İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Karaalanlı Başvurusu (B. No: 2013/1308)

1. Başvurucu, hatalı olarak

Başvuru No2013/1308Tarih10 Haziran 2015Okuma13 dk · 2.599 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Karaalanlı Başvurusu

Karar tarihi
10 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/1308
R.G. Tarih- Sayı
18/9/2015-29479
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.599 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hatalı olarak

yapılan imar ıslah planı çalışması sonucu taşınmazının kaybolduğunu, yaptığı

başvuruyu haklı bularak söz konusu planın yeniden yapılmasına karar veren

Mahkeme kararının icra edilmemesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmaktadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 12/2/2013

tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 19/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 10/4/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının görüş

yazısı, 30/6/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, başvurucu Adalet Bakanlığının cevabına karşı beyanlarını yasal süresi

içinde 14/7/2014 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, maliki olduğu

İzmir İli Buca İlçesi 38876 ada 1 no.lu parselde yer alan 91 m² arsasının

aplikasyonu ve yer gösterimi için 2007 yılı Şubat ayında Buca Kadastro

Müdürlüğüne başvurmuş ve 5/3/2007 tarihli teknik

raporla aplikasyon işlemine başlandığında 38876 nolu

adaya ait koordinatlarla pafta arasında farklılıklar ve tersimat

hatası bulunduğu, bu hatanın ıslah imar planı sonucu oluşan parsel alanlarını

ve dağıtım cetvelinde bulunan tahsis miktarlarını değiştirecek nitelikte

olduğundan Kadastro müdürlüğünce düzeltilmesinin mümkün olmadığı, durumun Buca

Belediyesine iletilmesi ve hatalar giderildikten sonra aplikasyon talebinin

değerlendirilebileceği şeklinde rapor hazırlanmıştır.

8. Bunun üzerine başvurucu, 29/5/2007 tarihli dilekçesiyle, Buca Belediyesi (idare) İmar

Müdürlüğü Harita İşleri Alt Birimi ile üç defa görüştüğünü ve soruna bir çözüm

bulamadıklarını, kendi tespitiyle diğer parsellerden farklı olarak kendisine

ait taşınmazdan iki defa düzenleme ortaklık payı alındığını ve son olarak da

taşınmazın bir kısmının yola terk edildiğini, toplamda taşınmazın % 62’sinin

alındığını belirterek hukuka aykırı olarak yapıldığını iddia ettiği 54-55 nolu imar ıslah planının yeniden yapılmasını talep

etmiştir.

9. İdarenin 60 gün içinde cevap

vermemesi üzerine başvurucu 54-55 nolu imar ıslah

planının iptali istemiyle İzmir 3. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

10. Mahkeme, 24/12/2008

tarihli ve E.2007/1676, K.2008/2350 sayılı kararında, söz konusu hatanın imar

mevzuatına göre düzeltilip sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle,

başvurucunun talebini zımni olarak reddeden idarenin işleminin iptaline karar

vermiştir.

11. İdare, 2/9/2010

tarihli ve 2010/159 sayılı Belediye Meclis kararıyla İdare Mahkemesi kararında

hatanın imar mevzuatına göre düzeltilip sonuçlandırılmasının istendiği, planın

iptal edilmesi yönünde hüküm kurulmadığı, 23 yıllık geçmişi olan planın

kapsadığı alanın büyük olduğu ve değiştirilmesi halinde kazanılmış hakların

telafisi mümkün olmayacak şekilde zararına yol açacağı, sorunun taşınmazın

kamulaştırılması yoluyla çözümünde bir engelin olmadığı gerekçesiyle

başvurucunun uyuşmazlık konusu taşınmazının tamamının kamulaştırılmak üzere V.

Beş yıllık imar programına alınmasına karar vermiştir.

12. Başvurucu, bahse konu

kararın iptali istemiyle İzmir 2. İdare Mahkemesinde dava açmış; Mahkeme, 21/4/2011 tarihli ve E.2010/2250, K.2011/576 sayılı

kararıyla henüz kamulaştırma yönünde işlemler başlamadığından alınan kararın

kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davayı

reddetmiştir.

