İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Orak ve İrfan Gül Başvurusu (B. No: 2014/10626)

1. Başvuru, Gezi Parkı olaylarını protesto etmek için düzenlenen

Başvuru No2014/10626Tarih18 Nisan 2018Okuma33 dk · 6.634 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Orak Ve İrfan Gül Başvurusu

Karar tarihi
18 Nisan 2018
Başvuru Numarası
2014/10626
R.G. Tarih ve Sayı
4/7/2018-30468
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.634 kelime·33 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Gezi Parkı olaylarını protesto etmek için düzenlenen

yürüyüşe katılma neticesinde mahkûmiyete karar verilmesinin toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 16/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin birer örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamışlardır.

8. Başvurucu İrfan Gül'ün 2014/10697 numaralı başvurusu ile

başvurucu Ali Orak'ın 2014/10626 numaralı başvurusu

arasında konu yönünden irtibat bulunduğu anlaşıldığından 2014/10626 numaralı

başvuru dosyasında birleştirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

10. Başvurucu Ali Orak öğretmen olarak, diğer başvurucu İrfan

Gül ise işçi olarak Kahramanmaraş'ın Nurhak ilçesinde görev yapmaktadır.

Başvuru konusu olay tarihinde başvurucu Ali Orak, Eğitim-Sen üyesi; diğer

başvurucu İrfan Gül, Ezilenlerin Sosyalist Partisi Nurhak ilçe temsilcisidir.

11. Başvurucular, İstanbul Taksim Meydanı’nda bulunan Gezi

Parkı’nda yapılmak istenen çevre düzenlemelerine karşı başlayan ve Türkiye’nin

birçok iline yayılan olayları protesto etmek, polisin aşırı güç kullanımına ve

Hükûmetin bu duruma kayıtsız kalmasına tepki göstermek amacıyla bulundukları

ilçede 21/6/2013 ve 22/6/2013 tarihlerinde düzenlenen toplantı ve gösteri

yürüyüşüne katılmışlardır.

12. Nurhak İlçe Emniyet Amirliğinin 21/6/2013 tarihinde

gösteriye ilişkin olarak hazırladığı tutanak şöyledir:

"21/6/2013 günü edinilen bilgilere göre

Nurhak Eğitim-Sen İlçe Temsilciliği ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi ilçe

Temsilciliği organizesinde saat 19:30'da İstanbul Taksim Gezi Parkındaki

olayları protesto etmek amacıyla idaremiz Pınarbaşı Mahallesi Meydanından ilçe

merkezine doğru yürüyüş yapacakları bilgisi alınması üzerine gerekli güvenlik

tedbirleri alınmış, aynı gün saat: 19.30 sıralarında Pınarbaşı Mahallesi

meydanında yaklaşık 70 kişinin toplandığı ve saat: 19:45 sıralarında araç ve

yaya trafiğini aksatmadan Mahalle ara sokaklarını kullanarak yaklaşık 2 km

mesafede yürüyüşe geçtikleri ve saat 20:05 sıralarında havanın karardığı

görülmüş, yürüyüş esnasında ellerinde yaklaşık 60x150cm ebatlarında

"faşizme teslim olmayacağız" ibareli afiş ile birlikte Seyitaliler

Mahallesi Edison Caddesini takiben yürüdükleri esnada sayıları sonradan

katılımlarla yaklaşık 120 kişiyi bulduğu, yürüdükleri sırada ellerinde bulunan

tencere ve tavaları kaşıkla çalarak, elindeki megafonla Nurhak Eğitim Sen İlçe

Temsilcisi öğretmen [A.Ç.nin] grubu yönlendirdiği ve "Her yer Taksim, Her Yer

Direniş, Faşizme karşı omuz omuza, gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap

verecek, Halka uzanan eller kırılsın, Mustafa Kemal'in askerleriyiz, Katil

Polis hesap verecek, Nurhak uyuma sokağa sahip çık, Tayyip saysana kaç kişiyiz

baksana" şeklinde slogan attıkları,... Nurhak Eğitim-Sen üyesi Ali Orak,

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üyesi İrfan gül, isimli şahısların yürüyüş

yapan grubu yönlendirdiklerinin görüldüğü ve [Atatürk Bulvarına] saat: 20.40

sıralarında gelerek yürüyüşü sonlandırmışlardır. Ardından yaklaşık 120 kişilik

grup 20-25 dakika bekledikten sonra saat: 21.05 sıralarında olaysız

dağılmışlardır."

13. Olaya ilişkin Nurhak İlçe Emniyet Amirliğinin hazırladığı

28/6/2013 tarihli fezlekede gösterici grubun trafiği aksatmadığı ve taşkınlık

yapmadığı belirtilmiştir.

14. Nurhak İlçe Emniyet Amirliğinin 22/6/2013 tarihinde

gösteriye ilişkin olarak hazırladığı tutanağın ilgili kısmı şöyledir:

"Olay tarihinde Nurhak Eğitim-Sen İlçe

Temsilciliği ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi ilçe Temsilciliği organizesinde

saat 19:30'da İstanbul Taksim Gezi Parkındaki olayları protesto etmek amacıyla Karaçar Mahallesi, Han Caddesi, İskender Sokak üzerinden,

ilçe merkezine doğru yürüyüş yapacakları bilgisi alınması üzerine gerekli

güvenlik tedbirlerinin alındığı, saat 19:15 sıralarında İskender Sokak üzerinde

yaklaşık 40 kişinin toplandığı ve saat 19:30 sıralarında araç ve yaya trafiğini

aksatmadan Atatürk bulvarını kullanarak yaklaşık 1 km mesafede yürüyüşe

geçtikleri ve saat 20:05'de havanın karardığı, yürüyüş esnasında ellerinde 3

adet yaklaşık 60x150 cm ebatlarında "faşizme teslim olmayacağız", ''

Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz'' ''Gün gelecek, devran

dönecek, AKP halka hesap verecek, halka uzanan eller kırılsın, Mustafa Kemal'in

askerleriyiz, katil polis hesap verecek, Nurhak uyuma sokağa sahip çık, Nurhak

uyuma susanlardan olma, ....'' ibareli afişler ile birlikte slogan attıkları,

sonradan katılımlarla gösterilicilerin sayılarının

100 kişiyi bulduğu, yürüdükleri sırada ellerinde bulunan tencere ve tavaları

kaşıkla çalarak, elindeki megafonla Nurhak Eğitim Sen İlçe Temsilcisi Öğretmen

Abdurrahman Ebuhamza Çelik'in grubu yönlendirdiği ve

grubun slogan attığı, [A.Ç.],

Ali Orak ve İrfan Gül'ün yürüyüş yapan grubu yönlendirdikleri

belirtilmiştir."

15. Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı 9/7/2013 tarihli ve

E.2013/1193 sayılı iddianameyle başvurucular hakkında zincirleme şekilde kanuna

aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme ve yönetme suçundan 6/10/1983

tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun "Yasaklara aykırı hareket" kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası

ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zincirleme suç" kenar başlıklı 43. maddesinin birinci fıkrası

uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Elbistan 1. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu

davası açmıştır.

