İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Umut Kılıç Başvurusu (B. No: 2015/16643)

1. Başvuru, hâkimlik mülakatı esnasında Cumhurbaşkanı'na ve

Başvuru No2015/16643Tarih4 Nisan 2018Okuma14 dk · 2.876 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Umut Kılıç Başvurusu

Karar tarihi
4 Nisan 2018
Başvuru Numarası
2015/16643
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.876 kelime·14 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hâkimlik mülakatı esnasında Cumhurbaşkanı'na ve

mülakatı yapan kamu görevlilerine yönelik ifadelerden dolayı verilen hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/10/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. 1991 doğumlu olan başvurucu 21/4/2015 tarihinde adli yargı

hâkim adaylığı mülakatına girmiştir.

7. Adli Yargı Hâkim Adaylığı Mülakatı Kurulu (Kurul) tarafından

düzenlenen 21/4/2015 tarihli tutanakta başvurucu ile ilgili şu tespitlere yer

verilmiştir:

"21/04/2015 tarihide Adli Yargı Hakim

adaylığı mülakatı devam ederken ... Umut Kılıç mülakatı yapılmak üzere salona

alındığında; ayrılan yere oturabileceği ifade edildiğinde kendisine gösterilen

yere oturup, kimliği hakkında bilgi vermeyeceğini zaten bilgilerinin komisyonun

elinde olduğunu söyleyerek komisyon ve mesleki soru yöneltileceği kendisini

tanıtmasını tekrar söylenmesine rağmen kendisinin mağdur olduğu daha önce

yüksek puanla yazılı yarışma sınavını kazanmasına rağmen elendiğini belirterek,

mülakat komisyonu olarak bizlere mevcut sistemin iş birlikçisi olduğumuz faşist

Ak Parti iktidarının uşakları olduğumuz yönünde hakaretlerde bulunması üzerine

mülakat salonundan çıkması aksi halde böyle konuşmaya devam etmesi halinde

polis çağrılacağı ifade edilmesine rağmen aynı şekilde konuşmaya devam ederek,

'sizler busunuz polislerle susturursunuz susmayacağım, sizler iktidarın iş

birlikçisiniz, emek hırsızısınız' şeklinde hakaretlere devam ettiği salona

polis çağırılıp şahıs dışarı çıkarılırken 'hırsız, katil Recep Tayyip Erdoğan'

şeklinde slogan attığı duyulmuş olup, şahıs hakkında Sayın Cumhurbaşkanına ve

mülakat görevini yapan komisyona hakaret eylemlerinden dolayı iş bu tutanak

tanzim edilmek suretiyle görevli polis memurlarına intikal ettirilmiştir."

8. Kurulun yukarıda belirtilen tutanağa dayanarak yaptığı

şikâyet üzerine yapılan soruşturma neticesinde başvurucunun cumhurbaşkanına

hakaret vekamu görevlisine karşı görevinden dolayı

hakaret suçlarından cezalandırılması istemiyle iddianame düzenlenmiştir.

9. Ankara 32. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda

aşağıdaki gerekçelerle, başvurucunun cumhurbaşkanına hakaret vekamu

görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçlarından ayrı ayrı 1 yıl 6 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

(HAGB) karar verilmiştir:

"... sanığın ... mülakat komisyon

üyelerine yönelik eleştiri sınırlarının ötesinde katılanların onur ve

haysiyetini inciltici, küçük düşürücü nitelikte

sözler sarfettiği, devamında ... mülakat salonundan,

emniyet görevlileri tarafından çıkartılmak istenildiği esnada ...

Cumhurbaşkanı'na yönelik, eleştiri sınırlarının ötesinde onur ve haysiyeti inciltici, küçük düşürücü nitelikte sözler sarfettiği, ... Cumhurbaşkanı'na hakaret suçu ile ilgili

olarak atılı sözleri sarfettiğini kabul ettiği, TCK nun 125/3-a maddesi kapsamında hakaret suçu ile ilgili

olarak olay tutanağında belirtilen sözleri sarfetmediğini

belirttiği, sanığın hazırlık soruşturması sırasında C.Savcılığında

ve sorgu esnasında tesbit olunan ifadeleri, resmi

belge niteliğini haiz 21/04/2015 tarihli "tutanaktır" başlıklı bir

sayfadan ibaret kamu görevlisi katılanların isim ve imzalarının bulunduğu belge

ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde CMK nun

235/4 maddesi de gözetilerek, olay tutanağında isim ve imzaları bulunan suçtan

zarar görenlerin dinlenilmeleri yoluna gidilmediği, açıklanan şekilde olay

tutanağında belirtilen sözlerin sanık tarafından olay ortamında sarfedildiği, bu sözler ile ilgili olarak hakaret kastının

bulunmadığına dair vaki savunmanın da atılı suç yaptırımından kurtulmaya

yönelik olduğu, açıklanan nedenlerle hükümde belirtilen suçların yasal unsurları

itibari ile ayrı ayrı oluştuğu..."

