İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Edip Aksungur ve Asaf Uğur Aksungur Başvurusu (B. No: 2016/12044)

1. Başvuru; işyeri tahsisinin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının,

Başvuru No2016/12044Tarih20 Kasım 2019Okuma15 dk · 2.984 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Edip Aksungur Ve Asaf Uğur Aksungur Başvurusu

Karar tarihi
20 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/12044
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.984 kelime·15 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; işyeri tahsisinin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının,

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 22/6/2016 ve 19/8/2016 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. 2016/12044 ve 2016/15167 numaralı bireysel başvuru dosyalarının

aralarındaki hukuki bağlantı nedeniyle birleştirilmesine, incelemenin

2016/12044 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar

verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Bakanlık, görüş

bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Uyuşmazlığın Arka

Planı

8. Başvuruculara -başvuru formu ve eklerinde belirtilmeyen bir

tarihte- Tarsus Belediyesince (Belediye) yeni hal kompleksinde (meyve sebze

hali) 54 numaralı komisyonevi

tahsis edilmiştir.

9. Belediye Meclisi 5/9/2005 ve 1/10/2009 tarihlerinde bu hal

kompleksi içindeki işyerlerinin satışına karar vermiştir. Yapılan ilk kısmi

ihalede isteklilerin olmaması üzerine ihale iptal edildikten sonra 2/12/2009

tarihinde Belediye Meclisi yeni bir karar almıştır. Buna göre Belediye Meclisi;

ihalenin yeniden yapılmasına, ihalede istekli çıkmaması durumunda daha önce

yapılan tahsislerin kaldırılmasına, tahsisi kaldırılan yerlerin ise

kiralanmasına karar vermiştir. Anılan karar doğrultusunda 17/2/2010-19/2/2010

tarihlerinde satış için ihale yapılmış ancak istekli çıkmaması ve pazarlık

sürecinde de teklif verilmemesi üzerine ihale iptal edilmiştir.

10. Bunun üzerine kiralama yöntemine dönüleceği gerekçesiyle

Belediye Encümeninin 17/3/2010 tarihli kararı ile başvurucuların 54 numaralı

işyerine ilişkin tahsis iptal edilmiştir.

B. Encümen Kararının

İptaline İlişkin Yargılama Süreci

11. Başvurucular, kiralama ve tahsis işleminin iptaline ilişkin

idari işlemlere karşı Belediye aleyhine Mersin 2. İdare Mahkemesinde 11/6/2010

tarihinde iptal davası açmıştır.

12. Başvurucular dava dilekçesinde, idarenin uzun yıllar önce

yapılmış olan bir tahsisi herhangi bir gerekçe belirtmeden iptal etmesinin

ölçülü olmadığını ve kazanılmış haklara saygı ilkesinin ihlal edildiğini iddia

etmiş ve her iki işlemin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.

13. Mersin 2. İdare Mahkemesi 21/12/2010 tarihinde davanın

reddine karar vermiştir. Mahkeme kararında; belediyelerin toptancı hallerinin

satış, tahsis ya da kiralama yöntemiyle işletilmesi hususunda seçimlik yetkiye

sahip olduğu belirtilmiştir. Mahkemeye göre Belediyenin bu yetki kapsamında

meyve ve sebze hali içindeki işyerlerini kiralama yöntemiyle işletmeyi seçmesi

nedeniyle Encümenin daha önceki tahsisleri kaldırması hukuka aykırı değildir.

14. Başvurucular hükmü temyiz etmiştir. Danıştay Sekizinci

Dairesi 10/11/2015 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını onamış, karar

düzeltme isteğini de 22/4/2016 tarihinde reddetmiştir.

15. Nihai karar 27/5/2016 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ

edilmiştir.

C. Yapılan İhalenin

İptaline İlişkin Yargılama Süreci

16. Tahsisin iptalinden sonra Meclis tarafından aralarında 54

numaralı dükkânın da bulunduğu hal kompleksi içinde kalan işyerlerinin satışı

konusunda Encümene yetki verilmiştir. Belediye Encümeni, bu yetkiye dayalı

olarak 13/1/2010 tarihinde 54 numaralı dükkânın 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı

Devlet İhale Kanunu'nun 35/A maddesi uyarınca satılmasına karar vermiştir.

