İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayşegül Başar Başvurusu (B. No: 2017/17432)

1. Başvuru, tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniyle

Başvuru No2017/17432Tarih19 Kasım 2019Okuma14 dk · 2.832 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ayşegül Başar Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2017/17432
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.832 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; kamu görevlilerinin açıklamaları

nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/2/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. 1/1/2017 tarihinde Twitter isimli sosyal medya

platformunda yer verilen "teröristler

Okmeydanı'nda insanları iç savaşa davet ediyor" başlıklı

videoda soruşturma makamlarınca başvurucu, H.D., H.Ç. ve E.C.nin

birlikte gittikleri iddia edilen kahvehanede bulunan kişilere hitaben E.C.

şöyle bir açıklamada bulunmuştur:

"Katliamları ile hayatımıza zulüm etmeye

çalışan insanlardır. Biz diyoruz ki artık yeter, artık buraya kadar, bundan

sonra mahallelerimizde ne işidçiye ne de herhangi bir

gerici cihatçı çeteciye geçit vermeyeceğiz. Gericilik karşısında yükseltilmesi

gereken bir bayrak vardır. Bu bayrağın adı da laiklik bayrağıdır. Laiklik demek

özgürlük demektir. Kardeşlik demektir. İnsanca bir yaşam mücadelesi demektir.

Bizler herkesi bu mücadelenin birer neferi olmaya çağırıyoruz. Gericilerden,

faşistlerden, başkanlık sevdalılarından hesap sormaya çağırıyoruz. Dinlediğiniz

için çok teşekkür ediyoruz."

9. Başvurucu, anılan sosyal medya paylaşımına ilişkin olarak

başlatılan bir soruşturma kapsamında halkı kin ve düşmanlığa alanen tahrik etme suçundan İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca 2/1/2017 tarihinde gözaltına alınmıştır.

10. Başvurucu 2/1/2017 tarihinde kollukta müdafii

eşliğinde verdiği ifadesinde susma hakkını kullanmış; 3/1/2017 tarihinde müdafii eşliğinde Savcılıkta verdiği ifadesinde, olay günü

yanında bulunan E.Ç. ve H.Ç. ile birlikte söz konusu kahvehaneye gittiklerini,

burada işyeri sahibinden ve kahvehanedeki kişilerden aldıkları izin üzerine

sosyal medyada paylaşılan konuşmanın yapıldığını, amaçlarının terör

saldırılarına karşı insanların tedbirli ve bilinçli olmalarını sağlamak için

farkındalık yaratmak olduğunu belirtmiştir.

11. Başvurucu, halkı

kin ve düşmanlığa alanen tahrik etme suçundan tutuklanması istemiyle aynı

tarihte İstanbul 14. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Tutuklamaya sevk

yazısında, başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu

belirtilmiştir.

12. Başvurucu sorgudaki ifadesinde özetle önceki savunmalarını

tekrar ederek suçlamaları kabul etmediğini ifade etmiştir.

13. Başvurucu, İstanbul 14. Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/1/2017

tarihli kararıyla, halkı kin ve düşmanlığa alanen

tahrik etme suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararında, video içeriğine ve

başvurucunun olay yerinde bulunduğuna ilişkin dolaylı ikrarına dayanılmıştır.

Söz konusu kararda, suçun niteliği ve suç için kanunda öngörülen cezanın

ağırlığı nedeniyle adli kontrol hükümlerinin başvurucunun ceza yargılamasına

katılmasını sağlamak için yetersiz kalacağı belirtilmiştir.

14. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; İstanbul 1. Sulh

Ceza Hâkimliği 16/1/2017 tarihinde tutuklama kararındakine benzer gerekçelerle

itirazın reddine karar vermiştir.

15. Başvurucu 16/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 29/3/2017 tarihli

iddianameyle, halkı kin ve düşmanlığa alanen tahrik

etme suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle başvurucu hakkında

İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açmıştır.

