İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Özarslan Başvurusu (B. No: 2013/2411)

1. Başvurucu, 12/7/2002 tarihinde Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde

Başvuru No2013/2411Tarih22 Haziran 2015Okuma12 dk · 2.359 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İbrahim Özarslan Başvurusu

Karar tarihi
22 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/2411
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.359 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 12/7/2002 tarihinde Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde

aleyhine açılan sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasında hakkaniyete

uygun yargılama yapılmadığını ve yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar

verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/4/2013

tarihinde Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 25/11/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 9/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 9/2/2015 tarihli yazısında,

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine

atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu aleyhine 12/7/2002 tarihinde Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan

sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasında, davacılar, başvurucunun

Almanya'da oturan ablası F.K.'den 75.000,00 Alman

Markı borç aldıklarını, bu borca karşılık 75.000,00 Alman Markı tutarında bir

çek ile kendilerine ait olan bir kısım taşınmazları satış göstererek teminat

olarak verdiklerini, borcun ödeme zamanı geldiğinde borç aldıkları F.K.

yurtdışında oturduğundan ve onun Türkiye'deki işlerini gören, onun adına tapuda

işlem yapma yetkisine sahip olduğunu bildikleri kardeşi başvurucu İbrahim Özarslan'a ödeme yapılmasını istediğinden, mevcut akrabalık

ilişkisine ve ayrıca başvurucunun ablasına ait bir vekaletnameye de güvenerek,

başvurucuya 74.400,00 Alman Markı tutarında ödeme yaptıklarını, ödeme

karşılığında, başvurucu ile teminat olarak verilen değerlerin iadesi konusunda

protokol imzaladıklarını, buna karşın teminat olarak verdikleri taşınmazlar ile

çekin iade edilmesini beklerken, başvurucunun ablası F.K.'nin

teminattaki çekin keşide yeri ile keşide tarihini doldurarak ya da doldurtarak

aleyhlerine icra takibine geçtiğini, gayrimenkullerin de iade edilmediğini,

F.K. nezdinde yapılan girişimlerin sonuçsuz kaldığını, yapılan ödemeler

konusunda da bir netice alınamadığını, başvurucunun sebepsiz olarak

zenginleştiğini belirterek 74.400,00 Alman Markının tahsilini talep etmişlerdir.

8. Yargılamanın ilerleyen

aşamalarında bu dava, yine aynı davacılar tarafından aynı Mahkemede

başvurucunun ablası F.K. aleyhine 27/6/2002 tarihinde

açılan menfi tespit ve tapu iptali ve tescil davasıyla birleştirilmiştir.

9. Yapılan yargılama sonunda

Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 3/5/2011 tarih ve

E.2002/314, K.2011/284 sayılı kararı ile başvurucunun ablası F.K. hakkında

açılan davanın reddine, başvurucu hakkında açılan davanın ise, başvurucu ve

davalılar arasında, başvurucuya ödeme yapıldığına dair imzalanan protokolün

geçerli olduğu gerekçesiyle kabulüne hükmetmiştir.

10. Temyiz üzerine Yargıtay 19.

Hukuk Dairesi, 8/3/2012 tarih ve E.2011/9601,

K.2012/3793 sayılı ilâmı ile kararın onanmasına hükmetmiştir.

11. Aynı Daireye yapılan karar

düzeltme istemi de 4/10/2012 tarih ve E.2012/9084,

K.2012/14305 sayılı ilâm ile reddedilmiştir.

12. Başvurucu 15/3/2013

tarihinde ilamı öğrendiğini bildirmiştir.

13. Başvurucu, 4/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul ekonomisi

ilkesi" kenar başlıklı 30. maddesi, 11/1/2011 tarihli ve 6098

sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sebepsiz

Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri” başlıklı 77. ve devamı

maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

4/4/2013 tarih ve 2013/2411 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, 12/7/2002 tarihinde aleyhine açılan sebepsiz zenginleşmeye

dayalı alacak davasında makul sürede yargılama yapılmadığını ve davanın

kabulüne dayanak olan, davacılar ile imzalandığı ileri sürülen prokotolün sahte olduğunu, bu durumun da Bolu 2. Asliye

Ceza Mahkemesinin 11/4/2007 tarihli kararı ile sabit olduğunu ancak ceza davası

sonuçlanmadan Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesince karar verildiğini belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Başvurucunun, yargılama

sonunda verilen kararın adil olmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali

iddiası ile yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiası ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

18. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

19. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verebilir.”

20. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında

değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

21. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların

kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas

yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun

tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve

sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz

takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez

(B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

22. Somut olayda başvurucu, Bolu

1. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak

davasında, nihai karara dayanak olan protokolün sahte olduğunu, bu durumun Bolu

2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sabit olduğunu, buna rağmen aleyhine

karar verildiğini, ayrıca kararın ceza davası sonuçlanmadan verildiğini

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Başvuru

dosyasının incelenmesinde, başvurucu aleyhine açılan alacak davasında hükme

dayanak alınan protokolün sahteliği iddiasıyla, alacak davasının davacılarından

İ.Ö. hakkında “özel evrakta sahtecilik” suçundan

Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı, yapılan yargılama

sonunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin raporu doğrultusunda İ.Ö.