16. Öte yandan Cumhuriyet Başsavcılığı olaylara ilişkin olarak

gösteriye katılan diğer kişiler hakkında 9/7/2013 tarihinde ek kovuşturma

yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"21/06/2013 ve 22/06/2013 tarihlerinde,

Nurhak ilçe merkezinde, İstanbul Taksim Gezi parkında yaşanan olayları protesto

etmek ve destek olmak amacıyla haklarında iddianame tanzim edilen Ali Orak,

İrfan Gül ve [A.Ç.]

tarafından düzenleme kurulu oluşturulmadan, mülki amire yapılması gereken

bildirimlerin yapılmadan zaman şartına uyulmadan ve daha önceden mülki amirlik

tarafından belirlenen toplantı yeri ve gösteri yürüyüşü güzergahı kullanılmadan

düzenlenen ve yönlendirilen toplantı ve gösteri yürüyüşüne yaklaşık 120 kişinin

katıldığı, bu kişilerin ellerinde bulunan tencere ve tavaları kaşıkla

çaldıkları ve slogan attıkları, grubun trafiği engellemediği ve taşkınlık

yapmadığı, Nurhak İlçe Emniyet Amirliği'nin 05/07/2013 tarihli tutanağı

uyarınca toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanların oluşturduğu grubun

dağılması konusunda herhangi bir ikazın yapılmadığı ve grubun dağıtılması için

zor kullanılmadığı, şüphelilerin üzerine atılı kanuna aykırı toplantı veya

gösteri yürüyüşüne katılma suçunun oluşabilmesi için 2911 sayılı yasanın 32/1.

maddesi uyarınca kolluk tarafından yapılan ihtara ve zor kullanmaya rağmen

katılanların dağılmamakta ısrar etmelerinin gerektiği, ancak yukarıda yazılı

kolluk tutanağından açıkça anlaşıldığı üzere ilgili kolluk tarafından herhangi

bir ihtar ve zor kullanma yapılmadığı için müsnet

suçun unsurları itibariyle oluşmadığıtüm dosya

kapsamından anlaşılmakla, ... [kovuşturma yapılmasına yer olmadığına

karar verilmiştir]."

17. Elbistan 1. Asliye Ceza Mahkemesi 21/2/2014 tarihli ve

E.2013/452, K.2014/138 sayılı kararıyla başvurucuların zincirleme şekilde

kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme ve yönetme suçlarından 1

yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermişve

başvurucuların yeniden suç işlemeyeceği kanatine

vararak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231.

maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları gereği verilen hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına kararvermiştir.

18. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Yapılan yargılama, toplanan deliller ve

tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Sanık [A.E.Ç] Eğitim Sen Sendikası, Nurhak İlçe Temsilcisi, Ali Orak'ında Ezilenlerin Sosyalist Partisi Nurhak İlçe

Temsilcisi oldukları, İstanbul Taksim Gezi Parkında yaşanan olayları protesto

etmek ve destek olmak amacıyla 21/06/2013 ve 22/06/2013 tarihlerinde düzenleme

kurulu oluşturmadan, mülki amire yapılması gereken bildirimleri yapmadan, daha

önceden mülki amirlik tarafından belirlenen toplantı yeri ve gösteri yürüyüşü

güzergahını kullanmadan ve zaman şartına uymadan toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenledikleri ve yaklaşık 120 kişilik grubu yönlendirdikleri, her ne kadar

sanıklar mahkememizdeki savunmalarında kendiliğinden toplanan ve yürüyüş yapan

kitleye katıldıklarını, yürüyüşü organize etmediklerini beyan etmemiş iseler

de, sanıklar [A.Ç.E.] ve Ali Orak'ın soruşturma aşamasındaki beyanlarında halktan gelen

talep ve istek üzerine Nurhak merkezde yürüyüş yapma kararı aldıklarını beyan

ettikleri, Dosyada mevcut 21/06/2013 ve 22/06/2013 tarihli tutanaklarda

sanıkların toplanan grubu yönlendirdiklerinin belirtildiği, yine dosyada mevcut

Nurhak İlçe Emniyet Amirliği tarafından düzenlenen fezlekelerde yer alan ve

yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin fotoğraflarında da sanıkların ayrı

ayrı grubu yönlendiren şahıslar olduklarının tespit edildiği anlaşılmakla,

sanıkların cezadan kurtulmaya yönelik mahkememizdeki savunmalarına itibar

edilmeyerek sabit görülen zincirleme şekilde kanuna aykırı toplantı ve gösteri

yürüyüşleri düzenlemek ve yönetmek suçlarından cezalandırılmaları yoluna

gidilmiştir."

19. Anılan karara başvurucular tarafından yapılan itiraz,

Elbistan Ağır Ceza Mahkemesinin 29/4/2014 tarihli ve 2014/227 Değişik İş sayılı

kararıyla reddedilmiştir.

20. Bu karar, başvurucular vekiline 16/5/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

21. Başvurucular 16/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

22. 2911 sayılı Kanun’un 9. maddesi şöyledir:

"Bu Kanuna göre yapılacak toplantılar,

fiil ehliyetine sahip ve onsekiz yaşını doldurmuş, en

az yedi kişiden oluşan bir düzenleme kurulu tarafından düzenlenir. Bu kurul,

kendi aralarından birini başkan seçer.

Diplomatik dokunulmazlıkları bulunan kişiler,

düzenleme kurulu başkan veya üyesi olamazlar.

Tüzel kişilerin toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenlemeleri, yetkili organlarının kararına bağlıdır."

23. 2911 sayılı Kanun’un 10. maddesi şöyledir:

"Toplantı yapılabilmesi için, düzenleme

kurulu üyelerinin tamamının imzalayacakları bir bildirim, toplantının

yapılmasından en az kırksekiz saat önce ve çalışma

saatleri içinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğu valilik veya

kaymakamlığa verilir.

Bu bildirimde;

a) Toplantının amacı,

b) Toplantının yapılacağı yer, gün, başlayış

ve bitiş saatleri,

c) Düzenleme kurulunun başkan ile üyelerinin

açık kimlikleri, meslekleri ikametgahları ve varsa çalışma yerleri,

Belirtilir ve bildirime yönetmelikte

gösterilecek belgeler eklenir.

Bu bildirim karşılığında gün ve saati gösteren

alındı belgesi verilmesi zorunludur.

Bu bildirim, valilik veya kaymakamlıkça kabul

edilmez veya karşılığında alındı belgesi verilmez ise keyfiyet bir tutanakla

tespit edilir. Bu halde noter vasıtasıyla ihbar yapılır. İhbar saati bildirimin

verilme saati sayılır.

Aynı yerde, aynı gün toplantı yapmak üzere

ayrı ayrı düzenleme kurullarınca bildirim verilmişse ilk verilen bildirim

geçerlidir. Diğerlerine durum hemen yazılı olarak bildirilir."

