İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Tutal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4657)

1. Başvurular, terör

Başvuru No2014/4657Tarih25 Haziran 2015Okuma27 dk · 5.317 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Tutal Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
25 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2014/4657
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.317 kelime·27 dk okuma·52 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurular, terör

olaylarından dolayı köyleri terke mecbur kalınması nedeniyle 17/7/2004 tarihli

ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması

Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesi nedeniyle mülkiyet

haklarının; ret işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılama

işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil

yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular, muhtelif

tarihlerde yerel mahkemeler vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliklerinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm ve İkinci

Bölüm Komisyonlarınca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölümler tarafından

yapılmak üzere dosyaların Bölümlere gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanları tarafından,

başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve

birer örneklerinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar

verilmiştir.

5. Başvuruların birer örneği ve

ekleri görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığı tarafından

benzer şikâyetlere ilişkin başvurularda sunulan görüşlere atıf yapılarak,

ayrıca görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

6. Anayasa Mahkemesi tarafından

25/6/2015 tarihinde, ekli tablonun (A) sütununda başvuru numaraları belirtilen

dosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/4657 numaralı bireysel

başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/4657 numaralı bireysel

başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyalarının

kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuruculara ait bireysel

başvurularda, başvuru dilekçeleri ile başvurulara konu yargılama dosyaları

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, ekli tablonun

(C) sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren

zararlarının karşılanması talepleriyle Siirt Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna

başvurmuşlardır.

9. Ekli tablonun (D) sütununda

tarih ve sayıları belirtilen Zarar Tespit Komisyonu kararlarında, dosyada yer

alan bilgi ve belgeler uyarınca köyün boşaltılmadığı, köyde nüfus istikrarının

sürekli korunduğu, her beş yılda bir muhtarlık seçiminin yapıldığı, köyde

korucuların bulunduğu ve korucuların dışında da vatandaşların ikamet ettiği,

köy okulunun 1989 yılından günümüze kadar eğitime açık olduğu, köyde

ibadethanenin bulunduğu ve karar tarihinde kadrosu münhal olmakla birlikte 1985-1986

ve 1998-1999 tarihlerinde kadrolu din görevlisinin mevcut olduğu, 2007 yılı

milletvekili genel seçimleri ile Anayasa halkoylaması ve 2009 yılı mahalli

idareler seçiminde köyde seçim sandığı kurulduğu, yerleşim yerinin kısmen

boşalmış olması ile şahısların malvarlığından istifade etmek amacıyla başka bir

yerleşim yerinden aralıksız olarak köye ulaşabilmelerinin, o bölgede güvenli

bir şekilde yaşayabilme olanağı sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece

yerine getirilmiş olduğunun nesnel bir göstergesi halini ihtiva ettiği

belirtilerek, taleplerin reddine karar verilmiştir.

10. Belirtilen ret işlemleri

aleyhine başvurucular tarafından ekli tablonun (E) sütununda belirtilen

tarihlerde açılan iptal davalarında, ekli tablonun (F) sütununda tarihleri gösterilen

idare mahkemesi kararları ile başvurucuların ikamet ettikleri köyün boşalan

ve/veya boşaltılan yerleşim yerlerinden olmadığı, genel nüfus sayımı ve

tespitlerine göre köyde 1990 yılında 753, 1997 yılında 899, 2000 yılında ise

1002 kişinin yaşadığı, muhtarlık seçimlerinin düzenli olarak yapıldığı, geçici

köy koruculuğu sisteminin getirildiği, köyde bulunan askeri birlik personeli

sayısı nedeniyle, nüfus sayımı sonuçlarının yüksek tespit edildiği iddiası

konusunda toplanan bilgi ve belgelere göre 1990 yılına ait bilgi bulunamamakla

birlikte, 1997 yılında köyde 90 köy korucusunun bulunduğu, korucuların dışında

20 hanenin korucu olmadığı ve bunların yaklaşık 250 kişiye karşılık geldiği,

2000 yılında ise köyde 90 korucunun bulunduğu ve korucular hariç köyde yaklaşık

100 kişilik nüfusa tekabül eden 13 hanenin bulunduğunun anlaşıldığı, anılan

yerleşim yerinde asgari güvenlik düzeyinin var olduğu, köy halkının bir

kısmının sübjektif güvenlik kaygısıyla ya da ekonomik ve sosyal sebeplerle göç

ettiği, bu nedenle uğradıkları zararın idarece karşılanmasına hukuki olanak

bulunmadığı belirtilerek, davaların reddine karar verilmiştir.

11. Kararların başvurucular

tarafından temyiz edilmesi üzerine, ekli tablonun (G) sütununda gösterilen

tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile

“karar

usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın

bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği” gerekçesiyle hükümlerin

onanmasına karar verilmiştir.

