İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan İlhan Başvurusu (B. No: 2013/1200)

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er

Başvuru No2013/1200Tarih24 Haziran 2015Okuma15 dk · 2.998 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ramazan İlhan Başvurusu

Karar tarihi
24 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/1200
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.998 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er

Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32.

maddesinde düzenlenen haklardan yararlanmak için açtığı davanın reddedilmesi

nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 11/2/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 28/11/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Başvuru konusu olay ve

olgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş, Bakanlık görüşünü 3/2/2015

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

5. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 12/3/2015

tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, karşı beyanlarını 23/3/2015

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, astsubay

statüsünde görev yapmakta iken disiplinsizliği nedeniyle 4/12/1998

tarihli Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK)

ilişiği kesilmiştir.

8. 6191 sayılı Kanun’un 10.

maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.

madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine

kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı

haklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve bu

hükümden yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren

60 gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükme

bağlanmıştır.

9. Başvurucunun, 926 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle yaptığı

başvuru, Milli Savunma Bakanlığının 5/7/2011 tarihli

işlemi ile reddedilmiştir. İşlem gerekçesi şöyledir:

“… hakkınızda tesis

edilen idari işlemin dayanağı fiillerin vasıf ve mahiyeti dikkate alınarak,

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde yargı yolu açık olmak üzere başvurunuzun

REDDİNE …”

10. Başvurucu 9/8/2011

tarihinde, ayırma işleminin açık, anlaşılır ve imzalı suretlerinin, ayırma

işlemine ait belgelerin, sicil notlarının, takdir belgelerinin, savunma ve

cezalarının birer suretinin kendisine verilmesini talep etmesi üzerine, ayırma

işleminin uzun bir süre zarfında sıralı sicil amirlerinin gözlem, inceleme ve

değerlendirmeleri, yetkili personelin dosya üzerinden yapmış olduğu ve tüm

belge, bilgi, izlenim, kanaat ve raporları göz önünde bulundurularak tesis

edildiği yönünde bilgi verilmiş, bunun yanında ayırma işleminin gerekçelerinin

belirtildiği 1/12/1998 tarihli Genelkurmay Başkanlığı yazısı, ayırma işlemine

ilişkin Yüksek Askeri Şura Genel Sekreterliğinin 4/12/1998 tarihli yazısı,

disiplinsizlik sicili düzenlendiğinden ayırma işlemine tabi tutulduğunun uygun

görüldüğüne ilişkin Milli Savunma Bakanlığına sunulan 4/12/1998 tarihli Kara

Kuvvetleri Komutanlığı yazısı başvurucuya gönderilmiştir.

11. Başvurucu tarafından, anılan

işlemin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci

Dairesinde dava açılmış, davaya ilişkin dilekçede ayırma işlemine tabi

tutulmasına ilişkin ifade ve gerekçelerin soyut olduğu ve sicillerinin olumlu

olduğu hususları da ileri sürülmüştür. AYİM Birinci Dairesi 10/7/2012

tarih ve E.2012/362, K.2012/815 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir. Karar

gerekçesi şöyledir

“Görüldüğü üzere, 12 Mart 1971 tarihinden

22.03.2011 tarihine kadar yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek

Askeri Şura kararları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenlerin,

yani kişi olarak kapsama girenlerin başvurularını kabul veya reddetmek

konusunda Milli Savunma Bakanına (sebep unsuru yönünden) geniş bir takdir

yetkisi tanınmıştır. Kuşku yok ki, diğer bütün kamusal yetkilerde olduğu gibi

idarenin takdir yetkisi de kamu yararı amacı ve hizmet gerekleriyle sınırlı

bulunmaktadır.