13. Danıştay Altıncı Dairesi, 14/3/2012 tarihli ve E.2011/6739, K.2012/1061 sayılı

ilamıyla İzmir 2. İdare Mahkemesi kararını onamıştır.

14. Anılan Daire, 26/11/2012 tarihli ve E.2012/4884, K.2012/6764 sayılı

ilamıyla karar düzeltme istemini reddetmiş ve İzmir 2. İdare Mahkemesi kararı

kesinleşmiştir.

15. Bu ilam başvurucuya 14/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 12/2/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. İzmir 3. İdare Mahkemesinin

kararına karşı yapılan temyiz başvurusu ise Danıştay Altıncı Dairesinin 29/4/2013 tarihli ve E.2009/8214, K.2013/3004 sayılı

ilamıyla onanmıştır.

18. İdare, başvurucuya ait

taşınmazın kamulaştırılması amacıyla uzlaşma teklif etmiş, uzlaşma

sağlanamaması üzerine İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 29/4/2013

tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmış; Mahkeme,

9/6/2014 tarihli ve E.2013/227, K.2014/123 sayılı kararıyla toplam 91 m²

taşınmaz için kamulaştırma bedelini 78.360,00 TL olarak tespit ederek

başvurucuya ödenmesine ve taşınmazın idare adına kaydına karar vermiştir.

19. Bu karara karşı temyiz

başvurusu yapılmış olup, dosya Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

20. 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar

Kanunu’nun geçici 6. maddesi şöyledir:

“2981 sayılı Kanuna göre düzenlenmiş ve tasdik edilmiş olan

ıslah imar planlarının uygulanmasında, inşaat ruhsatı verilmesine ilişkin şart

ve şekilleri tespite, belediye ve mücavir alanlar içinde belediyeler, dışında

valilikler yetkilidir.”

21. 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı

Kadastro Kanunu’nun 22/2/2005 tarihli ve 5304 sayılı Kanunla değişik 41.

maddesi şöyledir:

“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle

geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin

müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re'sen

düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ

olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması

yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme

kesinleşir.

Kadastro sırasında

veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik

işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun

dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re'sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir.

Bu maddenin

uygulanmasında, 12 nci maddede belirtilen hak

düşürücü süre aranmaz.”

22. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk

Medeni Kanunu’nun 1007. maddesi şöyledir:

“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet

sorumludur.

Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu

eder.

Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin

bulunduğu yer mahkemesinde görülür.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 10/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

12/2/2013 tarihli ve 2013/1308 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu, İdarece hatalı

olarak yapılan 54-55 nolu imar ıslah planı çalışması

sonucu arsasının bir kısmının kaybolduğunu, Mahkemenin yaptığı başvuruyu haklı

bularak söz konusu planın yeniden yapılmasına karar verdiğini, ancak idarenin

bunu yapmak yerine mahkeme kararından iki yıl sonra taşınmazını beş yıllık

planda kamulaştırılacak taşınmazlar arasına alarak yargı kararını uygulamış

gibi göstermeye çalıştığını ve mahkeme kararını etkisiz bir hukuk yoluna

dönüştürdüğünü, sonuç olarak altı yıldır mülkünün kayıp olduğunu ve yargı

kararının dört yılı aşkın bir süredir uygulanmadığını belirterek adil

yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, 100.000,00 TL

maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

25. Başvurucu, hatalı olarak

yapılan imar ıslah planı çalışması sonucu arsasının bir kısmının kaybolduğunu,

Mahkemenin yaptığı başvuruyu haklı bularak söz konusu planın yeniden

yapılmasına karar verdiğini, ancak idarenin bunu yapmak yerine mahkeme

kararından iki yıl sonra taşınmazını beş yıllık planda kamulaştırılacak

taşınmazlar arasına alarak yargı kararını uygulamış gibi göstermeye

çalıştığını, altı yıldır taşınmazının kayıp olduğunu belirterek mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. Anayasa'nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen

işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerekir.

27. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle diğer başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke

uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle

ve süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve

bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve

aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu

olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar

Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere

sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19-20).

28. İdari işlemler, idarenin

kamu kudretini kullanarak tesis ettiği, tek yanlı irade açıklaması ile hukuksal

sonuç doğuran, başka bir deyişle, hukuk düzeninde değişiklik yapan işlemlerdir.

İdari işlemlere karşı idari yargıda 6/1/1982 tarihli ve

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendinde tanımlanan iptal davası açılabileceği gibi, idari

işlemler nedeniyle bir zarar doğmuşsa, bunun giderilmesi için aynı fıkranın (b)

bendinde belirtilen tam yargı davası açılması imkânı da bulunmaktadır.

29. Somut başvuruya konu olayda

başvurucu, imar ıslah çalışmaları sırasında koordinatlarla pafta arasında

farklılıklar ve tersimat hatası nedeniyle

taşınmazının miktarındaki azalma nedeniyle idareye yaptığı başvurunun zamanında

cevap verilmemek suretiyle zımnen reddi üzerine İzmir 3. İdare Mahkemesinde iptal

davası açmış ve Mahkeme, 24/12/2008 tarihinde davasını

kabul ederek zımni ret işlemini iptal etmiştir. Bu karar derecattan

geçerek kesinleşmiştir. İdare 24/12/2008 tarihli

meclis kararıyla, 23 yıllık geçmişi bulunan ve geniş bir alanı kapsayan imar

çalışmasının başvurucunun taşınmazındaki hatayı düzeltmek amacıyla

değiştirilmesi halinde kazanılmış hakların telafisi mümkün olmayacak şekilde

zararına yol açacağı, sorunun taşınmazın kamulaştırılması yoluyla çözümünde bir

engelin olmadığı gerekçesiyle uyuşmazlık konusu taşınmazın tamamının

kamulaştırılmak üzere V. Beş yıllık imar programına alınmasına karar vermiştir.

Başvurucu bahse konu kararın iptali istemiyle İzmir 2. İdare Mahkemesinde dava

açmış, Mahkeme, 21/4/2011 tarihli ve 2010/2250,

K.2011/576 sayılı kararıyla ve henüz kamulaştırma yönünde işlemler

başlamadığından alınan kararın kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem

niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Bu karar da derecattan geçerek kesinleşmiştir.

30. İlgili İdareden edinilen

bilgi ve UYAP üzerinden yapılan inceleme sonucunda başvurucuya ait taşınmazın

tamamı için 29/4/2013 tarihinde İzmir 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında

taşınmazın 78.360,00 TL karşılığında idare adına kaydına karar verildiği

öğrenilmiştir.

31. Başvurucu meclis kararına

karşı dava açmakla beraber bu dava, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem

bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve başvurucu daha sonra alınan

kamulaştırma kararı ile bedel tespiti dava sürecinde idare mahkemesinde

kamulaştırma işleminin iptali için dava açtığına dair bir bilgi veya belge

sunmamıştır. Başvurucunun tarafı olduğu bedel tespiti ve tescil davası ise

henüz kesinleşmemiştir.

32. Ayrıca 4721 sayılı Kanun’un

1007. maddesi, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararlardan dolayı

Devletin sorumluluğunu düzenlemektedir. AİHM tarafından verilen ihlâl kararları

(N.A. ve diğerleri/Türkiye, B.

No: 58175/00, 13/7/2006; Doğrusöz ve Aslan/Türkiye, B. No: 1262/04, 30/52006)

sonrasında Yargıtay, tapusu iptal edilen veya tapusu iptal edilmek suretiyle

taşınmazının yüzölçümünde azalma meydana gelen kişilerin yaptığı başvurular

üzerine, kişiler lehinde bahsedilen Kanun hükmüne dayanarak tazminat ödenmesine

karar vermektedir. Bu yöndeki içtihat Yargıtay tarafından istikrarlı bir

şekilde devam etmektedir. Yargıtay’ın içtihat değişikliği ile ortaya çıkan bu

imkân AİHM tarafından da tüketilmesi gerekilen iç hukuk yolu olarak kabul

edilmiştir. (Hüseyin Ak ve Diğerleri/Türkiye,

B. No:15523/04, 7/122010).

33. Başvurucu öncelikle adına

kayıtlı taşınmazın tapu kaydının yüzölçümünde azalma meydana gelen kısmı için

4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayanarak tazminat davası açtığına veya