12. Karar düzeltme istemi, ekli

tablonun (H) sütununda belirtilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci

Dairesinin ilamları ile reddedilmiştir.

13. Ret kararları başvurucular

vekiline tebliğ edilmiş ve muhtelif tarihlerde süresi içinde bireysel başvuruda

bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2.,

4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve

2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Kararın 1. maddesi, Danıştay Onuncu

Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı,

Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733

sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.

2009/1227 sayılı kararı (bkz. Sabri Çetin,

B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 15-27).

15. Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmelik’in “Zararın tespiti” kenar başlıklı 16. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“15 inci maddede

belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki

bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin

aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde

bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun

biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile

belirlenir.”

16. Aynı Yönetmeliğin “Zararın tespitinde komisyonca istenilecek belgeler”

kenar başlıklı 17. maddesi şöyledir:

“(Değişik: 22/8/2005

– 2005/9329 K.) Başvuru sahibi, başvuru dilekçesi ile birlikte olayın meydana

geliş tarzını açıklayan ve zararın tespit ve ölçümünde dikkate alınabilecek her

türlü bilgi ve belgeyi Komisyona sunar.

Ayrıca; Komisyon,

gerekli gördüğü takdirde zararın tespit ve ölçümünde dikkate alınabilecek her

türlü bilgi ve belgeyi adli, idari ve askeri mercilerden ister.”

17. 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 14.

maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası,

49. maddesinin (1) numaralı fıkrası.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 25/6/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 2014/4657 numaralı bireysel

başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular, 5233 sayılı

Kanun kapsamında yaptıkları başvuruların ve akabinde açtıkları davaların

reddedildiğini, göçe zorlanmaları ve memleketlerinden sürgün edilmeleri nedeni

ile işlerini kaybettiklerini ve malvarlıklarına ulaşamadıklarını, bu zararlara

devlet yetkililerinin köy boşaltma eylemi ile sebep olunmasına rağmen

zararlarının tazmin edilmediğini, zarar tespitinde sadece idare tarafından

düzenlenmiş olan belgelerin esas alınmasının haksızlık oluşturduğunu, bölge

genelinde ve başvurucuların zararına neden olan olay özelinde hiçbir adli

tahkikatın yapılmadığını ya da yapılmış olsa dahi sonucunun kendilerine

bildirilmediğini, ikamet ettikleri yerin terör ve terör olayları ile mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeni ile boşaltılmış olmadığı kabulünün

dayanağını teşkil eden nüfus sayımı verilerinin, eğitim öğretime devam ediliyor

olmasının, köyde düzenli olarak seçim yapılıyor olmasının, tazminat komisyonu

tarafından ve yargılama mercilerince taleplerinin reddedilmesine gerekçe teşkil

edemeyeceğini, zira bu hizmetlerin köyde yaşamına devam eden köy korucuları ve

onların ailelerine yönelik olduğunu, köyde koruculuk yapmayı kabul etmeyenlerin

köyden ayrılmak zorunda kaldıklarını, anılan köy içerisinde ve yakınlarında

birçok çatışma yaşanması nedeni ile köyde sivil şahısların can güvenliğinin

mevcudiyetinden bahsedilemeyeceğini, yaptıkları başvurular hakkında yürütülen

işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını, temyiz ve karar düzeltme

taleplerinin özenli bir şekilde incelenmediğini ve kararların yeterli gerekçe

ihtiva etmediğini, bu nedenle başvurabilecekleri etkili bir hukuk yolu

bulunmadığını belirterek, Anayasa’nın 35., 36. ve 40. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi

tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerinin

İhlal Edildiği İddiası

20. Başvurucular, zarar

tespitinde sadece adlî, idarî ve askerî makamlar tarafından düzenlenen

belgelerin kullanıldığını ve bu belgelerin İlk Derece Mahkemesi tarafından

hükme esas alındığını, bölge genelinde ve başvurucuların zararına neden olan

olay özelinde hiçbir adli tahkikatın yapılmadığını yahut yapılmış olsa dahi

sonucundan haberdar edilmediklerini belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir. Başvurucuların anılan şikayetlerinin çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri kapsamında değerlendirmeye tabi

tutulması uygun görülmüştür.

21. Adil yargılanma hakkının

unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi, taraflara dava malzemesi

hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle

tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir (Abdullah Özen, B. No: 2013/4424, 6/3/2014,

§ 21). Bu ilke ve bu ilkeyle bağlantılı olan yargılamaya etkin katılım hakkı,

adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın

36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen bu ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (Güher Ergun ve Diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

22. Çelişmeli yargılama hakkı

kapsamında, mahkemece tarafların dinlenilmemesi, iddialarını sunma ve delillere

karşı çıkma imkânı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hale

gelmesine neden olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Ruiz-Mateos/Spain, B. No:

12952/87, 23/06/1993, § 63; Feldbrugge/Netherlands, B.