17. Başvurucular 22/4/2010 tarihinde, satış ve ihaleye çıkarma

işlemlerinin iptali amacıyla dava açmıştır. Mersin 2. İdare Mahkemesi

28/12/2010 tarihinde mülkiyeti idareye ait taşınmazların satışa çıkarılması

işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından satışa ilişkin kararların iptali

isteğinin reddine ve ihale sonuçlanmadığından bu işleme yönelik olarakkarar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis

etmiştir.

18. Hüküm 2/6/2017 tarihinde Danıştay Onüçüncü

Dairesi tarafından onanmıştır.

D. Maddi ve Manevi

Tazminat Davasına İlişkin Yargılama Süreci

19. Başvurucular; 54 numaralı dükkânın tahsisinin iptaline,

satılmasına ve tahliyesine ilişkin işlemler nedeniyle uğradıkları zararın

tazmini talebiyle tam yargı davası açmıştır.

20. Mersin 1. İdare Mahkemesi 30/1/2015 tarihli karar ile davayı

reddetmiştir. Mahkeme, başvurucuların tahsisin iptali ve dükkanın

zabıta vasıtasıyla boşaltılması işlemlerine karşı açtıkları davaların

reddedildiği ve tahsisin iptalinden sonra 54 numaralı dükkanın 11/5/2011 tarihinde

üçüncü bir kişiye satıldığı nazara alındığında davalı idarenin tazmin

sorumluluğunu gerektiren kusurlu bir işlem bulunmadığı kanaatindedir.

21. Başvurucular karara itiraz etmiştir. Adana Bölge İdare

Mahkemesi 22/12/2015 tarihinde ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar

vermiş, karar düzeltme isteğini de17/5/2016 tarihinde reddetmiştir.

22. Nihai karar 20/7/2016 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ

edilmiştir.

23. Başvurucular 22/6/2016 ve 19/8/2016 tarihlerinde bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

24. 27/6/1995 tarihli ve 22326 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 552 sayılı Yaş Sebze Ve Meyve Ticaretinin

Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK)

5/5/2007 tarihli ve 5652 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle değiştirilmeden önceki

hâlinin "Tahsis" kenar

başlıklı 21. maddesi şöyledir:

"Toptancı hallerde işyeri tahsisi,

üretici birliklerine öncelik verilerek yapılır.

Kamu emlakinden sayılan toptancı hallerde

işyeri tahsisi ilgili belediyece yapılır ve 1580 sayılı Belediye

Kanununun 70 inci maddesinin (8) numaralı bendine göre ücret tahsil

edilir. Bu yerler kiraya verilemez.

Belediyelerin yapacağı işyeri tahsisinin usul

ve esasları, Bakanlıkça belirlenecek ilkeler çerçevesinde, belediye

meclislerince çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir."

25. 552 sayılı KHK'nın yürürlükteki hâliyle "Kiralama, satış ve tahsis" kenar

başlıklı 21. maddesi şöyledir:

“Belediyeler

toptancı hallerini tahsis yoluyla işletebilecekleri gibi kiralama veya satış

yoluyla da işletir veya işlettirir.

İşyerlerinin kiralanması veya satılmasına

ilişkin işlemler, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yapılır.

Toptancı hallerinde bulunan işyerlerinin yüzde

onu üretici birliklerine kontenjan olarak ayrılır ve Ankara, İstanbul ve İzmir

Büyükşehir belediyesi sınırlarındaki haller hariç, halin bulunduğu il

sınırlarındaki üretici birlikleri arasında yapılacak ihale ile kiraya verilir.

Üretici birliklerine kiralanmış işyerlerinin herhangi bir nedenle boşalması

durumunda, toptancı halinde işyeri bulunmayan diğer üretici birliklerine tahsis

yapılır. Üretici birliklerine ayrılan işyeri sayısı kadar talep olmaması

halinde, diğer talep sahiplerine kiralama yapılabilir.

Toptancı hallerinde bulunan işyerlerinin

kiralanması veya satılması durumunda, gerçek ve tüzel kişiler en fazla bir

işyeri kiralayabilir veya satın alabilir. Doğrudan veya dolaylı olarak birden

fazla işyerinin aynı kişi tarafından kiralandığının veya satın alındığının

tespit edilmesi durumunda, kira sözleşmesi feshedilir, satış işlemi ise iptal

edilir. Ayrıca, bu kişilere belediye encümeni kararı ile 25.000 YTL idarî para

cezası verilir.