hakkında mahkumiyet hükmü verildiği, bu kararın 6/4/2010

tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

24. Bolu 1.

Asliye Hukuk Mahkemesi ise bireysel başvuru konusu yapılan alacak davası

sonunda 3/5/2011 tarihli kararında, Bolu 2. Asliye

Ceza Mahkemesinin mahkumiyet hükmüne de dayanak olan Adli Tıp Kurumu Fizik

İhtisas Dairesinin anılan raporunu dikkate alarak, raporda protokolde yer alan "7400 rakamlarının baş tarafında yer alan ‘7’

rakamının orta çizgisinin kendinden sonra gelen ‘4’ rakamının üzerinde yer

aldığı, ring ışık altında ve storeo mikroskop altında

yapılan incelemede tespit edildiğinden ve son tarafta yer alan ‘0’ rakamından

tersim özellikleri, konum, ebat ve satır hizası bakımından kendinden önce gelen

rakamlardan farklı olduğu tespit edildiğinden ‘7’ ve ‘0’ rakamlarının

bulundukları yere sonradan ilave edilmiş oldukları” hususlarının

tespit edildiğini, ancak incelenen rakamlardan sonra yazı ile parantez içine “yetmişdörtbin alman markı”

yazısının yazıldığını ve başvurucunun bu belgenin sağ ve orta taraflarına iki

imza attığını, imzanın atıldığı yer ile üstte bulunan metin arasında uygunluk

bulunduğunu, imzaların önceden atılarak yazıların sonradan yazıldığı

izleniminin oluşmadığını belirterek, davanın kabulüne karar vermiştir. İlk

Derece Mahkemesinin bu kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 8/3/2012

tarihli ilamı ile onanmış, karar düzeltme istemi de 4/10/2012 tarihli ilamla

reddedilmiştir.

25. Mahkemenin

gerekçesi ve başvurucunun

iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

26. Öte yandan

Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının 6/4/2010 tarihinde kesinleştiği, Bolu 1. Asliye Hukuk

Mahkemesince 3/5/2011 tarihinde esasa ilişkin karar verildiği dikkate

alındığında, başvurucunun, ceza davası sonucu beklenmeden hukuk davasında karar

verildiği iddiasının yerinde olmadığı görülmüştür.

27. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına,

kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça

sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi İlk Derece Mahkemesinin ve Yargıtayın

kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir

durum da tespit edilememiştir.

28. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemeleri kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik

de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın

Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası

29. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu

bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

30. Başvurucu, 12/7/2002 tarihinde

Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan sebepsiz zenginleşmeye dayalı

alacak davasında makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

31. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut

görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer

verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında

yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

32. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

33. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, sebepsiz zenginleşmeye

dayalı alacak davasının söz konusu olduğu görülmekle, 1086 sayılı mülga Hukuk

Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 49).

34. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih,

12/7/2002 tarihidir.

35. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Bu

kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin,

başvurucunun karar düzeltme talebinin Yargıtay 19. Hukuk Dairesince

reddedildiği 4/10/2012 tarihi olduğu anlaşılmaktadır.

36. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun, davacı tarafından başvurucuya

yapıldığı iddia edilen ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak

iade edilmesi olduğu, 22/3/2011 tarihinde davanın,

başvurucunun ablası F.K. aleyhine açılan menfi tespit ile tapu iptali ve tescil

davası ile birleştirildiği, Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 3/5/2011 tarihli

kararı ile başvurucu hakkında açılan davanın kabulüne hükmedildiği, bu kararın

Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 8/3/2012 tarihli ilâmı ile onandığı, karar

düzeltme isteminin de 4/10/2012 tarihinde reddedildiği, böylece İlk Derece

Mahkemesi kararının kesinleştiği belirlenmiştir.

37. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

38. Başvuruya konu sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak

davasının incelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, yargılamanın

niteliği, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan

engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate

alındığında davanın karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun

tutum ve davranışlarıyla ve usulü haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla

yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Dolayısıyla

somut başvuru açısından, daha önce verilen kararlar dışında farklı karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, söz konusu on yıl iki ay yirmi

iki günlük yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

40. Başvurucu, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesini ve ihlal sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmesini talep etmiştir.

41. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem

niteliğinde karar verilemez.

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

42. 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında,esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş,

ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde

karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

43. Başvuru konusu olayda, on yıl iki ay yirmi iki

günlük yargılama süreci nedeniyle başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Bununla birlikte, başvuruya konu olan yargılama sürecinin

kesinleşerek sona erdiği dikkate alındığında, başvurucunun da tazminat talebi

bulunmaması nedeniyle ihlalin tespiti dışında sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yapılması gereken bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır.

44. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucunun adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucunun yeniden yargılama yapılması yönündeki talebinin

reddine,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

22/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : İsmail Emrah PERDECİOĞLU Başvurucu : İbrahim ÖZARSLAN Vekili : Av. Meftun PEKER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2411, 22 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucunun yeniden yargılama yapılması yönündeki talebinin
  16. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2411
Tarih
22 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Mehmet Ali Aydın Başvurusu (B. No: 2013/9343)
  • Ayhan Almas Başvurusu (B. No: 2014/4920)
  • Nezihe Çoksüer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7286)
  • Hasan Arsay Başvurusu (B. No: 2013/7716)
  • Nuriye Dağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1424)
  • Zeynel Korkmaz Başvurusu (B. No: 2014/3146)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.