İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Tekin Ayan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7615)

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve değer

Başvuru No2015/7615Tarih22 Şubat 2018Okuma13 dk · 2.677 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Tekin Ayan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
22 Şubat 2018
Başvuru Numarası
2015/7615
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.677 kelime·13 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve değer

kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının; idare lehine vekâlet ücretine

hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvuruculara ait Karaman'ın Ermenek İlçesi Aralık Mahallesi

354 ada 7 parsel numaralı taşınmaza yönelik olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar

Bakanlığının Ermenek Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES) Tesisleri Projesi

kapsamında Bakanlar Kurulunca 26/1/2009 tarihinde acele kamulaştırma kararı

verilmiştir.

9. İdare 10/6/2010 tarihinde Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesinden

(Mahkeme) başvuruculara ait taşınmaza acele kamulaştırma yoluyla el konulmasına

karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Mahkeme, mahallinde keşif yapmış ve

15/10/2010 tarihinde keşif sonucu bilirkişi raporuyla belirlenen 1.145,65

TL'nin başvuruculara ödenmesine ve taşınmaza idarece el konulmasına karar

vermiştir.

10. İdare tarafından 28/9/2011 tarihinde başvurucular aleyhine

aynı Mahkemede kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılmıştır.

Mahkeme, teknik bilirkişiler ile birlikte kamulaştırma konusu taşınmazın başında

keşif yapmıştır. Keşif sonucu düzenlenen Bilirkişi Kurulu raporunda, taşınmazın

diğer özellikleri yanında üçüncü sınıf sulu tarım arazisi olduğu dikkate

alınmıştır. Bilirkişiler, Ermenek ilçesi ile diğer bazı komşu ilçe tarım

müdürlüklerinden temin edilen 2011 yılı verilerine göre buğday ve nohut

ekildiği varsayımıyla ortalama yıllık bir dekardan elde edilebilecek net geliri

283,53 TL olarak hesaplamışlardır. Raporun devamında, tespit edilen yıllık

ortalama net gelir tutarına %5 oranında kapitalizasyon

faizi oranı uygulanmak suretiyle metrekare birim fiyatı 5,67 TL olarak

saptanmıştır. Raporda sonuç olarak üzerindeki ağaçlar ve enkaz bedeliyle

birlikte taşınmazın toplam değeri 6.526,67 TL olarak tespit edilmiştir.

11. Başvurucular bilirkişi raporuna karşı sundukları itiraz

dilekçesinde, Mahkemenin daha önceki kararlarında 2006 yılı için bile sulu

tarım arazileri için 10,11 TL metrekare birim fiyatı tespit ettiğine ve bu

yönde verilen kararların Yargıtay tarafından onandığına işaret etmişlerdir.

Başvurucular, yıllık net gelirin hesabında sadece düşük gelir getiren ürünlerin

hesaba katılmasına yönelik şikâyetlerini bildirmişlerdir.

12. Mahkeme 29/3/2013 tarihinde davanın kabulüne karar

vermiştir. Mahkeme, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı

idare adına tapuya tesciline hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca 4.808,09 TL olarak

belirlenen kamulaştırma bedelinin idare tarafından ödenmesine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde, bilirkişi raporunun hükme esas alındığı ancak raporun

sonuç kısmında yapılan toplama işlemindeki maddi hatanın düzeltilerek

kamulaştırma bedelinin 4.808,09 TL olarak belirlendiği ifade edilmiştir.

Mahkeme bunun yanında, başvurucunun faiz talebinin ise reddine karar vermiştir.

Yargılama giderleri yönünden ise taraflar yararına karşılıklı olarak Avukatlık

Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca 1.320 TL olmak üzere ayrı ayrı vekâlet

ücretine hükmedilmiştir.

13. Mahkeme kararı, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde öne

sürülen gerekçelerlebaşvurucu tarafından temyiz

edilmiştir. Temyiz edilen hüküm, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin (Daire)

11/3/2014 tarihli ilamıyla düzeltilerek onanmıştır. Daire, Anayasa Mahkemesinin

ihlal kararları sebebiyle 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu'nun 10. maddesinde 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun ile yapılan

kanun değişikliğini gerekçe göstererek 28/1/2012 tarihinden itibaren karar

tarihine kadar yasal faiz uygulanması yönünde hüküm eklemiştir. Karar düzeltme

talebi de aynı Dairenin 23/2/2015 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

14. Nihai karar, başvuruculara 3/4/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucular 27/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Ali Şimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073,

6/7/2017, §§ 18-33.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 22/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucu Yakup Ayan

Dışındaki Başvurucular Yönünden

1. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

18. Başvurucular, öncelikle kamulaştırma bedelinin düşük

belirlendiğini iddia etmişlerdir. Başvuruculara göre, bilirkişi tarafından

kamulaştırma bedeli tespit edilirken yalnızca taşınmazın bulunduğu ilçenin

verileri yerine komşu ilçelerin tarım müdürlüğü verileri dikkate alınarak hesap

yapılması nedeniyle taşınmazın bedeli olması gerekenden düşük hesaplanmıştır.

