İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Arsay Başvurusu (B. No: 2013/7716)

1.

Başvuru No2013/7716Tarih24 Haziran 2015Okuma11 dk · 2.297 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hasan Arsay Başvurusu

Karar tarihi
24 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/7716
R.G. Tarih- Sayı
11/8/2015-29442
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.297 kelime·11 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1.

Başvurucu, tutukluluğun kanuni ve makul süreyi aşması ile yargılamanın makul

sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru,

19/9/2013 tarihinde Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.

Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona

sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci

Bölüm İkinci Komisyonunca 31/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm

Başkanı tarafından 24/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru

konusu olay ve olgular 24/7/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir.

6. Adalet

Bakanlığının 15/8/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi

ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8.

Başvurucu, kasten insan öldürme suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alınmış,

İdil Sulh Ceza Mahkemesinin 23/6/2008 tarihli ve 2008/25 sayılı kararıyla

tutuklanmıştır.

9. Midyat

Cumhuriyet Başsavcılığının 18/12/2008 tarihli iddianamesiyle, kasten insan

öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs, mala zarar verme ve ruhsatsız silah

bulundurma suçlarından başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır.

10. Midyat

Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25/6/2009 tarihli mahkûmiyet kararı, Yargıtay 1.

Ceza Dairesinin 8/11/2010 tarihli ilamıyla başvurucunun yaşının tespitinin

sağlanması ve yargılamanın açık yapılması gerekirken gizli yapıldığı

gerekçesiyle bozulmuştur.

11.

Yargıtay kararı sonrası Midyat Ağır Ceza Mahkemesince verilen 8/3/2012 tarihli

mahkûmiyet kararı Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29/4/2013 tarihli ilamıyla

Yargıtay bozma ilamına uyulmasına rağmen gizli oturumda yapılan işlemlerin

yenilenmediği ve başvurucunun yaşının tespit işlemlerinin kanuna uygun

yapılmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.

12. Bozma

sonrası Midyat Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/106 sayılı dosyasında tutuklu

olarak yargılanan başvurucu, 22/7/2013 tarihli dilekçesi ile tutukluluk halinin

devamı kararına itiraz etmiştir. İtiraz, Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/7/2013

tarihli ve 2013/342 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. UYAP sistemi

üzerinde yapılan incelemede, anılan kararın 30/7/2013 tarihinde başvurucuya

tebliğ edildiği tespit edilmiştir.

13. Başvurucu,

19/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Midyat

Ağır Ceza Mahkemesinin 26/9/2013 tarihli ve E.2013/106, K.2013/181 sayılı

kararıyla başvurucunun, kasten insan öldürmeye teşebbüs, silahla tehdit ve

ruhsatsız silah bulundurma suçlarından toplam 17 yıl 12 ay 25 gün hapis ve

80.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin

devamına karar verilmiştir.

15. Kararın

temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 6/11/2014 tarihli ilamıyla başvuru

hakkında tehdit ve ruhsatsız silah bulundurma suçlarından kurulan hükümlerin

onanmasına, kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükmün ise kasten

insan öldürme suçundan karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar

vermiştir.

16. Yeniden

yapılan yargılamada Mahkeme, 26/3/2015 tarihli kararıyla başvurucunun kasten

insan öldürme suçundan cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar

vermiştir.

17.

Başvurucu hakkındaki dava Yargıtayda temyiz

aşamasında derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

18.

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi

şöyledir:

“(1) Kuvvetli

suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin

bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri

ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde

bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme,

gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur

veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların

işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve

5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

2. Kasten öldürme (Madde

81, 82, 83),

....”

19.

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81. maddesi şöyledir:

“(1) Bir insanı

kasten öldüren kişi, müebbet hapis

cezası ile cezalandırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20.

Mahkemenin 24/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 19/9/2013

tarihli ve 2013/7716 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21.