Kira süresi en fazla 10 yıldır. Kira süresi

sona erenler açılacak kiralama ihalelerine tekrar katılabilir. Kira bedeli her

yıl aylık olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer

298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme

katsayısı oranında artırılarak uygulanır.

Toptancı hallerinin tahsis yoluyla

işletilmesine karar verilmesi durumunda, tahsis ücreti, 3/7/2005 tarihli ve

5393 sayılı Belediye Kanununun 18 inci maddesinin

birinci fıkrasının (f) bendine göre belediye meclisince belirlenir. Tahsisin usûl ve esasları Sanayi ve Ticaret Bakanlığının görüşü

alınarak İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine ve

kira sözleşmesine aykırı hareket ettikleri tespit edilenler yazılı olarak

uyarılır. Tespit edilen eksiklik ve aykırılık en fazla 20 gün içinde giderilmez

ise kira sözleşmeleri feshedilir.

İlgililer, sözleşmenin fesih bildiriminden

itibaren işyerini 30 gün içinde tahliye etmek zorundadır. Tahliye, öngörülen

sürede yapılmadığı takdirde belediye tarafından yapılır.

Kendilerine işyeri tahsis edilenlerin,

yönetmelikte öngörülen şartları taşımadıkları veya sonradan kaybettiklerinin

tespiti durumunda, belediye encümeni tarafından tahsisin iptaline ve haldeki

işyerinden çıkarılmasına karar verilir.

İlgililer kararın tebliği tarihinden itibaren

haldeki yerini 30 gün içinde tahliye etmeye mecburdur. Bu süre sonunda tahliye

edilmeyen yerler, belediye zabıtası tarafından tahliye edilir.”

26. 552 sayılı KHK'nın 5652 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile ilga

edilen "Tahsisin iptali" kenar

başlıklı 23. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun Hükmünde Kararnameye

dayanılarak çıkarılacak yönetmeliklerdeki şartları taşımadıkları veya sonradan

kaybettikleri tesbit olunanlar ile yönetmeliklerde

gösterilen diğer hükümler gereğince tahsisleri iptal edilenlerin toptancı

hallerdeki yerlerinden çıkarılmasına belediye encümenince karar verilir.

İlgililer kararın tebliği tarihinden itibaren

haldeki yerlerini 30 gün içerisinde tahliye etmeye mecburdurlar. Bu süre

sonunda tahliye edilmeyen yerler belediye zabıtasınca tahliye edilir."

27. 7/7/2012 tarihli ve 28346 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Sebze ve Meyve Ticareti ve Toptancı Halleri

Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) geçici 1. maddesinin (12) numaralı fıkrası

şöyledir:

"1/1/2012 tarihinden önce kurulmuş

toptancı hallerindeki tahsisli işyerleri, mevcut tahsis sahiplerine Kanunun

yürürlüğe girdiği 1/1/2012 tarihinden itibaren hiçbir işleme gerek kalmaksızın

on iki yıl süreyle kiralanmış sayılır. Bu şekilde kiralanmış sayılan işyerleri

için sözleşmeler, bu Yönetmelik hükümleri ile son tahsis ücretleri esas

alınarak üç ay içinde yapılır."

28. Anayasa Mahkemesinin 25/2/2010 tarihli ve E.2007/65,

K.2010/43 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

5652 sayılı Yasa'nın 3. maddesiyle

değiştirilen 552 sayılı KHK.'nin 21. maddesinin

birinci fıkrasında yer alan '' tahsis yoluyla işletebilecekleri gibi'' ibaresi

ile belediyelere, belediye sınırları içindeki toptancı hallerini işletmeleri

bakımından kiralama ve satış yöntemleri yanında 'tahsis yöntemi'ni

de kullanabilecekleri konusunda yetki tanınmaktadır. Maddenin altıncı

fıkrasında toptancı hallerinin tahsis yoluyla işletilmesine karar verilmesi

durumunda tahsis ücretinin 3.7.2005 günlü, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18.

maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre belediye meclisince

belirleneceği, tahsisin usûl ve esaslarının Sanayi ve

Ticaret Bakanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak

yönetmelikle düzenleneceği belirtilmektedir. Dokuzuncu fıkrada ise kendilerine

toptancı hâlinde işyeri tahsis edilenlerin, yönetmelikte öngörülen şartları

taşımadıklarının veya sonradan kaybettiklerinin tespit edilmesi durumunda

belediye encümenince, bu tahsisin iptaline ve toptancı halindeki işyerinden

çıkarılmasına karar verileceği hükmü getirilmiştir.