No: 8562/79, 29/05/1986, § 44). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların eşitliği

ilkesi ile yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlar niteliktedir.

Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda, davasını

savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır. Çelişmeli

yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor olması, medeni

bir hakka ilişkin yargılamada da tarafların duruşmada hazır bulunmasını, daha

genel bir ifade ile, yargılamanın bütününe aktif olarak katılmalarını ve bu

kapsamda yargılama evrakına ulaşma ve bunlar hakkında yorum yapma imkânının da

kendilerine tanınmasını ifade etmektedir (Abdullah

Özen, § 21).

23. Somut başvurular açısından,

başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıp

karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadî kriter olan “yerleşim

yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden

yararlanıldığı, bu hususun tespiti için de bir kısım idari birimlerden gelen

tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu belgelerin Pervari İlçe Jandarma Komutanlığının,

Pervari İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün, Siirt İl Mahalli İdareler Müdürlüğünün,

Pervari Kaymakamlığı İlçe Müftülüğünün, Pervari İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının

yazıları ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı Siirt Bölge Müdürlüğünün

yazıları olduğu anlaşılmaktadır. Komisyon ve yargılama aşamalarında kararlara

esas alınan bu belgelere karşı savunma yapma ve karşı delillerini ortaya koyma

imkanı tanındığı anlaşılmakla birlikte, 5233 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile

ilgili Yönetmelik’in 16. ve 17. maddelerinde (bkz. § 15-16) yer alan

hükümlerden hareketle zarar tespitinde adlî tahkikat işlemlerinden bağımsız

olarak başvurucuların beyanı da dahil olmak üzere her türlü bilgi ve belgenin,

malvarlığı sahipliğini ve zararı ispatta delil niteliğini haiz bulunduğu

anlaşılmaktadır. Bahsi geçen belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ile İlk

Derece Mahkemesi kararlarına aktarıldığı ve bu kapsamda söz konusu yerleşim

yerlerinin tamamen boşalmasının ya da boşaltılmasının söz konusu olmadıkları,

bu nedenle köy halkının yerleşim yerini terk etmelerine neden olabilecek nesnel

bir güvenlik kaygısının yaşanmadığı sonucuna varıldığı, bu suretle ilgili

belgeler ve içeriklerine en geç Komisyon kararıyla vâkıf olduğu anlaşılan

başvurucuların, gerek dava dilekçelerinde gerekse temyiz ve karar düzeltme

dilekçelerinde bu belgeler ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve

savunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz

edilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamında Mahkemece, idare ve başvurucular tarafından

sunulan belgeler değerlendirilerek, başvuruculara dava malzemesine ilişkin

olarak tetkik ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru

dosyaları kapsamından, başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usuli bir imkandan mahrum bırakılmadıkları anlaşılmaktadır.

24. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların belirtilen iddiaları hakkında açık bir ihlal tespit

edilmediğinden, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin "açıkça

dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

25. Başvurucular, Komisyona

yaptıkları başvuruların ve akabinde açtıkları davaların reddedildiğini, göç

etmeye mecbur kalmaları nedeni ile işlerini kaybettiklerini ve malvarlıklarına

ulaşamadıklarını, anılan zararlara köy boşaltma eylemleri ile sebebiyet

verilmiş olmasına rağmen zararlarının tazmin edilmediğini belirterek mülkiyet

haklarının ihlal edildiğinden şikayetçi olmuş, yargılama sürecinde yapılan

incelemeler ve lehlerine olmayan yargı kararı temeline dayandırıldığı tespit

edilen bu iddiaların, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi

uygun görülmüştür.

26. Başvurucular yargılamanın

adil olmadığı iddiası kapsamında ayrıca, Siirt ili, Pervari ilçesi, Okçular

köyünde meskûn iken, terör ve terör olayları ile mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler sonucunda köyden göçlerin meydana gelmiş olmasına rağmen nüfus

sayımı sonuçları, eğitim öğretime devam ediliyor olması ve köyde düzenli olarak

seçim yapılıyor olması gerekçe gösterilerek tazminat komisyonu ve yargılama

mercileri tarafından taleplerinin reddedildiğini, oysa bu hizmetlerin köyde

yaşamına devam eden köy korucuları ve onların ailelerine yönelik olduğunu ve

köyde koruculuk yapmayı kabul etmeyenlerin köyden ayrılmak zorunda kaldıklarını

belirterek tüm bu hususlar ile anılan köy içerisinde ve yakınlarında birçok

çatışma yaşanması nedeni ile sivil şahısların can güvenliğinin bulunmadığı gözardı edilerek karar verilmiş olmasından dolayı, hatalı

şekilde hüküm kurulduğunu beyan etmişlerdir.