17. İddianamede, başvurucuya yöneltilen eylemlerin delili olarak

gösterilen söz konusu video içeriğindeki açıklamalarda sosyal demokrat yapıya

sahip insanların muhafazakâr ve milliyetçi görüşe sahip insanlara karşı

kışkırtıldığı ileri sürülmüştür. Bu bağlamda iddianamede özetle;

i. Soruşturmaya dayanak teşkil eden video kaydındaki konuşmanın

şüpheli E.Ç. tarafından yapıldığı ve E.Ç.nin yanında

başvurucu ile birlikte diğer şüphelilerin de bulunduğu belirtilmiştir.

ii. Başvurucu ve diğer şüphelilerin terör örgütlerinden herhangi

biriyle bağlantılarının bulunduğuna dair bilgiye ulaşılamadığı belirtilmiştir.

iii. Irk ve bölge farklılığına dayanarak halkı kin ve düşmanlığa

tahrik suçunun oluşabilmesi için kışkırtmanın farklı halk topluluklarını

birbirine karşı düşmanlığa sevk etmesi ve

kamu güvenliği için somut ve yakın bir tehlike oluşturması gerektiği

belirtilerek suça konu açıklamaların içinde yer alan "Gericilerden, faşistlerden, başkanlık sevdalılarından hesap

sormaya çağırıyoruz." şeklindeki söylemlerin sosyal demokrat

yapıya sahip insanları muhafazakâr ve milliyetçi görüşe sahip insanlara karşı

kışkırttığı ve bu açıklamaların sosyal paylaşım sitelerinde farklı halk

kitleleri arasında gerilime ve ciddi tartışmalara sebebiyet verdiği

değerlendirilerek yargılama konusu suçun yasal unsurlarının oluştuğu iddia

edilmiştir.

18. Mahkeme 31/3/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar

vermiş ve E.2017/156 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

19. Başvurucu 25/4/2017 tarihinde yapılan ilk duruşmada tahliye

edilmiştir.

20. Mahkeme 16/6/2018 tarihinde suçun yasal unsurlarının

oluşmadığı gerekçesiyle başvurucunun beraatine karar vermiştir.Karar gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"...Dosya kapsamından ve sanık

savunmalarından sanıkların terör örgütü olan İşid'in

eylemlerini eleştirmek ve tepkilerini ortaya koymak amacı ile ayrıca Anayasanın

değişmez maddelerinden olan Laikliğin önemini vurgulamak amacı ile orada

bulunan vatandaşları duyarlı olmaya çağırdıkları, TCK 216 maddede sayılan

toplumun belli bir kesimine yönelik diğer kesimini tahrik ettiklerine ilişkin

hiçbir delilin bulunmadığı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2016/1077 esas, 3583 K

nolu ilamında da belirtildiği üzere 'TCK 216 maddede

belirlenen suçun oluşabilmesi için halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya

bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesiminin diğer bir kesim

aleyhine kin veya düşmanlığa tahrik edilmesi gerekmekte olup, siyasi görüş yada

belli bir olay karşısındaki düşünce farklılıklarının sayılan özellikler

arasında sayılmaması' nedeni ile siyasi görüş farklılıklarından bu suçun

oluşmayacağı, ayrıca iddianamede bahsedilen sosyal demokrat yapıya sahip olan

insanları muhafazakar ve milliyetçi görüşe sahip insanlara karşı kışkırttıkları

iddiasının da yerinde olmadığı, ülkemizde seçimlerin gizli oy açık sayım

şeklinde yapıldığı, bu nedenle hangi görüşteki insanların başkanlık karşıtı

veya taraftarı olduğunu tespit etmenin mümkün olmadığı, olay nedeni ile kamu

güvenliği açısından açık, yakın ve ciddi bir tehlikenin ortaya çıkmadığı, bu

hali ile de yasada öngörülen tehlike şartı da oluşmadığından unsurları

oluşmayan müsnet suçtan sanıkların ayrı ayrı beraatlerine..."

21. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

Cumhuriyet savcısının istinaf talebi nedeniyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi

nezdinde derdesttir.

