İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Yüce ve Heybet Yüce Başvurusu (B. No: 2014/2132)

1. Başvuru; tutukluluğun hukuki olmaması ve makul süreyi aşması

Başvuru No2014/2132Tarih3 Temmuz 2018Okuma15 dk · 2.974 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Yüce Ve Heybet Yüce Başvurusu

Karar tarihi
3 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2014/2132
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.974 kelime·15 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun hukuki olmaması ve makul süreyi aşması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, tutukluluk dolayısıyla siyasi

faaliyetlerin yerine getirilememesi nedeniyle siyasi faaliyette bulunma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu Ali Yüce tutuklandığı tarihte Barış ve Demokrasi

Partisi (BDP) Diyarbakır Bağlar ilçe başkanıdır. Başvurucu Heybet Yüce de

tutuklandığı tarihte BDP üyesidir.

9. Başvurucular, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK

mülga 250. madde ile görevli) yürütülen KCK Kent yapılanması soruşturması

kapsamında 22/11/2011 tarihinde gözaltına alınmışlardır.

10. 25/11/2011 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı,

başvurucuları tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk etmiştir. Tutuklamaya

sevk yazısınının ilgili bölümü şöyledir:

"Kent meclislerinin, örgüt lideri

Abdullah Öcalan'ın talimatları doğrultusunda kurulduğu, örgüt liderinin projesi

olduğu, amacının ise Kürdistan devletini kurarak Abdullah Öcalan'ı

özgürleştirme olduğu, Abdullah Öcalan'ı lider olarak benimsedikleri, Abdullah

Öcalan'ın görüşme notlarını kendilerine yol haritası olarak gördükleri, bu

notlar incelendiğinde Öcalan'ın gitmek istediği hedef ve çizdiği yol için

örgüte müzahir kadrolara yol gösterdiği ve onları nasıl davranmaları hususunda

yönlendirdiği, bu durumunda yapılan toplantının tamamen PKK/Kongra-Gel

terör örgütünün hedefleri doğrultusunda yapıldığının açık bir göstergesi

olduğu, örgüt elebaşısının talimatları doğrultusunda

hareket ettikleri, yapılan kent meclisi toplantılarının içerikleri ile örgüt elebaşısının talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiği

ve yasadışı sözleşmelere (KCK, DKM vb.) temelini dayandıran bir oluşum olduğu

birlikte değerlendirildiğinde söz konusu kent meclisi toplantılarının yasadışı

olduğu anlaşılmış olup;

Şüphelinin

de yapılan bu yasadışı toplantılara katılmak suretiyle terör örgütüne üye olma

suçunu işlediği, yukarıda açık kimlik bilgileri ile suçları yazılı bulunan

şüphelilerin üzerine atılı suçtan dolayı sorgularının icrası ile üzerine atılısuçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, kuvvetli

suç şüphesinin varlığı ve şüphelilere isnat edilen suçun 5271 sayılı CMK' nun 100/3-a maddesinde sayılı olan katalog suçlardan olması

hususları dikkate alınark şüphelilerin 5271 sayılı CMK'nun 100 ve devamı maddeleri uyarınca tutuklanmasına[karar

verilmesi kamu adına talep olunur]".

11. Başvurucular, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK

mülga 250. madde ile görevli) 25/11/2011 tarihli kararı ile silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan tutuklanmışlardır. Tutuklama kararının gerekçesinin

ilgili bölümü şöyledir:

" ... terör örgütüne üye olma suçunu

işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin

bulunması, yüklenen suçun niteliği, mevcut delil durumu, üzerlerine atılı suç

için kanunda öngörülen cezanın miktarı, isnat edilen suçun CMK 100/3-a

maddesinde sayılan suçlardan olması göz önüne alınarak CMK 100-101 maddeleri

gereğince şüphelilerin tutuklanmalarına [karar verildi]".

12. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 5/4/2012 tarihli

iddianamesi ile başvurucuların terör örgütünün faaliyetlerini düzenlemek

suretiyle örgütü yönetme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri

düzenleme, yönetme, bunların hareketlerine katılma suçlarını işlediğinden

bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu

davası açılmıştır. İddianamede, başvurucular ile birlikte toplam doksan beş

sanığın cezalandırılması talep olunmuştur.