hatalı işlemi gerçekleştiren İdareye karşı oluşan zararının karşılanması için

tam yargı davası açtığına dair bir bilgi veya belge de sunmamıştır. Ayrıca

idare tarafından açılan ve başvurucuya taşınmazı karşılığında 78.360,00 TL

ödenmesi kararı verilen kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası da

henüz kesinleşmemiştir.

34. Açıklanan nedenlerle,

mülkiyet hakkı yönünden başvuru konusu işleme karşı idari ve yargısal kanun

yollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından

başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin 'başvuru yollarının tüketilmemiş olması' nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargı Kararının Yerine Getirilmesi Hakkı

35. Başvurucunun yargı kararının

yerine getirilmediğine ilişkin şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi

bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de

bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu bölümlerine ilişkin olarak kabul

edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

36. Başvurucu, hatalı olarak

yapılan imar ıslah planı çalışması sonucu arsasının bir kısmının kaybolduğunu,

Mahkemenin yaptığı başvuruyu haklı bularak söz konusu planın yeniden

yapılmasına karar verdiğini, ancak idarenin bunu yapmak yerine mahkeme

kararından iki yıl sonra taşınmazını beş yıllık planda kamulaştırılacak

taşınmazlar arasına alarak yargı kararını uygulamış gibi göstermeye çalıştığını

ve mahkeme kararını etkisiz bir hukuk yoluna dönüştürdüğünü belirterek yargı

kararının yerine getirilmediğini ileri sürmektedir.

37. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Kürşat Eyol, B.

No: 2012/665, 13/6/2013, § 20).

38. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak

başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma

hakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer

temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa’nın,

yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu

ve mahkeme kararlarının değiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğini

ifade eden 138. maddesinin de, adil yargılanma hakkının kapsamının

belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Mustafa

Demirtaş, B. No: 2013/2002, 30/12/2014, §

58).

39. Anayasanın 138. maddesinde

mahkeme kararlarına uyma, bu kararları değiştirmeksizin yerine getirme

hususunda yasama ve yürütme organları ile idare makamları lehine herhangi bir

istisna kuralına yer verilmemiştir. Yargı kararları ilgili kamu otoritelerince

zamanında yerine getirilmediği takdirde, bireylerin yargı kararıyla kendilerine

sağlanan hak ve özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün olmaz.

Dolayısıyla devlet, yargı kararlarının zamanında yerine getirilmesini

sağlayarak bireyler aleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve bu

yolla bireylerin kamu otoritelerine ve hukuk sistemine olan güven ve

saygılarını korumakla yükümlüdür. Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerli

olduğu bir devlette, bireylerin kamu otoritesi ve hukuk sistemine olan güven ve

saygılarını koruma adına vazgeçilemez bir görev ifa eden yargı kararlarının

zamanında yerine getirilmeyerek sonuçsuz bırakılması kabul edilemez (Arman Mazman, B.

No: 2013/1752, 26/6/2014, § 61).

40. Kesin hükme saygı

uluslararası hukuk düzenine özgü hukukun genel ilkelerinden biri olarak kabul

görmektedir. Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı

kararlarının geciktirilmeksizin yerine getirilmesi yükümlülüğü, hukukun genel

ilkelerinden biri olarak kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir

gereğidir. Çünkü bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin

hüküm zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse, adil

yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı kalmayacaktır (Arman Mazman, §

65).