24. 2911 sayılı Kanun’un 23. maddesi şöyledir:

“a) 9 ve 10 uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirim

verilmeden veya toplantı veya yürüyüş için belirtilen gün ve saatten önce veya

sonra;

b) (Değişik bent: 30/7/1998 tarih ve 4378

sayılı Kanun’un 1 md.) Ateşli silahlar veya patlayıcı

maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik

çubuklar, boğma teli veya zincir gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı,

aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya her türlü

sis, gaz ve benzeri maddeler ile yasadışı örgüt ve topluluklara ait amblem ve

işaret taşınarak veya bu işaret ve amblemleri üzerinde bulunduran üniformayı

andırır giysiler giyilerek veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini

tamamen veya kısmen bez vesair unsurlarla örterek

toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılma ve kanunların suç saydığı nitelik

taşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşınarak veya bu

nitelikte sloganlar söylenerek veya ses cihazları ile yayınlanarak,

c) 7 nci

madde hükümleri gözetilmeksizin,

e) 20 nci

maddedeki yöntem ve şartlara ve 22 nci maddedeki

yasak ve önlemlere uyulmaksızın,

f) 4 üncü madde ile

Kanun kapsamı dışında bırakılan konularda kendi amaç, kural ve sınırları dışına

çıkılarak,

g) Kanunların suç saydığı maksatlar için,

h) Bildirimde belirtilen amaç dışına

çıkılarak,

İ) Toplantı ve yürüyüşün 14, 15, 16, 17 ve 19

uncu maddelere dayanılarak yasaklanması veya ertelenmesi halinde tespit edilen

erteleme veya yasaklama süresi sona ermeden,

j) (Değişik bent: 2/3/2014 tarih ve 6529

sayılı Kanun’un 9. md) 12 nci

madde gereğince toplantının dağılmasına karar verilmesi hâlinde,

k) 21 inci madde hükmüne aykırı olarak,

l) 3 üncü maddenin 2 nci fıkrası hükmüne uyulmadan, Yapılan toplantılar veya

gösteri yürüyüşleri Kanuna aykırı sayılır.”

25. 2911 sayılı Kanun'un 28. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kanuna

aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların

hareketlerine katılanlar, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç

teşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.”

26. 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“(1)

Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı

aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu

ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile

daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır.

(Ek cümle: 29/06/2005-5377 S.K./6.mad) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda

da bu fıkra hükmü uygulanır.”

27. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin beşinci ve altıncı

fıkraları şöyledir:

"(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı

yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis

veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının

geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını

ifade eder.

(6)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm

olmamış bulunması,

b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile

duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç

işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun

uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle

tamamen giderilmesi,

gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilmez."

B. Uluslararası Hukuk

28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü"

kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:

“1.

Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak,

çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve

sendikalara üye olma hakkını da içerir.

2. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen

ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması,

kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın

veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar

dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kolluk

kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarda anılan haklarını

kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir.”

29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 11.

maddesinde düzenlenen barışçıl toplanma özgürlüğünün geniş anlamda

örgütlenmeyi, yürüyüş veya gösteriye katılmayı (Irkçılığa ve Faşiszme Karşı

Hristiyanlar/Birleşik Krallık, B. No: 8440/78, 16/7/1980),

hareketsiz toplanmaları ve oturma eylemlerini (G./Almanya,

B. No: 13079/87, 6/3/1989), resmî veya gayriresmî

özel veya herkese açık organizasyonları kapsadığını kabul etmektedir.

30. Sözleşme'nin 11. maddesi barışçıl

toplanmaları koruma altına almaktadır. 11. maddenin kapsamının bu temel

sınırlaması, şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığı veya

düzenlediği gösterileri barışçıl toplanma kavramı dışında bırakmaktadır (Stankov ve Birleşik Makedonya Örgütü Ilinden/Bulgaristan,

B. No: 29221/95 ve 29225/95, 2/10/2001, § 77; Birleşik

Makedonya Örgütü Ilinden ve Ivanov/Bulgaristan,

B. No: 44079/98, 20/10/2005, § 99).

31. AİHM, 11. maddede korunan haklara keyfî müdahalenin

engellenmesi için taraf devletlerin negatif yükümlülüğünün olduğunu belirtmiştir

(Wilson, Gazeteciler Ulusal Birliği ve

diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 30668/96, 30671/96 ve 30678/96,

2/7/2002, § 41). Bu müdahale etmeme yükümlülüğünün istisnası 11. maddenin

ikinci fıkrasında belirtilen sınırlama sebepleridir.

32. Toplanma hakkının barışçıl niteliği genel olarak bir bütün

hâlinde değerlendirilerek ortaya konulmalıdır. Bunun dışında toplantı veya

gösteri yürüyüşüne katılanların bir kısmının şiddete başvurması diğerleri

açısından bu hakka müdahaleyi meşru kılmaz (Ezelin/Fransa,

B. No: 11800/85, 26/4/1991, § 41). Bir toplantı ve gösteri yürüyüşünün yasa

dışı olması veya yasalara aykırı olarak düzenlenmesi de tek başına toplantı

veya yürüyüşün barışçıl niteliğini ortadan kaldırmaz (Oya Ataman/Türkiye, B. No: 74552/01,

5/12/2006, § 39). Dolayısıyla halka açık yerde yapılan her türlü gösterinin

günlük hayatın akışında belli bir karışıklığa sebep olabileceği ve düşmanca

tepkilere yol açabileceği açıktır. Bu durumların varlığı toplantı hakkının

ihlal edilmesini haklı gösteremez (Achouguian/Ermenistan, B. No: 33268/03, 7/7/2008, §

90; Berladir ve

diğerleri/Rusya, B. No: 34202/06, 10/7/2012, §§ 38-43; Disk ve Kesk/Türkiye,

B. No: 38676/08, 27/11/2012, § 29).

33. Diğer taraftan toplantı hakkındaki sınırlama kavramı, ifade özgürlüğünde

olduğu gibi sadece hakkın kullanılmasından önceki bazı önleyici tedbirleri

değil hakkın kullanılması sırasında veya kullanılmasından sonra yapılan

muameleleri de kapsar (Ezelin/Fransa,

§ 39).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 18/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucular, Gezi Parkı'nda yaşanan olayları protesto

etmek, polisin aşırı güç kullanımına ve Hükûmetin bu duruma kayıtsız kalmasına

tepki göstermek amacıyla kamu düzeni bozulmadan ve şiddet kullanılmadan

düzenlenmiş olan toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmaları sebebiyle

haklarında kamu davası açıldığını, savunmalarına ve AİHM içtihatlarına itibar

edilmeyerek mahkûm edildiklerini, yargılama sonucunda hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına karar verilmesine rağmen neticede barışçıl şekilde

düzenlenen yürüyüşe katılma eyleminin suç olarak yorumlandığını ve beş yıllık

denetim süresine tabi tutulduklarını belirterek toplantı ve gösteri yürüyüşüne

katılma ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler;

ihlalin tespiti ile tazminat taleplerinde bulunmuşlardır.