27. Anayasa'nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 49.

maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı,

6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).

28. Anılan

kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz bir takdir hatası içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular

bariz bir takdir hatası veya açık keyfilik içermedikçe Anayasa Mahkemesince

esas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, § 26).

29. Başvurucular tarafından

açılan davalarda Mahkemece, başvurucuların ikamet ettikleri köyün boşalan

ve/veya boşaltılan yerleşim yerlerinden olmadığı, yerleşim yerinde asgari

güvenlik düzeyinin var olduğu, köy halkının bir kısmının subjektif

güvenlik kaygısıyla ya da ekonomik ve sosyal sebeplerle göç ettiği, bu nedenle

uğradıkları zararın idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığı belirtilerek,

davaların reddine karar verilmiştir (bkz. § 10).

30. Başvurucular tarafından,

maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri neticesinde taleplerinin ve

davalarının reddine hükmedildiği, bu kapsamda derece mahkemelerince delillerin

takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğu belirtilmekte

olup, başvurucuların belirtilen iddialarının özünün derece mahkemelerince

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

31. 5233 sayılı Kanun, terör

eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle

zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddi zararlarının

yargı yoluna gidilmesine gerek kalmaksızın, idarece en kısa süre içerisinde ve

tam olarak tespit edilerek, sulh yoluyla karşılanmasını amaçlamakta olup,

belirtilen amaç doğrultusunda ilke ve prosedürler öngörmektedir (Cahit Tekin, B. No: 2013/2744 , 16/7/2014, § 82).

32. Belirtilen Kanun uyarınca

müracaat sahiplerinin taleplerinin karşılanabilmesi için, öncelikle iddia

edilen zararın terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle oluştuğunun tespiti gerekmekte olup, 5233 sayılı Kanun'un

2. maddesinde açıkça terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan

zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri

terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararların kapsam dışında olduğu

belirtilmiştir (Cahit Tekin, §

83).

33. Özellikle tazminata ilişkin

belirtilen usulün ihdasına temel olan ve AİHM'e sunulan başvuruların yapıldığı

bölge itibarıyla, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler dışındaki ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bu olgudan

kaynaklanan zararların varlığını nazara alan yargılama makamları, 5233 sayılı

Kanun kapsamında yapılan başvuruların belirtilen Kanun kapsamında kabul

edilebilmesi için, objektif bir ölçüt belirleme yoluna gitmiş ve bu ölçütün

sağlanmasını "köyün ya da mezranın

tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadece

geçici köy korucularının kalması" şartına bağlamıştır.

Belirtilen kabul uyarınca,''terör eylemleri'' veya ''terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler''

sonucunda bir yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması nedeniyle

mal varlığına/mülküne ulaşamayan kişilerce uğranılan maddi zararın, sözü edilen

Kanun hükümlerine göre idarece sulh yoluyla ödenmesi gerekmektedir. Yerleşim

yerinin ''kısmen'' boşalmış olması

ise, o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanağını sağlayan

asgari güvenlik şartlarının idarece sağlanmış olduğunun nesnel bir

göstergesidir (Cahit Tekin, §

84).

34. Esasen taleplerin yapıldığı

bölge itibarıyla özellikle ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları

ve bundan kaynaklanan zararların yoğunluğu karşısında, 5233 sayılı Kanun

kapsamında tazmin edilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif

bir ölçütün ihdas edilmesi zorunlu görünmektedir. Bu kapsamda, güvenlik

kaygısının yerleşim yerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı

nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden

ve terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku ve endişe karşısında her

bireyin farklı tepki göstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden

yargısal makamlar, kişiden kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik

kaygısının yukarıda belirtildiği şekilde nesnel bir ölçüte dayandırılmasını

zorunlu görerek, güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen

boşalmış olması halinde, 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece

ödenmesine yasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Cahit Tekin, § 85).

35. 5233 sayılı Kanun uyarınca

ileri sürülen taleplerin, belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip

değerlendirilmeyeceği hususu ve Kanun'un kapsamının belirlenmesi noktasındaki

mevzuat hükümlerinin yorumu ile bu hususta içtihadî

bir ölçütün belirlenmesi ve somut olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi

noktasındaki takdir, esasen derece mahkemelerine ait olup, 5233 sayılı Kanun'un

uygulanması bağlamında daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış olan

taleplere ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler

neticesinde de belirtilen hususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince

değerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu belirtilerek, açıkça

dayanaktan yoksun bulunduğu sonucuna varılmıştır (Sabri Çetin, §§ 45-50; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §

88).