22. Öte yandan başvurucu, söz konusu videoya ilişkin olarak

İçişleri Bakanlığının 1/1/2017 tarihinde

"Konu terörle mücadele ekiplerine iletildi. Lütfen gördüğünüz yerde ihbar

ediniz." şeklinde tweet paylaşması nedeniyle suçlu ilan edildiğini ve

bu suretle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

IV. İLGİLİ HUKUK

23. İlgili hukuk için bkz. İlker

Deniz Yücel (B. No: 2017/16589, 28/5/2019, §§ 30-48) başvurusu

hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu; tutuklamaya konu edilen eylemlerinin ifade

özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken beyanlar olduğunu, kuvvetli suç

şüphesini ortaya koyan bir delilin bulunmadığını, tutuklama ve tutukluluğa

itirazın reddi kararlarının somut ve hukuki gerekçeden yoksun olduğunu, bu

kararlarda tutuklama nedenlerinin gösterilmediğini ve tutuklamanın ölçüsüz bir

tedbir olduğunu ileri sürmüştür.

26. Bakanlık görüşünde, öncelikle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde belirtilen tazminat yolunun

tüketilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Esas yönünden yapılan değerlendirmede

ise tutuklama kararına ve iddianamedeki delillere atıf yapılarak somut olayda

suç işlendiğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu belirtilmiştir.

27. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru

formundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.

2. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla somut olayda başvurucunun bu

bölümdeki iddialarının özünün tutuklamanın hukuki olmadığına yönelik olduğu

anlaşılmış, başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

29. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

30. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

a. Genel İlkeler

31. Genel ilkeler için bkz.

Mustafa Ünal (B. No: 2017/21149,

28/11/2018, §§ 51-56) başvurusu hakkında verilen karar.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

32. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni

dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, halkı kin ve

düşmanlığa tahrik etme suçundan 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca

27/2/2016 tarihinde İstanbul 14. Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklanmıştır.

Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

33. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

34. Tutuklama kararında, sosyal medyada paylaşılan video kaydına

dayanılarak (bkz. § 13) başvurucu

yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut olguların bulunduğuna

genel olarak değinilmiş; bu olgulara ilişkin açıklamalara yer verilmemiştir. Tutuklamaya

yönelik itirazın reddine ilişkin kararda da herhangi bir delile atıf

yapılmaksızın genel bir ifadeyle kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut

olguların bulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 14).

35. İddianamede ise suça konu açıklamaların içinde yer alan "Gericilerden, faşistlerden, başkanlık

sevdalılarından hesap sormaya çağırıyoruz." şeklindeki

söylemlerin sosyal demokrat yapıya sahip insanları muhafazakâr ve milliyetçi

görüşe sahip insanlara karşı kışkırttığı ileri sürülmüştür.

36. Mahkeme; başvurucunun üzerine atılı suçun oluşabilmesi için özetle halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep

veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesiminin diğer bir kesim

aleyhine kin veya düşmanlığa tahrik edilmesi gerektiğini belirterek siyasi

görüş ya da belli bir olay karşısındaki düşünce farklılıklarının ifade

edilmesinin tek başına atılı suçu oluşturmayacağını, ayrıca olay nedeni ile

kamu güvenliği açısından açık, yakın ve ciddi bir tehlikenin ortaya

çıkmadığını, dolayısıyla yasada öngörülen tehlike şartının da

gerçekleşmediğini, ayrıca suçun yasal unsurlarının oluşmadığını belirterek

başvurucunun beraatine karar vermiştir.