36. Bakanlık görüşünde; AİHM'in ve

Sözleşme'nin 11. maddesi kapsamındaki içtihatlarına atıfta bulunulmuş ve başvurucuların

da içinde bulunduğu eylemin 2911 sayılı Kanun gereğince yasa dışı bir eylem

olduğunun mahkeme tarafından tespit edildiği, bu durumda kolluğun müdahalesinin

yasal bir zemine dayandığı ve müdahalenin amacının kamu düzeninin korunması

olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte Bakanlık, toplanma hakkına yapılan bir

müdahalenin zorlayıcı toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ile

orantılılık hususunun incelenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu hususların

irdelenmesi sırasında da söz konusu gösteri yürüyüşünün yapıldığı dönemde

toplumda üst seviyelere çıkmış olan hassasiyetin, yürüyüş yapılan yerdeki

toplumsal koşulların, aynı dönemde ülkemizdeki söz konusu gösterilerin geniş

kapsamı ve genel şartlar gibi hususların da gözetilmesi gerektiğini

vurgulamıştır.

B. Değerlendirme

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı

kapsamında incelenmesi gereken hususlar olduğu gözetilerek başvurucuların

iddiaları Anayasa'nın 34. maddesi kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

39. Anayasa'nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkı, bireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak ve

başkalarına duyurmak için bir araya gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır.

Dolayısıyla bu hak, Anayasa'nın 25. ve 26. maddelerinde düzenlenen ifade

özgürlüğünün özel bir biçimidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu bir

toplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için de

geçerlidir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı çoğulcu demokrasilerin

gelişmesinde elzem olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve

yayılmasını güvence altına almaktadır. Bu kapsamda kendine özgü özerk işlevine

ve uygulama alanına rağmen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ifade

özgürlüğü kapsamında değerlendirilmeli, dolayısıyla ifade özgürlüğünün siyasi

ve kamu yararını ilgilendiren konularda sınırlandırılmasının daha dar kapsamda

olması toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının uygulamasında da

gözetilmelidir. Bu sebeple demokratik bir toplumda güvence altına alınan temel

haklardan biri olan bu hak dar yorumlanmamalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015,

§ 115).

40. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ve ifade

özgürlüğü, demokratik toplumunun en temel değerleri arasındadır. Demokrasinin

özünde açık bir tartışma ortamıyla sorunları çözebilme gücü yer almaktadır.

Şiddete teşvik ve demokrasinin ilkelerini ortadan kaldırma durumları dışında

toplantı ve ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik önleyici

nitelikli radikal tedbirler, yetkililerin eylemlerde kullanılan ifadeler ve

bakış açılarını şaşırtıcı ve kabul edilemez olarak değerlendirdiği ya da eylemlerin

yasa dışı olduğu durumlarda dahi demokrasiye zarar verir. Hukukun üstünlüğüne

dayalı demokratik bir toplumda mevcut düzene itiraz eden ve barışçıl

yöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan siyasi fikirlerin toplantı özgürlüğü

ve diğer yasal araçlarla ifade edilebilmesine imkân verilmelidir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 117).

41. Anayasa'nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız,

başka bir ifade ile barışçıl bir şekilde ortaya konulabilmesi için toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Kolektif bir

şekilde kullanılan bu hak, düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti

dışlayan yöntemlerle düşünceleri açıklama imkânı vermektedir. Şiddet kullanma

niyetinde olan kişilerin katıldığı veya düzenlediği gösteriler barışçıl

toplanma kavramı dışında kalmaktadır. Bu kapsamda toplanma hakkının amacı

şiddete karışmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerin

haklarının korunmasıdır (Ali Rıza Özer ve

diğerleri, § 118).

42. Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası, bazı durumlarda

toplanma hakkının sınırlandırılabileceğini kabul etmiştir. Aynı şekilde

Sözleşme'nin 11. maddesinin ikinci fıkrasında da sınırlama nedenleri

öngörülmüştür. Bu kapsamda toplantı hakkına getirilecek her türlü sınırlamanın Anayasa'nın

13. maddesi uyarınca kanunla düzenlenmesi ön şarttır. Kanunun öngördüğü

durumlarda dahi bu hakka müdahalenin meşru amaçlar çerçevesinde olması

gerekmektedir. Meşru amaçlar, 34. maddede "millî

güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel

ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması"

olarak belirtilmiştir. Sözleşme'de de benzer bir

şekilde düzenleme yapılmıştır. Meşru amaçlar çerçevesinde kanun ile yapılacak

sınırlamalar dahi Anayasa'nın 13. maddesi gereğince Anayasa'nın sözüne ve

ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Dolayısıyla toplantı hakkına müdahale

demokratik toplum için gereklilik arz etmelidir. Son olarak müdahale, meşru

amaçları gerçekleştirmek için ölçülü olmak zorundadır.

43. Ölçülülük kriteri, Anayasa'nın 34. maddesinde belirtilen

meşru amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile barışçıl

toplanma hakkı arasındaki dengenin sağlanıp sağlanamadığını tespit etmek için

kullanılmaktadır. Bu kriter, her somut olayın koşulları gözetilerek

değerlendirilmelidir.

44. Diğer taraftan toplantı hakkı çerçevesindeki sınırlama kavramı, ifade özgürlüğünde

olduğu gibi sadece hakkın kullanılmasından önceki bazı önleyici tedbirleri

değil hakkın kullanılması sırasında veya kullanılmasından sonra yapılan

muameleleri de kapsar. Dolayısıyla barışçıl bir gösteri sırasında yapılanlar

veya gösteri sonrasında katılımcılara yönelik soruşturma ve cezalandırmalar da

toplantı hakkının kullanılmasını sınırlayan davranışlar olarak kabul edilebilir

(Osman Erbil, B. No: 2013/2394,

25/3/2015, §§ 70-72).

45. Anayasa’nın 34. maddesinin üçüncü fıkrasında toplantı

hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanunda

gösterileceği düzenlenmiştir. 2911 sayılı Kanun’un 3. maddesinde toplantı

hakkının izin almaksızın kullanılabileceği kabul edilmiş ise de aynı Kanun’un

10. maddesinde toplantının yapılabilmesi için kırk sekiz saat öncesinden mülki

amire bildirim usulü öngörülmüştür.

46. Anayasa'nın 34. maddesinde herkesin önceden izin almaksızın barışçıl toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı güvence altına alınmıştır. Bu çerçevede

2911 sayılı Kanun'un 10. maddesinde, toplantı ve gösteri yürüyüşleri için

bildirim usulü kabul edilmiştir. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin izin veya

bildirim usulüne bağlanması, bu usullerin amacının her türlü toplantı, yürüyüş

veya diğer gösterilerin düzgün bir şekilde yapılmasını güvence altına almak

için yetkililere makul ve uygun tedbir alma imkânı sağlamak olduğu sürece genel

olarak hakkın özüne dokunmaz. Bu kapsamda izin ve bildirim usullerinin

uygulanması, toplanma hakkının etkin kullanılması imkânını sağlamak içindir.