13. İddianamede; başvurucu Ali Yüce'nin PKK terör örgütü adına

Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde KCK Kent Meclisi yürütmesinde yer aldığı, bu

kapsamda yapılan birçok yasa dışı toplantıya katıldığı ileri sürülmüştür.

İddianamede gizli tanık beyanlarına da yer verilmiştir. Bu beyanlarda

başvurucunun Bağlar Kent Meclisinin üyesiolduğu, Kent

Meclisi toplantılarında alınan kararlarla ilgili yapılan çalışmaları koordine

ettiği, molotof kokteyli kullanılan gösteri yürüyüşlerini,

terörist cenazelerinin sahiplenilmesi eylemlerini organize ettiği ileri

sürülmüştür. Ayrıca başvurucunun PKK'nın çağrısıyla yapılan, terör örgütünün

propagandasına dönüşen, bazılarında şiddet eylemlerinin de olduğu gösteri

yürüyüşlerini Kent Meclisinin yöneticisi olarak tertip ettiği, bunlara

katıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun telefon dinleme kayıtlarına da yer

verilmiştir. Bu kayıtlarda başvurucunun operasyonlarda öldürülen teröristlerin

cenazeleri ile ilgilenilmesine, cenazelere araç temin edilmesine yönelik

konuşmalarının olduğu ifade edilmiştir.

14. İddianamede, başvurucuyla ilgili hukuki değerlendirme bölümü

şöyledir:

"... Dosyada mevcut ortam tapeleri, olay tespit tutanakları ve fotoğraflar, tanık

beyanları, dökümanlar, savunması birlikte

değerlendirildiğinde, Şüphelinin, PKK terör örgütünün sözde sözleşmeleri örgüt

liderinin ve terör örgütünün Irak ülkesinin kuzeyinde yerleşen yöneticilerinin

talimatları doğrultusunda kurulan ,ayrıntısıylaiddianamenin

giriş bölümünde yasadışı terör örgütüne bağlı biryapılanma

olduğu açıklanan , başkanlık divanı, yürütmesi ve disiplin kurulundan oluşan

organları bulunan, PKK/KCKterör örgütü yapılanmasının

ana unsurlarından ve sözde demokratik özerkliği gerçekleştirmenin bir aracı

olarak kabul ettikleri, kentte bulunan tüm kurumların bağlı olduğu,

vatandaşların devletin idari ve adli kurumlarıyla irtibatını ortadan kaldırmayı

amaç edinen, öldürülen teröristleri için saygı duruşunda bulunularak

toplantılarına başlanılan, Abdullah Öcalan'ın avukatları aracılığıyla

gönderdiği 'Görüşme notlarının' ve KCK yürütme konseyi başkanlığının görüş ve

talimatlarının okunduğu, bu görüş ve talimatlar doğrultusunda değerlendirme ve

alan çalışmasının yapıldığı, gündeme göre değişik tarihlerde PKK terör

örgütünün propagandasının yapıldığı yasadışı gösterilerin düzenlenmesi

kararlarının alındığı yasadışı kent Meclisinin toplantılarına bu özelliğini

bilerek yürütme sıfatıyla katıldığı (Gerek toplantıdaki konuşmalarından,

gerekse gizli tanık beyanlarından kent meclisi yürütmesinde ve divanında yer

aldığı anlaşılmıştır.) şüphelinin örgütün yönetici kadrosunda olduğunun

anlaşıldığı,

Silahlı örgütü yönetmek; örgütün genel

stratejisini belirlemek, örgüt faaliyet planlarını yapmak, iş bolumunu belırlemek, uyelerıne görev ve talimat vermek, koordinasyonu sağlamak

gibi davranışlardır. Bu şekil davranışlarda bulunan örgütün hıyerarşık

yapısı ıçınde gorevlendırılen,

başkanlık eden, emir verıp komuta eden kişi veya bu

faaliyetlerde bulunan yonetım grubu uyesı olan kışı, yoneten sıfatıyla

314/1 maddeye gore cezalandırılır hükmü,

Yasadışı Kent Meclisi Sözleşmesinin 23/a

maddesinde tanımı ve kapsamı anlatılan 'Kent Meclisi Yürütmesinin Kent Konseyi

olarak tanımlandığı ve halkın demokratik işlerini yürüten en üst icra organdır.