Başvurucular, bu kapsamda işletme gideri brüt gelirin %40'ından düşük olan ürün

verilerinin hesaplama dışı bırakıldığını ifade etmişlerdir. Başvurucular

ayrıca, derece mahkemelerince belirlenen kamulaştırma bedelinin değer kaybına

uğratıldığını belirtmişlerdir. Başvurucular, bu gerekçelerle mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi daha önce Karaman'ın Ermenek ilçesinde

yapılan aynı kapsamdaki kamulaştırma işlemleri yönünden benzer şikâyetleri

çeşitli bireysel başvurularda incelemiş ve karara bağlamıştır (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,

6/2/2014; Ali Şimşek ve diğerleri).

20. Bu bağlamda başvurucular ilk olarak kamulaştırma bedelinin

düşük belirlendiğinden yakınmaktadırlar. Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri

uyarınca kamu yararı bulunması, kamulaştırma kararının yasada gösterilen esas

ve usullerine uyulması, gerçek karşılığın peşin ve nakden ödenmesi

kamulaştırmanın anayasal ögeleridir.Kamulaştırılan

taşınmazın gerçek karşılığı olan bedelinin tespiti ise uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve

görevindedir. Anayasa Mahkemesi'nin mülkiyet hakkına yapılan müdahale ile

ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden yapacağı tespit, orantılılık

incelemesinden ibarettir (Mukadder Sağlam ve

diğerleri, B. No: 2013/2511, 22/1/2015, § 49; Abdülkerim Çakmak ve diğerleri, B. No:

2014/1964, 23/2/2017, § 52).

21. Somut olayda ise Yargıtay 18. Hukuk Dairesi gerekçesini

önceden ortaya koyarak Ermenek ilçesindeki arazilerin kamulaştırılmasında

gerçek değere ulaşmak için mevki kavramını ilçe düzeyinden daha geniş

yorumlamıştır. 2006 yılından beri istikrarlı olarak uygulanan bu yöntem

bireyler için erişilebilir ve bilinebilir olup başvuru konusu olayda 2010

yılında açılan kamulaştırma bedelinin tespiti davasında başvurucu açısından

bahsedilen yerleşik içtihat öngörülebilir durumdadır. Dolayısıyla Yargıtay Dairesinin

Ermenek ilçesi için belirlediği mevki kavramını daha geniş yorumlayan bedel

tespiti yöntemi 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (f) bendine açıkça aykırı

olmadığı gibi ikna edici gerekçesi ile keyfî olmaktan da uzaktır (Tahsin Erdoğan, §§ 64-70).

22. Başvurucular ayrıca, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklı

olarak kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratıldığını ileri sürmüşlerdir.

23. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

orantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıca

ödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçen

dönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değer

kaybetmemiş olması gerekir (Mehmet Akdoğan

ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59). Ödenen tutarların

enflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi yani kamulaştırma

tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi

edecek biçimde faiz uygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında

değer kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 42).

24. Yapılan incelemede başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin ölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için Mahkemece

tespit edilen gerçek değer ile başvuruculara yapılan ödemelerin enflasyon

etkisi arındırılmış sonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek

istenen kamu yararı ile başvurucuların mülkünden mahrum kalması arasında makul

dengenin sağlanıp sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit

etmede önemli olan, yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı

üzerinden başvurucuların maruz kaldığı yükü belirlemektir (Ali Şimşek ve diğerleri, § 66).

25. Başvuru konusu davanın açıldığı 28/9/2011 tarihi değerlerine

göre tespit edilen 4.808,09 TL kamulaştırma bedelinin 1.145,65 TL'si daha önce

15/10/2010 tarihinde acele el koyma kararı ile ödenmiştir. Acele el koyma

kararı sonrası ödenen 1.145,65 TL mahsup edildikten sonra bakiye 3.662,44

TL’nin başvuruculara ödenmesine 29/3/2013 tarihli kararla hükmedilmiştir.