41. Somut başvuruya konu olayda İzmir

3. İdare Mahkemesinin zımni ret işlemini iptal kararı sonrasında İdare, 24/12/2008 tarihli meclis kararıyla 23 yıllık geçmişi

bulunan ve geniş bir alanı kapsayan imar çalışmasının, başvurucunun

taşınmazındaki hatayı düzeltmek amacıyla değiştirilmesi halinde kazanılmış

hakların telafisi mümkün olmayacak şekilde kaybına yol açılacağı, sorunun

taşınmazın kamulaştırılması yoluyla çözümüne bir engelin olmadığı, Mahkemenin

imar ıslah çalışması işleminin iptali yönünde açık bir karar vermediği

gerekçesiyle uyuşmazlık konusu taşınmazın tamamının kamulaştırılmak üzere V.

Beş yıllık imar programına alınmasına karar vermiştir. İdare, daha sonra

kamulaştırma sürecini başlatarak İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmış, Mahkeme, 9/6/2014 tarihli kararıyla 91 m² taşınmaz için kamulaştırma

bedelini 78.360,00 TL olarak tespit ederek başvurucuya ödenmesine ve taşınmazın

idare adına tesciline karar vermiştir.

42. İdarenin Meclis kararında ve

ilgili Mahkemelerin gerekçeli kararlarında İdare ile Tapu Kadastro İl Müdürlüğü

arasında yapılan yazışmalarda sorunun imar ıslah planını değiştirerek

çözümlenmesinin istenmesi halinde fiili imkânsızlık bulunduğu ve kazanılmış

hakların telafisi mümkün olmayacak şekilde zararına yol açacağı ifade

edilmiştir. İdare, yargı kararını yerine getirmek ve başvurucunun uğradığı

mağduriyeti gidermek için en uygun yol olarak 2942 sayılı Kanunun açık

hükümlerine dayanarak taşınmazın başvurucunun dayandığı kayda göre belirlenen

miktarının tamamının kamulaştırılmasına karar vermiştir. Mevcut fiili

imkânsızlık ve kazanılmış hakların korunması amacıyla yapılan kamulaştırma

işleminin bu yönüyle kamu yararı amacı taşıdığı anlaşılmaktadır.

43. Bedel tespiti ve tescil

davası henüz temyiz aşamasında Yargıtay önünde derdest olup, başvurucu

belirlenen bedel konusunda bir şikâyetini başvuruya konu etmemiştir. Bununla

birlikte İdare, mevcut sorunun çözümü ve başvurucunun uğradığı mağduriyeti

gidermek için en uygun yol olarak taşınmazı kamulaştırarak ve Mahkemece taşınmazın

tamamı için belirlenen 78.360,00 TL bedeli başvurucuya ödeyerek ulaşılmak

istenen kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkı arasında makul bir denge

kurulmasını sağlamıştır.

44. Bu durumda İdarenin mevcut

koşullarda başvurucunun Mahkeme kararıyla tespit edilen mağduriyetini gidermek

ve kararı yerine getirmek için bedeline katlanarak sunduğu çözüm yolunun

başvurucunun yargı kararının yerine getirilmesi hakkını ihlal etmediği,

İdarenin sunduğu bu çözüm yolunun yargı kararının yerine getirilmemesi veya

etkisizleştirilmesi olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan yargı kararının

yerine getirilmesi hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucunun,

1. Mülkiyet hakkının ihlali iddiasının "'başvuru yollarının tüketilmemiş olması"

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargı kararının yerine getirilmesi hakkının ihlali iddiasının

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucunun, yargı kararını yerine getirilmesi hakkının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine bırakılmasına,

10/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Selami ER Başvurucu : Ali KARAALANLI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1308, 10 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucunun, yargı kararını yerine getirilmesi hakkının İHLAL
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1308
Tarih
10 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Mehmet Tutal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4657)
  • Ramazan İlhan Başvurusu (B. No: 2013/1200)
  • İbrahim Özarslan Başvurusu (B. No: 2013/2411)
  • Mehmet Ali Aydın Başvurusu (B. No: 2013/9343)
  • Ayhan Almas Başvurusu (B. No: 2014/4920)
  • Nezihe Çoksüer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7286)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.