Alanın DTM'nin ve Demokratik Kent Meclisinin kararlarını yaşama geçirir.

Demokratik Kent Meclisi toplantılarında faaliyetleri hakkında rapor sunar,

çalışmalarım meclisin denetimine açar.' şeklindeki görevleri

,yine sözleşmenin 8. maddesinde DKM Başkanlık Divanının 'Meclis

çalışmalarını düzenleyip yürütmekten sorumludur. Genel Kurul toplantılarını ve

ara dönem kurul toplantılarını organize eder ve yönetir. Komisyon çalışmalarını

koordine eder, düzenler' şeklindeki hükmü göz önüne alındığında şüphelinin

üzerine atılı terör örgütünün faaliyetlerini düzenlemek suretiyle terör

örgütünü yönetme suçunu işlediğinin anlaşıldığı,

Ayrıca şüphelinin 03.03.2011, 01.04.2011,

19.04.2011, 25.06.2011, 26.06.2011, 29.07.2011, 21.08.2011, 08.10.2011 ve

29.10.2011 tarihli eylemleri nedeniyle 9 (dokuz) KEZ 2911 Sayılı

Kanunun 28/1 maddesinde yazılı suçu ile;

Yine 22.11.2011 tarihinde şüphelinin başkanı

olduğu Bağlar BDP ilçe binasında yapılan aramada ele geçirilen malzemelerinbulundukları yer ve sayısal olarak çoklukları gözönüne alındığında terör örgütünün propgandası

amacıyla bulundurulup sergilendiği anlaşıldığından şüphelinin terör örgütünün

propagandasına yapma suçunu işlediğinin anlaşıldığı..."

15. İddianamede, başvurucu Heybet Yüce'nin Diyarbakır'ın Bağlar

ilçesinde Kent Meclisi bünyesinde örgütsel faaliyetler yürüttüğü, bu kapsamda yapılan birçok yasa

dışı toplantıya katıldığı ileri sürülmüş; başvurucunun ikametinde yapılan

aramada yaşadığı bir sorundan dolayı örgütsel hiyerarşi gereği Bağlar ilçe

yürütmesine öz eleştiri verdiğine dair bir belgenin ele geçirildiği

belirtilmiştir. İddianamede gizli tanık beyanlarına da yer verilmiştir. Bu

beyanlarda; başvurucunun gençler üzerinde etkili bir durumunun olduğu,

özellikle mahalle içinde örgütlenen gençlerin molotof

kokteyli hazırlamasına yardımcı olduğu, mahalle içinde meydana gelen her türlü

örgütsel eylem ve faaliyetlerin başvurucunun bilgisi doğrultusunda yapıldığı

ileri sürülmüştür. Ayrıca başvurucunun terör örgütünün çağrısıyla yapılan, terör

örgütünün propagandasına dönüşen ve bazılarında şiddet eylemlerinin de olduğu

toplantılara katıldığı ileri sürülmüş; başvurucunun telefon dinleme kayıtlarına

da yer verilmiştir. Bu kayıtlarda başvurucunun operasyonlarda öldürülen

teröristlerin cenazelerine katılımın sağlanmasına, bu cenazelerde yapılacak

gösterilerin koordine edilmesine ilişkinkonuşmalarının

olduğu ifade edilmiştir.

16. İddianamede, başvurucuyla ilgili hukuki değerlendirme bölümü

şöyledir:

" ... Dosyada mevcut ortam tapeleri, olay tespit tutanakları ve fotoğraflar, tanık