26. Merkez Bankası verilerine göre alacağa hak kazanıldığı 2011

yılı 9. ayındaki 100 TL'nin ödemenin yapıldığı 2013 yılı 3. ayı itibarıyla

enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 115,12 TL'dir. Bu durumda

başvurucuya ödenmesi gereken bakiye 3.662,44 TL tutarındaki kamulaştırma bedeli

alacağının 2013 yılı 3. ayıitibarıyla Merkez Bankası

verileri kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş karşılığı

4.216,17 TL’dir. Bu durumda başvurucuya ödenmesi gereken bakiye 3.662,44 TL

tutarındaki kamulaştırma bedeli alacağının 2013 yılı 3. ayı itibarıyla Merkez

Bankası verileri kullanılarak enflasyon karşısında değerkaybının

giderilmiş karşılığı 4.216,17 TL’dir.

27. Dolayısıyla yukarıdaki verilere göre başvurucunun mülkiyet

hakkı kapsamında değerlendirilen alacağının değer kaybını telafi edecek fark

553,73 TL'dir. Buna karşılık derece mahkemelerince başvurucunun alacağına

29/1/2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş olup bu

doğrultuda başvurucuya yalnızca 383,80 TL tutarında faiz ödemesi yapıldığı

görülmektedir. Bu durumda başvurucunun alacağında meydana gelen değer kaybı

%4,64'tür.

28. Bu koşullar altında somut olaya bakıldığında maliklere

ödenen faizin aradan geçen sürede kamulaştırma bedelinin uğradığı değer kaybını

büyük ölçüde karşıladığı anlaşılmaktadır. Yukarıda tespit edilen düzeyde küçük

bir farklılığın ise (%5'ten daha az) hesaplama yöntemi sebebiyle oluşabilecek

yanılma farklılığı (hata marjı) kapsamında kaldığı değerlendirilmelidir. Ayrıca

Mahkeme kararıyla tespit edilen kamulaştırma bedeli, kararla birlikte maliklere

ödenmiştir. Bu durumda kamulaştırma bedelinin ödenmesi sürecindeki gecikmenin

-bu sürede uğranılan zararın karşılanması amacıyla ödenen faiz miktarı da

gözetildiğinde- mülkiyet hakkının ihlaline neden olacak kadar ağır sonuçlara

yol açmadığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal

edilmediğinin açık olduğu sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların İddiaları

30. Başvurucular, lehlerine hükmedilen tazminatın bir bölümünü

vekâlet ücreti olarak ödemek zorunda kalmalarından şikâyet etmişlerdir.

b. Değerlendirme

31. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların vekâlet ücretine ilişkin

şikâyetlerinin mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

33. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğal sonucu

olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına

alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi

bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca

diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2011/33,

K.2012/54, 11/4/2012; AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108,

K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013; E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014; E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 18).

34. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almaktadır (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,

2/10/2013, § 28; Özkan Şen, B.

No: 2012/791, 7/11/2013, § 51; Ş.Ç.,

B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; Kenan

Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).

35. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık

kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde

karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Mahkemeye erişim hakkı,

hak arama özgürlüğünün bir gereği olmakla birlikte hak arama özgürlüğünün

varlığının kabulü için tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi

etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veya

caydırıcı nitelikte (AYM, E.2013/40, K.2013/139, 28/11/2013), kişinin mahkemeye

başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını (Özkan

Şen, § 52) ya da kişinin bizatihi mahkemeye başvurmuş olmasını

anlamsız hâle getiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (İbrahim Can Kişi, B. No: 2012/1052,

23/7/2014, § 31).

36. Vekâlet ücreti yargılama gideri olup bununla davacı veya

davalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım karşılığında avukata

ödedikleri ücretin telafisi amaçlanmaktadır (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014). Dava aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belli

olmayan bu ücret yükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile

ilişkilidir (Serkan Acar, B. No:

2013/1613, 2/10/2013, § 38).

37. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine vekâlet ücretine

hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil

etmektedir (Serkan Acar, § 39; Muhbet Adanır ve diğerleri, B. No: 2014/10261,

8/12/2016, § 101).

38. Anayasa’nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü için herhangi

bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde

sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Anayasa

Mahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve

özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş

hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,

E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/95,

K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; Hüseyin Dayan, B. No: 2013/5033,

13/4/2016, § 46).

39. Mutlak olmayan ve sınırlandırılabilen mahkemeye erişim

hakkına ilişkin sınırlandırmaların kanuni olması, hakkın özünü zedeleyecek

şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar, § 38; İbrahim Can Kişi, § 36).