Derhâl tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlarda ve protesto barışçıl

yöntemlerle yapıldığında bu tür bir eylemin sadece bildirim yükümlülüğünün

yerine getirilmediği gerekçesiyle dağıtılması barışçıl toplantı hakkına ölçüsüz

bir sınırlama olarak değerlendirilmelidir (Ali

Rıza Özer ve diğerleri, § 122).

47. Barışçıl amaçlarla bir araya gelmiş kalabalıkların toplantı

hakkını kullanırken kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan ve şiddet

içermeyen davranışlarına devletin sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcu

demokrasinin gereğidir.

48. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edilip edilmediğinin

değerlendirilmesinde öncelikle müdahalenin mevcut olup olmadığının, sonrasında

ise müdahalenin haklı sebeplere dayanıp dayanmadığının belirlenmesi

gerekmektedir.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

i. Müdahalenin Varlığı

49. Başvurucuların Gezi Parkı olaylarında meydana gelen olaylara

yönelik olarak kolluğun ve Hükûmetin tutumunu protesto amacıyla mülki amire

yapılması gereken bildirimleri yapmadan, daha önceden mülki amirlik tarafından

belirlenen toplantı yeri ve gösteri yürüyüşü güzergâhını kullanmadan, zaman

şartına uymadan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenledikleri ve yaklaşık 120

kişilik grubu yönlendirdikleri gerekçesiyle 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile

cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Başvurucuların yeniden suç işlemeyeceği

kanaatine varılarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilmiştir.

50. Başvurucuların katıldıkları gösteri yürüyüşü esnasında

kolluğun herhangi bir müdahalesi olmamakla birlikte sonrasında kolluk

tarafından tutulan tutanak esas alınarak Mahkeme tarafından 1 yıl 6 ay 22 gün

hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. İlk derece

mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olsa bile

başvurucular beş yıl denetimli serbestlik tedbiri altına alınmıştır ve

başvurucuların sendika üyesi ve parti temsilcisi olduğu gözetildiğinde bu süre

içinde cezalarının infaz edilme riski her zaman vardır. Bununla birlikte

toplanma hakkının sadece kullanılması sırasında değil kullanılmasından sonraki

muamelelerin de hak üzerinde sınırlayıcı

etkisi gözetildiğinde (bkz. § 45) başvurucular hakkında açılan kamu davası

sonucunda hapis cezasına hükmedilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

karar verilmiş olsa dahi toplanma hakkına yönelik bir müdahale olarak kabul

edilmelidir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

51. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa'nın 34. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın

Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa'nın ilgili maddesinde

belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa'nın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

52. Başvuru konusu olayda müdahalenin yasal dayanağı 2911 sayılı

Kanun'un 10. ve 23. maddeleridir. Öte yandan 2911 sayılı Kanun'un 28. maddesi

başvurucuların mahkûmiyet kararının yasal dayanağını oluşturmaktadır.

Dolayısıyla Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası gereğince toplanma

hakkının sınırlandırılması hususunda gerekli yasal düzenlemeler bulunmaktadır.

Bu sebeple toplanma hakkına müdahalenin kanunilik

unsuru mevcuttur.

(2)

Meşru Amaç

53. Toplantı ve gösteri yürüyüşüne yapılan bir müdahalenin meşru

olabilmesi için Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması" amaçlarına yönelik olması gerekir.

54. Başvurucuların hapis cezasına mahkûm edilmelerinin amacının

kamu düzenin bozulmasını engellemeye ve kamu güvenliğinin sağlanmasına yönelik

olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle Anayasa'nın 34. maddesi gereğince polisin

yaptığı müdahalenin meşru bir amaç taşıdığı kabul edilmelidir.

(3) Demokratik

Bir Toplumda Gerekli Olma ve Ölçülülük

55. Elbistan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kabulü kapsamında

başvurucu Ali Orak Eğitim-Sen üyesi, diğer başvurucu İrfan Gül ise Ezilenlerin

Sosyalist Partisi Nurhak ilçe temsilcisi olarak 21/6/2013 ve 22/6/2013

günlerinde İstanbul Taksim Gezi Parkı'ndaki olayları protesto etmek amacıyla

gösteri yürüyüşü organize etmişlerdir. Yaklaşık yüz yirmi kişiye ulaşan

katılımcılar ellerinde afişle sloganlar atarak 1-2 km mesafede iki ayrı gösteri

yürüyüşü gerçekleştirmişlerdir. Katılımcılar, kolluk tutanakları ve Mahkeme

kabulüne göre araç ve yaya trafiğini aksatmadan yürüyüşü sonlandırmışlardır.

Gösteri esnasında slogan atma, ıslık ve tencere, tavaları kaşıkla çalma dışında

ilçe halkına herhangi bir rahatsızlık verildiği de belirtilmemiştir. Bu

bağlamda kamu güvenliğinin korunması ve kamu düzeninin sağlanması için polis ya

da idari yetkiler tarafından gerekli tedbirlerin alınmasını ya da herhangi bir

müdahalede bulunmayı gerektirecek taşkınlıklar da yaşanmadığı tutanaklara

yansımıştır (bkz. §§ 12-14). Kolluk müdahalesi olmayan gösteri yürüyüşlerinde

göstericilerin herhangi bir şiddet olayına karıştığı belirtilmemiştir.

Dolayısıyla anılan gösteri yürüyüşlerinin barışçıl amaçlarla yapıldığı

hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.

56. Öte yandan kolluk, anılan gösteri yürüyüşlerinin 2911 sayılı

Kanun'a aykırı olarak, düzenleme kurulu oluşturmadan ve bildirim olmaksızın yapıldığından

bahisle hazırladığı soruşturma dosyasını Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, gösteri yürüyüşünün organizasyonunda

bulunmadığını değerlendirdiği katılımcılar hakkında grubun dağılması konusunda

herhangi bir ikazın yapılmadığı ve grubun dağıtılması için zor kullanılmadığı

gözetilerek suç unsurlarının oluşmadığından bahisle ek kovuşturma yapılmasına

yer olmadığına karar vermiştir (bkz. § 15). Gösteri yürüyüşünü organize ettiği

değerlendirilen başvurucular ve diğer bir kişi hakkında ise 2911 sayılı

Kanun'un 28. maddesi uyarınca cezalandırılmaları için kamu davası açılmıştır.

57. Başvurucular hakkında açılan kamu davası, Elbistan 1. Asliye

Ceza Mahkemesinin başvurucuların zincirleme şekilde kanuna aykırı toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme ve yönetme suçlarından 1 yıl 6 ay 22 gün hapis

cezası ile cezalandırılmaları ve verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kararı ile sonuçlanmıştır. Mahkeme; başvurucuların 2911 sayılı Kanun'un 9.

maddesi gereğince düzenleme kurulu oluşturmadan, aynı Kanun'un 10. maddesi

gereği mülki amire yapılması gereken bildirimleri yapmadan, aynı Kanun'un 6.

maddesi uyarınca daha önceden mülki amirlik tarafından belirlenen toplantı yeri

ve gösteri yürüyüşü güzergâhını kullanmadan ve aynı Kanun'un 7. maddesi

uyarınca zaman şartına uymadan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlediklerini

belirtmiştir.

58. Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kamu

otoritelerinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının sınırlandırılmasında

belirli bir takdir payına sahip olduğu açıktır. Ancak bu takdir payının

Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik

toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olarak kullanılmaması gerekir. Bu bağlamda toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına

ilişkin iddiaları incelerken Anayasa Mahkemesinin görevi, ilgili kamu

otoritelerinin takdir payını makul, dikkatli ve iyi niyet çerçevesinde kullanıp

kullanmadığını değerlendirmektir. Ayrıca şikâyete konu müdahaleyi bir bütün

olarak inceleyip meşru amacın gerçekleşmesine yönelik olarak müdahalenin amacın

gerçekleştirilmesi için ölçülü olup olmadığını ve müdahale gerekçelerinin ilgili ve yeterli olup olmadığını

belirlemektir. Böylelikle kamu otoritelerinin şikâyete konu olayda aldığı

kararların Anayasa'nın 34. maddesine uygun olup olmadığı tespit

edilebilecektir.

59. Başvuru konusu olayda başvurucular; 2911 sayılı Kanun'un 9.

ve 10. maddeleri gereğince düzenleme kurulu oluşturmadan, kırk sekiz saat

önceden bildirimde bulunmadan ve aynı Kanun'un 6. ve 7. maddelerine aykırı

olarak mülki amirin önceden belirlediği güzergâh dışında akşam saatlerinde

gösteri yürüyüşü düzenlemişlerdir. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin 2911

sayılı Kanun 10. maddesi uyarınca bildirim usulüne bağlanmasının kural olarak

tek başına toplanma hakkını ihlal ettiği söylenemez. Aksi takdirde toplantı ve

gösteri yürüyüşü hakkının bildirim gibi yükümlülüklerin yerine getirilmemesi

nedeniyle yaptırım uygulanmasını yasakladığı gibi yanlış bir sonuca

ulaşılabilir. Bu kapsamda 2911 sayılı Kanun'un 10. maddesinde düzenlenen

bildirim usulünün uygulanması toplanma hakkının etkin kullanılması imkânını

sağlamak için olduğu gözetilmelidir (bkz. § 44).

60. Öte yandan bildirim usulüne uyulmaması, ancak spontane bir

şekilde gerçekleşen gösteri yürüyüşünün özel koşullarına göre makul kabul

edilebilir (Spontane gösterilerde bildirim yükümlülüğünün aranmamasına ilişkin

bir karar için bkz. Ali Rıza Özer ve

diğerleri, § 136; Osman Erbil,

§ 67). Bunun dışında bildirim yükümlülüğüne uyulmamasının belirli bir yaptırıma

bağlanması tek başına toplanma hakkını ihlal eder şekilde yorumlanamaz. Ancak

bildirim yükümlülüğünün -göstericiler tarafından şiddet kullanılmaması hâlinde-

Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan silahsız ve saldırısız

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasını işlevsiz kılacak

kadar katı uygulanmaması gerekir. Kamu otoritelerinin barışçıl gösterilere

belli ölçüde hoşgörü göstermeleri hakkın etkin kullanılmasına imkân sağlamak

için önemlidir.

61. Bu bağlamda Elbistan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında

belirtilen 2911 sayılı Kanun'a diğer aykırılık hâllerinin de değerlendirilmesi

gerekir. Kararda belirtilen anılan Kanun'un 9. maddesi gereğince düzenleme

kurulunun oluşturulmaması, 6. maddesi uyarınca daha önceden mülki amirlik

tarafından belirlenen toplantı yeri ve gösteri yürüyüşü güzergâhının

kullanılmamasının ve 7. maddesi uyarınca zaman şartına uymadan toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin belirli bir yaptırıma bağlanması da bildirim

yükümlülüğüne ilişkin yapılan değerlendirme kapsamında kabul edilmelidir. Kamu

düzenini sağlamaya yönelik bu tedbirlerin tek başına toplantı hakkını ihlal

ettiği kabul edilemez. Her somut olayın koşulları açısından bu hususlar

değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Bu değerlendirmelerde anılan

düzenlemelerin getiriliş amacına uygun olarak toplantı ve gösterilerin barışçıl

olup olmadığı, eylem nedeniyle toplumsal hayatın etkilenip etkilenmediği, kamu

düzeninin bozulup bozulmadığı somut olayın koşulları açısından mahkeme

kararının gerekçesinde tartışılmalıdır. Mahkeme meşru amaçları gerçekleştirmek

için gerekli görülen önlemler ile barışçıl toplanma hakkı arasındaki dengeyi

gözeterek karar vermelidir.

62. Somut olay açısından başvurucular, Gezi Parkı olayları

sürecinde yaşananları ve kolluğun olaylara müdahalesini protesto etmek için bir

araya gelmişlerdir. Gezi Parkı olaylarının bir süre devam ettiği,

başvurucuların bulunduğu il ve ilçe açısından Gezi Parkı olayları ile doğrudan

ilgili bir sürecin yaşandığına dair bir iddianın ileri sürülmediği

gözetildiğinde başvurucuların 2911 sayılı Kanun hükümlerine uymadan gösteri

yürüyüşü düzenlemelerinin nedeni başvuru formu ve eklerinden anlaşılamamıştır.

Başvurucular, somut olayın koşulları açısından bildirimde bulunmasını

engelleyecek herhangi bir olgudan da bahsetmemişlerdir. Bu durumda gösteri

yürüyüşünün bildirim yükümlülüğüne uyulmadan yapılması için haklı nedenlerin

olduğu söylenemez. Bu nedenle başvurucuların belirli bir yaptırıma maruz

bırakılmaları demokratik toplum düzeninin gerekleri açısından makul kabul

edilebilir. Ancak bu durumda dahi bildirim yükümlülüğünün temel amacının her

türlü toplantı, yürüyüş veya diğer gösterilerin düzgün bir şekilde yapılmasını

güvence altına almak için yetkililere makul ve uygun tedbir alma imkânı

sağlamak olduğu gözönünde tutulmalıdır (bkz. §§ 45,

46).

63. Başvurucuların mahkûm olduğu hapis cezasının açıklanmasının

geri bırakılması kararının hakka ölçüsüz müdahale oluşturup oluşturmadığı da ayrıca

değerlendirilmelidir. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinde düzenlenen hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararına göre hükümlü beş yıl denetim süresine

tabi tutulur; aynı maddenin (10) ve (11) numaralı fıkraları uyarınca hükümlü

denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik

tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde açıklanması geri

bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, hükümlünün denetim

süresi içinde kasten ve yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik

tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde hükmün açıklanmasına

karar verilir.