Yaş sebze ve meyvelerin toptan alım ve

satımının yapıldığı toptancı hallerinin maddenin birinci fıkrası gereğince kamu

mallarının kullanım yöntemlerinden birisi olan tahsis yoluyla da

işletilebilmesi konusunda belediyelere yetki verilmesi, tahsisin usul ve

esasları ile tahsis ücretinin belirlenmesi konularında temel ilkeler ile bunun

amaç ve çerçevesi yasama organınca belirlendikten sonra, toptancı hallerinin

yapı ve işleyişinde başta ekonomik gelişmeler olmak üzere, çevre ve günün

koşullarına uygun olarak ayrıntılı düzenleme yapma yetkisinin yönetmeliğe

bırakılması, yasama yetkisinin devri ya da idareye Anayasa'dan kaynaklanmayan

bir yetkinin kullandırılması şeklinde nitelendirilemez.

Açıklanan nedenlerle dava konusu kurallar,

Anayasa'nın 2., 6., 7. ve 8. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi

gerekir.

Kuralların Anayasa'nın 11. maddesi ile ilgisi

görülmemiştir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 20/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

31. Bireysel başvurular sonrasında 25/7/2018 tarihli ve 7145

sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

32. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya

da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

33. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828,

12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının

getirilmesine ilişkin yolu başarı şansı sunan, yeterli giderim sağlama

kapasitesi bulunan, ulaşılabilir bir yol olduğunu tespit etmiştir (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

34. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

36. Başvurucular, mülkiyeti Belediyeye ait hal kompleksi içinde

bulunan 54 numaralı dükkânın uzun bir süre önce kendilerine tahsis edildiğini

ve tahsis tarihinden itibaren bu dükkânda yaş sebze ve meyve komisyonculuğu

yaptıklarını bildirmişlerdir. Başvurucular, bu yöndeki faaliyetlerini

sürdürmekte iken tahsis işleminin herhangi bir gerekçe belirtilmeden idare

tarafından iptal edilmesiyle kendilerine aşırı bir külfet yüklendiğini ve iptal

işleminin aynı zamanda kazanılmış haklara saygı ilkesini de ihlal ettiğini

ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, tahsisin iptali ve dükkânın üçüncü kişiye

satılması nedeniyle uğradıkları zararın karşılanması için açtıkları maddi ve

manevi tazminat davasının idarenin hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle

Mahkemece reddedildiğini de belirterek mülkiyet hakkı ile adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

38. Anayasa'nın

"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

40. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."

denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan

maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve

parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39,

K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda, mülk olarak değerlendirilmesi

gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların

üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra icrası

kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No:

2014/11441, 1/2/2017, § 60).

41. Somut olayda öncelikle işyerinin başvuruculara tahsis

edildiği tarih açıkça belirtilmemekle birlikte Belediye Encümeninin aynı

kompleks içinde bulunan başka bir dükkâna ilişkin olarak bireysel başvuruya

sunmuş olduğu belge uyarınca 54 numaralı dükkânın da en geç 20/8/1992

tarihinden itibaren başvuruculara tahsis edildiği sonucuna varılmıştır. Tahsis

17/3/2010 tarihinde iptal edildiğine göre başvurucular yaklaşık on sekiz yılboyunca kesintisiz olarak belirli bir ücret karşılığında

bu işyerini kullanmıştır. İşyerinin tahsisinin süresi ve kesintisiz oluşu

dikkate alındığında somut olay bakımından tahsisin başvuruculara bir müşteri

çevresi ve ticari itibar sağladığı, bunun ise başvurucular açısından şahsi bir

hak ve ekonomik bir mal varlığı değeri ifade ettiği değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla başvuru konusu olayın koşulları altında işyerinin tahsisinin

başvurucular yönünden Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülkiyet hakkı

kapsamında mülk teşkil ettiği

hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

42. Başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen

işyeri tahsisinin iptal edilmesinin ticari itibarı ve faaliyetiyle bu kapsamda

müşteri çevresi ve gelirleri üzerinde gerçekleşebilecek olumsuz etkileri

gözetildiğinde, mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Başvurucular

işyerinin maliki olmadığından mülkten yoksun bırakılma söz konusu olmayıp

müdahale mülkiyetin kamu yararına kullanılmasının kontrolü veya düzenlenmesi

amacı da taşımamaktadır. Bu sebeple başvuruya konu müdahalenin mülkiyetten

barışçıl yararlanma hakkına ilişkin birinci kural çerçevesinde incelenmesi

gerekir.

43. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Müdahalenin kanuna dayalı olması,

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun

hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Somut

olayda derece mahkemeleri, tahsisin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 1.

maddesi ile belediyelere tanınan genel yetki çerçevesinde iptal edilebileceğini

kabul etmişlerdir. Buna göre müdahalenin kanuni bir dayanağı bulunmaktadır.

44. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir (Nusrat Külah,B. No:

2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar,

B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29). Başvuru konusu olayda 552 sayılı

KHK'nın 21. maddesiyle yaş sebze ve meyvelerin toptan alım ve satımının

yapıldığı toptancı hallerinin kamu mallarının kullanım yöntemlerinden olan

tahsis, kira veya satış yoluyla işletilebilmesi konusunda belediyelere yetki

verilmiştir. Bu işletim yöntemlerinden hangisinin tercih edileceği de kural

olarak belediyelerin takdir yetkisinde olup kiralama yönteminin tercih edilmesi

sebebiyle işyeri tahsisin iptal edilmesinin kamu yararına dayalı meşru bir

amacının bulunduğu sonucuna varılmıştır.

45. Son olarak kamu makamlarınca başvurucuların mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacın

gerçekleştirilmesi için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük

ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.

46.

Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin

ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç

bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale

ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık

ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,

E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13,

K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan

ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

47. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).

48. Somut olayda Belediye Meclisi öncelikle 5/9/2005 ve

1/10/2009 tarihlerindehal kompleksi içindeki

işyerlerinin satışına karar vermiştir. Ancak bu işyerlerinin satılamaması

üzerine bu defa kiralama yöntemine dönüleceği gerekçesiyle Belediye Encümeninin

17/3/2010 tarihli kararı ile başvurucuların 54 numaralı işyerine ilişkin

tahsisi iptal edilmiştir. Tahsisin iptalinden sonra Meclis tarafından

aralarında 54 numaralı dükkânın da bulunduğu hal kompleksi içinde kalan

işyerlerinin satışı konusunda Encümene verilen yetkiye dayalı olarak 13/1/2010

tarihinde 54 numaralı dükkânın 2886 sayılı Kanun uyarınca satılmasına karar

verilmiştir.

49. Bu durumda hal kompleksi içindeki işyerlerinin satışına

ilişkin olarak Belediye Meclisince 2005 ve 2009 yıllarında alınan kararlar

dikkate alındığında başvurucular açısından işyeri tahsisinin iptal

edilebileceğinin öngörülebilir olduğu açıktır. Diğer taraftan başvurucuların

anılan kararlarla birlikte 13/1/2010 tarihli karara istinaden yapılan ihalelere

girerek işyerinin mülkiyetini kazanma imkânları bulunmaktayken hiçbir ihalede

istekli sıfatıyla yer almadıkları anlaşılmaktadır. Ayrıca işyeri tahsisinin

iptali işleminin başvuruculara özgü olmayıp hal kompleksi içinde kalan

işyerlerini işleten kişilere yönelik genel bir uygulama niteliğinde olduğu da

dikkate alınmalıdır.

50. Dolayısıyla işyeri tahsisinin iptali yönündeki müdahalenin

başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği

değerlendirilmiştir. Buna göre başvuruya konu müdahalenin kamu yararı ile

başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeyi

bozmadığı ve ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.

51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucular

:

1. Ahmet Edip AKSUNGUR

2. Asaf Uğur

AKSUNGUR

Vekilleri : 1. Av. Adil AKTAY 2. Av. İlkay MAHANOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/12044, 20 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Uyuşmazlığın Arka
  7. B. Encümen Kararının
  8. C. Yapılan İhalenin
  9. D. Maddi ve Manevi
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Makul Sürede
  13. B. Mülkiyet Hakkının
  14. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  15. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  16. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Aksungur
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/12044
Tarih
20 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Hilmi Balta Başvurusu (B. No: 2016/51749)
  • Abuzer Kaplan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/11953)
  • Samanyolu Haber Yayıncılık Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/10395)
  • Selim Akel Başvurusu (B. No: 2016/1330)
  • Ali Soylu Başvurusu (B. No: 2014/10602)
  • Savaş Kılıç Başvurusu (B. No: 2016/5583)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.