10. Başvurucunun bu karara itirazı 9/9/2015 tarihinde

reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 28/9/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu 26/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

12. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Hakaret" kenar başlıklı 125.

maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkralarışöyledir:

"(1)

Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir

fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve

saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası

ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için

fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.

...

(3) Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

...

İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir

yıldan az olamaz."

13. 5237 sayılı Kanun'un "Cumhurbaşkanına

hakaret" kenar başlıklı 299. maddesinin(1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi,

bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

B. Uluslararası Hukuk

14. İlgili uluslararası hukuk kaynaklarının derli toplu

verildiği bir karar için Kemal Kılıçdaroğlu (B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §§

29-35) kararına bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 4/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; hakaret olmamakla birlikte ağır eleştiri niteliği

taşıyan sözlerinden dolayı cezalandırılmış olması nedeniyle ifade özgürlüğünün

ihlal edildiğini iddia etmektedir. Başvurucu ayrıca, cumhurbaşkanına hakaret

suçunun Anayasa’ya aykırılığı yönündeki iddialarının kabul edilmemesi,

duruşmalar esnasında Cumhuriyet savcısının bulunmaması, mağdur şahısların

dinlenilmemiş olması ve bu nedenle hangi koşullarda -bir kısmını söylediğini

kabul ettiği, bir kısmını ise kabul etmediği- hangi sözleri sarf ettiğinin

açıklığa kavuşturulmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin bir bütün olarak

Anayasa'nın 26. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

18. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve

kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak

açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi

olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…”

1. Müdahalenin Varlığı

19. Anayasa Mahkemesi içtihadında, HAGB kararlarının ifade

özgürlüğüne müdahale teşkil edebileceği kabul edilmiştir (Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, §

65; Bekir Coşkun [GK], B. No:

2014/12151, 4/6/2015, § 40). Başvuru konusu olayda, başvurucunun mülakat

esnasındaki sözleri nedeniyle cumhurbaşkanına hakaret vekamu

görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçlarından ayrı ayrı 1 yıl 6 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda söz konusu Mahkeme kararı ile

başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

2. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

20. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik

toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

21. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde

düzenlenmiş olan, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına

uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

a. Kanunilik

22. 5237 sayılı Kanun'un 125. ve 299. maddelerinin “kanunla

sınırlama” ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

b. Meşru Amaç

23. Başvurucunun hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın "başkalarının

şöhret veya haklarının korunması"na yönelik

önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

c. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

i. Genel İlkeler

(1) Demokratik Toplum

Düzeninin Gerekleri Kavramı

24. Anayasa Mahkemesi "demokratik toplum düzeninin

gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez

açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, toplumsal

bir ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde olmalıdır.

Bu koşulları taşımayan bir tedbir, demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Bekir

Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin

böyle bir ihtiyacın bulunup bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir

yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin

denetimindedir.

(2) Ölçülülük

25. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir

sınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-

temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığının da incelenmesi gerekir(AYM, E.2007/4,

K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir [GK],

B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir

Coşkun §§ 53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca

bkz. Tansel Çölaşan, §§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72).

(3) Temel Hak ve Özgürlüklerin Kullanımında

Ödev ve Sorumluluklar

26. Anayasa'nın 26. maddesi sınırsız bir ifade özgürlüğünü

tamamen garanti etmemiştir. Somut başvuruyla bağlantılı olarak söylenecek

olursa siyasetçilere ve kamu görevlilerine yönelik eleştirilerin kişilerin

itibarlarına zarar verir boyuta ulaşmaması gerekir. Bu, kişilerin sahip

oldukları temel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve

sorumluluklara gönderme yapan "Temel

hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve

sorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki Anayasa'nın 12.

maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur. Anayasa'nın 26.

maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade

özgürlüğünün kullanımına herkes için geçerli olan bazı "görev ve

sorumluluklar" getirmektedir (örnek kararlar için bkz. Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B.

No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; Fatih Taş [GK],

B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67;Önder Balıkçı, B.