beyanları, dökümanlar, savunması birlikte

değerlendirildiğinde, Şüphelinin, PKK terör örgütünün sözde sözleşmeleri örgüt

liderinin ve terör örgütünün Irak ülkesinin kuzeyinde yerleşen yöneticilerinin

talimatları doğrultusunda kurulan ,ayrıntısıylaiddianamenin

giriş bölümünde yasadışı terör örgütüne bağlı biryapılanma

olduğu açıklanan , başkanlık divanı, yürütmesi ve disiplin kurulundan oluşan

organları bulunan, PKK/KCKterör örgütü yapılanmasının

ana unsurlarından ve sözde demokratik özerkliği gerçekleştirmenin bir aracı

olarak kabul ettikleri, kentte bulunan tüm kurumların bağlı olduğu,

vatandaşların devletin idari ve adli kurumlarıyla irtibatını ortadan kaldırmayı

amaç edinen, öldürülen teröristleri için saygı duruşunda bulunularak

toplantılarına başlanılan, Abdullah Öcalan'ın avukatları aracılığıyla

gönderdiği 'Görüşme notlarının' ve KCK yürütme konseyi başkanlığının görüş ve

talimatlarının okunduğu, bu görüş ve talimatlar doğrultusunda değerlendirme ve

alan çalışmasının yapıldığı, gündeme göre değişik tarihlerde PKK terör

örgütünün propagandasının yapıldığı yasadışı gösterilerin düzenlenmesi

kararlarının alındığı yasadışı kent Meclisinin toplantılarına bu özelliğini

bilerek, 5 nisan mahalle meclisi temsilcisi olarak katıldığı, bu şekilde

üzerine atılı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin anlaşıldığı..."

17. Dava, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

madde ile görevli) E.2012/198 sayılı dosyası üzerinden başvurucular yönünden

tutuklu olarak görülmüştür.

18. Mahkeme 21/1/2014 tarihinde başvurucuların da aralarında

olduğu tutuklu sanıkların tutukluluk durumunu resen incelemiş ve başvurucuların

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

19. Başvurucular karara itiraz etmiş, Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin31/1/2014 tarihli kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar

verilmiştir.

20. Başvurucular, anılan kararı 17/2/2014 tarihinde

öğrendiklerini bildirmişlerdir.

21. Başvurucular 17/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

22. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) mülga 250.

madde ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/3/2014 tarihli kararı ile dosya,

Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2014/191) devredilmiştir.

23. Anılan Mahkemece 4/4/2014 tarihinde yapılan tensip

incelemesinde başvurucuların tahliyesine karar verilmiş, başvurucular aynı gün

serbest bırakılmıştır.

24. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

25. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Gülser Yıldırım (2)

[GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 64-89.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 3/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığı İddiası

a. Başvurucuların

İddiaları

27. Başvurucular; gizli tanık beyanlarında yer alan bazı soyut

anlatımlar ve katıldıkları birtakım yasal etkinlikler nedeniyle

tutuklandıklarını, tutuklama kararında suç şüphesinin bulunduğuna dair somut bir

delilin gösterilmediğini, tutuklamanın ölçülü olmadığını belirterek Anayasa'nın

19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

28. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

29. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

30. Başvurucuların bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

31. Genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§ 110-124.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

32. Somut olayda öncelikle başvurucuların tutuklanmasının kanuni

dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucular, iddianameye

konu olan eylemler (bkz. §§ 13,

14, 15, 16) nedeniyle PKK silahlı terör örgütünün üyesi olma suçundan 5271

sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmışlardır. Dolayısyla

başvurucular hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

33. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

34. Somut olayda başvurucular; PKK/KCK yapılanması kapsamında

Kent meclislerinde örgütsel faaliyet göstermekle, şiddet eylemleri içeren ve

terör örgütünün propagandasına dönüşen gösteri yürüyüşleri organize etmekle ve

bu gösterilere katılmakla suçlanmışlardır. Bu suçlamaya ilişkin olarak

soruşturma makamlarınca dinleme kayıtları, olay tespit tutanakları ve

fotoğraflar, tanık beyanları, dokümanlar gibi delillere dayanılmıştır. Bu

delillere dayanan suçlamalarla ilgili olarak başvurucuların isnat edilen suç kapsamında

tutuklanmalarına karar verilmiştir. Dolayısıyla dava dosyasında başvurucuların

üzerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli belirtilerin bulunduğu

anlaşılmaktadır. Başvurucuların iddianamede gösterilen eylemlerinin PKK ile

bağlantılı bir suçlama bakımından kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsizve keyfî olduğu söylenemez.

35. Diğer taraftan başvurucular hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

36. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen terör örgütüne üye

olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç

tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülen

cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (Aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak,

B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran

Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç,

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun

gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (bkz. § 24; Gülser Yıldırım

(2), § 148).

37. Somut olayda Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince

başvurucuların tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı

terör örgütüne üye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin kanunda öngörülen

yaptırımın ağırlığına ve suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına dayanıldığı

görülmektedir (bkz. § 11).