37. Kural olarak bir kişinin kendi perspektifinden ifade ettiği

düşüncelerinin hakikate tekabül etmemesi, şiddete tahrik içerdiği gerekçesiyle

tek başına suçlamaların dayanağı olmamalıdır (İlker

Deniz Yücel, § 83). Somut olayda kuvvetli belirtinin olup olmadığı

incelenirken öncelikle söz konusu konuşmanın yapıldığı ortama dikkat

çekilmelidir. Konuşma bir kahvehanede yapılmıştır ve kahvehanedeki kişiler söz

konusu konuşmaya herhangi bir şekilde tepki göstermemişlerdir. Hatta bu

kişilerin konuşma sırasında sohbet etme ve oyun oynama şeklindeki olağan

davranışlarını sürdürdükleri görülmektedir. Ayrıca dinleyicilerin konuşmanın

tamamlanmasından sonra da herhangi -taşkınlık göstermek de dâhil olmak üzere-

olumsuz davranışı olmamıştır. Öte yandan konuşmada yer alan ifadelerin -bir

bütün olarak değerlendirildiğinde- kişileri şiddete, nefrete, isyana,intikam almaya veya silahlı

bir direnişe tahrik ve teşvik edici bir niteliği bulunmamaktadır. Dahası

başvurucu bu konuşmayı yapan kişi değildir. Konuşma E.Ç. isimli kişi tarafından

yapılmıştır. Başvurucunun konuşmanın yapıldığı kahvehaneye E.Ç. ile birlikte

gittiği anlaşılmakta ise de başvurucu bu konuşmanın önceden kararlaştırılan bir

metne bağlı olmaksızın E.Ç. tarafından kendiliğinden ifade edilen sözler

olduğunu savunmuştur. Başvurucunun konuşmanın içeriğinin belirlenmesine ve

ifade ediliş şekline yönelik bu savunmasının aksine bir olgu tespit

edilmemiştir.

38. Tüm bu olgular birlikte dikkate alındığında somut olayın

koşullarında söz konuşu konuşmanın yapılmasının başvurucunun suç işlediğine

dair kuvvetli bir belirti olarak kabulü mümkün değildir.

39.Bu itibarla somut olayda suç

işlendiğine dair kuvvetli belirtinin yeterince ortaya konulamadığı

sonucuna varılmıştır.

40. Anayasa Mahkemesince varılan bu sonuç karşısında tutuklama

nedenlerinin bulunup bulunmadığının ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığının

ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

41. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

42. Diğer taraftan başvurucu; tutuklanmasına dayanak oluşturan

delillerin sosyal medyada paylaşılan söz konusu video kaydı içeriğinde yer alan

açıklamalar olduğunu, yapılan açıklamaların ifade özgürlüğünün kullanımı

niteliğinde olduğunu, bu hususlara dayanılarak tutuklanmasının kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkıyla bağlantılı olarak ifade özgürlüğünü de ihlal ettiğini

ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun temel şikâyetiyle ilgili

olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

Ayrıca başvurucunun söz konusu konuşmayı yapan kişi olmaması ve konuşmanın

içeriğinin belirlenmesinde ve ifade ediliş şeklinde belirleyici bir etkisinin

bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle somut olayın koşulları dikkate alınarak

başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasının ayrıca incelenmesine

gerek bulunmamaktadır (benzer yöndeki karar için bkz. Ayhan Bilgen, 2017/5974, 21/12/2017,§ 126).

B. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

43. Başvurucu, İçişleri Bakanlığının kendi hesabından paylaştığı tweet nedeniyle

suçlu ilan edildiğini ve bu suretle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

44.Bakanlık, başvurunun bu kısmı ile ilgili görüş

bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Bu itibarla somut olayda başvurucunun bu bölümdeki iddialarının özünün

masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin olduğu anlaşıldığından

başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.

46. Masumiyet (suçsuzluk) karinesi, kişinin suç işlediğine dair

kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence

altına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti asıl olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait

olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu

hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından

suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz. Bu çerçevede

masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz

mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, §§ 26, 27).

47. Anılan karine, bir kimsenin suçluluğu hükmen sabit oluncaya

kadar kamu yetkilileri tarafından suçlu ilan edilmesine karşı koruma

sağlamaktadır. Öte yandan Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan

ifade özgürlüğü, bilgi edinme ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu nedenle

Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet

karinesi, yürütülmekte olan bir ceza soruşturması hakkında yetkililerin

kamuoyuna bilgi vermesini engellemez (Erdal

Tercan, 2016/15637, 12/4/2018, § 79). Ancak masumiyet karinesine

saygı gösterilmesi söz konusu olduğundan Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrası, bilginin gereken bütün dikkat ve ihtiyat gösterilerek verilmesini

gerekli kılar (Nihat Özdemir

[GK], B. No: 2013/1997, 8/4/2015,

§ 22).