No: 2014/6009, 15/02/2017, § 43). Söz konusu sorumlulukların kapsamı,

başvurucunun koşullarına ve ifade özgürlüğünü kullandığı vasıtalara göre

değişir. Anayasa Mahkemesi, bir cezanın "demokratik

bir toplumda gerekli" olup olmadığını incelerken meselenin bu yönünü

görmezlikten gelmeyecektir.

(4) Başkalarının Şöhret

veya Haklarının Korunması

27. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade

özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünü

kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarının

şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel

kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17.

maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), B.

No: 2013/5574, 30/6/2014, § 44). Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî

olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür

(Nilgün Halloran, B.

No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123,

2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, §

45; Önder Balıkçı, § 44).

28. Buna ilave olarak Anayasa Mahkemesi; siyasetçilerin,

kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri

işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve

bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zaman

vurgulamıştır(siyasetçilerle ilgili olarak bkz. Ergün Poyraz (2), B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 58;

kamusal yetki kullanan görevlilerle ilgili olarak bkz. Nilgün Halloran,

§ 45; tanınan bir Cumhuriyet başsavcısı ile ilgili olarak bkz. İlhan Cihaner (2), §

82; tanınan ve siyasete hazırlanan bir kamu görevlisi ile ilgili olarak bkz. Önder Balıkçı, § 42).

29. Öte yandan bir siyasetçi olan Cumhurbaşkanı da diğer kişilere

nazaran eleştirilere daha fazla katlanmak durumunda olmakla birlikte

eleştirilerin onun şeref ve itibarını zedeleyecek boyuta ulaşmaması gerekir.

Cumhurbaşkanının eleştirilere daha hoşgörülü olmak zorunda olması, onun “şöhret

veya haklarının” korunmayacağı anlamına gelmez. İfade özgürlüğü, kişilere

hakaret etme hakkı vermez zira hakaret eyleminde başkalarının şöhret veya

itibarlarına saldırı söz konusudur. Böyle bir durum da hiçbir hukuk düzeni

tarafından korunmaz (AYM, E.2016/25, K.2016/186,14/12/2016, § 19).

30. Cumhurbaşkanı, Anayasa’da belirtilen usullerle halk

tarafından seçilen, devleti ve milletin birliğini temsil eden kişidir.

Cumhurbaşkanının devletin başı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk

milletinin birliğini temsil etmesi, Anayasa’da belirtilen görev ve yetkileri

ile temsil ettiği değerler gözönüne alındığında

cumhurbaşkanına karşı gerçekleştirilen hakaret suçunun sadece kendi kişiliğine

karşı işlenmiş olduğu değil cumhurbaşkanının temsil ettiği değer ve

fonksiyonları da ihlal etmiş olacağı kabul edilmektedir. Bu nedenle kanun

koyucu, belirtilen hususları gözönüne alarak onun

kişiliğine yöneltilen eylemin aynı zamanda devlete karşı gerçekleştirilen

suçlardan sayılması gerektiğinden hareketle cumhurbaşkanının kişiliğine karşı

işlenmiş olsa da bu suçu kamu görevlilerine hakaret suçundan ayırarak ayrı bir

suç olarak düzenlemiş ve bu suça kamu görevlilerine hakaret suçu için öngörülen

cezaya kıyasla daha ağır bir ceza verilebilmesine olanak sağlayan hükümler

ihdas etmiştir. Kanun koyucunun bu tercihi, suç olarak tanımlanan fiillerin

hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımlarına tabi tutulacağının belirlenmesindeki

takdir yetkisinin kapsamındadır (AYM, E.2016/25, K.2016/186,14/12/2016, §§ 12,

13).

(5) İfade Özgürlüğü ile İtibarın Korunmasını

İsteme Hakkı Arasında Adil Denge

31. Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruya benzer başvurularda,

başvurucunun müdahale edilen ifade özgürlüğü ile başvurucunun konuşmasındaki

iddialar ve ifadeler nedeniyle müştekilerin müdahale edilen şeref ve itibar

hakkının korunması arasında adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğini

değerlendirir (Nilgün Halloran,

§ 27; İlhan Cihaner

(2), § 49). Bu, soyut bir değerlendirme değildir. Çatışan haklar

arasında dengeleme yapılabilmesi için başvurucunun kullandığı ifadelerin türünün,

kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadelere yönelik

kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının, ifadelerin kimin tarafından dile

getirildiğinin, kime yöneltildiğinin, tarafların ünlülük derecelerinin ve

ilgili kişilerin önceki davranışlarının, kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan

ifadeler karşısında sahip oldukları hakların ağırlığının değerlendirilmesi

gerekir (Nilgün Halloran,

§ 44; Ergün Poyraz (2), §

56; Kadir Sağdıç [GK], B. No:

2013/6617, 08/04/2015, §§ 58-66; İlhan Cihaner, §§ 66-73). Bunun için başvurucu

tarafından söylenen sözlerin yapılan konuşmanın tamamı ve söylendiği bağlamdan

kopartılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, §

52; Önder Balıkçı, § 45).