Başvurucu, tutukluluğun kanuni ve makul süreyi aştığını ve yargılamanın makul

sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 19. maddesinde ve Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinde güvence altına alınan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek mağduriyetinin giderilmesi talebinde

bulunmuştur.

22.

Başvurucu, başvuru formunda tazminat talebinde bulunmamasına karşın, bireysel

başvuru tarihinden sonra gönderdiği 7/3/2014 tarihli dilekçesinde tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23.

Başvurucunun, tutukluluğun kanuni ve makul süreyi aştığı yönündeki şikâyetinin

Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, makul

sürede yargılanmanın sonuçlandırılmadığı yönündeki şikâyetinin ise 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna varılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Tutukluluğun

Kanuni ve Makul Süreyi Aştığı İddiası

24.

Başvurucu, tutukluluğun kanuni ve makul süreyi aştığını ileri sürmüştür.

25.

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru

usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir. …”.

26.

Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik koşullarından olan başvuru süresine

riayet edilmesi şartı, bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında resen

nazara alınması gereken bir başvuru koşuludur (Taner

Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).

27.

Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Bu yönüyle başvuru yollarının

tüketilmesi ve başvuru süresine ilişkin koşullar arasında yakın bir bağlantı

bulunmaktadır. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru yolları

ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekir. Olağan başvuru yollarının tamamının

tüketilmesi ibaresinin katı bir şekilde yorumlanması, bir

takım başvurular açısından bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmayan

neticelere yol açabilecektir. Bu nedenle, olayın özel şartları içinde etkisiz

ve yetersiz olan bir kanun yolunun tüketilmesi şartı aranmaksızın, her bir

başvuru yolunun somut başvurular açısından etkili olup olmadığının münferiden

denetlenmesi gerekmektedir (Taner Kurban,

§ 20).

28. Devam

eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda

şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını

haklı kılan sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit

yapıldığı takdirde buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına

gerekçe olarak gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece

kişinin serbest kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir

başvuruda, itiraz kanun yolunda çekişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği

gibi ilkelere uygun olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate

alınacaktır. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin

edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan

kanun yolları tüketilmek şartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece

yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 30).

29. Somut

olayda başvurucu, isnat edilen suç nedeniyle 21/6/2008 tarihinde gözaltına

alınmış ve 23/6/2008 tarihinde tutuklanmıştır. Midyat Ağır Ceza Mahkemesinde

yapılan yargılamada verilen tutukluluğun devamına ilişkin karara başvurucunun

yaptığı itiraz, Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/7/2013 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Ret kararı 30/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

30. Bu

belirlemeler karşısında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin şikayeti içeren bireysel başvurunun, Mardin 1.

Ağır Ceza Mahkemesi kararının tebliğ tarihi olan 30/7/2013 tarihinden itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekirken 19/9/2013 tarihinde yapılan bireysel

başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

31.

Açıklanan nedenlerle, başvurunun tutukluluğun kanuni ve makul süreyi aştığına

ilişkin kısmının “süre aşımı”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmiştir.

b. Yargılamanın

Makul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası

32.

Başvurucunun, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı şikâyeti açıkça

dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığı için başvurunun bu şikâyetine ilişkin kısmının kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

33.

Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmanın makul süre içinde

sonuçlanmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

34.

Sözleşmesi’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından

ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve

haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının

da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzî

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

35. Davanın

karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların

yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken

kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41-45).

36.

Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddeleri uyarınca kişilere, medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların yanı sıra, cezai alanda yöneltilen suç

isnatlarının makul sürede karara bağlanmasını talep hakkı tanınmıştır. Suç

isnadı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından

bildirilmesi olup, kişiye cezai alanda yöneltilen iddianın suç isnadı

niteliğinde olup olmadığının tespitinde; iddia olunan suçun pozitif

düzenlemelerdeki tasnifinin, suçun gerçek niteliğinin, suç için öngörülen

cezanın niteliği ile ağırlığının değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunan

fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza

hukukunun kuralları uygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi

yapılmaksızın, adil yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).