38. Dolayısıyla somut

olayın özelliği ve Mahkeme tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucular yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen-

kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu

söylenebilir.

39. Başvurucular hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

40. Öncelikle örgüt suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 214; Devran Duran,

§ 64).

41. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında derece mahkemeleri isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın

ağırlığını, işin niteliğini de gözönünde tutarak

başvurucuların tutuklanmasına karar vermiştir. Ölçülülük açısındanmahkemelerin

bu sonuca varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

43. Başvurucular; tutukluluğun devamı kararlarında suç şüphesine

ilişkin olguların açıklanmadığını, tahliye taleplerinin matbu gerekçelerle

reddedildiğini, tutukluluğa ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerine dair

kişiselleştirme yapılmadığını, haklarında adli kontrol hükümlerinin uygulanması

mümkün olmasına rağmen keyfî olarak tutukluluğunun devam ettirildiğini ve tutukluluğunun

uzun sürdüğünü belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

44. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

46. Yukarıda belirilen Anayasa ve

Kanun hükümleri gereğince Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

47. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

48. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 4/4/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucuların tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucuların tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucular lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucuların durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların tutukluluğun makul

süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Siyasi Faaliyette

Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

50. Başvurucu Ali Yüce, Barış ve BDP'nin

Diyarbakır'ın Bağlar ilçe başkanlığını yaptığını, Heybet Yüce ise BDP üyesi

olduğunu belirtmiş; başvurucular siyasi faaliyetleri nedeniyle

tutuklandıklarını, tutuklanmaları nedeniyle siyasi faaliyette bulunamadıklarını

ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

51. Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirinin ifade ve basın

özgürlükleri, dernek kurma hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma

hakları gibi diğer temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisini incelerken

öncelikle tutuklamanın hukuki olup olmadığını ve/veya tutukluluğun makul süreyi

aşıp aşmadığını değerlendirmekte; daha sonra tutuklamanın hukukiliğine ya da

tutukluluğun süresinin makullüğüne ilişkin vardığı sonucu da dikkate alarak

diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini belirlemektedir ( Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, §§ 92-100; HidayetKaraca [GK],

B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§

111-117; Mehmet Baransu

(2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 157-164; Günay

Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 191-203; Mehmet Haberal, B. No: 2012/849,

4/12/2013, §§ 105, 116; Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272,

4/12/2013, §§ 120-134; Kemal Aktaş ve Selma Irmak, B. No:

2014/85, 3/1/2014, §§ 61-75; Faysal

Sarıyıldız, B. No: 2014/9, 3/1/2014,

§§ 61-75; İbrahim Ayhan,

B. No: 2013/9895, 2/1/2014, §§ 60-74; Gülser Yıldırım, B. No: 2013/9894, 2/1/2014, §§ 60-74).

52. Somut olayda başvurucuların tutuklanmasının hukuki olmadığı

iddiası incelendiğinde başvurucuların suç işlemiş olabileceğinden

şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğu, ayrıca olayda tutuklama

nedenlerinin mevcut olduğu ve tutuklamanın ölçülü olduğunun söylenebileceği

sonucuna varılmıştır (bkz. §§ 27-34). Bu

kapsamda yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında başvurucuların yalnızca

siyasi faaliyette bulunma hakları kapsamında kalan eylemleri nedeniyle

soruşturmaya maruz kaldığı ve tutuklandığı iddiası yönünden farklı bir sonuca

varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların tutuklanmasının siyasi

faaliyette bulunma haklarını ihlal ettiği iddialarına ilişkin olarak bir

ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

3/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucular

:

1. Ali YÜCE

2. Heybet

YÜCE

Vekili

:

Av. Süleyman

BİLGİÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2132, 3 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran
  10. B. Siyasi Faaliyette
  11. B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. M. Emin KUZ
  16. Kaya
  17. Yüce
  18. Bilgiç
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2132
Tarih
3 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Veli Saçılık Başvurusu (B. No: 2014/16192)
  • Hüsne Parlar Başvurusu (B. No: 2015/323)
  • Canan Tangün Başvurusu (B. No: 2015/1588)
  • İbrahim Kaptan Başvurusu (B. No: 2017/30510)
  • Abdullah Çetin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2524)
  • Abdulkerim Anaçoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15469)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.