Bu çerçevede, yapılan

değerlendirmede; Silahlı Kuvvetler İstihbarata Karşı Koyma, Koruyucu Güvenlik

ve İşbirliği Yönergesi uyarınca sakıncalı/bölücü personel kategorisine alınmış

olan davacının, PKK terör örgütünün fikirlerini benimsediğinin, PKK terör

örgütü tarafından potansiyel olarak değerlendirildiğinin, yıkıcı akımlara mehilli olduğunun saptanması üzerine ve bu nedenle TSK’dan

ilişiğinin kesildiği nazara alındığında 926 sayılı Kanunun 32’nci maddesinden

yararlandırılması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”

12. Bu karara karşı yapılan

karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 27/12/2012

tarih ve E.2012/1571, K.2012/1577 sayılı kararı ile reddedilmiş, karar,

başvurucuya 14/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu, 11/2/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

14. Anayasa’nın “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi” kenar

başlıklı 157. maddesi şöyledir:

“Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayan makamlarca

tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin

idarî işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve

son derece mahkemesidir. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda

ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından

olan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tamsayısının salt

çoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boş yer

için gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe ve

nitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığınca

her boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.

Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev süresi en

fazla dört yıldır.

Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire başkanları hâkim

sınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi,

yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerin

bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”

15. 4/7/1972 tarih ve 1602 sayılı Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Teminat”

başlıklı 4. maddesi şöyledir:

“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanı, Başsavcı, Daire

Başkanları ve üyeleri; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimleri

olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının kendilerine sağladığı teminat altında

hizmet görürler.”

16. 1602 sayılı Kanun’un 8., 9. ve 10. maddeleri şöyledir:

“Üyelerin seçimi:

Madde 8 – Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri hakim sınıfından olan üyeleri, bu sınıftan olan başkan ve

üyeler tam sayısının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterilecek üç aday

arasından,

Hakim sınıfından olmayan üyeleri, Genelkurmay

Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,

Cumhurbaşkanınca seçilir.”

“Atanma:

Madde 9 – Seçilenler arasından rütbe ve kıdem sırasına göre

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına, Başsavcılığına, daire

başkanlıklarına ve üyeliklere, Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın imzalayacağı,

Cumhurbaşkanının onaylayacağı Kararname ile atama yapılır. Atamalar Resmi Gazete'de yayımlanır.

Başkan, Başsavcı ile daire başkanlarının askeri hakim sınıfından olması şarttır.”

“Görev süresi:

Madde 10 – Askeri Hakim sınıfından

olmayan üyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.”

17. 1602 sayılı Kanun’un “Dosya dışında inceleme” başlıklı 52.

maddesi şöyledir:

“Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.

Taraflardan biri ara kararının icaplarını

yerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar üzerindeki etkisi, görevli

daire veya kurulca önceden takdir edilir, ara kararında bu husus ayrıca

belirtilir.

Ancak, istenen bilgi ve belgeler Türkiye

Cumhuriyetinin güvenliğine ve yüksek menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin

güvenliği ve yüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise,

Başbakan, Genelkurmay Başkanı veya ilgili Bakan gerekçesini bildirmek

suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.

Dava

dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadar ki;

mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve

dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve

güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması

maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile

personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerine

incelettirilemez.

Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek

nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine

açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerine

incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak

ayrıca gönderilir.

Davacı taraf veya vekili, karartılan veya

verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu

iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından

incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha

önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa

incelettirilebilir.

Bu

hükümlere göre elde edilen ve gizlilik derecesine sahip bilgi ve belgeler,

taraf ve vekillerince mahkeme haricinde, diğer bir maksatla kullanılamaz.

Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili kanun hükümleri saklıdır.”

18. 926 sayılı Kanun’un geçici

32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,

yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak

sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli

Savunma Bakanlığına başvururlar.

Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en

geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece

gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde

komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve

kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden

ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en

geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.

…

Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer

altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 24/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

11/2/2013 tarih ve 2013/1200 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu, 926 sayılı

Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması için tek şartın yargı

denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiğin

kesilmesi olduğunu, bunun dışında mevzuatta bir şart aranmadığını, hangi somut

bilgi ve belgeye dayandığı anlaşılamayan, idare tarafından da mahkeme nezdinde

açıklanmayan soyut iddialara dayanarak davanın reddedildiğini, bilgi edinme

hakkı kapsamında yapılan başvuruda da 926 sayılı Kanun’un geçici 32.