64. Başvurucular hakkında verilen geri bırakma kararının

başvurucuların tekrar toplantı ve gösteri yürüyüşüyle bağlantılı veya bağlantısız

bir suç nedeniyle mahkûm olması durumunda açıklanma ve bu durumda 1 yıl 6 ay 22

gün hapis cezasının infaz edilme ihtimali bulunmaktadır. Dolayısıyla

başvurucular, katıldığı bir barışçıl gösteri nedeniyle beş yıl boyunca bir ceza

tehdidine maruz kalacak ve bundan sonra herhangi bir toplantı ve gösteri

yürüyüşüne katılıp katılmama yönünde geri bırakma kararının caydırıcı bir

etkisi olacaktır (Osman Erbil, §

71; Fatih Taş [GK], B. No:

2013/1461, 12/11/2014, §§ 72-76).

65. Öte yandan Elbistan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin

gerekçesinde, başvurucuların cezalandırılmasının gerekip gerekmediği hususunda

yapılan gösteri yürüyüşünün barışçıl olup olmadığı değerlendirilmemiştir (bkz.

§ 18). Mahkeme 2911 sayılı Kanun'un kamu düzenini korumak için öngördüğü

hükümleri şeklî olarak değerlendirerek başvurucuların anılan hükümlere aykırı

davrandıklarını tespit etmekle yetinmiştir. Mahkeme; gerçekleştirilen yürüyüşün

kamu düzenini bozup bozmadığını, toplumsal hayatın bu yürüyüşten nasıl

etkilendiğini irdelememiştir. Nitekim kararda belirtilen kolluk tutanaklarına

göre gösteri yürüyüşlerinde araç ve yaya trafiği aksatılmadığı gibi

katılımcıların taşkın hareketlerine de rastlanmamıştır. Bu kapsamda barışçıl

bir gösteri nedeniyle başvurucuların cezai yaptırım tehdidi altında

bulunmasının somut olay açısından meşru amaçları gerçekleştirmek için gerekli

görülen önlemler ile barışçıl toplanma hakkı arasındaki dengeyi (bkz. § 57)

sağladığı söylenemez.

66. Somut olayda başvurucuların barışçıl bir gösteri olmasına

rağmen kanuna aykırı olması gerekçesiyle 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına

mahkûm edilmesinin -hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş

olsa dahi- başvurucuları ceza tehdidi altında tutmaya devam etmesi ve kararın

caydırıcı etkisi nedeniyle ölçülü olduğu söylenemeyeceği gibi Anayasa'nın 34.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen kamu düzeni ve millî güvenliğin

sağlanması için gerekli olduğu da söylenemez. Bu bağlamda başvurucuların

toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile kamu düzeni ve güvenliğinin korunması

arasında dengenin sağlanamadığı sonucuna varılmıştır.

67. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 34.

maddesinde güvence altına toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

Kadir ÖZKAYA bu görüşe katılmamıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

68. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas

inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine

karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

69. Başvurucular, ihlalin tespiti ile ayrı ayrı 20.000 TL manevi

tazminattalebinde bulunmuşlardır.

70. Başvuruda, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

71. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

Elbistan 1. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

72. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

73. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Kadir ÖZKAYA'nın

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere Elbistan 1. Asliye Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvuruculara ayrı ayrı net 3.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

H. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 18/4/2018 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Başvurucular, kamuoyunda “Gezi Parkı Olayları” olarak bilinen

protesto gösterilerini desteklemek, polisin aşırı güç kullanımına ve Hükûmetin

bu duruma kayıtsız kalmasına tepki göstermek amacıyla toplantı ve gösteri

yürüyüşüne katılmaları sebebiyle haklarında kamu davası açıldığını, yargılama

sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini

belirtmişlerdir. Başvurucular, yargılamada, şiddet kullanılmadan barışçıl

şekilde düzenlenen ve kamu düzenini bozmayan yürüyüşe katılma eyleminin suç

olarak yorumlanması suretiyle sonuçlandırılmış olmasının toplantı ve gösteri

yürüyüşüne katılma ile adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri

sürmüşler, ihlalin tespiti ile tazminat talebinde bulunmuşlardır.Anılan iddialar Mahkememizce Anayasa'nın

34. maddesi kapsamında değerlendirilmiş ve Çoğunlukça söz konusu hakkın ihlal

edildiğine karar verilmiştir. Mahkememiz çoğunluğunca ulaşılan ihlal sonucuna

aşağıda açıklanan sebeplerle iştirak edilememiştir.

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 28.

maddesinin birinci fıkrasında “Kanuna aykırı

toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların

hareketlerine katılanlar, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç

teşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.” hükmü yer almaktadır.

Başvurucular 2911 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince düzenleme

kurulu oluşturmadan, aynı Kanun'un 10. maddesi gereği mülki amire yapılması

gereken bildirimleri yapmadan, aynı Kanun'un 6. maddesi uyarınca daha önceden

mülki amirlik tarafından belirlenen toplantı yeri ve gösteri yürüyüşü

güzergâhını kullanmadan ve aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca zaman şartına

uymadan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlediklerinin sabit olduğundan bahisle

cezalandırıldıklarından, toplanma hakkına yapılan müdahalenin kanunilik unsuru

bakımından bir sorun bulunmamaktadır.

Olayda, başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkına yapılan müdahalenin amacının Anayasa’nın 34. ve AİHS’nin 11. maddesinde

öngörülen sebeplerden olan kamu düzenin bozulmasının önlenmesi ve kamu

güvenliğinin sağlanması olduğunda herhangi bir kuşku bulunmadığından yapılan

müdahalenin meşru bir amaç taşıdığı açıktır.

Hal böyle olunca, başvurucuların haklarına yapılan müdahalenin

demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı (zorlayıcı bir toplumsal

ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmama) ve ölçülülük yönlerinin irdelenmesi

gerekmektedir.

Bilindiği üzere kimi hukuk kurallarıyla devlet, toplum düzenini,

genel ahlakı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumak amacıyla,

bireylere, davranış yükümlülüklerini tek taraflı olarak öngörmekte ve bunların

ihlal edilmesi halinde yaptırım uygulanacağını söylemektedir. Bu bağlamda bir

davranışın yaptırıma bağlanmasının nedeni, (kimi zaman hiçbir kamusal zarar

oluşmasa da) salt bir normu ihlal etmiş olması olabilmektedir. Sonucuna bağlı

olmaksızın salt bir normun ihlal edilmiş olmasının yaptırıma bağlanmasının nedeni

de normun ihlal edilmesiyle ortaya çıkma olasılığı bulunan ve toplum düzenini

bozabilecek veya tehdit edebilecek nitelikteki suçların meydana gelmesinin

önlenmesi olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla kimi zaman bir kısım eylemler

suç olarak nitelendirilip yaptırıma bağlanırken, eylemle, her durumda toplum

düzeninin bozulmuş olması değil, toplum düzeninin bozulma ihtimalinin

gerçekleşmesinin önüne geçilmek istenmesi gerekçesine dayanılmaktadır. Yani,

kimi zaman bir eylem kamu düzeninin bozulma ihtimalini ortadan kaldırmak için

suç olarak nitelendirilebilmektedir. Buradaki kamusal yararı, söz konusu

ihtimalin ortaya çıkması ihtimalinin önlenmesi hususu oluşturmaktadır. Olayda

başvurucuların 21.06.2013 ve 22.06.2013 tarihlerinde düzenleme kurulu oluşturmadan,

mülki amire yapılması gereken bildirimleri yapmadan, daha önceden mülki amirlik

tarafından belirlenen toplantı yeri ve gösteri yürüyüşü güzergâhını kullanmadan

ve zaman şartına uymadan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenledikleri ve

yaklaşık 120 kişilik grubu yönlendirdikleri hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