36. Açıklanan

nedenlerle, başvurucular tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu

şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası

veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından başvuruların bu kısmının,

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiası

37. Başvurucular, temyiz ve

karar düzeltme aşamalarında ileri sürdükleri taleplerin üstünkörü bir

incelemeye tabi tutularak yeterli gerekçeye yer verilmeden reddedildiğini iddia

etmişler, bu nedenle anılan başvuru yollarının etkili olmadığından şikâyetçi

olmuşlardır. Anılan şikâyetlerin gerekçeli karar hakkına ilişkin olduğu tespit

edildiğinden bu iddiaların Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi

uygun görülmüştür.

38. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma olanağını etkili kullanabilmek ve

mahkemelere güveni sağlamak açısından, hem tarafların

hem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup, kararın gerekçesi hakkında bilgi

sahibi olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsiz hale

getirecektir. Bu nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının yeteri kadar açık

bir biçimde gösterilmesi zorunludur (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 67).

39. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber,

bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun

yanı sıra, kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı

olmaması da bu hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu

mahkemelerince verilen bu tür kararların, ilk derece mahkemesi kararlarında yer

verilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olup, bu

durumda, üst dereceli mahkeme tarafından önceki mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği

kabul edilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin

Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd.

Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26). Nitekim AİHM içtihatları

da bu yöndedir (Benzer bir karar için bkz. Van

de Hurk/Hollanda, B.No: 16034/90, 19/4/1994, § 61).

40. Başvuru konusu olaylarda,

başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilip

edilmeyeceği noktasında derece mahkemelerinin Danıştay tarafından ihdas edilen

nesnel güvenlik kaygısı ölçütünden hareket ettikleri, bu hususun saptanması

noktasında ise söz konusu yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup

olmadığının çeşitli idari kurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler

kapsamında değerlendirildiği, nesnel güvenlik kaygısı ölçütünden hareket

edilmekle birlikte başvurucuların ayrıca öznel durumları bulunduğunu beyan

etmedikleri ve dolayısıyla yargılama mercilerince de bu hususun değerlendirmeye

tabi tutulmadığı, bu suretle başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm

sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin İlk Derece Mahkemesi kararlarında

denetlenerek reddedildiği, İlk Derece Mahkemesince oluşturulan karar ve

gerekçesi hukuka uygun bulunmak suretiyle kanun yolu mahkemelerinin

denetiminden geçerek kesinleştiği, bu kapsamda kanun yolu mercii tarafından İlk

Derece Mahkemesi gerekçesinin benimsendiği anlaşılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların gerekçeli karar haklarına yönelik bir ihlalin olmadığı

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin "açıkça

dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

d. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

42. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvuruların bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

43. Başvurucular, 5233 sayılı

Kanun kapsamında ileri sürdükleri giderim taleplerinin değerlendirilmesi

hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürünün makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makul

sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

44. Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut

görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer

verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri, §§ 38–39).

45. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının

tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri, §§ 41–45).

46. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer

alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu

hukuku” alanına dâhil olan, ancak sonucu itibarıyla özel nitelikteki

haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alan

davalar da, Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6.

maddesinin koruması kapsamına girmektedir. Bu anlamda, belirtilen

düzenlemelerde yer verilen güvenceler, başvurucunun haklarına zarar verdiği

iddia edilen idari bir karar aleyhine açılan davalara da uygulanacaktır.

Başvurulara konu sürecin, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen bir tazmin

talebine ilişkin olduğu görülmekle, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir

yargılamanın söz konusu olduğunda kuşku yoktur (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 44).

47. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir (Selahattin Akyıl, §

43).

48. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olmakla beraber, bazı özel durumlarda girişimin niteliği göz önünde

tutularak uyuşmazlığın ortaya çıktığı daha önceki bir tarih başlangıç tarihi

olarak kabul edilebilmektedir. Somut başvurular açısından benzer bir durum söz

konusu olup, makul süre değerlendirmesinde nazara alınacak zaman diliminin

başlangıç tarihi, başvurucular tarafından 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminat

taleplerinin Komisyona iletildiği tarihtir (Selahattin

Akyıl, § 45). Anılan tarihler başvurucular açısından ekli tablonun

(C) sütununda belirtilen şekildedir.

49. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (Güher Ergun ve Diğerleri,

§ 52). Bu kapsamda, somut yargılama faaliyetleri açısından sürenin bitiş

tarihlerinin, başvurucuların karar düzeltme taleplerinin reddine karar veren

Danıştay Onbeşinci Dairesinin, ekli tablonun (H)

sütununda belirtilen karar tarihleri olduğu anlaşılmaktadır.

50. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı makamları

nezdinde yürütüldüğü görülmekle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhil

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelif

maddelerinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 17).