32. Öte yandan dava konusu söylemlerin maddi vakıaların

açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi önemlidir. Bu noktada

maddi olgular ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir.

Maddi olgular ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün

olmadığı hatırda tutulmalıdır (Kadir Sağdıç,

§ 57; İlhan Cihaner

(2), § 64). Ancak bir açıklamanın tamamen değer yargısından oluşması

durumunda bile müdahalenin orantılılığı ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla

yeterince desteklenip desteklenmemesine göre tespit edilmelidir. Çünkü somut

unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısı ölçüsüz olabilir (Cem Mermut, B.

No: 2013/7861, 16/4/2015, § 48).

33. Söz konusu değerlendirmelerde derece mahkemelerinin belirli

bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin

denetimindedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, bir “kısıtlama”nın

ifade özgürlüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığı hususuna karar vermede yetki sahibi

olan iç hukuktaki son mercidir.

34. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirken

derece mahkemelerinin yerini almak değil fakat söz konusu yargı mercilerinin

takdir yetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın 26. maddesi

açısından doğruluğunu denetlemektir. Anayasa Mahkemesi, başvuru konusu olan müdahalenin

“gözetilen meşru amaçla orantılı” olup olmadığını ve bunu haklı göstermek için

ulusal makamlar tarafından ortaya konan gerekçelerin “ilgili ve yeterli”

görünüp görünmediğini tespit edebilmek amacıyla söz konusu müdahaleyi davanın

bütününe bakarak değerlendirecektir.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

35. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruya ilişkin kararını, olayın

bütün şartlarını gözeterek ve başvurucu tarafından söylenen sözlerin söylendiği

bağlamı dikkate alarak verecek; bu çerçevede başvuruya konu müdahalenin izlenen

meşru amaçlarla orantılı olup olmadığını ve derece mahkemelerinin

gerekçelerinin ilgili ve yeterli olup olmadığını belirleyecektir.

36. Başvuru konusu olayda, başvurucu tarafından söylenen

sözlerin içeriği konusunda bir ihtilaf söz konusudur.Başvurucu, derece mahkemesi kararlarında

hükme esas alınan bazı ifadeleri kullanmadığını iddia etmiştir. Anayasa

Mahkemesi, başvuruya konu müdahalenin orantılı olup olmadığı ve müdahaleye

ilişkin gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığı noktasındaki incelemesini

yaparken derece mahkemelerinin maddi vakıalarla ilgili değerlendirmeleriyle

kural olarak ilgilenmez. Mevcut başvuruda Anayasa Mahkemesi, bu konudaki genel

yaklaşımından ayrılmayı gerektirir bir neden bulunmadığından derece mahkemelerinin

olayın sübutuna ilişkin kabulünü değerlendirme gereği duymamaktadır. Bu nedenle

mevcut başvuruda yalnızca derece mahkemelerinin kabul ettiği şekliyle

başvurucunun kullandığı sözlerin ifade özgürlüğünün korumasında olup olmadığı

değerlendirilecektir.

37. Başvuru konusu olayda, başvurucu tarafından söylenen sözler

hâkim adaylığı sınavının mülakatı esnasında hazır bulunan Kurul üyelerine karşı

sarf edilmiştir. Daha önce de hâkim adaylığı yazılı sınavını kazandığı hâlde

mülakatta elenen başvurucunun bu mülakatta da eleneceğine ilişkin öznel

yargısının verdiği kızgınlıkla anılan sözlerin söylendiği anlaşılmaktadır.

Başvurucunun, Cumhurbaşkanı'nın hâkim adaylığı sınavı ya da Mülakat Kurulu ile

bir ilgisi olmamasına rağmen devletin başı olması nedeniyle önceki sınavda

başarısız bulunmasından onu da sorumlu gördüğü görülmektedir. Dolayısıyla

başvurucu tarafından söylenen sözler basında ve kamuoyunda devam eden ve

kamusal çıkarları ilgilendiren meselelere dair tartışmalarla ilgili değildir.