Devlet, barışçıl toplanma hakkını sadece korumakla değil, aynı

zamanda bu hakkın kullanılmasına makul olmayan dolaylı kısıtlamalar getirmekten

kaçınmakla da yükümlüdür. Ancak bu yükümlülük asayişin sağlanması veya

korunması için, yani bir anlamda hem gösteriye katılan ve hem de gösteri ile

ilgi ve bağlantısı olmayan kişilerin güvenliğini de sağlamak ve kamu düzenini

korumak için toplantı düzenlemeyi bildirim yahut yer sınırlaması gibi şekil şartlarına

bağlamasına engel teşkil etmemektedir.

Anayasanın 34. maddesinin son fıkrası bağlamında 2911 sayılı

Kanun'un 10. maddesinde de toplantı ve gösteri yürüyüşleri için bildirim usulü

kabul edilmiştir. Kuralın sadece toplantı veya gösteriye katılanların toplanma

haklarının etkin kullanılmasına imkân sağlamak için var olduğu söylenmez.

Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin bildirim usulüne bağlanmasının amacı,

göstericiler bakımından her türlü toplantı, yürüyüş veya diğer gösterilerin

düzgün bir şekilde yapılmasının güvence altına alınması, yani toplanma hakkının

etkin kullanılması imkânının verilebilmesi için kamusal makamlara makul ve

uygun tedbir alma imkânı sağlanması, toplantı veya gösteriye katılmayan

toplumun ilgili diğer kesimleri bakımından da bu kesimin ve kamunun söz konusu

etkinlik nedeniyle zarar görebilme olasılıklarının önlenmesi için yine kamusal

makamlara makul ve uygun tedbir alma imkânı sağlanmasıdır. Bir başka

söyleyişle, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin bildirim usulüne bağlanmasının, ilkece

biri toplantı ve gösteriyi düzenleyen ve katılanlar diğeri de toplantıya

katılmayan kişiler olmak üzere iki temel yararlanıcısı bulunmaktadır.

Olayda, çoğunluk görüşünde de kabul edildiği üzere,

başvurucular, somut olayın koşulları bağlamında bildirimde bulunmalarını

engelleyecek herhangi bir durumla karşılaşmamışlardır. Süreç itibarıyla

bildirim usulüne uymamalarını makul kılabilecek, gerçekleştirdikleri toplantı

ve gösterinin spontane bir şekilde gerçekleşmesini gerektirecek bir nedenleri

de bulunmamaktadır. Buna rağmen 21.06.2013 ve 22.06.2013 tarihlerinde,

düzenleme kurulu oluşturmadan, mülki amire yapılması gereken bildirimleri

yapmadan, daha önceden mülki amirlik tarafından belirlenen toplantı yeri ve

gösteri yürüyüşü güzergâhını kullanmadan toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenlemişler ve yaklaşık 120 kişilik grubu yönlendirmiş bulunmaktadırlar. Bu

arda yürüyüş esnasında birçok slogan atılmış ve afişler taşınmıştır.

Gösteri yürüyüşünde şiddet içeren herhangi bir eylem söz konusu

olmamıştır. Gösteriye katılanlara yönelik olarak başvurucular dışında herhangi

bir kamu davası açılmamıştır. Başvurucular dışındaki göstericiler hakkında

Cumhuriyet başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilmiştir. Başvurucuların ise gösteri yürüyüşünün organizasyonunu

gerçekleştiren kişiler olduğu tespiti yapılarak haklarında kamu davası açılmış

ve hükmedilen hapis cezasının açıklanması geri bırakılmıştır.

Olayda başvurucuların cezalandırılmasındaki temel gerekçe

başvurucuların gösteri yürüyüşünü düzenleyici kişiler olmasıdır. Göstericiler

şiddet eylemlerine karışmamış da olsa, eylem barışçıl nitelikte de olsa, eylem

neticesinde kamu düzeninde somut bir bozulma meydana geldiği tespiti yapılmamış

da olsa, kamuoyunda “Gezi Parkı Olayları” olarak bilinen olayların kapsamı,

yaygınlığı ve kamu düzenin sağlanmasındaki zorluklar dikkate alındığında

gösteri yürüyüşü düzenleyen başvurucuların spontane kabul edilemeyecek

nitelikte eylemlerinden dolayı bildirim yapmamalarının zorunlu bir toplumsal

ihtiyaçtan kaynaklandığı söylenemez. Dolayısıyla Çoğunluk görüşünün de kabul

ettiği gibi bildirim yapılmamasının yaptırıma bağlanmasının demokratik bir

toplumda gerekli olduğu açıktır. Başvurucuların aldığı hapis cezası ise

herhangi bir denetimli serbestlik yükümlülüğü olmaksızın hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasıyla sonuçlanmıştır.

Hal böyle olunca, belirtilen bağlamda organizasyondan sorumlu

kabul edilen başvurucular hakkında hem takdir edilen ceza miktarı hem de hükmün

açıklanmasının geri bırakılmış olması dikkate alındığında uygulanan tedbirin

ölçüsüzlüğünden de söz edilemeyeceği kanaatine varılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle somut olayda Anayasa'nın 34. maddesinde

güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerektiği kanaatinde ulaştığımdan sayın çoğunluğun

görüşüne dayalı ihlal kararına katılmıyorum.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Murat ŞEN

Başvurucular

:

Ali ORAK

İrfan GÜL

Vekilleri

:

Av. Özgür

ÇIKIN

Üye Kadir ÖZKAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10626, 18 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 13079/87, 6/3/1989), resmî veya gayriresmî
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal
  14. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. H. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  16. Karşı Oy
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Çıkın
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10626
Tarih
18 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • Umut Kılıç Başvurusu (B. No: 2015/16643)
  • Abdulhamit Babat Başvurusu (B. No: 2015/17616)
  • Figen Yüksekdağ Şenoğlu Başvurusu (B. No: 2016/25187)
  • Baskın Oran Başvurusu (B. No: 2014/4645)
  • Mustafa Doğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15320)
  • Nihat Durmuş ve Durmuş Ofset Gaz. Bas. Yay. Mat. Kül. ve Spor Etk. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/5761)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.