maddesinden yararlandırmamaya esas teşkil eden, ilişiğinin kesilmesine dair

hiçbir somut bilgi, belge ve sicil özetlerinin gönderilmeyip, amirlerinin

gözlemlerine göre işlem tesis edildiğinin belirtildiğini, hakkında isnatlarda

bulunan ve kendisinden önce ilişiği kesilen TSK personelinin 1/12/1998

tarihli evraka yansıyan beyanı incelendiğinde, bu kişinin, hakkında beyanda

bulunduğu şahsının adını dahi bilmeyip, ''1982'li,

Balıkesirli'' gibi ifadeler kullandığını, PKK terör örgütü üyeliği

veya sempatizanlığı ile itham edilen askeri personelin mahkemeye sevk edilip

yargılanması zorunlu iken, hakkında hiçbir adli ve idari soruşturmanın

açılmadığını, gerekçesiz ve somut dayanaktan yoksun iddialara dayanılarak karar

verildiğini, AYİM’in kuruluşu ve bünyesindeki sınıf

subayları nedeniyle tarafsız ve bağımsız olmadığını, AYİM daire kararlarına

karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin bulunmadığını belirterek,

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Başvurucunun,

yargılamanın sonucuna, AYİM’in bünyesindeki sınıf

subaylarının bulunmasına ve AYİM daire kararlarına karşı başvurulabilecek bir

temyiz merciinin olmamasına ilişkin şikâyetleri adil yargılanma hakkı

kapsamında ileri sürdüğü şikâyetlerine bağlı olup, başvurucunun bu

şikâyetlerinin ayrı başlıklar halinde değerlendirilmesi gerekmiştir.

1. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığı İddiası

22. Başvurucu, 926 sayılı

Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle açtığı davanın

reddedildiğini, bu durumun sonuç itibarıyla adil yargılanma hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

23. Adalet Bakanlığı görüşünde,

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) açıkça keyfilik olmadıkça belirli bir

kanıt türünün kabul edilebilir olup olmadığına karar verme yetkisinin kendisine

olmadığı ve önemli olanın yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

irdelenmesi gerektiğini belirttiğini, başvuru konusu olayda AYİM tarafından

başvurucunun ilişiğinin kesilmesine dayanak teşkil eden hususların dikkate

alındığını belirterek, bu hususların dikkate sunulması gerektiğini

değerlendirmiştir.

24. Başvurucu cevap

dilekçesinde, istihbari raporun tek başına delil

olarak değerlendirilemeyeceğini, hakkında somut bir bulgunun bulunmadığını

belirterek, başvuru konusu olayda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

tekrarlamıştır

25. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma hakkının” kapsamı

Anayasa’da açık bir şekilde düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

26. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

27. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe

ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (Nadi Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013,

§ 22).

28. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması için

tek şartın yargı denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan

ilişiğin kesilmesi olduğunu, bunun dışında mevzuatta bir şart aranmadığını,

hangi somut bilgi ve belgeye dayandığı anlaşılamayan, idare tarafından da

mahkeme nezdinde açıklanmayan soyut iddialara dayanarak davanın reddedildiğini,

bilgi edinme hakkı kapsamında yapılan başvuruda da 926 sayılı Kanun’un geçici

32. maddesinden yararlandırmamaya esas teşkil eden, ilişiğinin kesilmesine dair

hiçbir somut bilgi, belge ve sicil özetlerinin gönderilmeyip, amirlerinin

gözlemlerine göre işlem tesis edildiğinin belirtildiğini, hakkında isnatlarda

bulunan ve kendisinden önce ilişiği kesilen TSK personelinin 1/12/1998

tarihli evraka yansıyan beyanı incelendiğinde, bu kişinin, hakkında beyanda

bulunduğu şahsının adını dahi bilmeyip, ''1982'li,

Balıkesirli'' gibi ifadeler kullandığını, PKK terör örgütü üyeliği

veya sempatizanlığı ile itham edilen askeri personelin mahkemeye sevk edilip

yargılanması zorunlu iken, hakkında hiçbir adli ve idari soruşturmanın

açılmadığını, gerekçesiz ve somut dayanaktan yoksun iddialara dayanılarak karar

verildiğini belirtmiş, AYİM ise (§ 11), yargı denetimine kapalı idari işlemler

veya YAŞ karaları ile TSK’dan ilişiği kesilenlerin başvurularını kabul veya

reddetmek konusunda Milli Savunma Bakanı’na geniş bir takdir yetkisi

tanındığını, idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını, kamu yararı amacı

ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğunu belirtmiş ve başvurucunun

sakıncalı/bölücü personel kategorisine alınması, terör örgütü fikirlerini

benimsemesi, terör örgütü tarafından potansiyel olarak değerlendirilmesi ve

yıkıcı akımlara meyilli olması nedenleriyle ilişiğinin kesilmesini

değerlendirerek, 926 sayılı Kanun’un 32. maddesinden yararlandırılmamasına konu

işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varmıştır.

29. Somut olayda başvurucunun,

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bilgi ya da belge

sunmadığı, 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesi kapsamından

yararlandırılmamasına ilişkin işleme karşı açtığı davada iddialarını ileri

sürebildiği ve karşı tarafın görüşlerinden haberdar olmadığına dair yargılama

aşamasında AYİM’e bir itirazda bulunmadığı

görülmektedir.

30. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, davanın konusunun başvurucunun TSK’dan

ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin değil, yalnızca 926 sayılı Kanun’un

geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebinin reddine ilişkin işlemin

iptaline yönelik olduğu, bu kapsamda iddiaların özünün derece Mahkemesi

tarafından delillerin ve mevzuatın değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında

isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunun hukuka aykırılık

teşkil ettiğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır (Yümrü Dilek, B. No: 2013/4189, 21/5/2015,

§ 40).

31. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna

ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir

hatası açıkça keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

32. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığı İddiası

33. Başvurucu, AYİM’in bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle bağımsız ve

tarafsız olmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

34. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet BALABANOĞLU, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

35. Anayasa Mahkemesi tarafından

bu konu daha önce incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’in

oluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına

alınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerin

bağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,

atanma ve çalışma usulleri yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını

zedeleyecek bir hususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap verme

durumunda bulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin

Kurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013,

§ 29). Diğer yandan, sınıf subayı üyelerin en fazla dört yıllık bir süre ile

görev yapmaları, disiplin konularında yukarıda bahsedilen Disiplin Kuruluna

tabi kılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askeri yetkililerce

herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu subayların idareye karşı

bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Mustafa Yavuz ve

Diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 29870/96,

25/5/2000; Bek/Türkiye,

B. No: 23522/05, 20/4/2010, § 30).

36. Açıklanan nedenlerle,

mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. İki Dereceli

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

37. Başvurucu, ayrıca, AYİM

daire kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin olmadığını

belirterek, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

38. Anayasa ve Kanun hükümlerine

göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme’nin ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, § 18).

39. Sözleşme’nin 7.

Protokolü’nün 2. maddesinde, cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı

tanınmış ise de Türkiye bu protokole taraf olmadığı gibi başvuru konusu olay da

bir ceza yargılamasına ilişkin değildir.

40. Başvurucunun başvuru

dilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdinde temyiz, yani iki dereceli yargılanma

hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığı

gibi, Sözleşme’nin ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangi

birinin kapsamına da girmemektedir (Mahir

Akarsu, B. No: 2012/1096, 20/2/2014,

42-45).

41. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu ihlal

iddialarının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “konu

bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararının adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

3.

İki dereceli yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının “konu bakımından yetkisizlik”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

24/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Ramazan İLHAN Vekili : Av. Fevzi AKSOY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1200, 24 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. Reddine …”
  11. B. İlgili
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. A. Başvurucunun
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1200
Tarih
24 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • İbrahim Özarslan Başvurusu (B. No: 2013/2411)
  • Mehmet Ali Aydın Başvurusu (B. No: 2013/9343)
  • Ayhan Almas Başvurusu (B. No: 2014/4920)
  • Nezihe Çoksüer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7286)
  • Hasan Arsay Başvurusu (B. No: 2013/7716)
  • Nuriye Dağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1424)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.