derneğinde başkanlık yapmak şeklinde

gerçekleşen faaliyetlerin örgütsel nitelikte olduğundan içerdikleri çeşitlilik,

yoğunluluk ve süreklilik nedeniyle örgüt üyeliği

kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır."

30. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 15/2/2018 tarihli ve

E.2017/3461, K.2018/298 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:

"Dosya içeriğine, mahkemenin kabulüne,

kovuşturma ve soruşturma aşamasındaki tanık beyanlarına göre; FETÖ/PDY terör

örgütünün Dinar İlçesi esnaf yapılanması mütevelli heyeti içerisinde yer

alarak, himmet toplantıları adı altında örgütsel faaliyetlere katılan ve

yardımda bulunan, kamuoyunda terör örgütü niteliğinin açık veyaygın

olarak kabul edilmesi sürecinden sonra da anılan örgütle irtibatını devam

ettiren sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk oluşturan bu faaliyetleri

nedeniyle örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla dahil olduğu yönündeki

kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı ..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

32. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri bulunmadan

tutuklandığını ileri sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde; tutuklamaya dair verilen kararlara

ilişkin gerekçeler kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun

savunulamayacağı, başvurucunun şikâyetlerine yönelik incelemenin Anayasa’nın 15.

maddesi kapsamında yapılması gerektiği, bu kapsamda yapılacak incelemede de

başvurucunun şikâyetlerinin açıkça dayanaksız olması nedeniyle kabul edilemez

bulunmasına karar verilmesi gerektiğinin değerlendirildiği belirtilmiştir.

34. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında;

tutuklanmasının keyfî olduğunu, tutuklama gerekçesinde belirtilen hususların şuç ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğunu,

tutuklama kararında yer verilmeyen olgulara atıf yapılmasının doğru olmadığını,

Bakanlık görüşünde yapılan değerlendirmelere katılmadığını belirtmiştir.

B. Değerlendirme

35. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

36.Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığına yönelen bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

38. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 187-191).

39. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama

tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki

yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyeliği iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi,

anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili

olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

40. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek;

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı

meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

41. Somut olayda başvurucu, tutuklama kararına itiraz ettiğini

ancak itirazın sonucunun kendisine tebliğ edilmediğini belirtmiştir. Başvurucu,

başvuruda bulunduğu tarih itibarıyla tutuklu olması nedeniyle itirazının

reddedilmiş olduğunu düşünerek 28/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur. UYAP üzerinden yapılan incelemede de itirazın reddi kararının

başvurucuya tebliğ edildiğine ilişkin bir bilgi veya belgeye ulaşılamamıştır.

Bu nedenle başvurunun süresinde yapıldığı kabul edilmelidir. Açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka

bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

42. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacak

genel ilkeler için bkz. Mustafa Baldır (B.

No: 2016/29354, 4/4/2018, §§ 54-60) başvurusu hakkında verilen karar.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

43. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi

uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

44. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

45. Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında;

arama ve elkoyma tutanaklarına, başvurucunun eşinin

aynı suçtan hakkında soruşturma yapılan ve kaçak durumunda olan K.Ö.nün yanında çalışmasına ve

tanık M.C.nin beyanına dayanılarak kuvvetli suç

şüphenin varlığını gösteren olguların bulunduğu belirtilmiştir.

46. İddianamede ise isnat edilen suç ile ilgili olarak

başvurucunun 14/3/2011 tarihinde açtırmış olduğu Bank Asya hesabını

kapattırmamasına, mesleğinden ihraç edilmesine ve A.Ş. adlı tanığın ifadelerine

dayanılmıştır. Başvurucunun tahliye edilmesinden sonra 5/12/2018 tarihli

dijital inceleme raporunda başvurucuya ait cep telefonunda ByLock isimli programın

kalıntılarına rastlandığı belirtilse de gerekçeli kararda başvurucunun ByLock kaydının,

kullanıcı ve şifre bilgilerinin bulunmadığı ifade edilmiştir.

47. Tanık A.Ş. teşhis işlemi sırasında, başvurucunun sohbet

grubunda bulunduğunu, mütevelli olduğunu, sohbetlere düzenli olarak ve

aksatmadan gelen bir şahıs olduğunu, 17/25 Aralık 2013 sürecinden sonra da

örgütte bulunmaya devam ettiğini beyan etmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

mütevelli olduğuna ilişkin tanık beyanının FETÖ/PDY ile başvurucu arasında

örgütsel bir ilişki bulunduğuna -dolayısıyla başvurucunun suç işlediğine- dair

kuvvetli belirti olarak kabulü mümkündür. Nitekim Yargıtay, mütevelli heyetinde

yer almayı FETÖ/PDY ile örgütsel bir ilişki bulunduğunu gösteren bir delil

olarak kabul etmektedir (bkz. §§ 28-30).

48. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.

Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında

ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde

delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha

fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).

49. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır.

50. Somut olayda Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken delilleri etkileme ve kaçma ihtimalinin

bulunmasına, başvurucunun üzerine atılı suçun tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlardan olmasına dayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama kararının

verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel

koşulları ile Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği

birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

51. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151). Öncelikle terör

suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya

bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve

güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve

suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden

olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 350).

52. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin

isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin

niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu

hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu

söylenemez.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası ile

güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

54. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair (13. ve 19.

maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu : Hilmi BALTA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/51749, 7 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Kanun Metinleri
  8. B. Yargıtay Kararları
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve
  13. B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi
  14. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  15. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Gökcan
  17. Hakyemez
  18. Menteş
  19. Kaya
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/51749
Tarih
7 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Abuzer Kaplan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/11953)
  • Samanyolu Haber Yayıncılık Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/10395)
  • Selim Akel Başvurusu (B. No: 2016/1330)
  • Ali Soylu Başvurusu (B. No: 2014/10602)
  • Savaş Kılıç Başvurusu (B. No: 2016/5583)
  • Yılmaz Benzer Başvurusu (B. No: 2017/40336)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.