Bu sebeple deifade özgürlüğünün sağladığı korumanın

kamusal çıkarlara ilişkin açık tartışmaya ilişkin menfaatlerle desteklenmesi

gerekmemektedir.

38. Ayrıca başvurucu tarafından kullanılan ve değer yargısı

niteliği taşıdığı anlaşılan ifadeler olgusal bir temelden de yoksundur. Bu

kapsamda başvurucu tarafından söylenen sözler, Cumhurbaşkanı'na ve mülakatı

yapan kamu görevlilerine karşı olgusal bir temele dayalı incitici hatta şok

edici yorum ve değerlendirmelerle değil, anılan kişilere yönelik saldırılarla alakalıdır.

Başvurucunun sözleriyle hedef alınan kişilerin siyasetçi ve yüksek kamu

görevlisi olmaları hasebiyle kendilerine yönelik düşünce açıklamalarına sade

vatandaşlara kıyasla daha fazla müsamaha göstermeleri beklenebilirse de bu

kişiler"...faşist Ak Parti iktidarının

uşakları", "hırsız, katil Recep Tayyip Erdoğan'"şeklindeki değer yargısı

içeren sözler nedeniyle bir saldırıya hedef olmuşlardır.

39. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu müdahale ile

başkalarının şöhret veya haklarının korunmasının amaçlandığını gözönünde bulundurmaktadır. Başvurucu, hakkında HAGB kararı

verilerek beş yıl boyunca denetim altına alınmasına neden olan ifadeler bağlamında

ifade özgürlüğünü kullanırken kendisi için de geçerli olan görev ve

sorumluluklara uygun davranmamıştır. Anayasa Mahkemesi; bu nedenle müdahalenin

toplumsal bir ihtiyaç baskısına karşılık geldiği, demokratik bir toplumda

gerekli olduğu ve dolayısıyla derece mahkemelerinin farklı çıkarları

dengelerken sahip oldukları takdir paylarını aşmadıkları sonucuna ulaşmaktadır.

40. Müdahelenin orantılılığı ile

ilgili olarak, derece mahkemelerinin infazı mümkün hapis cezası ya da para

cezasına hükmetmediği sadece cumhurbaşkanına hakaret vekamu

görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçlarından ayrı ayrı 1 yıl 6 ay

hapis cezası bakımından HAGB kararına başvurduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu kapsamda başvurucuya yönelik HAGB kararının gözetilen amaç ile makul bir

orantılılık ilişkisi içinde olup olmadığı da değerlendirilmelidir.

41. HAGB, sanığa yüklenen suça ilişkin yargılama sonunda cezaya

hükmedilmesi hâlinde hükmün açıklanmasının belirli koşulların gerçekleşmesine

bağlı olarak ertelenmesi anlamına gelmektedir. (Ali Gürsoy, B. No: 2012/833, 26/3/2013, 19). HAGB kararı,

yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmayıp ceza

yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden biridir. 5271 sayılı Kanun'un

231. maddesinin (10) ve (11) numaralı fıkralarında belirtildiği üzere denetim

süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine

ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde açıklanması geri bırakılan

hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı bir

suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı

davranılması hâlinde de hükmün açıklanmasına karar verilir (Ali Gürsoy, § 21). HAGB kurumunun anılan

nitelikleri dikkate alındığında HAGB kararının etkileri itibarıyla infazı

mümkün hapis cezası ya da para cezasına kıyasla daha hafif bir önlem olduğu

söylenebilecektir. (Aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. İhsan Taş, B. No: 2014/11255, 21/11/2017,

§ 48). Bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğüne müdahale oluşturan HAGB

kararının ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun ifade özgürlüğünün

ihlali iddialarına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

4/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Recep KAPLAN

Başvurucu

:

Umut KILIÇ

Vekilleri

:

1. Av. Kaya

YELEK

2. Av. Turgay ŞAHİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/16643, 4 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel
  13. B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir
  14. A. Başvurunun açıkça
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Yıldırım
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Yelek
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/16643
Tarih
4 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • Abdulhamit Babat Başvurusu (B. No: 2015/17616)
  • Figen Yüksekdağ Şenoğlu Başvurusu (B. No: 2016/25187)
  • Baskın Oran Başvurusu (B. No: 2014/4645)
  • Mustafa Doğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15320)
  • Nihat Durmuş ve Durmuş Ofset Gaz. Bas. Yay. Mat. Kül. ve Spor Etk. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/5761)
  • Kaos Gl Derneği Başvurusu (B. No: 2014/18891)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.