40. Başvuru konusu olayda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesi ve 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel

Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk

Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesinin

(1) numaralı fıkrası ile 2013 yılı AAÜT uyarınca başvurucular aleyhine,

reddedilen kısım üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Dolayısıyla

müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.

41. İdare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin amacının

gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece kamu

kaynaklarının etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekilde

kullanılmasının sağlanması olduğu ifade edilebilir. Kamu kaynaklarının etkili,

verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekilde kullanılmasının teminine yönelik

düzenleme yapılması da hukuk devleti ilkesinin bir gereği olup bu sebeple

yapılan müdahalenin meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmıştır (Murat Kara ve diğerleri, B. No: 2014/6042,

9/3/2017, § 70).

42. Bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucuların

reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık ücretini karşı

tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları

çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını

anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel koşulları

çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkının

asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan Şen,

§ 54).

43. Başvuru konusu olayda Mahkemece dava kabul edilerek

başvurucu taraflar yararına 2013 yılı AAÜT uyarınca 1.320 TL maktu vekâlet

ücretine hükmedilmiştir. Bu durumda başvurucu aleyhine hükmedilen 1.320 TL

maktu vekâlet ücretinin ölçüsüz olduğu söylenemez. Bu nedenle mahkemeye erişim

hakkına yönelik açık bir ihlalin bulunmadığı anlaşılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

45. Başvurucular, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

46. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

47. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı

ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki

tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher

Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

48. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 3 yıl 5 aylık

yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılması gerekir.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Başvurucuların Diğer

İddiaları

50. Başvurucular, özel yaşama saygı ve konut dokunulmazlığı

haklarının ihlal edildiğini öne sürmekte iseler de somut başvurunun konut

dokunulmazlığı ve özel yaşama saygı hakkıyla bir ilgisi görülmediğinden bu

haklar yönünden bir inceleme yapılmamıştır.

B. Başvurucu Yakup Ayan

Yönünden

51. Başvurucu Yakup Ayan'ın 14/1/2017 tarihinde vefat ettiği

tespit edilmiştir.

52. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendine göre başvurunun

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine

varılması hâlinde başvurunun düşmesine karar verilebilir. Bununla birlikte İçtüzük'ün 80. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği

Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı

hâllerde başvurunun incelenmesine devam edilebileceği öngörülmüştür.

53. Başvuru tarihinden sonra ölen başvurucuların mirasçılarının

makul bir süre içinde başvuruyu devam ettirme yönünde iradelerini Anayasa

Mahkemesine bildirmemeleri hâlinde anılan İçtüzük hükümleri uyarınca başvurunun

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine

varılabilir (İskender Kaya ve Diğerleri,

B. No: 2014/7674, 23/3/2017, §§ 18-21). Somut olayda başvurucu Yakup Ayan,

başvuru tarihinden sonra 14/1/2017 tarihinde vefat etmiş ancak mirasçıları

makul bir süre içinde başvuruya devam etme yönünde iradelerini

bildirmemişlerdir. Anılan başvurucu yönünden başvurunun incelenmesine devam

etmeyi gerekli kılan ve İçtüzük'ün 80. maddesinin (2)

numaralı fıkrasında öngörülen nedenlerden biri de bulunmamaktadır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvurucu Yakup Ayan

yönünden düşmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yakup Ayan dışındaki başvurucular yönünden,

1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Başvurucu Yakup Ayan yönünden,

Başvurunun DÜŞMESİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

22/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör

:

M. Emin

ŞAHİNER

Başvurucular

:

1. Ali Tekin

AYAN

2. Hatice

GÖKER

3. Mehmet

AYAN

4. Sebahat

SOLAK

5. Yakup

AYAN

Vekili

:

Av. Adil

AKTAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/7615, 22 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucu Yakup Ayan
  9. B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; Kenan
  10. B. Başvurucu Yakup Ayan
  11. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Kömürcü
  14. Akıncı
  15. M. Emin
  16. Şahiner
  17. Ayan
  18. Göker
  19. Ayan
  20. Solak
  21. Ayan
  22. Aktay
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/7615
Tarih
22 Şubat 2018

İlgili Kararlar

  • F.p. Başvurusu (B. No: 2014/13537)
  • Ahmet Şenol ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16947)
  • Y.b. Başvurusu (B. No: 2015/368)
  • Metin Çevik Başvurusu (B. No: 2014/12983)
  • Nefise Erdoğan ve Abdurrahman Erdoğan Başvurusu (B. No: 2014/4616)
  • E.d. Başvurusu (B. No: 2015/1668)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.