48. Somut olayda başvurucu, söz konusu videoya ilişkin olarak

İçişleri Bakanlığının "Konu terörle

mücadele ekiplerine iletildi. Lütfen gördüğünüz yerde ihbar ediniz."

şeklinde tweet

paylaşması nedeniyle suçlu ilan edildiğini ve bu suretle masumiyet karinesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

49. İçişleri Bakanı tarafından yapılan söz konusu sosyal medya

paylaşımının suçlamaya konu videonun sosyal medyada "teröristler Okmeydanı'nda insanları iç savaşa davet

ediyor" şeklindeki bir başlık ile paylaşıma sokulması üzerine

yapıldığı ve paylaşımı yapan Bakan'ın kamu düzeninin sağlanması, suç ve

suçlulukla mücadele ve terörün önlenmesiyle ilgili olarak en üst düzeyde

siyasal sorumluluğu bulunan kişilerden biri olduğu göz ardı edilmemelidir.

Nitekim 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı

Kararnamesi'nin İçişleri Bakanlığının görev ve yetkilerini düzenleyen 254.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında

"Bakanlığa bağlı iç güvenlik kuruluşlarını idare etmek suretiyle ülkesi ve

milleti ile bölünmez bütünlüğünü, yurdun iç güvenliğini ve asayişini, kamu

düzenini ve genel ahlakı, Anayasada yazılı hak ve hürriyetleri korumak"

ve "Suç işlenmesini önlemek, suçluları

takip etmek ve yakalamak" anılan Bakanlığın görevleri arasında

sayılmıştır.

50. Öte yandan Bakan tarafından yapılan paylaşımın içeriğinde

başvurucunun suçlu olduğuna yönelik bir değerlendirme yer almamakta, sosyal

medyada dile getirilen bir iddianın ilgili kolluk birimlerine iletildiği

belirtilmekte ve vatandaşlardan ihbar yapmalarına yönelik bir istek dile

getirilmektedir. Bu nedenle söz konusu açıklamanın tek başına masumiyet karinesine

aykırılık teşkil ettiği söylenemez (bkz. § 13; benzer yöndeki değerlendirmeler

için bkz. Erdal Tercan, § 81; Mustafa Başer ve Metin Özçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 115-117; Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 180, 181).

51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun masumiyet karinesinin

ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

birinci cümlesi ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

53. Başvurucu, hürriyetinden yoksun bırakıldığı iddiasına

ilişkin olarak 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

54. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar

verilmiştir. Başvurucu, yargılandığı dava kapsamında 25/4/2017 tarihinde

tahliye edilmiştir (bkz. § 19). Bu

nedenle ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için tazminat ödenmesi

dışında bir yolun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

55. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik

müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya talebi de dikkate alınarak net 10.000 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.732,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 257,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.732,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 36. Asliye Ceza

Mahkemesine (E.2017/156) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Abdullah

UÇAR

Başvurucu

:

Ayşegül

BAŞAR

Vekili

:

Av. Gülendam

ŞAN KARABULUTLAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/17432, 19 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Tutuklamanın Hukuki
  9. B. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi
  12. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  13. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Gökcan
  15. Menteş
  16. Uçar
  17. Başar
  18. Şan Karabulutlar
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/17432
Tarih
19 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Murat Kılıç Başvurusu (B. No: 2016/21201)
  • Ramazan Baytemir Başvurusu (B. No: 2015/2105)
  • Hamit Dışkaya Başvurusu (B. No: 2017/15224)
  • Ender Ergün Başvurusu (B. No: 2016/1849)
  • Fatma Alan ve Talip Şeker Başvurusu (B. No: 2014/10801)
  • Kerem Altıparmak ve Yaman Akdeniz Başvurusu (B. No: 2015/18876)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.