37. Başvuru

konusu olayda, başvurucu hakkında, kasten insan öldürme suçundan soruşturma

başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suç 5237 sayılı Kanun’un 81.

maddesinde hapis cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede

başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.

maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B.E., § 32).

38. Cezai

alanda yöneltilen suç isnatları ile ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre

değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, kişiye bir suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama veya gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığı an olup, somut

başvuru açısından bu tarih, başvurucunun bahse konu suç kapsamında gözaltına

alındığı ve böylece isnattan haber olduğu anlaşılan 21/6/2018 tarihidir.

Sürenin bitiş tarihi ise, suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği

tarihtir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52; B.E., § 34). Bu kapsamda, somut yargılama

faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, bireysel başvurunun karara

bağlandığı tarihi olan 24/6/2015 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucuya

bir suçun isnat edildiği 21/6/2008 tarihi ile bireysel başvurunun karara

bağlandığı tarih arasında geçen süre yaklaşık

yedi yıldır.

39.

Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun

kasten insan öldürme ve teşebbüs, mala zarar verme, tehdit ve ruhsatsız silah

bulundurma suçlarına ilişkin olduğu, başvurucu ile birlikte toplam beş sanığın yargılandığı,

oturumların genel olarak ifadelerin alınması ve yaş tespitine ilişkin yargılama

işlemlerin yapılması için ertelendiği, yargılama sürecince verilen mahkûmiyet

hükümlerin üç kez Yargıtay temyiz incelemesi sonucu bozulduğu, son yapılan

yargılamada verilen 26/3/2015 tarihli mahkûmiyet hükmünün ise halen temyiz

aşamasında olduğu tespit edilmiştir.

40. Sonuç

olarak, soruşturma ve yargılama safhaları birlikte değerlendirildiğinde,

yargılamanın uzamasındaki esas nedenin derece mahkemesince verilen kararların

üç kez Yargıtay tarafından bozulmasına karar verilmesi olduğu, başvurucuya

atfedilebilecek bir kusurun olmadığı görülmüştür.

41. 5271

sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki

yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (B.E., §§ 23-44).

42. Başvuruya

konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken

usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın nispeten karmaşık

olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut

başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı

ve söz konusu yaklaşık yedi yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

43.

Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

44. 6216

sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45.

Başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

46. Başvurucu, bireysel başvuru formunun ibrazından

sonraki bir aşamada manevi tazminat talep etmiş ise de talebin bireysel

başvuru süresi içinde yapılmadığı anlaşılmakla reddine karar verilmesi gerekir.

47.

Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen

198,35 TL harç yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

48.

Başvuruya konu yargılamanın yaklaşık yedi yıldır devam ettiği ve bu hususun

makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın

ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye

güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla,

yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen,

kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucunun,

1. Tutukluluğun kanuni ve makul süreyi

aştığı yönündeki iddialarının “süre aşımı”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığı iddiası yönünden Anayasa’nın 36. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Süresinde yapılmayan manevi

tazminat talebinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan

198,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine,

E. Ödemenin, kararın tebliğini

takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin

Mahkemesine gönderilmesine,

24/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör : Şükrü DURMUŞ Başvurucu : Hasan ARSAY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7716, 24 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılamanın makul sürede
  16. C. Süresinde yapılmayan manevi
  17. D. Başvurucu tarafından yapılan
  18. E. Ödemenin, kararın tebliğini
  19. F. Kararın bir örneğinin
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7716
Tarih
24 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Nuriye Dağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1424)
  • Zeynel Korkmaz Başvurusu (B. No: 2014/3146)
  • Kadri Şahin Başvurusu (B. No: 2013/5265)
  • Fehim Bayram Başvurusu (B. No: 2014/12102)
  • Abdulbaki Akikol Başvurusu (B. No: 2014/9910)
  • Altuğ Duran Başvurusu (B. No: 2013/7876)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.