51. Somut başvurular bakımından,

başvurucular tarafından ekli tablonun (C) sütununda belirtilen tarihlerde gene

aynı sütunda gösterilen dosya kayıt numaraları ile Komisyona yapılan

müracaatlar sonrasında, 5233 sayılı Kanun’un öngördüğü usul uyarınca bir kısım

işlemlerin yapılması akabinde, ekli tablonun (D) sütununda gösterilen

tarihlerde başvurucuların taleplerinin reddedildiği, belirtilen ret kararı

aleyhine ekli tablonun (E) sütununda belirtilen tarihlerde İdare Mahkemesinde

başlatılan yargılama süreçlerinde başvurucuların karar düzeltme taleplerinin

reddine dair Danıştay Onbeşinci Dairesinin ekli

tablonun (H) sütununda gösterilen tarihli kararları ile yargılamanın tamamlandığı,

bu bakımdan makul sürede yargılanma hakkı kapsamında nazara alınması gereken

toplam sürelerin ekli tablonun (I) sütununda işaret edilen zaman dilimleri

olduğu anlaşılmaktadır.

52. 5233 sayılı Kanun kapsamında

yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda, Komisyon ve

yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm koşulları dikkate alınarak

toplamda sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin

makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır

(bkz. Sabri Çetin, §§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B. No: 2013/3008,

6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen,

B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal

Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının toplamda sekiz yılı aşacak kadar uzun bir sürede

gerçekleştiği ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan

kaynaklanmadığı durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır (bkz. İsmet Kaya,

B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).

53. Somut

davalara bir bütün olarak bakıldığında başvurular açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı ve söz konusu sekiz yılı aşkın yargılama sürecinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

54. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun

50. Maddesi Yönünden

55. Başvurucular, 500.000,00 TL

maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

56. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucular lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

57. Mevcut başvurularda

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla birlikte, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında, başvuruculara

ekli tablonun (J) sütununda gösterilen manevi tazminatların net olarak

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

58. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

59. Başvurucular tarafından ayrı

ayrı yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. Çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği yönündeki iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2. Yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

3. Gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiği yönündeki iddialarının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucuların, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara, ekli tablonun (J) sütununda gösterilen

miktarlarda net MANEVİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin

diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan 206,10 TL harcın AYRI

AYRI BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE ve başvuruculara 1.500,00 TL vekâlet ücretinin

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Leyla Nur ODUNCU

Başvurucular

:

Mehmet TUTAL ve Diğerleri [Bkz. Ekli Tablonun (B)

Sütunu]

Vekilleri

:

Av. Sevil ARACI BEK

25/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

16

15

14

13

12

11

10

9

8

7

6

5

4

3

2

1

Sıra

2014/7105

2014/7104

2014/7103

2014/7099

2014/7087

2014/7086

2014/6547

2014/6545

2014/6542

2014/6541

2014/4951

2014/4950

2014/4949

2014/4665

2014/4662

2014/4657

Başvuru

Numarası

A

İsa AYTIŞ

İsmail ÜNAL

Süleyman AYTIŞ

Katibe BAYĞARA

Rical ŞAŞİ

Salih ÖZMEN

Fatım KURT

Şükrü AYTIŞ

Salih TUTAL

Halil ÜNAL

Mehmet AKA

İbrahim ÇİDAM

Levent TUTAL

Salih ÜNAL

Durmaz ÖZMEN

Mehmet TUTAL

Başvurucular

ve

T.C. Kimlik Numaraları

B

6/7/2005

7.834

27/7/2005

11.516

6/7/2005

7.865

6/7/2005

7.833

22/2/2005

7.895

6/7/2005

7.871

10/5/2005

7.802

6/7/2005

7.862

6/7/2005

7.870

6/7/2005

7.824

6/7/2005

7.825

6/7/2005

7.819

6/7/2005

7.831

6/7/2005

7.868

27/7/2005

11.513

6/7/2005

7.877

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

C

26/3/2010

2010/1-4456

5/3/2010

2010/1-4404

5/5/2010

2010/1-4548

9/4/2010

2010/1-4506

28/5/2010

2010/1-4624

2/4/2010

2010/1-4474

29/1/2010

2010/1-4351

5/5/2010

2010/1-4542

5/5/2010

2010/1-4549

26/3/2010

2010/1-4459

9/4/2010

2010/1-4503

26/3/2010

2010/1-4452

9/4/2010

2010/1-4505

5/5/2010

2010/1-4545

16/4/2010

2010/1-4509

2/4/2010

2010/1-4476

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

D

2/6/2010

30/6/2010

30/6/2010

28/7/2010

28/12/2010

30/6/2010

2/6/2010

30/6/2010

30/6/2010

30/6/2010

30/6/2010

30/6/2010

28/7/2010

30/6/2010

28/7/2010

30/6/2010

Dava

Tarihi

E

8/5/2012

8/5/2012

22/4/2011

8/5/2012

8/5/2012

22/4/2011

8/5/2012

12/5/2011

8/5/2012

12/5/2011

12/5/2011

22/4/2011

22/4/2011

12/5/2011

22/4/2011

22/4/2011

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

F

6/12/2012

6/12/2012

15/11/2012

6/12/2012

6/12/2012

15/11/2012

18/12/2012

15/11/2012

18/12/2012

15/11/2012

15/11/2010

15/11/2012

15/11/2012

15/11/2012

15/11/2012

15/11/2012

Temyiz Yolu Karar Tarihi

G

27/11/2013

27/11/2013

27/11/2013

27/11/2013

27/11/2013

27/11/2013

27/11/2013

27/11/2013

27/11/2013

27/11/2013

27/11/2013

27/11/2013

27/11/2013

27/11/2013

27/11/2013

27/11/2013

Karar Düzeltme

Yolu Karar Tarihi

H

8 yıl 4 ay

8 yıl 4 ay

8 yıl 4 ay

8 yıl 4 ay

8 yıl 9 ay

8 yıl 4 ay

8 yıl 6 ay

8 yıl 4 ay

8 yıl 4 ay

8 yıl 4 ay

8 yıl 4 ay

8 yıl 4 ay

8 yıl 4 ay

8 yıl 4 ay

8 yıl 4 ay

8 yıl 4 ay

İdari ve Yargısal

Süreçte Geçen Toplam Süre

I

3.350,00

3.350,00

3.350,00

3.350,00

5.000,00

3.350,00

5.000,00

3.350,00

3.350,00

3.350,00

3.350,00

3.350,00

3.350,00

3.350,00

3.350,00

3.350,00

Hükmedilen

NET Manevi Tazminat

(TL)

J

32

31

30

29

28

27

26

25

24

23

22

21

20

19

18

17

Sıra

2014/11552

2014/10868

2014/10865

2014/10864

2014/10861

2014/10856

2014/10686

2014/10684

2014/10682

2014/10401

2014/10400

2014/10365

2014/10362

2014/9459

2014/7159

2014/7106

Başvuru

Numarası

A

Sait ÜNAL

Yakup TUTAL

Şahin ELBİR

Sabiha ÖZMEN

Mehmet AKA

Nezir TUTAL

Ömer AYTIŞ

Abdullah ÇİDAM

Selhan ATLAN

Mehmet ÜNAL

Hamit ŞAŞİ

Sıddık ÜNAL

Ali ÇİDAM

Mehmet AKA

Ahmet AKA

Tahir ELBİR

Başvurucular

ve

T.C. Kimlik Numaraları

B

6/7/2005

7.873

6/7/2005

7.861

6/7/2005

7.864

6/7/2005

7.874

6/7/2005

7.828

22/2/2006

7.887

22/2/2006

7.892

6/7/2005

7.811

6/7/2005

7.867

6/7/2005

7.879

6/7/2005

7.821

6/7/2005

7.866

6/7/2005

7.804

6/7/2005

7.829

6/7/2005

7.810

6/7/2005

7.860

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

C

7/5/2010

2010/1-4561

5/5/2010

2010/1-4550

7/5/2010

2010/1-4560

5/5/2010

2010/1-4547

9/4/2010

2010/1-4507

11/6/2010

2010/1-4640

28/5/2010

2010/1-4627

11/6/2010

2010/1-4646

7/5/2010

2010/1-4558

5/5/2010

2010/1-4543

26/3/2010

2010/1-4450

7/5/2010

2010/1-4563

26/2/2010

2010/1-4369

9/4/2010

2010/1-4504

26/2/2010

2010/1-4378

5/5/2010

2010/1-4540

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

D

16/9/2010

8/10/2010

16/9/2010

28/7/2010

30/6/2010

28/7/2010

28/7/2010

28/7/2010

28/7/2010

28/7/2010

30/6/2010

28/7/2010

17/9/2010

2/6/2010

2/6/2010

28/7/2010

Dava

Tarihi

E

23/8/2012

8/5/2012

8/5/2012

8/5/2012

23/8/2012

23/8/2012

8/5/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

8/5/2012

8/5/2012

22/4/2011

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

F

20/6/2013

18/12/2012

18/12/2012

18/12/2012

20/6/2013

20/6/2013

18/12/2012

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

6/12/2012

15/11/2012

Temyiz Yolu Karar Tarihi

G

3/4/2014

3/4/2014

10/4/2014

17/4/2014

10/4/2014

3/4/2014

10/4/2014

10/4/2014

3/4/2014

10/4/2014

10/4/2014

3/4/2014

10/4/2014

19/3/2014

27/11/2013

27/11/2013

Karar Düzeltme

Yolu Karar Tarihi

H

8 yıl 8 ay

8 yıl 8 ay

8 yıl 9 ay

8 yıl 9 ay

8 yıl 9 ay

8 yıl 1 ay

8 yıl 1 ay

8 yıl 9 ay

8 yıl 8 ay

8 yıl 9 ay

8 yıl 9 ay

8 yıl 8 ay

8 yıl 9 ay

8 yıl 8 ay

8 yıl 4 ay

8 yıl 4 ay

İdari ve Yargısal

Süreçte Geçen Toplam Süre

I

5.000,00

5.000,00

5.000,00

5.000,00

5.000,00

3.350,00

3.350,00

5.000,00

5.000,00

5.000,00

5.000,00

5.000,00

5.000,00

5.000,00

3.350,00

3.350,00

Hükmedilen

NET Manevi Tazminat

(TL)

J

43

42

41

40

39

38

37

36

35

34

33

Sıra

2014/17318

2014/16381

2014/16379

2014/16374

2014/16292

2014/16042

2014/11646

2014/11642

2014/11640

2014/11639

2014/11636

Başvuru

Numarası

A

Atakaya

KAYA

Nasrettin ÜNAL

Salih AKBAY

Muhittin AYTIŞ

Mehmet TUTAL

Halil UĞURLU

Nefise ÜNAL

Mehmet ÖZMEN

Lazgin

KURT

Mehmet ÜNAL

Emin AKA

Başvurucular

ve

T.C. Kimlik Numaraları

B

6/7/2005

7.803

22/2/2006

7.885

6/7/2005

7.872

22/2/2006

7.881

6/7/2005

7.827

22/2/2006

7.815

27/7/2005

11.514

6/7/2005

7.876

6/7/2005

7.832

6/7/2005

7.826

22/2/2006

7.798

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

C

11/3/2010

2010/2-5963

11/6/2010

2010/1-4652

5/5/2010

2010/1-4546

28/5/2010

2010/1-4625

5/5/2010

2010/1-4536

13/9/2010

2010/1-4435

2/4/2010

2010/1-4462

9/4/2010

2010/1-4496

9/4/2010

2010/1-4502

5/5/2010

2010/1-4537

16/4/2010

2010/1-4514

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

D

15/6/2010

17/9/2010

28/7/2010

28/7/2010

28/7/2010

30/6/2010

30/6/2010

28/7/2010

30/6/2010

30/6/2010

2/6/2010

Dava

Tarihi

E

25/5/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

23/8/2012

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

F

7/10/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

20/6/2013

Temyiz Yolu Karar Tarihi

G

26/6/2014

21/5/2014

21/5/2014

21/5/2014

21/5/2014

21/5/2014

10/4/2014

10/4/2014

10/4/2014

3/4/2014

3/4/2014

Karar Düzeltme

Yolu Karar Tarihi

H

8 yıl 11 ay

8 yıl 2 ay

8 yıl 10 ay

8 yıl 2 ay

8 yıl 10 ay

8 yıl 2 ay

8 yıl 8 ay

8 yıl 9 ay

8 yıl 9 ay

8 yıl 8 ay

8 yıl 1 ay

İdari ve Yargısal

Süreçte Geçen Toplam Süre

I

5.000,00

3.350,00

5.000,00

3.350,00

5.000,00

3.350,00

5.000,00

5.000,00

5.000,00

5.000,00

3.350,00

Hükmedilen

NET Manevi Tazminat

(TL)

J

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/4657, 25 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal
  16. B. Başvurucuların, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan
  17. C. Başvuruculara, ekli tablonun (J) sütununda gösterilen
  18. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  19. M. Emin KUZ
  20. A
  21. B
  22. C
  23. D
  24. E
  25. F
  26. G
  27. H
  28. I
  29. (Tl)
  30. J
  31. A
  32. B
  33. C
  34. D
  35. E
  36. F
  37. G
  38. H
  39. I
  40. (Tl)
  41. J
  42. A
  43. Kaya
  44. Kurt
  45. B
  46. C
  47. D
  48. E
  49. F
  50. G
  51. H
  52. I
  53. (Tl)
  54. J
  55. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/4657
Tarih
25 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Ramazan İlhan Başvurusu (B. No: 2013/1200)
  • İbrahim Özarslan Başvurusu (B. No: 2013/2411)
  • Mehmet Ali Aydın Başvurusu (B. No: 2013/9343)
  • Ayhan Almas Başvurusu (B. No: 2014/4920)
  • Nezihe Çoksüer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7286)
  • Hasan Arsay Başvurusu (B. No: 2013/7716)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.